İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2022/450 Karar: 2025/534 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2022/450 K.2025/534

Ceza Genel Kurulu 2022/450 E. , 2025/534 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 644-713 I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun basit cinsel istismarı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-1 ve 3. cümle, 103/3-c, 43/1, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 16... a

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2022/450 E. , 2025/534 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 644-713 I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun basit cinsel istismarı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-1 ve 3. cümle, 103/3-c, 43/1, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 16... a

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2022/450 E. , 2025/534 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 644-713 I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun basit cinsel istismarı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-1 ve 3. cümle, 103/3-c, 43/1, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 16... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Turgutlu Ağır Ceza Mahkemesince verilen 28.01.2021 tarihli ve 358-41 sayılı hükmün, sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesince 29.04.2021 tarih ve 644-713 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine, bu kararın da sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 18.10.2021 tarih ve 23710-8453 sayı ile; "…Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin aşamalarda değişen çelişkili anlatımları, sanık ile müşteki arasında husumet bulunması, savunma ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkûmiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi…" isabetsizliğinden bozulmasına, oy çokluğuyla karar verilmiştir. Daire Üyesi ...; "Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 18.02.2020 tarih, 2018/71 28... /1285 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere cinsel istismar ve saldırı olaylarında '...mağdurun yaşadığı travmaya bağlı psikolojik durumu göz önünde bulundurulmalı, mağdurun travmaya bağlı tutarsız, karmaşık, yahut eksik anlatımı olabileceğini gözeterek ayrıntılarda değil genel olarak olay örgüsünde tutarlılık aramalı..., tanıdık kişiler (akraba, komşu, öğretmen, iş arkadaşı, amir v.b.) tarafından gerçekleştirilen cinsel istismar ve cinsel saldırı vakalarında, mağdurların bu kişilerle geçmiş ilişkileri, yakınlık düzeyleri olay öncesi ilişkilenme biçimleri ve daha sonra mağdur ile aynı çevrede kalmaya devam etmeleri sebebiyle ivedi biçimde şikayette bulunmamaları mağdurun aleyhine yorumlanmamalıdır.' Somut dosyada katılan ... mağdurun aşamalardaki beyanlarının genel itibarıyla tutarlı olduğu, bazı detaylarda çelişkiye düşseler de gerek mağdurun yaşı gerekse iddia konusu cinsel istismar olayının 5-6 yıl kadar geniş bir zaman dilimine yayılması nedeniyle bazı detayların unutulmasından veya yaşadığı travmadan kaynaklı olabileceği, genel itibarıyla tutarlı olan ifadelerin ufak ayrıntılarındaki çelişkinin ifadelerin tümden reddedilmesi sonucunu doğurmayacağı, Mağdurun 3-4 yaşlarında iken gerçekleşen ilk eylemi aynı gün annesi olan katılan ... anneannesi olan tanık ... ile paylaştığı, katılan ... tanık ...'nin durumu sanığa sordukları, sanığın sert tepki verdiği ve mağdurun yanına giderek onu sertçe azarladığı, mağdurun sonraki 5-6 yıl içinde gerçekleşen olayları ise hiç kimseye anlatmadığı, bunun mağdurun sanıktan korkmasından ve aile içinde büyük bir kavga çıkacağından endişe etmesinden kaynaklandığı, sonraki eylemlerin mağdurun kaka kaçırma problemi sebebiyle psikoloğa müracaat etmeleri üzerine katılan anne tarafından öğrenildiği, Olayın adli mercilere intikalinin ilk olaydan çok sonra olmasının sebebinin ise katılanın beyanına göre mağdurun 3,5-4 yaşlarında iken gerçekleşen olayın aile içinde çözülmeye çalışılmasından kaynaklandığı, tanık ...'