Karar Özeti
Ceza Genel Kurulu 2022/383 E. , 2025/363 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2020/56657 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 212-257 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın nitelikli cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/2, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 12 yıl hapis ceza
Karar Detayı
Ceza Genel Kurulu 2022/383 E. , 2025/363 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2020/56657 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 212-257 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın nitelikli cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/2, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Sivas 4. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 24.09.2019 tarihli ve 186-31 sayılı hükmün, sanık müdafii, katılan mağdur vekili ve katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesince 25.02.2020 tarih ve 212-257 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine, bu kararın da sanık müdafii ve katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 15.12.2021 tarih, 14154-10039 sayı ve oy çokluğu ile; "...Olayın intikal şekli, mağdurenin aşamalardaki çelişkili ifadeleri, savunma, HTS kayıtları, mağdurenin ellerinin bağlandığı yönündeki iddiasının adli raporla desteklenmemesi ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkumiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Daire Başkan Vekili ...; "...Heyet çoğunluğu tarafından sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Sanığın itiraf ettiği eylem nedeniyle mahkemenin verdiği cezanın (Sivas 4. A.C.M.) Kayseri (7. C.D.) tarafından onandığı davada mağdurun istikrarlı beyanı ve diğer tanıkların beyanlarına göre kararların onanması yerine sayın çoğunluğun bozma yönündeki kararına iştirak etmiyorum", Daire Üyesi ...; "...Heyet çoğunluğu tarafından sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mağdurenin tüm aşamalarda değişmeyen nitelikli cinsel istismara ilişkin beyanları, tanık ...'nın beyanına göre sanığın kendisini arayarak 'Hala ...'ün yanına git kendisine birşey yapmasın' dediğini, kendisinin de 'ne yaptın' dediğinde 's...tim' diye söylediğini ...'ün yanına gittiğinde ağlar halde bulunduğunu 'ne oldu' diye sorduğunda sanığın kendisini zorla tecavüz ettiğini anlatması, sanığın kardeşi ve mağdurenin babasının ilişkinin zorla olduğuna dair beyanları, sanığın köyden kaçması ile olayın hemen akabinde alınan 22.06.2018 tarihli rapora göre sanığın cezalandırılmasa yönelik ilk derece mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşüyle sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyorum." Düşünceleriyle karşı oy kullanmışlardır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 17.02.2022 tarih ve 56657 sayı ile; "...Olayın hemen akabinde intikal ettirilmiş olması, mağdurun adli, raporunda yazılı muayene bulgularının akut cinsel saldırı fiili ile uyumlu olması, mağdurun aşamalarında birbiri ile uyumlu anlatımları, sanığın olayın mağdurun rızası ile gerçekleştiğine dair savunmasına sadık kalmasına rağmen olayın sebebine dair çelişkili açıklamalarda bulunması, Adli Tıp Kurumunda yapılan muayenelerde simülasyon gayreti içinde olmasının da savunmalarının samimi olmadığına delalet etmesi, mağdurun iffetini ortaya koyacak şekilde sanığa suç atfında bulunması için bir neden bulunmaması, olay sonrası sanığın aracı ile köyden kaçarak uzaklamış olması, sanık ve mağdur arasında olay öncesi ilişkiyi ispatlayacak şekilde HTS kaydının bulunmaması, tanık ...'ın anlatımları nazara alındığına; İlk Derece Mahkemesinin 'Sanık ... ve katılan ...'ün ... İlçesi ... Köyü'nde yaşadıkları ve komşu oldukları, sanığın katılana suç tarihi öncesinde duygusal hisler beslediği, katılanın ise sanığa karşılık vermediği, suç tarihinde katılanın ikametinde yalnız bulunduğu bir sırada sanığın evin açık olan kapısından katılanın ikametine girdiği ve katılana onu sevdiğini söylediği, katılanın sanıktan ikametinden çıkmasını istediği, ancak sanığın katılanın ikametinde kalmaya devam ettiği, bunun üzerine katılanın bağırarak sesini etrafa duyurmaya çalıştığı, ancak ikametinin köyün dışında bir yerde bulunması nedeniyle sesini başkalarına duyuramadığı, akabinde sanığın katılanın ağzını ve ellerini eşarpla bağlayarak katılanın vaginal bölgesine cinsel organını sokarak katılana cinsel saldırı eyleminde bulunduğu ve kaçarak olay yerinden uzaklaştığı, sanığın ayrılmasından kısa bir süre sonra sanık tarafından olay hakkında bilgi verilen tanık ...'ın katılanın ikametine geldiği, katılanın tanığa sanığın kendisine cinsel saldırı eyleminde bulunduğunu söylediği, daha sonra tarlalarında çalışan katılanın anne ve babasının da ikametlerine döndükleri, katılanın olayı bu kez de anne ve babasına anlattığı ve olayın aynı gün katılan ve ailesi tarafından kolluğa ihbar edildiği' şekline dayanarak verdiği mahkumiyet kararı ve yaptığı uygulamanın hukuka uygun olduğunu düşüncesine varılmış ve Yüksek Dairenin Bozma kararına itiraz etmek gerekmiştir..." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 15.06.2022 tarih ve 3045-6095 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU İtirazın kapsamına göre inceleme sanık hakkında, katılan mağdura yönelik nitelikli cinsel saldırı suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne ilişkin olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen nitelikli cinsel saldırı suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; 21.06.2018 tarihi saat 11.00 sıralarında meydana gelen olayın, aynı gün saat 13.30’da katılan mağdurun babası...’nin jandarmaya müracaatı üzerine adli mercilere intikal ettiği, 21.06.2018 tarihli olay yeri bulgu tespit formu ile olay yeri inceleme raporunda özetle; saat 17.40 sıralarında olayın meydana geldiği eve gidildiği, katılan mağdurun evde tek başına bulunduğu saat 11.00 civarında sanık tarafından cinsel saldırı olayının gerçekleştirildiğinin iddia edildiği, tek katlı, toprak yapılı evde kapılarda zorlama izine rastlanmadığı, olayın meydana geldiği odanın fotoğraflandığı, olayın gerçekleştiği beyan edilen koltuk üzerindeki mor renkli örtüde meni ya da kan lekesi tespiti amacıyla yapılan incelemede herhangi bir bulguya rastlanmaması üzerine örtünün alınmadığı, zemin ve odanın tamamının yapılan kontrolünde herhangi bir bulgunun elde edilemediği; katılan mağdurun beyanı doğrultusunda, evin çatı kısmında bulunan çuval üzerinde kanlı bir bayan iç çamaşırının tespit edilerek fotoğraflandığı ve bulgu tespiti amacıyla uygun şekilde paketlendiğinin belirtildiği, 21.06.2018 tarihinde sanığın kardeşi ...’un bilgisine başvurulduğu ve sanık tarafından sosyal medya hesabına gönderilen mesaja ilişkin ekran görüntülerini içerir evrakın temin edildiği; içerikte saat 14.27’de "Arabayı ... benzinliğine koydum, beni aramayın." mesajının yer aldığı, Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Araştırma ve Uygulama Hastanesinin 22.06.2018 tarihli adli raporunda, 21.06.2018 tarihinde yapılan muayenede katılan mağdurun harici muayenesindeki bulguların kişinin ifadesinde belirttiği cinsel saldırı sırasında zorla sürünme eylemi ile; vajinal muayenesinde, saat on bir hizasında saptanan deflorasyon, ekimoz ve hymen çevresindeki yoğun kanama bulgularının cinsel saldırının akut bulguları ile uyumlu olduğunun, mikrobiyoloji laboratuvarının 21.06.2018 tarihli sonuç belgelerinde ise katılan mağdurun vajinal ve vulva sürüntü dış örneklerinde sperm hücresi görülmediği; vajinal sürüntü iç örneğinde ise sperm hücresi tespit edildiğinin bildirildiği, Polis ve güvenlik güçlerince hastaneye getirildiği, vakıanın beyan edilen oluş mahiyetinin "darp" olarak işaretlendiği görülen Sivas Numune Hastanesinin 22.06.2018 tarihli adli raporuna göre; sanığın savunmasında ileri sürdüğü gibi elinde ekimoz veya kesiye rastlanmadığı, Soruşturma kapsamında tanzim olunan evraklarda imzaları bulunan; tanık ...'nun adı, soyadı, unvanı ile ancak astsubay "Ç.B" nin imzası/parafı ile düzenlenen İlçe Jandarma Komutanlığının 22.06.2018 tarihli fezlekesinde, "...22.06.2018 günü 12:00 sıralarında şüpheli ...'un ...teslim olduğu, ilk yapılan sözlü mülakatta mağdur ...'nun zorla ırzına geçtiğini beyan ettiği,... yazılı ifadesi alınmadan gecikmesinde sakınca bulunan hâl nedeni ile (Toplumda oluşan infial) Cumhuriyet Başsavcılığına mevcutlu olarak sevk edildiğinin," belirtildiği, Adli Tıp Gözlem İhtisas Dairesinin 24.05.2019 tarihli raporunda, sanıkta: "... ceza sorumluluğunu etkileyecek veya ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı veya akıl zayıflığı tespit edilmediği,...suç tarihinde suçunu takip eden günlerde de herhangi bir akli arıza içinde olduğuna delalet edecek tıbbi bulgu ve belgeye rastlanmadığı;...21.06.2018 tarihinde nitelikli cinsel saldırı, konut dokulmazlığını ihlal etme, kişiyi hürriyetinde yoksun kılma suçlarına karşı ceza sorumluluğunun tam olduğunun" bildirildiği, Adli Tıp Kurumu 4. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 29.05.2019 tarihli raporunda da, sanıkta; "...cezai sorumluluğunu müessir ve kişide şuur ve harekât serbestisini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı ve zekâ geriliği saptanmadığı; mezkûr suçu işlediği sırada fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını idrak etme ve bu fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak boyutta bir akli arızanın içinde olduğuna delalet edecek herhangi bir tıbbi bulgu ve belgeye de rastlanmadığı; 21.06.2018 tarihinde sanığı bulunduğu suçlara karşı cezai sorumluluğunun tam olduğunun," mütalaa olunduğu, 31.12.2018 tanzim tarihli dilekçede sanığın, özetle; ... ile gönül ilişkisi olduğunu, sevişirken görüntülerinin ... tarafından habersizce çekildiğini, ayrıldığında tehdit edilinceye kadar bundan haberinin olmadığını, söz konusu görüntülerin ... tarafından abisi ...’e verildiğini; ...'in anne ve kardeşine göstereceğini belirterek ve "Ya bana arkadan vereceksin ya da gösteririm." diyerek kendisini tehdit ettiğini, ardından pantolonunu çıkartıp cinsel organını açtığını, kendisinin ise oradan kaçtığını; olayı anlattığında ise ...’ün, görüntüleri kendisinin verdiğini söyleyip dediklerini yapmazsa "Başına daha neler açacağım!" sözleriyle tehditte bulunduğunu; ...'e, istediğini yapacağını ve görüntülerin kimseye verilmemesi için ...’le konuşmasını söylediğini, birkaç gün sonra ...'in yolunu kesip "Seni dağa kaldıracağım, görüntüleri herkese göstereceğim." diyerek kendisini tehdit ettiğini, süreçte facebook üzerinden ve telefonla tehdit ile şantajların sürdüğünü; sonraları ...'ün "Abimle barışın." diye mesaj attığını, kendisinin de "Sizleri mahkemeye vereceğim, görüntülerimi silin." dediğini, ardından barıştıklarını ancak bir ay sonra yine aralarının bozulduğunu, ...'in yeniden tehdit ve küfür ederek kendisini öldüreceğini söylediğini, ... ile buluştuklarında ayrılmalarını, abisinin yine tehdit etmeye başladığını söylediğini ve ilişkilerini bitirdiklerini; bir hafta sonra ...'ün "Ne yapıyorsun nasılsın ve neredesin?" diye mesaj attığını, kendisinin de "Senden ayrı kalamam barışalım." dediğini, ...'ün özür dilediğini ve yeniden ilişkilerinin başladığını fakat ...'in tehditlerine devam ettiğini, bunun üzerine kendisine "Bu sefer seni kesin mahkemeye vereceğim." dediğini, ertesi gün ...'in aradığını, "Tekrar barışalım kardeşimi gelin isteyin vereceğim sana, yalnız bu konuyu kapatalım şikayet etme.'' dediğini, isteme konusunu facebooktan yazdığını, mesajın kayıtlı olduğunu; olaydan bir gün önce akşam saat üç-beş civarında ...'ün arayıp buluşmak istediğini, söylediği yere saat 18.00’de gittiğinde ...’e annesinin arkadaşı olan bir kızla evleneceğini söylediğini, kızın annesiyle olan fotoğrafını gösterdiğini, ...'ün bunun üzerine "Eğer ayrılırsan görüntülerini silmedim hala bende duruyor salak mı sanıyorsun sana neler yapacağım." diyerek tehdit ettiğini, korktuğu için şaka yaptığını söylediğini, ...'ün "Tamam bir daha olmasın."; sonrasında ise "Berdel usulü evlendirecekler beni kaçalım." dediğini, ertesi güne kadar düşünmek için ayrıldığını, ertesi gün Seyir Tepesi'nde iken ...'ün kendisini eve çağırdığını, eve girdiğinde kapıyı "kimse gelmesin" diyerek kilitlediğini, sonrasında yaşananların dosyada mevcut olduğunu, çıplak görüntülerinden dolayı tehdit ve şantajda bulunan ... ve ...'den şikâyetçi olduğunu, 17.07.2019 tarihli dilekçesinde ise sanığın, özetle; katılan mağdurla yaklaşık bir yıl önce sevgili olarak görüşmeye başladıklarını, her gün buluştuklarını, niyetlerinin ciddi olduğunu fakat aralarında engel bulunduğunu; dayısı ... ile ...’ün ablası ...’nin evlenmeden önce dayısına kumpas kurup tecavüz suçlamasıyla dava açmaları nedeniyle ailelerin mahkemelik olmaları yüzünden işin sonunu kestiremediklerini, katılan mağdurun, "Birbirimizi sevdikten sonra engel olamaz ailen de zamanla kabul eder; sevmez ve istemezlerse buradan kaçar, başka bir şehre gideriz aşkım." dediğini, kendisinin de "Tamam canım olur, ama yine de ben annemin rızasını alayım. Belki ailemi ikna ederim gelip seni Allah’ın emriyle isteriz. Ben akşam annemle bu konuyu konuşup, sana haber verir, ona göre hareket ederiz." şeklinde karşılık verdiğini; katılan mağdurla buluştuklarında kaçmayı kararlaştırdıklarını, katılan mağdurun "Aşkım, ben seninle birlikte olayım, neresi olursa olsun." demesi üzerine, "O zaman köye İstanbul’dan gelen hocaya nikâhımızı kıydıralım." dediğini ve ailelerinden habersiz "Hocaya nikâh kıydırdıklarını"; sözde olay günü rızalarıyla ilişkiye girdiklerini, teklifin katılan mağdurdan geldiğini; "Artık nikâhımız kıyıldı, birlikte olmamıza hiç bir engel yok, birlikte olalım artık, senin olmak istiyorum, senin kadının olmak istiyorum." dediğini; aslında kendisinin birlikte olmak istemediğini, ancak katılan mağdurun, "Tüh senin erkekliğine! Sen nasıl erkeksin, ben seni istiyorum, sen beni ret mi ediyorsun? Eski sevgilim olsa şimdiye çoktan yaptıydık." diyerek cinsel organını gösterdiğini, "Hadi aşkım ya, daha fazla dayanamıyorum, söndür beni." dediğini, bu sözlerine daha fazla katlanamayarak birlikte olduklarını, sonrasında katılan mağdurun "Hadi aşkım, köyden gidelim." dediğini, kendisinin ise "Köyden şu anda ayrılırsak parasız pulsuz nereye gideceğiz? Ekinleri bitirince çok param olur, şunun şurasında iki ay var o zaman kaçalım." cevabını verdiğini; buna katılan mağdurun tepki gösterdiğini ve tartıştıklarını, gideceğini söylediğinde "Hiçbir yere gidemezsin." diyerek bacağına sarıldığını, "Eğer buradan gidersen, ben sana yapacağımı bilirim, ya bugün bu köyden gideriz ya da sonunu sen düşün." diye bağırdığını, ardından evden ayrıldığını; aynı suçlamaları dayısı ...'a da yaptıklarını, amaçlarının para almak olduğunu, teyzesi ...’yi mağdurun abisi ...’a istediklerini ancak vermediklerinden dolayı da şikayetçi olduklarını, Söz konusu dilekçeler haricinde sanığın, sonraki aşamalarda bir kısmının kendisi tarafından yazılmadığını veya sunulmadığını ileri sürdüğü benzer hususlara yer verdiği birbiriyle çelişki gösteren çok sayıda dilekçesinin dosya içerisine havale edildiği, Anlaşılmaktadır. Katılan mağdur, aşamalarda uyum gösteren ifadelerinde; sanığı tanıdığını, komşusu olduğunu ancak ilişkisi ve arkadaşlığının bulunmadığını, olay günü saat 09.00 sıralarında anne ve babasının köyün dışına bulunan arazilerine gitmeleriyle evde yalnız kaldığını, saat 11.00 civarında sanığın eve geldiğini, evin dış kapısının açık olduğunu, kendisinin içeride temizlik yaptığını, bir anda sanığı karşısında gördüğünü, neden geldiğini ve ne istediğini sorduğunda sanığın "Seni seviyorum!'' dediğini, "Git buradan, yoksa ağebeyimi arayacağım." diyerek telefonu aldığında, sanığın "Tamam dur, arama!'' diyerek telefonu alıp yere fırlattığını, korktuğu için çığlık atıp yardım istemeye çalıştığını, ancak köyün sessiz ve sakin olması, çok sayıda insanın yaşamaması, evlerinin köyün dışında olması sebebiyle sesini kimseye duyuramadığını, sanığın bunu fırsat bilerek başındaki eşarbı zor kullanarak aldıktan sonra ağzını kapattığını, duvarda asılı siyah renkli eşarbı da alarak ellerini arkadan bağladığını, nefes almakta ve hareket etmekte sıkıntı çektiğini, sanığın zorla eşofmanını ve iç çamaşırını çıkartıktan sonra kanepe üzerinde iki kez ırzına geçtiğini, olayın yaklaşık 25-30 dakika sürdüğünü, bitiminde önce ağzını, sonrada ellerini çözerek ''Ben sana sahip oldum, artık sen benimsin. Seni artık bu hâlinle kimse kabul etmez, ben seni alacağım, hadi birlikte gidelim.'' dediğini, "Asla gitmeyeceğini, yaptığının yanına kalmayacağını, cezasını çekeceğini'' söylemesi üzerine de sanığın koşarcasına evden uzaklaştığını, nereye gittiğini bilmediğini; yaklaşık 15-20 dakika sonra komşuları ''... ve ...'ın" evlerine geldiğini, bu sırada eşofmanını ve iç çamaşırını giydiğini, ...'nın "... buraya gelip sana bişey mi yaptı?'' dediğini, olayı anlattığını, ...'nın, sanığın yanına geldiğini, "Tecavüz ederek ırzına geçtim. ...'ün yanına git, kendisine bir şey yapabilir.'' dediğini, kendisinin de merak ettiği için geldiğini söylediğini, yaklaşık 25-30 dakika sonra anne ve babasının geldiğini, durumu ağlayarak babasına anlattığını, sanık ile bir ilişki ve alakasının olmadığını, Soruşturma aşamasında bilgisine başvurulan ... ifadesinde özetle; katılan mağdurun babası olduğunu, saat 09.00 sıralarında eşi ile birlikte araziye çıktığını, kızı ...'ün evde yalnız kaldığını, saat 12.00 sıralarında eve döndüğünde kızının ağlayarak "Baba siz gittikten sonra ... eve geldi, kapıyı kapatmak istediğim esnada kapıyı zorlayarak içeri girdi, ellerini bağlayarak bana zorla tecavüz etti, sonrada aracına binerek uzaklaştı, bağırdım, karşı koydum ancak gücüm yetmedi" dediğini, evde ...'ın da olduğunu, sanığın neden böyle bir şey yaptığını anlamadığını, Soruşturmada bilgisine başvurulan ... ifadesinde özetle; sanığın kardeşi olduğunu, köy merasında hayvanları otlattığını, saat 11.00 sıralarında eve döndüğünü, annesinin yemek pişirdiğini, odasına geçtiğinde yaklaşık on beş dakika sonra sanığın hızla eve girip arabasının anahtarını alarak çıktığını, peşinden dışarı çıktığında arabayla yanından geçtiğini, ne olduğunu anlayamadığını, daha sonra annesinin yanına gelerek ...'ın ...’e tecavüz ettiğini söylediğini, evde oturmaya devam ettiklerini, yaklaşık bir saat sonra sanığın "Ben arabayı ... benzinliğine bırakıyorum, anahtar üst tarafta, beni aramayın." şeklinde mesaj attığını, Tanık ... aşamalarda özetle; olay günü saat 11.00 sıralarında eşine ait ''...34...'' numaralı telefonu sanığın aradığını, ikinci çalmada açtığında "Hala emmimi al, ...’ün yanına git hemen, kendine bir şey yapmasın." dediğini, "Ne oldu, ne yaptın kıza?" diye sorduğunda "...’yu s...m, kendine bir şey yapar." diyerek telefonu kapattığını; bunun üzerine komşuları ...’ün evine gittiğini, ağlar hâlde otururken bulduğu katılan mağdura; "Kızım, bir şey duydum, doğru mu?'' diye sorduğunu, katılan mağdurun; saat 11.00 civarında yalnızken sanığın eve geldiğini, neden geldiğini sorduğunda doğru dürüst bir şey söylemeden içeri girip ağzını kapatarak ırzına geçtiğini, ardından aracına binip uzaklaştığını söylediğini; Beyan etmişlerdir. Sanık ..., aşamalarda çelişki gösteren ve sunduğu dilekçelerle de tam anlamıyla uyumlu olmayan savunmalarında genel hatlarıyla; katılan mağdurla yaklaşık bir yıldır sevgili olduklarını, çok kez samanlıkta, ahırda buluşup seviştiklerini fakat cinsel birlikteliklerinin olmadığını, mektuplaştıklarını, katılan mağdurun gönderdiği mektupların nerede olduğunu bilmediğini, abisi ...'e de katılan mağduru sevdiğini ve isteyeceğini söylediğini, olay günü sabah saat 09.00 gibi katılan mağdurla köyün Seyir Tepesi'ne çıktığını, buradan katılan mağdurun 100-150 metre mesafedeki evinin göründüğünü, katılan mağdurun el işareti yaparak "Gel.'' dediğini, daha önce de söz konusu evde seviştiklerini, eve girince katılan mağdurun kapıyı kapatıp sürgülediğini, üzerinde yine aynı kıyafetlerin olduğunu, seviştiklerini ve katılan mağdurun kendisinden gerçek manada yapmasını istediğini, ancak geri durduğunu, bunun üzerine katılan mağdurun ''Tü senin erkekliğine!'' hatta eski sevgilisinden bahsederek "O olsa şimdiye yapardık, evlenirdik, sende erkek misin?'' dediğini, gurur yaptığını ve katılan mağdurun da çok istemesi üzerine "Yat o zaman nasıl yapılıyormuş bir gör!'' diyerek kanepe üzerinde uzandıklarını, kendisinin cinsel organını katılan mağdurun cinsel organına soktuğunu, sonrasında katılan mağdurun ''Niye boşaldın, hamile kalırsam ne olacak?'' dediğini, kendisinin "Bir şey olmaz, zaten seni alacağım." dediğini, katılan mağdurun "Beni kaçır.'' demesi üzerine, "Şu an olmaz, ekin var, otlar var, güzün kaçarız." dediğini, katılan mağdurun sinirlenip ''Sen dalga mı geçiyorsun", diyerek "İmdat!'' diye bağırdığını, ağzını kapatmaya çalışırken elini ısırdığını, camı açıp bağırdığını ancak duyanın olmadığını, o sırada kapıya yöneldiğinde katılan mağdurun ekmek bıçağıyla kendisini kovalayıp, bıçakla parmağını hafif yaraladığını, katılan mağdurun sakinleştiğini, akşam kaçmaya karar verdiklerini, o esnada fırsat bulup evden kaçtığını, katılan mağdurun tüfek alıp arkasından çıktığını, vurur diye koşarak evine gittiğini, aracına bindiğini, katılan mağdurun evden çıkarken "Kendimi öldüreceğim.'' diye bağırdığını, korktuğundan halası ...'yı aradığını, ödemeli çağrı bıraktığını, ...'ya "Biz ... ile birlikte olduk, kendini öldüreceğini söylüyor, git bak.'' dediğini, onun ise çok inanmadığını, sonrasında kardeşi ...'ye facebooktan mesajla ... köyüne gittiğini, arabayı benzinliğe bırakacağını söylediğini, savunmuştur. V. GEREKÇE Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08.12.2022 tarih ve 85-788; 20.12.2023 tarih ve 417-673; 12.06.2024 tarih ve 108-188; 09.10.2024 tarih ve 198-298 sayılı kararları başta olmak üzere, birçok kararında da açıkça belirtildiği üzere; TCK'nın "Cinsel Saldırı" başlıklı 102. maddesinin ilk fıkrasında cinsel saldırı suçunun temel şekli düzenlenmiş, ikinci fıkrasında ise vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi, suçun temel şekline nazaran daha ağır cezayı gerektiren nitelikli bir hâl olarak yaptırıma bağlanmıştır. Korunan hukuki değerin, kişilerin cinsel özgürlüğü ve dokunulmazlığı olduğu cinsel saldırı suçunda failin ve mağdurun, kadın ya da erkek, evli veya bekâr olması mümkündür. Fail ile mağdurun farklı ya da aynı cinsiyetten olması da önemli değildir. Ancak, TCK'nın 102. maddesinde düzenlenen cinsel saldırı suçunun mağduru on sekiz yaşını tamamlamış olmalıdır. Cinsel saldırı kasten işlenebilir ve failin kastının suçun kanuni tanımındaki tüm unsurları; yani mağduru, cinsel davranışı, vücut dokunulmazlığının ihlalini ve mağdurun rıza göstermemesini kapsamalıdır. Bu suçla korunan hukuki değer, üzerinde tasarrufta bulunabilen cinsel özgürlük olduğundan hukuki sınırlar içerisinde kalması şartıyla rızaya ehil mağdurun cinsel davranışa göstereceği rıza, fiili hukuka uygun hâle getirecektir. Maddenin ikinci fıkrasındaki nitelikli hâlin oluşması için vücuda organ veya sair cismin sokulması gerekir. Öte yandan amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmının gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksekte olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı). Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık değerlendirildiğinde: Sanığın, suç tarihi öncesinde ilgi duyduğu ancak karşılık görmediği aynı köyde yaşayan komşusu olan katılan mağdurun ikametine kapının açık olmasından istifade ederek rızası hilafına girdiği ve uyarılmasına rağmen çıkmadığı, meskeninde yalnız bulunan katılan mağdura sevdiğini söylediği, ardından bağırmak isteyen katılan mağdura, ağzını ve ellerini eşarpla bağladıktan sonra nitelikli cinsel saldırıda bulunduğu ve kaçtığı şeklinde kabul edilen, sanığın ise eylemin rıza dâhilinde gerçekleştiğini savunduğu olayda; Olay yeri incelemele raporunda; kapılarda zorlama izine rastlanmadığı ve gerçekleştiği yer itibarı ile meni ya da kan lekesine mütedair bir bulgu elde edilemediği belirtilmiş ise de katılan mağdurun beyanı ile çuval üzerinde kanlı bir iç çamaşırının ele geçtiği, dosya içeriğindeki fotoğraflardan metruk görünümlü, tek katlı, toprak yapılı meskende; gündüz vakti saat 11.00 sıralarında vuku bulduğu ve 15-20 dakika sürdüğü beyan olunan mezkûr olayın, sanık ile katılan mağdurun yanı sıra tanık ... ve bilgi sahibi... ile ...’nin beyanları, keza tanık ...’nın saat 11.24’te sanık tarafından arandığını gösteren iletişim kayıtlarıyla tevsik olunduğu üzere katılan mağdurun teskinini müteakip saat 13.30 sıralarında babası...'nin başvurusu ile adli mercilere intikalinin gerçekleştiğinin anlaşılması; beş erkek kardeşi olan ve ailesi ile birlikte yaşayan, suç tarihinde bekâr bir genç kız olan katılan mağdurun, görgü tanığı bulunmayan olaya dair tutarlı anlatımlarının vajinal muayenesinde saptanan deflorasyon, ekimoz ve hymen çevresindeki yoğun kanama ile harici muayenesinde diz kapaklarında ve eşofmanında sürünmeye bağlı oluştuğu belirtilen bulgulara istinaden cinsel saldırının akut bulguları ile uyumlu olduğuna ve vajinal sürüntü iç örneğinde sperm hücresi görüldüğüne yer veren adli raporlarla teyit edilmesi; nitelikli cinsel saldırı olgusunun yanına gittiğinde katılan mağdurun olayı anlattığını, sanığın ise telefonda katılan mağduru iğfal ettiğini söylediğini beyan eden tanık ...'nın; sanığın hızlıca geldiği evden çıkarak arabasına bindiğini, annesinin sanığın katılan mağdura tecavüz ettiğini söylediğini, sanığın "Arabayı ... benzinliğine koydum, beni aramayın." içerikli mesaj attığını bildiren bilgi sahibi ...'nin; kızının ağlar hâlde tecavüze uğradığını söylediğini belirten bilgi sahibi...'nin anlatımları ve anılan mesaja ilişkin ekran görüntüsüyle de deseteklenmesi karşısında; Adli Tıp Gözlem İhtisas Dairesinin 24.05.2019 tarihli ve Adli Tıp Kurumu 4. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 29.05.2019 tarihli raporlarında cezai sorumluluğunun tam olduğu bildirilen sanığın başkaca delillerle desteklenmeyen, soyut, yekdiğerini nakzeden ve dosya kapsamında toplanan deliller çerçevesinde olayın mutat seyriyle bağdaşmayan aşamalardaki savunmalarına ve dilekçelerinde belirttiği hususlara itibar edilmesinin mümkün olmadığı ve katılan mağdura yönelik nitelikli cinsel saldırı eyleminin sabit olduğu kabul edilmiştir. Çoğunluk görüşüne katılmayan beş Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 15.12.2021 tarih ve 14154-10039 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, uygulamanın denetlenmesi için Özel Daireye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.09.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla, karar verildi.
İlgili Makaleler
- CGK (Ceza Genel Kurulu) Kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.