Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2022/8370 E. , 2023/8392 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/989 E., 2020/880 K. SUÇ : Reşit olmayanla cinsel ilişki HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üz
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2022/8370 E. , 2023/8392 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/989 E., 2020/880 K. SUÇ : Reşit olmayanla cinsel ilişki HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 06.09.2016 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan kamu davası açılmıştır. 2. İzmir 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.03.2017 tarihli ve 2016/723 Esas, 2017/120 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin çocuğun cinsel istismarı suçu kapsamına girme ihtimali bulunması nedeniyle görevsizlik kararı verilmiştir. 3. İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.04.2018 tarihli ve 2017/243 Esas, 2018/168 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan şikayet yokluğu nedeniyle düşme kararı verilmiştir. 4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 07.10.2020 tarihli ve 2019/989 Esas, 2020/880 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun, karardaki düşmeye ilişkin bölümün çıkarılarak sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan beraatine karar verilmesi suretiyle hükmün düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 23.05.2022 tarihli ve 9-2021/33366 sayılı, temyiz isteminin reddi görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, sanığın mağdureye karşı atılı suçu işlediğine, sanığın eylemlerini mağdurenin rızası dışında gerçekleştirdiğine, sanık hakkında hüküm kurulurken delil ve ifadelerin yeterince incelenmediğine, eksik inceleme neticesinde hukuka ve hakkaniyete aykırı karar verildiğine, sanığın atılı suçtan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Olay tarihinde mağdure ile sanığın aralarında duygusal bağ bulunduğu ve mağdurenin sanığın yaşadığı eve gittiği, aralarında cinsel yakınlaşma olduğu, her ne kadar mağdure tüm aşamalarda sanığın soyunduktan sonra kendisinin tayt ve külotunu çıkararak cinsel organını, kendi cinsel organının içine girecek şekilde soktuğu, bu şekilde birlikte oldukları, karnının içinde yanma hissedince "Dur" diye söylediğinde sanığın durduğu, aralarındaki cinsel ilişkinin 10 dakika kadar sürdüğü şeklinde beyanda bulunmuş ise de; dosyada yer alan mağdure hakkında Adli Tıp Kurumu İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 10.08.2016 tarihli adli rapor ile de mağdureye ait hymende eski veya yeni yırtık saptanmadığı, vajinal yoldan organ veya sair cisim sokma belirtisine, akut veya kronik fiili livatanın tıbbi delillerine rastlanmadığı, akut veya kronik fiili livatanın tıbbi delillerine de rastlanmadığı, ancak kişinin yaşı ve vücut gelişimi dikkate alındığında rıza, tehdit ve kayganlaştırıcı madde kullanımı gibi direncin kırıldığı durumlarda herhangi bir bulgu oluşmadan da livata eyleminin gerçekleşmiş olabileceği hususlarının belirtilmiş olması, ayrıca sanığın, mağdure ile zorla cinsel ilişkiye girmesi halinde raporunda buna ilişkin izlerin bulunması gerekirken bu yönde bulguların olmaması, ayrıca olay tarihinde sanık ile mağdurenin bulunduğu eve olay günü, ancak iddia edilen eylemden sonra gittiği anlaşılan tanık ...'ın Mahkemede mağdureyi ilk kez olay günü sanığın evinde temizlik yaparken gördüğü, sanığın "Kız arkadaşım" şeklinde kendisi ile tanıştırdığı, yaklaşık yarım saat sohbet ettikleri, telefon gelince sanığın telefonla konuşup, mağdureye "Ailenin haberi var mı" diye sorduğunda mağdurenin "Evden izin aldım" demesi üzerine sanığın "Yalan atma, evdekiler seni arıyormuş" dediği ve mağdurenin evden çıkıp gittiği şeklindeki sanığın savunmasını teyit eden yeminli beyanı ve özellikle de mağdurenin görevsizlik kararı veren İzmir 33. Asliye Ceza Mahkemesindeki "....... sanık benim on yedi yaşında olduğumu biliyordu, 'Seneye yaşını doldurunca evleneceğiz,' dedi, bana yanaşmaya çalıştı, ancak ben hiç bir şekilde istemedim, sanığın yanında rahatsız olunca arka odaya gittim, kapıyı kapattım orada oturdum, aradan on dakika kadar geçtikten sonra sanık geldi yanıma uzandı, birlikte olabilmek için beni ikna etmeye çalıştı, ben yine itiraz ettim, istemedim, yanından kalktığımda kolumdan tuttu oturttu, nazik konuşmaya çalıştı, daha sonra cinsel olarak birlikte olduk, onun cinsel organı benim cinsel organıma girmiştir,......." şeklinde beyanda bulunmasının ardından Mahkemede şikayet ve delillerinin tespiti sırasında açıkça sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçtiğini bildirip, "......., Sanığın, bana tehdidi ya da şiddet içeren bir davranışı olmadı. Sanık benim üzerimde psikolojik baskı kurdu. Bu da şu şekilde oldu. Sanık bana bu olaydan önce 'Seninle evleneceğiz,' diyordu. Olay günü de 'Seninle evleneceğim,' dedi. İlişki teklif etti, ben kabul etmeyince, 'Ben başka bayanlarla mı ile mi ilişkiye gireyim,' dedi. Bu şekilde üzerimde psikolojik baskı kurdu. Ben ilişkiye girmeyi reddettikçe, sanık ilişkiye girmek için ısrarda bulundu, 'Ne olacak sanki, evleneceğiz,' dedi. Bunun üzerine ben kendi rızamla ilişkiye girdim. Ancak söylediğim şekilde, baskı olmasaydı girmezdim," şeklinde beyanda bulunması karşısında, her ne kadar sanık hakkında çocuğa karşı cinsel istismar suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılarak 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi talep olunmuş ise de tüm dosya kapsamından, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında değerlendirilmesi gereken mağdureye karşı cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak eylemde bulunduğuna ilişkin her türlü şüpheden uzak, somut ve inandırıcı delil elde edilemediği, bu hali ile sanığın suç tarihinde on beş - on sekiz yaş grubunda yer alıp dosya içeriğine göre akıl hastalığı da bulunmayan, normal zekaya sahip mağdure ile bir kez rızaen cinsel ilişkiye girmesi eyleminde sanığın evlenme vaadinde bulunması Yargıtayın yerleşik içtihatları ile de belirlendiği üzere (Yargıtay 14.Ceza Dairesinin 20.01.2014 tarih ve 2012/7531 Esas-2014/515 Karar sayılı ve Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 30.04.2015 tarih ve 2014/1552 Esas-2015/5994 Karar sayılı kararları) mağdurenin iradesini bertaraf edip, fiile karşı koyma gücünü ortadan kaldıracak boyutta bir hile olarak kabul edilemeyeceğinden, mevcut haliyle sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 104 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu yönünde Mahkemede tam vicdani kanaat hasıl olmuştur. 5237 sayılı Kanun'un 104 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun takibi şikayete bağlı bulunduğundan ve Mahkemece yapılan yargılama sırasında da mağdure sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçtiğini, sanık da hakkındaki şikayetten vazgeçmeyi kabul ettiğini ayrı ayrı açıkça bildirdiklerinden, değişen suç vasfı karşısında sanık hakkında açılan kamu davasının, 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci maddeleri gereğince düşürülmesine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü "Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre dairece duruşma yapılmasına gerek görülmeksizin dosya üzerinden yapılan incelemede; Yapılan yargılamaya, mahkemenin; soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine ve hükmün gerekçesine göre; TCK'nın 103/2 maddesinden açılmış bir davanın bulunmadığı, kamu davasının TCK'nın 103/1 maddesinden açıldığı, yargılamayı yapan mahkemece saptandığı üzere 17 yaşında olan mağdurun fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin gelişmiş olduğu, mağdura karşı cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedenin varlığının da mahkemece kabul edilmediği ve bu kabul edilmemenin de dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, reşit olmayanla cinsel ilişkinin unsurlarının oluşmadığı, davanın çocuğa karşı cinsel istismar suçundan açıldığı, rızanın varlığı karşısında davanın CMK'nın 223/2-a maddesinde belirtilen yüklenen fiilin kabule göre kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle beraat kararı verilmesi gerekirken yasal ve yerinde olmayan hüküm fıkrasında düşme kararı verilmesi ve sanığa CMK'nın 141 ve 231 maddesinde ki haklarının bildirilmemiş olması hukuka aykırı olmakla birlikte bu hususun davanın yeniden görülmesi ve duruşma açılmasını gerektirmeksizin CMK’nın 280/1a ve 303/1. maddeleri uyarınca, düzeltilmesi mümkün olduğundan hüküm fıkrasındaki 'Sanık ... hakkında çocuğa karşı cinsel istismar suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılarak TCK'nın 103/1-1. cümle maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi talep olunmuş ise de; tüm dosya kapsamına göre, TCK'nın 103/1-b maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken mağdureye karşı cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak sanığın eylemde bulunduğuna ilişkin her türlü şüpheden uzak, somut ve inandırıcı delil elde edilemediği, mevcut haliyle eylemin TCK'nın 104/1. maddesinde tarif edilen reşit olmayan cinsel ilişki suçu kapsamında kaldığı hususunda hakimler heyetinde tam vicdani kanaat hasıl olduğu, mağdur ...'ın kovuşturma aşamasında şikayetinden vazgeçtiği, sanığın da şikayetten vazgeçmeyi kabul ettiği gözönünde bulundurularak değişen suç vasfıyla kamu davasının TCK'nın 73/4 ve CMK 223/8 maddelerine göre DÜŞÜRÜLMESİNE,' ibaresinin ÇIKARILARAK; yerine 'Sanık ... hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan CMK'nın 223/2-a maddesinde belirtilen yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle BERAATİNE' şeklindeki gerekçeyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE 1. Katılan Bakanlık vekilinin 28.12.2020 tarihli dilekçesinde temyiz sebeplerini gösterdiğinden Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmanın toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşıldığından, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 07.10.2020 tarihli ve 2019/989 Esas, 2020/880 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.12.2023 tarihinde karar verildi.