ın katılanın bu beyanını doğrulayarak 2014 yılında katılanın kendisine sanığın eyleminden bahsettiğini ancak toplum baskısı ve mağdurun psikolojisini düşündüğünden şikayetçi olmayacağını söylediği, yine mağdurun 4. sınıfa giderken gerçekleşen son eyleminden yaklaşık bir yıl sonra adli mercilere intikal ettirilmesinin de katılanın mağdurun psikolojisinin düzelmesini beklemesinden kaynaklandığı, bu hususun mağdurun öğretmeni olan tanık ... ve psikolog ... ... ...'nin beyanlarıyla doğrulandığı, dolayısıyla olayın geç intikalinin katılanın haklı gerekçelerinden kaynaklı olduğu, Sanık ile katılan arasındaki husumetin ise dava konusu cinsel istismar eyleminden kaynaklandığı, arada husumet oluşmasının katılan ... mağdurun beyanlarını değersizleştirmeyeceği, tam aksine olmayan bir olaydan dolayı husumet çıkmayacağından olayın gerçekliğini desteklediği, gerek sanık gerekse savunma tanıkları tarafından aradaki husumetin dava konusu olay dışında başka bir sebepten kaynaklandığına dair inandırıcı bir gerekçe gösterilemediği, Mağdurun savcılıkta alınan ifadede hazır bulunan psikolog ...'in 'mağdurun ifadesi, olayı anlatışı, fiziksel ve mental gelişimine uygun olduğu, kurgusal olmadığının anlaşıldığı, olayı anlatışının kronolojik sıraya uygun olduğu, zaman ve mekan kavramında netlik olduğu, bu çerçevede beyanlarına itibar edilebilir olduğunun anlaşıldığı', mağduru tedavi eden psikolog ... ... ...'in 'mağdur çocukla 3 seans psikolojik danışmanlık gerçekleştirdiği... annesinin mağduru yönlendirdiğine dair bir seziye varamadığı' yönündeki beyanları da dikkate alındığında mağdurun beyanlarına itibar edilmemesi için bir sebep bulunmadığı, Hususları ile mağdur ... katılanın beyanlarını destekleyen tanıklar ..., ..., ... ..., ... ... ve ... ... ...'nin ifadeleri dikkate alındığında sanığın üzerine atılı çocuğun basit cinsel istismarı suçunu işlediği yönünde tarafımda tam bir vicdani kanaat oluşmakla mahkûmiyet hükmünün onanması yerine bozma yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum." düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 02.12.2021 tarih ve 87634 sayı ile; "...Mağdurun anlatımlarının, yaşanan olaylarla da desteklenmiş olması nedeniyle sanığın savunmasına nazaran üstün tutularak, sanığın kızı olan mağdurun annesi işte iken bakımını üstlendikleri mağdurun 3,5-4 yaşından itibaren cinsel organına, göğüslerine dokunmak suretiyle cinsel istismar suçunu işlediği, bu eylemlerinin sonucunda mağdurun psikolojik olarak etkilendiği ve altına kaka kaçırmaya başladığı, bu durumu nedeniyle götürüldüğü Psikolog ... ...'e durumundan bahsettiği ve olayın bundan sonra resmî makamlara intikal ettirildiği, olayın sübutuna dair İlk Derece Mahkemesi ve İstinaf Mahkemesi kabullerinin hukuka uygun olduğu ve hükmün bu nedenle onanması gerektiği" görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 04.07.2022 tarih, 27830-7323 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU VE KAPSAMI Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen çocuğun basit cinsel istismarı suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Katılan ...’in 22.10.2019 tarihinde Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ederek 2013 yılından şikâyet tarihine kadar geçen süreçte babası olan sanığın, kızı olan katılan ...’a cinsel saikle dokunmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğundan bahisle şikâyetçi olduğu, sanık hakkındaki soruşturmanın bu şekilde başladığı, Şikâyet tarihinden önce katılan ...’un psikolojik sorunları nedeniyle yardım aldığı Psikolog ... ... tarafından hazırlanan ve dosya içerisinde yer alan psikolog seans özetlerine ilişkin belgede; "…Seans 1 (17 Aralık 2018) - Daha önce ...’un ağlama krizleri ve altına kaka kaçırması nedeniyle bir psikolog ile görüşmeye başlamışlar. 4 seans yapmışlar. Psikoloğa gitme isteği çocuğun kendisi tarafından annesine iletilmiş (‘anne beni doktora götür!’). - Annesinin söylediği üzere dedesiyle karşılaşmak ve anneanne evine gitmek istemiyormuş. - Annesine ‘Anne senin üzülmeni istemiyorum ama dedem beni taciz ediyor’ demiş. Kendi cümleleri ile: ‘Dedem benim önüme elliyor. Dedem benim popomu elliyor. Sonra da bana çikolata veriyor.’ - Anne konuyu anneanne ve dede ile paylaşmış, dedenin psikiyatrik tedavi görmesi için onu uyarmış. Dede ise ...’u sarsarak sert davranmış, annesine de (... hanıma) şiddet uygulamış. - ...’un kendi ifadeleri şöyle imiş: ‘Anne, kimseye zarar gelmesin ve dedem seni dövmesin ama söylemek zorunda idim.’ ... bugün de konuyu okulundaki rehber öğretmen ile paylaşmış. - Dede psikiyatrik tedaviyi reddetmiş. - ... ile bireysel yapılan görüşmede kendi cümleleri: ‘Anneanneme gittiğim zaman kaygılıyım. Dedem kabahatli olan kişi aslında. Anneannemin bir suçu yok. Dedemin şakalarını istemiyorum. 6 yaşımdan beri dedem beni taciz ediyor.’ Seans 2 (2 Ocak 2019) - ...’un altına kaka kaçırma problemi düzelmiş. - Anneanne eşinin hasta olduğunu kabul etmiş ve onunla konuşup tedaviye ikna edeceğini söylemiş ... hanıma. - ... anneannesini özlüyormuş zaman zaman. Genelde ‘Anneannemi üzdüm. Onun suçu yok. Anneannemi seviyorum.’ gibi cümleler sarf ediyor. Seans 3 ( 22... ) - Öğretmeni ‘Çocuk rahatladı.’ demiş annesine. - Sadece ara ara anneanne ile telefonda görüşüyorlarmış. Anneanneyi de görmek isteme ile zaman zaman onu özleme arasında gidip gelmekte. Bu konudaki duyguları çok değişken. - ...’un kaka yapma problemi düzelmiş. Annenin ekonomik sıkıntıları nedeniyle ve kaka probleminin sona ermesi üzerine seansları sonlandırmaya karar verdiler. - Anne, kızının ruh sağlığı şimdilik bunu kaldıramayacağı için dede hakkında hukuki işlem başlatmayı ertelemeye karar verdi (Çünkü tacize maruz kalma durumu artık söz konusu değil. ... anneanne evine hiç gitmiyor ve anne kızını bu anlamda koruyor). Yukarıda özetlenen seans içeriklerine ek olarak, şahsi gözlemlerim ...’un yaşıtlarına göre çok daha olgun davranışlar sergilediği ve annesinin kendi ailesinden (anne ve dede) zarar görmesinden kaygılandığı yönündedir. ...’un annesine olan bağlılığı ve pozitif duygu ve düşünceleri çok belirgindir. Anneannesine olan duygu ve düşünceleri ise zamana göre değişkenlik gösterebilmektedir. Dedesi ile ilgili duygu ve düşünceleri ise gayet sabit ve negatif yöndedir. Kendisini dedesinden koruduğunu her fırsatta dile getirmektedir. Kendisinin ve annesinin dedeye sınır koyma davranışları bu koşullarda uygun ve gerekli görülmektedir." Şeklindeki anlatım ve kanaatlere yer verildiği, Sanık ile tanık ... arasında şikâyet tarihinden önce yapıldığı anlaşılan ve katılan ... tarafından dosyaya sunulan telefon konuşmasına dair ses kayıtlarının dökümüne ilişkin bilirkişi raporuna göre; "...Sanık : ... bu gece annenin yanına gittiğin zaman anlaşma boşanmanın parasını konuş baktın ikna olmuyor o parayı yatırmasın şeye gitmicem, isterse uzasın boşanmasın öyle dursun. Hani o dedi ya o anlaşmalı boşanalım şeyde ben o mahkemeye gitmeyeceğim onu da ona söyle ama sen yine insan gibi konuş anne de Tanık ... : Tamam ben konuştum şey dedi o tamam dedi evli duralım bana nafaka yatırsın ama ben o eve girmem dedi Tanık ... : Gene mahkemeye gidilecek, boşanma olmayacak sen ona nafaka vereceksin, tamam öyleymiş Tanık ... : Eve gelmeyecekmiş bak ama haberin olsun. Tanık ... : Baba tamam konu bundan ibaret, biliyon sıkıntıdayız hepimizin sıkıntıları var. Tanık ... : Ben hepsiyle konuşuyorum baba Tanık ... : Tamam baba Biçiminde konuşmaların olduğu, 16.10.2019 tarihinde sanık ..., tanıklar ... ve ... bir tarafta, katılan ..., tanıklar ... ve ... ile ...’ün eşi ... diğer tarafta olmak üzere aralarında kavga olayı yaşandığı, bu durumun adli makamlara intikal etmesi sonucunda taraflar yönünden hakaret ve kasten yaralama suçuna konu davanın açıldığı, Turgutlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/85 esas sayılı kovuşturma evrakına göre; soruşturma evresinde katılan ...'in 16.10.2019; sanık ..., tanıklar ... ve ...’nin ise 17.10.2019 tarihli ifadelerinde, detay vermeden kavganın önceye dayalı bir husumet nedeniyle çıktığından bahsettikleri, tarafların sanığın cinsel taciz eyleminde bulunduğuna dair bir beyanlarının bulunmadığı, kovuşturma evresinde ise katılan ..., tanıklar ... ve ... ile ...’ün eşi ...’ın 25.02.2020 tarihli oturumda alınan ifadelerinde; aradaki husumetin, sanığın katılan ...’u taciz etmesinden kaynaklandığını belirttikleri, Anlaşılmaktadır. Katılan ... soruşturma evresinde; yaklaşık yedi yıl önce boşanıp iki çocuğu ile birlikte ayrı bir ev tuttuğunu ve çalışmaya başladığı için de annesi tanık ... ile babası sanıktan çocuklarına bakmalarını talep ettiğini, bu süreçte kızı olan katılan ...'un 4,5 yaşlarında iken kendisine ve annesi tanık ...'ye sanığın kendi ön tarafını ellediğini söylediğini, o tarihlerde bu durumu annesi tanık ... ile birlikte sanığa sorduklarını, sanığın "...’un donu düştüğü için onu düzeltiyordum. Ellemedim. Böyle bir şey asla yapmam!" diye bağırıp çağırarak inkâr ettiğini, katılan ...’nın da korkarak "Ben yanlış anlamış olabilirim." dediğini, bu konuşmadan sonra sürekli tedirgin olduğunu, annesi tanık ... ve kendisinin, sanık ile katılan ...'yı yalnız bırakmamaya çalıştıklarını, katılan ...’nın birinci sınıftayken kaka kaçırma probleminin başladığını, bu durumu eşiyle boşanmış olmasına bağladığını, dördüncü sınıfa geldiğinde kaka kaçırma probleminin arttığını, görüntülü konuşma yöntemiyle bir psikologla görüşmeye başladıklarını, kendisi yan odada bulunduğu ve konuşmaları duyduğu bir sırada katılan ...'un psikologa "Annem şu anda beni duyuyor. Onun duymasını istemiyorum. Duyarsa annem ve abim çok üzülür." dediğini, görüntülü arama bittikten sonra konuştuğu kızının kendisine "Dedem beni taciz ediyor." dediğini ve ağlamaya başladığını, ...'un kendisine evde yalnız olduğu günlerde sürekli bir şeyleri bahane ederek eve gelen sanığın ön cinsel bölgesini ve göğüslerini ellediğini anlattığını, durumu annesi tanık ...’ye aktardığını, ailesiyle durumu istişare ettiklerini ve annesinin, babası olan sanıktan boşanmasına karar verdiklerini, ancak daha sonra tanık ...’nin fikrini değiştirerek sanığın yanına döndüğünü ve sanıkla birlikte kendilerine karşı tavır aldığını, katılan ...’nın yalan söylediği yönünde söylemlerde bulunduklarını, bu meselelerden kaynaklı olarak sanık, annesi tanık ... ve kardeşi tanık ... ile aralarında bir kavga olayının yaşandığını, bu olayla ilgili müracaatta bulunduğunu, kızı olan ...'a cinsel istismarda bulunan sanıktan şikâyetçi olduğunu, Kovuşturma evresinde ise; ...'un 3,5 yaşında iken ağlayarak eşofmanını çıkarıp poposunu okşayan sanıktan bahsettiğini, bu hususu sorduğu sanığın olay inkâr ettiğini, bu yaşananlardan kuşkulandığı için annesi tanık ...’den kızı ... ile sanığın yalnız kalmalarına müsaade etmemesini rica ettiğini, ...'nın kaka kaçırma probleminden sonra görüştükleri psikologdan kızının hastalığının artabileceğini öğrendiğinden, kızının psikolojisini düşünerek hemen şikâyetçi olmadığını, daha sonra karşı tarafla bir darp olayı yaşandığını, o gün psikologu arayarak şikâyetçi olmaları hâlinde kızının hastalığının nüksedip nüksetmeyeceğini sorduğunu, psikologun da buna katılan ...'nın karar vereceğini söylemesi üzerine kızı ... ile konuştuğunu ve şikâyetçi olmaya karar verdiklerini, Katılan ... soruşturma evresinde; yaklaşık 3,5 yaşında iken anne ve babasının boşandığını, ağabeyi tanık ... ve annesi katılan ...’le birlikte yaşadığını, ancak annesi çalıştığı için zamanını anneannesi tanık ...’nin evinde geçirdiğini, kendisini anneannesinin evine götürmek için dedesi olan sanığın evlerine geldiğinde bacak arasına, göğüslerine dokunduğunu, yanağından öptüğünü, sanığın kendisini taciz ettiğini ilk o tarihlerde anladığını ama annesine bir şey söylemediğini, sanığın bu şekilde kendisini taciz etmesinin dördüncü sınıfa gelene kadar devam ettiğini, evde yalnız kaldığında sanığın bahaneler bulup evlerine geldiğini, yalnız olmalarını fırsat bilerek kendisini her seferinde ellediğini, dördüncü sınıftayken altına kaçırma probleminin başladığını, bu sebeple psikologa gittiklerini ancak sorunlarının düzeldiğini, bu esnada annesi olan katılan ...'e yaşadıklarını anlattığını, sanığın kendisini sadece elleyip öptüğünü, başka bir şey yapmadığını, kucağına oturtmadığını, yaklaşık dokuz aydır anneannesi ve sanıkla görüşmediklerini, kendilerine olan öfkeleri nedeniyle geçen hafta annesi katılan ...'e saldırdıklarını, Kovuşturma evresinde ise; evlerinin uzak olduğu dönemde dedesi olan sanığın anneannesine götürmek için evlerine geldiğini, uyuduğu anda kendisini koltuktan alıp yere yatırdığını, üzerindeki lastikli donu indirdiğini, özel bölgelerini, bacaklarını ve bacak aralarını ellediğini, uyandığı zaman da “şııı,şııı” yaparak kendisini susturduğunu, benzer olayın birkaç kez tekrarlandığını, bu olayları yaşadığında 3,5-4 yaşlarında olduğunu, ana okuluna başlayacağı dönemde anneannesi ve dedesinin yaşadıkları yere yakın bir eve taşındıklarını, o dönem de annesi çalıştığı için anneannesinde vakit geçirdiğini, bir keresinde anneannesi pazara gittiğinde evde uyuyakaldığını, sanığın geldiğini, donunu indirip eline de telefon vererek cinsel bölgesine dokunarak yanağından öptüğünü, üçüncü sınıfa gittiği ve evde yalnız kaldığı dönemlerde sanığın birtakım bahanelerle evlerine geldiğini, kendisini dizine oturtup poposuna ellediğini, yanağını sıktığını, bacak aralarına ve göğüslerine dokunduğunu, yanağından öptüğünü, bunları sevecen bir tavırla yapmadığını, abisinin sinirli biri olduğunu, olayları anlatırsa kavga çıkıp hapse girer diye düşündüğünden o zamana kadar kimseye söyleyemediğini, psikologa gittikten sonra da psikolojisinin bozulmaması için annesinin şikâyetçi olmadığını, aradan dokuz ay geçtikten sonra yolun ortasında bir kavga olduğunu öğrendiğini, sonrasında annesi ...’in kendisine "Böyle bir dava yapalım mı? Onları hapse atalım mı? Onların artık yüzünü görmek istemiyorsun. Onların bir ceza alması lazım." dediğini ve şikâyetçi olmaya karar verdiklerini, yaklaşık 3,5 – 4 yaşından itibaren özel bölgelerini elleyip öperek kendisini taciz eden sanıktan şikâyetçi olduğunu, Psikolog ...; katılan ...’nın gelişiminin takvim yaşına uygun olduğu, sorulacak sorulara neden sonuç ilişkisi içerisinde yer ve zaman belirterek ayrıntılı beyanda bulunabileceğini değerlendirdiğini, Tanık ... ... aşamalarda; psikolog olarak çalıştığını, katılan ...’un annesi katılan ... tarafından kendisine getirildiğini, çalıştığı klinikte üç seans gerçekleştirdiklerini, ilk seansı 17.12.2018 tarihinde gerçekleştirdiklerini, önce katılan ...’le görüştüğünü, katılan ...’nın kaka kaçırma problemi olduğunu, ağlama krizlerine girdiğini söylediğini, sonra katılan ... ile konuştuğunu, dedesinin önünü, poposunu ellediğini anlattığını, ...’nın yaşıtlarına göre olgun bir kız olduğunu, iyi dokunma ve kötü dokunmayı ayırt edebildiğini gözlemlediğini, her iki katılanın da doğruları anlattığını düşündüğünü, üç seansta hiçbir çelişki ya da tutarsızlık görmediğini, katılan ...’in kızı katılan ...’yı yönlendirdiğine dair bir intiba edinmediğini, görüşmeler sırasında kızının psikolojisini düşündüğünden bir süre şikâyette bulunmayacağından bahsettiğini, kendisinin de katılan ... hazır olduğunda şikâyette bulunabileceklerini söylediğini, kaka kaçırma probleminin cinsel istismardan kaynaklandığını düşündüğünü, Tanık ... aşamalarda; katılan ...’un öğrencisi olduğunu, 2019 yılının Ocak ayında katılan ...’in kendisine mesaj atarak katılan ...’nın dedesi olan sanığın okula gelmesi hâlinde görüştürmemelerini talep ettiğini belirttiğini, katılan ...’ya bu durumu sorduğunda ...’nın "Haberim var." diye cevap verip ilk başta nedenini anlatmak istemediğini söylediğini, bir sonraki teneffüs yanına gelerek dedesinin kendisini taciz ettiğini anlattığını, bunun üzerine katılan ...’i arayıp okula çağırdığını, okul müdürü ile birlikte katılan ...’le görüştüklerini, kızı ...’nın terapi gördüğünü, iyileşme sürecinde olduğunu, doktorunun da şu an için şikâyetçi olunmaması gerektiğini katılan ...’in kendilerine anlattığını, bu sebeple adli makamlara başvurmadıklarını, Tanık ... aşamalarda; sanığın dedesi, katılan ...'nın ise kız kardeşi olduğunu, kız kardeşi ...'ya yönelik eylemlerine bizzat şahit olmadığını, ancak ...'nın kendisine pedagogla görüştükten sonra "Dedem benim oramı buramı elliyor." şeklinde olayı anlattığını, kardeşinin küçük olması nedeniyle abi olarak fazla üstelemediğini, hep beraber aynı ortamda bulunduklarında sanığın, katılan ...'yı yanağından öptüğünü, dizine oturttuğunu, sevdiğini, poposuna vurduğunu bildiğini ancak sanığın bunları kötü amaçlarla yaptığını hissettiğini, Tanık ... aşamalarda; sanığın kardeşinin eşi olduğunu, tarihini hatırlamadığı bir gün katılan ...’in kendisini arayarak "Kızımın sorununu bulduk, dedesi istismar ediyormuş." dediğini, bunun üzerine annesinin evine gittiklerini, buraya tanıklar ... ve ...'nin de geldiğini, sanığın katılan ...'ya yönelik eylemlerinin konuşulduğunu, daha sonra ortama sanığın da geldiğini, ancak suçlamaların hiçbirini kabul etmediğini, konuşan kişileri susturmaya çalıştığını, bu olay ortaya çıktıktan sonra kardeşi tanık ...’nin katılan ...’in yanına taşınarak yaklaşık 25 gün katılan ...’in evinde kaldığını, Tanık ... aşamalarda; sanığın babası, katılan ...'un yeğeni olduğunu, iddia edilen olayların bir varsayımdan ibaret olduğunu düşündüğünü, ablası katılan ...’in eşinden boşandıktan sonra çalışması gerektiğinden çocuklarına küçük yaştan itibaren annesi tanık ... ve sanığın baktığını, sanığın katılan ...'ya yönelik cinsel anlamlı hiçbir eylemini görmediğini, katılan ... ile darp ve tehdide dayalı ayrı devam eden bir kamu davalarının bulunduğunu, sonrasında katılan ...’in "Sizi mahvedeceğim, herkese rezil edeceğim." diyerek şikâyetçi olduğunu, ancak bu darp olayı yaşanmadan önce sanığın, katılan ...'yı istismar ettiği dedikodularının bilindiğini, yaklaşık 9-10 ay sonra şikâyetçi olunduğunu, iddiaya konu varsayımlar ortaya çıktıktan sonra eşinin her annenin yapacağı gibi tereddüt yaşadığını ve çocuklarını kendi gözetiminde olacak şekilde sanığın evine gönderdiğini, bu olaylar yaşanmadan önce normal aile ilişkileri çerçevesinde çocukları ve eşiyle beraber babasının evine gittiklerini, yaşanan olaylar nedeniyle annesi tanık ...’nin bir müddet katılan ...'in evinde kaldığını, sanıktan boşanmak istediğini, bu süre içerisinde de herkes gibi tanık ...’nin de sanık ile görüşmediğini, sadece kendisinin görüştüğünü, sanığın tanık ... ile barışmak amaçlı telefonla aradığında "İnsan hata yapar, şaşar." diye söylerken aile içerisinde yaşanan küçük çaplı tartışmaları kastettiğini, bu kayıtları kendisinin aldığını, taciz olayıyla ilgisinin olmadığını, katılan ...'nın 3,5 yaşında istismar edildiği yönündeki iddiayı yeni öğrendiğini, bir baba olarak böyle bir şüphesinin olması hâlinde bu eylemi gerçekleştiren kişinin yanına kesinlikle çocuğunu göndermeyeceğini ancak katılan ...’nın çok uzun süredir annesi tanık ... ve sanığın yanında olduğunu, olaylar ortaya çıkmadan önce sanık ile katılanın arasının gayet normal olduğunu, katılan ...'nın çekindiğini veya korktuğunu sezmediğini, tabiri caizse düne kadar sanıkla oyunlar oynadığını, katılan ...’in kendisinden on yaş küçük birisiyle evlenecek olması nedeniyle sanıkla tartıştığını, bu sebeple sanığa iftira atmış olabileceğini düşündüğünü, Tanık ...; sanığın eşi, katılan ...'nın da torunu olduğunu, katılan ...’in eşinden boşandığını, ...'yı üç yaşından itibaren kendisinin büyüttüğünü, ana sınıfından dördüncü sınıfa kadar ...'yı okula götürüp getirdiğini, her gittiği yere ...'yı da yanında götürdüğünü, sanığın emekli olduğunu ancak organizasyon işinde çalıştığından sabah gidip akşam eve geldiğini, sanığın katılan ...’ya yönelik hiçbir eylemini görmediğini, böyle bir şey yaşanmış olması hâlinde ...’nın bunu kendisine anlatacağını, kızı katılan ...’in bu olaylar ortaya çıktığında kendisini tehdit ettiğini, "O adamdan boşanacaksın." dediğini, telefonunu elinden alarak sanıkla görüşmesini engellediğini, sanığın böyle bir eylemde bulunmadığından emin olduğunu ancak bir müddet katılan ...’in yanında kalmayı istediğini, daha sonra eve dönmek istediğinde ...’in "Sizi Türkiye'ye rezil edeceğim." diyerek tehdit ettiğini, katılan ...’nın 3- 3,5 yaşlarında iken pijamasını sanığın topladığını herkesin bulunduğu bir ortamda söylediğini, o anda katılan ...'in de orada olduğunu, hatta ...’in "Kızım o senin deden, pijamanı toplayabilir, başkası yaptığı zaman bize söyle." dediğini, olayın bu şekilde konuşulduğunu, katılan ...’in hiçbir zaman ...'yı sanık ile baş başa bırakmaması konusunda kendisini uyarmadığını, sanık ile oğlu tanık ... arasında yapılan telefon konuşmasının yaşanılan olayla alakalı olmadığını, katılan ...'ya baktıkları süre içerisinde de ...'nın sanıktan çekindiğine ya da korktuğuna dair bir davranışta bulunduğunu görmediğini, hatta bu olaylar yaşanmadan üç gün önce ...’nın evlerinde olduğunu, diğer torunuyla beraber sanıkla oyun oynadıklarını, aralarının da gayet iyi olduğunu, katılan ... ile aralarında yaşanan darp olayından sonra bu şikâyet durumunun gerçekleştiğini, neden sekiz ay sonra şikâyet ettiğini bilmediğini, İfade etmişlerdir. Sanık aşamalarda; katılan ...’in kızı, katılan ...’un ise torunu olduğunu, katılan ...’in eşinden boşandıktan sonra çocuklarıyla beraber evine geldiğini, eşi tanık ...’nin torunlarına bakmaya başladığını, katılan ...’nın o tarihlerde 3-3,5 yaşlarında olduğunu, katılan ...'in çalışması nedeniyle torunlarının çoğunlukla kendi evlerinde vakit geçirdiğini, katılan ... 3,5-4 yaşlarındayken tanık ...’nin katılan ...'in evinin anahtarını verdiğini, katılan ...'yı alıp evlerine getirmesini istediğini, eve gittiğinde abisi tanık ... ile beraber yattıklarını, katılan ...’nın duvar kısmına yakın olduğunu, kollarından tutup yukarıya doğru kaldırdığı esnada üzerinde bulunan lastikli donun sıyrıldığını, o şekilde dışarıya çıkartamayacağı için donunu düzelterek arabaya bindirip kendi evlerine getirdiğini, katılan ...’nın bu durumu anneannesi tanık ...'ye anlattığını, ...’nin bu hususu kendisine sorduğunda "Ben onun dedesiyim, donunu da mı düzeltemeyeceğim?" dediğini, toplumda bir dedenin torununu sevdiğinde yanağından öpebileceğini, yine sevgi amaçlı poposuna pış pış yapabileceğini, kendisinin de bunları yaptığını, ancak bu eylemlerinin nasıl cinsel istismar olarak nitelendirildiğini anlamadığını, kesinlikle cinsel duygularını tatmin amacıyla katılan ...'a yönelik bir eyleminin olmadığını, söz konusu olayların ortaya çıktığı gün eşinin bir anda ortadan kaybolduğunu, daha sonra telefonunun çaldığını ve kendisini kayınvalidesinin evine çağırdığını, hemen gittiğini, gider gitmez de eşi ..., eşinin kız kardeşleri ve katılan ...’in bir anda hışımla katılan ...'u taciz ettiğini iddia ettiklerini, bu iddiaları kabul etmediğini söylediğini ancak inanmadıklarını, eşi ...’nin evden ayrılıp katılan ...'in evine yerleştiğini ve kendisiyle konuşmamaya başladığını, katılan ...’in evinin kendi evlerine yakın olduğu dönemde rahat olduğunu, ancak bu olaylar yaşanmadan altı ay önce katılan ...’in evinin yakınındaki evlerini satıp başka bir yere taşındıklarını, böyle olunca katılan ...'in düzeni bozulduğu için tanık ...’yi kendisinden ayırarak yanına almak amacıyla kendisine iftira attığını düşündüğünü, bu yaşananlar nedeniyle tanık ... ile boşanmalarını istediğini, bu olaylar yaşandıktan sonra kendisiyle konuşan tek kişinin oğlu tanık ... olduğunu, telefonla ...’yi arayarak eşi ... ile konuşmasını sağlamasını istediğini, bu konuşma sırasında da sitemini belirtmek amaçlı "İnsan hata yapar şaşar." şeklinde bir söz söylemiş olabileceğini, ancak konuşmanın bütünlüğüne bakıldığında bu cümlenin tamamen sitem içeren bir cümle olduğunu, katılan ...’nın belirttiği iddiaların annesi katılan ... tarafından söyletildiğini düşündüğünü, katılan ...’in bu durumdan şüphelenmesine rağmen neden bu olaylar yaşanmadan yaklaşık 1,5 ay önce katılan ... evde yalnız iken kendisinden ...’yı iş yerine getirmesini istediğini, o hâlde neden katılan ...’yı kendisine emanet ettiğini, katılan ...’nın yanağını sıkıp öpmesinin, sırtını, karnını okşamasının ve bacağına oturtmasının dedelikten kaynaklı torununu sevme amaçlı hareketler olduğunu, kesinlikle cinsel amaçlı bir eyleminin bulunmadığını, suçlamaları kabul etmediğini savunmuştur. V. GEREKÇE 1- Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Değerlendirmeler Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 11.06.2013 tarihli ve 36-294 sayılı ile 22.04.2025 tarihli ve 308-180 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, suçun işlenmesi ile bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin ..., ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmı gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. 2- Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Sanığın, torunu olan katılan ...’u 2013 yılından 2019 yılına kadar geçen süreçte farklı zamanlarda cinsel bölgelerini ellemek suretiyle istismar ettiği iddia olunan olayda; Sanığın, katılan ...'a yönelik cinsel amaçlı herhangi bir eyleminin bulunmadığı yönündeki aşamalarda değişmeyen istikrarlı savunmaları, buna karşılık olayın ortaya çıkışı ve iddiaya konu eylemlerin gerçekleştiriliş şekli yönünden katılan ... ve annesi katılan ...'in beyanlarının gerek kendi içlerinde gerekse birbirleriyle aşamalarda değişerek çelişki göstermesi, psikolog olan tanık ...'nün hazırlayıp dosyaya sunduğu seans özetlerinde belirtilen "6 yaşımdan beri dedem beni taciz ediyor." şeklindeki katılan ... beyanına dair kaydın da katılanların dosya kapsamındaki beyanlarıyla uyuşmaması, diğer tanıkların ise olayı görmeyip sonradan öğrendiklerini aktarmaları karşısında; mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanığın müsnet çocuğun basit cinsel istismarı suçunu işlediği yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı anlaşılmakla in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince ispat edilemeyen suçtan beraat kararı verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Başkanı; "İddiaya konu eylemlerin uzun bir zaman dilimine yayılmış olması ve eylemlere maruz kalan ...’un yaşı göz önünde bulundurulduğunda, katılanlar ... ve ...’in aşamalardaki beyanlarının olay örgüsünde ... itibarıyla tutarlı olduğu, genel hatlarında değişkenlik göstermediği ve herhangi bir çelişki oluşturmadığı, katılanların dosya kapsamındaki cinsel istismar iddialarına konu 22.10.2019 tarihli şikâyetlerinden altı gün önce tarafların birbirleriyle hakaret ve yaralama olayı yaşamış olmalarının sanığa iftira atmalarına dair bir husumet oluştuğu ve bu sebeple şikâyetçi oldukları şeklinde değerlendirilemeyeceği, aksine dosya kapsamında yer alan psikolog seans özetleri, sanık ... tanık ... arasında gerçekleşen telefon görüşme kayıtları ile tanık olarak ifade veren katılanın öğretmeni ..., psikologu ... ile diğer tanıkların beyanları ve sanık savunmasının, katılanlar ile sanık arasındaki husumetin, kavga olayından veya başka bir husustan değil, direkt iddianameye konu cinsel istismar eyleminden kaynaklandığını gösterdiği anlaşılmakla; sanıkla aralarında iftira atmasını gerektiren bir husumet bulunmayan katılan ...’un, aşamalarda istikrarlı ve tutarlı şekilde sanığın suça konu eylemi gerçekleştirdiğini belirtmesi ve eylemin oluşunu benzer biçimde anlatması, psikolog seans özetleri, sanık ile tanık ... arasında gerçekleşen telefon görüşme kayıtları ile tanık olarak ifade veren katılan ...’nın öğretmeni ... ve psikologu ...’nün beyanlarının da mağdurun anlatımlarını doğrulaması hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın, mağdura karşı herhangi bir cinsel eylemde bulunmadığına, düzeni bozulduğu için katılan ...'in katılan ...’a söylettiği isnatlarla kendisine iftira atıldığına dair hayatın olağan akışına aykırı ve suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmediği, sanığa müsnet çocuğun basit cinsel istismarı suçunun sabit olduğu ", düşüncesiyle Çoğunluk görüşüne katılmayan beş Ceza Genel Kurulu Üyesi de; benzer düşüncelerle, Karşı oy kullanmışlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla