Karar Özeti
Ceza Genel Kurulu 2022/34 E. , 2025/96 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 14 - 2020/25989 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 14. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 217-1864 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık ...'nın cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/2, 62/1, 53, 63 maddeleri uyarınca 10 yıl; kişiy
Karar Detayı
Ceza Genel Kurulu 2022/34 E. , 2025/96 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 14 - 2020/25989 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 14. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 217-1864 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık ...'nın cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/2, 62/1, 53, 63 maddeleri uyarınca 10 yıl; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun'un 109/2, 109/3, 109/5 ,62/1, 53. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba; sanıklar ... ve ...'nın ise cinsel saldırı suçuna yardım etmek suçundan TCK'nın 102/2, 39/1-2-c, 62/1, 53, 63. maddeleri gereğince 5 yıl ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun'un 109/2, 109/3, 109/5, 62/1, 53. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mahsuba ilişkin Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 17.10.2018 tarihli ve 158-445 sayılı hükümlerin, sanıklar müdafiileri, katılanlar ... ve ... vekili, katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine dosyayı inceleyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesince 04.12.2019 tarih ve 217-1864 sayı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlerin kaldırılarak sanıklar ..., ... ve ...'in kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan TCK'nın 109/2, 109/3-b, 109/5, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına; sanık ...'ın nitelikli cinsel saldırı suçundan aynı Kanun'un 102/2, 62/1, 53/1-2-3, 63. maddeleri uyarınca 11 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba; sanıklar ... ve ...'in nitelikli cinsel saldırı suçuna yardım etmek suçundan ise aynı Kanun'un 102/2, 39/2, 62/1, 63. maddeleri uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir. Bu hükümlerin, katılan ... ve müşteki ... vekili, sanık ... ve müdafii ile sanıklar ... ve ... müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 25.02.2021 tarih ve 3096-1517 sayı ile; "Mağdurenin aşamalardaki çelişkili ifadeleri, savunma, tanıkların olay anında sanıkların yanında gördükleri mağdurenin zorla tutulduğuna dair tespitleri olmadığına dair beyanları, mağdurenin beden muayenesinde herhangi bir darp cebir izine rastlanılmadığını belirten doktor raporu, sanık tarafından dosyaya sunulan mesaj içerikleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanık ...’ın, olay günü diğer sanıklar ... ve ...'le birlikte mağdureyi zorla kaçırıp alıkoyduğuna ve ...’ın mağdureyle cebirle cinsel ilişkiye girdiğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek sanıkların atılı suçlardan beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi" oy çokluğuyla karar verilmiştir. Daire üyeri ... ile ...; "...Sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf mağdurenin, kendisine karşı işlenen kaçırma, alıkoyma ve cinsel saldırı fiillerinin rızası dahilinde gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında olup; mağdurenin aşamalardaki samimi anlatımları ile bunu destekleyen bir kısım tanık anlatımları ve tüm dosya içeriği nazara alınarak yapılan değerlendirmede, olay günü araca kendi rızasıyla binen mağdurenin, sanıklar tarafından kaçırıldıktan sonra sanıklardan ...’ın ellerini bağlayarak rızası dışında nitelikli cinsel saldırıda bulunduğu yönündeki iddiasının istikrar arz ettiği, keza mağdurenin görüşmeye katılacağını ifade ettiği kuzeni ...’in ifadesinde bunu doğrulayarak görüşmeye kendisinin de katılacağını ancak mağdurenin kendisini aramadığı yönündeki beyanının, iletişim kurmasını engellemek için mağdurenin telefonunun sanıklar tarafından alındığı iddiasını teyit ettiği, ayrıca olayın tarafsız diğer tanığı olan tanık ...’in de katılan ... ile telefonla görüştüğünde ağlayarak konuştuğunu ve "amca babama söyle beni kurtarsın" dediğini beyan ettiği göz önüne alındığında sanıkların olay günü mağdureyi kaçırmalarının ardından ...’ın araç içerisinde zorla cinsel ilişkiye girdiğinin sabit olması nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükümlerinin onanması gerekirken sanıkların atılı suçlardan beraatleri gerektiği yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyoruz." düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 22.04.2021 tarih ve 14-2020/25989 sayı ile; "Sanıkların sanık ...'la evlenmek maksadı ile mağdureyi zorla kaçırdıkları, Çorum-Sungurlu civarında boş bir arazide sanık ...'ın diğer sanıkları 'siz bir dolaşın' diye araçtan göndererek mağdurenin elini iple bağlama suretiyle zorla vücuda organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel saldırıda bulunduğu, diğer sanıkların araç dışında bekledikleri, bu suretle sanık ...'ın nitelikli cinsel saldırı, diğer sanıkların bu suça yardım, tüm sanıkların kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işledikleri sabit olduğu kanaati ile Yüksek Dairenin bozma kararına itiraz etmek gerekmiştir." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 02.11.2021 tarih, 19868-8768 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenleri yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklara isnat edilen nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliği'nin 05.02.2017 tarihli Konsultasyon formunda, katılan mağdurenin saat 21.50'de yapılan muayenesinde, "...zorla kaçırıldığını, cinsel saldırıya uğradığını söylediği, psikolojik muayenesine göre, bilinci açık, yönetimi tam, gerçeği değerlendirmesi yerinde, duygulanım stabil, düşünce yapısı sekander,"; 05.02.2017 tarihli cinsel saldırı muayene raporunda, "01.02.2017 saat 20'de Çorum yakınlarında (iş çıkışı arabaya binen tanıdık) arabasıyla kaçırmış, Çorum yakınlarında boş arazide ellerini bağlayarak arabada alt kısım çamaşır, pantolonu soyarak tecavüz etti. Sonra arabayla geri getirdi.Aile büyüklerine haber verdi. Ve şikayete karar verdik." şeklinde hasta öyküsü; bilgi ve bulgularda, saat 23.00 itibari ile yapılan muayenesinde '' olay öncesi ve sonrası alkol veya madde kullanımının olmadığı, vajinal penetrasyonun olduğu, (sözel şiddet ve tehdit kelimelerinin çizilerek) saldırı sırasında fiziksel kullanım olduğu, silah vb... alet kullanımı olmadığı, kanamanın olduğu,'', sanıkla ilişkisinin ''tanıdık'' olarak beyan ettiği, ''giysilerinin incelenmediği'', muayenede ''hymen saat 5 hizasında kaideye varan deflorasyon (yırtık) mevcut. Hala kanıyor.'', vücut bölgelerinde ''her hangi bir darp izi bulunmadığı'', bila tarihli durum bildirir doktor raporunda ''genital muayenede ekimoz veya laserasyona rastlanılmadığı'', bilgilerine yer verildiği, durum bildirir raporda ise muayene sonuçlarının belirtildiği, Sanık ... ve müdafileri tarafından dosyaya, sanık ... ile katılan mağdure ve sanık ...'ın kardeşi tarafından kullanılan telefon numarası ile katılan mağdure arasında geçen mesajlaşmalara dair ekran görüntülerini içerir dokümanın dosayaya sunulduğu, mesajlaşma içeriklerinin çoğunlukla katılan mağdure ve ...'ın bir araya gelmelerinin mümkün olup olmadığına ve katılan mağdurenin ailesinin buna rıza gösterip göstermeyeceğine ilişkin olduğu, Anlaşılmaktadır. Katılan mağdure, kollukta verdiği 05.02.2017 tarihli ifadesinde; aralarında herhangi bir gönül ilişkisinin bulunmadığı, yüz yüze dahi görüşmediği ancak yaklaşık iki yıl önce internetten tanıştığı, mesajlarında sürekli kendisini sevdiğini, alacağını belirttiği fakat hislerine karşılık vermediği sanık ...'ın 01.07.2017 tarihinde saat 20.00 sıralarında telefonla özel bir şey görüşmek istediğini söylediğini, bunun üzerine sanık ...'ın iş çıkışı geldiği siyah renkli wolksvagen marka araca isteği ile bindiğini, hızla Bağlum istikametine doğru giderken yolda durduklarını ve sanıklar ... ve ...'in aracın arka koltuğuna, yanına binerek kendisini etkisiz hâle getirdiklerini, araçla Çorum ilindeki boş bir araziye götürüldüğünü, telefon konuşmalarından bir aracın kendilerini takip ettiğini de anladığını, sanık ...'in araca biner binmez elindeki telefonunu alıp hattını çıkarttığını, gittikleri boş arazide üç gün araçta kaldıklarını, elleri veya ayaklarının bağlı olmadığını, hiç yemek yemediğini, sanıkların kendisini ...'la evlenmeye ikna etmeye çalıştıklarını, ikinci gün bir aracın erzak ve telefon hattı getirdiğini ancak şahısları görmediğini, yer değiştirdiklerini, üçüncü gün 03.01.2017 tarihinde saat 10.00 sıralarında sanık ...'ın diğer sanıklardan "Siz gidin dolaşın!" diyerek ayrılmalarını istediğini, sonrasında arabada bulunan çamaşır ipi ile ellerini bağladığını ve kendisiyle zorla cinsel ilişkiye girmeye çalıştığını, sanık ...'ı iterek araçtan dışarıya çıktığını, kaçmak istediğini ancak adı geçen sanığın saçlarından tutarak kendisini arabaya bindirdiğini, tekrar saldırsa da dizi ile cinsel organına vurduğu sanığın eylemini gerçekleştiremediğini, sanığın bu denemelerinin sonuncusunda kendisiyle zorla bir kez ilişkiye girdiğini, bir müddet sonra diğer sanıkların geldiklerini, sanık ...'in telefonu uzatarak "Baban seni çok merak ediyor, iyiyim de, sonra biz konuşacağız!" demesi üzerine telefonu alıp, "Baba beni kaçırdılar Çorum'da bir yerdeyim!" dediği, bu anda sanık ...'in telefonu alarak "Biz salak mıyız? Seni denemek için ilkinde aramadık!" dediğini, sonra sanıkların "Kan dökülmesin, sen babanı ara ve sadece iyiyim de!" dediklerini, babası ile görüştüğünü, 04.02.2017 tarihinde sabah vakti bulundukları yerden ayrılarak Ankara'ya döndüklerini, ...'da boş bir gecekonduya geldiklerini, sanıkların kendisini zorla bu eve soktuklarını, evde baskı yaparak "Babana ben kendim kaçtım, kendi rızam ile bu şahıs ile birlikte oldum diyeceksin!" dediklerini fakat bunu söylemeyi kabul etmediğini, geceyi belirtilen yerde geçirdiklerini, 05.02.2017 günü sabah saatlerinde tanıklar ... ... ve ...'ın geldiklerini, kendisini ikna etmek için konuştuklarını, İlk derece mahkemesinde 31.05.2018 tarihinde verdiği ifadesinde; araçta sanık ...'in telefonunu aldığını ve kapattığını, ...'da kaldıkları evde de sanık ...'ın kendisiyle cinsel ilişkiye girmeyi denediğini ancak direnmesi ve yan odada arkadaşlarının olması sebebiyle bunu başaramadığını, olaydan sonra aile bireylerinin bir kısmının rızası ile gittiğini düşünerek kendisine tavır aldıklarını, duygusal boşluğa düştüğünü, bu nedenle sanık ...'la bazı mesajlaşmalarının olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinde 12.06.2019 tarihli ifadesinde ise; sanık ...'ın araçta kendisine yönelik cinsel saldırısından sonra diğer sanıkların geldiklerini, sanık için gözcülük yaptıklarını düşündüğünü, Tanık ...; 03.02.2017 tarihinde saat 18.00 sıralarında bir numaradan sanık ...'in aradığını, ...'da bulunan gecekondunun durup durmadığını sorduğunu, durduğunu söyleyince 04.02.2017 günü saat 06.00 sıralarında sanıklar ve katılan mağdureyle buluştuklarını, katılan mağdure ve sanık ...'ın sarmaş dolaş, kol kola olduklarını, Tanık ... ilk derece mahkemesinde ifadesinde özet olarak; sanıklardan ...'ın abisi ...'in yanında çalıştığını, çalışanı ...'in, ...'nın kızının kaçırıldığını söylemesi üzerine verdikleri telefondan ... ya da ... isimli şahısla görüştüğünü, görüşme anında odadakileri dışarı çıkarttığını, şahıstan kızı telefona vermelerini istediğini, telefonda "Zorla mı gidiyorsun, gönlünle mi gidiyorsun?" dediğinde kızın ağlar hâlde "Amca babama söyle beni kurtarsın!" dediğini, "Araca kendi isteğinle mi bindin yoksa zorla mı bindirdiler?" diye sorduğunda isteğiyle bindiğini ancak sonradan araca iki kişinin daha bindiğini söylediğini, Tanık ... ... ilk derece mahkemesinde; ...'daki gecekondu gibi bir evde sanık ... ve katılan mağdurenin içerideki odadan el ele tutuşarak geldiklerini, Tanık ...; aradığı sanık ...'ın evlenmek için ...'nin rızası ile kaçtıklarını söylediğini, katılan mağdurenin ise sadece "... beni götürüyor!" dediğini, sesinde panik bir hâlin olmadığını, normal biçimde konuştuğunu, sanık ...'ın "Biz evleneceğiz!" diyerek telefonu kapattığını, Beyan etmişlerdir. Sanık ...; sürücü belgesi olmadığından Sungurlu'ya götürmesi için sanık ...'i aradığını, sanık ...'in de sanık ...'ın yanında olduğunu, kendilerinden yardımcı olmalarını istediğini, biri hariç petrol istasyonuna gittiklerinde katılan mağdurenin de kendileriyle geldiğini, hatta arabayı bile sürdüğünü,katılan mağdure ile rızasıyla ilişkiye girdikten sonra amcasını aradığını, katılan mağdurenin de babasıyla görüştüğünü, ailelerle konuşmak, anlaşmak üzere Ankara'ya döndüklerini, olaydan 10-15 gün sonra katılan mağdurenin kendisine mesaj gönderdiğini, "Niye şikayetçi oldun, ben sana ne yaptım?" dediğini, katılan mağdurenin de "Her şey ailemin yüzünden oldu, ailemi ikna et, beni al!" dediğini, ...'daki evde ...'nin ailesinden korktukları için kaldıklarını, suçlamaları kabul etmediğini, Sanık ...; sanık ...'ın kuzeni olduğunu, olay günü sanık ... ile birlikte iken görüştüklerini bildiği katılan mağdureyi kaçırdığını ve ehliyeti olmadığı için kendilerini Çorum'a kadar götürmelerini istediğini, katılan mağdurenin zorla kaçırılır gibi bir durumunun olmadığını, ön koltuğa kendisinin oturduğunu, direksiyona sanık ...'in geçtiğini, aracın ön kapısının sağlam olduğunu, Sungurlu civarında akrabalarının kendisini arayarak katılan mağdurenin ailesinin durumdan haberdar olduğunu, suç duyurusunda bulunduklarını ve adının geçtiğini söylediklerini, korktukları için katılan mağdure ve sanık ...'ı bırakıp Ankara’ya dönemediklerini, katılan mağdurennin ve ... ile aralarındaki cinsel ilişkiden haberinin olmadığını, Sanık ...;katılan mağdure ile sanık ...'ın sevgili olduklarını ve evlenmeyi düşündüklerini, katılan mağdurenin ailesinin bu duruma karşı çıktığını, kaçmaya karar verdiklerini, olay günü sanık ...'ın eniştesine ait araçla katılan mağdureyi aldığını, kendisini arayarak ehliyetinin olmadığını ve kaçmaya karar verdiklerini söylediğini, kendilerini Sungurlu'ya bırakıp bıkramayacağını sorması üzerine bunu kabul ettiğini, Sungurlu'da kalmayı düşündükleri evin sahibine ulaşamayınca iki gece araçta kaldıklarını, katılan mağdurenin ailesi ile irtibat kurduklarını, ailesi evlenmesine rıza gösterince geri döndüklerini, katılan mağdurenin Sungurlu'da rızası ile araç içerisinde sanık ...'la cinsel ilişkiye girdiğini, zorla kaçırma ve cinsel saldırıda bulunma iddialarının asılsız olduğunu, Savunmuşlardır. V. GEREKÇE Anayasa’nın 138/1. ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve İHAS’ın 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir. Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (Feyzioğlu, s. 357). Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma: "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi Ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Her şeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK, 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı). Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmı gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimale sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı). Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanık ...'ın aracına bindirerek kaçırdığı ve yaklaşık üç gün süreyle tuttuğu katılan mağdureye yönelik organ sokmak suretiyle cinsel saldırıda bulunduğu, diğer sanıklar ... ve ...'in ise söz konusu eylemleri gerçekleştirmesi konusunda sanık ...'a yardım ettikleri Derece Mahkemelerince kabul edilen olayda; Katılan mağdurenin sanık ... tarafından gerçekleştirilen eylemlerin seyri ve diğer sanıkların bu eylemlere katkıları konusunda aşamalarda çelişki gösteren anlatımlarda bulunması, eylemden sonra da sanık ...'la çok sayıda mesajlaştığının dosyaya yansıması, Zekai Tahir Budak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen 05.02.2017 tarihli raporda katılan mağdurenin genital muayenesinde cinsel ilişki emarelerine rastlanmakla birlikte aynı raporda beyanlarıyla örtüşmeyecek biçimde vücudunda darp cebir izi, genital bölgesinde ise ekimoz ve laserasyon belirlenemediğine yer verilmesi, tanık ...'ın 04.02.2017 tarihinde bir araya geldiklerinde katılan mağdure ve sanık ...'ı sarmaş dolaş gördüğünü ve sanık savunmalarını doğrular şekilde aralarında evlilikle ilgili konuşmalar yapıldığını belirtmesi, tanık ...'ın ise ...'daki gecekondu gibi bir evde sanık ... ve katılan mağdurenin içerideki odadan el ele tutuşarak geldiklerini öne sürmesi, katılan mağdureyle telefon görüşmesi yapan tanık ...'in sanıklar aleyhine anlatımları haricinde diğer tanıkların beyanlarından katılan mağdurenin sanıklar tarafından zorla kaçırıldığı olgusunun ortaya konulamaması, sanık ...'ın tüm aşamalarda katılan mağdurenin kendisiyle isteyerek geldiğini ve rızasıyla cinsel ilişkiye girdiklerini savunması ile diğer sanıkların ileri sürdükleri hususların aynı yönde olması ve savunmaların aksinin tam olarak kanıtlanamaması bir bütün olarak değerlendirildiğinde; mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanıkların müsnet suçları işledikleri yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı anlaşılmakla in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince ispat edilemeyen suçlardan beraat kararları verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan dört Ceza Genel Kurulu Üyesi; Sanıklara isnat edilen suçların sabit olduğu ve itirazın kabul edilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.02.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
İlgili Makaleler
- CGK (Ceza Genel Kurulu) Kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.