İçeriğe geç
AC
9. Ceza Dairesi Esas: 2023/6372 Karar: 2023/6390 Tarih: 2023

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2023/6372 K.2023/6390

9. Ceza Dairesi 2023/6372 E. , 2023/6390 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/190 E., 2023/123 K. SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye

Karar Özeti

9. Ceza Dairesi 2023/6372 E. , 2023/6390 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/190 E., 2023/123 K. SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye

Karar Detayı

9. Ceza Dairesi 2023/6372 E. , 2023/6390 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/190 E., 2023/123 K. SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Keşan Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.11.2022 tarihli ve 2022/2 Esas, 2022/40 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle ikinci fıkrasının birinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca 24 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 31.01.2023 tarihli ve 2023/190 Esas, 2023/123 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 02.05.2023 tarihli ve 9-2023/32947 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi 27.06.2022 tarihli Adli Tıp Kurumu raporuna yargılama esnasında üç kez itirazda bulunulduğunu, yeniden rapor düzenlenmesi için mağdurdan ve sanık müvekkilden tekrar kan örneği alınmasını talep ettiklerini, mağdurun annesi katılan ...'nın kızı ve damadı, kan öreklerinin alındığı Keşan Devlet Hastanesi’nde hemşire ve doktor olarak görev yaptıklarını, kan örneklerinin değiştirilip Adli Tıp Kurumu’na incelenmek üzere kasıtlı olarak yanlış kan örneklerinin gönderilmiş olabileceğini, yargılama sürecindeki iddialarının Adli Tıp Kurumundan alınan raporun şaibeli veya şüpheli olduğu yönünde değil, Keşan Devlet Hastanesi’nde alınan kan örneklerinin doğru olmayabileceği yönünde olduğunu, ancak mahkemenin şüpheye rağmen bu hususta değerlendirme yapmayarak savunma haklarını kısıtladığını, müvekkilinin 03.06.2021 tarihinde Keşan Devlet Hastanesi Ortopedi Servisinde yapılan operasyonla bel ve bacak bölgesine titanyum platin takıldığını, bu operasyonun ardından sanık hareket etmekte, yardımsız oturup kalkmakta dahi zorlanmakta olduğunu, suç anına ilişkin mağdur beyanı da dikkate alınacak olursa sanığın isnat edilen eylemi yapma kudretinin bulunması da oldukça şüpheli olduğunu, beyanlarına rağmen mahkeme tarafından nazara alınmadığını beyan ederek İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin kararının bozulması ile kesin rapor için yeni kan örneklerinin alınmasına ve sanığın sağlık muayenesinden geçirilmesine karar verilmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Mağdur her ne kadar aşamalardaki ifadelerinde dava konusu olayın zorla olduğu yönünde beyanda bulunarak soruşturma aşamasındaki ifadesinde olayın özetle '...dönmek istediğinde ellerinini bir şeyle bağlı olduğunu hissettiğini ve arkasını dönemediğini, ellerinin eşarp gibi bir şeyle yatağa bağlı olduğunu, ağızının da aynı şekilde eşarpla bağlı olduğunu, ellerinin bağından kurtulmaya çalıştığını, bu sırada ön bölgesinde de acı hissettiğini, daha sonrasında ellerindeki eşarbın çözüldüğünü ve koşarak teyzesinin bulunduğu odaya ağlayarak gittiğini...' bu şekilde ifade etmesi, mahkememiz huzurunda verdiği ifadesinde ise, '...gece bir ağrı ile uyandığını, uyandığımda hareket edemediğini, kollarının tülbent ile birbirine bağlandığını, sırtında bir ağırlık olduğunu, cinsel organında bir ağrı hissettiğini, uyandığında kendisinin yüz üstü yattığını, sanığında sırtında olduğunu, sanık ile cebelleştiğini, bu sırada sanığın normal yoldan ilişkiye girmeye çalıştığını, kendisinin sanığı yitmeye çalıştığını, uyandığında sanığın kendisi ile cinsel ilişkiye girer vaziyette olduğunu, uyurken elbiselerinin sıyrıldığını ve sanığın kendisine dokunduğunu hissetmediğini, kendisinin acı duyması üzerine uyandığını, uyanır uyanmaz da sanıkla boğuşmaya başladığını ve sanığı üzerinden attığını, sanığın yere düştüğünü, kendisinin de direkt teyzesinin yanına gittiğini...' ifade etmesi hususları ile katılan ... ...'un kızı olan mağdurun olay sonrasında kanlı eşofmanını teyzesi ile birlikte çöpe attıklarını söylediğini ifade etmesi, mağdurun ilk ifadesinde ise bu eşofmanı kendi evlerine gittikten sonra çöpe attığını ifade etmesi, mağdurun olayın sıcağı sıcağına emniyete giderek şikayetçi olmaması, olaydan ailesine bahsetmemesi, iddia ettiği gibi olay gecesi teyzesinin yanına gittiğini beyan etmesine rağmen ona yaşanan olaydan bahsetmemesi, mağdurun aşamalarda alınan ifadelerinin de hayatın olağan akışıyla bağdaşmaması, zira kendisinin uyumakta iken eniştesinin elbiselerini çıkarttığı kendisinin elini ve ağzını bağladığını, sırtına çıktığını, ancak ön bölgesinde acı hissetmesi neticesinde uyandığını ve eniştesi ile boğuştuğunu ifade etmesi hususları dikkate alındığında bu şekilde cereyan eden olayda mağdurun cinsel birleşme neticesinde uyanmasının, sanığın eline ve ağzını bağlarken ve elbiselerini çıkartırken uyanmaması ve bu şekilde gerçekleşen olayı sıcağı sıcağına teyzesine anlatmaması, olayın mağdurun adet gününün gecikmesi ile ortaya çıkması hususları bir arada değerlendirildiğinde mağdurun beyanlarının hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığı değerlendirilmiş ve mağdurun olayın gerçekleşme şekline ilişkin beyanlarının gerçeği yansıtmadığı değerlendirilmiştir. Mağdurun beyanlarının olayın gerçekleşme şekline ilişkin olarak gerçeği yansıtmadığının değerlendirilmesi dikkate alındığında sanığın on beş yaşından küçük mağdurla zorla, cebir ve tehdit kullanarak ilişkiye girdiğine dair mağdur bu şekildeki beyanı haricinde başkaca somut delil de bulunmamaktadır. Ancak her ne kadar mahkememizce dava konusu olayın mağdura karşı cebir ve tehdit kullanılarak gerçekleştiğinin şüphede kaldığı değerlendirilerek olayın cebir ve tehdit ile gerçekleşmediği kabul edilmiş ise de, dosya arasında bulunan Trakya Üniversitesi Sağlık ve Araştırma ve Uygulama Merkez Müdürlüğü tarafından düzenlenen 15.03.2022 tarihli raporda mağdurun vücudunda darp cebir izi bulunmadığının, muayene bulguları göz önünde alındığında saat kadranına 3 (üç) hizasında vajen duvarına kadar varmayan eski yırtık, saat kadranına göre 9 (dokuz) hizasında vajen duvasına kadar varan eski yırtıkların vücuda organ ya da sair cisim sokulması sırasında meydan gelebilecek nitelikte olduğu ve bu yırtıkların muayene tarihinden en az 10 gün ve öncesinde meydana gelmiş olduğunun belirtilmesi yine Adli Tıp Kurumunun 27.06.2022 tarihli raporu ile de mağdurdan kürtaj ile alınan fetus ait dna profili ile mağdur ile sanıktan alınan dna profillerinin karşılaştırması yapıldığında, sanığın %99,99 ihtimalle mağdurdan alınan fetus'un biyolojik babası olabileceğinin tespit edildiğinin bildirilmesi hususları dikkate alındığında sanığın on beş yaşından küçük olan ve hukuken rızası geçersiz olan mağdurla cinsel ilişki yaşamak suretiyle mağdura karşı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği kabul edilmiştir. Sanığın mağdurun teyzesinin eşi olması sebebiyle sanığa verilen cezadan 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca yarı oranında artırım yapılmıştır. Dava konusu olaya ilişkin mağdur anlatımlarının çelişkili olması ve samimi görülmemesi, mağdurun beyanlarının olayın gerçekleşme tarzını doğru şekilde ifade etmediğinin değerlendirilmesi, bu hususta mahkememizde tam bir vicdani kanaat oluşması, gelen raporlara göre mağdurda herhangi bir darp cebir izinin bulunmadığının değerlendirilmesi dikkate alındığında mahkememizce gerçekleşme şekli şüpheli olan dava konusu olayda sanık tarafından mağdurun darp edildiği, cinsel ilişki öncesi ve sırasında mağdura karşı cebir ve tehdit kullanıldığının ve dava konusu olayın mağdurun çelişen ve samimi görülmeyen beyanı dışında mağdurun elleri ve kolları bağlanmak suretiyle gerçekleştiğine dair sanığın mahkumiyetine yeter her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı somut delil de bulunmaması sebebiyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmamasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Tüm dosya kapsamından sanık müdafiinin mağdurun annesi katılan ...’un kızı ve damadının, kan örneklerinin alındığı Keşan Devlet Hastanesi’nde hemşire ve doktor olarak görev yaptıklarından, kan örneklerinin değiştirilip Adli Tıp Kurumu’na incelenmek üzere kasıtlı olarak yanlış kan örneklerinin gönderilmiş olabileceği yönündeki savunması dikkate alınarak sanıktan usulüne uygun yeniden kan örneği alınıp Adli Tıp Kurumundan DNA incelemesi yaptırılarak yeni rapora göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi karşısında, anılan hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine yazılı şekilde esastan reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuş, açıklanan nedenle Tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 31.01.2023 tarihli ve 2023/190 Esas, 2023/123 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Keşan Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.10.2023 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla