İçeriğe geç
AC
9. Ceza Dairesi Esas: 2022/4111 Karar: 2023/984 Tarih: 2023

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2022/4111 K.2023/984

9. Ceza Dairesi 2022/4111 E. , 2023/984 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafı

Karar Özeti

9. Ceza Dairesi 2022/4111 E. , 2023/984 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafı

Karar Detayı

9. Ceza Dairesi 2022/4111 E. , 2023/984 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesi yapmış olduğu yargılama sonunda 18.12.2019 tarih ve 2019/210 Esas, 2019/595 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından cezalandırılmasına karar vermiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesi 13.07.2020 tarihli ve 2020/465 Esas, 2020/897 Karar sayılı kararı ile sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ve Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir. 3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.03.2022 tarih ve 9-2020/73880 sayılı Tebliğnamesi ile bozma görüşlü olarak Dairemize tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Sanık müdafii; mağdure iddiası dışında dosya kapsamında somut delil bulunmadığını, mağdurenin şikayet günü muayenesinin yapıldığını, mağdurenin fiili livataya uğradığı beyanlarının gerçek dışı olduğunun doktor raporu ile sabit olduğunu, Adli Tıp Kurumu şube müdürlüğünden aldırılan raporun da cinsel istismarın olmadığını kanıtlar nitelikte olduğunu, mağdure tarafından teslim edilen külot üzerinde kan izine rastlanmadığını, külot üzerindeki sanığa ait genotip özellikteki sıvının mağdure tarafından başkaca yollarla külota bulaştırıldığını, mağdure tarafından banyodaki kirli çamaşırlara sürtmek sureti ile sanığa ait meni veya genotip özelliklerin söz konusu külota bulaştırıldığını düşündüklerini, sanığın şehir dışında uzun süre kalacağı için mağdurenin ablasının ilk eşi ve oğlunun yanında kalmasını istemediğini, ancak mağdurenin kalmak istemediğini ve sanığın ilk eşi ve çocuklarıyla kalmaya başladığını, mağdurenin suç tarihinden iki gün ya da üç gün önce şehir dışından dönen sanığın kendisine cinsel istismarda bulunduğu iddiasında bulunduğunu, sanığın daha evvel mağdureyi arkadaşlığı nedeniyle annesinin yanında uyardığını, mağdurenin sanığa kendi resimlerini göndermesi üzerine mağdureyi tokat atmak suretiyle dövdüğünü, sanığa ait telefonun mağdure için her an ulaşabilecek durumda olduğunu, dosya içeriğinde mevcut olan yazışmaları ve çıplak resimleri sanığın daha önce görmediğini, bu resimlerden soruşturma aşamasında haberinin olduğunu, sanıkla mağdurenin yalnız şekilde alışveriş merkezine gitmediklerini, alışveriş merkezinin otoparkında istismara uğramasının söz konusu olamayacağını, sanığın ... semtindeki inşaata götürüp cinsel amaçlı hürriyetinden yoksun kıldığı hususunda da mağdurenin beyanları dışında somut bir delilin bulunmadığını, tahdit suçundan verilen cezanın isabetli olmadığını, zor kullanılmadığını ve hürriyetin tahdit edilmediğini, mağdurenin annesinin amcası olan sanıkla evlenmesini istemediğini, evlilikten yaklaşık bir sene sonra annesinin hamile olduğunu öğrenmesi üzerine cinsel istismar iddiasında bulunduğunu, kesin delil bulunmadığını, masumiyet karineliğine ilişkin temel ilkeye uyulmadığını beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Katılan Bakanlık vekili; sanık hakkında cezalandırma yapılırken teşdit uygulanmadan alt sınırdan cezalandırma yapılmasının, birden fazla nitelikli halin gerçekleşmesine rağmen alt sınırdan ceza tayin edilmesinin ve kendisini vekil ile temsil ettirip katılan olmasına karar verilen Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk derece mahkemesince; "Sanık savunmasında abisinin vefat etmesi nedeniyle mağdurenin annesi ... ile gayrıresmi olarak birlikte yaşamaya başladığını, mağdure ...'nın buna tepki göstermesi nedeniyle ve babasının ölmüş olmasından dolayı psikolojik sorunlar yaşamaya başladığını, bu nedenle kendisi hakkında asılsız ithamlarda bulunduğunu beyan ederek suçlamayı kabul etmemiş, mağdurenin çamaşırlarında kendisine ait spermin çıkmış olmasının mağdurenin annesiyle aynı evde ilişkiye girmesi sonrası mağdure tarafından kendi kıyafetlerine bulaştırmış olabileceğini, telefondan gönderilmiş olan mesajların ise telefonunun şifresini bilen mağdurenin kendisi tarafından yapılmış olabileceğini, bu mesajları öğrendikten sonra mağdureyi hırpaladığını beyan etmiş, Mağdurenin annesi ..., sanığın beyanlarını doğrular mahiyette anlatımlarda bulunmuş Mağdure ...'nın kamu davası açılmadan önce şikayetten vazgeçtiği ve ilk aşamada olduğunu beyan ettiği olayların gerçekte yaşanmadığını rüyasında gördüğü ve sanıktan nefret ediyor olması nedeniyle olayları yaşanmış gibi anlattığını beyan etmiş ise de, soruşturma aşamasında verilmiş olan dilekçe içeriğinin sanığın savunmasına uygun biçimde hazırlanmış yaşı itibariyle bu kadar teferruatlı biçimde savunmayı doğrulayıcı beyanlarda bulunmak suretiyle şikayetten vazgeçme beyanında bulunmuş olmasının dış etki ve baskı harici hazırlanarak sunulamayacağı, ayrıca dosya içerisinde bulunan mesajlar, alınan kriminal rapor da gözetildiğinde mağdurenin aile baskısı ile beyanlarını değiştirdiği kanaatine varılmakla savunma ve değişen mağdur beyanlarına itibar edilmemiş olup, Mağdurenin soruşturma aşamasında alınmış olan beyanları, dosya içerisinde bulunan mağdure ile sanık arasında yazılı ve mağdurenin çıplak resimlerinin bulunduğu görüntülü mesajlaşmaların içeriği, yine whatsapp yazışmaları ve bu yazışmalara ilişkin bilirkişi raporları ile İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarınca düzenlenmiş olan 17/01/2018 tarihli mağdurenin külotu üzerinde yapılan inceleme sonucu sanığın genotip özellikleriyle uyumlu meninin tespit edilmiş oluşu hususları birlikte değerlendirildiğinde savunmalara itibar edilmemiş olup, Yapılan yargılama neticesi toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde, maddi bulgularla doğrulanan tutarlı mağdur ...'nın beyanları göz önüne alındığında; sanığın 2016 yılı Ocak ayı ile ... AVM otoparkında araç içerisinde mağdurenin göğüslerini ellemek suretiyle başlayan, kısa aralıklarla mağdureyi aracında götürdüğü, kapalı otoparklarda tenha köşelerde mağdurenin rızası hilafına, araç içerisinde mağdurenin cinsel bölgelerine zorla baskı kullanmak suretiyle ve mağdure ve kardeşlerine zarar vereceğini söyleyip tehdit ederek dokunmak, araç içerisinde ve bu olaydan 10 gün kadar sonra ... semtinde bulunan tadilat halindeki eve götürüp organ sokmak suretiyle fiili livatada bulunmak, devam eden şikayet eden tarihine kadar değişen zamanlarda tehdit ve baskısını sürdürmek suretiyle yine bir çok kez organ sokmak suretiyle livatada bulunarak 15 yaşını doldurmamış mağdureye yönelik cinsel saldırı eylemini devam ettirdiği ve şikayet tarihi olan 20/11/2017 tarihinde sanığın ilk eşinin bulunduğu ikamette kalmakta olan mağdureye karşı livata suretiyle cinsel saldırı eylemini gerçekleştirdiği, somut olayın bu şekilde sübut bulduğu, Sübut bulan olayın yapılan hukuki değerlendirmesinde, suç tarihi itibariyle 15 yaşını tamamlamamış olan mağdureye karşı amcası olan ve mağdurenin annesi ile birlikte başlangıçta mağdurenin de yanlarında, sonrasında sanığın ilk eşinin yanında ikamet eden mağdureye karşı sanığın gözetim ve denetim imkanından da faydalanmak suretiyle kurduğu baskı ile bu imkandan faydalanarak yanında bulunan mağdureyi aracıyla çeşitli otoparklara götürüp tenha bölgelerde ve tadilat halindeki daireye götürmek suretiyle kısa aralıklarla cinsel bölgelerine dokunmak ve organ sokmak suretiyle birden çok kez livatada bulunarak cinsel saldırı suçlarını, ayrıca cinsel amaçla çocuğa karşı hürriyetten yoksun bırakma suçlarını işlediği, bir kasıt altında kısa aralıklarla kanunun aynı maddesini ihlal edici davranışlarla aynı suçları işlemiş olan sanığın eylemleri ile işlediği her iki suçun zincirleme biçimde tek suç olarak kabul edilmesi gerektiği de gözetilerek zincirleme biçimde çocuğa karşı organ sokmak suretiyle cinsel istismar ve zincirleme biçimde cinsel amaçlı çocuğa karşı hürriyetten yoksun bırakma suçlarını işlediği, Sanığın eylemlerinin geldiği aşama itibariyle son eylem tarihinde mağdurenin 15 yaşını ikmal etmiş olması sonrası cinsel saldırı eylemini işlemeye devam etmiş olmasının ayrı bir suç oluşturmayacağı, evlenme yasağı bulunan reşit olmayan çocukla cinsel ilişki suçu nedeniyle kamu davası açılmış ise de bu eylemin de çocuğa karşı cinsel istismar suçunun teleslül oluşturan bir eylemi olarak kabulünün gerekeceği gözetilmek suretiyle sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir." gerekçeleriyle sanık hakkında mahkumiyet hükümleri tesis etmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesi 13.07.2020 tarihli ve 2020/465 Esas, 2020/897 Karar sayılı kararı ile sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ve Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir. IV. GEREKÇE A. Katılan Bakanlık Vekilinin Vekalet Ücretine Yönelik Temiz İsteminin İncelenmesinde Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları" başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin birinci maddesinden anlaşılacağı üzere bu kanun Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Kanun'un 20 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanuni düzenlemeler dikkate alındığında Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır. B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi ile Katılan Bakanlık Vekilinin Vekalet Ücretine Hükmedilmesine Yönelik Temyiz Sebebi Dışında Kalan Temyiz İsteminin İncelenmesinde Mağdurenin 18.04.2019 günlü tensip tutanağı gereğince beyanlarının alınmasına yer olmadığına karar verilmesinin ardından yapılan yargılama sonucunda söz konusu ifadeye istinaden mahkûmiyet kararı verildiğinin anlaşılması ve 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesinde hakimin kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurda tartışılmış delillere dayandırabileceği hususunun düzenlenmesi karşısında, her ne kadar aynı Kanun'un 236 ncı maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde "İşlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulan çocuk veya mağdur, bu suça ilişkin soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir" ifadesine yer verilmiş ise de, maddi gerçeğin aydınlatılması açısından zorunlu olduğu durumlarda mahkeme tarafından da mağdurenin tekrar dinlenebileceği nazara alınıp, aynı zamanda olayın tek tanığı konumundaki mağdurenin 5271 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 236 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince temin edilerek dinlenilmesi ile iddia edilen suç tarihlerinin, nitelikli eylemin ilk gerçekleştiği tarihin ve zora ilişkin hususların tespit edildikten sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken anılan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine yazılı şekilde esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırılık olarak görülmüştür. V. KARAR Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 13.07.2020 tarihli ve 2020/465 Esas, 2020/897 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.02.2023 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla