Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2022/7976 E. , 2022/10538 K. "İçtihat Metni" Talep Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Talep Yazısının Tarihi : 12.05.2022 Talepte Bulunulan İlgili Daire Kararı : Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 21/03/2022 tarihli ve 2022/1703 Esas, 2022/2564 Karar Taleple İlgili Mahkeme Kararı : İstanbul Bölge Adliye M
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2022/7976 E. , 2022/10538 K. "İçtihat Metni" Talep Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Talep Yazısının Tarihi : 12.05.2022 Talepte Bulunulan İlgili Daire Kararı : Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 21/03/2022 tarihli ve 2022/1703 Esas, 2022/2564 Karar Taleple İlgili Mahkeme Kararı : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 27/03/2019 tarih ve 2018/510 Esas, 2019/1306 Karar Taleple İlgili Hüküm : CMK 286/2-d maddesi kapsamında kaldığı gerekçesiyle verilen temyiz isteminin reddi Suç : Cinsel taciz Zincirleme Suretiyle Sesli Yazılı veya Görüntülü Bir İleti İle Hakaret, Şantaj, Zincirleme Suretiyle Çocuğun Basit Cinsel İstismarı suçlarından sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda; İstanbul Anadolu 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/02/2017 tarih ve 2015/255 E., 2017/49 K. sayılı kararı ile değişen suç vasfına göre cinsel taciz suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 27/03/2019 tarih ve 2018/510 Esas, 2019/1306 Karar sayılı kararıyla ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünün kaldırılarak sanığın TCK'nın 105/1, 105/2-d, 43/1, 62, 53 maddeleri gereğince 3 yıl 4 ay hapis cezası ile mahkumiyetine dair verilen kararın temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 21/03/2022 tarihli ve 2022/1703 Esas, 2022/2564 Karar sayılı ilamı ile temyiz isteminin reddi yönündeki kararına karşı Yargıtay C.Başsavcılığının 12/05/2022 tarihli ve 14 - 2019/75531 sayılı yazısı ile "İtirazın konusu, TCK'nın 105/1 maddesinde düzenlenen cinsel taciz suçuna öngörülen hapis cezasının 2 yıl olan üst sınırının TCK'nın 105/2-d maddesinde yazılı nitelikli hal nedeniyle iki yılın üzerine çıktığı ve bu nedenle istinaf mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünün temyiz edilebilir olduğuna ilişkindir. Anayasanın 13. maddesinin; "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir." hükmünü, Anayasanın 36. maddesinin; "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir" hükmünü, TCK'nın cinsel taciz suçunun düzenleyen 105. maddesinin; "(1) Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikâyeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına, fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (2) (Değişik fıkra: 18/06/2014-6545 S.K./61. md) Suçun; .... d) Posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, .... işlenmesi hâlinde yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise verilecek ceza bir yıldan az olamaz" hükümlerini, CMK'nın temyizi düzenleyen 286. maddesinin; "(1) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir. (2) Ancak; ... d) (Anayasa Mahkemesinin 27/12/2018 tarihli ve E.:2018/71 K.:2018/118 sayılı Kararı ile İptal; Yeniden Düzenleme:20/2/2019-7165/7 md.) İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları, ... temyiz edilemez" hükümlerini içerdikleri anlaşılmaktadır. Cezayı artıran nitelikli hallerin temyiz kesinlik sınırını etkileyip etkilemeyeceği konusunda Yargıtay Ceza Dairelerinin farklı uygulamaları mevcuttur. Örneğin İlk Derece Mahkemesinin TCK'nın 116/1, 62, 53 maddeleri gereğince verdiği 5 ay hapis cezasının (Kemer 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/142 Esas, 2017/658 karar sayılı kararı) lehe aleyhe istinaf edilmesi sonucunda bu hükmün kaldırılarak sanığın TCK'nın 116/1, 119/1-c, 62, 51, 51/3 maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Bölge Adliye Mahkemesi (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 05/04/2018 tarih ve 2018/278 Esas, 2018/569 Karar sayılı kararı) kararının temyizi kabil olduğu Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 22/11/2021 tarih ve 2021/16487 Esas, 2021/19458 Karar sayılı kararı ile kabul edilmiş, temyiz istemi sair başka husus yönünden reddedilmiştir. Aynı Dairenin benzer kararları da mevcuttur. (16/12/2021 tarih ve 2021/16522 Esas, 2021/21765 Karar sayılı, 24/11/ 2021 tarih ve 2021/16528 esas, 2021/19765 karar sayılı kararı) TCK'nın 125/1 maddesinde düzenlenen hakaret suçunun hapis cezası üst sınırının 2 yıl olmasına rağmen suçun aleni şekilde işenmesi nedeniyle TCK'nın 125/4 maddesinin üst sınırı iki yılın üzerine çıkardığı ve hükmün CMK'nın 286/2-d maddesi kapsamından çıkardığı Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 28/01/2021 tarih ve 2020/18251 Esas, 2021/2803 Karar sayılı kararı ile kabul edilmiş ve işin esasına girilmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesinin adli para cezasının hapis cezasına çeviren kararı temyiz incelemesine tabi tutulmuştur. Diğer taraftan İlk Derece Mahkemeleri tarafından verilen beraat kararları yönünden benzer bir düzenleme içeren CMK'nın 286/2-g maddesinin uygulamasında da; Yargıtay 9. Ceza Dairesi kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ilk derece mahkemesince verilen beraat kararlarına yönelik istinaf isteminin reddine dair Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararlarının temyiz kesinlik sınırı olan 10 yıllık hapis cezasının cezayı arttıran nedenlerin göz ardı edilerek belirlenmesi gerektiği görüşünde iken aynı suç yönünden Yargıtay 8. Ceza Dairesinin işin esasına girerek inceleme yaptığı anlaşılmaktadır. Nitekim iddianamedeki sevk maddeleri TCK.nın 109/1, 109/3-f, 109/5 olan eylem nedeniyle ilk derece mahkemesince verilen beraat hükmünün istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair karara yönelik temyiz istemi hakkında Yargıtay 9. Ceza Dairesinin verdiği 01/03/2022 tarih ve 2021/13432 Esas, 2022/1734 Karar sayılı kararında, "5271 sayılı CMK'nın 286/2-g. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından ağırlaştırıcı haller nazara alınmaksızın üst sınırı on yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, hakaret, kasten yaralama ve müstehcenlik suçlarıyla ilgili verilen beraat hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, katılan mağdure vekili ile katılan Bakanlık vekilinin anılan hükme ilişkin temyiz istemlerinin aynı Kanunun 298. maddesi gereğince REDDİNE," şeklinde temyiz isteminin reddine karar vermiştir. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 23/02/2022 tarih ve 2021/11471 Esas, 2022/3269 Karar sayılı kararında aynı sevk maddeleri ile açılmış kamu davasında verilen beraat kararına yönelik istinaf isteminin esastan reddine dair karara karşı temyiz isteminin kabul ederek işin esasına girilmiş ve "Oluşa ve dosya kapsamına göre; olay tarihinde 15 yaşından küçük olan mağdurenin, akrabası olan sanıklar Davut Uyan, Ayşe Uyan ve Salih Uyan tarafından, kuzeni olan Ramazan ile gayri resmi olarak evlendirildiği ve bu şekilde Ramazan ile birlikte aynı evde yaşamasına yardım edildiği anlaşılmakla, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.12.2015 tarihli 2014/14-198 Esas 2015/428 Karar, 17.02.2015 tarihli 2014/14-307 Esas 2015/8 sayılı Kararları nazara alındığında, onbeş yaşını tamamlamamış olan mağdurenin kendi özgür iradesi ile serbestçe hareket etme hakkı, niteliği itibariyle üzerinde mutlak surette tasarrufta bulunabileceği bir hak olmadığından, bu hakkının ihlaline yönelik olarak sanıklar tarafından gerçekleştirilen eylemle ilgili gösterdiği rıza hukuken geçerli sayılmadığından, sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı TCK.nın 109/1,3-f,5, 39. maddelerinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu anlaşılmakla, sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat kararları kaldırılarak mahkumiyetlerine karar verilmesi yerine; katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olması" gerekçesi beraat hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. Kanaatimiz; CMK'nın 286/2-d maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından, cezada artırım gerektiren nitelikli hallerin ilk defa Bölge Adliye mahkemesi tarafından uygulanması sonucu ilk derece mahkemesince verilen cezanın arttırılması sonucunu doğuran hükümlerde, cezayı arttıran nitelikli halin suçun temel şeklini düzenleyen yasa hükmünde yazılı ceza üst sınırında arttıracağının kabul edilmesi gerektiği, aksinin kabulünün daraltıcı yorumla mahkemeye erişim hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracağı, bu durumun Anayasanın 13 ve 36. maddesi kapsamında bir ihlale yol açacağı yönündedir. 3- İstanbul Anadolu 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/02/2017 tarih ve 2015/255 Esas, 2017/49 Karar sayılı kararı ile sanık ...'in mağdur ...'a yönelik "Zincirleme Suretiyle Çocuğun Basit Cinsel İstismarıé suçundan açılan kamu davasında değişen suç vasfına göre TCK'nın 105/1, 43/1, 62, 53 maddeleri gereğince 2 yıl 13 ay 15 gün hapis cezasının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 27/03/2019 gün ve 2018/510 Esas, 2019/1306 Karar sayılı kararı ile kaldırılarak, sanığın TCK'nın 105/1, 105/2-d, 43/1, 62, 53 maddeleri gereğince 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilen somut olayda; Yukarıda açıklanan nedenlerle sanık hakkında Bölge Adliye Mahkemesince kurulan hükmün kesin olmadığı ve sanık ile hakkında katılma kararı verilmemiş olan ancak CMK'nın 260 ve 6284 sayılı Kanunun 20/2 maddeleri gereğince hükmü temyize hakkı olan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının temyiz istemlerinin işin esasına girilmek suretiyle incelenmesi gerektiği düşüncesi ile " itiraz isteminde bulunulmuştur. Dosya incelenerek gereği düşünüldü: UYAP kayıtları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanık ... hakkında, İstanbul (Anadolu) Cumhuriyet Başsavcılığının 30/03/2015 tarih ve 2015/15944 Esas sayılı iddianamesi ile mağdur ...'a yönelik Zincirleme Suretiyle Sesli Yazılı veya Görüntülü Bir İleti İle Hakaret, Şantaj, Zincirleme Suretiyle Çocuğun Basit Cinsel İstismarı suçlarından cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasında, İstanbul Anadolu 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/02/2017 tarih ve 2015/255 Esas, 2017/49 Karar sayılı kararında hakaret suçundan adli para cezasına, şantaj suçundan hapis ve adli para cezasına, cinsel istismar suçundan ise değişen suç vasfına göre TCK'nın 105/1, 43/1, 62, 53 maddeleri gereğince 2 yıl 13 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Hükmün katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ve sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 27/03/2019 tarih ve 2018/510 Esas, 2019/1306 Karar sayılı istinaf ilamı ile sanık hakkında hakaret ve şantaj suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere esastan reddine, sanık hakkında cinsel taciz suçundan ise ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmü kaldırılarak, sanığın TCK'nın 105/1, 105/2-d, 43/1, 62, 53 maddeleri gereğince 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, istinaf hükmünün, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ve sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce yapılan inceleme sonucunda " İlk derece mahkemesi tarafından gerçekleştirilen yargılama sonucunda sanığın cinsel taciz suçundan mahkumiyetine dair verilen karara yönelik istinaf incelemesini gerçekleştiren Bölge Adliye Mahkemesince vaki istinaf başvurusunun kabulüyle hükmün kaldırılarak sanığın bu suçtan mahkumiyetine dair kurulan hüküm 5271 sayılı CMK'nın 286/2-d. maddesi uyarınca kesin olup temyiz edilemediği " gerekçesi ile onama istekli tebliğnameye aykırı olarak temyiz istemlerinin CMK'nın 298. maddesi gereğince reddine oy birliği ile karar verildiği, İlk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dahil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığı şeklindeki 5271 sayılı CMK'nın 286/2-d maddesindeki ilk düzenlemenin 15/02/2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 27/12/2018 gün ve 2018/71 esas, 2018/118 sayılı kararı ile iptal edilmesi üzerine; mezkur maddenin, 28/02/2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 20/02/2019 tarihli ve 7165 sayılı Kanun'un 7. maddesi ile yeniden düzenlendiği, buna göre; ilk defa Bölge Adliye Mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkumiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dahil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince verilen mahkumiyet kararının CMK'nın 272/3. fıkrası kapsamında istisna niteliğindeki bir karar olmadığı, mahkumiyet hükmüne konu cinsel taciz suçunu düzenleyen yasa maddesinde öngörülen hapis cezasının temyiz kesinlik sınırında olduğu anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görülmeyerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR; Dairemizce verilen temyiz isteminin reddi kararı usul ve kanuna uygun olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ileri sürülen itiraz nedenleri yerinde görülmediğinden 6352 sayılı Kanun'un 99. maddesi ile değişik CMK’nin 308/3. maddesi uyarınca İTİRAZIN REDDİNE, dosyanın itiraz konusunda karar verilmek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİNE 28.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.