Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2024/5165 E. , 2024/8939 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI: 2023/386 E., 2024/81 K. SUÇ: Nitelikli cinsel saldırı HÜKÜM: Mahkumiyet TEMYİZ EDENLER: Sanık müdafiileri, o yer Cumhuriyet savcısı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilme
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2024/5165 E. , 2024/8939 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI: 2023/386 E., 2024/81 K. SUÇ: Nitelikli cinsel saldırı HÜKÜM: Mahkumiyet TEMYİZ EDENLER: Sanık müdafiileri, o yer Cumhuriyet savcısı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi. Sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin bir şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma kullanılması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi uyarınca takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda, Soma Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık Müdafilerinin Temyiz İstemleri Kararın hatalı eksik ve hukuka aykırı olduğuna, dosya ile ilgili, İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun rapor ve görüşünün bulunmadığına, İstanbul Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulunun görüşünün herhangi bir dayanak ve gerekçeden uzak olduğuna, hatalı ve salt iddiaya göre düzenlendiğine, sanığın aynı konuda yargılandığı diğer başka bir dosyadaki sanığın eylemlerinin tıbba uygun olduğuna ilişkin Adli Tıp Üst Kurulu raporunun dikkate alınmadığına, yapılan işlemlerin radyoloji uzmanının yetki ve uzmanlık alanında olduğuna, rapor ve görüşünün bulunmadığına, soruşturma izni alınması gerektiğine, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, Yargıtay bozma sonrası sanık lehine elde edilen delillerin dikkate alınmadığına, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, bu dosyaya benzer mahiyetteki Akhisar'daki dosyadan beraat ettiğine, sanığın, vekili olan kardeşi ile gerçekleştirmiş olduğu mesajlaşmaların vekil-avukat gizliliği sebebiyle dosyadan imha edilmesi gerekirken bu delillerin dosyada çıkarılmadığına, sanık hakkında ceza verilirken sanığın kamu görevlisi olması göz önüne alınarak cezası arttırılırken; 5271 sayılı Kanun'un 223/8-ikinci cümlesi gereğince durma kararı verilmesi gerektiğine, cinsel saldırı suçu açısından adli tıp raporu aldırılmadığına, olay yerinin incelenip keşif yapılmadığına, talep ettikleri delillerin toplanmadığına, DNA raporunun sanığın beyanı ile örtüştüğüne, katılanın beyanları ile çeliştiğine, tanıkların ve katılanın annesinin beyanlarının çeliştiğine, tetkik sonrasında katılanın şikayetinin olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, radyoloji derneği raporunun yok sayıldığına, soyut beyanlarla ceza tesis edildiğine, sanığın radyoloji uzmanı olup tv usg yapma yetkisi yokmuş gibi değerlendirme yapılıp adeta sanığın hekim değilmiş gibi değerlendirildiğine, oysa benzer bir dava nedeniyle dosyaya sunulan adli tıp üst kurulu raporunda net bir şekilde transabdominal görüntülemenin yetersiz kalması halinde radyoloji uzman hekimin transvaginal yol ile ileri inceleme yapma yetkisinin bulunduğu belirtildiğine, bu raporun görmezden gelindiğine, cinsel saldırı suçu açısından somut delil elde edilmesi gerektiğine, katılanın beyanlarında çok sayıda çelişki olduğu gibi eyleme dair beyanlarının da birbiri ile çeliştiğine, olay anını gösterir kamera kayıtlarında her şeyin normal seyrettiğinin açıkça görüldüğüne, katılanın iddiasının doğru oldugunun kabul edilmesi durumunda hele göğüslerini emme gibi bir durumda kesinlikle tepki vermesi gerektiğine, vermemesinin olağan akışa uymayacağına, katılanın durup dururken hekimin kendisini muayene ettiği algısı yaratmaya çalıştığına, DNA raporunda sadece normal elden bulaşan DNA bulunduğuna, tükürük emzimi elde edilemediğine, katılanın iddialarını destekleyen delil bulunmadığına, Mahkeme tarafından katılanın yerine geçilerek olmayan iddiaların salt sanığın cezalandırılması için gerekçe olarak gösterildiğine, kamera kayıtlarının katılanın ve Binnaz'ın gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu gösterdiğine, radyoloji alanı ile hiçbir bilgi sahibi olunmaksızın sanık doktorun ifadesinin Mahkemece neye göre değerlendirildiğinin belli olmadığına, tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğine, sanığın şehvi duygularla hareket ettiğini gösterir hiçbir karine olmadığına, hekimler ve caza profesörlerinden alınmış birçok mütalaanın dosyaya sunulduğuna, sanığın el ve tırnaklarında, genital bölgesinde herhangi bir bulguya rastlanılmadığına, katılanın gerçek olmayan bir şekilde şikayetini devam ettirdiğine, sürekli beyan ve eylemleri değiştirdiğine, sadece muayene fişinde yazılı tetkiklerin değil tüm tetkiklerin inisiyatifinin radyoloji uzmanında olduğuna, cinsel saldırı suçunun unsurlarının bulunmadığına, söz konusu tıbbi müdahalelerin rıza dışı yapılmasının mümkün olmadığına, soruşturma hakkında durma kararı verilip izin alınması gerektiğine, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, katılanın bozmaya karşı diyeceklerinin sorulmadığına, tevsii tahkikat taleplerinin görmezden gelindiğine, şüpheden sanığın yararlanacağına, her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına ilişkindir. B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/3-b maddesinin uygulanması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289. maddesinde sayılı kesin hukuka aykırılık halleri ve temyiz dilekçelerinde belirtilen nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, kararda hukuka aykırılık görülmemiştir. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Soma Ağır Ceza Mahkemesinin kararında sanık müdafiileri ile o yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesiyle sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/4. maddesi uyarınca Soma Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.10.2024 tarihinde karar verildi.