İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2023/448 Karar: 2025/116 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2023/448 K.2025/116

Ceza Genel Kurulu 2023/448 E. , 2025/116 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2019/98757 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 3. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1541-1014 I. HUKUKÎ SÜREÇ Görevi yaptırmamak için direnme suçundan sanık ...’in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 265/1-3-4, 43/2, 53, 58/9. maddeleri uy

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2023/448 E. , 2025/116 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2019/98757 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 3. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1541-1014 I. HUKUKÎ SÜREÇ Görevi yaptırmamak için direnme suçundan sanık ...’in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 265/1-3-4, 43/2, 53, 58/9. maddeleri uy

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2023/448 E. , 2025/116 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2019/98757 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 3. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1541-1014 I. HUKUKÎ SÜREÇ Görevi yaptırmamak için direnme suçundan sanık ...’in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 265/1-3-4, 43/2, 53, 58/9. maddeleri uyarınca 3 yıl 24 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin Şırnak 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 05.04.2019 tarihli ve 603-261 sayılı hükmün, sanık ve müdafii ile Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince 19.09.2019 tarih ve 1541-1014 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine, bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesince 15.03.2022 tarih ve 1762-1322 sayı ile; "Sanık müdafiinin 29.09.2019 tarihli temyiz dilekçesinde, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesinin görevi yaptırmamak için direnme ve 2911 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından verdiği mahkumiyet kararlarını da temyiz ettiği görülmekle, tebliğnamede bu hususta görüş bulunmadığından, belirtilen eksikliğin giderilmesini takiben ek tebliğname düzenlendikten sonra gönderilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine" karar verilmiş, temyiz isteminin reddi talepli ek tebliğname düzenlendikten sonra dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 28.12.2022 tarih ve 20712-10129 sayı ile; "Olay tutanağı, eylem çağrıları, mobese görüntü inceleme tutanağı, kıyafet ve yüz mukayese etme tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre; olay tarihinde gerçekleştirilen ve yasa dışı niteliğe dönüşen gösteriye katıldığı sabit olan sanığın görevli memura mukavemet ettiğine dair aşamalarda değişmeyen savunmasının aksine her türlü şüpheden uzak, yeterli ve kesin delil bulunmaması karşısında atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine hükmolunması..." II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 16.03.2023 tarih ve 98757 sayı ile; "... TCK'nın 265/1, 3, 4, 43/2, 53, 58/9.maddeleri uyarınca sanığa tayin olunan 3 yıl 24 ay hapis cezasının 5 yılın altında olduğu, ilk derece mahkemesinin verdiği cezanın bölge adliye mahkemesi tarafından arttırılmadığı, bu sebeple esastan red kararının verildiği tarih itibariyle kesin olduğu, 24/10/2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı Yasa ile CMK'nın 286.maddesine eklenen üçüncü fıkrada da TCK'nın 265. maddesinin yer almadığı anlaşılmaktadır. 2911 sayılı Yasanın 32/2 maddesindeki atfın atılı suçu temyizi kabil hale getirip getirmeyeceğine bakıldığında, maddedeki düzenlemenin bir gerçek içtima düzenlemesi olduğu, 29211 sayılı Yasanın 32/1 maddesinde yazılı suçun hareket unsurları ile TCK'nın 265. maddesindeki suçun hareket unsurlarının benzerliği karşısında TCK'nın 44. maddesindeki fikri içtima kuralının bertaraf edilmesine yönelik bir düzenleme olduğu, 2911 sayılı Yasanın 32. maddesinde düzenlenen suçlardan sayılmasının mümkün olmadığı, bu yönden de CMK'nın 7188 sayılı Yasa eklenen 286/3 maddesi kapsamında kalmadığının kabulü gerektiği düşüncesi ile Yüksek Daire tarafından temyiz isteminin reddine karar verilmesi yerine işin esasına girilmek suretiyle bozma kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu" görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 3. Ceza Dairesince 31.05.2023 tarih ve 6404-3831 sayı ile; itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU İtirazın kapsamına göre inceleme sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 32/2. maddesi delaletiyle TCK’nın 265. maddesinde düzenlenen görevi yaptırmamak için direnme suçunun CMK'nın, 7188 sayılı Kanun’un 29. maddesi ile değişik 286/3-c maddesi kapsamında temyizi kabil olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Sanık hakkında Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığının 05.09.2017 tarihli ve 1737-1059 sayılı iddianamesi ile TCK'nın 314/3 maddesi atfıyla 220/6, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 3/1, 5/1, 2911 sayılı Kanun'un 28/1, 28/4, 32/1, 33/1, TCK'nın 151/1 (4 kez ayrı ayrı), 152/1-a, 2911 sayılı Kanun'un 32/2. maddesi yollamasıyla TCK'nın 265/1, 265/3, 265/4, 53, 54, 58/9 ve 63. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle açılan davanın sanığın TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 3, 5/1, TCK'nın 53/1-2, 63 ve 58/9 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle yargılamasının yapıldığı Şırnak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/603 esas sayılı dosyası ile birleştirildiği, Şırnak 2. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde 05.04.2019 tarih ve 603-261 sayı ile sanığın TCK’nın 302/1, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis, 2911 sayılı Kanun’un 33/1-a, TCK’nın 53 ve 58/9. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve TCK'nın 265/1-3-4, 43/2, 53 ve 58/9. maddeleri uyarınca 3 yıl 24 ay hapis cezası ile mahkûmiyetine, kamu malına zarar verme ve mala zarar verme suçlarından beraatine, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan ise karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, Mahkûmiyet hükümlerine karşı sanık ve müdafiinin, beraat hükümleri ile karar verilmesine yer olmadığı kararına karşı da Cumhuriyet savcısının istinaf talepleri üzerine dosyayı inceleyen Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince 19.09.2019 tarih ve 1541-1014 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği, Sanık müdafiinin bu karara karşı 29.09.2019 tarihli dilekçesi ile temyiz başvurusunda bulunduğu, Yargıtay 3. Ceza Dairesince görevi yaptırmamak için direnme ve devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçlarından kurulan hükümlerin bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Değerlendirmeler Türkiye Cumhuriyeti Anayasası "Düşünce ve kanaat hürriyeti Madde 25 – Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz." Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti Madde 26 – Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet Resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir. Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir. Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz. Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir." "Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı Madde 34. Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir...", İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi "İfade özgürlüğü Madde 10 1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. Bu madde, Devletlerin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine tabi tutmalarına engel değildir. 2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, gizli bilgilerin yayılmasının önlenmesi veya yargı erkinin yetki ve tarafsızlığının güvence altına alınması için gerekli olan bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir." "Dernek kurma ve toplantı özgürlüğü" Madde 11. Herkes, asayişi bozmayan toplantılar yapmak, dernek kurmak, ayrıca çıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalar kurmak ve sendikalara katılmak haklarına sahiptir." , 2911 sayılı Kanun "Tanımlar Madde 2 . ...Gösteri yürüyüşü; belirli konular üzerinde halkı aydınlatmak ve bir kamuoyu yaratmak suretiyle o konuyu benimsetmek için gerçek ve tüzel kişiler tarafından kanun çerçevesinde düzenlenen yürüyüşünü ifade eder." Madde 3. "Herkesin önceden izin almaksızın, bu Kanun hükümlerine göre şiddet veya silah kullanmadan kanunların suç saymadığı belirli amaçlarla gösteri veya toplantı yürüyüşü düzenleyebilir." "Direnme Madde 32 –Kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşlerine katılanlar, ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar ederlerse, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçu, toplantı ve gösteri yürüyüşünü tertip edenlerin işlemesi halinde, bu fıkra hükmüne göre verilecek ceza yarı oranında artırılarak hükmolunur...". 32. maddenin, 25.07.2010 tarihli ve 6008 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile değiştirilmesinden önceki hâli şöyledir; "Hükümet emrine karşı gelenler Madde 32 –Kanuna aykırı toplantı veya yürüyüşlere silahsız olarak katılanlar emir ve ihtardan sonra kendiliğinden dağılmazlar ve hükümet kuvvetleri tarafından zorla dağıtılırsa, bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis ve beşbin liradan otuzbin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır. Güvenlik amirinin 24 üncü maddenin 1 inci fıkrası uyarınca yaptığı dağılma isteğini yerine getirmeyen düzenleme kurulu üyeleri hakkında da yukarıda belirtilen cezalar uygulanır. Dağıtma sırasında cebir veya şiddet veya tehdit veya saldırı veya mukavemette bulunanlar fiil daha ağır bir cezayı gerektiren ayrı bir suç teşkil etmediği takdirde, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 23 üncü maddede yazılı hallerden biri gerçekleşmeden veya 24 üncü madde hükmü yerine getirilmeden, yetki sınırı aşılarak, toplantı veya yürüyüşlerin dağıtılması halinde, yukarıdaki fıkrada yazılı fiilleri işleyenlere verilecek cezalar dörttebire kadar indirilerek uygulanabileceği gibi, icabına göre büsbütün de kaldırılabilir." TCK'nın "Görevi yaptırmamak için direnme" başlıklı 265. maddesi şöyledir; " (1) Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi halinde, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (3) Suçun, kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır. (4) Suçun, silahla ya da var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (5) Bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.". CMK'nın "Temyiz" başlıklı 286. maddesi; "(1) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir. (2) Ancak; a) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları, b) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları, c) Sulh ceza mahkemesinin görevine giren suçlarla ilgili olarak ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları, d) Adlî para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin suç niteliğini değiştirmeyen bölge adliye mahkemesi kararları, e) Sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararlarını değiştirmeyen bölge adliye mahkemesi kararları, f) On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen beraat kararları ile istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları, g) Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine veya istinaf başvurusunun reddine dair kararlar, h) Yukarıdaki bentlerde yer alan sınırlar içinde kalmak koşuluyla aynı hükümde, cezalardan ve kararlardan birden fazlasını içeren bölge adliye mahkemesi kararları, Temyiz edilemez." şeklinde düzenlenmiş iken; 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 78. maddesiyle ikinci fıkranın (d) bendinde yer alan "suç niteliğini değiştirmeyen" ibaresi "her türlü" şeklinde değiştirilmiş; (f) bendinde yer alan "bölge adliye mahkemesince verilen beraat kararları ile" ibaresi metinden çıkarılmış, aynı fıkranın (c), (e) ve (g) bentleri ise; "c) İlk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları" "e) Sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları" "g) Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar" şeklinde değiştirilmiştir. Bu değişiklikler sonrasında, CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi; "Adlî para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları", aynı fıkranın (f) bendi ise; "On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları" hâlini almıştır. 05.08.2017 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle, CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasına (b) bendinden sonra gelmek üzere "c) Hapis cezasından çevrilen seçenek yaptırımlara ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen; seçenek yaptırımlara ilişkin her türlü kararlar ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar," bendi eklenmiş, diğer bentlerin buna göre teselsül ettirilmesi sonucunda CMK'nın 286. maddesi; "(1) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir. (2) Ancak; a) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları, b) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları, c) Hapis cezasından çevrilen seçenek yaptırımlara ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen; seçenek yaptırımlara ilişkin her türlü kararlar ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar, d) İlk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları, e) Adlî para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları, f) Sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları, g) On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları, h) Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar, i) Yukarıdaki bentlerde yer alan sınırlar içinde kalmak koşuluyla aynı hükümde, cezalardan ve kararlardan birden fazlasını içeren bölge adliye mahkemesi kararları, Temyiz edilemez." şeklinde hüküm altına alınmıştır. Anayasa Mahkemesinin 27.12.2018 tarihli ve 71-118 sayılı kararıyla CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş, söz konusu bu iptal hükmü 15.02.2019 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine doğan yasal boşluk ise 28.02.2019 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun'un 7. maddesiyle giderilmiş, iptal gerekçesi doğrultusunda yeniden düzenlenen CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi; "İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları," şeklini almıştır. 24.10.2019 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile CMK'nın 286. maddesine; "İkinci fıkrada belirtilen temyiz edilemeyecek kararlar kapsamında olsa bile aşağıda sayılan suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları temyiz edilebilir: a) Türk Ceza Kanununda yer alan; 1. Hakaret (madde 125, üçüncü fıkra), 2. Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit (madde 213), 3. Suç işlemeye tahrik (madde 214), 4. Suçu ve suçluyu övme (madde 215), 5. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama (madde 216), 6. Kanunlara uymamaya tahrik (madde 217), 7. Cumhurbaşkanına hakaret (madde 299), 8. Devletin egemenlik alametlerini aşağılama (madde 300), 9. Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama (madde 301), 10. Silâhlı örgüt (madde 314), 11. Halkı askerlikten soğutma (madde 318), suçları. b) Terörle Mücadele Kanununun 6 ncı maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ile 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar. c) Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 28 inci maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesi ve 32 nci maddesinde yer alan suçlar." şeklinde 3. fıkra eklenmiş, 18.10.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 13.10.2022 tarihli ve 7418 sayılı Kanun'un 30. maddesiyle, CMK'nın 286. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendine (6) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere "7. Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma (madde 217/A)" bendi eklenip diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilerek madde son hâlini almıştır. CMK'nın "Temyiz" başlıklı 286. maddesine, 24.10.2019 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 29. maddesi ile eklenen üçüncü fıkrasının (c) bendi ile 2911 sayılı Kanun'un 32. maddesinde yer alan suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararlarının, maddenin ikinci fıkrasında belirtilen temyiz edilemeyecek kararlar kapsamında olsa bile temyiz edilebilecekleri hükmü getirilmiştir. Buna göre fıkrada belirtilen suçlarla ilgili olarak bölge adliye mahkemesi ceza daireleri tarafından verilen kararlar, ikinci fıkradaki kesinlik sınırları içinde kalsa bile temyiz edilebilecektir. Bu kapsamda üçüncü fıkra hükmü, ikinci fıkrada belirtilen kesinlik sınırının istisnasını oluşturmaktadır. 29. maddenin gerekçesinde bu değişikliğin amacı; "Belirtilen suçlarla ilgili olarak temyiz edilemeyen kararlara karşı temyiz kanun yolu açılarak, farklı uygulamaların önüne geçilmesi ve Ülke genelinde yeknesak bir uygulamaya ulaşılması hedeflenmektedir. Temyiz kanun yolu açılan suçlar belirlenirken, ifade özgürlüğü ile doğrudan etkili olan suçlar esas alınmıştır. Düzenlemeyle, hak ihlallerinin önüne geçilmesi amaçlanmaktadır." biçiminde açıklanmıştır. İfade özgürlüğü, gerek kadim medeniyetimizin temel kurucu felsefesi ve teorik metinleri, gerekse çağdaş demokrasiler açısından tartışmaya mahal bırakmayacak önemi haiz, onurlu insan/eşrefi mahlukat olmanın zaruri ve asgari gerekliliği iken, trajik bir biçimde insanlık tarihinin en zor ve en uzun süren, ne yazık ki belli ölçüde sürmeye de devam edegelen hak mücadelelerinden birisidir. Anlamsız kin ve nefret duygularını körüklemedikçe, açıkça şiddete ve suç işlemeye teşvik etmedikçe, başkalarının kişilik haklarına açıkça saldırı niteliği taşımadıkça her hâlde kişinin kendini gerçekleştirme ve demokratik toplumun gelişmesine katkı sunması bağlamında değerlendirilmesi mümkün olan her düşüncenin, kural olarak özgürce ve demokratik her usulle açıklanması en temel haktır. "Toplantı özgürlüğü ile bu özgürlük kapsamında düşüncelerini ifade etme hakkı, demokratik bir toplumun temel değerlerini oluşturmaktadır. Demokrasinin özünde açık bir tartışma ortamıyla sorunları çözebilme gücü yer almaktadır. Şiddete teşvik ve demokrasinin ilkelerini reddetme durumları dışında toplantı ve ifade özgürlüğünün ortadan kaldırılmasına yönelik önleyici nitelikli radikal tedbirler -yetkililere göre kullanılan ifade ve bakış açıları şaşırtıcı ve kabul edilemez görünebilir; ayrıca söz konusu gereklilikler yasadışı da olabilir- demokrasiye zarar vermekte ve hatta sık sık demokrasinin varlığını tehlikeye atmaktadır. Hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik bir toplumda kurulu düzene itiraz eden ve barışçıl yöntemlerle gerçekleştirilmesi savunulan siyasi fikirler; toplantı özgürlüğü uygulanırken diğer yasal araçlarla da kendini ifade edebilme imkânı sunmalıdır." (AİHM'nin "Gün/Türkiye" kararı, 18.06.2003, Başvuru Numarası: 8029/07) "Önceden izin alınmamış olsa bile barışçıl bir şekilde yapılan gösterilerde kolluğun bir miktar tolerans göstermesi gerekmektedir." (AİHM'nin "Oya Ataman/Türkiye" kararı, 05.12.2006, Başvuru Numarası: 74552/01) Bu cümleden olarak, "gösteri yürüyüşü hakkının" ifadesinin kolektif bir açıklanma yöntemi olduğunda kuşku yoktur (CGK'nın 27.2.2018 tarihli ve 2017/628 E. - 2018/77 K., 22.5.2018 tarihli ve 195 E. - 225 K. sayılı kararları). Anayasa'nın, "herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir..." şeklindeki 34. maddesi ile 2911 sayılı Kanun'un; "Herkesin önceden izin almaksızın, bu Kanun hükümlerine göre şiddet veya silah kullanmadan kanunların suç saymadığı belirli amaçlarla gösteri veya toplantı yürüyüşü düzenleyebilir." biçimindeki 3. maddeleri sarahati karşısında, kural olarak herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılma hakkına sahip olduğundan; yasak yöntem ve materyalle katılma hâlleri (33. madde gibi) müstesna olmak kaydıyla önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşüne sırf katılmış olmak 2911 sayılı Kanun'a göre suç değildir. İhtilafla ilgisi bakımından şu kadarı var ki; tarihi süreç içinde toplantı ve gösteri yürüyüşlerine ilişkin suçlarla ilgili olarak parlamentonun konuyu ifade özgürlüğü lehine müncer olan bir hukuk rejimine tabi tuttuğu vakıadır. 2911 sayılı Kanun'un 32. maddesinin 25.07.2010 tarihli ve 6008 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile değiştirilmesine ilişkin gerekçe de; "Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun adlî yaptırımların belirlendiği 'Hükümet emrine karşı gelenler' kenar başlıklı 32 nci maddesinde düzenlenen suçun unsurları, Türk Ceza Kanununun 'Görevi yaptırmamak için direnme' kenar başlıklı 265 inci maddesinde kabul edilen fiillerle benzerlik taşımakta ve aynı hukuki konuyu düzenlemektedir. Maddeyle, Türk Ceza Kanununun 265 inci maddesine atıf yapmak suretiyle, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 32 nci maddesinde düzenlenen suçun unsurları ve yaptırımları yeniden belirlenmektedir." denilmiş, Komisyon gerekçesinde ise maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle, birinci fıkrada belirtilen suçun cebir ve şiddet kullanılarak işlenmesi hâlinde ayrıca TCK’nın 265. maddesinden de cezaya hükmolunmasının sağlanacağı belirtilmiştir. Bu suretle suçun kanuni tanımında toplanmalarda cebir veya tehdit kullanılarak direnme suçu için TCK’nın 265. maddesine yapılan atıfla faillerin hem 2911 sayılı Kanun’un 32/1. maddesindeki direnme suçundan hem de TCK'nın 265. maddesindeki görevi yaptırmamak için direnme suçundan cezalandırılacağı düzenlenmiştir. 2911 sayılı Kanun'un "Direnme" başlıklı 32. maddesinin maddenin 1. fıkrasında, kanuna aykırı toplanmalara katılanlar bakımından, direnme suçunun ilk tipi olan "ihtara ve zor kullanmaya rağmen direnme suçu" düzenlenmektedir. Direnme suçu, toplantıyı dağıtma görevini engellemeye yönelik hareketleri içermektedir ve ilk fıkradaki suç pasif bir şekilde ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamayı ifade etmektedir. 2911 sayılı Kanun'un 32. maddesininin 2. fıkrasında ise ikinci suç tipi olarak, "kanuna aykırı toplanmalarda cebir veya tehditle direnme suçu" düzenlenmiştir. İkinci fıkrada dağılma ihtarına cebir veya tehdit kullanılarak karşı gelme, 6008 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile değiştirilmeden önce müstakil bir suç olarak düzenlenmişken değişiklikle farklı nitelikte değerlendirilerek TCK'nın 265. maddesine atıf yapılmaktadır. Bu bağlamda 6008 sayılı Kanun ile yapılan bu atfın suçun unsurlarına değil ve fakat cezaya yapıldığı söylenebilir. Diğer taraftan genellikle toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde, 2911 sayılı Kanun'un 32. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen "ihtara ve zor kullanmaya rağmen direnme suçu"/pasif direnme ile 2. fıkrasında yer bulan "kanuna aykırı toplanmalarda cebir veya tehditle direnme" TCK'nın 265. maddesine atıf yapan görevi yaptırmamak için (aktif) direnme suçu aynı olayda birbirini takip etmektedir. Şayet "gösteri yürüyüşü hakkının", ifadenin kolektif açıklanma yöntemlerinden biri olduğu söylenmekte ise aynı gösteri yürüyüşü kapsamında kimileyin hukuki anlamda tek bir fiil sayılıp sayılmayacakları bile tartışmalı olan ve yek diğerini takip edegelen eylemlerin iki farklı suçu oluşturduğu kabul edilerek, bunlardan birinin temyizinin mümkün olduğunu söylerken diğerinin temyiz edilemez hükümler kapsamında kaldığını değerlendirmek kanun yollarına etkin başvuru hakkının ihlali sonucunu da doğurabilecektir. Keza esas itibarıyla hukuki anlamda tek fiil olduğunda şüphe bulunmadığı hâlde hem TCK'nın 220/6. maddesinde düzenlenen "örgüt adına suç işlemek" suçunun, hem de iş bu suçun öncü suçları arasında yer alan TCK'nın 265. maddesindeki suçun oluştuğunun kabul edildiği ahvalde, görevi yaptırmamak için (aktif) direnme suçundan ilk derece mahkemelerince kurulan mahkûmiyet hükümlerinin istinaf aşamasında kesinleşmesi nedeniyle "örgüt adına suç işlemek" suçunun temyiz incelemesinin sorunlu bir zeminde yapıldığı da vâkıâdır. Bu nedenlerle TCK'nın 265. maddesinde düzenlenen görevi yaptırmamak için (aktif) direnme direnme suçunun, kural olarak CMK'nın 286/3. maddesinde tahdidi olarak sayılan suçlar arasında olmadığında şüphe bulunmamakla birlikte, temyizi kabil olan ve 2911 sayılı Kanun'un 32. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen "ihtara ve zor kullanmaya rağmen direnme suçu"/pasif direnme suçunun işlendiği iddiası nedeniyle aynı Kanun maddesinin 2. fıkrasındaki atfa istinaden uygulandığı hâllerde TCK'nın 265. maddesine ilişkin hükmün de temyiz edilebilir olduğu kabul edilmelidir. B. Hukuki Değerlendirme Sanığın PKK/KCK terör örgütünün yaptığı çağrılar doğrultusunda 08.09.2013 tarihinde Şırnak il merkezinde slogan atıp yol kapatarak kolluğun dağılmaları yönündeki ihtarlarına rağmen dağılmamaları ile gün boyu devam eden olayları gerçekleştiren grup içerisinde yer alıp eylemlere aktif olarak katıldığı ve bu sırada PKK/KCK terör örgütü lehine sloganlar atıp güvenlik güçlerine taşlı saldırıda bulunarak direndiği kabul edilen olayda; Görevi yaptırmamak için direnme ve 2911 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından sanığın görevi yaptırmamak için direnme suçundan mahkûmiyetine ilişkin hükmün de 7188 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile değişik CMK'nın 286/3-c maddesi kapsamında temyize tabi olduğu, bu kabulün AİHS'nin 6. maddesindeki mahkemeye erişim hakkı ve Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama hürriyeti ile de uyum içerisinde bulunacağı kabul edilmelidir. Bu itibarla, haklı nedene dayanmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan üç Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.02.2025 tarihinde yapılan birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından 12.03.2025 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla