İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2022/149 Karar: 2025/391 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2022/149 K.2025/391

Ceza Genel Kurulu 2022/149 E. , 2025/391 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 167-223 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın katılanlara yönelik silahla tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/2-a, 43/2, 29, 62, 51... . maddeleri uyarınca 1 yıl 4 ay 20 gün hapis

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2022/149 E. , 2025/391 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 167-223 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın katılanlara yönelik silahla tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/2-a, 43/2, 29, 62, 51... . maddeleri uyarınca 1 yıl 4 ay 20 gün hapis

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2022/149 E. , 2025/391 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 167-223 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın katılanlara yönelik silahla tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/2-a, 43/2, 29, 62, 51... . maddeleri uyarınca 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hükmün ertelenmesine ve hak yoksunluğuna, katılan ...’ya yönelik teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçuna müşterek fail sıfatıyla iştirakten TCK’nın 37/1. maddesi delaletiyle 81/1, 35/1-2, 29, 62... . maddeleri uyarınca 5 yıl 3 ay 10 gün hapis cezasıyla; katılan ...’e yönelik teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçuna müşterek fail sıfatıyla iştirakten ise TCK’nın 37/1. maddesi delaletiyle 81/1, 35/1-2, 29, 62... . maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ilişkin Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesince 01.06.2016 tarih ve 167-223 sayı ile kurulan hükümlerin; sanık ... müdafii ile katılan sanıklar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 08.06.2021 tarih ve 5152-10130 sayı ile onanmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 26.11.2021 tarih ve 354566 sayı ile; "1- Sanık ... aşamalarda değişmez savunmalarında sanık ...'a ait iş yerine gittiğini ancak silahla ateş etmesinin söz konusu olmadığını ortamı yatıştırmaya çalıştığını beyan etmektedir. Bu beyan gerek sanık ... gerek olay yerine yakın iş yerleri olan ..., ..., ...'ın ifadeleri ile desteklenmiş keza ... da kum parası almaya giderken 30 metre kala duyduğu silah sesleri üzerine geri döndüğünü olayın oluş şeklini görmediğini beyan etmektedir. Sanık ...'a ait iş yerinde bir defaya mahsus silahla ateş edilmesi olduğu onunda sanıklar ... ve ...'nın iş yerini basıp tüfekle iş yeri içerisinde zarar vermeleri şeklinde gerçekleşen olayda olmuştur. Tanık ...'in duyduğu silah sesleri de bu sesler olduğu açıktır. Olay yeri incelenmesinde tabanca ile ateş edildiğine dair boş kovan mermi çekirdeği yada isabet almış bir yer olduğuna dair bir belge de dosyada mevcut olmayıp C. Savcısı bu konuda beraat mütalaasında bulunmasına rağmen hangi gerekçe ile sanığın tabanca ile ateş ettiği sonucuna varıldığı izahtan yoksundur. Sanık kardeşlerin beyanları üstün tutulmuşsa onlar beyanlarında sanık ...'nin hakaretlerine maruz kaldıklarını belirtmelerine rağmen hakaret suçundan beraat kararı verilirken gerekçesiz silahla tehdit suçundan mahkumiyet kararı verilmesi yasal ve yerinde görülmemiştir. ... 2- Sanık ... arkadaşı ...'un isteği üzerine ona arabayı verdiğini kendisinin bir başka araçla evine gittiğini belirtmekte ise de arabada unuttum dediği cep telefonu ile görüşme yaptığının HTS raporu ile tespit edilmiş olması karşısında bu savunmaya itibar edilmemiş arabasını sanık ...'a vermekle birlikte onunla olay yerine gitmişse de asli failin ateş ederken onunda ateş etme, arabanın hızını kesecek hareketlerde bulunma yada en azından sanık ...un yanında durup karşıya korku salma , faile cesaret verme gibi bir katkısı olmadığı, ateş edilen mıntıkanın ilerisinde tali yolda ana yola beş metre mesafede park etmiş arabanın içerisinde oturmasının fiile nasıl bir ortak hakimiyet kurduğu dolayısıyla müşterek fail olduğu anlatılamaz. Sanığın eylemi arabasını asli faile vermek ve yanında giderek olay öncesi belki ona moral vermek olarak nitelendirilebilir. Bu tespitler karşısında sanığın eyleminin ancak suça yardım eden olarak değerlendirilmesi gerekirken müşterek fail olarak kabul edilip buna göre ceza tayini adalet ve hakkaniyet anlayışına uygun düşmeyecektir." düşüncesiyle itiraz yoluna başvurulmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 16.02.2022 tarih ve 12956-1191 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONULARI Katılan sanıklar ... ve ... hakkında, inceleme dışı katılan sanık ...'a yönelik silahla tehdit, iş yeri dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri, inceleme dışı katılan sanık ... hakkında katılan sanıklar ... ve ...’ya yönelik kasten öldürmeye teşebbüs ile 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri ile nitelikli tehdit ve mala zarar verme suçlarından kurulan beraat hükümleri, sanık ... hakkında hakaret suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme; sanık hakkında katılanlar ... ve ...’ya yönelik teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçuna müşterek fail sıfatıyla iştirak ve zincirleme silahla tehdit suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık konuları, sanık ...'ın; 1- Katılan sanıklar ... ve ...'e yönelik silahla tehdit eyleminin sabit olup olmadığının, 2- Sanık ...'un katılan sanıklara yönelik teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçuna TCK'nın 37/1. maddesi kapsamında müşterek fail olarak mı yoksa TCK'nın 39/2. maddesi kapsamında yardım eden sıfatıyla mı iştirak ettiğinin, Belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; 03.02.2015 tarihli olay yeri inceleme raporunda; olayın gerçekleştiği ... Mobilya adlı iş yerine saat 18.10'da intikal edildiği, girişe göre sağ çaprazdaki alüminyum kapı camının kırık olduğu, zeminde cam parçaları ve bir adet av tüfeği boş kartuşu ile fişek tapaları ve saçma tanelerinin bulunduğu, sağ tarafta duvardaki televizyon ekranı ile camlı bölme içerisindeki çalışma masasının üzerindeki bilgisayar monitörü ve yazıcının saçma taneleri isabetiyle parçalandığı, sağ taraftaki dolabın aynalı kapağının arkalığı ile arkasındaki duvarın üzerinde saçma taneleri isabet izleri olduğu, büro girişindeki kanepe üzerinde iki adet av tüfeği boş kartuşu bulunduğu bilgilerine yer verildiği, 03.02.2015 tarihli olay yeri inceleme raporunda; telsiz anonsu üzerine Yediağaç Mah. Aksu Cad. ile Hacepli Cad. kesişimindeki Hacepli kavşağında silahla ateş etme olayıyla ilgili olay mahalline saat 19.30 civarında gidildiğinin, kavşakta asfalt zemin üzerinde altı adet 7,65 mm çapında MKE ibareli boş kovan bulunduğunun yazılı olduğu, 03-04.02.2015 tarihli adli muayene raporlarında; sanık ...'ın muayenesinde herhangi bir darp cebir izine rastlanmadığının, katılan sanık ...'ın sırtta sağ skapula hizasında bir cm boyutunda ateşli silah mermi çekirdeği sıyrık izi bulunduğunun, katılanın hayati tehlikesi olmadığının, yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebileceğinin belirtildiği, 12.02.2015 tarihli uzmanlık raporunda; inceleme dışı katılan sanık ...'tan teslim alınan silahın el yapımı yarı otomatik bir tabanca olduğu, çap ve tipine uygun fişekleri patlatabildiği, benzer fişekler atılarak olay yerinden elde edilen mukayeseye konu altı adet kovan ile karşılaştırıldığında aralarında mevcut izler bakımından uygunluklar olduğunun ve kovanların bu tabancadan atıldıklarının tespit edildiği, Anlaşılmıştır. Katılan sanık ... kollukta; amcası olan inceleme dışı katılan sanık ...'ın eski sanayideki babasının dükkânını mobilya mağazası olarak 3-4 yıldır kira vermeden kullandığını, abisi ... ve kendisinin inceleme dışı sanık ...'a dükkânı boşaltmasını söylediklerini ancak sanık ...’un "Ben bu dükkâna çöktüm, beni buradan kimse çıkaramaz" dediğini, amcaları olduğu için resmî işlem başlatmadıklarını, olay günü saat 15.00 sıralarında amcasının olduğu dükkânın önüne abisi ... ile birlikte gri renkli Megane marka araçla gittiklerini, komşu dükkânda çalışan ... amcasının iş yerinde oturup çay içerken sanık ...’un gelerek kendilerini dükkâna çağırdığını, içeri girip ...'a iş yerini boşaltmasını veya kirasını vermesini söyledikleri sırada sanık ...'nin dükkâna gelerek yazıhane kısmına geçip "Buraya gelin lan!" diye bağırdığını, kendisinin "Sen kimsin, uşağını mı çağırıyorsun?" dediğini, sanık ...'nin yazıhaneden çıkıp belindeki parlak renkli silahını çekerek abisi ... ve kendisine "Anasını s...min bebeleri, a... koduğumun pe...leri" diyerek silahla 4-5 metre yakından iki el ateş ettiğini, aynı anda sanık ...'un da elinde bıçakla üzerlerine geldiğini ve abisi ...'nın yakasına yapışıp bıçağı boğazına dayadığını, "Siz canınıza mı susadınız? Ölmek mi istiyorsunuz? S...in gidin bir daha bu dükkâna gelmeyin!" dediğini, abisiyle birlikte Organize sanayideki dükkânlarına giderek buradan av tüfeğini alıp amcasının dükkânına geri döndüklerini, içeride kimsenin olmadığını, abisi ...'nın iş yerinin camlarına doğru 2-3 el ateş ettiğini, o sırada kendisinin araçta olduğunu, sonra arabayla Hacılar mevkiindeki bağ evlerine gittiklerini, bağdaki babasına bunları anlatırken amcası sanık ...’un telefonla kendisini aradığını ve "Sizin bağda olduğunuzu biliyorum, ben de sizin yolun aşağısındayım ... da yanımda geldi, gelin bu meseleyi konuşalım!" dediğini, konuşacak birşey olmadığını söyleyip telefonu kapattığını, sonra 5-6 kez daha aradığını ancak cevap vermediğini, yaklaşık 30 dakika sonra bağdan ayrılarak yolda 300 metre gittikten sonra ana yolun sağ tarafında beş metre uzakta ön plakası olmayan kırmızı renkli Mazda marka bir aracın park halinde beklediğini, tam yanlarından geçerken sanık ...’un elindeki metal tabanca ile kendilerine doğru altı el ateş ettiğini, abisi ...'nın "Vuruldum!" dediğini, hızlanarak yakınlardaki dayısı ...'nın evinin önüne gittiklerini, dayısına durumu anlattıklarını, aynı aracın dayısının evinin etrafında da birkaç tur atıp uzaklaştığını, dayısının polisi ve acil servisi arayıp durumu anlattığını, beş dakika kadar sonra polislerin ve ambulansın geldiğini, abisini hastaneye götürdüklerini, Mahkemede; kolluk beyanından farklı olarak, saat 17.00-17.30 sıralarında abisi ...'nın kullandığı araçla bağ evinden ayrıldıklarını, 250-300 metre aşağıdaki yol ayrımına vardıklarında sol tarafta ayakta beklerken gördüğü inceleme dışı sanık ...'un tam yanından geçerlerken belinden çıkarttığı parlak metal bir tabanca ile bir buçuk metre mesafeden kendilerine doğru altı el ateş ettiğini, abisi ...'nın omzundan yaralandığını, aracın da isabet aldığını, ancak ilerlemeye devam ettiklerini, duvarın dibinde kırmızı renkli Mazda marka bir araç olduğunu, şoför koltuğunda da zannederse sanık ...'nin oturduğunu, dayısının evine doğru giderken aynı aracın kendilerini arkadan takip ettiğini, dayısının evinin bahçesine girdikleri sırada Mazda aracın içinden inceleme dışı sanık ...'un iki el daha ateş ettiğini, bir süre sonra sanıkların Mazda araçla patinaj yapıp uzaklaştıklarını, Katılan sanık ... kollukta; olay günü saat 15.00 sıralarında kardeşi ... ile birlikte amcası inceleme dışı sanık ...'un işlettiği ... Mobilya isimli iş yerine giderek dükkânın bir bölümünü duvarla örüp kendilerine ait yeri ayırmak istediklerini söylediklerini, önce kum götürdüklerini, sonra ayrılıp el arabasıyla dükkâna geldiklerinde amcası ...'un iş yerinde olduğunu, kendilerini "Gelin konuşalım" diyerek içeri çağırdığını, içeride konuşurlarken sanık ...'ın içeri girdiğini ve doğrudan kendilerine "Adam gibi anlıyorsanız anlayın, anlamıyorsanız anlatmasını biliriz, burada yeriniz yurdunuz yok p...kler, defolun gidin!" dediğini ve bu sırada yaklaşık üç metre mesafeden yere doğru ateş ettiğini ancak kendilerine isabet etmediğini, sonra sanık ...'un elindeki bıçağı kendisine dürterek "Ecelinizi aramayın defolun gidin!" dediğini, bunun üzerine geldikleri araçla ikametine gidip av tüfeğini aldıklarını, sonra dükkâna geri döndüklerini, o sırada içeride kimsenin olmadığını, tüfekle iş yerinin içinde beş altı el ateş ettiğini, sonra aynı araçla bağ evlerine gittiklerini, orada on beş dakika kaldıktan sonra tekrar iş yerine gitmek için araçla birlikte çıktıklarını, yaklaşık iki kilometre gittikten sonra yolun sol kenarında kırmızı renkli Mazda marka bir aracın durduğunu, şoför mahallinden sanık ...'un elindeki parlak tabanca ile inerek kendisine doğru altı el rastgele ateş ettiğini, aracı kendisinin kullandığını, kardeşi ...'in önde yanında oturduğunu, yaralandığını hissettiğini ancak aracı kullandığı için hiç durmadığını, arkadan baktığında kırmızı aracın kendilerini takip ettiğini gördüğünü, yardım almak amacıyla dayısı ...'nın evinin civarına gittiklerini, Mahkemede; kolluk beyanından farklı olarak, babasının bağ evinden çıktıktan sonra aracın şoför koltuğunda kendisinin olduğunu, inceleme dışı sanık ...'un kardeşinin belirttiği noktada aniden karşılarına çıktığını, refleks olarak frene bastığını, çok sayıda ateş ettiğini, aracı kullandığı için çaprazda duran kırmızı Mazda aracın şoför koltuğunda sanık ...'nin olduğunu çok net bir şekilde gördüğünü, ayrıca iş yerinde iken sanık ...’un kendi ensesine bıçak dayadığını, kollukta dayısının bahçesine gittikten sonra ateş edildiğini anlatmayı unutmuş olduğunu, dayısının evinin orada kardeşi ... kendisini kucaklarken sanık ...'un araçtan dışarı iki el daha ateş ettiğini, Tanık ... Cumhuriyet savcılığında; olay günü saat 15.00-16.00 sıralarında Sakar Mah. Aksu Caddesi üzerinde seyir hâlinde olduğu sırada bir anda silah sesiyle irkildiğini, önünde giden gri renkli bir araca yolda park hâlindeki kırmızı bir taksinin yanında duran erkek bir şahsın silahla ateş ettiğini gördüğünü, aralarında 50-100 metre mesafe olduğunu, gri araç yola devam edince ateş eden şahsın da kırmızı renkli araca binerek arkasından takip etmeye başladığını, Mahkemede; kolluk beyanından farklı olarak, olay tarihinde bağ evinden indiği sırada bir el silah sesi duyduğunu, 100 metre ileride gri renkli bir araç gördüğünü, ayrıca yola paralel şekilde park etmiş hâlde kırmızı renkli bir araç daha gördüğünü, gri renkli aracın bir metre kadar yanında ayakta duran bir kişinin gri araca doğru ateş ettiğini, sonra gri renkli araç ilerleyince bu şahsın kırmızı araca bindiğini ancak şoför koltuğuna mı yolcu koltuğuna mı bindiğini hatırlamadığını, İnceleme dışı katılan sanık ...; ... Mobilya isimli iş yerini yaklaşık yirmi yıldır işlettiğini, yeğenleri olan katılanlar ... ve ...'in bu iş yerini kendilerine devretmesi için sürekli baskı kurmaya başladıklarını ve tehdit ettiklerini, ancak akraba olduğu için şikâyet etmediğini, katılanların olaydan bir gün önce iş yerine gelerek "İş yerinden çıkmazsan eve giderken evden alırız seni, senin cesedini dahi bulamazlar" şeklinde kendisini tehdit ettiklerini, iş yerinde bulunmadığı 03.02.2015 tarihinde ise iş yerine kum yıktıklarını, ayrıca "...'a söyleyin yarım saat sonra geleceğiz, ya kendi gelsin ya da biz onu evinden alacağız" dediklerini duyduğunu, iş yerine gittiğini ve kumu kaldırdığını, sonra katılanların dükkânın önüne gelip el arabası indirdiklerini, "Burdaki kum nereye gitti?" diyerek üzerine yürüdüklerini, katılan ...'in elindeki bıçakla kendisine "Bu dükkân sana mezar olacak sana akşam kanıtlayacağım!" dediğini, önceden buluşmak için anlaştıkları arkadaşı sanık ...'nin tam bu sırada dükkâna geldiğini, katılan ...'in "En geç yarın geleceğiz, boşaltma da görelim hatta yarım saate geliriz, dükkânı böleceğiz, hatta priket de getireceğiz" dediğini, sanık ...'nin ise olaya müdahale edip "Tehdit mi ediyorsun?" diye çıkıştığını, katılan ...'nın sanık ...'ye "... efendi, istersen sen de gel, amcama verdiğimiz yaranın aynısından sana da verelim!" dediğini, katılan ...'in ise "Lan ...mın çocuğu, sabah 09.00'da seni de bekliyorum sen de burda ol!" dediğini, ancak sanık ...'de silah olmadığını, ateş de etmediğini, kendisinde bıçak olmadığını, sonra dükkândan ayrıldıklarını, katılanları araca bindirip "Hadi gidin tatsızlık çıkmasın" dediğini, katılanların dükkândan ayrıldıklarını, sanık ...'ye galeriden telefon gelmesi üzerine sanığı taksi durağına bıraktığını, babasının yanına gideceği için sanığa ait Mazda marka aracı ödünç aldığını, babasına yemek götürmek için yola çıktığını, bu sırada katılan ...'in kendisini arayarak "Gel de dükkânın halini gör" ve "Neredesin? Seni burada bekliyorum, seni öldüreceğim, üstüm dolu geldim" dediğini, babasına yemek götürdüğünü söyleyince "Fark etmez orada da öldürürüm" dediğini ve sonra birkaç el ateş ettiğini duyduğunu, sonra komşularının kendisini arayıp dükkânın kurşunlandığını söylediğini, 10-15 dakika sonra tam olarak tarif edemediği bir yerde aracın arkasından iki el av tüfeği sesi duyduğunu, korkuyla gaza bastığını, sonra virajda bu aracın kendisine yetiştiğini ve hemen ara yola girdiğini, buradan ana yola doğru şoför mahallinden yanındaki tabancasıyla elini dışarı çıkarıp aracın sol tarafından diğer aracın lastiklerine doğru 5-6 el ateş ettiğini, durmadan uzaklaştığını, gri Megane marka aracın abisine ait olduğunu ancak aracı kimin kullandığını bilemediğini, kendi aracında ise başka kimse olmadığını, İfade etmişlerdir. Sanık ... soruşturma aşamasında; oto galericisi olduğunu, inceleme dışı katılan sanık ...'u on beş yıldır tanıdığını, katılan ...'yı sanık ...'un iş yerinde önceden bir defa gördüğünü, sanık ...'un yeğenleriyle arasının bozuk olduğunu, kendisi ile samimi olduğundan bu şahısların kendisine karşı da husumet beslemiş olabileceğini, ancak kendisinin bu kişilerle bir düşmanlığı olmadığını, olay günü sanık ...'la buluşmak üzere anlaştıklarını ve kendisine ait Mazda marka araçla iş yerine saat 15.30 civarı geldiğini, bu sırada içerde sanık ... ile yeğenleri katılanlar ... ve ...'nın konuştuklarını gördüğünü, katılan ...'in sanık ...'a "Yarın sabah dokuzda geleceğiz, istersen boşaltma da görelim, belki de yarım saate geliriz, sen burda ol, kum getirdik, dükkânı böleceğiz, yarın priket de getireceğiz" dediğini, kendisinin ise bu kişilere "Hayırdır? Tehdit mi ediyorsunuz?" dediğini, kendisine "Sen de dur burada yarım saat sonra senle de görüşeceğiz!" diyerek çıkıp gittiklerini, sanık ... ile 5-10 dakika daha durduktan sonra sanık ...'un "Eve gideceğim, bana araba lazım" dediğini, kendisinin ise "Benim galeride işim var arabayı sen al ben taksiyle giderim" dediğini ve arabayı sanık ...'a bıraktıktan sonra saat 16.00 sıralarında taksiyle geldiği iş yerinden bir araç alıp Talas'ta bulunan kayınvalidesinin evine gittiğini, saat 16.45 civarı evde olduğunu ve polisler kendisini arayana kadar da çocuğuyla ilgilendiğini, bu süreçte sanık ... ile telefonla veya yüz yüze iletişime geçmediğini, polislerin kendisini araması üzerine karakola geldiğini, kimseyi tehdit etmediğini ve kimseye ateş etmediğini, Kovuşturma aşamasında; önceki savunmasına ek olarak, katılanların arkadaşı ...'un dükkânında kendisini de tehdit ettikleri sırada silahı veya bıçağı olmadığını, sonra aracını sanık ...'a verip taksiyle galerisine, oradan da hasta çocuğunun bulunduğu kayınvalidesine gittiğini, hastanede iken sanık ...'un aradığını ve yerini sorduğunu, aracında unuttuğu telefonu getirmek için yanına geldiğini, sonra telefonunu verip aracı kendi evinin oraya park ettiğini, esasen aracı galeriye götürmediğini, bunu kolluk ifadesi sırasında yanlış hatırladığını, sanık ...'un bağ yolunda başından geçenleri kendisine anlatarak "Keşke olmasaydı" dediğini, diğer taraftan şikayetçi olmadığını aralarında bir husumet de olmadığını, Savunmuştur. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmının gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı). Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. Öte yandan, Ceza Genel Kurulunun 16.04.2025 tarihli ve 173-166 sayılı kararında da açıklandığı üzere; Bir kişi tarafından işlenmesi mümkün olan bir suçun birden fazla kişi tarafından işlenmesi halinde sorumluluk statüleri suça iştirak hükümlerine göre belirlenecektir. 765 sayılı TCK'da suça asli ve fer'i iştirak ayrımı yapılmakta iken 5237 sayılı TCK'da suça iştirak şekilleri faillik ve şeriklik olarak düzenlenmiştir. 765 sayılı TCK'nın 64/1. maddesinde suça asli iştirak düzenlenirken "fiili irtikap etmek" ve "doğrudan doğruya beraber işlemek" ifadelerine yer verilmiştir. "Fiili irtikap etmek ancak suçun kanuni tarifine uygun bir şekilde gerçekleştirilmesi, yani, icrai hareketlerin yapılması halinde söz konusudur." (Dönmezer/Erman 2. Cilt, s. 1287; Önder, Genel Hükümler 2 s. 503) "Fiili doğrudan doğruya beraber işleyen ifadesinden fiili icra eden kişi ile diğer şahsın bir işbirliği söz konusudur. Ve onun fiiliyle suçu meydana getiren icrai hareketlerinin aynı zamanda olması gerekmektedir." (Dönmezer/Erman, s. 1288; Önder, s. 504). Müşterek faillik, TCK'nın 37. maddesinin 1. fıkrasında; "Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur." şeklinde düzenlenmiştir. Müşterek faillikte birlikte suç işleme kararının yanı sıra, fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı fail statüsündedir. Müşterek faillik, suçun icrai hareketlerinin birlikte gerçekleştirilmesidir. Madde gerekçesinde; "...Asli iştirak feri iştirak ayrımının en önemli sakıncası, kişinin suçun işlenişine katkısının gerçekleştirilen suçun bütünlüğü içerisinde değil, ondan bağımsız olarak ele alınmasıdır. Örneğin bir iş yerinde işlenen silahlı yağma suçunda, dışarıda gözcülük yapan kişinin fiilinin yağma suçunun bütününden bağımsız olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle gözcülük yapan uygulamada bazen asli fail bazen de fer'i fail olarak sorumlu tutulmaktadır. Bu sistemde suçun işlenişine iştirak eden kişilerin çoğu zaman asli fail olarak mı, yoksa fer'i fail olarak mı sorumluluğu gerektiği duraksamaya yer vermeyecek bir biçimde saptanamamaktadır. Halbuki örnek olayda gözcülük yapma fiilinin diğer kişilerle birlikte işlenen yağma suçunun gerçekleşmesine olan etkisi bir bütün olarak değerlendirildiğinde diğer suç ortaklarıyla suçun işlenişi üzerinde ortak hakimiyet kurulduğu sonucuna ulaşılırsa fail olarak sorumlu tutulması gereklidir... Hükumet Tasarısında da benimsenen 'asli iştirak', 'fer’i iştirak' ayırımının adil ve eşit olmayan bir cezalandırmayı sonuçlaması ve uygulamada zorluk ve duraksamalara neden olması dolayısıyla, bu ayrımı esas alan düzenleme tasarıdan çıkarılmıştır. Yeni yapılan düzenlemeyle, iştirak şekilleri, fiilin işlenişi üzerinde kurulan hakimiyet ölçü alınarak belirlenecektir. Bu sistemde birer sorumluk statüsü olarak öngörülen iştirak şekilleri ise, faillik, azmettirme ve yardım etmeden ibarettir. Yeniden düzenlenen maddenin birinci fıkrasına göre suçun kanuni tanımında öngörülen fiili gerçekleştiren kişi fail olup; suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi durumunda, bu kişilerin her biri müşterek fail olarak sorumlu tutulacaklardır. Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra, fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için, her bir suç ortağı fail statüsündedir. Ortak hakimiyetin kurulup kurulmadığının saptanmasında suç ortaklarının suçun icrasındaki rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulur. Bu durumda, fiilin icrası veya sonuçsuz kalması ortak faillerden her birinin elinde bulunmaktadır. Örneğin suç ortaklarından birinin cebir veya tehdit kullanarak mağduru etkisiz hâle getirdiği, diğerinin de üzerindeki para ve sair kıymetli eşyayı aldığı yağma suçunda her iki suç ortağının suçun işlenişine yaptıkları katkı, suçun icrası açısından birbirini tamamlayıcı niteliktedir. Dolayısıyla, her iki suç ortağı, suçun işlenişi üzerinde ortak bir hakimiyet kurmaktadır. Suç ortaklarının iştirak katkılarının karşılıklı olarak birbirlerini tamamlamadığı durumlarda da müşterek faillik mümkündür. Bazı hallerde failler, her biri suçun kanuni tanımındaki bütün unsurları tek başına gerçekleştirmek üzere, bir anlaşmaya varabilir. Örneğin bir kişiyi öldürmek için aralarında anlaşmış olan beş kişi, amacın gerçekleşme ihtimalini daha da yükseltmek için, aynı anda mağdurun üzerine ateş ederler. Ateşlenen mermilerden bir kısmı mağdura isabet eder, bir kısmı ise etmez. Bu örnek olayda bütün suç ortakları ortak bir suç işleme kararına dayanarak birlikte hareket etmektedirler. Bu beş suç ortağının ateşlediği mermilerden sadece bir tanesinin mağdura isabet edip ölümüne neden olması halinde dahi, tamamlanmış kasten adam öldürme suçundan dolayı bu kişilerden her biri müşterek fail olarak sorumlu tutulacaktır. Müşterek faillik bakımından zorunlu diğer bir koşul, failler arasında birlikte suç işleme kararının varlığıdır. Belli bir hareketin icrasına ve neticenin meydana gelmesine ilişkin olan birlikte suç işleme kararı, kast kapsamında düşünülmelidir. Suç ortaklarının suçun işlenişine ilişkin kastlarının doğrudan veya olası kast gibi farklılık göstermesinin, müşterek fail olarak sorumlulukları üzerinde bir etkisi yoktur..." şeklinde failliğin temel unsurları belirlenmiştir. Bu yönüyle madde gerekçesinin, müşterek failliğin açıklanması için yeterli bilgi içerdiği söylenebilir (CGK'nın 26.04.1982 tarihli ve 114-171 sayılı kararı). Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı fail konumundadır. Fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır. Bahse konu maddenin gerekçesinde de yer verildiği üzere belli bir hareketin icrasına ve neticenin meydana gelmesine ilişkin olan birlikte suç işleme kararı, kast kapsamında düşünülmelidir. Suç ortaklarının, suçun işlenişine ilişkin kastlarının doğrudan veya olası kast gibi farklılık göstermesinin, müşterek fail olarak sorumlulukları üzerinde bir etkisi yoktur. Müşterek faillerden birinin kastının diğerine göre daha yoğun olması, müşterek fail olarak sorumlu tutulmasını engellemez. Suçun icrasına başlanmadan önce veya en geç icrası sırasında oluşması gereken birlikte suç işleme kararı, müşterek faillik için yeterlidir. İştirak iradesi, suça katılanların birbirinden ayrı hareketlerini bir bütün hâline getiren, onları bağlayan manevi bir bağdır (CGK 20.02.2020 tarihli ve 145-116 sayılı). Mevcut katkı somut olayın özelliklerine göre zımni olarak veya ani ortaya çıkan bir karar biçiminde de olabilir. Öte yandan, bir suçun işlenişine yardım niteliğindeki fiillerle katılanlar, bu iştirakleri nedeniyle yardım eden olarak sorumlu tutulacaklardır. Yardım eden, hareketleriyle failin suç tipini gerçekleştirmesini teşvik etmekte ve kolaylaştırmaktadır (Dönmezer/Erman, 2. Cilt, s. 529; Önder, s. 510). Faillik ve azmettirme olarak nitelendirilmeyen her türlü katkı, yardım etme kapsamında değerlendirilebilir. Yardım etme, yardım edenin suç tipinin icrası üzerinde bizzat hâkimiyet kurmaması yönüyle faillikten ayrılmaktadır. Bu şeriklik türünün ilk şartını, yardım niteliğindeki hareketlerin gerçekleştirilmesi oluşturmaktadır. Suç tipinin gerçekleştirilmesini mümkün kılan, kolaylaştıran, yoğunlaştıran veya garantileyen fiiller yardım niteliğindeki katkıyı belirtir (Kühl, s. 20, P. 211; Jescheck/Weigend s. 691; Kindhauser, s. 27, P. 5, atfen Koca/Üzülmez, s. 506-507). Kanun koyucu yardım şekillerini, TCK'nın 39. maddesinin 2. fıkrasında göstermiştir. Bir suçun işlenişine gerçekleştirilebilecek maddi yardımlar; suçun işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak ve suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Manevi yardım şekilleri ise; suç işlemeye teşvik etmek ve suç işleme kararını kuvvetlendirmek, fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek ve suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek fiillerinden oluşmaktadır (Koca/Üzülmez, s. 507-508). Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak, yardımın maddi şeklini oluşturmaktadır. Suçun işlenmesini kolaylaştıran ancak niteliği itibarıyla müşterek failliği oluşturmayan her türlü katkı bu kapsamda değerlendirilmelidir. Bir suçun işlenişine, yukarıda ifade edilen nitelikteki farklı şekillerde yardım mahiyetindeki hareketlerle katılmak mümkündür. Asıl fail tarafından kasten ve hukuka aykırı bir şekilde işlenen ve en azından teşebbüs aşamasına varmış bir fiilin varlığı yardım edenin sorumluluğu için gerekli ve yeterlidir. Yardımda bulunmanın kasten gerçekleştirilmesi yardım eden olarak bir suça katılımın diğer şartını oluşturmaktadır. Yani kişinin suçun işlenişine yardım eden olarak katılmaktan dolayı cezalandırılabilmesi kasten hareket etmesine bağlıdır. Sorumluluğun doğumu bakımından, şerikliğin diğer türü olan azmettirmedeki gibi olası kast yeterlidir (CGK'nın 02.10.2024 tarihli ve 331-275 sayılı kararı). Bir kişinin suçun icrai hareketlerini gerçekleştirdiği sırada, suçun işlenmesini engellemeyen veya kayıtsız kalan bir başka kişinin ihmalî bir davranışla iştirakten sorumlu tutulabilmesi için, bu konuda bir yükümlülüğünün bulunması gereklidir. Bu bağlamda, babanın çocuğuna karşı müteselsilen cinsel istismarda bulunduğu, annenin bu durumdan haberdar olduğu ancak çocuğunun bu durumdan kurtarılması için herhangi bir girişimde bulunmadığı bir ihtimalde anne, babanın müteselsilen işlemekte olduğu cinsel istismar suçuna ihmalî davranışla iştirak etmiştir (İzzet Özgenç Türk Ceza Kanunu, Genel Hükümler, 17. Basım, s. 622-623). "...İştirak iradesinin söz konusu olabilmesi için belli bir suçun gerçekleştirilmesinin bilinmesi ve istenmesinin yanı sıra kendi davranışı ile diğerlerinin davranışına katkıda bulunmak bilinç ve iradesi de gereklidir. İştirakte söz konusu olan isteme, belli bir suçun işlenmesini istemedir. Yoksa belirsiz sayıda suçların işlenmesi için kişilerin tahrik edilmesi sonucu işlenen suçlarda iştirak söz konusu değildir..." (Timur, Demirbaş, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 16. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2021, s. 535). Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.02.2020 tarihli ve 145 - 116 sayılı kararında belirtildiği üzere; bir suçta iştirakin varlığını kabul edebilmek için iştirak iradesi, birden fazla suça katılan tarafından yapılan birden fazla hareketin bulunması, suçun icra hareketlerine başlanmış olması ve illiyet bağının varlığı gereklidir. İştirak iradesi, suça katılanların birbirinden ayrı hareketlerini bir bütün hâline getiren, onları bağlayan manevi bağdır. İştirak iradesinin varlığı için belli bir suçun gerçekleştirileceğinin bilinmesi ve istenmesinin yanında, suça katılanın da kendi davranışı ile diğerlerinin davranışına katkıda bulunmak bilinç ve iradesinin de olması gerekir. İştirak iradesinde önemli olan ve suça katılanlarca bilinip istenen husus suç değil, suçta işbirliğidir. İştirak iradesinin oluşma zamanı, suçtan önce ya da suç işlenirken olmalıdır. Suç işlendikten sonra iştirak iradesinden bahsedilemez. B. Uyuşmazlık Konularına İlişkin Hukuki Nitelendirme Sanığın katılanlara yönelik silahla tehdit eyleminin sabit olup olmadığı Sanık ...’nin öğle saatlerinde geldiği arkadaşı inceleme dışı sanık ...'un dükkânında, katılan sanıklar ... ve ...’yı arkadaşı sanık ... ile tartışırken görmesi üzerine arkadaşına destek vermek amacıyla katılanlara "Tehdit mi ediyorsunuz?" diyerek müdahil olduğu olayda, her ne kadar katılanlar; sanık ...’nin kendilerini tehdit ettiğini ve çıkardığı tabancayla kendilerini korkutmak amacıyla 3-4 el ateş ettiğini iddia etmişlerse de; olay yeri inceleme tutanağında iş yerinde herhangi bir tabanca kovanına rastlanmadığının belirtilmesi, tabancanın ses ve gaz fişeği atan bir tabanca olması ihtimaline binaen yapılan değerlendirmede ise ilk karşılaşma anında dükkândan silah sesine benzer bir ses duyulduğuna ilişkin dosyada hiçbir tanık beyanının olmaması, öte yandan katılanların normal şartlarda kendilerine yönelik böyle bir silahlı tehdit olayını, aralarında hâlihazırda husumet bulunan amcaları hakkında şikâyete konu etmeleri beklenirken bu tartışmadan sonra sanık ...'yi "Sen de burada ol, birazdan geleceğiz!" şeklinde tehdit edip dükkândan ayrılmaları, sonrasında yanlarına av tüfeği alarak aynı dükkâna tekrar gelmeleri ve dükkânda kimse yokken inceleme dışı sanık ...'u telefonla arayıp içeride ateş ederek dükkâna zarar verdiklerinin olay yerinde ele geçen boş av tüfeği kartuşlarıyla da sabit olması, dükkân komşusu tanıkların sadece bu ateş sırasında av tüfeği sesini balyoza benzeterek duyduklarını beyan etmeleri karşısında; Olayın meydana geldiği dükkânda amcaları inceleme dışı sanık ...’u tehdit ettikleri sabit olan katılan sanıkların, sanık ... ile karşılaştıklarında silahla tehdit edildiklerine dair soyut beyanları dışında başkaca delil bulunmadığı göz önüne alındığında; mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması veya başka bir deyişle sanığa isnat edilen silahla tehdit suçunun sabit olduğu yönünde tam bir vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı anlaşılmakla, in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinin isabetsiz olduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne, Özel Dairenin onama kararının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün, sanığın silahla tehdit suçundan beraatine karar verilmesi gerekirken mahkûmiyetine karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir. 2. Sanığın katılanlara yönelik teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçuna iştiraki 03.02.2015 tarihinde, aynı gün sabah saatlerinde çıkan tartışma üzerine saat 15.00 sıralarında katılanların inceleme dışı sanık ...'a ait iş yerine gittikleri ve buradaki eşyaya zarar verdikleri, çalışanlarca bu durumun kendisine bildirilmesi üzerine inceleme dışı sanık ...'un aynı gün saat 17.00 sıralarında yanında bulunan sanık ... ile birlikte 38... plaka sayılı araçla Hacılar İlçesi Yeni Ağaç Mahallesi'nde bulunan, Aksu Caddesi ile Halepli Caddesinin kesiştiği yere gittiği, inceleme dışı sanık ve sanığın geldikleri aracı yol kenarına park ettikten sonra katılanlar ... ve ...'nın içerisinde bulundukları aracı beklemeye başladıkları, inceleme dışı sanık ...'un araçtan indiği, söz konusu yerden geçmekte olan ve içerisinde katılanların da bulundukları 38... plakalı aracın içerisine doğru, adli emanette bulunan ruhsatsız tabanca ile en az 6 el ateş ettiği, açılan ateş sonucu farklı yerlerinden isabet alan araçta bulunan katılan ...'nın sağ omuzundan basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığı, katılan ...'in ise olay nedeniyle herhangi bir şekilde yaralanmadığı Yerel Mahkemece kabul edilen olayda; Katılan ...’in soruşturma aşamasında kırmızı renkli Mazda marka aracın içinde kimin olduğuna dair bir bilgi vermese de; mahkemede bağ evinden çıktıktan sonra söz konusu aracın sağ ön koltuğunda sanık ...’nin oturduğunu söylemesi, katılan ...’nın soruşturma aşamasında inceleme dışı sanık ...’un, aracın şoför mahallinden inerek ateş ettiğini, ancak yargılama aşamasında kırmızı aracın şoför mahallinde sanık ...’nin oturduğunu net bir şekilde gördüğünü beyan etmesi, olay yerinden elde edilen ve inceleme dışı sanık ...’un tabancasından atıldığı tespit edilen kovanlar dışında başkaca bir delil bulunmaması, sanık ...'nin cep telefonunun olay anında inceleme dışı sanık ...'un cep telefonu ile aynı baz istasyonlarından sinyal vermesi, sanık ...’nin; soruşturma aşamasında önce inceleme dışı sanık ... ile yüz yüze veya telefonla hiç görüşmediği, mahkemede ise ...’un kendisinden emanet aldığı aracı ve içinde unuttuğu cep telefonunu teslim ederken buluştukları için telefonlarının aynı yerden sinyal vermiş olabileceği yönündeki çelişkili savunmalarının, sanık ...'un aşamalarda değiştirdiği savunmalarıyla da doğrulanması karşısında; sanık ...’nin, katılan sanıklar bağ evinden çıktıktan sonra gerçekleşen silahlı saldırı sırasında asıl fail olan inceleme dışı sanık ...'un yanında bulunduğu kabulünün isabetli olduğu, ancak sanığın saldırı sırasında katılan sanıkların aracının önünü kesmeye, engellemeye, inceleme dışı sanık ...’un ateş etmesini ve neticeyi gerçekleştirmesini kolaylaştırmaya yönelik bir katkısının olduğunun veya aracı sürdüğünün ispatlanamadığı, öte yandan sanık ...’nin silahlı saldırısını gerçekleştirmesi amacıyla inceleme dışı sanık ... ile birlikte katılanların bulunduğu önlerindeki aracı takip ederken veya katılanların dayısının evine geldikleri sırada araçtan ateş ettiklerine dair bir delilin de bulunmadığı, Bu nedenlerle sanık ...'nin; inceleme dışı sanık ... tarafından bağ yolu kavşağında gerçekleştirilen saldırı öncesinde veya sırasında birlikte suç işleme kararı aldıklarının, ateş edildiği sırada asıl fail ...'un fiili üzerinde; additif (suçun unsurunu asıl faille birlikte gerçekleştiren), korrelatif (suçun unsurunu oluşturmasa da fiil üzerinde hâkimiyet sağlayan olumlu veya olumsuz bir davranışla) veya alternatif (neticeyi garanti altına alan) bir katkıda bulunarak fonksiyonel hâkimiyet sağladığının ispatlanamadığı; fakat sanığın inceleme dışı sanık ...'a olay öncesi dükkânda başlayan desteğini, kendi aracını temin etmesi, saldırıyı gerçekleştireceği yere kadar birlikte gitmeleri, olay akabinde de birlikte hızla olay yerinden ayrılana kadar da yanında bulunması suretiyle sürdürdüğü, dolayısıyla sanığın eyleminin asıl faile sağladığı maddi ve manevi katkı nedeniyle TCK’nın 39/2-a-c maddesi kapsamında yardım eden sıfatıyla iştirak suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne, Özel Dairenin onama kararının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün sanığın her iki katılana yönelik eyleminin de ayrı ayrı katılanlara yönelik teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçuna yardım eden sıfatıyla iştirakten sorumlu tutulması gerekirken müşterek fail sıfatıyla cezalandırılması isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan üç Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçuna müşterek fail sıfatıyla iştiraki oluşturdurduğundan itirazın reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 08.06.2021 tarihli ve 5152-10130 sayılı onama ilamının KALDIRILMASINA, Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesince 01.06.2016 tarih ve 167-223 sayı ile sanık ... hakkında; a-) Silahla tehdit suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün; dosyada toplanan delillerin sanığa isnat edilen silahla tehdit suçunun sabit olduğu yönünde tam bir vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı gerekçesiyle şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca CMK'nın 223/2-e maddesi gereği beraat kararı verilmesi gerekirken sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, b-) Teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçuna müşterek fail sıfatıyla iştirakten kurulan mahkûmiyet hükümlerinin ise; sanığın her iki katılana yönelik eylemi nedeniyle ayrı ayrı teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçuna TCK’nın 39/2-a-c maddesi kapsamında yardım eden sıfatıyla iştirakten sorumlu tutulması gerekirken müşterek fail sıfatıyla sorumlu tutulması, İsabetsizliklerinden BOZULMASINA, 3- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.10.2025 tarihinde yapılan müzakerede, silahla tehdit suçu bakımından oy birliğiyle, teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçuna iştirakten oy çokluğuyla karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla