Karar Özeti
Ceza Genel Kurulu 2023/320 E. , 2025/76 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 190-966 I. HUKUKİ SÜREÇ Sanığın teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1, 35/2, 53, 63 ve 54. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası
Karar Detayı
Ceza Genel Kurulu 2023/320 E. , 2025/76 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 190-966 I. HUKUKİ SÜREÇ Sanığın teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1, 35/2, 53, 63 ve 54. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve müsadereye ilişkin Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesince verilen 06.02.2019 tarihli ve 157-67 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine duruşmalı yapılan inceleme sonucunda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 06.11.2020 tarih ve 855-2396 sayı ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak sanığın TCK’nın 81/1, 35/2, 29, 62, 53, 63 ve 54. maddeleri uyarınca 5 yıl 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve müsadereye karar verilmiştir. Hükmün, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 13.12.2021 tarih ve 7078-14951 sayı ile; "Katılana yönelik yaklaşık bir yıl üç ay önce gerçekleşen birinci olaydaki husumet nedeniyle sanık hakkında haksız tahrikten TCK'nın 29. maddesi gereğince asgari oranda indirim yapılması gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde (1/2) oranında indirim yapılarak eksik ceza tayin edilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi ise 13.05.2022 tarih ve 190-966 sayı ile; "...Hakaret veya basit yaralamadan ibaret haksız söz ve davranışlarda dahi haksız tahrik nedeniyle alt sınırdan indirim uygulandığı göz önüne alındığında, ilk olayda sanığın birisi müstakilen öldürücü nitelikte 5 bıçak darbesiyle yaralandığı, batın bölgesindeki yaralanması nedeniyle hayati tehlike geçirdiği ve sol böbreğini kaybettiği, sanık ile katılan arasındaki husumetin bu olaydan sonra derinleşerek devam ettiği, iki olay arasında geçen sürenin haksız tahrik oranını etkileyecek nitelikte olmadığı," şeklindeki gerekçe ile bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Bu hükmün de sanık ve müdafii ile katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.03.2023 tarihli ve 86084 sayılı onama istekli tebliğnamesiyle dosya, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Yargıtay 1. Ceza Dairesine gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 01.06.2023 tarih ve 2729-3797 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi nedeniyle Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU Özel Dairece, sanık hakkında katılana yönelik 26.05.2016 tarihli kasten yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne ilişkin temyiz isteminin miktar itibarıyla reddine; katılan hakkında aynı tarihli sanığa yönelik teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün ise onanmasına karar verilmiş olup temyizin ve direnmenin kapsamına göre inceleme sanık hakkında teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında TCK'nın 29. maddesi uyarınca haksız tahrik nedeniyle yapılan indirim oranının isabetli olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 09.07.2019 tarihli ve 15652 sayılı raporda; katılanın baş, boyun, bacak ve baldır ile iki adet göğüs bölgesinde olmak üzere toplamda altı bıçak darbesiyle yaralanmış olduğu, göğsünde yer alan ve pnömotoraksa neden olan yaralanma ile kafada tarif edilen ve parietal kemik kırığı ile beyin kanamasına neden olan künt travmatik yaralanmasının yaşamını tehlikeye soktuğu, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, kafadaki mevcut kemik kırığının hayati fonksiyonlarını 3 (üç) orta derecede etkilediği; diğer yaralanmaların ise yaşamı tehlikeye sokan bir duruma neden olmayıp basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduklarının bildirildiği, Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığınca 22.07.2016 tarih ve 1235-1119 sayı ile; katılan sanıklar ... ve ...'ın önceye dayalı bir husumet nedeniyle 26.05.2016 tarihinde suçtan sonra ele geçirilemeyen bıçaklar ile birbirlerini yaraladıklarından bahisle nitelikli kasten yaralama suçundan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açıldığı, adli raporlara göre sol dirsek, ön kol ile sağ kalça ve uyluk bölgesinde 2-2,5 cm ebadında kesiler ile batında böbrek yaralanması şikâyeti üzerine ...’ın yoğun bakıma alınarak sol nefrektomi operasyonu yapıldığı, ...’ın ise sol el 3 ve 4. parmakta hareket kısıtlılığı ve tendon yapışıklığına neden olacak ve BTM ile giderilemeyecek biçimde yaralandığı, yargılama yapan Kastamonu 2. Asliye Ceza Mahkemesince 30.12.2016 tarih ve 524-589 sayı ile; ...’ın yaralarının niteliği gözetildiğinde ...’ın eyleminin teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçunu oluşturduğundan bahisle verilen görevsizlik kararı üzerine dosyanın gönderildiği Kastamonu 1. Ağır Ceza Mahkemesince 27.03.2019 tarih ve 107-234 sayı ile; katılan sanık ...’ın TCK’nın 86/1, 86/3-e, 87/2-b, 29 ve 62. maddeleri uyarınca 5 yıl 24 ay 10 gün; katılan sanık ...’ın aynı Kanun’un 86/1, 86/3-e, 87/1-a, 29 ve 62. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezaları ile cezalandırılmalarına karar verildiği, hükümlerin katılan sanıklar müdafileri ve Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince, 26.05.2016 tarihli eylem ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 2019/855 esas sayılı dava dosyasına konu 31.08.2017 tarihli eylem arasında hukuki ve fiili irtibat bulunması nedeniyle görevsizlik kararı verildiği, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince birleştirilerek devam olunan yargılama sırasında Kastamonu Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından verilen 22.10.2019 tarihli ve *** sayılı raporda; katılan sanık ...’ın sol 10-11 kot lateralindeki kesinin yaşamı tehlikeye sokan bir duruma neden olduğu, sol nefraktomi işleminin duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine sebebiyet verdiği, diğer yaralanmaların ise BTM ile giderilebilecek şekilde hafif nitelikte olduklarının bildirildiği, duruşmalı yapılan yargılama sonucunda tüm suçlar yönünden İlk Derece Mahkemesi hükümlerinin kaldırılarak 26.05.2016 tarihli eylem nedeniyle katılan sanık ...’ın TCK’nın 81/1, 35, 29 ve 62. maddeleri uyarınca 7 yıl 9 ay 10 gün; katılan sanık ...’ın TCK’nın 86/1, 86/3-e, 29 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay; 31.08.2017 tarihli eylem nedeniyle sanık ...’ın 81/1, 35, 29 ve 62. maddeleri gereğince 5 yıl 5 ay hapis cezaları ile cezalandırılmalarına karar verildiği, hükümlerin ... ve ... müdafiileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 13.12.2021 tarih ve 7078-14951 sayı ile; ... hakkında ...’a yönelik 26.05.2016 tarihli kasten yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne ilişkin temyiz isteminin miktar itibarıyla reddine; ... hakkında aynı tarihli ...’a yönelik teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün ise onanmasına karar verildiği, Anlaşılmaktadır. Katılan aşamalarda; sanık ile daha önceden aralarında tartışma yaşandığını, olay tarihinde kıraathanede oturup çay içtiğini, tam kalkacağı sırada bir şahsın arkasından kendisine saldırarak önce kafasına sonra da boynuna bıçak savurduğunu, yere düştüğünde de sanık olduğunu anladığı şahsın göğsüne ve bacağına bıçakla vurmaya devam ettiğini, orada bulunanlar tarafından engellenen sanığın beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, asıl sanığın kendisini takip ederek rahatsız etmekte olduğunu, Tanık ... aşamalarda; evinin olay mahalline yakın olduğunu, balkonda oturduğu esnada birden ara sokaktan çıkan sanığın, katılanın arkasından gelerek boynunu bıçakladığını, yere düşen katılanı bıçaklamaya devam ettiğini, sanığın kimseyi yanına yaklaştırmadığını, kavgayı ayırmak amacıyla olay yerine gittiğinde sanığın oradan gitmiş olduğunu, sanığın eylemine nasıl son verdiğini görmediğini, Beyan etmişlerdir. Sanık aşamalarda; katılan ile arasında önceye dayalı husumet bulunduğunu, 26.05.2016 tarihinde katılanın kendisini beş ayrı yerinden bıçakladığını, olay nedeniyle sol böbreğinin alındığını, zaman zaman şiddetli karın ağrıları çektiğini, rahat nefes alamadığını ve uyumakta zorluk yaşadığını, katılanın kendisini gördüğü yerde tehdit ve hakaretlerde bulunarak devamlı surette tahrik ettiğini, arkadaşlarını üzerine saldığını, olay tarihinde de bir kıraathanenin önünden geçtiği sırada katılan ile karşılaştıklarını, ayağa kalkacak şekilde hamle yapması üzerine kendisine zarar vereceği korkusuyla hurdacı olduğu için devamlı yanında taşıdığı bıçağı katılana 4-5 kez vurduğunu, katılanın yere düştüğünü, tekrar bıçaklayacağı sırada orada bulunan bir şahsın kafasına sandalyeyle vurması nedeniyle olay yerinden kaçıp gittiğini savunmuştur. IV. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Ön Soruna İlişkin Açıklamalar TCK'nın 29. maddesinde haksız tahrik; "Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine on iki yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir." şeklinde, ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak kabul edilmiştir. Haksız tahrik, kişinin haksız bir fiilin kendisinde meydana getirdiği hiddet ya da şiddetli elemin etkisi altında suç işlemesi durumunda kusur yeteneğindeki azalmayı ifade etmektedir. Bu hâlde fail, suç işleme yönünde önceden bir karar vermeden, dışarıdan gelen etkinin ruhsal yapısı üzerinde meydana getirdiği karışıklığın neticesi olarak bir suç işlemeye yönelmektedir. Bu yönüyle haksız tahrik, kusurun irade unsuru üzerinde etkili olan nedenlerden biridir. Başka bir anlatımla, haksız tahrik hâlinde failin iradesi üzerinde zayıflama meydana gelmekte, böylece haksız fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altındaki kişinin suç işlemekten kendisini alıkoyma yeteneği önemli ölçüde azalmaktadır. Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış kararları ile öğretide de kabul gören görüşler doğrultusunda haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi için; a) Tahriki oluşturan haksız bir fiil bulunmalı, b) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı, c) Failin işlediği suç bu ruhsal durumunun tepkisi olmalı, d) Haksız tahrik teşkil eden eylem mağdurdan sadır olmalıdır. 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren TCK'da, 765 sayılı Kanun'da yer alan ağır – hafif tahrik ayırımına son verilerek; tahriki oluşturan eylem, somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından değerlendirilip, sanığın iradesine etkisi göz önünde bulundurulmak suretiyle, maddede gösterilen iki sınır arasında belirlenen oranda cezasından indirim yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi açısından, failin suçu ilk haksız fiilin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle işleyip işlememesi önemlidir. Mağdur ya da ölenden gelen haksız hareketin psikolojik etkisinin devam ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunan hâllerde, haksız tahrik hükmünün uygulanması gerekmektedir. B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Aralarında husumet bulunan ve 26.05.2016 tarihinde karşılaşıp kavgaya tutuşan sanık ile katılanın birbirlerini basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde bıçakla darp ettikleri, adli raporlara göre katılanın iki parmağında hareket kısıtlılığı ve tendon yapışıklığı nedeniyle his kaybı oluşacak düzeyde yaralandığı; sanığın ise baş, batın, sol dirsek, sol kol ve sağ bacak bölgelerinden birisi müstakilen öldürücü nitelikte beş bıçak darbesiyle yaralandığı, batın bölgesindeki yaralanma nedeniyle hayati tehlike geçiren sanığın, sol böbreğini kaybettiği, taraflar arasındaki husumetin yaşanan bu olay sebebiyle büyüdüğü, olaydan yaklaşık 1 yıl 3 ay sonra 31.08.2017 tarihinde çarşıda yürümekte olan sanığın katılanı gördüğü, herhangi bir şey söylemeden arkasından saldırarak katılanı baş, boyun, bacak ve göğüs bölgelerinden, ikisi müstakilen öldürücü nitelikte olmak üzere toplamda altı darbeyle yaraladığı, katılanın, başına ve göğsüne aldığı darbelerin pnömotoraks ve beyin kanamasına neden olması nedeniyle hayati tehlike geçirdiği, parietal kemikte hayat foksiyonlarını orta (3) derecede etkileyecek şekilde kırık oluştuğu, olay yerinde bulunanların müdahale etmesi nedeniyle sanığın eylemini tamamlayamadan kaçıp gittiği kabul edilen olayda; Katılanın, 26.05.2016 tarihli eyleminde sanığı böbrek kaybına neden olacak şekilde yaralaması sebebiyle incelemeye konu olay bakımından sanık hakkında haksız tahrik koşullarının oluştuğunda tereddüt bulunmayan olayla ilgili olarak sanığın adli raporunun alınması amacıyla birçok kez hastaneye sevk edilmek zorunda kalmasına ve yargılama sürecinin devam etmesine nazaran etkileri hâlen devam etmekte olan katılandan kaynaklı haksız fiilin yoğun ve önemli boyutlara ulaşması, bu nedenle sanık hakkında asgari oranda tahrik indirimi yapılmasının yeterli olmaması, aradan geçen zaman ve ilk olayda sanık ve katılan hakkında haksız tahrik hükümleri uyarınca ceza indirimine gidilmesi hususları da dikkate alındığında, sanığın cezasında asgari hadden bir miktar uzaklaşılarak hakkaniyete uygun bir indirim yapılması gerekirken yazılı şekilde ½ oranında indirim yapılması suretiyle eksik cezaya hükmolunmasında isabet bulunmadığı kabul edilmelidir. Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararına konu hükmünün, belirtilen değişik gerekçe ile bozulmasına karar verilmelidir. Direnme kararına konu hükmün isabetli olmadığı yönünde oy kullanmakla birlikte beş Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanık hakkında haksız tahrik nedeniyle asgari oranda indirime gidilmesi gerektiği, bu bağlamda, Özel Daire bozma kararının yerinde olduğu düşüncesiyle farklı gerekçe açıklamışlardır. Çoğunluk görüşüne katılmayan altı Ceza Genel Kurulu Üyesi ise; sanık hakkında haksız tahrik nedeniyle yapılan 1/2 oranındaki indirimin isabetli olduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1-Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 13.05.2022 tarihli ve 190-966 sayılı direnme kararına konu hükmünün, sanık hakkında TCK'nın 29. maddesi uyarınca asgari hadden bir miktar uzaklaşılarak hakkaniyete uygun bir indirim yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2-Dosyanın, gereği için kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin de bilgi için İlk Derece Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.02.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
İlgili Makaleler
- CGK (Ceza Genel Kurulu) Kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.