İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2022/308 Karar: 2025/180 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2022/308 K.2025/180

Ceza Genel Kurulu 2022/308 E. , 2025/180 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 74-161 I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-a, 103/2, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 13 yıl 4 ay hapis cezası

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2022/308 E. , 2025/180 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 74-161 I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-a, 103/2, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 13 yıl 4 ay hapis cezası

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2022/308 E. , 2025/180 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 74-161 I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-a, 103/2, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin... 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 21.04.2016 tarihli ve 223-109 sayılı hükmün sanık müdafii ve katılan kurum ile mağdur vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 29.06.2020 tarih ve 4539-2722 sayı ile onanmasına karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 23.10.2020 tarih ve 77875 sayı ile; "13 yaşı içerisindeki mağdur hakkında, 09.10.2015 günü (saat 11.40) Adli Tıp Uzmanı tarafından düzenlenen raporda, livatanın somut ve beklenen belirtilerine rastlanmamış olması, cinsel istismar eyleminin niteliği konusunda mağdurun çelişkili beyanları, mağdurun anüsünden ve iç çamaşırlarından alınan örneklerde sanığa ait DNA bulunmaması karşısında, mevcut deliller itibariyle eylemin basit cinsel istismar olarak kabulü zorunlu görülmüştür." görüşüyle, itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 25.01.2021 tarih, 8983-382 sayı ve oy çokluğu ile itirazın kabulüne ve "Mağdurun aşamalardaki çelişkili anlatımları, sanığın zorla anal yoldan organ sokmak suretiyle cinsel ilişkiye girerek içine boşaldığını belirtmesine rağmen aynı gün başlatılan adli tahkikat kapsamında yapılan cinsel muayenesi neticesinde Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 09.10.2015 günlü, ... sayılı doktor raporunda anal mukoza ve sfinkter tonusunun doğal bulunup, kanama, ekimoz, sıyrık, fissür gibi travmatik bulgulara rastlanılmadığının belirtilmesi, hemen olay sonrası alınan anal frotti örneği ile teslim alınan mağdura ait eşofman altıyla ilgili yaptırılan kriminal inceleme sonucunda Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesince hazırlanan 09.11.2015 tarihli raporda anal frotti ile eşofman altında tespit edilen DNA profilinin mağdura ait olup sanığa ait herhangi bir sperm hücresi ile genotipe rastlanılmadığının bildirilmesi, savunma ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın olay gecesi işyerinde çalışmak için başvurması nedeniyle tanıştığı on üç yaşındaki mağduru kıyafet vermek üzere evine götürmesinin ardından kıyafetlerini çıkartıp anal yoldan organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismarda bulunduğuna dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, mevcut haliyle mağdurun makatına cinsel organını sürtme şeklinde gerçekleşen eyleminin çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilerek mahkûmiyetine karar verilmesi yerine suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan hüküm kurulması," isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Daire Üyesi ...; "Sayın çoğunluk ile olay günü iş aramaya giden sanıkla mağdurun tanıştığı ve 13 yaşında olan mağduru sanığın hiç kimse bulunmayan evine götürdüğü, burada uzun süre beraber kaldıkları, sanığın mağdureye evinde bilgisayar oynattığı, para verdiği ve sanıkla mağdur arasında cinsellik yaşandığı hususunda aynı görüşteyiz, Daire heyeti ile çoğunluğu ile aramızdaki görüş ayrılığı istismarın nitelikli olup olmadığı hususundadır. Yurttan kaçıp ertesi günü yurda dönen mağdura Yurt yönetiminin nerede kaldığını sorduğunda, mağdur sanığı korumak için 4 kişi tarafından araçla kaçırıldığını ve nitelikli istismara uğradığını anlatmış ancak yurt yönetiminin olay örgüsünü inanmaması üzerine gerçeği anlatmış ve sanığın evini göstermiştir. Sanık ilk ifadesinde mağduru tanımadığını söylemiş daha sonraki ifadelerinde ise mağdurun anlatıklarının cinsel istismar hariç doğru olduğunu beyan etmiştir. Heyete sanığın mahkûmiyetine götüren mağdurun beyanlarıdır. Mağdurun beyanının bölünemeyeceğine ve alınan Uzman görüşüne göre eylemin rızaya dayalı olması ya da kayganlaştırıcı kullanması haline iz kalmayacağı da nazara alındığın da sanığın atılı nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği basit olduğundan itirazın reddine karar verilmesi gerektiğinden sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum." düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. Yerel Mahkeme ise 27.05.2021 tarih ve 74-161 sayı ile bozma kararına direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükmün de sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.09.2021 tarihli ve 111590 sayılı onama istekli tebliğnamesi ile dosya CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 25.04.2022 tarih ve 25751-3837 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI, KONUSU ve ÖN SORUN Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen mahkûmiyet hükmü ile tehdit suçundan verilen beraat hükmü Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup direnmenin kapsamına göre inceleme sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan verilen mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin çocuğun basit cinsel istismarı suçunu mu yoksa çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkin ise de müzakere sırasında Ceza Genel Kurulu Başkanınca sanığa isnat edilen cinsel istismar eyleminin sabit olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğinin belirtilmesi üzerine ayrıca bu husus da ele alınmıştır. III. OLAY VE OLGULAR Dosyada mevcut nüfus kayıtlarına göre; 04.12.2002 doğumlu olan mağdurun suç tarihinde on iki, 28.06.1991 doğumlu olan sanığın ise yirmi dört yaşında olduğu, Çorum Devlet Hastanesince düzenlenen 23.09.2011 tarihli ve ... sayılı Özürlü Sağlık Kurulu Raporuna göre; hafif derecede mental retardasyonu bulunan mağdurun IQ seviyesinin 50-70 ve engel oranının %50 olduğu, Kolluk tarafından düzenlenen 07.10.2015 tarihli tutanağa göre; aynı gece saat 03.00 sıralarında ... Parti binası önünde bekleme yapıldığı sırada cadde üzerinde 12-13 yaşlarında sarı tişörtlü mavi kot pantolonlu bir erkek çocuğun gezdiğinin görüldüğü, çocuk şube ile yapılan görüşmede çocuğun sevgi evlerinden kayıp olduğunun ve arandığının bildirildiği, çocuğun şubeye teslim edildiği, Sosyal çalışmacı ... tarafından düzenlenen 07.10.2015 tarihli görüşme raporuna göre; aynı gün saat 05.25'te kolluk tarafından kuruma teslim edilen mağdurun sürekli olarak pantolonunun altına giydiği eşofmanının elinde olması ve elinde 70 TL bulunmasından dolayı mağdura sorulduğunda; "30 yaşlarında 6 kişi tarafından saat kulesi civarından siyah bir Transporter araca kendi isteği dışında rızasız bir şekilde bindirildiğini, bu 6 kişi içerisinde kendi yakın akrabalarından ...'ın da bulunduğunu, ... Mahallesi Muhtarlığı yakınlarında olan bir eve götürülerek önce banyo yaptırılıp akabinde 6 kişi içinden olan 2 kişi tarafından 45 dk boyunca kendisine cinsel istismarda bulunulduğunu, olaydan sonra bu kişilerin kendisine 100 TL para verdiğini, bu paranın 30 TL'sini harcadığını, daha sonra da şahısların bulunduğu evin kapısını dışarıdan kilitleyip kaçtığını ve saat kulesi civarına gittiğini polisleri görünce yurtta kaldığını söyleyip kendisini yurda bırakmalarını istediğini," ifade ettiğinin tutanak altına alınıp olayın kolluğa intikal ettirildiği, Kolluk tarafından düzenlenen 08.10.2015 tarihli CD çözüm tutanağına göre; 06.10.2015 günü akşam saatlerinde "... Mahallesi, ... .... Sokak, No: ..." adresinde meydana gelen olay ile ilgili olarak apartman kamera kayıtlarının yapılan incelenmesinde; 06.10.2015 tarihinde saat 23.29'da mağdurla sanığın araçtan indikleri ve saat 23.34'te mağdurla sanığın apartmana girdikleri, 07.10.2015 tarihinde saat 01.10'da mağdurla sanığın asansörden indikleri ve saat 01.11'de mağdurla sanığın apartmandan çıkıp gittikleri, Çorum Devlet Hastanesi Acil Polikliniğince 07.10.2015 tarihinde saat 17.59'da düzenlenen cinsel saldırı muayene raporuna göre; anal sürüntüden alınıp hazırlanmış mevcut preparatta ölü ya da canlı sperm hücresi görülmediği, Hitit Üniversitesi... Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen 08.10.2015 tarihli ve ... sayılı rapora göre; mağdurun yapılan ruhsal muayenesinde organ sokmak sureti ile çocuğun cinsel istismarı ile ilgili olarak maruz kaldığı suçun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama, bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince geliştiği ve ifadesine güvenilebileceği tıbbi kanaatine varıldığı, Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 09.10.2015 tarihli ve .... sayılı rapora göre; mağdurun anal mukoza ve sfinkter tonusunun doğal bulunduğu, kanama, ekimoz, sıyrık, fissür gibi travmatik bulgulara rastlanmadığı, ancak mağdurun yaşı, fizik gelişimi, olay sırasında penis girişini kolaylaştırıcı kaygan madde kullanımı ile hile, tehdit ya da rıza gibi nedenlerle direncinin kırıldığı durumlarda anal sfinkterin çok büyük travmatik değişim olmaksızın penisin girişine müsait olacak şekilde genişleme yeteneğinin bulunmasının da tıbben mümkün olduğu dikkate alındığında livataya maruz kalıp kalmadığının tespitine tıbben imkân bulunmadığı, Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesi Başkanlığınca düzenlenen 02.11.2015 tarihli ve ..... sayılı rapora göre; mağdura ait olduğu bildirilen anal frotti örneğinin Prostat Spesifik Antijen (PSA) testi ile meni yönünden yapılan ön incelemesinde negatif sonuç alındığı, anal frotti örneğinden hazırlanan yaymaların mikroskobik incelenmesinde sperm hücresi görülmediği, Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesi Başkanlığınca düzenlenen 19.11.2015 tarihli ve .... sayılı rapora göre; mağdura ait olduğu bildirilen eşofman altı ile çarşaf üzerinde tespit edilen lekelerin meni yönünden yapılan ön incelemesinde negatif sonuç alındığı, lekelerden hazırlanan yaymaların mikroskobik incelenmeleri sonucunda sperm hücresi görülmediği, mağdura ait anal frottiden ve eşofman altı üzerinde tespit edilen lekeden tespit edilen DNA profillerinin mağdura ait DNA profili ile uyumlu olduğu, çarşaf üzerinde tespit edilen lekeden tespit edilen DNA profilinin sanığa ait DNA profili ile uyumlu olduğu, UYAP Bilişim Sistemi üzerinden temin edilen nüfus kaydına göre; sanığın bekâr ve tek çocuk olduğu, Anlaşılmaktadır. Mağdur aşamalarda; yaklaşık 5 yıldır... Sevgi Evlerinde kaldığını, ... İlköğretim Okulu 8. sınıfta okuduğunu, olay günü çantasını okulda unuttuğunu söyleyip yurttan izin alarak çıktığını ve yaya olarak saat kulesine gittiğini, tek başına sokaklarda dolaştığını, yurda dönmek istemediğini ve iş bulup çalışmak için etrafa baktığını, havanın da kararmaya başlamış olduğunu, ... Pastanesi isimli iş yerine giderek "İş var mı?" diye sorduğunu, tanık ...'in "Patron birazdan gelir." dediğini, yarım saat kadar bekledikten sonra sanığın geldiğini ve yanına oturduğunu, biraz sohbet ettiklerini, elbisesinin olup olmadığını sorduğunu ve "Eve gidelim, sana kıyafet ayarlayalım." dediğini, ilk başta kabul etmediğini ancak ısrar edince sanığın aracıyla evine gittiklerini, içerisinde iki yatak ve bir bilgisayar olan odada biraz bilgisayar oynadıktan sonra elbiseleri ile yatağın üzerine uzandığını, bu sırada sanığın çıplak vaziyette birden üzerine gelip kıyafetlerini çıkarmaya başladığını, karşı koymaya çalıştığını, gücünün yetmediğini, bağırdığını fakat sesini kimsenin duymadığını, pantolonunu, eşofmanını ve iç çamaşırını çıkaran sanığın organ sokmak suretiyle kendisiyle ilişkiye girdiğini, ilişki sırasında canının acıdığını, sanığın içine boşaldığını ancak bir ıslaklık hissetmediğini, ayrıca bedeninde herhangi bir sıvı ya da sanığın cinsel organına bir şey taktığını görmediğini, bir kez boşaldıktan sonra üzerinden kalktığını, giyindikten sonra evden çıktıklarını, sanığın aracı ile kendisini saat kulesi yanına bırakıp gittiğini, Tanık ...; mağdurun kaldığı yurtta sosyal çalışmacı olarak görev yaptığını, mağdurun olay günü yurttan izinsiz olarak ayrılıp gece polis ekiplerince bulunarak yurda teslim edilmesi üzerine sosyal görüşme raporu düzenlediğini ve beyanlarını şüpheli gördüğü için bu durumu polise intikal ettirdiğini, mağdurun yalan söyleme alışkanlığının olduğunu, babasının vefat ettiğini, annesinin .... ilçesinde oturduğunu, yurda teslim edildiğinde üstünde başında ve kıyafetlerinde herhangi bir anormallik görmediğini, yurttan ayrıldığı sıradaki kıyafetlerini bilmediği için karşılaştırma yapamadığını, Tanık ...; mağdurun 06.10.2015 tarihinde saat 14.00 sıralarında kimseye haber vermeden yurttan ayrıldığını, ailesi ve akrabalarını aradığını, bulamayınca saat 23.24'te polise müracaat edip bulunmasını istediğini, 07.10.2015 tarihinde saat 05.25 sıralarında bulunarak yurda teslim edildiğini, Tanık ...; sanığın babasına ait tatlıcı dükkanında 2 yıldır işçi olarak çalıştığını, olay günü saat 23.00 sıralarında iş yerine 13-14 yaşlarında görünen mağdurun geldiğini, babasının öldüğünü, annesinin yatalak hasta olduğunu, ona bakmak için iş aradığını söylediğini, o sırada tatlı listesini almak için arayan sanığa "İş arayan birisi var gel görüş." dediğini, 15 dakika sonra gelen sanığın mağdurla konuştuğunu, ancak ne konuştuklarını duymadığını, sonra mağdurun sanığın arabasına bindiğini gördüğünü, Sosyal çalışmacı ...; mağdurun fiziksel durumunun yaşıyla doğru orantılı ancak zihinsel durumunun yaşıtlarından geri olduğunu, bu geriliğin sosyal becerilerden ziyade akademik beceriler bakımdan geçerli olduğunu ve günlük hayatını sürdürebilecek becerilere sahip bulunduğunu, İfade etmişlerdir. Sanık aşamalarda; babasına ait iş yerinin dört şubesi olduğunu, olay günü saat 23.30 sıralarında ... Caddesi üzerindeki şubede bulunduğu sırada tatlı listesini almak için ... Caddesi üzerindeki şubeyi aradığında tanık ...'in 17 yaşında bir erkek çocuğun geldiğini, babasının olmadığını, annesinin hasta olduğunu ve iş aradığını söylediğini, mağdurun bulunduğu şubeye gittiğinde üzerindeki elbiseden başka elbisesinin olup olmadığını sorduğunu, olmadığını söyleyince "Gel sana elbise vereyim." diyerek mağduru aracına bindirdiğini, kendi evine götürdüğünü, odasındaki bilgisayarı açtığını, bu sırada dolaptan gömlek, tişört, pantolon ve kaşkol çıkartıp mağdura verdiğini, fakat elbiseleri denemediğini görünce iç çamaşırının olmadığı düşüncesi ile bu hususu sorduğunu, iç çamaşırının olduğunu söylediğini, bunun üzerine rahatça giyinmesi için bilgisayarını alarak oturma odasına geçtiğini, mağdur üzerini giyip yanına gelmeyince odaya gittiğini, denediği elbiselerden sadece tişört ve pantolonun uyduğunu, bunun dışında mağdurun bilgisayarda oyun oynadığını ve evde bir buçuk saat kadar kaldıklarını, sonra da evden çıkıp aracı ile... çay bahçesi yakınında mağduru bıraktığını, mağdura yardım etmek maksadıyla evine götürdüğünü, suçlamayı kabul etmediğini savunmuştur. IV. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık ve Ön Soruna İlişkin Açıklamalar Çocukların cinsel istismarı suçu, TCK'nın 103. maddesinde suç tarihi itibarıyla; "(1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden; a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar, anlaşılır. (2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. (3) Suçun; a) Birden fazla kişi tarafından birlikte, b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından, d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından, e) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. (6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur." şeklinde düzenlenmiştir. Görüldüğü gibi 103. maddede çocuğun cinsel istismarı tanımlamış olup birinci fıkraya göre cinsel istismar deyiminden; on beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış ile diğer çocuklara karşı cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen bir başka nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar anlaşılmaktadır. Maddenin ilk fıkrasında çocuğun cinsel istismarı suçunun temel şekli, ikinci fıkrasında ise cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi, suçun temel şekline nazaran daha ağır cezayı gerektiren nitelikli bir hâl olarak yaptırıma bağlanmıştır. Bu suçun, maddenin birinci fıkrasında düzenlenen basit hâli, çocuğa karşı gerçekleştirilen cinsel davranışın organ ya da sair bir cisim sokulmadan vücut dokunulmazlığının ihlali şeklinde işlenmesi ve kastın da cinsel arzuları tatmin amacına yönelmesi bakımından ikinci fıkrada hüküm altına alman nitelikli hâlinden ayrılır. İkinci fıkradaki nitelikli hâlde maddi unsur, vücuda organ ya da sair bir cisim sokulması olup failin kastının da bu tür bir eylemin gerçekleştirilmesine yönelik olması gerekmektedir. Suçun temel şeklinin aksine, ikinci fıkrada tanımlanan nitelikli hâlinin oluşabilmesi için eylemin cinsel arzularının tatmini amacına yönelik olması şart değildir. Üçüncü fıkrada suçun birden fazla kişi tarafından birlikte, insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından, kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi nitelikli hâl olarak sayılmıştır. Buna göre çocuğa karşı cinsel istismar eylemi, koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından işlenirse verilecek ceza yarı oranında artırılacaktır. Dördüncü fıkrada, cinsel istismarın on beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte maruz kaldığı fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan kişilere karşı cebir veya tehdit kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi, cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli hâl olarak kabul edilmiştir. Ancak bunun için, uygulanan cebrin en fazla kasten yaralama suçunun temel şeklini oluşturacak boyutta olması gerekir. Bu bakımdan, beşinci fıkraya göre, cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanacaktır. Diğer yandan, Anayasa'nın 138/1. ve CMK'nın 217/1. maddeleri ile Anayasa'nın 38. ve İHAS'nin 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir. Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa'nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa'nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (Feyzioğlu, s. 357). Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma: "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi Ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Herşeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK, 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı). Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmı gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı). Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme 8. sınıfta okuyan, öğrenci yurdunda kalan, olaydan önce 23.09.2011 tarihinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporunda hafif derecede mental retardasyonu bulunduğu ve IQ seviyesinin 50-70 ve engel oranının %50 olduğu belirtilen mağdurun suç tarihinde on iki, babasına ait iş yerlerini işleten ve bekâr olan sanığın ise yirmi dört yaşında olduğu, mağdurun olay günü öğleden sonra yurttan izinsiz ayrıldığı ve çarşıda bir süre gezindiği, saat 23.00 sıralarında ... Caddesi üzerindeki şubesine gittiği, iş yeri çalışanı tanık ...'e iş aradığını söylediği, tanık ...'in o sırada diğer bir şubede olan sanığı aradığı ve bilgi verdiği, yaklaşık 15 dakika sonra gelen sanığın mağdura kıyafeti olup olmadığını sorduğu, mağdurun başka kıyafeti olmadığını söylemesi üzerine "Gel sana elbise vereyim." diyerek mağduru aracına bindirdiği ve saat 23.30 sıralarında kendi evine götürdüğü, mağdurun bilgisayarda bir süre oyun oynadıktan sonra elbiseleri ile yatağın üzerine uzandığı sırada sanığın çıplak vaziyette mağdurun üzerine çıkıp pantolonunu, eşofmanını ve iç çamaşırını çıkardığı, cinsel organını mağdurun anal bölgesine sokmak suretiyle nitelikli cinsel saldırı eyleminde bulunduğu Yerel Mahkemece kabul edilen olayda; Mağdurun, kolluk görevlilerince sabaha karşı saat 03.00 sıralarında yolda tek başına gezinirken görünmesi üzerine yapılan araştırmada yurtta kaldığının ve kayıp olduğunun bildirildiğinin tespit edilerek yurda teslim edilmesi, yurt görevlisinin soruları üzerine sanığın ismini vermeden olayı farklı bir şekilde anlatması sonucunda intikalin gerçekleşmesi, sanığın yaşı ve esnaflık yapması nedeniyle mağdurun öğrenci ve yaşının küçük olduğunu anlayabilecek tecrübeye sahip olması, vakit itibarıyla mağduru ailesine ya da kolluğa teslim etmesi gerekirken gece saat 23.30 gibi çevreden görülme ihtimalinin az olduğu bir zaman diliminde aracı ile sırf kıyafet denetme için evine götürdüğünü savunmasının hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun olmaması, mahkemede beyanının alınması sırasında hazır bulunan sosyal çalışmacının mağdurun zihinsel durumunun yaşıtlarından geri olduğunu ancak günlük hayatını sürdürebilecek becerilere sahip bulunduğunu ifade etmesi, ruhsal muayenesi sonucunda düzenlenen doktor raporunda da mağdurun ifadesine güvenilebileceği tıbbi kanaatine varıldığının belirtilmesi, daha önceden sanığı tanımayan ve kendisine kıyafet de vermeyi teklif eden sanığa iftira atmasını gerektirecek nitelikte aralarında husumet bulunmayan mağdurun, intikalden sonra aşamalarda ki istikrarlı beyanları, sanık hakkında mağdura yönelik cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmesi, mağdur, sanığın üzerine çıktığında çıplak olduğunu, karşı gelmeye çalıştığını ancak gücünün yetmediğini, bağırdığını, sesini kimsenin duymadığını, sanığın pantolonunu, eşofmanını ve iç çamaşırını çıkardıktan sonra organ sokmak suretiyle kendisiyle ilişkiye girdiğini ve içine boşaldığını ifade etmiş ise de devamında nitelikli cinsel istismar iddiasını şüphede bırakacak biçimde ıslaklık hissetmediği ve bedeninde herhangi bir sıvı görmediği yönünde anlatımda bulunması ve bunu destekler mahiyette Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporlarda anal sürüntüde, mağdurun eşofmanında ve sanığın evinden alınan çarşafta ölü ya da canlı sperm hücresi görülmediği, mağdurun anal mukoza ve sfinkter tonusunun doğal bulunduğu, kanama, ekimoz, sıyrık, fissür gibi travmatik bulgulara rastlanmadığı ve livataya maruz kalıp kalmadığının tespitine tıbben imkân bulunmadığı bilgilerine yer verilmesi hususları birlikte dikkate alındığında; sanıkla mağdurun yaşları ve konumları, sanığın suç ve cezadan kurtulmaya yönelik savunmaları, mağdurun aşamalardaki anlatımları ve tüm dosya kapsamına göre cinsel yönden mağduru istismar etme kastını ortaya koyan sanığın mağdurun vücut dokunulmazlığını ihlal eden eylemlerini objektif olarak cinsel arzuları tatmin amacıyla gerçekleştirdiği ve dolayısıyla isnat edilen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olduğu ancak sanığın mağdura yönelik eylemini organ sokmak suretiyle gerçekleştirdiğine dair delil bulunmadığı ve bu hâliyle eyleminin çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmelidir. Ön sorun bakımından çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığa isnat edilen cinsel istismar eyleminin sabit olmadığı düşüncesiyle, Asıl uyuşmazlık bakımından çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Başkanı; "Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporda mağdurun yaşı, fizik gelişimi, olay sırasında penis girişini kolaylaştırıcı kaygan madde kullanımı ile hile, tehdit ya da rıza gibi nedenlerle direncinin kırıldığı durumlarda anal sfinkterin çok büyük travmatik değişim olmaksızın penisin girişine müsait olacak şekilde genişleme yeteneğinin bulunmasının tıbben mümkün olduğunun belirtildiği, kayden 12 yaşında olan ve tanık ...’in beyanına göre de 13-14 yaşlarında görünen mağdurun ruhsal muayenesi sonucunda düzenlenen doktor raporunda ifadesine güvenilebileceği tıbbi kanaatine varıldığı, aşamalarda yer, zaman ve gerçekleşme biçimi bakımından sanık tarafından organ sokmak suretiyle cinsel istismara uğradığını istikrarlı ve tutarlı bir şekilde anlattığı, sanığın kıyafet denetmek için mağduru evine götürdüğü yönündeki savunmasının daha önceden birbirlerini tanımamaları, vaktin geç bir saat olması ve aralarındaki yaş farkı itibarıyla kendisini suçtan kurtarmaya yönelik olduğu hususları gözetildiğinde; sanığın mağdura yönelik eylemini organ sokmak suretiyle gerçekleştirdiğinin ve çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun oluştuğunun kabulü gerektiği," gerekçesiyle, Asıl uyuşmazlık bakımından çoğunluk görüşüne katılmayan üç Ceza Genel Kurulu Üyesi de; sanığın eyleminin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu oluşturduğu düşüncesiyle, Karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Çorum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.05.2021 tarihli ve 74-161 sayılı direnme kararına konu hükmünün sanığın eyleminin çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.04.2025 tarihinde yapılan müzakerede ön sorun bakımından yeterli yasal çoğunluk sağlanamadığından 22.04.2025 tarihinde yapılan ikinci müzakerede ön sorun ve asıl uyuşmazlık bakımlarından oy çokluğu ile karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla