Karar Özeti
Ceza Genel Kurulu 2024/395 E. , 2025/185 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2023/95595 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 7. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Ceza SAYISI : 176-290 I. HUKUKÎ SÜREÇ Eşyayı belirlenen gümrük kapıları dışından yurda sokmak suçundan sanığın 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun EK 5/1. maddesi i
Karar Detayı
Ceza Genel Kurulu 2024/395 E. , 2025/185 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2023/95595 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 7. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Ceza SAYISI : 176-290 I. HUKUKÎ SÜREÇ Eşyayı belirlenen gümrük kapıları dışından yurda sokmak suçundan sanığın 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun EK 5/1. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62, 51/1, 52/2 - son, 53 ve 54/4. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, ertelemeye, hak yoksunluğuna ve müsadereye ilişkin Başkale 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 23.12.2010 tarihli ve 134-401 sayılı hükmün, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından (EPDK) temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 16.05.2013 tarih, 4539-11001 sayı ve oy çokluğu ile; "Dosya kapsamına göre suç tarihinde güvenlik güçlerince İran sınırından Türkiye topraklarına yasa dışı geçiş yapan bir grup görülmesi üzerine yapılan takipte 26 adet 60 litrelik jelikan tabir edilen bidonlarda toplam 1560 litre kaçak İran mazotu ele geçirilmiş olup, sanığın gümrük kapısı hariçinde yasal olmayan yollardan akaryakıt ithali niteliğindeki bu eyleminin 5607 sayılı yasanın 3/1 maddesi kapsamında kalan kaçakçılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Daire Üyesi...; "Sanığın eyleminin 5607 sayılı yasaya muhalefet suçunu oluşturduğu heyetçe kabul edilmesine göre Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu vekilinin hükmü temyiz yetkisi bulunmadığından temyiz talebinin reddi görüşündeyim." görüşüyle karşı oy kullanmıştır. Bozmaya uyan Başkale 1. Asliye Ceza Mahkemesince 17.03.2015 tarih ve 236-82 sayı ile; 5607 sayılı Kanun'un 3/1. maddesi ile TCK'nın 62, 52/1-2-3, 53/1, 51 ve 54/1-4. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 80 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, ertelemeye, hak yoksunluğuna ve müsadereye ilişkin verilen hükmün, katılan vekili ve sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 24.12.2020 tarih ve 12458-19649 sayı ile; 5607 sayılı Kanun'da 15.04.2020 tarihinde 7242 sayılı Kanun ile yapılan lehe değişikliklerin değerlendirilmesi gerektiği isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozma kararı sonrasında Başkale 1. Asliye Ceza Mahkemesince 07.09.2021 tarih ve 28-458 sayı ile sanığın 5607 sayılı Kanun'un 3/1-2-10-son ve 3/22. maddeleri ile TCK'nın 62, 52/2, 54/4 ve 51. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 40 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, ertelemeye ve müsadereye ilişkin verilen hükmün de sanık müdafisi ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 23.02.2023 tarih ve 12854-1541 sayı ile; "Tebliğnamede suç tarihi ile inceleme tarihi arasında 12 yıllık kesintili zamanaşımı süresi dolduğu gerekçesi ile kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi talep edilmiş ise de; Sanığın eyleminin, 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi kapsamında gümrük vergileri ödenmeksizin, gümrük kapısı dışından kaçak eşya sokulması suçunu oluşturduğu, suçun daha ağır ceza verilmesini gerektiren nitelikli hâllerinin de 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca dava zamanaşımı sürelerinin hesabında dikkate alınması gerektiği nazara alınarak, 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrasına göre hesaplanan 15 yıllık olağan ve 22 yıl 6 aylık olağanüstü zamanaşımı sürelerinin inceleme tarihinde dolmadığı anlaşıldığından Tebliğname'de davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesini talep eden görüşe iştirak edilmemiştir. 2.Sanık hakkında kurulan hüküm; 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasına eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği, sanığa soruşturma aşamasında etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmadığı, bu cihetle kovuşturma aşamasında sanığa yapılan ödeme ihtaratında indirim oranının 1/2 olarak bildirilmesi gerekirken yazılı şekilde 1/3 olarak bildirilerek sanığın yanıltılması ve ödemediğinden bahisle hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Yerel Mahkemece bozma üzerine devam olunan yargılama neticesinde 22.06.2023 tarih ve 176-290 sayı ile; 5607 sayılı Kanun'un 3/1-2-10-son ve 3/22. maddeleri ile TCK'nın 62, 52/2, 54/4 ve 51. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 40 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, ertelemeye ve müsadereye ilişkin hükmün katılan vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 14.12.2023 tarih, 17291-11206 sayı ve oy çokluğu ile; "Kaçağa konu eşyanın, gümrük kapısından veya sınırdan yurda sokulmak istenirken ya da hemen sonrasında veya bu eylemlerin kesintiye uğramadan devamı sırasında yakalanması nedeniyle, eylemin suç tarihinde yürürlükte bulunan 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve ikinci cümleleri kapsamında kalmakla birlikte, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onuncu fıkrası kapsamında olduğu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca eyleme suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan hükümlerin tatbikinin gerektiği, 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onuncu fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, sanık açısından suçun işlendiği 25.03.2010 tarihinden itibaren 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin hüküm tarihinde gerçekleşmiş olduğu gözetilmeden düşme kararı verilmesi yerine yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm tesisi hukuka aykırı görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca bozulmasına, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla düşmesine suça konu kaçak akaryakıtın 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca müsaderesine," karar verilmiştir. Daire Üyeleri ... ve ... ; "Sanığın sınır kapısı dışından suça konu kaçak akaryakıtı yurda sokma eylemi suç tarihi olan 25.03.2010 itibari ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunun 3/1-2 maddesinde yazılı kaçakçılık suçunu oluşturmaktadır, 5607 sayılı Kanunun 3/1 fıkrasının suç tarihi itibari ile yürürlükteki hali aşağıdaki gibidir ; Eşyayı, gümrük işlemlerine tâbi tutmaksızın Türkiye’ye ithal eden kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Eşyanın, belirlenen gümrük kapıları dışından Türkiye’ye ithal edilmesi halinde, verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılır. Maddenin ikinci cümlesi suçun nitelikli hali olup, temel cezadan artırım yapılmasını emretmektedir. Yerel mahkeme Dairemizin bozma kararı sonrasında sanık hakkında 5607 sayılı Kanunun 3/1-2 fıkrasında yazılı kaçakçılık suçundan hüküm kurmuştur, Suç tarihinden sonra 11.04.2013 tarihinde yürülüğe giren 6455 sayılı Kanunun 54. maddesi ile değişik 5607 Sayılı Kanunun 10. maddesinde ise, kaçakçılık suçunun konusunun akaryakıt, tütün, tütün mamülü v.s olması hali de nitelikli hal olarak kabul edilmiş, kanun koyucu bu maddede temel ceza üzerinden artırım yapılması yerine, cezanın alt sınırını iki seneye çıkartmış ve üst sınırı da yine beş yıl olarak düzenlemiştir. Kanunun 3/10 maddesi müstakil bir ceza maddesi olmayıp, 6455 sayılı Kanun ile yapılan değişiklerde korunan 3/1 fıkrasında ve diğer fıkralarda yazılı kaçakçılık suçlarının objektif tipikliğine ek olarak suç konusunun değişiklik gösterdiği nitelikli halidir. Kanun koyucu bu nitelikli hali kanundaki tüm kaçakçılık suçlarına hasrettiğinden ayrı bir madde olarak düzenlemiştir. Kanunun 6455 sayılı Kanun ile değişik halinde 3/10 maddesini, 6455 sayılı Kanun ile yapılan değişiklerde korunan 3/1 fıkrası ve ikinci fıkrasından ayrı uygulamak mümkün değildir. 3/10 fıkrasına göre kurulacak temel cezadan 3/1 fıkrasının 2. cümlesi gereğince artırım yapılması gerekmektedir, 5607 Sayılı Yasanın 6455 sayılı Kanun ile değişik 3/10 maddesi aşağıdaki gibidir ; Kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan eşyanın akaryakıt ile tütün, tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler olması halinde, kaçakçılık suçunu işleyen kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Suç tarihinden sonra 18.06.2014 tarihinde yürülüğe giren 6545 sayılı Kanunun 89 maddesi ile değişik 5607 sayılı Kanunun 10 maddesinde ise, suç konusunun akaryakıt, tütün, tütün mamülü olması halinin nitelikli hal olarak varlığı devam etmekle, bu sefer uygulamadaki bazı yanlış uygulamaları ortadan kaldıracak şekilde temel cezadan artırım yapılması şeklinde düzenlenmiştir, 5607 sayılı Kanunun 6545 sayılı Kanun ile değişik 3/10 fıkrası aşağıdaki gibidir ; Kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan eşyanın akaryakıt ile tütün, tütün mamulleri, makaron, yaprak sigara kâğıdı, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarısından iki katına kadar artırılır, ancak bu fıkranın uygulanması suretiyle verilecek ceza üç yıldan az olamaz. Sanığın eylemi, suç tarihi itibariyle 5607 sayılı Kanunun 3.maddesinin birinci fıkrası ve ikinci cümlesi, 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun ve sonraki dönemlerde ise 3/10 fıkrası ve 3/1. fıkrası ve ikinci cümlesine uymaktadır. Her üç dönemde de suçun nitelikli halleri de gözönüne alındığında kanunda öngörülen hapis cezasının üst sınırı itibariyle olağan dava zamanaşımı süresi T.C.K’nun 66/1 -d maddesine göre 15 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresi ise 22 yıl 6 aydır, suç tarihi olan 25.03.2010 tarihi ve zamanaşımını kesen son mahkumiyet kararı olan 22.06.2023 tarihi de gözönüne alındığında temyize konu dosyada dava zamanaşımı süresi henüz dolmadığından sanık hakkındaki mahkumiyet kararının esastan incelenmesi gerekirken dava dosyasının zamanaşımına uğradığından bahisle düşmesine karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluğun görüşüne yazılı gerekçeler ile katılmamaktayız." düşünceleriyle karşı oy kullanmışlardır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 04.04.2024 tarih ve 95595 sayı ile; "..Suç tarihinden sonra 11.04.2013 tarihinde yürülüğe giren 6455 sayılı Kanunun 54. maddesi ile değişik 5607 Sayılı Kanun'un 10. maddesinde ise, kaçakçılık suçunun konusunun akaryakıt, tütün, tütün mamülü v.s olması hali de nitelikli hâl olarak kabul edilmiş, kanun koyucu bu maddede temel ceza üzerinden artırım yapılması yerine, cezanın alt sınırını iki seneye çıkartmış ve üst sınırı da yine beş yıl olarak düzenlemiştir. Kanunun 3/10 maddesi müstakil bir ceza maddesi olmayıp, 6455 sayılı Kanun ile yapılan değişiklerde korunan 3/1 fıkrasında ve diğer fıkralarda yazılı kaçakçılık suçlarının objektif tipikliğine ek olarak suç konusunun değişiklik gösterdiği nitelikli halidir. Kanun koyucu bu nitelikli hali kanundaki tüm kaçakçılık suçlarına hasrettiğinden ayrı bir madde olarak düzenlemiştir. Kanunun 6455 sayılı Kanun ile değişik halinde 3/10 maddesini, 6455 sayılı Kanun ile yapılan değişiklerde korunan 3/1 fıkrası ve ikinci fıkrasından ayrı uygulamak mümkün değildir. 3/10 fıkrasına göre kurulacak temel cezadan 3/1 fıkrasının 2 . cümlesi gereğince artırım yapılması gerekmektedir. 5607 Sayılı Yasanın 6455 sayılı Kanun ile değişik 3/10 maddesi şu şekildedir: 'Kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan eşyanın akaryakıt ile tütün, tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler olması halinde, kaçakçılık suçunu işleyen kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.' Suç tarihinden sonra 18/06/2014 tarihinde yürülüğe giren 6545 sayılı Kanunun 89 maddesi ile değişik 5607 sayılı Kanunun 10 maddesinde ise, suç konusunun akaryakıt, tütün, tütün mamülü olması halinin nitelikli hal olarak varlığı devam etmekle, bu sefer uygulamadaki bazı yanlış uygulamaları ortadan kaldıracak şekilde temel cezadan artırım yapılması şeklinde düzenlenmiştir. 5607 sayılı Kanunun 6545 sayılı Kanun ile değişik 3/10 fıkrası şu şekildedir: 'Kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan eşyanın akaryakıt ile tütün, tütün mamulleri, makaron, yaprak sigara kâğıdı, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarısından iki katına kadar artırılır, ancak bu fıkranın uygulanması suretiyle verilecek ceza üç yıldan az olamaz.' Sanığın eylemi, suç tarihi itibariyle 5607 sayılı Kanunun 3.maddesinin birinci fıkrası ve ikinci cümlesi, 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun ve sonraki dönemlerde ise 3/10 fıkrası ve 3/1. fıkrası ve ikinci cümlesine uymaktadır. Her üç dönemde de suçun nitelikli halleri de gözönüne alındığında kanunda öngörülen hapis cezasının üst sınırı itibariyle olağan dava zamanaşımı süresi T.C.K’nun 66/1 -d maddesine göre 15 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresi ise 22 yıl 6 aydır, suç tarihi olan 25.03.2010 tarihi ve zamanaşımını kesen son mahkumiyet kararı olan 22.06.2023 tarihi de gözönüne alındığında temyize konu dosyada dava zamanaşımı süresi henüz dolmadığından sanık hakkındaki mahkumiyet kararının esastan incelenmesi gerekirken dava dosyasının zamanaşımına uğradığından bahisle düşmesine karar verilmesi usul ve yasalara aykırıdır." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesince 02.05.2024 tarih ve 2332-4598 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUN Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/1-2. cümlesinde düzenlenen suçu mu, yoksa 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/10. maddesinde düzenlenen suçu mu oluşturduğu değerlendirilerek, sanığın eyleminin 3/10. maddesi kapsamında kaldığının kabulü hâlinde aynı Kanun’un 3/1-2. cümlesinde düzenlenen arttırım maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı, bu bağlamda Özel Dairece verilen zamanaşımı nedeniyle düşme kararının isabetli olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; suç tarihi, ele geçirilen eşyanın niteliği ve suçun işleniş biçimi itibarıyla Yerel Mahkemece verilen 23.12.2010 tarihli ve 134-401 sayılı hükme yönelik Enerji Piyasası Düzenlenme Kurumunun CMK'nın 237/1. maddesi uyarınca temyiz hak ve yetkisinin bulunup bulunmadığı değerlendirilip, bulunmadığı sonucuna ulaşılması hâlinde sonraki kararların hukuki değerden yoksun olup olmadığının tespiti gerekmektedir. IV. ÖN SORUNA İLİŞKİN AÇIKLAMALAR İncelenen dosya kapsamından; 28.02.2010 tarihinde sınır gözetleme kulesince termal kameralarla yapılan gözetleme sırasında İran İslam Cumhuriyeti topraklarından Türkiye istikametine giden atlı bir grubun sınır ihlali yaptığının tespit edilmesi üzerine kolluk kuvvetlerince yapılan müdahale neticesinde olay yerinde yakalanan sanığın yanındaki iki adet at ve bu atlara yüklü 240 litre kırsal motorinin ele geçirildiği, 09.05.2012 tarihli kaçak eşyaya mahsus tespit (KEMT) varakasına göre; ele geçirilen eşyanın CİF değerinin 1.813,00 TL, gümrük vergisinin 3.495,00 TL, gümrüklenmiş değerinin ise 5.395,00 TL olduğu, Yerel Mahkemece sanığın gıyabında verilen 23.12.2010 tarihli ve 134-401 sayılı mahkûmiyet hükmünün, sanığa 27.01.2011 tarihinde, Van Gümrük Müdürlüğüne ise 21.12.2012 tarihinde usulüne uygun tebliğ edildiği, Anlaşılmaktadır. Sanık; olay günü atlarıyla birlikte sınıra gittiğini, jandarmanın kendisini yakaladığını, akşamüstü de aynı bölgede ele geçirilen kaçak yakıtın kendisine ait olduğu söylenerek kolluk güçlerince hakkında kaçakçılıktan işlem yapıldığını savunmuştur. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Ön Soruna İlişkin Açıklamalar Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan ve sanığın eylemine uyan 5607 sayılı Kanun'un "Kaçakçılık suçları" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrası; '' (1) Eşyayı, gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın ülkeye sokan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Eşyanın, gümrük kapıları dışından ülkeye sokulması halinde, verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılır.'' biçiminde düzenlenmiş olup, sonraki tarihlerde yapılan değişikliklerde de bu düzenleme aynen korunmuştur. 5607 sayılı Kanun'un 3/1. fıkrasının 1. cümlesinde, "Eşyayı gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın Türkiye'ye ithal etmek" hâli suç olarak düzenlenmiştir. Bu suç tipinde 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 33. maddesi ile Gümrük Yönetmeliği'nin 72. maddesinde öngörülen şekilde faaliyet gösteren gümrük bölgesi giriş çıkışı ile gümrük işlemlerinin yapıldığı kapılar kullanılmasına rağmen eşyanın gümrük işlemleri yaptırılmaksızın Türkiye Cumhuriyeti gümrük bölgesinde serbest dolaşıma sokulması hâli suç olarak tanımlanmıştır. 5607 sayılı Kanun'un 3/1. fıkrasının 2. cümlesinde ise "Eşyanın belirlenen gümrük kapıları dışından Türkiye'ye ithal etmek" hâli suç olarak düzenlenmiştir. Bu cümlede öngörülen suç tipinde, 4458 sayılı Kanun'un 33 ve Gümrük Yönetmeliğinin 72. maddelerinde öngörülen şekilde faaliyet gösteren gümrük bölgesi giriş çıkış ile gümrük işlemlerinin yapıldığı kapılar dışından Türkiye'ye ithal edilmesi hâlinde uygulanacak yaptırımlar düzenlenmiştir. Böylece Türkiye'nin gümrük kapıları kullanılarak ancak gümrük işlemi yaptırılmadan eşyanın yurda sokulması hâlinde 3/1-birinci cümlede düzenlenen suç, Türkiye'nin gümrük kapıları kullanılmayarak eşyanın yurda sokulması hâlinde ise 3/1-ikinci cümlesinde belirtilen suç oluşacaktır. 5607 sayılı Kanun'un "Davaya Katılma" başlıklı 18. maddesi ise; "Bu Kanunda tanımlanan suçlar dolayısıyla açılan davalarda mahkeme, iddianamenin bir örneğini ilgili gümrük idaresine de gönderir. Başvurusu üzerine, ilgili gümrük idaresi açılan davaya katılan olarak kabul edilir." şeklinde düzenlenmiş olup, anılan Kanun kapsamında kalan suçlarda suçtan zarar gören ve davaya katılma hakkı olan kurumun suçun işlendiği yerdeki gümrük idaresi olacağı hüküm altına alınmıştır. B. Ön Soruna İlişkin Değerlendirme Sanığın suça konu kaçak eşyayı, gümrük kapısından veya sınırdan yurda sokmak isterken ya da hemen sonrasında yahut bu eylemlerin kesintiye uğramadan devamı sırasında yakalanması hâlinde, eylemin 5607 sayılı Kanun kapsamında kalacağı cihetle; anılan Kanun'un 18. maddesinde yer alan "Bu Kanunda tanımlanan suçlar dolayısıyla açılan davalarda mahkeme, iddianamenin bir örneğini ilgili gümrük idaresine de gönderir. Başvurusu üzerine, ilgili gümrük idaresi açılan davaya katılan olarak kabul edilir." şeklindeki açık düzenleme karşısında; her ne kadar Yerel Mahkemece kurulan 23.12.2010 tarihli ve 134-401 sayılı hükümde sanığın eyleminin 5015 sayılı Kanun'un EK 5/1. maddesinde düzenlenen fiile uyduğu kabul edilip yargılama aşamasında EPDK'nın katılan olarak kabulüne karar verilmiş ise de Özel Dairece 16.05.2013 tarihli ve 4539-11001 sayılı bozma ilamında ve devamında yapılan yargılama sürecinde sanığın eyleminin suç tarihi, suçun işleniş biçimi ve eşyanın niteliği itibarıyla 5607 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yerleşmiş içtihatlarıyla da uyumlu kabulü ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 23.12.2010 tarihli Yerel Mahkeme hükmünün, sanığa ve suçtan zarar gören Van Gümrük Müdürlüğüne usulüne uygun tebliğine rağmen sanık ... idaresi tarafından temyiz edilmemesi karşısında, suç tarihi itibarıyla sanıktan ele geçirilen kaçak akaryakıtın ele geçiriliş şekli itibarıyla eyleminin 5607 sayılı Kanun kapsamında kaldığının ve bu hâliyle dava ve duruşmaları takip etme hakkının suçtan zarar gören Van Gümrük Müdürlüğünde olduğunun, Yerel Mahkemenin 23.12.2010 tarihli ve 134-401 sayılı hükmüne yönelik suçtan doğrudan zarar görmediği için davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkı bulunmayan EPDK'nın temyiz isteminin Özel Dairece reddine karar verilmesi gerekirken anılan kurumun temyiz istemine yönelik esastan inceleme yapılmasında isabet bulunmadığının, 23.12.2010 tarihli hükümden sonraki Yerel Mahkeme ve Özel Daire kararlarının ise hukuki değerden yoksun olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulüne karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının DEĞİŞİK GEREKÇE İLE KABULÜNE, 2- Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 16.05.2013 tarihli ve 4539-11001 sayılı bozma ilamının ve sonraki Yerel Mahkeme ve Özel Daire kararlarının, hukuki değer yönünden de sorunlu olmakla KALDIRILMASINA, 3- Başkale 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.12.2010 tarihli ve 134-401 sayılı kararına ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun 17.02.2011 tarihli temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.04.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
İlgili Makaleler
- CGK (Ceza Genel Kurulu) Kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.