Karar Özeti
Ceza Genel Kurulu 2023/439 E. , 2025/324 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2119-2453 I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun cinsel istismarı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103/1, 62/1, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezaland
Karar Detayı
Ceza Genel Kurulu 2023/439 E. , 2025/324 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2119-2453 I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun cinsel istismarı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103/1, 62/1, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 22.06.2017 tarihli ve 192-251 sayılı hükmün, Cumhuriyet savcısı, sanık müdafii ve katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince 18.10.2017 tarih ve 3019-2083 sayı ile; sanık hakkında TCK'nın 43. maddesinin uygulanması ihtimaline binaen ek savunma hakkı verilmemesi ve hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 230. maddesi anlamında yasal ve yeterli gerekçe içermemesi isabetsizliklerinden başkaca yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir. Bozma üzerine yargılama yapan Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesince 06.02.2018 tarih ve 430-61 sayı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan TCK'nın 103/1,43,62/1, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 10 yıl 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin kurulan hükme yönelik sanık müdafii ve katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince 05.06.2018 tarih ve 1696-1017 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine, bu kararın da sanık müdafii ve katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 12.02.2019 tarih ve 7907- 2583 sayı ile; "...Suç tarihi itibariyle on iki yaşı içerisinde bulunan mağdurenin aşamalarda değişen ve birbiriyle çelişen anlatımları, duruşmada şikayetçi olarak davaya katılan mağdurenin babası ...’in sonradan atılı suçlamaya esas olayın gerçekleşmediğini öğrendiğini belirterek sunduğu 06.04.2017 günlü dilekçesiyle mevcut şikayetinden vazgeçtiğini bildirmesi, savunma ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin gerekçesinde yer alan sübuta ilişkin deliller ile dosya içeriğinin çelişmesi karşısında, 5271 sayılı CMK'nın 230/1-b. maddesine uygun düşmeyen gerekçeyle kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine, yazılı şekilde vaki başvurunun esastan reddine karar verilmesi suretiyle aynı Kanunun 289/1-g. maddesine muhalefet edilmesi,'' isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi ise 27.03.2019 tarih ve 869-922 sayı ile dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda "...Kanıtları değerlendirme ve maddi gerçeği belirleme yetkisinin, sözlü duruşma yapan ve kanıtlarla doğrudan temas eden yerel ve istinaf mahkemelerinin olanak ve yetkilerinde olması, Yargıtay'ın inceleme yetkisinin hukuki denetimle sınırlı bulunması, Yargıtay 14. Ceza Dairesinin bozma kararında bu yetkinin aşılarak CMK'nun 288 ve 294. maddelerine aykırı biçimde maddi vakanın ve mahkemelerin takdir yetkisinin denetlenmesi ve bunun sonucunda yerel mahkeme ve dairemizin saptadığı maddi meseleyi değiştirilmesi, bunun yanında içeriğine göre bozma nedeni olarak kanıtların takdirinin hatalı olması gösterildiği halde hukuksal sebep kısmına gelindiğinde gerekçe noksanlığında söz edilerek ve dayanak olarak CMK'nın 230/1-b maddesi yazılarak çelişkiye düşülmesi, CMK'nun 302/2-4 maddesi yazılarak bozma kararı verilmesi sebebiyle anılan bozma kararının hukuka aykırı olduğu '' şeklindeki gerekçe ile bozmaya direnerek önceki karar gibi istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir. Bu kararın da sanık müdafii ve katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesince 04.07.2022 tarih ve 28738-7325 sayı ile; "...Bozma sonrası mahkemece verilen ikinci hükümde yeni gerekçeler de gösterilmesi nedeniyle mahkeme kararının direnme olmayıp, yeni hüküm niteliği taşıdığı gözetilerek..., 5271 sayılı CMK'nın 307/1. maddesi nazara alındığında, vaki istinaf başvurusunun esastan reddine dair 05.06.2018 tarihli ilk hükmün temyiz incelemesini yapan Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesince verilen bozma kararı üzerine, dosyanın gönderildiği Bölge Adliye Mahkemesi tarafından söz konusu maddenin amir hükmü uyarınca duruşma açılarak ilgililere bozmaya karşı diyecekleri sorulduktan sonra bozmaya uyulması ya da direnilmesi yönünde hüküm kurulması gerekirken duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden yazılı şekilde direnme kararı verilip, ilk derece mahkemesi hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 307. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması sonucunda aynı Kanunun 289/1-h. maddesine muhalefet edilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince 21.11.2022 tarih ve 2119-2453 sayı ile; "..Kanıtları değerlendirme ve maddi gerçeği belirleme yetkisinin, sözlü duruşma yapan ve kanıtlarla doğrudan temas eden yerel ve istinaf mahkemelerinin olanak ve yetkilerinde olması, Yargıtay'ın inceleme yetkisinin hukuki denetimle sınırlı bulunması, Yargıtay 14.Ceza Dairesinin bozma kararında bu yetkinin aşılarak CMK'nun 288 ve 294. maddelerine aykırı biçimde maddi vakanın ve mahkemelerin takdir yetkisinin denetlenmesi ve bunun sonucunda yerel mahkeme ve dairemizin saptadığı maddi meseleyi değiştirilmesi,bunun yanında içeriğine göre bozma nedeni olarak kanıtların takdirinin hatalı olması gösterildiği halde hukuksal sebep kısmına gelindiğinde gerekçe noksanlığında söz edilerek ve dayanak olarak CMK'nın 230/1-b maddesi yazılarak çelişkiye düşülmesi, C.M.K'nun 302/2-4 maddesi yazılarak bozma kararı verilmesi sebebiyle anılan bozma kararının hukuka aykırı olduğu kanaati ile Yargıtay 9. Ceza Dairesinin Bozma kararına uyulmadığı...'' şeklindeki gerekçe ile bozmaya direnerek önceki karar gibi istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bu kararın da sanık müdafii ve katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.03.2023 tarihli ve 786 sayılı bozma istekli tebliğnamesiyle dosya kararına direnilen Daireye gönderilmiş, inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 19.06.2023 tarih ve 3030-4403 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUN Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın mağdura yönelik eylemlerinin sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararının yeni hüküm niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. III. ÖN SORUNA İLİŞKİN BİLGİLER İncelenen dosya kapsamından; İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne ilişkin istinaf başvurularının esastan reddine dair verilen kararın Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince bozulmasına müteallik, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararının temyizi üzerine Özel Dairece bu defa duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden yazılı şekilde direnme kararı verilmesi suretiyle CMK'nın 307. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması sonucunda aynı Kanun'un 289/1-h maddesine muhalefet edilmesi isabetsizliğinden bozulması sonrasında yapılan yargılamada, Bölge Adliye Mahkemesinin 31.10.2022 tarihli tensip zaptı doğrultusunda, sanığa ve müdafilerine, katılan mağdur vekiline ve katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekiline duruşma gün ve saatinin bildirilmesi için davetiye çıkarıldığı, 21.11.2022 tarihinde yapılan duruşmada sanık ... müdafileri ile katılan Bakanlık vekilinin hazır bulunduğu, bozma ilamına karşı Cumhuriyet savcısı ile hazır bulunanlara diyeceklerinin sorulduğu, Cumhuriyet savcısının "...Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 04/07/2022 tarih 2021/28738 esas 2022/7325 karar sayılı bozma ilamına karşı direnilmesine karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur." şeklinde mütalaa verdiği, sanık ile müdafilerinin esas hakkındaki savunmaları alındıktan sonra sanığa son sözü sorulmak suretiyle yargılamaya son verildiği anlaşılmaktadır. IV. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Ön Soruna İlişkin Görüşler CMK'nın "Davaya yeniden bakacak mahkemenin işlemleri" başlıklı 307. maddesi şöyledir; "(1) Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak bölge adliye veya ilk derece mahkemesi, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar. (2) Sanık, müdafii, katılan ... vekilinin dosyada varolan adreslerine de davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları saptanmamış olsa da duruşmaya devam edilerek dava yokluklarında bitirilebilir. Ancak, sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise, her hâlde dinlenmesi gerekir. (3) Yargıtaydan verilen bozma kararına uyulması hâlinde ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı, istinaf veya temyiz sınırlarına bakılmaksızın sadece temyiz yoluna başvurulabilir. (4) Yargıtaydan verilen bozma kararına bölge adliye veya ilk derece mahkemesinin direnme hakkı vardır. Direnme kararları, kararına direnilen daireye gönderilir. Daire, mümkün olan en kısa sürede direnme kararını inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir. Direnme üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara karşı direnilemez. (5) Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 262 nci maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.". Buna göre, Yargıtayca verilen bozma kararı üzerine dosyanın gönderildiği bölge adliye veya ilk derece mahkemelerince yeni bir tensip kararıyla duruşma günü tayin edilecek ve ilgililer duruşmaya çağrılıp bozmaya karşı diyecekleri sorulduktan sonra bozma ilamına uyulup uyulmaması yönünde bir karar verilecektir. Bölge adliye veya ilk derece mahkemesinin göreve ilişkin olanlar dışında bozma ilamına uyma ya da direnme kararlarından birisini verebilmesi mümkündür. Maddenin üçüncü fıkrasında bölge adliye veya ilk derece mahkemesinin bozma kararına ısrar hakkı olduğu vurgulandıktan sonra, ısrar üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymanın zorunlu olduğuna işaret edilmiştir. Aynı maddenin son fıkrasında ise sınırlı biçimde uygulanabilecek olan cezayı aleyhe değiştirememe veya aleyhte düzeltme yasağı kabul edilerek yalnız sanık veya onun lehine ilgililer tarafından temyiz davası açıldığında, bozma üzerine yeniden kurulan hükümde belirlenen ceza ve sonucun önceki hükümle belirlenen cezadan ve sonuçtan daha ağır olamayacağı hüküm altına alınmıştır. Bozmadan sonra serbestlik kuralı uyarınca bozma kararına uyma ya da direnme kararlarından birini verme konusunda serbest olan ilk derece mahkemelerinin Özel Dairelerin bozma kararlarına uymayı tercih etmeleri durumunda, bu kez uymadan sonraki serbestlik kuralı devreye girecektir. Serbestlik kuralı, ceza muhakemesinde maddi gerçeğin araştırılması ve en isabetli kararın verilmesi amacının zorunlu bir sonucu olup mahkemenin bozma kararına uyulmasına karar verdikten sonra da, sanığın hukuki durumunu yeniden serbestçe değerlendirme hak ve yetkisi bulunmaktadır. Temyiz edilen önceki hüküm bozma kararı verilmesiyle ortadan kalkmış olduğundan, derece mahkemelerince önceki karardan farklı olarak, suçun sübutu ve niteliği de dâhil olmak üzere sanığın hukuki durumuyla ilgili tüm hususlarda, CMK'nın 217. maddesi uyarınca ulaşılan vicdani kanaat doğrultusunda serbestçe karar verilebilecektir. Nitekim, Yargıtay Özel Daireleri tarafından da ilk temyiz incelemesinde yerinde görülerek bozma konusu yapılmayan hususlar, lüzumu hâlinde hükmün yeniden temyizen incelenmesi sırasında bozma konusu yapılabilmekte, hatta ilk bozma kararından tamamen farklı olacak şekilde bozma kararı verilebilmektedir. Kunter'e göre; "Uymadan sonraki duruşmanın bozmadan önceki duruşmanın devamı niteliğinde olması, mahkemenin uymadan sonraki serbestliğini de açıklar. Gerçekten mahkeme bozmaya uymadan sonra ikinci son kararında kaide olarak serbesttir. Gerek Yargıtay'ın görüşü ile gerek eski kararı ile bağlı değildir. ...Serbestlik kaidesi ceza muhakemesinde hakikatın araştırılması ve en isabetli kararın verilmesi gayesinin tabii ve mantıki sonucudur. Gerçekten, temyiz yolu davası açılmakla son kararın yargılaşmasının önüne geçilmiştir. Yargıtay son kararı bozduğu, mahkeme de buna uyduğu için son karar ortadan kalkmıştır. Ortada, değil yargı, son karar dahi olmadığından, yargının otoriteleri de bahis konusu olmamak gerekir. O halde mahkeme hakikate en uygun ve en isabetli kararı vermek imkanına malik bulunmalıdır... Nitekim Yargıtay da ilk bozma kararı ile bağlı değildir." (Nurullah Kunter, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta Yayınevi, İstanbul 1989, 9. Bası, s. 1112-1114). Bu serbestlik iki konuda kısıtlanmıştır: 1- Bozmaya uyan mahkemenin bozma nedenine göre gerekli işlemleri yapması gerekir. 2- Hüküm sadece sanık lehine temyiz edilmişse, verilecek yeni karar öncekinden daha ağır bir cezayı içeremez (Nur Centel - Hamide Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta Yayıncılık, İstanbul, 2014, 11. Bası, s. 790-791). Esas itibarıyla doktrinde hâkim görüş de böyledir (Erdener Yurtcan, Ceza Yargılaması Hukuku, Vedat Yayıncılık, 2005, s. 500-501, Bahri Öztürk - Veli Özer Özbek - Mustafa Ruhan Erdem, Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin Yayınevi, 6. Bası, s. 459-461, Nurullah Kunter - Feridun Yenisey - Ayşe Nuhoğlu, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta Yayınevi, İstanbul, 2010, 18. Bası, s. 1782). Şu hâle göre; Yargıtayın belli bir eksiklik nedeniyle hükmü bozduğu durumlarda bozmaya uyma kararı veren derece mahkemesinin, bu eksikliği mutlaka ikmal etmesi gerekir. Bu durum bozmadan/uymadan sonraki serbestlik ilkesinin ilk istisnasını oluşturur. Derece mahkemesi bundan sonra kural olarak ceza muhakemesinde hakikatın araştırılması ve en isabetli kararın verilmesi gayesinin tabii ve mantıki sonucu olarak ne Yargıtayın görüşü ile ne de eski kararı ile bağlı olarak ikinci son kararında serbestçe hareket edebilecektir. İkinci/son hüküm yönünden bozmadan/uymadan sonraki serbestlik ilkesinin (ikinci) istisnasını ise cezayı aleyhe değiştirememe veya aleyhte düzeltme yasağı (CMUK madde 326/son) oluşturur. Diğer yandan, Ceza Genel Kurulunun 27.05.2014 tarihli ve 54-280, 24.04.2012 tarihli ve 391-173 ile 17.04.2007 tarihli ve 325-100 sayılı kararları başta olmak üzere istikrar kazanmış kararlarında; uyma kararının dönülebilecek nitelikte bir ara kararı niteliğinde olmayıp davanın esasına etkili olan kararlardan olduğu, bozmaya uymakla, yerel mahkemenin bozma kararında gösterilen esaslara göre işlem yapıp karar verme ödevi doğduğu, sonradan bu kararın bir kısmından veya tamamından açıkça ya da örtülü olarak geri dönülerek ilk hükmün aynen veya yeniden kurulmasının, uyma kararının hüküm ve sonuçlarını ortadan kaldırmayacağı, bu nedenle bozmaya uyan yerel mahkemenin dönülemez nitelikteki bu karardan sonradan dönerek, önceki hükmünde direnmesinin isabetsiz olduğu ve kurulan hükmün de yeni bir hüküm olduğu kabul edilegelmiştir. B. Ön Soruna İlişkin Hukuki Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemesince, zımni/fiilî uymanın sonuçlarını doğuracak biçimde, tensip zaptında; sanık ... müdafileri ile katılan mağdur ... katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekillerine duruşma gün ve saatinin bildirilmesi için tebligat çıkarılması, duruşma tarihi belirlenmesi ve sanık ile müdafilerinin hazır bulundukları 21.11.2022 tarihli duruşmada; sanık ... müdafileri, katılan Bakanlık vekili ve Cumhuriyet savcısından bozmaya karşı beyanlarının alınması suretiyle bozma doğrultusunda işlem tesis edilmesi neticesinde verilen karar, yeni bir hüküm olmakla temyiz edilmesi hâlinde incelemenin de Yargıtayın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekmektedir. Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesinin son uygulaması direnme kararı niteliğinde olmadığından, dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; Dosyanın, bozma doğrultusunda işlem yapılarak kurulan hükmün, temyiz incelemesinin yapılması için Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İlgili Makaleler
- CGK (Ceza Genel Kurulu) Kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.