Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2025/471 E. , 2025/2785 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/137 E., 2024/321 K. SUÇ : Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşün
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2025/471 E. , 2025/2785 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/137 E., 2024/321 K. SUÇ : Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçunu iddiası ile açılan kamu davasında, bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda, Köyceğiz Asliye Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararına istinaden dosyanın gönderildiği Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Özetle, sanığın eyleminin sarkıntılığı aştığından çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyeti ile lehine vekalet ücretine hükmedilmesi talebine ilişkindir. B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Özetle, olayda kesin delil bulunmadığına, mesaj kayıtlarının değişik anlamlar yüklenebilecek mahiyette olduğuna, katılan mağdurenin annesi ile sanık arasındaki görüşmeye dair ses kayıtlarının hukuka aykırı şekilde elde edildiğine, katılan mağdurenin beyanı dışında mahkumiyete yeter delil ile gerekçede yer verilen fotoğrafların dosyada bulunmadığına, usul ve yasaya aykırı kararın bozulması talebine ilişkindir. III. GEREKÇE Sanığın eylemiyle ilgili daha sonra başlatılacak adlî süreçte delil olarak kullanılmak üzere, katılan mağdureye yönelik yargılamaya konu eylemlerden sonra ancak, şikâyet tarihinden önceki bir zamanda gerçekleştiği anlaşılan sanık ile katılan mağdurenin annesi ile arasında geçen telefon konuşmalarına dair adlî mercilere sunduğu ses kayıtlarının temin edilme şekli itibarıyla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 206/2-a ve 217/2. maddeleri kapsamında yasak delil niteliği taşımasından dolayı söz konusu kaydın hükme esas alınamayacağı belirlenmiş olup, olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin başka delille doğrulanmamış ve dört yıl önce gerçekleştiğini iddia ettiği eylemlere ilişkin soyut beyanları, sanık tarafından gönderilen mesajlarda iddiaya konu istismar eyleminin kabul edildiğine dair bir ifadenin de bulunmaması karşısında, sanığın atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil olmadığı nazara alındığında sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Başkan... ile Üye ...'nin karşı oyları ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.04.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Dairemizin Sayın çoğunluğu ile aramızdaki ihtilaf; temin ediliş şekli itibarıyla yasak delil niteliği taşıyan ses kaydı hükme esas alınmayıp inceleme dışı bırakıldığında dosyada mevcut diğer delillerin mahkumiyete yeterli olup olmadığı noktasındadır. Yargılamaya konu olayda katılan mağdure (mağdure), üvey babası olan sanık ile aynı evde yaşadığı sırada gece uyurken sanığın yanına gelerek elini tutarak kendisini sevdiğini söylediğini, elini göğsüne götürdüğünü, cinsel organına dokunmaya çalıştığı sırada ayağa kalkması üzerine sanığın kaçtığını, o tarihte reşit olmadığı ve delili bulunmadığı kendisine inanılmayacağını düşünerek olayı kimseye anlatmadığını, daha sonra konuyu annesi ile paylaşınca sanık ile annesinin kavga ettiğini, sanığın suç tarihinde cinsel organının fotoğrafını çektiğini de söylediğini, elinde delil olmadığı için şikayetçi olmadı ise de sanığın kendisine mesajlar göndermesi üzerine artık ispatlayabileceğini düşünerek şikayetçi olduğunu iddia etmiştir. Mağdure suç tarihide on yedi yaşında olup, sanık ve annesi ile aynı evde yaşamaktadır. Beyanlarında sanığın eylemini özü itibariyle benzer şekilde, eylemlerin gerçekleştiği yer, gerçekleşme şekli ve sırasıyla birlikte yeterli ayrıntı da içerir şekilde anlatmıştır. Sanık tarafından mağdureye gönderilen mesajlarda "Kizim sanakarsi yaptigin hatadan dolyi cok pismanim senden millyarcakez ozurdiliyorum kizim neolur beni affet", "Keske ogun elim ayagim kirilsaydi gozum korolsadi o hatayi yapmasaydim kizim cok pismanim", "Ayagina kamanipta ozurmu dileyeyim onu yaparim" şeklindeki ifadelerde mağdureye yönelik hatasından dolayı özür dilediği, yargılamada bu mesajları eşi ile barışmak için gönderdiğini savunmuş ise de mesaj içeriklerinin mağdureye yönelik bir eylemden duyulan pişmanlığı göstermesi ve katılan mağdurenin samimi ve tutarlı beyanları dikkate alındığında mesajların katılan mağdurenin beyanlarını teyit eder mahiyette olduğu kanaati oluşmuştur. İntikalin eylemden yaklaşık dört yıl kadar sonra gerçekleşmesi sayın çoğunlukça katılan mağdurenin beyanına itibar etme yönünden şüpheli bulunan noktalardan biri olmuşsa da, gerek katılan mağdurenin suç tarihlerinde on yedi yaşında olması, gerek üvey babası olan sanıkla ve annesiyle birlikte aynı evde yaşaması, gerekse de içinde bulunulan sosyo-kültürel çevre dikkate alındığında makul bulunmuştur. Dosya kapsamına göre taraflar arasında iftira atmayı gerektirir husumet bulunmamaktadır. Şikayet, katılan mağdurenin annesi tarafından sanığa yönelik boşanma davasının açılmasından kırk gün kadar sonra gerçekleşmiş ise de, Köyceğiz Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.06.2014 tarihli tarafların boşanmasına dair gerekçeli karar incelendiğinde, sanığın katılan mağdureye yönelik istismarından bahsedilmediği, boşanmanın şiddet ve maddi sorunlardan kaynaklandığı ve taraflar arasında sağlanan anlaşma ile neticelendiği, bu haliyle boşanmanın sağlanması için delil oluşturma çabasının bulunmadığı görülmüştür. Tüm bu deliller hep birlikte değerlendirildiğinde, yasak delil niteliğindeki ses kaydı inceleme dışı bırakıldığında dosya içeriğindeki diğer delillerin atılı suçun sübutu için yeterli olduğu ve sanığın mahkumiyetine yönelik hükmün onanması kanaatinde olduğumuzdan, bu suçtan mahkumiyetine dair İlk Derece Mahkemesinin mahkumiyet kararına yönelik istinaf talebinin esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyoruz.