Karar Özeti
Ceza Genel Kurulu 2022/593 E. , 2025/199 K. "İçtihat Metni" DAİRESİ : YARGITAY 9. Ceza Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2-12 HÜKÜM : Sanığın sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçundan TCK'nın 102/1-2, 102/3-b, 62/1 ve 53/1-2-3-5. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve h
Karar Detayı
Ceza Genel Kurulu 2022/593 E. , 2025/199 K. "İçtihat Metni" DAİRESİ : YARGITAY 9. Ceza Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2-12 HÜKÜM : Sanığın sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçundan TCK'nın 102/1-2, 102/3-b, 62/1 ve 53/1-2-3-5. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkindir. I. HUKUKİ SÜREÇ Sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/1-2. cümlesi, 103/3-b, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince verilen 12.09.2022 tarihli ve 2-12 sayılı hükmün, Yargıtay Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bozma istemli 15.12.2022 tarihli ve 151914 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet savcısı; sanığa müsnet sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçunun sabit olmadığı, sabit olduğunun kabulü hâlinde dahi TCK'nın 102/3-b maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, Sanık müdafileri; sanığa müsnet sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçunun sabit olmadığı, Gerekçeleriyle temyiz başvurusunda bulunmuşlardır. III. İNCELEME KONULARI Ceza Genel Kurulunca sanığa isnat olunan sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçunun sabit olup olmadığının, sabit olduğunun kabulü hâlinde sanık hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 102/3-b maddesinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkin olup bazı Ceza Genel Kurulu Üyelerince sanık hakkında eksik araştırmayla hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesi gerektiğinin ileri sürülmesi üzerine bu husus öncelikle değerlendirilmiştir. IV. GEREKÇE Suç tarihinde Cumhuriyet savcısı olarak görev yapan sanığın odasında, zabıt kâtibi olarak görev yapan katılan mağdureye "Gel sana bir sarılayım." dediği ve aniden kendisine doğru çektiği katılan mağdurenin kalçasına dokunduğu, katılan mağdurenin "Savcım ben sizi anladım!" diyerek odadan koridora çıktığı sırada sanığın "Sık sık gel, bu hafta benimlesin değil mi? Dertleşelim!" dediği iddia edilen olayda; Eylemin ardından katılan mağdurenin sanığın odasından çıktığı anı ve sonrasını görüntüleyen kamera kayıtlarının temin edilip çözümlerinin yaptırılması ve olay sonrasında katılan mağdurenin yaşadıklarını anlattığını belirttiği kişilerin tanık sıfatıyla beyanlarının alınmış olması karşısında; toplanan delillerin sanığın eyleminin sabit olup olmadığına ilişkin kanaate varılması bakımından yeterli olduğu, dolayısıyla eksik araştırmayla hüküm kurulmadığı, Sanığın, aşamalarda istikrar gösteren, katılan mağdurenin olay günü karar yazmak için geldiğinde UYAP ekranını açma konusunda geciktiği, çalışırken gözünün sürekli telefonda olduğu ve işleri titiz bir şekilde yapamadığı şeklindeki savunmasına karşılık katılan mağdurenin olayın gerçekleştiği tarihte ve sonrasında yaşananlar ile ilgili anlatımlarının çelişkiler içermesi, Katılan mağdurenin olay sabahına ilişkin telefon kayıtlarında, sanık savunmalarını doğrular şekilde, sanıkla birlikte çalıştıklarını söylediği saatlerde "11.04(Annem), 11.07(Hayatım), 11.09 (Hayatım, görüntülü), 11.31(Hayatım), 11.32(Annem), 11.36 (Hayatım, görüntülü)" şeklinde aramaların bulunması, tanıklar ... ve ...'ın, katılan mağdurenin sanık hakkındaki iddialarını tam manasıyla doğrulamamaları, buna karşılık sanığın işlerini azaltmak için tanık ...'i ya da tecrübeli bir kâtibi istediğine ilişkin savunmasının tanık ... tarafından teyit edilmesi, yine katılan mağdure ve tanık ... tarafından karar yazımında çıktı alınması hususunda sorun yaşanmış olabileceği dile getirilmek suretiyle sanığın bu yöndeki savunmalarını desteklenmesi hususları ile Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi olarak, doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı niteliği taşıyan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesi bağlamında, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesinin zorunluluk arz etmesi, oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kuralın, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerliliğini koruması, sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartının, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesi olması, gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddiaların sanığın aleyhine yorumlanması suretiyle mahkûmiyet hükmü kurulamaması, ceza mahkûmiyetinin; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanması ve bu ispatın hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemesinin gerekmesi, toplanan delillerin bir kısmının gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimale sanığı cezalandırmanın, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelmesi (YCGK, 11.06.2013 tarihli ve 36-294 sayılı), dolayısıyla sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesinin gerekmesi, zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyetiyle vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğunun söylenemeyecek olması bir bütün olarak nazara alındığında; Mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanığın müsnet sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçunu işlediği yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı anlaşılmakla in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince ispat edilemeyen suçtan beraat kararı verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının kabulü ile sanık hakkında mağdura yönelik sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün, müsnet suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir. Sanık hakkında eksik araştırmayla hüküm kurulup kurulmadığı bakımından çoğunluk görüşüne katılmayan üç Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanık hakkında eksik araştırmayla hüküm kurulduğu, Eylemin sübutu açısından çoğunluk görüşüne katılmayan on Ceza Genel Kurulu Üyesi ise; sanığın katılan mağdureye yönelik sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçunun sabit olduğu, Düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 12.09.2022 tarihli ve 2-12 sayılı sanık hakkında sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün, müsnet suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, sanık hakkında eksik araştırmayla hüküm kurulup kurulmadığı yönünden 26.03.2025 tarihinde oy çokluğuyla, eylemin sübutu açısından ise birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından 30.04.2025 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
İlgili Makaleler
- CGK (Ceza Genel Kurulu) Kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.