Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2023/8994 E. , 2023/5604 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/248 E., 2023/57 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii, katılan Bakanlık vekili, katılan mağdur ... vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine ve
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2023/8994 E. , 2023/5604 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/248 E., 2023/57 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii, katılan Bakanlık vekili, katılan mağdur ... vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edildikten sonra, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ Ordu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin bozma üzerine verdiği 14.04.2023 tarihli ve 2022/248 Esas, 2023/57 Karar sayılı kararı ile mağdurlar ... ile ...'a yönelik çocuğun cinsel istismarı eylemlerinden dolayı sanığın ayrı ayrı iki kez 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca neticeten 15'er yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ve Müdafiinin Temyiz İstemleri Sanığın katılan mağdurlara yönelik atılı suçu işlediğine dair katılan mağdurların aşamalardaki soyut ve çelişkili beyanları haricinde cezalandırılmasını gerektirir yeterli delil bulunmadığına, katılan mağdurların, annelerinin yönlendirmesiyle babaları sanık aleyhine ifade verdiklerine, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de gözetilerek sanık hakkında atılı suçlardan delil yetersizliğinden beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Katılan mağdurların atılı suçtan dolayı uğramış olduğu manevi zararın ağırlığı, sanığın suç kastının yoğunluğu gözetilmek suretiyle sanık hakkında atılı suçtan temel cezaların ve zincirleme suç nedeniyle yapılacak ceza arttırımının en üst had ve orandan tayini ile neticeten belirlenecek cezalarda takdiri indirim maddesi olan 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrasının uygulanmaması gerekirken aksine uygulamayla hükümler kurulmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. C. Katılan Mağdur ... Vekilinin Temyiz İstemi Atılı suçun işleniş biçimi ile fiilin diğer özellikleri nazara alınarak sanık hakkındaki temel cezanın en üst hadden tayini ile neticeten belirlenecek cezada takdiri indirim maddesi olan 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrasının uygulanmaması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda dava konusu olayın; "Tüm dosya kapsamından, sanığın öz çocukları olan mağdurlardan ...'ın ön ve arka cinsel bölgesine dokunmak, sıkmak, okşamak; dudaklarından, yanağından ve boynundan öpmek, mağdurlardan ...'in kıyafetlerinin içinden ve üstünden olmak suretiyle göğsüne ve ön cinsel bölgesine 15-20 dakika süreyle dokunmak, dokunma eyleminin yanında hafif baskı da uygulamak şeklinde eylemleri ile mağdurları cinsel yönden istismar ettiği kabulüne varılmakla; Somut hadise değerlendirildiğinde; mağdurların aşamalarda hem kendi içlerinde tutarlılık gösteren hem de birbirleriyle birebir örtüşen beyanda bulundukları ve gerek soruşturma gerek kovuşturmada mağdurların beyanlarının alınması esnasında hazır bulunan bilirkişilerin de mağdurların samimi olarak beyanda bulunduklarına beyanlarına itibar edilebileceğine ilişkin kanaat bildirdikleri görülmüştür. Mağdurların bozma sonrası yapılan yargılama sırasında da aynı yönde beyanda bulundukları ortadadır. Bunun yanı sıra mahkememizce sanığın mahkumiyetine dair karardan sonra cezaevinde bulunan sanık ile mağdur çocuklar arasındaki telefon görüşmesinde sanığın mağdur ...'a 'oğlum niye beni yaktınız, niye yanlış dilekçe verdiniz, kaç aydır içerdeyim, size kim verdirdi dilekçeyi' demesi üzerine mağdur ...'ın 'kimse verdirmedi' şeklinde cevap verdiği, yine aynı görüşmede mağdur ...'in şikayete konu dilekçeyi kimsenin etkisi ile vermediklerini ve dilekçeyi kendisinin yazdığını söylediği ve sanığın 'niye böyle yaptığınız kızım' sorusuna 'sende böyle yapmasaydın' şeklinde cevap verdiği yani mağdurun sanığın eylemlerine dair anlatımlarını bu görüşmede de ifade ettiği görülmüştür. Yine sanık ile mağdurlar arasında gerçekleşen başkaca telefon görüşmelerinde de sanığın ısrarla mağdurlara dilekçeyi kimin verdiğini sorduğu, mağdurlarında her seferinde 'hiç kimse' şeklinde cevap vererek şikayet dilekçesini kimsenin etkisinde kalmayarak kendilerinin verdiklerini ifade ettikleri görülmüştür. Keza dosyanın istinaf aşamasında olduğu dönemde geçen telefon görüşmesinde, sanığın mağdur ...'a hitaben 'oğlum inşallah 21'inde çıkacam oğlum, kurtarın tamam mı beni oğlum.. Annemizle babamız tartıştı biz de yalan uydurduk dersiniz tamam mı' dediği, mağdur ...'ın ise 'biz sana başta dedik akıllı ol diye' şeklinde cevap verdiği görülmüştür. Keza bir başka telefon görüşmesinde mağdur ...'in "bak şimdi biz seni çıkartırız, ama daha böyle şeyler yapacan mı? Bana söz vermen lazım' dediği, sanığın ise 'kızım ben bir şey yapmadım, sizi sevmekten başka ne yaptım' şeklinde cevap verdiği, konuşmanın devamında mağdur ...'in birkaç defa daha sanıktan böyle bir şey yapmayacağına söz vermesini istediği görülmüştür. Sanık, mağdurların annelerinin etkisinde kalarak kendisine yönelik suçlamalarda bulundukları yönünde, husumet iddiasına dayalı savunma yapmış ise de; mağdur ...'ün soruşturmanın başlamasından itibaren mağdurların istismar eylemine ilişkin beyanlarını reddetmesi, yargılama sırasında şikayetinden vazgeçmiş olması, öz iki çocuğun babasına başka türlü bir suçlama yöneltebilecek iken bu tarz bir iftira atmalarının hayatın olağan akışına aykırı oluşu, mağdur çocukların anneleri tarafından yönlendirildikleri yönündeki iddiaları reddetmeleri, mahkumiyet kararından sonra sanık ve mağdurlar arasında gerçekleşen görüşme içerikleri ve olayın ortaya çıkış şekli karşısında bu savunmaya itibar edilmemiştir. Bunun yanı sıra bilgi ve görgüsüne başvurulan tanık ...'ın beyanlarına ise, sanığın babası olması nedeniyle tarafsız ifade veremeyeceği yönünde görüş oluşması nedeniyle itibar edilmemiş, neticeten sanığın atılı suçları gerçekleştirdiği vicdani kanaatine varılarak buna göre cezalandırılması yoluna gidilmiştir. Sanığın işlediği cinsel istismar suçları bakımından temel cezaları belirlenirken, eylemlerin 6763 sayılı Kanun ile TCK'nın 103/1. maddesine yeni bir cümle eklenmesinden (02/12/2016 tarihinden) sonra da işlendiğine dair dosyaya yansıyan bir delilin bulunmaması gözetilerek TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 103/1. maddesi dikkate alınmıştır. Suçun işleniş biçimi ve fiilin diğer özellikleri itibariyle teşdid uygulanmasını gerektirir bir hal bulunmaması nedeniyle alt sınırdan hükümler kurulmuştur. Mağdurların sanığın sürekli olarak istismar fiillerinde bulunduğuna yönelik itibar edilen beyanları karşısında sanığın istismar eylemini zincirleme şekilde gerçekleştirmesi nedeniyle TCK'nın 43/1. maddesi uyarınca cezalarında takdiren 1/2 oranında arttırım yapılmıştır. Sanığın bozma sonrası yapılan yargılama sırasında gözlemlenen saygılı tutumu itibarıyla olumlu kanaat oluşması sanık lehine takdiri indirim nedeni kabul edilerek cezasından TCK'nın 62/1. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılmıştır." Şeklinde kabul ve gerekçelendirilmesinin yapılıp buna göre sanık hakkında mağdurlara karşı çocuğun cinsel istismarı suçundan yukarıda "I.HUKUKİ SÜREÇ" başlığı altındaki bölümde belirtildiği biçimde hükümler tesis edildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Tüm dosya kapsamı ve gerekçe içeriğine göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamış ve temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ordu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin bozma üzerine verdiği 14.04.2023 tarihli ve 2022/248 Esas, 2023/57 Karar sayılı kararında sanık ile müdafii, katılan Bakanlık vekili ve katılan mağdur ... vekili tarafından öne sürelen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Ordu 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.09.2023 tarihinde karar verildi.