Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2023/11371 E. , 2024/277 K. "İçtihat Metni" ... MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/256 E., 2022/107 K. KANUNİ TEMSİLCİ : ... MAĞDURE : ... SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Katılan Bakanlık vekili, sanık müdafii İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR : Bo
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2023/11371 E. , 2024/277 K. "İçtihat Metni" ... MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/256 E., 2022/107 K. KANUNİ TEMSİLCİ : ... MAĞDURE : ... SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Katılan Bakanlık vekili, sanık müdafii İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR : Bozma İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 08.05.2023 tarihli ve 2022/12004 Esas, 2023/2874 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.09.2023 tarihli ve KD-2022/93739 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ İtiraz, sanığın soruşturma aşamasında kolluk görevlilerince alınan ifadesinde içeriği ile ilgili ayrıntılı beyanda bulunmaksızın mağdurenin ailesi ile beş altı ay önce yaşadığı bir tartışmadan bahsedip savcı huzurundaki ifadesinde husumet iddiasından bahsetmeyip kendisi hakkındaki isnatların sebebi hakkında bilgi sahibi olmadığını beyan etmesi, kovuşturma aşamasındaki ifadesinde ise mağdurenin, oğlu ile evlenme niyetine karşı çıkması sebebiyle asılsız isnatlarda bulunulduğunu ileri sürerek aşamalarda iddialarla ilgili farklı isnat gerekçeleri ileri sürüp atılı suçlamaları kabul etmemesi, buna karşın alınan adli raporlarla olay nedeniyle ruh sağlığı bozulup beyanlarına itibar edileceği bildirilen mağdurenin adli makamlar önündeki tüm anlatımları ve adli muayeneleri sırasında alınan olay öykülerinin birbiri ile uyumlu, istikrarlı ve samimi olması, olayın intikal edilişinde itiraz dışı sanık ... ile ilgili ihbar üzerine mağdurenin olayla ilgili beyanı alınırken ilk kez sanık ... hakkında iddialarını dile getirmesi, ihbarın niteliğine göre sanığın eyleminin özellikle intikalin konusu olmaması sebebiyle husumet iddiasına itibar edilemeyecek olması, Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 08.01.2020 tarihli ve 2016/892 Esas, 2020/123 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, tanıdık kişiler tarafından gerçekleştirilen cinsel istismar vakalarında, mağdurların bu kişilerle olan yakın ilişkileri ve aynı çevrede kalmaya devam etmeleri karşısında geç intikallerin mağdur aleyhine yorumlanamayacak olması, öncesinde iki kez Yargıtay denetiminden geçen olayla ilgili verilen kararların ilkinde eksik inceleme ve sair nedenlerden, ikincisinde lehe yasa değerlendirilmesi zorunluluğundan bozulmakla birlikte sübut yokluğuna dair bir bozma nedenine yer verilmemesi karşısında ilk derece mahkemesinin suçun sübutuna dair kabul hukuka uygun olmakla sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması zaruretiyle hükmün bozulması talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Aşamalardaki beyanlarında istikrarlı surette inkara dayalı savunmada bulunan sanığın ifadelerinde yer verdiği isnat gerekçelerinden biri olan, mağdurenin amcası tanık... ile arasında husumet olduğuna dair iddianın, tanık... ile sanık ...'un birbirlerine karşı işledikleri eylemlerle ilgili birden çok soruşturma ve kovuşturma kaydının bulunması (Çorum Cumhuriyet Başsavcılığının 2007/4139, 2007/4278, 2007/9279 soruşturma sayılı dosyaları ile Çorum 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2007/442 ve 2008/14 Esas sayılı dosyaları), tanık...'in kullanımında bulunan hat üzerinden arama yapılarak ihbarda bulunulması ve intikal öncesinde mağdurenin bir süre amcası tanık...'in yanında kalması hususları ile desteklenmesi; yine mağdurenin sanığın oğlu ile evlenme niyetine sanığın karşı çıktığına dair iddianın, mağdurenin 27.02.2009 tarihli duruşmada yer alan "...ayrıca ben ...'un oğlunu sevmiştim ancak akıl zafiyetim sebebiyle bana hakaret içeren sözler sarf etmişlerdi..." şeklindeki beyanı ve tanık ...'ın 24.03.2009 tarihli duruşmada yer alan "......’ın daha önceki evliliğinden olan çocuğu bizim yanımıza gezmeye gelmişti, mağdure onu görüp beğenip aşık olmuş, bir gün üvey oğlum eve geldi, onun peşinden ... bizim bahçeye gelince ben niye geldiğini anladım, kendisini kovalayarak bir daha gelmemesini söyledim..." şeklindeki beyanı ile desteklenmesi, buna karşın mağdurenin 11.11.2008 tarihli ifadesinde sanığın kendisini masasını temizletmek için ikametine çağırıp evin önünde iken cinsel ilişki yaşama niyeti ile kolundan tutup ikamete soktuğunu beyan etmesine karşın 27.02.2009 tarihli duruşmada sanığın, babası ...'ın kendisini çağırdığından bahisle evine götürdüğünde ikamete başkaca kimsenin bulunmadığını beyan ederek eylemin başlangıç geliş şekli hususunda aşamalarda çelişkili anlatımlarda bulunması, devam eden yargılama sürecinde şikayetinden vazgeçtiğini bildirmesi ve mağdurenin eylemin hemen sonrasında ikamete geldiğini iddia ettiği tanık ...'ın anılan beyanında aksi yönde anlatımda bulunması karşısında sanığın atılı çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, anılan yönde verilen bozma kararı usul ve kanuna uygun görülmekle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ Başkan Vekili Sayın ...'in karşı oyu ve oy çokluğuyla REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 08.05.2023 tarihli ve 2022/12004 Esas, 2023/2874 Karar sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.01.2024 tarihinde karar verildi. (Karşı Oy) KARŞI OY Sanık ...'un, mağdure ...'ya yönelik cinsel istismar suçunu işlediği iddiası ile ilk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde eylemin sübuta erdiği kabul olunarak kurulan mahkumiyet hükmüne karşı katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafiinin temyiz yoluna başvurulması üzerine tekerrüre esas sabıkası olan sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmaması gerekçesi ile bozma görüşlü 02.09.2022 tarihli Tebliğname ile Dairemize tevdi edilen dosyanın incelemesinde neticesinde kurulan ve suçun sübuta erdiği gerekçesiyle muhalif bulunduğum Dairemizin 08.05.2023 tarihli ve 2022/12004 Esas, 2023/2874 Karar sayılı kararı ile sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olmadığından bahisle hükmün bozulmasına dair karara karşı 02.09.2022 tarihli Tebliğname görüşü doğrultusunda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine Dairemize tevdi edilen dosyada itirazın kabulüne karar verilmesi görüşünde olduğumdan, aksi yöndeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. Şöyle ki; Adli Tıp Kurulu raporu ile beyanlarına itibar edilebileceği bildirilen mağdurenin aşamalarda alınan ifadesinde istikrarlı ve tutarlı bir surette olayın meydana geliş şekli, yer ve zamanı hususunda ayrıntılı anlatımlarda bulunarak sağlık kuruluşları ve Adli Tıp Kurumu nezdindeki muayeneleri sırasında da olay öyküsü olarak benzer anlatımlarda bulunmuştur. Sanığın husumet iddiasına karşın olayın intikal şekli dikkate alındığında mağdurenin, üçüncü bir şahsın ihbarı üzerine babasının cinsel yönden kendisini istismar ettiğine ilişkin ifade verdiği sırada sanığın eylemlerinden bahsetmesi gözetildiğinde mağdurenin beslediği husumet sonucu olayı kurgulayarak iftira attığı iddiasının oluşa uygun olmadığı düşünülmektedir. Maruz kaldığı eylem sonucu travma sonrası stres bozukluğu yaşayan mağdurenin ruh sağlığının bozulduğuna dair Adli Tıp 6. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 24.04.2013 tarihli raporu mevcuttur. Hafif derecede zeka geriliği bulunan mağdure ile uzun zamandır tanışıklığı bulunan sanığın, mağdurenin bu vaziyetini bildiği kabul edilmektedir. Savunma lehine anlatımda bulunan tanık ...'ın, sanık ile olan yakın ilişkisi gözetildiğinde sanığı suçtan kurtarmaya yönelik ifade verebileceği kaçınılmazdır. Sanık hakkında daha önce verilen bozma kararında da "yargılama, karar yerinde gösterilen deliller, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdiri ile dosya içeriği" dikkate alınarak sair hususlara ilişkin temyiz istekleri reddedilerek lehe-aleyhe yasa değerlendirilmesi yapılmak üzere kararın bozulmuştur. İlk derece mahkemesince sanık üzerine atılı eylemle ilgili mevcut deliller tahlil edilerek oluşa uyan bir şekilde varılan kabulle kurulan mahkumiyet hükmünün yerinde olduğu kanaatinde olduğumdan, aşamalarda oy birliği ile mahkumiyet hükmü kurulan, ilkinde mağdureye ait raporun içerik itibariyle yetersiz olması, ikincisinde suçun sübuta erdiği kabul olunarak lehe Kanun belirlenmesi gerekçesi ile verilen bozma kararları ile halihazırda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 58 inci maddesinin uygulanmaması gerekçesiyle bozma isteyen Tebliğname görüşü de dikkate alındığında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne karar verilerek sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanmak üzere hükmün bozulmasına karar verilmesi kanaatiyle, sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmıyorum. ...