İçeriğe geç
AC
9. Ceza Dairesi Esas: 2025/6688 Karar: 2025/8710 Tarih: 2025

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2025/6688 K.2025/8710

9. Ceza Dairesi 2025/6688 E. , 2025/8710 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2025/626 E., 2025/583 K. SUÇLAR: Nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararlar temyiz edilmekle

Karar Özeti

9. Ceza Dairesi 2025/6688 E. , 2025/8710 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2025/626 E., 2025/583 K. SUÇLAR: Nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararlar temyiz edilmekle

Karar Detayı

9. Ceza Dairesi 2025/6688 E. , 2025/8710 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2025/626 E., 2025/583 K. SUÇLAR: Nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararlar temyiz edilmekle dosya incelendi. I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu 26. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın atılı suçlardan mahkumiyetlerine dair hükümlerin istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle, hatalı kabul ve delil değerlendirmesine, çelişki içeren mağdure beyanlarına itibar edilerek verilen mahkumiyet kararının hukuka aykırı olduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlaline, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına ilişkindir. III. GEREKÇE A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Verilen Karar Yönünden 5271 sayılı Kanun’un 286/2-a maddesinde yer verilen “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı nazara alındığında hükmün temyizinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır. B. Nitelikli Cinsel Saldırı Suçundan Verilen Karar Yönünden 5271 sayılı Kanun'un 2 88... . maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289. maddesinde sayılı hukuka kesin aykırılık halleri ve temyiz dilekçelerinde belirtilen nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Verilen Karara Yönelik Temyiz İstemi Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Nitelikli Cinsel Saldırı Suçundan Verilen Karar Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesiyle sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Başkan vekili ... ve Üye ...'nın karşı oyu ve oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 26. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.11.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Çoğunlukla aramızdaki ihtilaf iddianameye konu eylemin sübut bulup bulmadığına yöneliktir. Sanığın eylemi gerçekleştirdiğine dair mağdurenin soyut çelişkili maddi delillerle örtüşmeyen beyanları dışında delil bulunmamaktadır. Mağdurenin şikayetinde sanığın kendisini darp ettiğini, tokat attığını ve iki kez vücuduna organ sokmak suretiyle saldırıda bulunduğunu belirtmiş, duruşmada ise sanığın sürtünmek yoluyla üzerine boşaldığını bundan dolayı midesinin bulandığını ve kustuğunu bu nedenle duş aldığını, zorla duşa girmediğini, daha sonra taksi ücreti olarak 1000 TL istemesine rağmen sanığın kendisine 200 TL verdiğini ve evden ayrıldığını beyan etmiştir. Mağdurenin ilk beyanına itibar edilerek mahkumiyet hükmü kurulmuştur. Sanığın eylemi gerçekleştirdiğine dair mağdure beyanı dışında delil yoktur. Mağdurenin beyanı ise soruşturmada farklı kovuşturmada farklıdır. Sanık cinsel eylemin rızayla gerçekleştiğini beyan etmektedir. Alınan doktor raporunda "sol el beşinci parmakta hassasiyet" tarif edilmiş başkaca bir bulguya rastlanmamıştır. Oysa mağdure yarım saate yakın arbede yaşadığını, sanığın kendisine tokat attığını, sonuçta güçsüz düştüğünü ve karşı koymaktan vazgeçtiğini beyan etmektedir. 21.07.2024 gün ve 06.50 saatli 20604 raporda darp öyküsünde "Başka şahıs tarafından darp, vurulma, tepilme, bükülme, ısırılma veya tırmalanma" şeklinde açıklama yapılmıştır. Mağdurenin bu beyanına rağmen yukarıda açıklanan parmak yaralanmasının dışında herhangi bir ize rastlanmamıştır. Dolayısıyla somut delillerle mağdure beyanı çelişmektedir. Bu mağdure beyanı üzerindeki şüpheyi arttırmıştır. Olay günü yapılan olay yeri incelemesinde günlük kullanım dışında şüpheli bir duruma rastlanmamıştır. Bu durumda mağdurenin beyanıyla örtüşmemektedir. Olaydan sonra mağdurenin sanıktan para istemesi ve parayı alarak, duş alıp evi terk etmesi de hayatın olağan akışına uygun değildir. Tüm bu hususlar göz önüne alındığında beyanların üzerinde şüphe oluşmaktadır. Mağdure beyanı tek başına sanığı cezalandırmak için yeterli delil kabul edilemez. Bu nedenle istinaf başvurusunun kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun mahkumiyet kararının onanması yönündeki görüşüne katılmıyoruz.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla