İçeriğe geç
AC
9. Ceza Dairesi Esas: 2023/6147 Karar: 2023/5424 Tarih: 2023

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2023/6147 K.2023/5424

9. Ceza Dairesi 2023/6147 E. , 2023/5424 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/366 E., 2023/213 K. SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, müstehcenlik HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama İlk Derece Mahkemesince

Karar Özeti

9. Ceza Dairesi 2023/6147 E. , 2023/5424 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/366 E., 2023/213 K. SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, müstehcenlik HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama İlk Derece Mahkemesince

Karar Detayı

9. Ceza Dairesi 2023/6147 E. , 2023/5424 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/366 E., 2023/213 K. SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, müstehcenlik HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve müstehcenlik suçlarından hükmolunan cezaların tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükmün temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin 15.12.2022 tarihli ve 2022/105 Esas ve 2022/529 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi, 43 üncü ve 53 üncü maddeleri uyarınca 29 yıl 8 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi, 43 üncü, 53 üncü ve 61 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 15.02.2023 tarihli ve 2023/366 Esas, 2023/213 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Adil yargılanma hakkına riayet edilmediğine, lehe deliller toplanmadan hüküm verildiğine, sanığın cezai ehliyeti hususunda aldırılan raporun yetersiz olduğuna, sanığın suç kastının bulunmadığına 15.12.2022 tarihli celsede beyanlarının yanlış olarak tutanağa geçirildiği halde bu hususta talebe rağmen bir düzeltme yapılmadığına, hukuka aykırı olarak indirim nedenlerinin uygulanmadığına ilişkindir. B. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Mağdurenin yaşı itibariyle beyanlarının hükme esas alınamayacağına, beyanlarının çelişkili olduğuna, mağdurenin beyanlarında başka kişilerden de bahsetmiş olmasına karşın Mahkemece bu kişilerin araştırılmadığına, eksik araştırma sonucu karar verildiğine, adli raporda cinsel istismarın fiziksel bulgularının tespit edilmediğinin bildirilmesine nazaran beraat hükmü verilmesi gerektiğine, cezanın alt sınırdan tayin edilmesi ve 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulanması gerektiğine, sanığın cezai ehliyeti tespit edilmeden mahkumiyet hükmü verildiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Mahkemece; "Sanıklar ... ve ...'in, fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek, mağdur ...'i, farklı tarihlerde ve birden fazla kez ... Mah. ... Sok. No:3 Silivri/İstanbul adresinde bulunan binanın bodrum katına götürdükleri ve burada mağdura karşı, sanık ...'un cinsel organını mağdurun ağzına sokmak suretiyle üzerilerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve çocukların nitelikli cinsel istismarı suçunu işledikleri, sanıkların mağdurenin bulunduğu yerde ve görebileceği şekilde birbirleri ile cinsel ilişkiye girmek suretiyle ve yine sanık ... tarafından sanık ...'un azmettiriciliğinde mağdurenin çıplak vaziyetteki fotoğrafları çekilmek suretiyle üzerilerine atılı TCK'nın 226/1-a ve 226/3-1.cümlesinde düzenlenen müstehcenlik suçunu işledikleri iddiasıyla sanıklar hakkında atılı suçlardan cezalandırılmaları istemiyle açılan kamu davası kapsamında mahkememizce yapılan yargılamada,Mağdurun, dava konusu olaya ilişkin olarak soruşturma aşamasında adli görüşmeci eşliğinde alınan beyanında, birkaç gün önce evde bir doktor gördüğünü, doktorun kendisinden yumuşak bir şeyi emmesini istediğini, emdiği şeyin doktorun özel bölgesi olduğunu, emdiği sırada ağzına mide bulandıran bir şeyin geldiğini bu yüzden kustuğunu, doktor kişinin göğsüne ve cinsel organına dokunduğunu, annesinin kendisine doktorun özel bölgesinin oyuncak olduğunu söylediğini, bu oyunu oynadıkları gün evlerinde bulunan merdivenden aşağıya indiklerini burada bir kapı olduğunu ve buradan içeriye girdiklerini annesinin de kapıyı kapattığını beyan ettiği, mağdurun kovuşturma aşamasında alınan beyanında ise doktor kişinin kendisinin cinsel bölgelerine dokunduğunu, göğsünü ve poposunu öptüğünü daha sonra kendi götünü (cinsel organını) gösterdiğini, oyun oynadıkları gün annesinin de yanlarında olduğunu, annesinin söylemesi üzere doktorun götünü emdiğini ve sonra kustuğunu, annesinin fotoğraflarını çekmediğini beyan ettiği,Sanık ...'un kolluk beyanında ve benzer doğrultudaki Savcılık ve Sulh Ceza Hakimliğince yapılan sorgusunda; sanık ... ile yaklaşık bir hafta önce tanıştıklarını ve yakınlaştıklarını, tanışmalarının üzerinden bir kaç gün geçtikten sonra sanığın kendisini oturduğu apartmana çağırdığını, adrese gittiğinde ...'nin yanında kızı ...'nın olduğunu, ...'nin, kızına kendisini doktor olarak tanıttığını, birlikte apartmanın bodrum katına indiklerini, burada ... ile yalnızca öpüştüklerini, daha sonra ...'nin doktor amca seni muayene edecek diyerek kızının kıyafetlerini sıyırdığını ve göğüslerini ve cinsel organını kendisine gösterdiğini ancak kendisinin hiçbir şekilde kıza dokunmadığını, bu olaydan sonra ... ile 21/10/2021 tarihinde yine aynı apartmanda buluştuklarını ve yanlarında ... da olduğu halde bodrum kata indiklerini, bu sırada ...'ya, almış olduğu boyama kitabını verdiğini, yanağından ve dudağından sevme amacıyla öptüğünü, bodrum katına indiklerinde ... ile oral seks yaptıkları sırada mağdurun yanlarına geldiğini ve ...'nin çocuğu yanlarına çağırarak cinsel organının oyuncak olduğunu ve oynayabileceğini söylediğini ve yine mağdura cinsel organını öptürdüğünü, mağdurun müstehcen fotoğraflarını sanık ...'nin kendisine gönderdiğini, mağdura karşı kasıtlı olarak herhangi bir cinsel eyleminin olmadığını beyan ettiği, sanığın mahkeme huzurundaki savunmasında ise olay tarihinden bir gün önce ...'nin isteğiyle yaşadığı apartmana gittiğini giderken mağdura da boyama kitabı götürdüğünü ve kitabı vererek mağduru yanaklarından öptüğünü, ertesi gün yine ...'nin isteği üzerine apartmana gittiğini ... da yanlarında olduğu halde hep birlikte kömürlüğe indiklerini burada ... ile yakınlaştıkları sırada mağdurun da yanlarına geldiğini ve ...'nin mağdura cinsel organını öptürdüğünü olanlar karşısında şok olduğu için bir şey yapamadığını daha sonra derhal oradan ayrıldığını, ...'nin kendisine mağdurun çıplak fotoğraflarını göndermediğini beyan ettiği,Sanık ...'nin kolluk beyanında ve benzer doğrultudaki Savcılık ve Sulh Ceza Hakimliğince yapılan sorgusunda; sanık ... ile olay tarihinden iki hafta kadar önce tanıştıklarını ve yakınlaştıklarını, sanığın kızı olduğunu öğrenmesi üzerine telefon üzerinden kızının çıplak fotoğraflarını istediğini, korktuğu için bu resimleri gönderdiğini, daha sonra ...'un 20/10/2021 tarihinde buluşmayı teklif ettiğini ve o gün geldiğinde kızını okuldan alıp binaya girdiğinde arkalarından ...'un da geldiğini, elindeki boyama kitabını mağdura verdiğini ve kucaklayıp öptüğünü, mağdura "ben doktorum seni muayene edeceğim yarın geleceksin doktorculuk oynayacağız" dediğini, ertesi gün sanık ...'un tekrar geldiğini, hep Birlikte kömürlüğe indiklerini, burada ...'un kendisini bir şekilde engelleyerek mağduru yanına çektiğini ve cinsel organını mağdurun ağzına soktuğunu bunun üzerine ...'dan kusma sesi geldiğini, sanığın da pantolonunu toplayıp oradan ayrıldığını beyan ettiği, sanığın mahkeme huzurundaki beyanında olay tarihinde sanığın evine geldiğini, kızını da görmek istediğini söylemesi üzerine birlikte kömürlüğe indiklerini burada ...'un kızının ağzına cinsel organını soktuğunu, bu sırada ...'un kustuğunu sanığın da telefonu çalınca oradan ayrıldığını, yaşanan olaya engel olmaya çalıştığını ancak sanık kendisini ilişkilerini ailesine söylemekle tehdit edince korktuğunu, yine sanığın tehdidi üzerine mağdurun çıplak fotoğraflarını sanığa gönderdiğini beyan ettiği,Dosyada mevcut 23/10/2021 tarihli CD inceleme tutanağı içeriğine göre, 21/10/2021 tarihinde saat 16:37 sıralarında, Silivri'de bulunan ... Mah. ... Sok. No:3 sayılı binadan kırmızı eşarplı bir kadının çıktığı ve yürüyerek binanın yanından ayrıldığı saat 16:53 sıralarında yanında 5-6 yaşlarında pembe montlu bir kız çocuğu olduğu halde binanın öne geldiği ve birlikte içeriye girdikleri, bir iki dakika sonra yeniden bina önüne çıktıkları ve kadın şahsın etrafa bakındığı ve tekrar içeriye döndükleri saat 16:58 sıralarında ise binaya siyah montlu bir erkek şahsın giriş yaptığı ve bu şahsın saat 17:13 itibariyle binadan çıkış yaptığının görüldüğü,Dosyada Mevcut 22/10/2021 tarihli yer gösterme tutanağına göre mağdur ... tarafından, dava konusu olayın gerçekleştiği yerin, ... Mah. ... Sok. No:3 Silivri/İstanbul adresinde bulunan binanın bodrum katı olduğunun tespit ve teyit edildiği,Dosyada mevcut 20/10/2021 tarihli fotoğraflı teşhis yutanağına göre mağdurun kendisine karşı dava konusu eylemleri gerçekleştiren şahıs olarak sanık ...'i teşhis ettiği,Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nün 27/10/2021 tarihli raporuna göre, mağdurun anal ve vajinal muayenesinde herhangi bir travmatik lezyona rastlanmadığı benzer şekilde mağdurun ağız bölgesinde de tıbben yaralanma olarak nitelendirilebilecek harici travmatik lezyon gözlenmediği, çocuğun beyanlarına itibar edilebilir nitelikte olduğu ve yine çocuğun beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olduğunun bildirildiği, 02/02/2022 tarihli Adli Tıp Kurumu raporuna göre ise mağdurdan alınan ve olay tarihinde üzerinde olduğu anlaşılan kıyafet ve iç çamaşırlarında sperm hücresine rastlanmadığı ve yine bu eşyalar üzerinde sanığa ait DNA'ya da rastlanmamış olduğunun anlaşıldığı,15/06/2022 tarihli Sağlık Kurulu Raporu'na göre sanık ...'in işlediği iddia olunan eylem nedeniyle cezai ehliyetinin tam olduğunun kurul üyelerince oybirliğiyle bildirildiği,Sanık ...'e ait cep telefonunun incelenmesine ilişkin 14/06/2022 tarihli bilirkişi raporuna göre sanığın telefonunda mağdur ...'a ait birden fazla sayıda çıplak fotoğrafın bulunduğunun tespit edildiği,Tüm dosya kapsamı ile yukarıda ayrıntılı olarak yer verilen ve gerekçemize esas tutulan delillere göre mahkememizce varılan neticede, mağdurenin soruşturma aşamasında alınan beyanında kendisini doktor olarak tanıtan ve annesinin arkadaşı olduğunu düşündüğü kişi ile birlikte evlerinin alt katında bulunan bir yere indiklerini ve burada doktorun vücuduna dokunarak cinsel organını ağzına soktuğuna ilişkin anlatımlarda bulunduğu, mağdurun yargılama aşamasında alınan beyanında ise yaşamış olduğu olayın psikolojik etkisi ve yaşının küçüklüğü itibariyle beyanlarının nispeten daha az anlaşılır hale geldiği fark edilmiş ise de beyanlarda geçen bir kısım ifadelerinden olayın özüne ilişkin anlatımında herhangi bir farklılık olmadığının anlaşılmakta olduğu, bahsi geçen ifadelerde yine annesinin arkadaşı olan doktorun kendisine dokunup, öpüp cinsel organını kusmasına yol açacak şekilde ağzına soktuğunu beyan ettiği, bu açıdan mağdurun aşamalardaki beyanlarının tutarlı ve istikrarlı olduğunun değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı ve yine Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nün 27/10/2021 tarihli raporunda yer alan değerlendirme de dikkate alındığında, mağdurun beyanlarının hukuken ve tıbben itibar edilebilir olduğunun değerlendirildiği, dosya kapsamında yer alan 20/10/2021 tarihli fotoğraflı teşhis tutanağına göre mağdurun kendisine karşı dava konusu eylemleri gerçekleştiren şahıs olarak sanık ...'i teşhis ettiği, 22/10/2021 tarihli yer gösterme tutanağına göre ise olayın yaşadıkları apartmanın bodrum katında gerçekleştiğini polis ekiplerine göstermiş olduğu, sanık ...'in aşamalardaki beyanlarının da mağdurenin olaya dair anlatımlarını destekler nitelikte olduğu zira ...'nin de, ... ile birlikte mağduru bodrum katına indirdiklerini ve burada ...'un mağdura dokunduğunu ve cinsel organını ağzına soktuğunu, bu olaydan bir gün önce yaşanan bir başka olayda ise ...'un mağduru dudağından öptüğünü ifade ettiği, sanık ..., aşamalardaki beyanlarında dava konusu olayın, mağdur ve diğer sanık ...'nin anlattığı şekilde gerçekleşmediğini ifade etmiş ise de olay tarihinden bir gün önce mağdura boyama kitabı verip dudağından öptüğüne ilişkin anlatımları, olay tarihinde ise hep birlikte binanın bodrum katına inerek burada ...'nin zorlamasıyla mağdurun, cinsel organını öptüğüne ilişkin anlatımlarının atılı suçun tevil yolu ile ikrarı mahiyetinde olduğu, bu haliyle sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek mağdureyi ... Mah. ... Sok. No:3 adresinde bulunan binanın bodrum katına götürdükleri ve burada, sanık ...'un cinsel organını mağdurun ağzına soktuğu, bu olaydan bir gün önce yaşanan olayda ise yine ...'un cinsel saikle mağduru dudağından öptüğü kanaatine varılmakla, mağdurun, sanık ... tarafından ... ile bir araya getirilmesi, ...'un dosyaya yansıyan ilk eyleminde, mağduru cinsel amaçla dudağından öpmesi ve aradan bir gün geçtikten sonra mağdurun ağzına cinsel organını sokması şeklindeki, sanıkların istismara ilişkin eylemlerinin, eylem sayısının birden fazla olması ve olay tarihi itibariyle mağdurun 12 yaşından küçük olması birlikte değerlendirildiğinde, sanıklarca fikir ve eylem birliği içerisinde ve iştirak halinde işlenen zincirleme şekilde 12 yaşından küçük çocuklara karşı nitelikli cinsel istismar suçunu oluşturduğunun sabit olduğu, ayrıca dosyada yer alan nüfus kayıt örneklerine göre sanık ... açısından suçun altsoya karşı işlenmesi nitelikli halinin de, mevcut olay açısından şartları itibariyle oluşmuş olduğu, 02/02/2022 tarihli Adli Tıp Kurumu raporuna ve olay yeri inceleme raporuna göre, mağdurun kıyafetlerinde sperm hücresi veya sanığa ait DNA tespit edilememiş olmasının ve ayrıca olayın gerçekleştiği bodrum katında herhangi bir biyolojik ifrazata (kusmuk, meni) rastlanılmamış olmasının, atılı suçun sübutuna ilişkin delillerin açıklığı karşısında tek başına atılı suçun işlenmediği yönünde kanaat oluşturmaya elverişli olmadığı, Sanıkların mağdureyi oyun oynama bahanesiyle, mağdurun tabii olarak bulunması gereken bir yerden (evi vs.) başkaca bir yere (binanın bodrum katına) götürerek, mağdura karşı olan cinsel nitelikteki eylemlerini burada gerçekleştirmiş olmaları nedeniyle üzerilerine atılı, Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nün 27/10/2021 tarihli raporuna göre beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan mağdura karşı, cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediklerinin sabit olduğu, her ne kadar mağdurenin evi ile bodrum katı arasında bulunan mesafenin azlığına göre mağdurun yer değişikliği yapmadığı ve buna göre eylem süresince mağduru alıkoyma fiilinin atılı suça vücut vermeyeceği düşünülebilir ise de sanıkların özellikle eylemlerini kolaylaştırma amacıyla mağduru bulunduğu yerden başka bir yere götürdükleri dolayısyla aradaki mesafeye bakılmaksızın bunun hürriyeti tahdit mahiyetinde olduğunun değerlendirilmesi gerektiği keza benzer doğrultudaki Yargıtay 14. Ceza Dairesini 03/06/2020 tarih ve 2016/7839 Esas, 2020/2419 Karar sayılı kararında sanığın eyleminin hürriyeti tahdit olarak nitelendirilmesi gerektiğinin belirtildiği,Sanıkların üzerilerine atılı TCK'nın 226/1-a ve 226/3-1.cümlesinde düzenlenen müstehcenlik suçuna ilişkin yapılan değerlendirmede ise, sanık ...'e ait cep telefonunun incelenmesine ilişkin 14/06/2022 tarihli bilirkişi raporuna göre sanığın telefonunda mağdur ...'a ait birden fazla sayıda çıplak fotoğrafın Bulunduğunun anlaşılması ve sanık ...'nin mahkeme huzurunda ...'un tehdidi üzerine mağdurun çıplak fotoğraflarını sanığa gönderdiğine ilişkin beyanları birlikte değerlendirildiğinde sanıkların iştirak iradesi içerisinde üzerilerine atılı TCK'nın 226/3-1.cümlesinde düzenlenen müstehcen görüntü içeren görüntülerin üretiminde çocukları kullanma suçunu işlediklerinin sabit olduğu, her ne kadar mağdurun birden fazla sayıda çıplak şekilde çekilmiş fotoğrafı ele geçirilmiş ise de fotoğrafların farklı tarihlerde çekildiği yönünde herhangi bir tespit yapılamadığından bu durumun sanıklar lehine değerlendirilmesiyle haklarında zincirleme suça ilişkin TCK 43 hükümlerinin uygulanması cihetine gidilmediği, sanıkların mağdurenin görebileceği şekilde birbirleriyle cinsel münasebette bulunukları ve bu şekilde TCK 226/1-a maddesinde düzenlenen müstehcenlik suçunu işledikleri iddiası yönünden yapılan değerlendirmede ise sanıklara isnad eden eylemlerin atılı suçu unsurları itibariyle oluşturmadığından bu madde uyarınca cezalandırılmaları cihetine gidilmediği, Her ne kadar sanık ..., ...'un kendisini tehdit etmesi nedeniyle mağduru onunla bir araya getirdiğini ve yine 'Bipolar bozukluk' hastalığından muzdarip olduğunu ve bu nedenlerle eylemlerinin bilincinde olmadığını, sanık ...'un da kendisini tehdit etmesi nedeniyle sanığa eylemleri sırasında engel olamadığını ifade etmiş ise de dosyada yer alan 15/06/2022 tarihli Sağlık Kurulu Raporu'na göre sanık ...'in işlediği iddia olunan eylem nedeniyle cezai ehliyetinin tam olduğunun kurul üyelerince oy birliğiyle bildirilmiş olduğu bu haliyle sanığın gerçekleştirdiği eylemlerinin ve bunların neticelerinin bilincinde olduğu ve yine mağdurun da, ...'un eylemleri sırasında Annesinin onu engellemeye çalıştığına dair herhangi bir anlatımda bulunmadığı kaldı ki ...'nin mağdurun fotoğraflarını çekmesi ve sanığa göndermesi, sanıkla mağduru bir araya getirmesi ve yine kendileri ile birlikte bodruma indirmesinin, devamında gerçekleşen diğer eylemlere ilişkin de kastının varlığını açıkça ortaya koyduğu, sanık müdafiince, sanığın mağduru olduğu bir başka suça ilişkin Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 25/07/2014 tarihli raporda, sanığın bipolar bozukluk hastalığı olduğunun bildirildiği iddiasıyla hakkında yeniden ATK raporu alınmasını talep edilmiş ise de yargılamamız sırasında sanık hakkında alınan sağlık kurulu raporunun sanığın faili olduğu suça ilişkin eylemleri, suç işleme bilinci ve cezai sorumluluğu hakkında olduğu dolayısıyla kanaatimizce her iki raporun aynı mevzu hakkında olmadığı, hakeza aynı davada iki çelişkili rapordan da söz edilemeyeceği bu açıdan çelişkinin giderilmesine ihtiyaç bulunmadığı, dolayısıyla bu dava açısından münhasıran 15/06/2022 tarihli sağlık kurulu raporu esas alınmak suretiyle karar verilmesinde bir sakınca bulunmadığı, sanığın dosyaya yansıyan eylemlerine ve duruşma esnasında kendini rahatça ifade edilebilmesi itibariyle mahkememizce yapılan gözleme ve oluşan kanaate göre sanığın işlediği sabit olan suç açısından hakkında TCK 32 hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığı kanaatine varılmakla,Sanıkların, TCK 226/1-a maddesinde düzenlenen 'Müstehcenlik' suçundan, üzerilerine atılı eylemin, kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğunun anlaşılması nedeniyle, CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince atılı suçtan beraatlerine, sanıkların sabit olan, 'Müstehcen görüntü içeren ürünlerin üretiminde çocukları kullanma' suçundan, eylemlerine uyan 5237 sayılı TCK'nın 37/1 maddesi delaletiyle, TCK'nın 226/3 maddesi uyarınca, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, meydana gelen zararın derecesi, sanıkların kasta dayalı kusurunun derecesi dikkate alınarak takdiren alt hadden hapis ve adli para cezası ile cezalandırılmalarına, sanık ...'ın fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları itibariyle, işlemiş olduğu suçtan pişmanlık duyduğuna ilişkin kanaate varılamamış olması sebebiyle hakkında 5237 sayılı TCK'nın 62/1 maddesi hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına, sanık ...'nin ise fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları ve cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak 5237 sayılı TCK'nın 62/1 maddesi uyarınca hakkındaki cezanın takdiren 1/6 oranında indirilmesine, 5237 sayılı TCK'nın 52/2,3 maddesi gereğince sanığın ekonomik durumu dikkate alınarak hakkında verilen adli para cezasının günlüğü takdiren 20,00 TL' den paraya çevrilmesine ,Sanıkların sabit olan 'Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma' suçundan eylemlerine uyan 5237 sayılı TCK'nın 37/1 maddesi delaletiyle, TCK'nın 109/1 maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı, sanıkların kasta dayalı kusurunun ağırlığı ile olayda birden fazla arttırım nedeninin gerçekleşmiş olduğu gözetilerek takdiren alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle hapis cezası ile cezalandırılmalarına, suçun, birden fazla kişi tarafından birlikte ve çocuğa karşı işlenmesi nedeniyle TCK'nın 109/3-b,f maddesi gereğince sanıklar hakkında verilen cezanın bir kat arttırılmasına, suçun cinsel amaçla işlenmesi nedeniyle TCK'nın 109/5 maddesi gereğince sanıklar hakkında verilen cezanın yarı oranında artırılmasına, sanık ...'ın fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları itibariyle, işlemiş olduğu suçtan pişmanlık duyduğuna ilişkin kanaate varılamamış olması sebebiyle hakkında 5237 sayılı TCK'nın 62/1 maddesi hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına, sanık ...'nin ise fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları ve cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak 5237 sayılı TCK'nın 62/1 maddesi uyarınca hakkındaki cezanın takdiren 1/6 oranında indirilmesine, Sanık ...'un sabit olan, on iki yaşını tamamlamamış mağdura karşı vücuda organ sokulması suretiyle 'Çocuğun nitelikli cinsel istismarı' suçundan, eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 37/1 maddesi delaletiyle, TCK'nın 103/2-2.cümlesi uyarınca suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, meydana gelen zararın derecesi, sanığın kasta dayalı kusurunun derecesi dikkate alınarak takdiren alt hadden hapis cezası ile cezalandırılmasına, suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiği sabit olmakla, sanık hakkında verilen hapis cezasının TCK 103/3-a maddesi uyarınca 1/2 oranında arttırılmasına, sanıkların, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı mağdura karşı aynı suçu birden fazla kez işlemiş olması nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 43/1 maddesi gereğince, hakkında verilen cezada takdiren 1/4 oranında artırım yapılmasına, sanık hakkında verilen ceza miktarına göre TCK'nın 61/7 maddesinin uygulanmasına, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları itibariyle, işlemiş olduğu suçtan pişmanlık duyduğuna ilişkin kanaate varılamamış olması sebebiyle hakkında 5237 sayılı TCK'nın 62/1 maddesi hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına, Sanık ...'in sabit olan, on iki yaşını tamamlamamış mağdura karşı vücuda organ sokulması suretiyle 'Çocuğun nitelikli cinsel istismarı' suçundan, eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 37/1 maddesi delaletiyle, TCK'nın 103/2-2.cümlesi uyarınca suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, meydana gelen zararın derecesi, sanığın kasta dayalı kusurunun derecesi ve sanık açısından birden fazla artırım maddesinin ihlal edildiği hususu dikkate alınarak takdiren ve teşdiden hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın, istismar suçunu, birinci derece kan hısımlığı ilişkisi içinde bulunduğu kızına karşı ve birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiği sabit olmakla, sanık hakkında verilen hapis cezasının TCK 103/3-a maddesi uyarınca 1/2 oranında arttırılmasına, sanığın, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı mağdura karşı aynı suçu birden fazla kez işlemiş olması nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 43/1 maddesi gereğince, hakkında verilen cezada takdiren 1/4 oranında artırım yapılmasına, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları ve cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak 5237 sayılı TCK'nın 62/1 maddesi uyarınca hakkındaki cezanın takdiren 1/6 oranında indirilmesine" şeklindeki gerekçe ile karar verilerek hüküm kurulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Sanıklar Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma ve Müstehcenlik Suçlarından Kurulan Hüküm Yönünden Sanıklar hakkında kurulan hükmün incelenmesinde İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, 5271 sayılı Kanunun 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin nitelikte bulunduğu belirlenmiştir. B. Sanıklar Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ve sanık ... müdafii ile sanık ... müdafiinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde vaki istinaf başvurusunun esastan reddine dair kurulan hükme yönelik sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiş, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma ve Müstehcenlik Suçları Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve müstehcenlik suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesi gereğince Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçu Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 15.02.2023 tarihli ve 2023/366 Esas, 2023/213 Karar sayılı kararında sanık ... müdafii ile sanık ... müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Silivri Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.09.2023 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla