İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2024/282 Karar: 2025/267 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2024/282 K.2025/267

Ceza Genel Kurulu 2024/282 E. , 2025/267 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2022/138503 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 6. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 101-80 I. HUKUKÎ SÜREÇ Hükümlü hakkında nitelikli yağma suçundan, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 495. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 497/1, 59, 31 ve

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2024/282 E. , 2025/267 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2022/138503 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 6. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 101-80 I. HUKUKÎ SÜREÇ Hükümlü hakkında nitelikli yağma suçundan, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 495. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 497/1, 59, 31 ve

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2024/282 E. , 2025/267 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2022/138503 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 6. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 101-80 I. HUKUKÎ SÜREÇ Hükümlü hakkında nitelikli yağma suçundan, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 495. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 497/1, 59, 31 ve 33. maddeleri uyarınca iki kez 12 yıl 6 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 16.05.1991 tarihli ve 101-80 sayılı hükümlerin, hükümlü tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 02.07.1991 tarih ve 4584-5282 sayı ile onanmasına karar verilmiştir. Hükmün infazı sırasında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmesi üzerine hükümlünün hukuki durumunun anılan Kanun kapsamında değerlendirilmesi amacıyla duruşma açılarak yapılan uyarlama yargılaması sonucunda, lehe olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCK'nın 149/1-a-h, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca iki kez 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 16.06.2022 tarihli ve 101-80 sayılı hükümlerin, hükümlü müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesince 07.02.2024 tarih ve 14679-1514 sayı ile; "...Karar tarihi itibariyle dosyanın tabi olduğu kanun yolu incelemesinin İstinaf yasa yolu olduğu," gerekçesiyle dava dosyasının incelenmeksizin iadesine karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 06.03.2024 tarih ve 138503 sayı ile; "..Uyarlama istemi üzerine yeniden duruşma açılarak bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği tarihten önce verilecek hükümlere karşı temyiz kanun yoluna başvurulabileceğinde bir tereddüt bulunmamakta ise de bu tarihten sonra uyarlama talebi üzerine verilen kararların hangi yasa yolu denetimine tabi olduğu hususunda Kanun’da açıkça bir düzenlemeye yer verilmediği, Yasa’daki mevcut boşluğun, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrası hükmü kıyasen uygulanmak suretiyle giderilebileceği, başka bir ifadeyle, daha önceden temyiz incelemesinden geçerek bozma ilamı sonrası verilen hükümlerde olduğu gibi uyarlama talebi üzerine bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilen uyarlama kararlarının da dosyanın daha önce Yargıtay denetiminden geçmesi nedeniyle yine temyiz yasa yoluna tabi olması gerektiği, temyiz incelemesinden geçmek suretiyle kesinleşen ve uyarlama yargılaması sonucunda verilen son karar hukuken kesinlik kazanıncaya kadar ‘kesin hükmün otoritesinin sarsılmazlığı’ ilkesi uyarınca etkisini sürdürmeye devam edecek olan ilk hükmün, üst dereceli Yargıtay tarafından incelenmesinin denetim hiyerarşisine ilkelerine de uygun olduğu, istinaf kanun yoluna başvurulmadan doğrudan temyiz incelemesi yapılmasının davanın makul sürede sonuçlandırılması amacına da işlerlik kazandıracağı dikkate alınarak hükümlü hakkında uyarlama yargılaması sonrası verilen hükmün temyiz kanun yolu denetimine tabi olduğu," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 22.05.2024 tarih ve 1681-6476 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; temyiz denetiminden geçerek kesinleşmiş hükümlere yönelik olarak yapılan uyarlama yargılaması üzerine verilen kararların, temyiz mi yoksa istinaf kanun yolu denetimine mi tabi olduğunun belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece hükümlü hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin, Özel Dairece onanarak kesinleşmesinden sonra, hükümlerin infazı sırasında 5237 sayılı TCK'nın 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmesi üzerine, hükümlünün hukuki durumunun anılan Kanun kapsamında değerlendirilmesi amacıyla duruşma açılarak yapılan uyarlama yargılaması sonucunda, hükümlünün gerçekleştirdiği eylemler nedeniyle lehine olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCK'nın 149/1-a-h ve 62. maddeleri uyarınca iki kez 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Hükümlerin, hükümlü müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece karar tarihi itibariyle dosyanın tabi olduğu kanun yolunun istinaf olduğu gerekçesiyle dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ise söz konusu kararın temyiz denetimine tabi olduğu görüşüyle itiraz yoluna başvurduğu anlaşılmaktadır. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Değerlendirmeler Bilindiği gibi 07.10.2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25 ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan bölge adliye mahkemeleri, 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği üzere 20.07.2016 tarihinde tüm yurtta göreve başlamıştır. Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle birlikte istinaf yolu uygulamaya girmiş, böylece ülkemizde fiilen üç dereceli yargı sistemine geçilmiştir. 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nda olağan kanun yolları olarak itiraz ve temyize yer verilmişken, 5271 sayılı CMK'da itiraz, istinaf ve temyiz olağan kanun yolları olarak düzenlenmiştir. Usul kanunlarının zaman bakımından uygulanmasında asıl olan, aksi kanunda açıkça düzenlenmiş bulunmadıkça hemen ve derhal uygulanma ilkesidir. Anılan ilke uyarınca usul işlemleri yapıldıkları sırada yürürlükte olan muhakeme kanunu hükümlerine tâbi olacaktır. Usul kanunlarında yapılan değişiklikler, yasa yürürlüğe girdikten sonra yapılacak işlemler hakkında uygulanacak olup maddi ceza hukuku kurallarının aksine geçmişe yürümezler. 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 18. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca CMK’nın 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmesi üzerine, CMUK yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak yeni usul sisteminde, kanun yolları içinde istinafa yer verilmesi ve bölge adliye mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinden sonra göreve başlaması nedeniyle 5320 sayılı Kanun'un "Temyiz ve karar düzeltme" başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasında; "Bölge adliye mahkemelerinin, 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un geçici 2. maddesi uyarınca Resmî Gazete'de ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 322. maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326. maddeleri uygulanır." hükmüne yer verilmek suretiyle bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihi olan 20.07.2016 tarihinden önce verilen kararlar hakkında kesinleşinceye kadar CMUK'un, bu tarihten sonra verilen kararlar hakkında ise CMK'nın temyize ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür. Böylelikle kanun koyucu bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden önce verilerek temyiz incelemesinden geçen kararlar hakkında kesinleşinceye kadar CMUK'un, bu tarihten sonra verilen kararlar hakkında ise CMK'nın temyize ilişkin hükümlerinin uygulanacağını düzenlemek yoluyla bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce dosyanın karara bağlandığı durumlarda nihai karar kesinleşinceye kadar başvurulacak kanun yolunun istinaf değil temyiz yolu olduğunu da işaret etmiş bulunmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen ilk hükmün, temyiz yoluna tabi olması nedeniyle bozma ilamı sonucunda 20.07.2016 tarihinden sonra verilen son kararın da temyiz denetimine tabi olacağında bir kuşku bulunmamaktadır. 7165 sayılı Kanun’un 9. maddesi ile değişik CMK’nın 307. maddesinin üçüncü fıkrasında, Yargıtayın bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince bozmaya uyulması sonrasında verilen karara karşı istinaf veya temyiz sınırlarına bakılmaksızın sadece temyiz yoluna başvurulacağı düzenlenmiş olup maddeye dair değişiklik gerekçesinde, belirtilen hâl bakımından doğrudan temyiz incelemesine imkân sağlanarak kanun yolu incelemesinin makul sürede sonuçlandırılmak istendiği açıklamalarına yer verilmiştir. Ceza Usul Hukukunda kıyas mümkün olduğundan daha önceden temyiz denetiminden geçerek bozma ilamı sonrasında verilen hükümlerde olduğu gibi yenileme talebi üzerine bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilen kararların da daha önce Yargıtay denetiminden geçmeleri nedeniyle yine temyiz yoluna tabi olması gerektiğinin kabulü, kanun koyucunun davanın makul sürede sonuçlandırılması yönündeki amacına da uygun düşmektedir. Son kararın istinaf denetimine tabi olduğunun kabul edilmesi, Yargıtayın incelemesinden geçmek suretiyle kesinleşen ve daha sonra uyarlama yargılaması veya yenileme yargılaması gibi durumlarda verilen son karar kesinleşinceye kadar da kesin hükmün otoritesinin sarsılmazlığı ilkesi uyarınca etkisini sürdürmeye devam edecek olan ilk hükmün, bölge adliye mahkemesi tarafından denetlenecek olması anlamına gelir ki, bu yöndeki kabulün, Yargıtayın yargılama sistemindeki konumunu düzenleyen Anayasa'mızın 154. maddesi hükümlerine uygun olmadığı her türlü tartışmadan uzaktır. Kaldı ki, istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesi tarafından ilk derece mahkemesinin son kararının ortadan kaldırılarak kesinlik sınırları içinde kalacak şekilde başka bir hüküm kurulması da mümkündür. Bu hâlde olağan kanun yollarına gidilemeyeceğinden bölge adliye mahkemesi kararının temyiz yoluyla denetlenmesi de mümkün olamayacaktır. B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Temyiz denetiminden geçerek bozma sonrasında verilen hükümlerde olduğu gibi yenileme talebi veya uyarlama yargılaması üzerine bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilen kararların da daha önce Yargıtay denetiminden geçmeleri nedeniyle yine temyiz yoluna tabi olması gerektiğinin kabulünde zorunluluk bulunması, bu kabulün kanun koyucunun davanın makul sürede sonuçlandırılması yönündeki amacına da uygun düşmesi, aksi durumun kabulü hâlinde Yargıtayın incelemesinden geçmek suretiyle kesinleşen ve uyarlama yargılaması veya yenileme yargılaması gibi durumlarda verilen son karar kesinleşinceye kadar da kesin hükmün otoritesinin sarsılmazlığı ilkesi uyarınca etkisini sürdürmeye devam edecek olan ilk hükmün, bölge adliye mahkemesi tarafından denetlenecek olmasının mümkün olması hâlinde Yargıtayın yargılama sistemindeki konumunu düzenleyen Anayasa'mızın 154. maddesi hükmüyle bağdaşmaması hususları bir bütün olarak gözetildiğinde Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 16.06.2022 tarihli ve 101-80 sayılı karara yönelik incelemenin temyiz denetimine tabi olduğu sonucuna varılmalıdır. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan üç Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 07.02.2024 tarihli ve 14679-1514 sayılı iade kararının KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, temyiz incelemesi yapılması amacıyla Yargıtay 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.06.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla