Karar Özeti
Ceza Genel Kurulu 2024/361 E. , 2025/459 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 622-828 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın, maktul ...'a yönelik kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81, 62, 53, 54, 58... . maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası ile c
Karar Detayı
Ceza Genel Kurulu 2024/361 E. , 2025/459 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 622-828 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın, maktul ...'a yönelik kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81, 62, 53, 54, 58... . maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, katılan ...'ya yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan TCK'nın 81, 35, 29, 62, 53, 54, 58... . maddeleri uyarınca 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesince kurulan 14.03.2019 tarihli ve 608-139 sayılı kısmen resen de istinafa tâbi hükümlerin, sanık müdafii, katılan ... vekili, katılanlar ..., ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyanın gönderildiği Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 13.09.2019 tarih ve 1096-2026 sayı ile yapılan duruşmalı inceleme sonucu kaldırılarak, sanığın maktul ...'a yönelik kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan TCK'nın 87/4-2. cümle, 29, 53, 54, 58... . maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, katılan ...'ya yönelik kasten yaralama suçundan TCK'nın 86/1,3-e, 29, 53, 54, 58... . maddeleri uyarınca 2 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, bu hükümlerin de sanık müdafii, katılan ..., katılanlar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 03.06.2021 tarih ve 2460-9794 sayı ile; ''... (a) Sanığın, maktul ...’a karşı gerçekleştirdiği eylem yönünden kastının öldürmeye yönelik olduğu anlaşılmakla sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 81/1. maddesinin tatbiki suretiyle hüküm kurulması gerekirken, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde TCK’nın 87/4. maddesi gereği hüküm kurulması, b) Tanıkların aşamalarda süreklilik gösteren ve birbirleriyle uyumlu beyanlarına göre suç tarihinde maktulün, sanığın arazisine herhangi bir hafriyat dökmemesine karşın sanığın hakaret ettikten sonra maktulü silahla tehdit ettiği, bu şekilde gelişen sözlü tartışmanın büyümeden sonlandığı, maktulün, bu olayı akrabası olan katılan ...'ya anlattığı, maktul ile katılanın birlikte sanığın evine gittiğikleri, bu aşamada dahi maktulün, sanığın gıyabında ona karşı herhangi bir hakaret veya tehdit eyleminin bulunmadığı, sanığın yakınlarına da aynı şekilde tahrik oluşturabilecek bir davranış gerçekleştirmediği, bilahare katılan ...’ın çağırması üzerine olay yerine gelen sanık ile katılan ... arasındaki tartışmaya iştirak etmediği, bilakis tarafları ayırmaya çalıştığı, sanık tarafından kendisine karşı gerçekleştirilen tüm eylemleri olgunlukla karşılayıp aksi yönde bir davranışının bulunmadığı, katılan ...'ın sanığa karşı eylemlerini teşvik ve yönlendirdiğine dair bir delil mevcut olmadığı cihetle ilk haksız hareketin sanıktan kaynaklandığı da gözetilerek sanık lehine maktule karşı eylemi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 29. maddesi gereği haksız tahrik hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı dikkate alınmadan, sanık hakkında kurulan hükümde, (¼) oranında haksız tahrik indirimi uygulanmak suretiyle eksik ceza tayini, c) Güncel adli sicil kaydına göre tekerrüre esas olabilecek başkaca mahkûmiyeti bulunmayan sanık hakkında tekerrüre esas alınan, Kayseri 4. Asliye Ceza Mahkemesine ait, 01/12/2016 tarihli, 2016/466 Esas ve 2016/531 Karar sayılı ilamına konu suçun, 5237 sayılı TCK’nin 151/1. maddesi kapsamında yer alan "mala zarar verme" suçuna ilişkin olduğu, bahse konu suçun, 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmakla söz konusu ilam yönünden uzlaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı mahkemesinden sorularak, sonucuna göre sanık hakkında TCK'nın 58. maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının ve tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda hangi ilamın tekerrüre esas alınacağının yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu, d) Kasti suçlardan hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, hükümden sonra, 15/04/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin 3. fıkrasının 1. cümlesine "ertelenen veya" ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen "denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen" ibarelerinin eklenmiş olması gözetilerek, hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması" isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 05.11.2021 tarih ve 1283-2452 sayı ile; sanığın, maktul ...'a yönelik kasten öldürme suçundan TCK'nın 81, 53, 54... . maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba, katılan ...'ya yönelik kasten yaralama suçundan ise TCK'nın 86/1,3-e, 29, 53, 54... . maddeleri uyarınca 2 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba bu hükümlerin de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 27.02.2023 tarih ve 9810-647 sayı ile; ''...Sanık hakkında kurulan hükümlerde; 'Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, olaydan sonra ve yargılama aşamasındaki davranışları dikkate alınarak ...' şeklindeki gerekçeye istinaden takdiri indirim sebebi uygulanmadığı belirlenmekle, sanık hakkında bozma öncesi kurulan hükümde tekerrüre esas alınan, Kayseri 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.12.2016 tarihli ve 2016/466 Esas, 2016/531 Karar sayılı ilâmının uzlaştırma nedeniyle ortadan kalktığı, sanığın tekerrüre esas başkaca mahkûmiyetinin bulunmadığı, sanığın, yargılama sürecinde duruşma tutanaklarına yansıyan herhangi bir olumsuz söz ya da davranışının bulunmadığı, ayrıca kanunî ifadelerin yeterli ve kanunî bir gerekçe teşkil etmediği gözetilerek sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdirî indirim sebebinin, dosya muhtevasına uygun olmayan ve gerekçeden yoksun şekilde uygulanmamasına karar verilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamına direnen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 05.05.2023 tarih ve 622-828 sayı ile; ''... Sanık bir muhtardır ve atılı suçları, görevi nedeniyle edindiği şahsi silahı ile işlemiştir. Sırf bu olgular bile sanığın sosyal ilişkilerinin aleyhe değerlendirilmesini gerekli ve haklı kılmaktadır. Olay sonrasında kendisini zapt ve teskin etmeye çalışan; bu yolda maktule müdahale imkanını bulamamış olan tanık ...'a silahını vermeyen-vermemek üzere direnen sanığın, fevri hareketlerine devam etmesi, maktulün, yaralı vaziyetteki katılan ... ve diğer bir tanıkça sağlık kuruluşuna götürülmesi sırasında söz konusu fevri hareketlerini sürdürerek, bir nevi maktule müdahaleyi zorlaştırması ve maktule yardım etmeye yeltenmemesi-etmemesi, tam aksine sakinleşmeyerek, silahını halen elinde-belinde muhafaza etmesi ve mahalle gelmiş bulunan maktulün babasının 'oğlumu kim vurdu' sorusuna, eylemini savunduğunu gösterir şekilde 'ben vurdum' deyip, onunla kavga etmesi açık ki olaydan sonraki menfi davranışlarıdır. Tarafsız tanıklar doğrudan ateş ettiğini bildirmelerine rağmen, aşamalarda maktulün katılan ile tartışmalarına dahil olması, araya girmesi ya da katılanın onu çekmesi nedeniyle tesadüfen isabet aldığını savunması da sanığın yargılama aşamasındaki menfi; suçtan kurtulmaya yönelik davranışıdır. Bu son husus savunmaya ilişkin hukuki bir hak ise de aynı zamanda olay nedeniyle sorumluluğu reddeden dolayısıyla da yaşanan olay nedeniyle pişman olunmadığını ortaya koyan bir davranış olmakla, herhalde sırf savunma hakkı kapsamında değerlendirilebilir değildir. Zira sanığın savunma hakkı, hakimin de yaşanan olay nedeniyle sorumluluğunu reddetmesi dolayısıyla pişmanlığını ortaya koymayan ve belki de bu nedenle ortaya koyamayan sanık hakkında taktiri hafifletici nedeni uygulamama hak ve yetkisi vardır. Kaldı ki bu yönlü değerlendirmemizin, TCK'nın 62. maddesinde bilahare; 27.05.2022 tarihinde yürürlüğe giren 7406 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile gerçekleştirdiği değişiklik/ekleme ile uyumlu olduğu ortadadır. Böylece sosyal ilişkileri, olaydan sonra ve yargılama aşamasındaki davranışları olumsuz olup, bu hali; bozulan kararlarımız kapsamındaki ifadeler ve bizzat savunma itibariyle, yanı sıra da kabulde bildirilmiş olan sanık hakkında TCK'nın 62. maddesi hükmünün uygulanmamasına ilişkin kabul ve uygulamamızın usul ve yasaya, ayrıca; dosya muhtevasına uygun olduğu, takdiri hafifletici nedenin uygulanmamasına ilişkin gerekçenin bulunduğu ve yeterli olduğu, kaldı ki bozulan ikinci kararımızda TCK'nın 62. maddesi hükmünün uygulanmamasına karar verilirken 'sanığın geçmişi' gerekçesinin kullanılmadığı; gerekçedeki, söz konusu ibarenin hükmün esasını kısa karar ve gerekçeli kararın hüküm kısmı teşkil ettiğinden, maddi hatadan ibaret olduğu, kaldı ki grekçede maddi hata itibariyle kullanılmış bulunan 'sanığın geçmişi' gerekçesinin hükümde de kullanılmasının mümkün ve hukuka uygun olacağı, zira bilahare ortadan kalkmış bir sabıka kaydı adli sicil kaydındaki mevcudiyetini korumakta ya da mahkemece bu sabıka kaydının varlığı bilinmekte ise sanığın geçmişte suç işlediğini gösterdiğinden, TCK'nın 62. maddesi hükmünün sanık hakkında uygulanmamasına dair 'sanığın geçmişi' gerekçesinin kullanılmasını hukuken tesvik edeceği, görüşümüz o ki ortadan kalkan sabıka kaydının sadece sanık hakkında tekerrür hükmümün uygulanmasını engelleyeceği, buna karşın takdiri hafifletici sebebin uygulanıp uygulanamayacağı yönündeki değerlendirme sırasında nazara alınabileceği, değerlendirme aralığının, sabıkaya ilişkin ilamın sonradan ortadan kalkıp kalkmadığını önemsiz kılacak şekilde, sadece ve sadece sanığın geçmişte suç işleyip işlemediği; mahkum edilip edilmediği sınırlarında olduğu, söz konusu ilamın sonradan ortadan kalkmış olmasının sanığın geçmişte yani mer'i hukuk zamanında suç işlemiş bir kişi olması gerçeğini bertaraf etmeyeceği anlaşılmakla, Yargıtay 1. Ceza dairesinin bozma kararına direnilmesine karar verilmiş ve açıklanan nedenlerle, sanığın sosyal ilişkileri, olaydan sonra ve yargılama aşamasındaki davranışları dikkate alınarak TCK'nın 62. maddesi sanık hakkında uygulanmamıştır.'' gerekçesiyle sanığın önceki hüküm gibi mahkûmiyetine karar verilmiştir. Direnme kararına konu bu hükümlerin de sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.09.2023 tarih ve 79097 sayılı onama istemli tebliğnamesi ile dosya, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarına kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 09.05.2024 tarih ve 7326-3323 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU Direnmenin kapsamına göre inceleme; sanık hakkında maktul ...'a yönelik kasten öldürme, katılan ...'ya yönelik kasten yaralama suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında TCK'nın 62. maddesinde düzenlenen takdiri indirim hükmünün uygulanmamasına ilişkin gösterilen gerekçenin yasal ve yeterli olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Sanığın, olay günü saat 09.00 sıralarında eşinin hisse sahibi olduğu mülkiyeti ihtilaflı boş araziye hafriyat döküldüğünü görmesi üzerine arazi yakınında çalışan kepçe operatörü maktule buraya neden hafriyat döktüğünü sorup küfür ettiği, maktulün hafriyat dökmediğini yine de araziyi temizleyebileceğini söylemesine rağmen sakinleşmeyen sanığın, tabancasını çıkararak; ''Bak bu tabanca, sözlerine ve hareketlerine dikkat et!'' diyerek maktulü tehdit ettiği, bu sırada olaya müdahale eden tanık ...'in sanığın elini tutarak silahı bırakmasını sağladığı, böylelikle sanığın olay yerinden ayrıldığı ve maktulün çalışmaya devam ettiği, maktulün akrabası olan katılan ...'ı telefonla arayarak olayı anlatması üzerine adı geçenlerin birlikte sanığın evine gittikleri, sanığın evde bulunmaması nedeniyle katılan ...'ın, sanığın kızı ... ve eşi ...'tan sanığın telefon numarasını istediği ve gıyabında sanığa tehdit içerikli sözler söylediği, sonra sanık ile katılan ...'ın telefonda görüştükleri, birbirlerine hakaret ettikleri, katılan ...'ın sanığa "Eşek muhtar, çabuk buraya gel!" demesi üzerine de tarafların ilk olayın gerçekleştiği boş arazide saat 10.30 sıralarında buluştukları, sanık ile katılan ...'ın birbirlerine karşılıklı olarak hakaret ettikleri, maktulün tartışmaya müdahil olmadığı, tarafların birbirlerinin üzerine yürümesi sırasında tartışmaya şahit olarak olay mahalline gelen tanık ...'ın araya girdiği ve katılan ...'ı sanıktan uzaklaştırdığı, tarafların birbirlerine sinkaflı küfürler etmeyi sürdürdükleri, bu sırada sanığın silahını çıkararak katılan ...'a uzak atış mesafesinden bir el ateş açtığı, ardından da arkasına dönerek bitişik olmadığı anlaşılan bir mesafeden bu kez maktule bir el ateş ettiği, silahını iki kez de yere doğru ateşlediği, tanık ...'ın müdahalesi sonrası ise silahını bıraktığı, sanığın atışları sonucu vücudunun sol uyluk alt medialinden isabet alan katılan ...'ın basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek derecede yaralandığı, vücudunun sağ (kasık) SİAS 2 cm alt dış kısmından isabet alan maktulün ise ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı büyük damar ve iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu öldüğü olayda; TCK'nın 62. maddesinin uygulanmamasına ilişkin olarak Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 05.11.2021 tarih ve 622-828 sayılı kararında; "Sanığın sosyal ilişkileri, olaydan sonra ve yargılama aşamasındaki davranışları" gerekçelerine yer verilmiştir. Yargılama sürecinde olumsuz bir tavrı kayda geçmeyen ve sabıkasız olan sanık, aşamalardaki ifadelerinde; yüklenen suça ilişkin savunmada bulunduktan sonra olay nedeniyle pişman olduğunu ileri sürmüştür. IV. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Türk Ceza Kanunu’nun "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62. maddesi; "(1) Fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis; müebbet hapis cezası yerine, yirmibeş yıl hapis cezası verilir. Diğer cezaların altıda birine kadarı indirilir. (2) Takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurulabilir. Takdiri indirim nedenleri kararda gösterilir." şeklinde iken, 12.05.2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle, ikinci fıkraya, "Ancak failin duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışları, takdiri indirim nedeni olarak dikkate alınmaz." cümlesi eklenmiştir. Madde gerekçesi ise şöyledir: "Takdiri indirim nedenlerinin varlığı durumunda Tasarıda kabul edilen indirim oranlarında kısmen değişiklik yapılmıştır. Ayrıca, takdiri indirim nedenlerinin neler olabileceği, sınırlı olmamak üzere ve örnekler şeklinde belirlenmiştir. Bunlar, maddenin ikinci fıkrasında failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar olarak belirlenmişlerdir. Bu nedenler, Hükümet Tasarısında temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınabilecek hususlar arasında gösterilmişti. Ancak, yapılan değişiklikle, mükerrer değerlendirme yasağı dolayısıyla, bu nedenlerin temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınmaması, sadece takdiri indirim nedenleri olarak göz önünde bulundurulması gereği kabul edilmiştir." Ceza Kanununa hakim felsefe ile suç ve ceza politikası doğrultusunda, suçlar tanımlanmış ve mülga 765 sayılı TCK'da ceza adaleti bakımından eleştirilen bazı aksaklıklar da gözetilerek korunan değerler ve haksızlıkla orantılı bir yaptırım sistemi kurulmuştur. Buna rağmen suç oluşturan her bir olayın kendine has özellikleri ve suç işleyen her insanın suç ve ceza hukuku karşısında özel durumlarının olduğu da bilinen bir gerçekliktir. Bu nedenle cezadan beklenen kişisel ve kamusal fayda her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmeli, kurulan hüküm; hâlin gereklerine/muktezayı hâle mutabık olmalıdır. İşte TCK’nın 62. maddesi, temelde bu amaca hizmet eden argümanlardan biridir. Kanun'un 61. maddesi esas itibarıyla fiili, haksızlığı değerlendirirken; 62. maddesinin faili konu edindiği görülebilir. Bu önem ve fonksiyonu itibarıyla 62. maddenin, ne kategorik olarak uygulanması gereken bir atıfet maddesi ne de keyfî ya da yerinde olmayan gerekçelerle uygulanmayan bir norm olduğu açıktır. Kanunda uygulanmama sebepleri doğal olarak belirtilmemişken ikinci fıkrasında uygulanma nedenlerine örnekler verilmiştir. TCK’nın 62. maddesindeki düzenleme, doğrudan ve münhasıran yargılama hâkimine tanınmış bir yetkiye ilişkindir. Hâkim bu yetkiyi normu uygulama noktasında kullanıp kullanmamak, kullanacaksa cezada iki sınır arasında öngörülen indirimi hangi oranda uygulamak hususunda bir takdir hakkına sahiptir. Bu nedenle kural olarak, açık bir hukuka aykırılık ya da keyfîlik bulunmadıkça hâkimin, "Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatine göre..." (Anayasa madde 139) kurduğu hükme müdahale edilmemelidir (CGK'nın 31.01.1977 tarihli ve 574-36 sayılı kararı). Esasen yargılama süreci boyunca maddi gerçeğe ulaşma ve adaleti sağlama yolunda çaba harcayan duruşma hâkimi, sanığı birebir gözlemleyen ve bu bağlamda takdiri indirim nedenlerinin varlığını ya da yokluğunu en iyi tespit edebilecek konumdadır. Ancak her kararda olduğu gibi takdiri indirimin uygulanmasına veya uygulanmamasına, uygulanacaksa cezada iki sınır arasında öngörülen indirimi hangi gerekçeyle belirleyip uyguladığını çelişkiye de düşmeden açıklamalıdır (Anayasa, madde 141 ve CMK, madde 34). Makul ve makbul bir gerekçenin (CGK'nın 10.02.1992 tarihli ve 356-15 sayılı kararı); kanundaki soyut kriter ve ifadelerin tekrarından ibaret olmadığı gözetilmeli, dosya kapsamına uygun, somut olaya özgülenmiş ve maddi olgularla temellendirilmiş olması, normun amacına, hak ve nesafet kuralları ile çelişmemesine özen gösterilmesi gerekir (YİBK'nın 07.06.1976 tarihli ve 3/4-3 sayılı kararı). Takdirin takdiri olmaz ise de, denetimi mümkündür ve denetlenmelidir. Hakimin vicdani kanaatinin, mahşeri vicdanda da bir karşılığı olmalıdır. Bu gereklilik ancak denetimle sağlanabilir. Yüksek Ceza Genel Kurulu'nun bu yöndeki görüşü (CGK 17.03.1986 t, 446/127) hiç değişmemiştir. Netice itibarıyla, takdir hakkının kullanılmasında, yanılgıya düşülüp düşülmediği, cezanın kişiselleştirilmesinde hatalı davranılıp davranılmadığı, gösterilen gerekcenin yasal, yeterli ve oluşa uygun bulunup bulunmadığı hususlarının denetimi de açıklanan nedenlerle Yargıtaya aittir. Böylece ülkede hukuk uygulamasında birlik ve istikrarın sağlanması, takdirde yanılgıya düşülüp düşülmediği, kararlarda hak, nesafet ve adalet kurallarının isabetle uygulanıp uygulanmadığı denetlenecektir (CGK'nın 19.06.1995 tarihli ve 191-219 sayılı kararı). B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Yüz yüzelik ilkesine uygun şekilde üç celse yargılama yapan İlk Derece Mahkemesi tarafından kurulan hükümde "Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, olaydan sonra ve yargılama aşamasındaki davranışları" lehine takdiri indirim nedeni kabul edilerek TCK'nın 62. maddesinin uygulanmasına karar verildiği hâlde, SEGBİS üzerinden tek celse yargılama yapan Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kurulan hükümde aynı gerekçeler ile bu kez TCK'nın 62. maddesinin uygulanmamasına hükmedildiği, sanık hakkında bozma öncesi kurulan hükümde tekerrüre esas alınan, Kayseri 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.12.2016 tarihli ve 2016/466 Esas, 2016/531 Karar sayılı ilamının uzlaştırma nedeniyle ortadan kalktığı anlaşılan dosyada; tekerrüre esas başkaca mahkûmiyeti bulunmayan, yargılama sürecinde duruşma tutanaklarına yansıyan herhangi bir olumsuz söz ya da davranışı olmayan ve aşamalarda olay nedeniyle pişmanlığını dile getiren sanık hakkında; hak, adalet ve nasafet kuralları uyarınca TCK'nın 62. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeksizin, dosya içeriği ile de uyumlu olmayan "Sanığın sosyal ilişkileri, olaydan sonra ve yargılama aşamasındaki davranışları" şeklindeki yetersiz gerekçeyle takdiri indirim hükmünün uygulanmaması isabetli değildir. Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararına konu hükümlerinin, sanık hakkında TCK'nın 62. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan dört Ceza Genel Kurulu Üyesi; direnme kararının yerinde olduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1-Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 05.05.2023 tarih ve 622-828 sayılı direnme kararına konu hükümlerinin gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükümlerin sanık hakkında TCK'nın 62. maddesinde düzenlenen takdiri indirim hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliklerinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.10.2025 tarihinde yapılan ilk müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 05.11.2025 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
İlgili Makaleler
- CGK (Ceza Genel Kurulu) Kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.