Karar Özeti
Ceza Genel Kurulu 2025/184 E. , 2025/559 K. "İçtihat Metni" DAİRESİ : YARGITAY 11. Ceza Dairesi SAYISI : 3-2 HÜKÜM : Sanığın eyleminin görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabul edilerek kamu davasının, zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'
Karar Detayı
Ceza Genel Kurulu 2025/184 E. , 2025/559 K. "İçtihat Metni" DAİRESİ : YARGITAY 11. Ceza Dairesi SAYISI : 3-2 HÜKÜM : Sanığın eyleminin görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabul edilerek kamu davasının, zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri uyarınca düşmesine ilişkindir. I. HUKUKÎ SÜREÇ İftira, resmî belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek ve görevde yetkiyi kötüye kullanma suçlarından yapılan yargılama sonucunda sanığın eyleminin görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabul edilerek TCK'nın 257/1 ve 53/1-5. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 11. Ceza Dairesince verilen 24.09.2020 tarihli ve 3-1 sayılı hükmün, sanık müdafii, katılanlar..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzelterek onama istemli 12.03.2021 tarihli ve 28709 sayılı tebliğnamesi ile dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmiştir. Ceza Genel Kurulunca 15.11.2022 tarih ve 99-713 sayı ile; sanık hakkında TCK'nın 43/1-2. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması, görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunun TCK'nın 53. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlendiğinin iddia ve kabul edilmesi karşısında, sanık hakkında aynı maddenin beşinci fıkrasına göre cezasının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi, davaya katılmalarına karar verilen ve kendilerini vekil ile temsil ettiren katılanlar..., ... ve ... lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay 11. Ceza Dairesince yeniden yapılan yargılamada bozma kararına uyulmasına, 18.02.2025 tarih ve 3-2 sayı ile sanığın eyleminin görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunu oluşturması ve kamu davasının zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle TCK'nın 66/1-e ve CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca düşmesine karar verilmiştir. Bu hükmün de katılanlar..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının onama istemli 17.04.2025 tarihli ve 48659 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanlar..., ... ve ... vekili; suç vasfının hatalı tayin edildiği, bu nedenle dava zamanaşımının dolmadığı gerekçesiyle temyiz başvurusunda bulunmuştur. III. İNCELEME KAPSAMI VE KONUSU Dosya kapsamı ve İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm dikkate alındığında, Ceza Genel Kurulunca sanık hakkında görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan kurulan düşme hükmünün isabetli olup olmadığına ilişkin temyiz incelemesi yapılmıştır. IV. GEREKÇE Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 09.06.2016 tarihli ve 2-2 sayılı iddianamesi ve Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.12.2016 tarihli ve 311-470 sayılı son soruşturmanın açılması kararına göre; yargılama evresinde kamu davasına katılmalarına karar verilen mağdurların ..., ..., ... ve ..., sanıkların ise ..., ..., ... ve ... oldukları, kamuoyunda İstanbul Askerî Casusluk Davası olarak bilinen İstanbul (Kapatılan) 11. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. maddesi ile görevli) 2011/37 Esas numaralı dosyasında anılan katılanlarla birlikte toplam elli altı kişinin yargılandığı, katılanlar vekili ...'nın 22.11.2010 tarihli dilekçesi ile soruşturma aşamasında TÜBİTAK'a sormuş olduğu bazı soruların cevaplarının gizlilik nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, söz konusu belgelerin içerisinde yer alan TÜBİTAK BİLGEM’in 29.11.2010 tarihli ve 35 sayılı (11) sayfadan ibaret yazısının ve eklerinin, inceleme dışı sanık ... tarafından yazılan müzekkere ile mühürlü bez torba içerisinde adli emanet memurluğuna gönderildiği, emanet eşya makbuzu ile suç eşyası esas defterinin 2011/165 sırasına kaydedilen eşyanın muhafaza altına alındığı, iddianamenin düzenlendiği 09.02.2011 tarihinden önce Başsavcılığa intikâl etmesine rağmen söz konusu yazının soruşturma dosyası içerisine konulmayarak kamu davası açıldığı, iddianame içeriğinde bahsedilmeyen bu belgenin deliller bölümünde de gösterilmediği, İstanbul (Kapatılan) 11. Ağır Ceza Mahkemesinde (CMK’nın 250. maddesi ile görevli) görülen 2011/37 Esas numaralı davada vekil ...’nın TÜBİTAK’ın 29.11.20 10... .12.2010 tarihli yazı cevaplarının adli emanetten getirtilerek dosya arasına alınmasını talep ettiği, mahkeme heyeti tarafından sanıklarda ele geçirilen ve adli emanette bulunan dijital verilerin imajları ile ve diğer tüm belgelerin devlet sırrı niteliğinde olup olmadığı hususunda değerlendirme yapıldıktan sonra sanık ve müdafilerine verilip verilmemesi hususunun karara bağlanmasına ve bulunulan aşamada bu yöndeki taleplerin reddine karar verildiği, sonraki oturumlarda da bu konuda karar verildiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına hükmedildiği, inceleme dışı sanıklar ... ile ...'nun ve sanık ...'in katılımları ile yapılan 25.05.2012 tarihli 13. oturumda 01.07.2011 tarihli ve 125 numaralı belgenin dört sayfalık kısmının sanık müdafiine verilmesine; 29.11.2010 tarihli ve 35... .12.2010 tarihli ve 40 sayılı yazılar mahkemeye ulaşmadığından talebin reddine karar verildiği, Mahkemece 29.06.2012 tarihli oturumda, 29.11.2010 tarihli ve 35 sayılı yazı ile 09.12.2010 tarihli ve 40 sayılı yazının verilmesi talebinin aynı ara kararın (a) bendinde belirtilen rapor ile aynı konuları ihtiva etmesi ve geçen oturum aynı ara kararın (a) bendinde aynı belgelerin dört sayfalık kısmını talep eden sanık müdafiine verilmesine hükmedildiğinden bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığının kararlaştırıldığı, TÜBİTAK’ın 35... sayılı yazılarının içerik olarak tarafların hukuki durumunu aydınlatacak ve Kurumun işleyişi ile bilgi güvenliğinin nasıl sağlandığına dair bilgiler içerdiği, bu bilgilerin devlet sırrı, belgelerin ise adli emanete kaydı gereken suç eşyası niteliğinde olmadığı, yapılan yargılama sırasında anılan belgelerin dosyaya konulması taleplerinin ilgili hâkimlerce reddine karar verilerek delil olarak değerlendirilmeye alınmadığı, bu belgelerin tamamının taraflara verilmediği, yargılama sırasında görmezden gelindiği ve kararın gerekçesinde irdelenmediği, sonuç olarak; yargılamayı icra eden mahkemenin başkan ve üyelerinin de Cumhuriyet savcısı ile benzer bir şekilde hareket ederek TÜBİTAK BİLGEM tarafından yazılan katılanlar ... ve ...'ın lehlerine bilgiler içeren 35... sayılı raporları ve eklerini adli emanetten getirtip örneklerini sanıklara veya müdafilerine vermemek, dava dosyasına koymamak, gerekçeli kararda bu rapor ve eklerinden hiç bahsetmemek, ayrıca TÜBİTAK BİLGEM tarafından yazılan 01.07.2011 tarihli ve 125 sayılı yazı ile mahkemeye de gönderilen 09.12.2010 tarihli ve 40 sayılı rapor ve eklerini sanıklara veya müdafilerine tebliğ etmemek, dosya içerisine koymamak ve bu nedenle CMK’nın 1 25... /4. maddelerine aykırı davranmak suretiyle görevde yetkiyi kötüye kullanma, iftira, resmî belgeyi bozma, yok etme veya gizleme suçlarını işlediklerinin iddia edildiği, inceleme dışı sanıklar ve sanığın eylemlerinin görevde yetkiyi kötüye kullanmak suçunu oluşturduğu kabul edilerek İlk Derece Mahkemesince sanık ve inceleme dışı sanıklar hakkında 24.09.2020 tarihinde mahkûmiyet hükümleri verildiği, hükmün Ceza Genel Kurulunca bozulması sonrası Özel Dairece 18.02.2025 tarihinde, sanık ...'e isnat edilen suçun tarihinin 02.08.2012 olduğu, durma süreleri de gözetildiğinde 12 yıllık kesintili dava zamanaşımı süresi dolduğundan sanık hakkındaki kamu davasının düşmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Olay tarihinde hâkim olan sanığa isnat edilen suçun niteliği itibarıyla, 2802 sayılı Kanun’da öngörülen soruşturma ve kovuşturma usul ve şartlarına da uyularak başlatılıp icra olunan hukuki süreçte, mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup, silahların eşitliği ve yüzyüzelik ilkeleri çerçevesinde usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına istinad eden kabule göre: Müsnet görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunun yaptırımı TCK’nın 257/1. maddesinde 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası olarak öngörülmüş olup aynı Kanun'un 66/1-e maddesi gereğince bu suça ilişkin asli dava zamanaşımı sekiz yıl, aynı Kanun’un 67/4. maddesi göz önüne alındığında kesintili dava zamanaşımı ise on iki yıldır. Suç tarihinde kamu görevlisi olan sanık hakkında soruşturma izni verilmesinin teklif edildiği 25.06.2015 ile soruşturma izninin verildiği 30.06.2015 ve dosyanın tevdi kararı ile gönderildiği 19.04.2016 ile kovuşturma izninin verildiği 21.04.2016 tarihleri arasında dava zamanaşımının toplam 7 günlük süre için durduğu görülmektedir. İddianame ve gerekçeli kararın içeriğine göre daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan suç tarihinin 02.08.2012 olduğu eylemle ilgili olarak durma süreleri de gözetildiğinde, dava zamanaşımının İlk Derece Mahkemesi kararından önce 09.08.2024 tarihinde dolduğu, dosyaya yansıyan bilgi ve belgeler itibarıyla sanık hakkında derhâl beraat kararı verilmesini gerektiren bir durumun da bulunmadığı nazara alındığında; Müsnet görevde yetkiyi kötüye kullanma suçu bakımından dava zamanaşımının gerçekleştiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucunda, bütün ve özellikle belirleyici delillerin ve aşamalarda ileri sürülen sonuca etkili iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği ve özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, gösterilen gerekçenin olaya ilişkin sorunlar bakımından özgün ve yeterli olduğu anlaşıldığından, katılanlar vekilinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla temyiz davasının reddiyle kamu davasının düşmesine ilişkin hükmün onanmasına karar verilmelidir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay 11. Ceza Dairesinin sanık hakkında dava zamanaşımının gerçekleştiğinden bahisle açılan kamu davasının düşmesine ilişkin 18.02.2025 tarihli ve 3-2 sayılı kararının ONANMASINA, 2- Dosyanın, Yargıtay 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.12.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
İlgili Makaleler
- CGK (Ceza Genel Kurulu) Kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.