İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2024/393 Karar: 2025/93 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2024/393 K.2025/93

Ceza Genel Kurulu 2024/393 E. , 2025/93 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2023/25136 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 5. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1464-2523 I. HUKUKİ SÜREÇ Sanıkların görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/1, 62, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 12.00

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2024/393 E. , 2025/93 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2023/25136 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 5. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1464-2523 I. HUKUKİ SÜREÇ Sanıkların görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/1, 62, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 12.00

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2024/393 E. , 2025/93 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2023/25136 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 5. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1464-2523 I. HUKUKİ SÜREÇ Sanıkların görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/1, 62, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 12.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmalarına ilişkin Didim 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 12.11.2021 tarihli ve 267-761 sayılı hükümlere yönelik katılan vekili, sanık ... ve sanık ... müdafii tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine dosyayı inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesince 23.11.2022 tarih ve 1464-2523 sayı ile; İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlerin kaldırılarak netice cezanın 6.000 TL adli para cezası olarak belirlenmesi ve TCK'nın 53/1-5. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmın eklenmesi suretiyle mahkûmiyetlerine, bu kararın da sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesince 09.01.2024 tarih ve 8015-215 sayı ile; "...28.02.2019 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca, ilk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve Kanun'da üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dahil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından reddine," karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 04.04.2024 tarih ve 25136 sayı ile; "...5271 sayılı CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan bentlerin hem uluslararası sözleşmeler ve Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama özgürlüğüne ilişkin temel hak ve özgürlükler kapsamında kalması hem de istisnai norm olma özelliği taşıması, İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükmünün kaldırılarak güvenlik tedbiri niteliğindeki TCK'nın 53/5. maddesinin ilk kez istinaf incelemesinde yaptırım olarak eklenmesi hâlinin CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasında istisnai olarak sayılan temyiz edilemeyecek kararlar arasında açıkça belirtilmemesi ve açıklanan şekilde verilen bir kararın temyiz yoluna tabi olup olmadığı belirlenirken CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi içerisinde kabul edilmesinin istisnai normların geniş yorumlanmaması gerektiği ilkesiyle bağdaşmayacak olması ve Anayasa'nın 90. maddesinin beşinci fıkrasına göre; usulüne uygun şekilde yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin olan milletlerarası antlaşmaların iç hukuk hâline gelmesi ve öncelikle uygulanması gerekliliği karşısında, AİHS'nin Ek 7 numaralı Protokolü’nün 'Cezai Konularda Temyiz Hakkı' başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrası ve Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin 14. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan, hakkında hükmolunan cezayı herkesin yüksek bir mahkeme veya yargı organınca incelenmesini sağlama hakkına sahip olduğuna dair hükümler birlikte değerlendirildiğinde, sanıklar hakkında kurulmuş olan hapisten çevrilen 12.000'er TL adli para cezasına ilişkin hükmün istinaf incelemesi sırasında kaldırılarak sanıkların hapisten çevrilen 6.000'er TL adli para cezası ile cezalandırılmalarının yanı sıra TCK'nın 53/5. maddesinde yazılı güvenlik tedbirinin de ek bir yaptırım olarak hükümde yer almış olması nedeniyle hükmün temyiz edilebilir olduğu kabul edilmelidir. Bu durumda İzmir Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılması suretiyle verilen sanıkların görevi kötüye kullanma suçundan mahkûmiyetlerine ilişkin hükümde ek yaptırım olarak 'TCK'nın 53/5. madde ve fıkrası gereğince cezasının infazından sonra başlamak üzere 150 gün süre ile bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına,' karar verilmesi nedeniyle, hükmün CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi kapsamında kalmadığı ve temyiz edilebilir hükümlerden olduğu kabul edilerek temyizen incelenmesi gerektiği hâlde 5271 sayılı CMK'nın 298. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu" görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 5. Ceza Dairesince 16.05.2024 tarih ve 4019-5750 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; İlk Derece Mahkemesince görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerinin istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen hükümlerin kaldırılarak TCK’nın 53/5. maddesi eklenmek suretiyle sanıkların mahkûmiyetlerine ilişkin kararın temyiz edilebilir nitelikte olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Sanıklar hakkında görevi kötüye kullanma suçundan Didim Cumhuriyet Başsavcılığınca açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda Didim 1. Asliye Ceza Mahkemesince sanıkların 257/1, 62, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 12.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmalarına hükmedildiği, katılan vekili, sanık ... ve sanık ... müdafii tarafından istinaf edilen bu kararın, dosyayı inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesince kaldırılmak ve TCK’nın 53/1-5. maddesi eklenmek suretiyle TCK'nın 257/1, 62, 50/1-a, 52/2-4 ve 53/5. maddeleri uyarınca 6.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmalarına, taksitlendirmeye ve hak yoksunluklarına hükmedildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesince verilen bu kararın sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesince temyiz taleplerinin reddine karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca da Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz yolu açık olduğundan temyiz incelemesi yapılması gerektiği görüşüyle itiraz yoluna başvurulduğu, Anlaşılmaktadır. V. GEREKÇE Ayrıntılarına Ceza Genel Kurulunun 17.05.2022 tarihli ve 248-359 sayılı, 31.05.2023 tarihli ve 315-322 sayılı, 05.07.2022 tarihli ve 359-528 sayılı ve 16.10.2024 tarihli ve 216-315 sayılı, 5.2.2025 tarihli ve2023/59-2025/46 sayılı kararlarında da yer verildiği üzere; 07.10.2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25 ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan bölge adliye mahkemeleri, 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edilerek 20.07.2016 tarihinde göreve başlamıştır. Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle ülkemizin de taraf olduğu İHAS'ne Ek 7 No.lu Protokol'de yer verilen güvenceler güçlendirilmiştir. Bölge adliye mahkemelerinin Türk yargı sistemine ikinci kez dâhil olmasıyla kanun yolu yargılamasında yeni bir durum ve anlayış ortaya çıkmıştır.İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı başvurulabilen, hatta başvuru olmasa da bir kısmı için re'sen öngörülen bir kanun yolu (CMK madde 272/1) olarak istinafta, hem maddi vakıa denetimi hem de hukuki denetim yapılabilmekte, sebep gösterilmese de ilk derece mahkemesi hükmü, bir bütün olarak incelenmekte, varsa hukuka aykırılıklar re'sen belirlenerek, kural olarak yeniden yapılacak yargılama ile ıslah edilmekte iken, Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümlerini konu edinen temyiz kanun yolu, bir hukuki denetim mekanizması olarak öngörülmüş, temyiz merciinin yetkisi de, kural olarak Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairelerince verilen kararların, maddi ceza hukuku ve muhakeme hukuku normlarının kullanılması bakımından hukuka aykırılık taşıyıp taşımadıklarının incelenmesi ile sınırlanmış (CMK. madde 288/1, 294/2), hukuka aykırılık, aynı yasa maddesinin ikinci fıkrasında; "Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması" olarak tanımlanmıştır. CMK'nın "Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma" başlıklı 280. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra verebileceği kararlar; istinaf başvurusunun esastan reddi, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi, hükmün bozulması ve davanın yeniden görülmesi olarak sayılmış, davanın yeniden görülmesi kararını veren bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin duruşma sonunda ya istinaf başvurusunu esastan reddedeceği ya da ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kuracağı belirtilmiştir. Bu kararlardan hangilerinin temyiz edilemeyecekleri, hangilerinin ise temyiz kanun yoluna tabi oldukları aynı Kanun'un 286. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında ayrı ayrı sayılmıştır. CMK'nın "Temyiz" başlıklı 286. maddesi; "(1) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir. (2) Ancak; a) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları, b) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları, c) Sulh ceza mahkemesinin görevine giren suçlarla ilgili olarak ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları, d) Adlî para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin suç niteliğini değiştirmeyen bölge adliye mahkemesi kararları, e) Sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararlarını değiştirmeyen bölge adliye mahkemesi kararları, f) On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen beraat kararları ile istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları, g) Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine veya istinaf başvurusunun reddine dair kararlar, h) Yukarıdaki bentlerde yer alan sınırlar içinde kalmak koşuluyla aynı hükümde, cezalardan ve kararlardan birden fazlasını içeren bölge adliye mahkemesi kararları, Temyiz edilemez." şeklinde düzenlenmiş iken; 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 78. maddesiyle ikinci fıkranın (d) bendinde yer alan "suç niteliğini değiştirmeyen" ibaresi "her türlü" şeklinde değiştirilmiş; (f) bendinde yer alan "bölge adliye mahkemesince verilen beraat kararları ile" ibaresi metinden çıkarılmış, aynı fıkranın (c), (e) ve (g) bentleri ise; "c) İlk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları" "e) Sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları" "g) Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar" biçiminde değiştirilmiştir. Bu değişiklikler sonrasında, CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi; "Adlî para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları", aynı fıkranın (f) bendi ise; "On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları" hâlini almıştır. 05.08.2017 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle, CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasına (b) bendinden sonra gelmek üzere "c) Hapis cezasından çevrilen seçenek yaptırımlara ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen; seçenek yaptırımlara ilişkin her türlü kararlar ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar," bendi eklenmiş, diğer bentlerin buna göre teselsül ettirilmesi sonucunda CMK'nın 286. maddesi; "(1) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir. (2) Ancak; a) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları, b) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları, c) Hapis cezasından çevrilen seçenek yaptırımlara ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen; seçenek yaptırımlara ilişkin her türlü kararlar ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar, d) İlk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları, e) Adlî para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları, f) Sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları, g) On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları, h) Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar, i) Yukarıdaki bentlerde yer alan sınırlar içinde kalmak koşuluyla aynı hükümde, cezalardan ve kararlardan birden fazlasını içeren bölge adliye mahkemesi kararları, Temyiz edilemez." olarak yeniden düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesinin 27.12.2018 tarihli ve 71-118 sayılı kararıyla CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş, söz konusu bu iptal hükmü 15.02.2019 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine doğan yasal boşluk ise 28.02.2019 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun'un 7. maddesiyle giderilmiş, iptal gerekçesi doğrultusunda yeniden düzenlenen CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi; "İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları," şeklindeki son hâlini almıştır. Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle birlikte, ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı olağan kanun yolu olarak CMK'nın 272. maddesi uyarınca istinaf yoluna, istinaf üzerine verilen bölge adliyesi mahkemesi hükümlerine karşı da aynı Kanun'un 286. maddesi uyarınca temyiz yoluna başvurulabilecektir. Kural bu olmakla birlikte, ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlerden hangilerine karşı istinaf yoluna başvurulamayacağı CMK'nın 272. maddesinin üçüncü fıkrasında, istinaf üzerine bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen hükümlerden hangilerine karşı temyiz yoluna başvurulamayacağı da aynı Kanun'un 286. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında sayılmak suretiyle kuralın istisnaları gösterilmiştir. İHAS'ne Ek 7 No.lu Protokol'ün, "Cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı" başlıklı 2. maddesi de şöyledir: "1- Bir mahkeme tarafından cezai bir suçtan mahkum edilen her kişi, mahkumiyet ya da ceza hükmünü daha yüksek bir mahkemeye yeniden inceletme hakkını haiz olacaktır. Bu hakkın kullanılması, kullanılabilme gerekçeleri de dahil olmak üzere, yasayla düzenlenir. 2- Bu hakkın kullanılması, yasada düzenlenmiş haliyle önem derecesi düşük suçlar bakımından ya da ilgilinin birinci derece mahkemesi olarak en yüksek mahkemede yargılandığı veya beraatini müteakip bunun temyiz edilmesi üzerine verilen mahkumiyet hallerinde istisnaya tabi tutulabilir.". Mahkemeye erişim hakkı bağlamında kanun yoluna ektin başvuru imkanından faydalanabilmek, adil yargılanma hakkı kapsamında teminat altına alınmış temel haklardandır (Anayasa madde 36, İHAS madde 6, Ek protokol madde 7). Genel olarak teminatın kapsamının, bir mahkeme tarafından cezai bir suçtan mahkûm edilen her kişinin, mahkûmiyet ya da ceza hükmünü daha yüksek bir mahkemeye yeniden inceletme hakkını haiz olması oluşturur. Bu hakkın kural olarak iki dereceli bir yargılama sistemini zorunlu kıldığı da söylenebilir. Nitekim Türk ceza yargılama hukuku sistemi de bu esas üzerine bina edilmiştir. Ezcümle temyize dair CMK'nın 286. maddesinin de aynı güvence ekseninde bir düzenleme olduğu açıktır. Anılan normda istisna kabilinden sayılan hususların, kural olarak her iki derece mahkemesi tarafından da maddi ve/veya hukuki yönden aynı değerlendirmeye mazhar oldukları durumlar için va'zedildikleri görülecektir. Mamafih bu hakkın kullanılması, yasada düzenlenmiş hâliyle önem derecesi düşük suçlar bakımından istisnaya tabi tutulabilir (Ek Protokol, madde 2/2). Ceza yargılama hukukumuzda da kanun vazıının benimsediği suç ve ceza politikası doğrultusunda bunun yansımalarını barındırmaktadır. CMK'nın 272/3. maddesinde olduğu gibi. Hatta temyize dair CMK'nın 286. maddesinde istisna kabilinden sayılan hususların, kural olarak her iki derece mahkemesi tarafından da maddi ve/veya hukuki yönden aynı değerlendirmeye mazhar oldukları durumlar için va'zedildikleri görülmekle birlikte, safahatta kanun vazıının belli sebeplerle Ek protokolün 2/2. maddesinde kabul edilen "önem derecesi düşük suçlar bakımından istisna" alanlarını genişletme eğiliminde olduğu anlaşılmaktadır. Mesela; 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 78. maddesiyle ikinci fıkranın (d) bendinde yer alan "suç niteliğini değiştirmeyen" ibaresi "her türlü" şeklinde değiştirilmiş, 05.08.2017 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle, CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasına (b) bendinden sonra gelmek üzere "c) Hapis cezasından çevrilen seçenek yaptırımlara ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen; seçenek yaptırımlara ilişkin her türlü kararlar ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar," bendi eklenmiştir. Görüldüğü üzere; normun 7035 sayılı Kanun'un 20. Maddesiyle eklenen (c) bendine göre, hapis cezasından çevrilen seçenek yaptırımlara ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen; seçenek yaptırımlara ilişkin her türlü kararlar kesindir.İş bu kararların güvenlik tedbirleri de içerip içermediğinin bir önemi yoktur. Çünkü "her türlü karar" temyiz edilemez kılınmıştır. İhtilafla doğrudan irtibatlı ve özel Dairenin kararına dayanak oluşturan CMK'nın 286. Maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendine göre; "İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları," temyiz edilemez. Norm kapsama göre; üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ile ilgili olarak yapılan yargılama neticesinde ilk derece mahkemelerince verilen (ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan, verildiği anda, nitelik itibarıyla kesin olmayan) kararların istinaf incelemesini yapan bölge adliye mahkemesince tesis edilen her türlü kararlar temyiz edilemez. Ancak üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ile ilgili olarak yapılan yargılama neticesinde ilk derece mahkemelerince verilen hükümler, istinaf incelemesini yapan bölge adliye mahkemesince kaldırılarak ilk defa yeni bir mahkûmiyet hükmü kurulmuşsa ve bu hükümler de 272. maddenin üçüncü fıkrası kapsamında verildiği anda, nitelik itibarıyla kesin olan hükümlerden değilse temyiz edilebilirler. CMK'nın 286. maddesinin üçüncü fıkrasında tahdidi olarak sayılan suçlarla ilgili özel durumun, 272. maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan hükümler yönünden her halûkârda gözetilmesi gerekir. TCK'nın 53 ile 60. maddeler arasında güvenlik tedbirleri düzenlenmiştir. TCK'nın 53. maddesinde belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma, 54. maddesinde eşya müsaderesi, 55. maddesinde kazanç müsaderesi, 56. maddesinde çocuklara özgü güvenlik tedbirleri, 57. maddesinde akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri, 58. maddesinde suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular, 59. maddesinde sınır dışı edilme, 60. maddesinde ise tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirleri ile ilgili düzenlemelere yer verilmiştir. Güvenlik tedbirleri anılan maddelerde sayılanlarla sınırlı olmayıp, özel kanunlarda da kanunilik ilkesine uyulmak şartıyla farklı güvenlik tedbirlerine yer verilmesi mümkündür. TCK'nın 53. maddesinde düzenlenen güvenlik tedbirleri ile kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak veya birinci fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde ya da belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet hâlinde belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılır. Normun konuyla ilgili beşinci fıkrası şöyledir: "(5) Birinci fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, ayrıca, cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Bu hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla sadece adlî para cezasına mahkûmiyet hâlinde, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Hükmün kesinleşmesiyle icraya konan yasaklama ile ilgili süre, adlî para cezasının tamamen infazından itibaren işlemeye başlar." Beşinci fıkranın gerekçesine göre; "…Belli bir hak ve yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen kasıtlı suçlar dolayısıyla mahkûmiyet hâlinde, mahkûm olunan cezanın infazından sonra da etkili olmak üzere bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına ayrıca hükmedilmesi öngörülmüştür. Bu durumda mahkemenin belli bir hak ve yetkiyle ilgili olarak vereceği yasaklama kararı bir güvenlik tedbiri niteliği taşımaktadır." Güvenlik tedbirlerinin de bir yaptırım türü olduğunda kuşku bulunmamakta ise de, "suç karşılığında uygulanan yaptırım olarak cezalar, hapis ve adli para cezalarıdır."(TCK madde 45) CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasında, kesinlik istisnası bakımından belirleyici kriteri "ceza" olarak kabul eden kanun vazıının, güvenlik tedbirlerine ilişkin kararlar yönünden de müsadereyi müstesna tutarak ve kural olarak temyiz yolunu kapalı tuttuğu söylenebilir.(2/h,c,d) Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanıklar hakkında görevi kötüye kullanma suçundan Didim Cumhuriyet Başsavcılığınca açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Didim 1. Asliye Ceza Mahkemesince sanıkların, TCK'nın 257/1, 62, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 12.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmalarına hükmedildiği, katılan vekili, sanık ... ve sanık ... müdafii tarafından istinaf edilen bu hükümlerin, dosyayı inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesince, İlk Derece Mahkemesi tarafından kurulan hükümlerin kaldırılmasına ve TCK’nın 53/5. maddesi eklenmek suretiyle TCK'nın 257/1, 62, 50/1-a, 52/2-4 ve 53/1-5. maddeleri uyarınca 6.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına hükmedildiği, bu kararın, sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesince, kararın CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi kapsamında kaldığı gerekçesiyle temyiz taleplerinin reddine karar verildiği anlaşılan dosya kapsamında; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesince tesis edilen kararın, ilk derece mahkemesince verilen (ve 272. maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan, verildiği anda, nitelik itibarıyla kesin olmayan) mahkûmiyet kararının istinaf incelemesini yapan bölge adliye mahkemesi sıfatıyla verilmesi ve TCK'nın 257/1. maddesinde düzenlenen, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasını öngören görevde yetkiyi kötüye kullanma suçuna ilişkin olması nedeniyle, CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi kapsamında kaldığı gerekçesine istinaden temyiz taleplerinin reddine dair Özel Dairenin kararında hukuki bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan on bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2. Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.02.2025 tarihli birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından 26.02.2025 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla