Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2024/2354 E. , 2024/10838 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/373 E., 2023/692 K. SUÇLAR : Hakaret, cinsel taciz HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2024/2354 E. , 2024/10838 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/373 E., 2023/692 K. SUÇLAR : Hakaret, cinsel taciz HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında hakaret ve cinsel taciz suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davasında, bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda, Pazar (Rize) 2. Asliye Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın atılı suçlardan mahkumiyetine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın Temyiz İsteği Özetle cinsel taciz suçunun unsurlarının oluşmadığına, eylemin karşılıklı hakaret kapsamında olduğuna, karşılıklı mesaj kayıtları temin edilmeden ve bu husus araştırılmadan verilen kararın usul ve kanuna aykırı olması nedeniyle hükümlerin bozulması talebine ilişkindir. III. GEREKÇE A. Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Sanık hakkında tekerrüre esas alınan İstanbul Anadolu 19. Sulh Ceza Mahkemesince verilmiş 2012/551 Esas, 2013/84 Karar sayılı mahkumiyet ilamına konu suçun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) Kanun'un 125. maddesinde yazılı hakaret suçuna ilişkin olduğu ve mezkur suçun, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 253. maddesi uyarınca uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, 5237 sayılı Kanun'un 2. ve 7. maddeleri de gözetilerek, sanık hakkında tekerrüre esas alınan hükme ilişkin uzlaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı Mahkemesinden sorularak, uzlaşmanın sağlanması halinde bu suçun tekerrüre esas alınamayacağı, ancak sanığın adli sicil kaydında başka tekerrüre esas hüküm olup olmadığı tespit edilip sonucuna göre, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur. B. Cinsel Taciz Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; 1. Sanığın katılana karşı mesaj göndermek suretiyle gerçekleştirdiği cinsel taciz eylemiyle ilgili olarak belirlenen temel cezada, olay tarihi itibariyle uygulanma imkanı bulunmayan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 105/2-d maddesine göre arttırım yapılması suretiyle hüküm kurulması sonucunda fazla ceza tayini, 2. Sanık hakkında tekerrüre esas alınan İstanbul Anadolu 19. Sulh Ceza Mahkemesince verilmiş 2012/551 Esas, 2013/84 Karar sayılı mahkumiyet ilamına konu suçun 5237 sayılı Kanun'un 125. maddesinde yazılı hakaret suçuna ilişkin olduğu ve mezkur suçun, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34.maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesi uyarınca uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, 5237 sayılı Kanun'un 2. ve 7. maddeleri de gözetilerek, sanık hakkında tekerrüre esas alınan hükme ilişkin uzlaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı Mahkemesinden sorularak, uzlaşmanın sağlanması halinde bu suçun tekerrüre esas alınamayacağı, ancak sanığın adli sicil kaydında başka tekerrüre esas hüküm olup olmadığı tespit edilip sonucuna göre, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesinde zorunluluk bulunması, 3. Kabule göre de; Mahkemece bozma kararı öncesi cinsel taciz suçunda 1 yıl 6 ay hapis cezasına ilişkin ilk hükmün sanık tarafından temyiz edildiği ve belirtilen ceza miktarının sanık bakımından kazanılmış hak oluşturduğu hususunun gözetilmemesi, Hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçenin (A) ve (B) bölümlerinde açıklanan nedenlerle Pazar (Rize) 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, Üye ...'in karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.12.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sanık hakkında katılana karşı 17.11.2015 tarihinde Pazar 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 5237 sayılı Kanun'un 105/1 ve 125/1. maddeleri uyarınca cinsel taciz ve hakaret suçlarından mahkumiyet kararı verilmiş, hükmün sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesince 19.12.2022 tarihinde 5271 sayılı Kanun'un 251. maddesinde düzenlenen basit yargılama usulünde “kovuşturma evresine geçilmiş” ibaresinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi nedeniyle anılan karara istinaden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerekçesiyle hükmün bozulması akabinde mahkemesince 02.05.2023 tarihinde basit yargılama usulü uygulanarak verilen karar sanık tarafından itiraz edilmesi üzerine kaldırılarak bu sefer Dairemizin temyiz incelemesine konu 28.11.2023 tarihinde basit yargılama usulü uygulanmaksızın sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir. Sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf bozma üzerine basit yargılama usulü uygulanarak verilen "02.05.2023" tarihli kararın yargılamaya konu 5237 sayılı Kanun'un 105/1 ve 125/1. maddeleri için öngörülen 8 yıllık olağan zamanaşımı süresini kesip kesmeyeceğine ilişkindir. 5271 sayılı Kanun'un 251. maddesinde düzenlenen basit yargılama usulü (BYU) ile nispeten basit suçlara ilişkin duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verme imkanı tanınarak ve karşılığında ceza miktarında indirim uygulanarak hüküm tesisi imkanı veren, esasında yargılama makamlarına ağır suçlar için daha fazla zaman kazandırmanın da hedeflendiği bir kurum, alternatif bir yargılama usulüdür. Ancak bu halde BYU uygulanarak verilen karara sanık tarafından itiraz edilmesi üzerine mahkemesince başkaca bir şart aranmaksızın duruşma açılarak genel hükümlere göre yargılamaya devam olunacaktır. Bir başka ifade ile BYU kararına itiraz edilen mahkemenin itirazı kabul etme ya da etmeme noktasında bir takdir hakkı/değerlendirme yetkisi olmadığından, süresinde ve usulüne göre yapılan itiraza otomatik olarak kabul etme sonucu bağlanmıştır. Bu halde BYU uygulanarak verilen karar bu aşamada taraflarının haberdar olmadığı "askıda" olan bir hukuki işlem mahiyetinde olup bu sanık aleyhine zamanaşımını kesme sonucunu doğuracak bir vasfı bulunmamaktadır. Diğer yandan BYU uygulanmasına karar verilmesi halinde mahkemece sanığa esasında bir icapta (teklifte) bulunulmaktadır. Sanık bu icabı kabul etmeyerek mahkemece duruşma açılmaksızın verilen karara itiraz ederse artık mahkemece duruşma açılmaksızın, doğrudan doğruyalık ilkesini ihlal eder şekilde bir hüküm kurma imkanı kalmayacaktır. 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinde "Duruşmanın sona ermesi ve hüküm" başlığı altında 1. fıkrada, duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verileceğini düzenlemiştir. Aynı maddenin beşinci fıkrasında ise yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde sanık hakkında mahkûmiyet kararı verileceği düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre mahkumiyet kararı duruşma açılarak verilen bir yargılama sonunda verilmelidir. Bu yönüyle de duruşma açılmadan basit yargılama usulü uygulanarak verilen karar itiraz edilmeyip henüz kesinleşmeden önce 5237 sayılı Kanun'un 67/2-d maddesinde yer alan ve zamanaşımı kesebilecek bir "mahkumiyet" hükmü vasfında değildir. Ceza usul yargılamasında kanun koyucu tarafından yargılamanın kısa sürede sonuçlandırılması imkanı veren ve itiraz etmeyen sanığa bunun karşılığında cezada indirim imkanı tanıyan hakkında kesinleşmesi ile mahkumiyet kararı vasfını alan kararın, bu aşamada Ceza Muhakemesi Kanunu anlamında bir "mahkumiyet" kararı vasfında olmadığı, bu noktada mahkemece verilen 02.05.2023 tarihli kararın da anılan mahkumiyet kararı mahiyetinde olmaması nedeniyle zamanaşımı kesme sonucunu doğurmayacağı düşüncesinde olduğumdan bozma öncesi verilen "17.11.2015" tarihli karar ile bozma sonrası basit yargılama usulü uygulanan karara itiraz akabinde verilen "28.11.2023" tarihli karar arasında 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle hükmün bozulması ve zamanaşımı nedeniyle düşmesi gerektiği kanaatindeyim.