Karar Özeti
Ceza Genel Kurulu 2024/29 E. , 2025/56 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2020/113163 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 3. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 628-1277 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanıkların silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 62
Karar Detayı
Ceza Genel Kurulu 2024/29 E. , 2025/56 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2020/113163 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 3. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 628-1277 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanıkların silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, mahsuba ve cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 11.02.2020 tarihli ve 41-32 sayılı hükümlerin, sanıklar ve müdafileri tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyanın gönderildiği İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince 20.10.2020 tarih ve 628-1277 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine, bu kararın sanıklar müdafileri ve sanık ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 29.03.2023 tarih ve 20866-1689 sayı ile onanmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 05.07.2023 tarih ve 113163 sayı ile; "Sanıkların örgüt üyeliğine esas olmak üzere gerçekleştirdikleri örgütsel faaliyetlere ilişkin olarak mevcut delillere göre süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden her türlü şüpheden uzak, ispatlanmış eylemlerinin bulunmadığı," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 3. Ceza Dairesince 29.11.2023 tarih ve 12635-9790 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUN Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklara isnat edilen silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; sanıklardan ... ve ... yönünden duruşmada tartışılmayan delillerin hükme esas alınmasının savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup olmadığı hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün çeşitli sivil toplum kuruluşları üzerinden yapılanması kapsamında ... ilçesinde bulunan ve örgüte müzahir olduğu değerlendirilen ... Sağlık Derneğinin bazı üyelerinin anılan örgütün mensubu oldukları ve tanık ...'in ifadesinde isimlerinin geçtiği iddiasıyla sanıklar hakkında soruşturmaya başlandığı, ... Kaymakamlığının 07.01.2016 tarihli yazısına göre; 13.09.2013 tarihinde kurulan ... Sağlık Derneğinin 10.12.2015 tarihinde yaptığı olağanüstü genel kurul toplantısında fesih kararı aldığı, KHK ile kapatılmasının söz konusu olmadığı, Adı geçen derneğin defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde hazırlanan 28.03.2017 tarihli bilirkişi raporunda; her ne kadar dernek tüzüğünde "Derneğin, sağlık alanında genel eğitim, bilimsel araştırmalar yapmak, halkın sağlığının korunabilmesi için her türlü kültürel, sosyal ve iktisadi imkânı sağlayıcı tesisler kurup hekimler ve sağlık mensupları arasında yardımlaşmayı ve dayanışmayı sağlamaktır." denilmişse de bu konulara ilişkin herhangi bir faaliyette bulunulduğunun tespit edilemediği, örgüte müzahir olan ve 667 sayılı KHK ile kapatılan ... Derneğiyle birlikte "..." isimli organizasyon düzenlendiği ve sağlıkla ilgisi olmayan ... G. isimli bir gazeteci davet edilerek yapılan organizasyonun da derneğin ana konularıyla bağdaşmadığı, derneğin kuruluşu ve hesapları için sözleşme yaptığı muhasebeci ... Ö.'nün KHK ile kapatılan örgüte müzahir şirket ve vakıfların da muhasebecisi olduğu bilindiğinden bu derneğin de FETÖ/PDY kapsamında kurulmuş bir dernek olabileceği hususlarının belirtildiği, Bu bilgileri değerlendiren İlk Derece Mahkemesince dernek üyeliğinin örgüt mensubiyeti için tek başına delil olarak kabul edilemeyeceği kanaatine varıldığı, 17.04.2018 tarihli inceleme tutanağına göre; sanık ...'den ele geçirilen ... marka cep telefonunda bulunan WhatsApp programı kullanılarak; i) 06.04.2016 tarihinde saat 09.54'te sanık ...'ın sanık ...'a "Aksam cay bende 20.30 dan sonra" şeklinde mesaj gönderdiği, sanık ...'ın da saat 18.23'te "Hocam hanim rahatsiz gelllemicem..." diyerek cevap verdiği, sanık ...'un da saat 18.39'de "Geçmiş olsun Allah sifa versin" dediği, ii) Tanık ...'le gerçekleşen mesajlaşmalarının; ---24.02.2015 tarihinde saat 17.07-17.20 arasında; Sanık ... : "Abi yarin icin bi değişiklik yok dimi...?" Tanık ... : "Sizdeyiz" Sanık ... : "Tmm" Sanık ... : "A.e.o. " Tanık ... : "Acilimi ne" Tanık ... : "Haaa" Tanık ... :"Yarin size gelcez diye ... didlerimi bileyliyor" Sanık ... : "Sıkı bileylesin güzel seyler varr.." ---14.05.2015 ve 15.05.2015 tarihlerinde saat 11.17-07.10 arasında; Tanık ... : "Yarın aks. Yurtta kandil prg. var" Tanık ... : "Pazar gunu duzce raftinge gidilecek" Sanık ... : "Tmm" Tanık ... : "Borc 232 tl. Oducen eke ye" Sanık ... : "Tmm" ---17.08.2015 tarihinde saat 11.29-11.36 arasında; Tanık ... : "Senin odemen 390 tl" Sanık ... : "Tmm" ---25.09.2015 tarihinde saat 11.03-11.15 arasında; Sanık ... : "...hocanin no su lazim" Sanık ... : "Et getirdim" Tanık ... : "Ok" Sanık ... : "Yirt kapali" Sanık ... : "Veya bir arkds göndersin yrt acilsin" Sanık ... : "Noldu...." Tanık ... : "0532...**79 ..." Sanık ... : "Tmm..." ---13.01.2016 tarihinde saat 16.26'da arasında; Tanık ... : "Bu aks ... hoca bekliyo 8 de" şeklinde olduğu, iii) Örgüte müzahir ... ... Dershanesi ile ... Öğrenci Yurdunda çalışan ve hakkında aynı suçtan işlem yapılan ... A. isimli şahısla 25.09.2015 tarihinde saat 11.17-11.26 arasında geçen mesajlaşmasının; "Sanık ... : "... hcm ben dr ..." Sanık ... : "Ordamisin" Sanık ... : "Et gtrdm" Sanık ... : "Yurt kapali" Sanık ... : "Bi arkds varmi" Sanık ... : "Acsin" ... A. : "Ariyorum hemen" Sanık ... : "Bklyr.." ... A. : "5 dk ... bey geliyor" Sanık ... : "Acicakmi yrd u" ... A. : "Evet" Sanık ... :"Tmm bi miktarda kiyma cskebilirmiyim kendime.." ... A. :"Oradaki durumu bilmiyorum söylersiniz ... beye" Sanık ... : "Tmmm" biçiminde olduğu, iv) Örgüt adına himmet ve kurban bağışı topladığı iddia olunan ve hakkında aynı suçtan işlem yapılan firari durumdaki ... B. isimli şahısla yaptığı mesajlaşmalarının; ---17.04.2019 tarihinde saat 17.30-17.46 arasında; Sanık ... : "... hocam..." Sanık ... : "Ordamisin" Sanık ... : "Dr. ... ben" Sanık ... : "Fıkhi bi sorum var...." ... B. : "Buyur abi" Sanık ... : "Hast.kepek vs nedeniyle kina yakmam caizmidir?..." ... B. : "Caiz abi sıkıntı yok" Sanık ... : "Bu arada üstadi birebir görenlerden ... abi den çok selamlar" Sanık ... : "...yanindaydim..." ... B. : "Sadece abi yaşlı erkeklerin genç Görünmek için yaktıkları kına uygun görülmüyor siyah kına yani herhalde Hint kınası diye geçiyor" ... B. : "As bizdende selamlar ellerinden öpüyoruz abi" Sanık ... : "Hafiz abi keramet leri dehşettir..." Sanık ... : "Yaninda olunca anlasiliyor..." ... B. : "Sizde abi dua ile" Sanık ... : "Gelince anlatiriz" Sanık ... : "Koca bir cinar" ... B. : "Dinleriz abi" Sanık ... : "Ustadin ilk talimatlarindrn sonra orası dürekli hizmet halinde..." ---03.10.2014 tarihinde saat 13.46-13.47 arasında; Sanık ... : "... hocam ölmüş kişiye kurban olurmu acaba?..." ... B. : "Olur abi nafile" Sanık ... : "Tmm sagolasin..." ---04.10.2014 tarihinde saat 12.13-12.18 arasında; Sanık ... : "... hocam kurban kesenlere et verilecekmi...?" ... B. : "Hayır abi" Sanık ... : "Tmm" ---05.10.2014 tarihinde saat 13.52-13.54 arasında; Sanık ... : "... hocam yurtta kiyma cekebilirmiyiz" Sanık ... : "... hocam emaneti yolladim kontrol edermisin" şeklinde olduğu, Anılan inceleme tutanağına göre; sanık ...'ın telefon rehberinde ... ÖGRTMN olarak kaydedilen 0 505 ... ** 93 hattın ... P. isimli şahsın adına kayıtlı olduğu ve bu kişi hakkında aynı suçtan soruşturma yürütüldüğü, SOHBET ... olarak kaydedilen 0 533 ... ** 11 numaralı hattın ... B. adına kayıtlı olduğu, Sohbetçi olarak kaydedilen 0 538 ...** 70 numaralı hattın ... E. adına kayıtlı olduğu ve bu şahsın aynı suçtan Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/113 Esas sayılı dosyasında yargılandığı, Yine aynı inceleme tutanağına göre; sanık ...'ın ikametinde yapılan arama neticesinde el konulan masaüstü bilgisayarda örgüt lideri...in silinmiş fotoğraflarının bulunduğu, 07.04.2019 tarihli bilirkişi raporuna göre; ... Hizmetleri ve Prodüksiyon AŞ (...) tarafından dosyaya gönderilen CD'deki ses dosyasının incelenmesinde sanık ... ile şirket operatörü arasında geçen konuşmanın; "Sanık ... : İyi günler Tekirdağ ...'den arıyorum da, akşam ...TV izliyordum da kanallar kapatılmış, şimdi internetten ben yazıları okuyorum da. Operatör : Evet. Sanık ... : ...'ün komple iptal edilmesini istiyorum. Operatör : Evet ...TV kapatıldı. Sanık ... : Evet. Operatör : ... da kapatıldı. Sanık ...: Ben bir tek onları izliyordum zaten, siyasi şeylere girmek istemiyorum tamam mı, ...'ün komple kapatılmasını istiyorum yayınlar açılana kadar, açılmazsa zaten ... alcam." şeklinde olduğu, Tanık ...'ün kollukta yaptığı teşhiste; sanıklar ... ve...'nin içinde olmadığı 23 kişiye ait fotoğraflardan sanıklar ... ve ...'i teşhis ettiği, Sanık ...'ın 22.11.2016 tarihli ve 677 sayılı KHK ile görevine iade edildiğine ve ...'ta aile hekimi olarak çalışmakta olduğuna dair belgeler sunduğu, Anlaşılmıştır. ... başka soruşturma dosyasında şüpheli sıfatı ile savcılıkta; ... ilçe hadimi olan ....'nün ayrılması üzerine 2014 yılında ....'nın ilçe hadimi olarak atandığını, sohbet grubunun aynı şekilde devam ettiğini, 2015 yılının yaz aylarına gelindiğinde ....'nın artık mütevelli olmadıklarını, mesleklere göre ayrılmaları gerektiğini ve başka bir grupla sohbete devam edeceğini söylediğini, bunun üzerine diğer gruptan ayrıldığını, bir süre sonra inceleme dışı sanık ...'in arayıp buluşmaları gerektiğini söylemesi üzerine buluştuklarında doktor grubu oluşturduklarını ve bundan sonra bu grupla devam edeceklerini belirttiğini, söylediği tarihte gittiği bu şahsın evinde sanıkların ve inceleme dışı sanık ...'in olduğunu, sohbet yaptıklarını, dinî konularda konuştuklarını, himmet istenmediğini ve kendilerinin de himmet vermediğini, yaklaşık bir yıl bu şekilde devam ettiklerini, 2016 yılının yazında darbe teşebbüsü gerçekleştikten sonra bir daha bir araya gelmediklerini, Mahkemede tanık sıfatı ile 02.01.2018 tarihinde talimatla alınan beyanında; etkin pişmanlık kapsamında daha önce verdiği ifadesinde inceleme dışı sanık ... ...'ın da sohbet grubunda olduğunu belirtmişse de kendisinin kanser hastası olduğu ve cezaevindeyken ilaçlarını alamadığı için böyle bir beyanda bulunduğunu, olayı yanlış hatırladığını şimdi fark ettiğini, sanıklar... ve ...'ın sohbet grubunda yer aldığını, bu grubun inceleme dışı sanık ... tarafından oluşturulduğunu ve doktorlar arasındaki bir grup olduğunu, müsait olduklarında 2-3 haftada bir toplandıklarını, 2016 yılının Ocak ayında sohbete başladıklarını ve Haziran ayı gibi izin dönemi gelince son verdiklerini, bu sohbetlerin örgütün sohbeti olduğunu fakat dinî konuların konuşulduğunu, bu konuları evinde toplandıkları inceleme dışı sanık ...'in anlattığını, ilmihal okunduğunu, kafalarına takılan konuları sorduklarını, örgüt liderinin CD'lerinin izlenmediğini, sanıkların bu toplantılarda himmet verip vermediklerini bilmediğini, bu yönde talep olmadığı gibi böyle bir şeye de şahit olmadığını, kendisinin de himmet vermediğini, sanıkların birlikte sohbete katıldığı doktor arkadaşları olduğunu, 17.09.2019 tarihli duruşmada; sanık ...'un ... doktoru arkadaşı olduğunu, sanık ...'la aile hekimliğinde, sanıklar... ve ...'le de hastanede birlikte çalıştığını, örgütle bağlantısı olup olmadığını bilmediği bu sanıkları birkaç kez halka açık toplantılarda gördüğünü, inceleme dışı sanık ...'i lisede okuyan kendi oğlunun öğretmeni olması nedeniyle tanıdığını, ailece görüştüğü bu kişinin örgüt kapsamında herhangi bir faaliyeti olup olmadığını görmediğini, ... hekimi arkadaşı olan inceleme dışı sanık ... ...'ın örgütle bağlantısının bulunup bulunmadığını bilmediğini, savcılıktaki ifadesinden ziyade şimdi anlattıklarının doğru olduğunu, zira kanser tedavisinin aksamaması için böyle bir beyanda bulunduğunu, ifadesinde isimleri geçenlerle aile meclisi olarak bu olaylardan bağımsız bir şekilde zaman zaman bir araya geldiklerini, arkadaş olduklarını ve sürekli aile toplantıları yaptıklarını, inceleme dışı sanık ...'in de zaman zaman geldiğini, tarihleri karıştırdığını, anlattığı olayların aslında 2015 yılında meydana geldiğini, inceleme dışı sanık ...'in evine de oturmaya gittiklerini ancak sohbet ve toplantı için gitmediklerini, katıldığı sohbet toplantılarının 17-25 Aralık sürecinden önce olduğunu, bu tarihten sonra herhangi bir sohbet toplantısı yapılmadığını, herkese açık olan toplantıların 2010-2011 yıllarında yapıldığını, bunların da kandil veya Ramazan ayı gibi önemli günlerde bir araya gelip Kuran-ı Kerim okunması şeklinde gerçekleştiğini, 2018/113 Esas sayılı dosyadaki ifadesi okunup sorulduğunda ise sohbet toplantısına değil ev davetine katıldığını, Kendi hakkındaki 2018/113 Esas sayılı dosyanın 03.07.2018 tarihli duruşmasında sanık sıfatı ile; 2013 yılının başlarında ilçe hadimi ....'nün yerine gelen ....'nın bir müddet sonra arayıp artık mütevelli olmadığını ve doktor arkadaşlarla sohbete devam etmesi gerektiğini söylediğini, akabinde öğretmen olarak tanıdığı inceleme dışı sanık ...'in arayıp evindeki sohbete kendisini davet ettiğini, gittiği evde 3-4 doktor arkadaşının olduğunu gördüğünü, 1-1,5 ay kadar sohbet toplantısına bu şahsın evinde katıldıklarını, daha sonra yaz dönemi olduğu için bu sohbet grubunun dağıldığını, izin dönüşündeyse dershane olaylarının patlak verdiğini, 2013 yılının Eylül veya Ekim ayında artık sohbet yapmamaya karar verdiklerini, ardından 17-25 Aralık sürecinin yaşandığını, bunun üzerine bu yapıyla bütün irtibatını kestiğini ve hiçbir faaliyete katılmadığını, zaten bu süreçten sonra ...'de mütevelli ve sohbet toplantılarının yapılmadığını esnaf arkadaşlarından ve çevresinden duyduğunu, İnceleme dışı sanık ... aşamalarda benzer şekilde; suçlamaları kabul etmediğini, örgütle bağlantısının olmadığını, mütevellilikle ilgili herhangi bir bilgisinin bulunmadığını, ...Anadolu Lisesinde ... öğretmenliği yaptığını, tanık ...'ü oğlunun derslerine girdiği için tanıdığını, tanığın beyanlarını kabul etmediğini, zira kimseye sohbet vermediğini, sanık ...'un kendi çocuğunun doktoru olduğunu, sanıklar..., ... ve ...'i ise tanımadığını, ... başka soruşturma dosyasında şüpheli sıfatı ile savcılıkta; Hollanda'dan geldikten sonra 2015-2016 yıllarında mütevelli heyetinde görev aldığını ve sohbet yaptığını, 2016 yılında ... ... isimli şahsın doktorları toparlayacak bir kişi gerektiğini ve bu kişinin de inceleme dışı sanık ... olabileceğini kendisine söylediğini, bu kapsamda doktor ünitesinden sorumlu olduğunu düşündüğü ... ... isimli şahısla inceleme dışı sanık ...'in tanıştığını ve doktorları sohbet ortamında toplama ve organize etme göreviyle yetkilendirildiğini, Tanık sıfatı ile mahkemede; sanıkları tanımadığını, beyanında geçen kişinin huzurdaki inceleme dışı sanık ... olmadığını, Belirtmiştir. Sanık ... aşamalarda benzer şekilde; ... Sağlık Derneğine meslektaşlarıyla dayanışmayı arttırmak ve mesleki bilgi edinmek amacıyla üye olduğunu ancak derneğin denetim kurulu yedek üyesi olduğunu bilmediğini, bu durumu emniyette öğrendiğini, evinde bulunan CD'lerin tanıtım amacıyla geldiğini, bunları izlemediğini, her ne kadar 03.10.2016 tarihli ve 675 sayılı KHK ile görevinden ihraç edilmişse de 22.11.2016 tarihli ve 677 sayılı KHK ile göreve iade edildiğini ve hâlen ... ilçesinde aile hekimi olarak çalıştığını, suçlamayı kabul etmediğini, Sanık ... aşamalarda benzer şekilde; tanık ...'ün 2006 yılında ... Hastanesinde başhekim yardımcısı olduğunu, kendisinin de ... aile hekimi olarak çalıştığını, tanığın hastanede görev yapma isteğini kabul etmemesine rağmen görevlendirmesinin yapıldığını, bu yüzden tanığa kırıldığını, 2010 yılına kadar acil serviste tanıkla beraber görev yaptıklarını, o tarihten sonra birlikte çalışmalarının olmadığını, tanığın beyanlarının doğru olmadığını, zira hiçbir örgütsel veya dinî içerikli toplantıya katılmadığını, ayrıca inceleme dışı sanık ...'i de tanımadığını, mesleki ve kültürel faaliyetler gerçekleştirileceğine dair tanıtım yapıldığı için üye olduğu ... Sağlık Derneğinin faaliyetlerine çocuğunun hastalığı sebebiyle katılamadığını, bu yüzden 2013 yılının Nisan ayında derneğin sekreteryasında çalışan ... I.'yı arayıp istifa etmek istediğini söylediğini, bir ay sonrasında istifasının işleme alınıp alınmadığını sorduğunda bu şahsın işleme koyduklarını belirttiğini, söz konusu derneğin örgütle ilgisini bilmediğini, suçlamayı kabul etmediğini, Sanık ... aşamalarda benzer şekilde; tanık ...'ü aynı apartmanda oturduğu için tanıdığını, bu nedenle arkadaşlıklarının olduğunu, gerek hayatın doğal akışı içinde gerçekleşen düğün veya bayram gibi gerekse meslekle ilgili toplantılarda tanıkla bir araya geldiklerini, bunların toplantı niteliği taşımadığını, ...'ün küçük bir yer olması nedeniyle bütün doktorların birbirlerini tanıdığını, tanığın cezaevindeyken tedavisi aksadığı ve zor durumda kaldığı için kendini kurtarmak amacıyla bu şekilde beyanda bulunduğunu, çocuğunun tedavisini yaptığı ... öğretmeni olan ... isimli bir tanıdığının olduğunu, kendilerine sohbet verdiği söylenen kişi o ise bu şahsın dinî bilgi verebilecek düzeyde yeterliliğinin olmadığını, dernek faaliyetlerine aktif olarak katılmadığını, bu yüzden derneğin ne tür faaliyetler gerçekleştirdiğini bilmediğini, hiçbir zaman sohbet toplantısına katılmadığını, suçlamayı kabul etmediğini, Sanık ... aşamalarda benzer şekilde; ... hekimi olan tanık ...'le farklı sağlık ocaklarında çalıştıklarını, inceleme dışı sanık ...'i tanımadığını, sohbet toplantılarına katılmadığını, tanığın kendisini kurtarmak amacıyla iftira attığını, zira cezaevinde tedavi olamadığını, tanığın ara sıra örgütün propagandasını yaptığı için örgüte yakınlık duyduğunu bildiğini ancak ne derecede örgütün içinde olduğunu bilmediğini, tuttuğu futbol takımı son yıllarda kötü gittiği için maçları izlemediğini, bu nedenle ... aboneliğini iptal ettirmeyi düşündüğünü ancak büyük oğlunun karşı çıktığını, farklı şeyler duymak için ...TV gibi muhalif haber kanallarını izlediğini, bu kanalın örgüte müzahir olduğunu bilmediğini, program izlediği esnada yayının birden kesildiğini, sebebini öğrenmek için müşteri hizmetlerini aradığını ve öfkeli bir şekilde konuştuğunu, ...'ten gelen ses kaydında izlediğini belirttiği kanalların ...TV ve ... olduğunu, ayrıca internetten araştırdığını söylediği şeyin de yayının neden kapatıldığına ilişkin araştırması olduğunu, örgüt nedeniyle aboneliğini iptal ettirseydi ... ismini telaffuz etmesi gerektiğini, suçlamayı kabul etmediğini, Savunmuşlardır. V. GEREKÇE A- Sanıklar ... ve ... yönünden duruşmada tartışılmayan delillerin hükme esas alınmasının savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup olmadığı 1. Ön Soruna İlişkin Hukuki Açıklamalar CMK'nın 176/1. maddesinde iddianamenin çağrı kağıdı ile birlikte sanığa tebliğ edileceği hükme bağlanmış, "İfade ve sorgunun tarzı" başlıklı 147. maddesinin birinci fıkrasında; "Şüphelinin veya sanığın ifadesinin alınmasında veya sorguya çekilmesinde aşağıdaki hususlara uyulur: a) Şüpheli veya sanığın kimliği saptanır. Şüpheli veya sanık, kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür. b) Kendisine yüklenen suç anlatılır." denilmek suretiyle sorguya çekilmeden önce sanığa yüklenilen suçun anlatılması gerektiği vurgulanmıştır. "Duruşmanın başlaması" başlıklı 191. maddesinin üçüncü fıkrasında; "Duruşmada, sırasıyla; a) Sanığın açık kimliği saptanır, kişisel ve ekonomik durumu hakkında kendisinden bilgi alınır, b) İddianame veya iddianame yerine geçen belgede yer alan suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve deliller ile suçlamanın hukuki nitelendirmesi anlatılır, c) Sanığa, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu ve 147'nci maddede belirtilen diğer hakları bildirilir, d) Sanık açıklamada bulunmaya hazır olduğunu bildirdiğinde, usulüne göre sorgusu yapılır." düzenlemesine yer verilmiştir. "Delilleri takdir yetkisi" başlıklı 217. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde; "Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir." hükmü bulunmaktadır. Savunma ve yapılan isnadı öğrenme hakkı kapsamındaki bu düzenlemelerle sanığın suçlamalardan haberdar olması, delillerini sunabilmesi, karşı argümanlarını ortaya koyabilmesi, olayları kendi bakış açısına göre anlatabilmesi, delillerin güvenilirliğini ve doğruluğunu denetleyebilmesi ve bu suretle daha etkili savunma yapması amaçlanmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Temel haklar ve ödevler" bölümünde yer alan 36. maddesinde savunma hakkı; "Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." şeklinde düzenlenmiş olup temel hak niteliğine uygun olarak bu hakkın tanınmaması veya sınırlandırılması durumunda verilen karar hukuka aykırı olacaktır. Savunma hakkının temelini oluşturan sorgu, sadece sanık lehine getirilmiş bir hüküm değil, aynı zamanda maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla konulan ve kamusal niteliği de bulunan emredici bir usul kuralıdır. Savunma hakkına riayet, gerek ceza muhakemesi hukukumuzda gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde tanınan hakları ihlal etmeden gerçekleştirilen yargılama faaliyeti neticesinde adil yargılama ilkesinin tam anlamıyla tezahür etmesine de hizmet edecektir. Öte yandan, ceza muhakemesinin amacı olan; maddi gerçeğin insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarılması için delillerin aleni bir duruşmada tarafların huzurunda ortaya konulmasından sonra, bu delillerden sonuç çıkarma, yani tartışma safhası başlamaktadır. Böylece ortaya konulan delillerle ilgili olarak taraflara CMK'nın 216/1. maddesinde belirtilen sıraya göre söz hakkı verilecek ve tartışma imkânı sağlanacaktır. Bu husus, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.01.2013 tarihli ve 1469-19 sayılı kararında "Ceza yargılamasının amacı olan maddi gerçeğin açığa çıkarılması için sanığın sorguya çekilmesinden sonra delillerin ortaya konulması ve tartışılması aşamasına geçilir. Ceza yargılamasında maddi gerçek, iddia ve savunma makamlarının görüşlerinin tartışılması sonucunda ortaya çıkar. Hâkim de kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir." denilerek ortaya konulmuştur. Delillerin müşterekliği ilkesi olarak adlandırılan bu durum, delillerin bütün yargılama süjeleri tarafından bilinip tartışılması gerektiği neticesini doğurur. Bu ilkenin yansıması mahiyetinde olan CMK'nın 216/1. maddesi uyarınca kendisine söz verilen her süje, ortaya konulan delillerin tartışılmasına katılabilecek ve böylece çelişmeli yargılama ilkesine de uygun hareket edilmiş olunacaktır. Savunma hakkına atfedilen önemden dolayı bu hakkın tanınmaması veya sınırlanması, CMK'nın 289. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca mutlak bozma nedeni olarak kabul edilmiştir. 2. Ön Soruna İlişkin Hukuki Nitelendirme Sanık ... hakkında Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 17.05.2018 tarihli ve 2017/1478 soruşturma numaralı iddianame ile Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/209 Esas sırasına kayden açılan davanın hukuki ve fiilî bağlantı nedeniyle aynı mahkemenin 2017/155 Esas sayılı dosyasıyla birleştirilmesine karar verildiği, birleştirme sonrasında icra olunan duruşmalarda CMK'nın 191/3. maddesi gereğince söz konusu iddianamede belirtilen eylemler ve deliller sanığa anlatılmadığı gibi bunlara ilişkin olarak savunma da alınmadığı, İlk Derece Mahkemesince diğer deliller yanında anılan iddianamede yer verilen WhatsApp yazışmalarının da sanıklar ... ve ... hakkında hükmolunan mahkûmiyet kararına dayanak kabul edildiği anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesince 2017/155 Esas sayılı dosyada yargılama devam ederken anılan dosya ile birleştirilen 17.05.2018 tarihli ve 2017/1478 soruşturma numaralı iddianamedeki suçlamaya ilişkin eylem ve deliller bakımından CMK'nın 191/3. maddesinde belirtilen usule uygun şekilde savunmaları alınmadan ve aynı Kanun'un 216/1. maddesinde belirtilen biçimde delillerin tartışılması sağlanmadan yargılamaya devam olunarak anılan iddianamedeki WhatsApp yazışmalarına da dayanılmak suretiyle sanıklar ... ve ... hakkında mahkûmiyet kararı verilmesinin savunma hakkının ihlali niteliğinde olduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, itiraza konu hükümlerin savunma hakkının ihlal edilmesi nedeniyle CMK'nın 289. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca sanıklar ... ve ... yönünden bozulmasına karar verilmelidir. B- Sanıklara isnat edilen silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sabit olup olmadığı 1. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Hukuki Açıklamalar Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.01.2019 tarihli ve 417-44 sayılı, 20.12.2018 tarihli ve 419-661 sayılı, 26.09.2017 tarihli ve 956-370 sayılı kararları ile bu suçların temyiz incelemesiyle görevli Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 E. - 2017/3 K. karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; Örgüt üyesi; örgütün amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği; örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hâkim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi, örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ; canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemedeki ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibarıyla süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Vesile Sonay Evik, "Cürüm İşlemek İçin Örgütlenme", Prof. Dr. Çetin Özek Armağanı, Galatasaray Üniversitesi, 1. Basım, İstanbul 2004, s. 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin suç işlemek amacı olması aranır (Nevzat Toroslu, Ceza Hukuku, Özel Kısım, s. 263-266, Uğur Alacakaptan, "Genel Olarak ve Bazı Suçlar Bakımından Cürüm İşlemek İçin Örgüt (Teşekkül) Meydana Getirme Suçu", Prof. Dr. Çetin Özek Armağanı, Galatasaray Üniversitesi, 1. Basım, İstanbul 2004, s. 28, İzzet Özgenç, Ceza Hukuku Genel Hükümler, s. 280). Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz (TCK madde 30/1). TCK’nın "Hata" kenar başlıklı 30/1. maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir. Hata (yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması hâlinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi durumunda ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu hâlde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır. FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasa'ya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut exante bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibarıyla kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1. maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. Öte yandan Anayasa’nın 138/1. ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve AİHS’nin 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir. Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (Feyzioğlu, s. 357). Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkânı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma: "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Prof. Dr. Feridun Yenisey, "İstinafta Maddi ve Hukuki Mesele Denetimi", Dr. Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Her şeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK'nın 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı kararı). Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkan vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmı gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimale sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK'nın 11.06.2013 tarihli ve 36-294 sayılı kararı). Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. 2. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün çeşitli sivil toplum kuruluşları üzerinden yapılanması kapsamında ... ilçesinde bulunan ve örgüte müzahir olduğu değerlendirilen ... Sağlık Derneğinin bazı üyelerinin anılan örgütün mensubu olduğu ve tanık ...'ün ifadesinde isimlerinin geçtiği iddiasıyla başlatılan soruşturma neticesinde yapılan yargılamada sanıkların silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ayrı ayrı mahkûmiyetlerine karar verilen dosyada; Sanıkların FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına, nihai amaç ve yöntemlerini bilerek dahil olmak suretiyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arzeden faaliyetlerde bulunup bulunmadıklarına ilişkin maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespitini teminen; temyiz incelemesi aşamasında 05.02.2021 tarihinde etkin pişmanlık kapsamında kollukta ifade veren inceleme dışı sanık ... ...'ın sanıklar hakkındaki bilgi ve görgüsünün ayrıntılı bir şekilde tespit edilmesi, sanık ...'a ilişkin olarak istinaf aşamasında dosyaya gelen 02.01.2020 tarihli tutanaktaki ByLock mesajlarının okunup sanıktan diyeceklerinin sorulması, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Terör Daire Başkanlıkları nezdinde bulunan tanık beyanlarını içerir veri bankası ile Bylock veri havuzunda ve ayrıca UYAP örgütlü suçlar bilgi bankasında sanıklar hakkında başkaca ifade yahut bilgi bulunup bulunmadığı araştırılıp varsa ilgili birimden onaylı örnekleri getirilerek CMK'nın 217. maddesi uyarınca duruşmada okunup tartışılması, gerekirse beyan sahiplerinin tanık sıfatıyla usulüne uygun biçimde dinlenmesi ve ayrıca kararın ön sorun kısmında zikrolunan iddianame gereğince savunma alındıktan sonra bütün deliller bir arada değerlendirilerek sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayin edilmesinde zorunluluk bulunduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulüne karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının DEĞİŞİK GEREKÇE İLE KABULÜNE, 2- Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 29.03.2023 tarihli ve 20866-1689 sayılı sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkındaki onama kararının KALDIRILMASINA, 3- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince verilen 20.10.2020 tarihli ve 628-1277 sayılı sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkındaki hükmün, sanıklar ... ve ...'ın savunma haklarının kısıtlanması ve tüm sanıkların işaret olunan deliller toplandıktan sonra mevcut deliller de değerlendirilerek hukuki durumlarının takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırmayla hükümler kurulması isabetsizliklerinden BOZULMASINA, 4- Sanık ... müdafiinin tahliye talebinin reddi ile sanığın tutukluluk hâlinin CMK'nın 100 ve devamı maddeleri uyarınca DEVAMINA, 5- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.02.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
İlgili Makaleler
- CGK (Ceza Genel Kurulu) Kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.