İçeriğe geç
AC
9. Ceza Dairesi Esas: 2023/11381 Karar: 2023/7949 Tarih: 2023

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2023/11381 K.2023/7949

9. Ceza Dairesi 2023/11381 E. , 2023/7949 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1149 E., 2023/933 K. SUÇLAR : Nitelikli cinsel saldırı, çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEMYİZ EDENLER : Katılanlar vekili, katılan Bakanlık vekili, sanık müdafii TEBLİĞNAME

Karar Özeti

9. Ceza Dairesi 2023/11381 E. , 2023/7949 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1149 E., 2023/933 K. SUÇLAR : Nitelikli cinsel saldırı, çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEMYİZ EDENLER : Katılanlar vekili, katılan Bakanlık vekili, sanık müdafii TEBLİĞNAME

Karar Detayı

9. Ceza Dairesi 2023/11381 E. , 2023/7949 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1149 E., 2023/933 K. SUÇLAR : Nitelikli cinsel saldırı, çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEMYİZ EDENLER : Katılanlar vekili, katılan Bakanlık vekili, sanık müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî temyiz ret, kısmî onama, kısmî bozma Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden; usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz talebinde bulunduğu belirlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.03.2023 tarihli ve 2011/79 Esas, 2023/145 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında katılan ...'a yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan suç tarihinde yürürlükteki haliyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, altıncı fıkrası, 43 üncü maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 17 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; katılan ...'a yönelik nitelikli cinsel saldırı suçundan suç tarihinde yürürlükteki haliyle 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, beşinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 11 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Re'sen istinafa tabi karara karşı katılanlar vekili, katılan Bakanlık vekili, sanık ... sanık müdafiinin istinaf yoluna başvurması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 17.05.2023 tarhli ve 2023/1149 Esas, 2023/933 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 14.09.2023 tarihli ve 9-2023/80089 sayılı, kısmî temyiz ret, kısmî onama, kısmî bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemleri İlk Derece Mahkemesince alt sınırdan hüküm kurulurken "Sanığın kişiliği, suçun işleniş şekli" gibi hiçbir somut olguya dayanmayan ibarelerle ceza tayin edildiğine, sanığın eyleminin yoğunluğu, katılanların vücutlarında bıraktığı izler, fiziksel şiddeti ve işkence yöntemleri, eylemlerin icrasında silah kullanması, on yıl boyunca yargılamadan kaçması dikkate alınarak her iki suç yönünden üst sınırdan ceza tayininin gerektiğine, katılan ...’ın on yaşından itibaren sanığın cinsel istismarına, fiziksel şiddetine ve tehdidine maruz kalmasından ötürü 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının tatbik edilmesi gerektiğine, sanığın katılan ...’ya yönelik eylemlerinden ötürü de ayrıca cezalandırılması gerektiğine ilişkindir. B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemleri İlk Derece Mahkemesinin, tamamen takdiri bir yorumla kusurun yoğunluğu, suçun işleniş biçimi, meydana gelen zararın ağırlığını göz önüne alarak ve gerekli incelemeleri yaparak karar vermesi gerekirken ihmal etmesinin usule ve kanuna aykırılık teşkil ettiğine ilişkindir. B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemleri Beşiktaş ilçesinde ikamet edip inşaat işleri ile uğraşan sanığın çevresince sevilen ve saygın bir kimse olduğuna, sanığın ailesi vesilesiyle tanıştığı katılanların adı geçenin bakımına muhtaç bir aile olduğuna, bahse konu zaman zarfında çoğunlukla Bodrum’da çalışan sanık ile katılan ... arasında zamanla duygusal mahiyette bir ilişki gelişip sanığın adı geçenin kızları katılanları bir baba şefkati ile koruyup sevdiğine, nitekim katılan ...'ı evlat edinmek için dava yoluna dahi gidildiğine, sanık tarafından anılan ailenin tüm maddi ve manevi ihtiyaçlarının karşılandığına, katılan ...'a arsa ve araba dahi hediye edildiğine, sanığın katılanlardan iyi bir eğitim alıp hayatlarına çeki düzen vermeleri yönündeki telkinlerinin boşa çıkması üzerine vermiş olduğu paraları istemesi ile bahse konu iddiaların gündeme geldiğine, paraların geri verilmemesi maksadıyla katılanlar tarafından dosyaya esas teşkil eden komplonun tasarlanarak hayata geçirildiğine, nitekim bu maksatla şikayet hakkının kullanılmasından evvel sanığa verilen vekaletin geri çekildiğine, katılanların iddialarının akla, hayale ve her türlü izana aykırı mahiyette olduğuna, sanığın kaçma niyetinin aksine elinden bir kaza çıkmaması için avukatı ve aile bireylerinin yönlendirmesi ile yurt dışına çıkmak zorunda kaldığına, suçun işlendiği iddia olunan ofisin işlek bir cadde üzerinde olup etrafının pencerelerle kaplı olması sebebiyle iddia konusu eylemleri işlemeye elverişli olmadığına, katılanların özel hayatlarındaki çalkantılardan dolayı ruhsal bunalımda olduklarına, katılan ...’ın intihar vakasının da bundan ileri geldiğine ve katılan ...’nin de ... adlı sevgilisinden hamile kaldığına, katılanların sanığa “Baba” olarak hitap etmeleri de iddiaların asılsız olduğunu gösterdiğine, katılanların vücutlarında oluşan yara izlerinin siğil ilacı kullanmaktan ileri geldiğinin yargılama aşamasında dile getirilmesine karşın dikkate alınmadığına, haksız şekilde atılan bir iftiraya maruz kalan sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Katılan ...'nın, katılanlar ... ... ve ... ...'ın annesi olduğu, sanığın katılan ... ile tanışıp zamanla ilişkilerinin ilerlediği ve sürekli olarak görüşmeye başladıkları, 2004 yılı içinde katılan ...'ın erkek arkadaşı ile evlenme niyetinde bulunmasına karşın katılan ...'nın bu duruma karşı çıkması ile aile dostları olan sanığın devreye girerek aracı olmak istediği, sanığın, katılan ... ile olan görüşmelerinden birinde adı geçenin bakire olmadığından bahisle vajinasını kontrol etmek isteyip bu sırada cinsel organını sokmak suretiyle vajinal yoldan cinsel ilişkide bulunduğu, devam eden günlerde de katılan ...'ın bekareti geri getireceğinden bahisle ilaç sürme bahanesi ile cinsel ilişkiye varan eylemlerine devam ettiği, aynı zaman zarfında bir yandan da katılan ...'ın on yaşında bulunduğu sırada sanığın adı geçene karşı cinsel ilişkiye varan eylemlerine başlayıp intikalin gerçekleştiği döneme kadar devam ettirdiği, 2010 yılı Ocak ayında katılanların ağabeylerinin düğününde yaşadıkları tartışma üzerine katılanların görüşmeleri sırasında maruz kalınan eylemlerden bahsedilmesi ile devamında adli makamlara intikalin gerçekleştiğinin kabulüne dair mahkeme gerekçesinde katılanlar ... ... ve ... ... ...'ın aşamalardan itibaren özde değişmeyen, samimi ve olayın oluşu ile uyumlu olan anlatımları, katılanların beyanlarında geçen olayları doğrular vaziyette bulunan görüntü kayıtları, söz konusu görüntü kayıtlarında katılanların cinsel organlarının yakıldığı hususunun sabit olması, katılanların ruh sağlığının kabulüne dair Adli Tıp Kurumu heyet raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek sanığın inkara yönelik soyut anlatımlarına itibar edilmeyerek katılanlara yönelik atılı eylemleri gerçekleştirdiği hususunda tam bir vicdani kanaat hasıl olduğu gerekçesiyle mahkumiyet hükümleri kurulduğu anlaşılmıştır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden 5271 sayılı Kanun'un 294 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır” şeklindeki düzenleme de gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçesinde tesis edilen hükme münhasır herhangi bir temyiz sebebi gösterilmediği anlaşılmakla, katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. B. Katılanlar Vekili ve Sanık Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; 1. İlk Derece Mahkemesince, oluşa uygun şekilde sanığın, kardeş olan katılanlar ... ... ve ... ...'ın üzerinde sistemli bir surette oluşturduğu baskı halinden yararlanarak 2004 yılından 2010 yılına kadar devam eden eylemleri sırasında adı geçenlerin cinsel bölgelerini lehim aletiyle ya da asit içeren spreyler sıkarak iz bırakacak surette yaralayarak cinsel ilişkiye varan eylemlerini gerçekleştirdiğinin kabulü karşısında 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi gereğince temel cezanın, failin güttüğü amaç ve saik, kastın yoğunluğu, suçun işleniş biçiminin işaret ettiği olumsuz şahsi durumu dikkate alınıp hakkaniyet ve oranlılık ilkesi gözetilerek temel cezaların alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmemesi ve sanığın katılanlara karşı cinsel ilişkiye varan eylemlerini 6 yıl boyunca müteaddit kez işlediği gözetildiğinde 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin tatbikinde de alt sınırdan uzaklaşılması gerekirken yazılı şekilde eksik ceza tayin edilmesi, 2. İddianame anlatımı, katılan ...'ın aşamalardaki istikrarlı anlatımları, adı geçenin göğüs ve genital bölgede geniş nedbe oluşumu biçiminde görülen yaralanmaların içeriğinde asit bulunan siğil ilacı ve kızdırılmış levye aleti uygulaması ile uyumlu olduğunu bildirir İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalının 01.07.2010 tarihli raporu ile ekinde bulunan katılana ait fotoğraflar ve tüm dosya içeriğine göre, katılan ...'ın on yaşından başlayıp intikalin gerçekleştiği on beş yaşına kadar devam eden süreç içinde sanığın cinsel eylemleri sırasında adı geçenin cinsel bölgelerini lehim aletiyle ya da asit içeren spreylerle yakarak cebir uyguladığının anlaşılmasına karşın 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayin edilmesi karşısında söz konusu hükümlere yönelik istinaf başvurularının kabulü yerine esastan reddedilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. 3. Soruşturma aşamasında 08.11.2010 tarihinde hakkında yakalama emri çıkarılıp kovuşturma aşamasında 15.07.2015 tarihinde kırmızı bülten çıkarılmasına karar verilen sanığın 21.10.2020 tarihinde Gürcistan makamlarınca iadesi üzerine alınan beyanı sırasında katılan ...'a yönelik eylemleri ile ilgili iddianamenin tebliğ edilmemesinden ötürü 5271 sayılı Kanun'un 190 ıncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca sanığa duruşmaya ara verilmesini isteme hakkı hatırlatılmamış ise de anılan tarihten sonraki duruşmalara vekaletnameli avukatı ile iştirak eden sanığın 30.03.2022 tarihli duruşmada katılan ...'nin, 16.09.2022 tarihli duruşmada da katılan ... ...'ın beyanı sonrasında iddialara karşı savunması tespit edilip soru sorma hakkının tanındığı, duruşmalar arasında müdafii aracılığıyla esasa ilişkin yazılı savunmada da bulunan sanığın devam eden celselere de iştiraki ile 22.03.2023 tarihli duruşmada sanığın huzurunda son sözü sorularak hükmün kurulduğunun anlaşılması karşısında, sanığın savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip olma hakkı kullandırıldığından aksi yöndeki görüşle katılan ...'a yönelik eylemler yönünden kurulan hükme ilişkin Tebliğname'de bozma isteyen görüş ile bozma gerekçesine göre katılan ...'a yönelik eylemler yönünden kurulan hükme ilişkin Tebliğname'de onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. V. KARAR A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçesinde herhangi bir temyiz sebebi göstermediği anlaşıldığından, vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Katılanlar Vekili ile Sanık Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle; katılanlar vekili ve sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 17.05.2023 tarihli ve 2023/1149 Esas, 2023/933 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikini fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.12.2023 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla