İçeriğe geç
AC
9. Ceza Dairesi Esas: 2025/4357 Karar: 2025/6944 Tarih: 2025

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2025/4357 K.2025/6944

9. Ceza Dairesi 2025/4357 E. , 2025/6944 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/500 E., 2025/494 K.; 2025/727 E., 2025/626 K. (Birleştirilen dosya) SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma; ret, onama (

Karar Özeti

9. Ceza Dairesi 2025/4357 E. , 2025/6944 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/500 E., 2025/494 K.; 2025/727 E., 2025/626 K. (Birleştirilen dosya) SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma; ret, onama (

Karar Detayı

9. Ceza Dairesi 2025/4357 E. , 2025/6944 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/500 E., 2025/494 K.; 2025/727 E., 2025/626 K. (Birleştirilen dosya) SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma; ret, onama (Birleştirilen dosya) Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle Dairemizin 2025/4309 Esasına kayıtlı bağlantılı dosyası kapsamında verilen birleştirme kararına istinaden anılan dosya ile birlikte yapılan incelenmede gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Şanlıurfa 4. Ağır Ceza Mahkemesince sanığın çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkumiyetine dair hükümlerin istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafii ile o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine, katılan mağdur vekilinin istinaf başvurusunun ise süre yönünden reddine karar verilmiştir. Katılan mağdur vekilinin anılan karara itirazı nedeniyle dosyanın gönderildiği Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 13.03.2025 tarihli kararıyla itirazın kabulüne karar verilmesine müteakiben Bölge Adliye Mahkemesince yeni esas numarası alınarak yapılan değerlendirmede katılan mağdur vekilinin de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. GEREKÇE A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Verilen Karar Yönünden 5271 sayılı Kanun’un 286/2-a maddesinde yer verilen “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı nazara alındığında hükmün temyizinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır. B. Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Verilen Karar Yönünden 5271 sayılı Kanun'un 2 88... . maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289. maddesinde sayılı kesin hukuka aykırılık halleri ve temyiz dilekçesinde belirtilen nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, kararda hukuka aykırılık görülmemiştir. III. KARAR A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Verilen Karar Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle katılan mağdur vekili, katılan, sanık ve sanık müdafiinin temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Verilen Karar Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17.Ceza Dairesinin kararlarında katılan mağdur vekili, sanık, sanık müdafii ve katılan tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, Üye sayın ...'nın karşı oyu ve oy çokluğuyla ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Şanlıurfa 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.09.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne aşağıdaki gerekçeyle katılmıyorum. Şanlıurfa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.09.2024 gün ve 2024/80 Esas, 2024/248 sayılı Kararıyla sanık ... hakkında karar TCK’nın 103/1. maddesi uyarınca kurulan mahkûmiyet hükmü, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 03.03.2025 gün ve 2025/500 Esas, 2025/494 sayılı Kararı ile onanmıştır. Mağdur ... olay tarihinde 6 yaş 3 aylıktır. Mağdur, sanığın para ve çikolata vaadiyle kendisini ikametgâhına götürdüğünü, banyo yaptırdıktan sonra elbiselerini çıkarıp arka bölgesine cinsel organını soktuğunu ve bu sırada şiddetli acı hissettiğini beyan etmiştir. Mağdurun annesi, olay günü pantolonun arka kısmında ıslaklık ve sıyrık gördüğünü ifade etmiştir. 01.11.2023 tarihli Çocuk İzlem Merkezi görüşmesinde çocuğun bilişsel kapasitesinin yaşına uygun olduğu, gerçek–yalan ayrımı yapabildiği ve anlatımının gelişim düzeyiyle uyumlu bulunduğu tespit edilmiştir. Görüşmede mağdur, anatomik görsel üzerinde arka özel bölgeye “koydu, acıdı” şeklinde ifade kullanmıştır. Adli tıp uzmanının raporunda anüsün normal anatomik yapıda olduğu, akut veya kronik fiilî livata ile uyumlu yaralanma saptanmadığı, ancak bu tür olgularda maddi bulgu beklenmeyebileceği belirtilmiştir. Kriminal inceleme raporuna göre pantolonun arka bölgelerinde sanıkla genotipik uyumlu DNA, bir bölgede mağdur ve sanığa ait karışık DNA profili, iç çamaşırında mağdurla uyumlu DNA tespit edilmiştir. Bazı örnekler miktar azlığı nedeniyle meni belirleme testine elverişli olmadığından rapor “semen var/yok” yönünde kesin belirleme içermemekte, yalnızca vücut sıvılarında DNA uyumu bildirmektedir. Pantolon ve iç çamaşır üzerinde kan saptanmamıştır. Dosya kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde, mağdurun yaşına uygun, gelişimsel olarak tutarlı ve özde aynı doğrultudaki anlatımı; pantolonun arka bölgesinde sanıkla uyumlu DNA ve karışık DNA profili bulunması; anne gözleminin olayla aynı gün ve mekânsal bütünlük içerisinde gerçekleşmesi; ÇİM raporundaki güvenilirlik tespitleriyle birlikte eylemin penetratif ya da yarı-penetratif temasla uyumlu olduğu yönünde kuvvetli bir delil birliği ortaya koymaktadır. Tıbbi bulgu yokluğu, çocuk cinsel istismarı vakalarında dışlayıcı nitelikte değildir. Bilimsel literatürde (WHO, RCPCH, Adams–Farst–Kellogg, Christian vd.) çocuklarda anal bölge elastikiyetinin yüksek olduğu, mukozal dokuların hızlı iyileştiği, muayene zamanlamasının bulgu saptanmasını doğrudan etkilediği ve bu nedenle muayenede bulgu bulunmamasının penetrasyonu dışlamadığı kabul edilmektedir. ATK raporundaki “akut/kronik bulgu yoktur” tespiti, bu bilimsel çerçevede geçmiş penetrasyonun bulunmadığı anlamına gelmez. Mahkemece, "tıbbi bulgu yokluğunu" temel belirleyici unsur olarak kabul ederek, beyan–DNA–gözlem–ÇİM verilerinin birbirini tamamlayan bütünlüğün göz ardı edilmiştir. Ceza muhakemesinde delillerin doğrudanlık ve bütünsellik ilkeleri çerçevesinde, birbirini tamamlayan ve dış teyit değeri taşıyan bir yapı olarak değerlendirilmesi gerekir. Bu olayda DNA bulguları mağdurun beyanını destekleyen objektif bilimsel verilerdir. Bu nedenle yalnızca travma bulgusu yokluğuna dayanılarak eylemin TCK’nın 103/1. maddesi kapsamında nitelendirilmesi isabetli değildir. TCK’nın 103/2. maddesi, birinci fıkradaki fiillerin vücuda organ veya sair cisim sokulması suretiyle işlenmesini nitelikli hâl olarak düzenlemiştir. Öğreti ve uygulamada kısmi giriş dahi yeterli görülmektedir. Somut olayda, delillerin kümülatif değerlendirilmesi sanığın eyleminin vücuda organ sokulması suretiyle gerçekleştiğini göstermektedir. Bu nedenle eylemin TCK’nın 103/2. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekirken 103/1 yönünde karar verilmesi, dosya kapsamı, bilimsel veriler ve delil bütünlüğüyle bağdaşmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, sanığın eyleminin vücuda organ sokulması suretiyle nitelikli cinsel istismar suçunu oluşturduğu, suç vasfı yönünden verilen hükmün isabetsiz olduğu kanaatine varıldığından, kararın suç vasfı yönünden bozulması gerektiği görüşüyle sayın Daire çoğunluğunun onama yönündeki kararına iştirak etmiyorum.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla