İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2023/169 Karar: 2025/254 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2023/169 K.2025/254

Ceza Genel Kurulu 2023/169 E. , 2025/254 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2022/32559 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 27-611 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e mad

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2023/169 E. , 2025/254 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2022/32559 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 27-611 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e mad

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2023/169 E. , 2025/254 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2022/32559 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 27-611 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi gereğince beraatine ilişkin Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 21.11.2013 tarihli ve 305-408 sayılı hükmün katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 26.11.2020 tarih ve 3635-5293 sayı ile; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün onanmasına, çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün ise "...Mağdure ile katılanların aşamalardaki tutarlı ve detaylı beyanları, mağdurenin arkadaşı tanık ...’nin ifadeleri ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, mağdurenin devam ettiği ... kursundan öğretmeni olan sanığın, olay günü evine ziyarete gelen on iki yaşındaki mağdurenin cinsel bölgelerine dokunarak, boyun ve dudaklarından öpmek ve sırt üstü yere yatırıp üzerine uzanarak elbiselerinin üzerinden cinsel organını vajinasına temas ettirmek suretiyle cinsel istismarda bulunduğu gözetilerek atılı suçtan mahkumiyeti yerine yetersiz gerekçeyle beraatine karar verilmesi, Kabule göre de; Adli Tıp Kurumu uygulamalarına göre olay tarihinde yürürlükte bulunan TCK'nın 103/6. maddesine göre çocuklar yönünden ruh sağlığının bozulup bozulmadığı hususunda rapor tanzim edilebilmesi için olayın üzerinden en az altı ay geçmesi gerektiği, buna göre mağdureye yönelik eylemin 04.10.2012 tarihinde gerçekleştirmesine karşılık ruh sağlığının bozulduğuna ilişkin OMÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından altı aylık süre geçmeden önce 18.12.2012 tarihinde düzenlenen raporun hükme esas alınamayacağı ve bu hususta usulüne uygun şekilde yeniden rapor alındıktan sonra hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozma üzerine Yerel Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda 28.10.2021 tarih ve 27-611 sayı ile; "...Cinsel İstismar suçları genelde gizli işlenen suçlar olduğundan maddi olayı belirlemede olayın meydana geliş şekli, suçun işlendiği yer, zaman, tarafların olaydan sonraki davranışları ile mağdur ve sanık beyanlarının analizinin gerektiği... sanık ... ve mağdurun babası katılan ...'ın samimi arkadaş oldukları, olay günü yaşananlara dair sanığın aşamalarda alınan tutarlı ve istikrarlı beyanlarında mağdurun ikametine geldiğine dair anlatımda bulunmakla birlikte mağdur tarafından iddia olunan eylemleri işlemediğinden bahisle inkara yönelik savunmalarda bulunduğu, sanığın bu savunmaları karşısında mağdurun oluşa ilişkin anlatımlarının değerlendirilmesinin gerektiği, mağdurun anlatımlarının değerlendirilmesinde mağdurun olay tarihinde kurs saatlerini öğrenmek için sanığın yeni taşındığı ikametin adresini arkadaşlarından sorarak öğrenmesi sonrasında sanığın ikametine kendisinin gittiğini beyan ettiği, mağdurun sanığın ikametine gittiği saatin katılan ... beyanları, mağdur anlatımları ve sanık savunmaları ile öğleden sonra sanığın katıldığı kursun bittiği 15:00 den sonra, katılan ...'nın sanığı arayarak ...'i sorduğu saatten sonra ve yine sanığın saat 18:00 de olan diğer kursunun başlama saatinden önce ki bu saat dilimi içerisinde sanığın katılan ...'nın berber dükkanına gittiği de değerlendirildiğinde saat 16:00 saatinden sonra olduğu, mağdurun babasına kursa gidiyorum diyerek öğleden sonra olan kursa katılmayarak akabinde sanığın ikametine gittiğinin anlaşıldığı, mağdurun kursa giderek kurs saatlerinde bir değişiklik varsa öğrenme ihtimali olduğu halde ve yine kardeşi de aynı kursa gittiğinden dolayı kardeşinden dahi bu durumu öğrenmesi mümkün iken katılması gereken kursa gitmeyerek başka kişilerden sanığın ev adresini öğrenip sanığın ikametine gitmesi hususunun olağan kabul edilemeyeceği, ...mağdurun hocası olan sanığın bu denli eylemlerine karşı herhangi bir tepki, bağırma vs bir davranışta bulunmamasının hayatın olağan akışında kabul edilemeyeceği... sanığın uzun yıllar karete kursunda antrenör olarak görev yaptığı, bir çok kız ve erkek öğrencisinin bulunduğu, sanığın benzer nitelikte yada başkaca bir eylemine dair hakkında herhangi bir şikayetin yada anlatımın bulunmadığı, aksine sanığın öğreticilik görevine devam ettiği, ...sanığın kurs öğrencisi tanıkların dinlenmesi talebinin Yargıtay bozma ilamı öncesinde reddedilmesi karşısında bozma ilamı akabinde Mahkememizce savunma hakkı kapsamında tanık dinletme taleplerinin kabulü ile ... ve ... ...'nin tanık sıfatıyla beyanlarının tespit olunduğu, her iki tanığında dosyada mevcut sporcu listesinde suç tarihi döneminde sanığın öğrencisi olduklarının anlaşıldığı, tanıkların beyanlarında sanık tarafından bu şekilde bir eylemde bulunma ihtimalinin olmadığına dair anlatımlarda bulundukları tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde mağdurun beyanlarına itibar noktasında mahkememizce tereddüt hasıl olduğu, sanığın aşamalarda alınan inkar yönlü savunmaları karşısında atılı suçu işlediği noktasında şüphe halini aşan tam bir vicdani kanaate varılamadığı, şüphe halinin bulunduğu bir noktada sanığın mahkumiyetine dair karar verilemeyeceği, oluşan bu şüphe halinin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği yönünde hukuki ve vicdani kanaate ulaşıldığından 'şüpheden sanık yararlanır' temel ceza hukuku prensibi gereğince de sanık ...'nun mağdura yönelik üzerine atılı cinsel istismar suçundan beraatine karar vermek gerekmiş, Mahkememizde oluşan tam ve tarafsız vicdani kanaate göre aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir" şeklinde yeni gerekçeyle sanığın bir kez daha beraatine karar verilmiş, bu hükmün de katılan Bakanlık vekili, katılanlar vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 05.07.2022 tarih ve 4747-7431 sayı ile hükmün onanmasına karar verilmiştir. Daire Üyeleri ... ve ...; "Mağdure ile katılanların aşamalardaki tutarlı ve detaylı beyanları, mağdurenin arkadaşı tanık ...’nin ifadeleri ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, mağdurenin devam ettiği ... kursundan öğretmeni olan sanığın, olay günü evine ziyarete gelen on iki yaşındaki mağdurenin cinsel bölgelerine dokunarak, boyun ve dudaklarından öpmek ve sırt üstü yere yatırıp üzerine uzanarak elbiselerinin üzerinden cinsel organını vajinasına temas ettirmek suretiyle cinsel istismarda bulunduğu" görüşüyle karşı oy kullanmışlardır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 09.10.2022 tarih ve 32559 sayı ile; "Olaydan yaklaşık 9 yıl sonra bozma sonrası dinlenen tanıkların beyanlarının sübjektif kanaatlerine dayalı karakter tanıklığı niteliğinde olduğu ve sonuca etkili olmadıkları, sanığın savunmasında ileri sürdüğü mağdura antrenmanlarda kızması ve ondan daha iyi durumda olan öğrencileri kıskanması nedeniyle suç atfında bulunmuş olabileceğine dair sebeplerin suç atfı için yeterli olmadığı, mahkemenin kabulüne göre de, mağdurun kursa gitmediğinin ortaya çıkmasının karşısında ailesine bu olayı bahane olarak ileri sürmesinin de, tanık ...'nin mağdurun eve ağlayarak geldiğine ve dudaklarını yıkadığına dair beyanı, annesini ağlayarak araması ve hemen annesine olayı aktarması ve ön rapor niteliğindeki rapora göre mağdurun ruh sağlığının bozulmuş olduğunun anlaşılması, mağdurun tüm aşamalarda istikrarlı anlatımları, mağdur ve ailesinin sanığa suç atfında bulunması için bir neden olmaması karşısında, olay günü mağdurun evine geldiğini kabul eden sanığın inkara yönelik savunmasına itibar edilemeyeceği, buna göre mağdurenin ... kursundan öğretmeni olan sanığın, mağdureye yönelik kendi evinde yalnız olarak bulundukları sırada evinin yatak odasında cinsel bölgelerini ellemek, boyun ve dudaklarından öpmek ve yine mağdureyi sırt üstü yere yatırıp üzerine uzanarak elbiselerinin üzerinden cinsel organını mağdurenin cinsel organ bölgesine temas ettirmek suretiyle cinsel istismarda bulunduğunun sabit olduğu," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 27.12.2022 tarih ve 13342-12065 sayı ile itirazın yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen çocuğun cinsel istismarı suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Katılan mağdure ... ...’ın suç tarihinde 12 yıl 10 aylık olduğu, Samsun ili, ... ilçesinde anne-babası ve iki kardeşiyle ikamet eden katılan mağdurenin ilkokul 7. Sınıfta okuduğu, ... Halk Eğitim Merkezince düzenlenen ... kursuna gittiği, sanığın ise katılan mağdurenin ... kursunda eğitici olarak görev yaptığı, ayrıca katılan mağdurenin babası katılan ... ile tanışıklığı ve arkadaşlığı bulunduğu, Katılan mağdurenin 10.10.2012 tarihinde Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Bölümünde yapılan muayenesinde olay nedeniyle akut stres bozukluğu yaşadığı ve ruh sağlığının bozulduğu, yine aynı raporda katılan mağdurenin beyanlarına itibar edilebileceği, kanaatinin bildirildiği, Katılan mağdure hakkında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezince düzenlenen 21.05.2013 tarihli raporda; "...iddia olunan olaydan sonra moralinin bozulduğu, olayı sık sık hatırladığı ve olayın konuşulmasını istemediği, olayı rüyalarında gördüğü, kabus görerek uyandığı, devamlı tedirginlik yaşadığı, erkeklerden uzaklaştığı, yalnız dışarı çıkmak istemediği, eğer yalnız dışarı çıkarsa sürekli etrafını kontrol ettiği, çabuk sinirlendiği, yeniden aynı şey olacak korkusu ve tedirginliği yaşadığı, sinirli hale geldiği, tüm bu olanları düşünmesinin derse odaklanmasını azalttığı" tespitlerine yer verildiği ve katılan mağdureye travma sonrası stres bozukluğu tanısı konulduğu, söz konusu suç nedeniyle ruh sağlığının bozulduğu kanaatine varıldığının bildirildiği, Anlaşılmıştır. Katılan mağdure; ... Belediyesine ait ... kursuna gittiğini, kurs hocalığını babasının çok yakın arkadaşı olan ve ailece görüştükleri sanığın yaptığını, ... Mahallesinde yeni bir eve taşındığını, kurstaki arkadaşları ile daha önce de hocasının eski evine gittiklerini, 04.10.2012 tarihinde saat 14.00-14.30 sıralarında evdekilere kursa gittiğini söyleyerek evden çıktığını, sanığın evinin kursa giden yol üzerinde olduğunu, ailece görüştükleri hocasına kurs saatlerinde değişiklik olduğu için kurs saatlerinin ne zaman başlayıp bittiğini sormak ve aynı zamanda da yeni evi için "Hayırlı olsun!" demek üzere saat 15.00-15.30 sıralarında uğradığını, eve gittiğinde yalnız olan sanığın kendisini evin oturma odasına davet ettiğini, bir süre sonra hocasının "Bana masaj yap!" diyerek yatak odasına geçtiğini, bu aşamaya kadar kuşkulanmadığını, hocasının arkasından yatak odasına geçtiğini, odada yatak dışında bir de yer yatağı olduğunu, hocasının yer yatağına yüz üstü uzandığını, omuzlarından kendisine masaj yapmasını istediğini, bunun üzerine hocasının omuzlarına masaj yaptığını, daha sonra hocasının kendisine "Ben de sana masaj yapayım." diyerek belini açmaya başladığını, ... hakkında konuştuğunu, başarılı olduğunu belirtiğini, karnına yumruk atmasını söylediğini, daha sonra da sırt üstü yatıp kendisini karnına oturttuğunu, "Az aşağıya otur!" diyerek cinsel organının üzerine oturmasını istediğini, badisini boğazına kadar yukarı kaldırdığını, vücudunun karın ve göğüs bölgelerine elbisesinin altından dokunduğunu, boynundan ve dudaklarından öptüğünü, hatta dudaklarından öperken ağzını açmasını söylediğini, 1,5 yaşındaki kızı ...'yı kastederek "O bile senden daha iyi öpüyor!" dediğini, hocasını dudağından öpmek istemediğini ve yanağından öptüğünü, bu defa hocasının "Hayır ağzını açarak dudağımdan öpeceksin!" dediğini, daha sonra kendisini yatağın üzerine sırt üstü yatırdığını, üzerine uzandığını, cinsel organını vücuduna temas ettirmeye çalıştığını, kaçmak için sağa sola dönmek istediğinde hocasının yine aynı şekilde üzerine uzanıp cinsel bölgelerine dokunduğunu, kendisinin bir ara yatak odasından çıkıp oturma odasına geçtiğini, hocasının ise peşinden gelip kendisini omzuna alarak tekrar yatak odasına götürdüğünü, sırt üstü yere yatırıp üzerine uzandığını, tekrar aynı eylemleri yapmaya başladığını ve "Oh be rahatladım!" şeklinde sözler söylediğini, eylemleri tekrarlarken de aynı zamanda "Benim dediklerimi tekrar et, aşkımsın sen, benim her şeyimsin!" gibi sözler söylemesini istediğini, ancak bu sözleri söylemediğini, bu sırada korktuğu için fazla direnç gösteremediğini, bağırmadığını, ancak ''Artık dayanamıyorum!" deyince üzerinden kalktığını ve birlikte oturma odasına geçtiklerini, olaydan sonra sınıf arkadaşı tanık ...'nin evine gidip başından geçenleri anlattığını, Katılan ... (...) ... yargılamada; olay günü komşusu ...'de olduğunu, saat 17.30 sıralarında kızı olan katılan mağdurenin kendisini aradığını, telefonda ağladığını, "Ne oldu?" diye ısrarla sorduğu katılan mağdurenin ''Bir şey yok!" dediğini, kısa bir süre sonra yanına gelen katılan mağdurenin terlediğini fark ettiğini, katılan mağdureyi boş odaya götürdüğünü ve ''Ne oldu?'' diye sorduğunu, katılan mağdurenin "Hocam manyak mı?" gibi sözler söylediğini, kızının anneannesine olanları ayrıntılı bir şekilde anlattığını, Katılan ... yargılamada; eşinin "... kursa gitmeyecek, ısrar etme, hocası kucağına oturtup ...'ten kendisini öpmesini istemiş." dediğini, kendisinin de "bunda ne var o da onun bir babası!" gibi sözler söylediğini, o gün de başka bir konuşma olmadığını, Cumartesi günü sanık ve kayınbiraderi ... ile konuştuklarını, işin detayını tam bilmediği için sanığa "Senin de kızın var, seni Allah'a havale ediyorum." dediğini, Tanık ...; olay günü katılan mağdurenin ağlayarak evlerine geldiğini ve sanığın kendisine yönelik iddia konusu eylemlerini anlattığını, Beyan etmişlerdir. Sanık; olay günü spor salonunda öğrencilere kurs verdikten sonra saat 15.30 sıralarında yeni taşındığı ... Mahallesindeki evine gittiğini, evinde iken saat 16.00 sıralarında ...’ın cep telefonundan aradığını, katılan mağdurenin kursa gelip gelmediğini sorduğunu, gelmediğini söyledikten bir süre sonra evinin kapısının çaldığını, katılan mağdurenin geldiğini gördüğünü, "Ne yapıyorsun burada?" diye sorduğu katılan mağdurenin, "Hocam sizin evinizi arıyordum, birkaç yere de sordum." dediğini, babasının kendisini aradığını söylediğini ve "Bekle, seni babana götüreyim." dediğini, ancak katılan mağdurenin "Tuvalete geçebilir miyim?" diye sorduğunu, yatak odasının yanındaki tuvaletin yerini gösterdiğini, sonra birlikte dışarı çıktıklarını, evde kaldıkları sürenin toplam on dakika olduğunu, katılan mağdureye yönelik hiçbir şekilde cinsel davranışta bulunmadığını, öğrencilerine yanlış hareketlerinde çok kızdığını, katılan mağdureyi ikaz ettiği için kendisine olan kızgınlığından ya da iyi olan öğrencilerin üzerinde daha fazla durmasından dolayı kıskanmış olabileceğini savunmuştur. V. GEREKÇE 1- İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Değerlendirmeler Anayasa’nın 138/1. ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve İHAS’nin 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (M. Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, Syf. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir. Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (M. Feyzioğlu, Syf. 357). Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkânı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma: "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Prof. Dr. Feridun Yenisey, İstinafta Maddi Ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, Syf. 1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Her şeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK., 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı). Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mâhkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmı gözetilip diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimale dayanarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (Y CGK., 11.6.2013 tarihli ve36-294 sayılı). Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. 2- Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Suç tarihi itibarıyla on beş yaşından küçük katılan mağdurenin, ... Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu Müdürlüğüne bağlı ... kursunda usta öğretici olarak görev yapan sanığın öğrencisi olduğu, olay tarihinde kursa gitmek üzere yola çıkan katılan mağdurenin, kurs saatlerini sormak amacıyla aynı yol üzerindeki sanığın evine gittiği, bir süre konuştuktan sonra sanığın yatak odasına götürdüğü katılan mağdureden kendisine masaj yapmasını istediği, katılan mağdurenin sanığın omuzlarına masaj yaptığı, sanığın, bu kez masaj yapmak istediğini söyleyerek sırt üstü uzanıp katılan mağdureyi karın bölgesinin üzerine oturttuğu, katılan mağdurenin bel ve göğüs bölgelerini ellediği, boynundan ve dudaklarından öptüğü, ardından sırt üstü yatırdığı katılan mağdurenin üzerine uzandığı, kıyafetlerini çıkarmaksızın katılan mağdurenin cinsel bölgesine sürtündüğü, korkan katılan mağdurenin evin salonuna geçmesine rağmen sanığın kendisini bir kez daha yatak odasına götürerek eylemlerini sürdürdüğü ve katılan mağdurenin "Artık dayanamıyorum!" diye bağırması üzerine eylemine son verdiği ve bir süre daha evin salonunda tuttuğu katılan mağdurenin ayrılmasına izin verdiği iddia edilen olayda; Katılan mağdurenin ... kursundan hocası ve babasının arkadaşı olan, evine gidecek kadar yakınlık duyduğu sanığa suç atmasını gerektirecek bir husumetin bulunmaması, sanığın eylemleriyle ilgili iddialarının aşamalarda istikrar göstermesi, olaydan hemen sonra evine giderek olayı anlattığı arkadaşı tanık ...'nin, katılan mağdurenin ifadeleriyle örtüşecek biçimde olayı aktarması, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezince düzenlenen 21.05.2013 tarihli raporda olay nedeniyle katılan mağdurenin ruh sağlığının bozulduğuna yer verilmesi, Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi bölümü tarafından tanzim edilen raporda da olay nedeniyle ruh sağlığı bozulduğu tespiti yapılan katılan mağdurenin beyanlarına itibar edilebileceğinin belirtilmesi hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın suçtan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşılan savunmalarına itibar edilmemesi gerektiği ve müsnet çocuğun cinsel istismarı suçunun sabit olduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 05.07.2022 tarihli ve 4747-7431 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, 3- Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.10.2021 tarihli ve 27-611 sayılı hükmünün, sanığın çocuğun basit cinsel istismarı suçundan cezalandırılması gerekirken beraat kararı verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla