Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2024/5610 E. , 2024/8355 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/731 E., 2024/675 K. SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2024/5610 E. , 2024/8355 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/731 E., 2024/675 K. SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103/2-2. cümle, 103/3-c, 43/1, 53. maddeleri uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.02.2024 tarihli ve 2023/506 Esas, 2024/76 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103/2, 103/3-d, 103/4, 43/1, 62, 61/7, 53. maddeleri uyarınca 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair verilen kararın sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin kararı ile istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Eksik araştırma sonucu karar verildiğine, mağdurenin beyanlarının çelişkili olduğuna, mağdurenin beyanlarının raporlarla desteklenmediğine, 5237 sayılı Kanun’un 103/3-c ve 103/4. maddelerine ilişkin koşulların oluşmadığına ilişkindir. III. GEREKÇE Sanığın mağdurenin annesi ile olan ilişkisini bitirip birlikte yaşadıkları evi terk ettikten bir gün sonra gerçekleşen olayın intikal şekli, mağdurenin soyut ve çelişkili iddialarından başka sanığın mahkumiyeti için yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmaması nedeniyle mahkumiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi hukuka aykırı görülmüştür. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak üyeler ... ve ...'ın muhalefeti ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, Bozma sebebine göre sanığın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde derhal salıverilmesinin ilgili yerlere en seri şekilde bildirilmesi için müzekkere yazılmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.10.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Daire çoğunluğunca sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiş ise de; Katılan mağdur ... ... ... aşamalardaki samimi ve istikrarlı beyanlarında, annesiyle gayriresmi karı-koca hayatı yaşayan sanığın mağdurun evde yalnız başına kaldığı zamanlarda ilk olarak 2022 yılı mayıs ayında mağdurun pantolonunun dizine kadar indirerek parmağını anal bölgesine soktuğu, bir hafta kadar sonra mağdura hitaben '' istediğimi yaparsan, sana tablet bilgisayar vereceğim'' diyerek kendi alt kıyafetlerini çıkartıp mağdurun pijamasını dizine kadar indirdiği ve cinsel organını mağdurun anal bölgesine sürttürdüğü, sanığın cinsel organına sabun sürdüğü, ardından mağdurun sırtına boşaldığı, sonraki günlerde benzer fiileri mağdurun beyanına göre farklı zamanlarda birden fazla kez gerçekleştirdiği, bir gün sanığın mağdura cep telefonunu vermek karşılığında eliyle kendisinin cinsel organını tutup oynamasını istediği, mağdurun sanığın isteğini yerine getirdiği ve sanığın halıya boşaldığı, farklı bir tarihte mağdura cinsel organını ağzına alması karşılığında 50 tl para teklif ettiği, ancak mağdurun kabul etmediği, sanığın bazı günler mağdurun odasına gelerek pornografik videolar izlettiği, son olarak 2022 yılı eylül ayında mağdurun saçından zorla tutup, cinsel organını mağdurun ağzına soktuğu, yönünde anlatımlarda bulunmuştur. Mağdurun soruşturma aşamasında beyanı alınırken hazır bulunan Psikolog ... ... 06.10.2022 tarihli raporunda mağdurun kendini ifade etme biçiminin yaşıyla uyumlu olduğunu, somut detayları anlatırken beden dilini kullandığını, ön görüşme ve adli görüşme boyunca anlatımının spontane olduğunu, anlatımının kurgudan uzak ve duygulanımının yaşadığı durumla örtüşmesi de göz önünde bulundurulduğunda verdiği ifadenin güvenilir ve tutarlı olduğunu bildirmiştir. Yine soruşturma aşamasında düzenlenen 05.10.2022 tarihli Adli Tıp Raporunda mağdurun yaşı ve sosyal gelişimi itibari ile beyanlarına itibar edilmesine engel olacak zeka geriliği, psikopatoloji saptanmadığı, küçüğün yaşından beklenmeyen cinsel nitelikteki bilgileri, yaşına uygun püeril (çocuksu) tanımlamalarla anlatmasının olay öyküsünü destekler nitelikte olarak değerlendirildiği belirtilmiştir. Mağdurun mahkemede dinlendiği celsede hazır bulunan Pedagog Bilirkişi ... ... mağdurun 12 yaşında olduğunu, duruşma öncesi yaptığı mülakat ve gözlemleri sonucu yaşına, cinsiyetine uygun bedensel ve ruhsal gelişim düzeyinde olduğunu, zaman ve mekan oryantasyonu mevcut olduğunu, beyanları yönünden baskı ve yönlendirme yapıldığı yönünde emare tespit etmediğini, beyanlarına itibar edilebileceğini bildirmiştir. Mağdurun annesi katılan ... aşamalardaki ifadesinde mağdurun anlatımını doğrular şekilde sanık ile yaklaşık bir yıl imam nikahı ile yaşadıklarını, kendisinin olayları görmediğini, sanığın evi terketmesinden sonra mağdurun olayları kendisine anlattığını, sanığın ticaret yapma vadiyle kendisinden toplam 50.000 dolar para aldığını beyan etmiştir. Sanık savunmalarında katılan ile karı-koca hayatı yaşamadıklarını, internet üzerinden tanışıp birlikte ticaret yaptıklarını fakat dolandırıldıklarını, bu nedenle aralarının bozulduğunu, katılanın kendisini arayıp paramı vermezsen seni rezil edeceğim dediğini, iftira attığını beyan etmiştir. Ceza yargılamasının amacı maddi gerçeğin ortaya çıkartılmasıdır. Hukuk yargılamasından farklı olarak ceza yargılamasında vicdani delil sistemi geçerli olup maddi vakıa her türlü delille ispatlanabilir. Suç mağdurları aynı zamanda eylemin birinci dereceden tanığı konumunda olup beyanları maddi vakıanın ispatlanması açısından önemli bir delil kabul edilmektedir. Mağdur beyanından başka delil bulunmadığı durumlarda mağdur beyanı tek başına yeterli görülerek suçun ispatlanması mümkündür. Bunun için mağdur beyanının kendi içinde tutarlı olup olmadığı, mantık çelişkisi içerip içermediği, aşamalardaki beyanların birbiriyle tutarlı olup olmadığı, mağdur ile sanığın önceye dayalı husumeti bulunup bulunmadığı, mağdurun yaş küçüklüğü veya akıl zayıflığı nedeniyle olayları kavramada ve ifade etmede bir engelinin bulunup bulunmadığı gibi bir takım kriterlere göre değerlendirilerek şayet mağdurun anlatımları tutarlı, samimi ve inandırıcı ise sübuta esas alınarak fail hakkında mahkumiyete yeterli delil kabul edilmektedir. Yargıtay 14.Ceza Dairesi'nin 18/02/2020 tarih 2018/7128 Esas 2020/1285 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; " ..Ceza yargılamasının esas amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Bu bakımdan hakim davayı muhakeme kuralları gereğince huzurunda görecek, olayı ilk günkü haline götürecek bu konuda yüz yüzelik ilkeleri gereğince sanık ile mağduru dinleyecek ve gözlemleyecek, elde ettiği delillerle vicdani kanaati ile hüküm kuracaktır. Delil tüm davalarda hükme ulaştıracak kurucu unsurdur. Bu bakımdan en hassas suçlar cinsel istismar ve cinsel saldırı suçlarıdır. Bu suçlarda mağdur ile sanık arasında geçen eylem genellikle yapısı gereği tanık olmadan ve bariz delil bırakılmadan işlenen suçlardır. Bu açıdan davanın temelini oluşturan delillerden en önemlileri, Yargıtayca mağdur beyanı, doktor raporları, psikolojik inceleme evrakları, sanık ve mağdurun bulundukları çevre, aralarındaki yakınlık ve husumet incelemeleri olarak kabul edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90. maddesi gereğince kararlarına uyulması gereken Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin inceleme kriterlerinde ise; mağdurenin beyanları çok önemli görülmüş, beyanlarını ana delil olarak kabul etmiş davayı gören mahkemeye ise bunu test etme yükümlülüğü yüklemiştir. (P.S/Almanya kararı 04.09.2011) Öte yandan tanıdık kişiler (akraba, komşu, öğretmen, iş arkadaşı, amir v.b) tarafından gerçekleştirilen cinsel istismar ve saldırı vakalarında, mağdurların bu kişilerle olan geçmiş ilişkileri, yakınlık düzeyleri olay öncesi ilişkilenme biçimleri ve daha sonra mağdur ile aynı çevrede kalmaya devam etmeleri, sebebiyle ivedi biçimde şikayette bulunmamaları mağdurun aleyhine yorumlanmamalıdır. Çünkü bu kişiler hakkında yasal müracaatta bulunma konusunda tereddüt yaşadıkları ve yabancı failler konusunda gösterdikleri kararlılıkları kimi zaman gösteremedikleri bilinen bir gerçeklik olarak kabul edilmiştir..." Somut olayda mağdurun baştan itibaren samimi ve tutarlı beyanlarda bulunduğu, sanık savunmalarında katılanla ticaret yapıp dolandırıldıkları için kendisinden para istediğini, bu nedenle böyle bir olayı isnat ettiğini beyan etmişse de bu hususun çocuk istismarı gibi ağır bir suç isnadı için iftira atmaya neden olabilecek boyutta bir husumet nedeni olmadığı, sanık müdafisi tarafından dosyaya sunulan dekontlara göre sanığın şikayet tarihinden bir ay sonra başlamak üzere 2022 Kasım ayından 2023 yılı Mayıs ayına kadar katılana çeşitli miktarlarda para gönderdiği, sanığın kendisine ağır bir suç isnat eden katılana para göndermesinin normal ve beklenen bir durum olmadığı, kaldı ki katılanın böyle bir kurguyla şikayetçi olduğu düşünülse dahi soruşturma ve duruşma aşamasında ifadesi alınan mağdurun istikrarlı ve samimi beyanlarda bulunduğu, ifadeler sırasında hazır bulunan adli görüşmeci ve pedagog bilirkişilerin de mağdurun samimi ve tutarlı anlatımda bulunduğunu ve yönlendirme altında ifade vermediğini bildirdikleri, 05.10.2022 tarihli Adli Tıp Raporunda mağdurun yaşından beklenmeyen cinsel nitelikteki bilgileri yaşına uygun püeril (çocuksu) tanımlamalarla anlatmasının olay öyküsünü desteklediğinin belirtildiği, duruşmada bizzat ifade alan mahkeme heyetinin de mağdurun beyanlarında samimi olduğu kanaatine vararak mahkumiyet hükmü kurduğu, hususları birlikte dikkate alındığında mahkumiyet hükmünün onanması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan bozma yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.