İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

A.ö. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/37198)

1. Başvuru, kolluğun yaralaması olayında açılan kamu

Başvuru No2018/37198Tarih27 Temmuz 2022Okuma25 dk · 4.947 kelime

KÜNYE

Resen Gizlilik Kararı Verildi Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm A.Ö. Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
27 Temmuz 2022
Başvuru Numarası
2018/37198
R.G. Tarih ve Sayı
9/11/2022-32008
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.947 kelime·25 dk okuma·22 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, kolluğun yaralaması olayında açılan kamu

davasında soruşturmanın etkisiz yürütülmesi ve hükmün açıklanmasının geri

bırakılması kararı verilmesi nedeniyle eziyet yasağının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 7/12/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

4. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim

Sistemi’nden (UYAP) elde edilen bilgi ve belgelere göre olaylar özetle

şöyledir:

5. 2005 doğumlu olan başvurucu D.Ö., diğer başvurucuların

çocuğudur. Mersin İl Emniyet Müdürlüğünce ilköğretim çağındaki çocukların

bilgisayar ve internet gereksinimlerini karşılamak ve ödevlerini yapmalarını

sağlamak için Siteler Polis Merkezinde bilgisayar ve çalışma salonları tahsis

edilmiştir.

6. 11/9/2013 tarihinde ders çalışmak için Polis Merkezine

gelen başvurucu D.Ö. başka bir çocukla kavga etmiştir. Polis memuru O.D.nin

başvurucuyu ikaz etmesi üzerine başvurucunun O.D.ye küfrettiği, bunun üzerine

O.D.nin başvurucuyu darbederek yaraladığı iddiasıyla Mersin Cumhuriyet

Başsavcılığınca (Başsavcılık) soruşturma başlatılmıştır.

7. Adli raporlar:

i. Mersin Çocuk Hastalıkları Hastanesinin 13/9/2013

tarihli adli muayene raporunda; darpnedeniyle getirilen başvurucunun yapılan

muayenesinde ateş, kusma, baş ağrısı şikâyetleri olduğu, genel durumunun orta,

boynunda sıyrık, eritamöz alanlar, sağ omuzda 2x2 cm ekimoz olduğu, açık yara

ve kırık olmadığı, orofarinks (boğaz arka kısmı) bölgesinin hiperemik,

testislerin skrotumda (testis torbası) doğal izlendiği belirtilmiştir.

ii. Mersin Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 27/11/2013 tarihli

raporunda; oğlunun bir arkadaşının, oğlunu polislerin dövdüğünü söylemesi

üzerine annenin karakola gittiğini, polisin oğlunu dövdüğünü söylediğini,

karakola gittiğinde oğlunun vücudunda morluklar gördüğünü, çocuğu vermek

istemediklerini, çocuğu zorla alarak eve gittiğini, çocuğun ateş, kusma ve baş

ağrısı şikâyeti olduğunu, hastanede on gün kaldığını ifade ettiği

belirtilmiştir. Muayenesinde sağ omuzda 2x0,5, 1x0,5 cm, kurutları dökülmüş

yara, sol scapula (kürek kemiği) üzerinde 0,5x0,5 cm, kurutları dökülmüş

iki yara, bel orta hatta 1x0,3 cm'lik dört yara, sol üst kol dış yanda 0,5x0,2

cm'lik iki yara olduğu saptanmıştır.

iii. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim

Dalı Başkanlığının 21/3/2014 tarihli raporunda, çocuğun olayla ilgili

anlatımlarına göre dışarıda oynarken polisin, arkadaşıyla kavga ettiğini görüp

yanlarına gelerek kendisine vurduğu, polise küfredip kaçtıktan sonra polisin

kendisini yakalayıp polis arabasında dövdüğü, kafasını demire vurduğu, eve

gittiğinde annesine "Kafam büyümüş mü?" diye sorduğu, olayı

sık sık hatırladığı, rüyasında gördüğü, polisleri görünce korktuğu, tek başına

yatamadığı, unutkanlık yaşadığı ifade edilmiş; yapılan ruhsal muayenede 8-9

yaşlarında, giyimi sosyokültürel düzeyine uygun erkek hastanın annesiyle

birlikte geldiği, duygu durumunun depresif, duygulanımının anksiyöz olduğu,

çağrışımlarının, algı, bellek ve dikkatinin doğal olduğu, maruz kaldığı iddia

edilen fiziksel istismar olayına bağlı olarak kronik travma sonrası stres

bozukluğu geliştiği ve ruh sağlığının bozulduğu, fiziksel yaraların ise basit

tıbbi müdahaleyle giderilemeyeceği bildirilmiştir.

8. Başsavcılık olay günü karakoldaki polis memurlarının

görev listesini ve fotoğraflarını getirterek şüphelileri tespit etmiştir.

9. Bakanlık görüşündeki bilgilere göre Mersin Valiliğince

olayla ilgili olarak idari soruşturma başlatılmış, polis memuru O.D. 18/9/2013

tarihinde soruşturmanın selameti açısından görevden uzaklaştırılmış, 14/7/2014

tarihinde dörtay kısa süreli durdurma disiplin cezasıyla

cezalandırılmıştır.

10. Başsavcılık 7/10/2013 tarihinde olay yerinde keşif

yapmış, karakoldaki kameraların yerlerini ve çalışır vaziyette olup

olmadıklarını elektrik ve elektronik mühendisi bilirkişiye tespit ettirmiştir.

Mağdur çocuk ve annesi de olay yerinde dinlenmiş, çocuğa yer gösterme işlemi

yaptırılmıştır. Çocuk, karakolda darbedildiğini öne sürdüğü ve kapısında "Çay

Ocağı" yazan odayı Cumhuriyet savcısına göstermiştir.

11. Başsavcılık karakoldaki güvenlik kameraları

kayıtlarını, bina çevresini gösteren kayıtları ve MOBESE kayıtlarını

getirtmiştir. Bazı kamera kayıtlarının on gün içinde otomatik olarak silinmesi

nedeniyle kayıt bulunmadığı bildirilmiştir. Getirtilen MOBESE görüntüleri

üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 11/1/2013 tarihli bilirkişi

raporunda, çocukların kendi aralarındaki kavga görüntüleri bulunmakta ise de

polis memurunun çocuğu darbettiği görüntüye rastlanmadığı bildirilmiştir.

12. 24/9/2013 tarihinde şüpheli O.D. tutuklanması

istemiyle sorguya sevk edilmiş, Mersin 9. Sulh Ceza Mahkemesi tutuklama

istemini reddederek şüphelinin adli kontrol altına alınmasına karar vermiştir.

13. Başsavcılık; polis memurlarından O.D. hakkında

işkence suçundan, olayı gören ancak tutanak tanzim etmeyen polis memuru

şüpheliler B.D., Ö.F.K. ve H.K. hakkında ise kamu görevlisinin suçu

bildirmemesi suçundan 15/4/2014 tarihinde kamu davası açmıştır. İddianamenin

ilgili kısmı şöyledir:

“...

Yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı

mağdur D.Ö. de aynı şekilde Siteler Polis Merkezine sürekli diğer çocuklarla

birlikte gidip geldiği, olay tarihi olan 11.09.2013 günü [arkadaşlarıyla oynarken] ... M. adlı

arkadaşı ile kavga ettiği, kavga yerine yakın Siteler Polis Merkezi önünde

nöbetçi bulunan ... polis memuru şüpheli (KANIT NO:9) O.D., mağdur D.Ö.nün

yanına gelerek ayağı ile mağdurun cinsel organının bulunduğu yere ayrıca karın

bölgesi sol tarafına vurduğu, bunun üzerine mağdur D.Ö.nün şüpheli O.D.ye ana

avrat sinkaf edici hakaret içeren söz söylediği, bunun üzerine şüpheli O.D.nin

mağduru kovalamaya başladığı, daha sonra tutarak mağdurun boynunu ... sıkıp

kafasına ve sol omzuna elleri ile vurduğu (KANIT NO:7)daha sonra görse

tanıyabileceği ancak tespit edemediği resmî elbiseli bir polis memurunun gelerek

şüpheli O.D.ye mağduru bırakmasını söylemesine rağmen şüpheli O.D.nin mağdur

D.Ö.yü bırakmayarak ekip aracının içerisine aldığı ve mağdurun başını ekip

aracının arka iç tarafındaki demir korkuluklarına birkaç kere vurduğu, bu

sırada ... polis memurları şüpheliler B.D., Ö.F.K. ve H.K.ya şüpheli O.D.,

mağdur'un elini yüzünü yıkamalarını istediği, şüpheliler B.D., Ö.F.K. ve

H.K.nın mağdur D.Ö.yü Siteler Polis Merkezinin mutfak kısmına götürürek elini

yüzünü yıkadıkları, yüzüne buz tuttukları ve mağdur D.Ö.ye elbise verdikleri,

bu sırada O.D.nin Siteler Polis Merkezi mutafağına gelerek ağlayan mağdur

D.Ö.nün yüzüne tokat ve mutafakta bulunan çaydanlık ile vurduğu, daha sonra bir

zırhlı aracın içerisine mağdur D.Ö.yü koyarak bilmediği bir yere götürüp araç içerisinde

yaklaşık iki saat kadar şüpheli O.D.nin beklettiği, daha sonra tekrar Siteler

Polis Merkezine getirdiği, olayı gören görgü tanıkları S.M., O.K., M.H., Ş.K.

ve H.K.nin mağdur D.Ö.nün annesi olan K.Ö.ye haber vermesi üzerine K.Ö.nün

karakol içerisine geldiği, burada şüpheli O.D. ile karşılaştığı ve şüpheli

O.D.ye oğlu D.yi sorduğunda şüpheli O.D.nin de müştekiye hitaben; 'D. senin

neyin olur?' şeklindeki soruya karşılık müştekinin 'Oğlum olur.' şeklindeki

cevabı karşısında şüpheli O.D.nin müşteki K.Ö.ye hitaben; 'D. benim anneme

küfür etti, nasıl terbiye vermişsin, biz size burada bekçilik ediyoruz, siz de

annemize küfür ediyorsunuz, ben de oğlun D.yi dövdüm, git oğlun içeride.'

şeklinde söylemesi üzerine müşteki K.Ö.nün tanık S.M.nin göstermesi ile karakol

içerisine gidip mutfak bölümünün kapısını açtığında oğlu D.nin üstünün soyunuk

olduğunu, üstüne su döktüklerini gördüğü, bunun üzerine oğlunu almak istediği

ancak polis memurları olan şüpheliler B.D., Ö.F.K. ve H.K.nin kendisine D.yi

daha sonra getireceklerini evine gitmesini söyledikleri, müşteki K.Ö.nün oğlunu

alma konusunda ısrar etmesine rağmen polis memurları şüpheliler B.D., Ö.F.K. ve

H.K.’nın müşteki K.Ö.ye hitaben; 'Siz eve gidin biz D. ile biraz bilgisayar

oynar, sonra size D.yi getiririz.' şeklinde söyledikleri, müşteki K.Ö.nün oğlu

D.yi gördüğünde sol omzunda yaygın şekilde morluk ve yüzünün sol tarafında el

izi olduğu veşiştiğini, boğazının alt tarafında da yaygın şekilde kızarıklık

olduğunu görmesi üzerine krize girdiği ve müştekinin oğlu D.yi istemesine

rağmen yine görse tanıyabileceği ancak tespit edemeyeceği bir polis memuru

'Yenge ben D.yi çok seviyorum, merak etme sen, ben onu eve getireceğim, kıyamam

ben ona.' şeklinde söylemi üzerine müşteki K.nin eve gittiği ve yaklaşık 2 saat

sonrada oğlu D.Ö.nin eve geldiği, müşteki K.Ö.nün oğlu mağdur D.Ö.ye nasıl

olduğunu sorması üzerine, D.Ö.nün başının döndüğünü söyleyerek kustuğu,

12.09.2013 günü müşteki K.Ö.nün mağdur D.Ö.yü Siteler Karakolu’nun yanındaki

sağlık ocağına götürdüğü, burada doktorun kendisine 'Oğlun damdan mı düştü?'

şeklinde sorması üzerine müşteki K.Ö.nün oğlu D.yi polislerin dövdüğünü

söylemesi üzerine, tespit edilemeyen doktorun mağdur D.Ö.yü bir an evvel bir

hastaneye yetiştirilmesi gerektiğini söyledikten sonra müşteki K.Ö. oğlu mağdur

D.Ö.yü hastaneye götürürken Siteler Polis Merkezi’ndeki tanımadığı sivil

polislerin gelerek mağdur D.Ö.yü hastaneye araç ile götürmek istediklerini

söylediği ve mağdur D.Ö.yü polis memurları bir araç ile Mersin Kadın ve Çocuk

Hastanesine götürdükleri, mağdur D.Ö.nün burada yatarak tedavisine başlandığı,

Mersin Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi hasta gözlem ve tedavi evrakları (KANIT

NO

6) ile birlikte mağdur D.Ö.ye ait (KANIT NO:7)'de belirtilen fotoğraf da

eklenerek Mersin Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığına gönderilerek

yaptırılan fiziki beden muayenesi ile Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı

Başkanlığından alınan raporlar (KANIT NO:5 a-b) sonucuna göre; Mağdur D.Ö.nün;

1-Maruz kaldığı fiziksel istismar

olayına bağlı olarak kronik travma sonrasında stres bozukluğu geliştiği ve ruh

sağlığının bozulmuş olduğu,

2-Yaşamını tehlikeye uğratmadığı, yaralanmasının

Basit Tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde olmadığı, yönünde raporların

düzenlendiği anlaşılmıştır.

...”

14. Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) sosyal

inceleme raporu aldırmış; kamera kayıtlarında silme ve değiştirme yapılıp

yapılmadığının, silinmişse bu görüntülere tekrar ulaşılıp ulaşılamayacağının

tespiti için İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik ve Haberleşme Mühendisliği

Bölümü öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi heyetinden rapor aldırmıştır.

30/3/2016 tarihli raporda olay anına ilişkin bir görüntü kaydına rastlanmadığı

bildirilmiştir.

15. Mahkemenin 12/6/2018 tarihli kararıyla sanık O.D.nin

kasten yaralama suçundan 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun

86. maddesinin (1) numaralı fıkrası ile aynı maddenin (2) numaralı fıkrasının

(b) ve (e) bentleri, 62. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca 1 yıl 10 ay

15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına (HAGB) karar verilmiştir. Diğer üç sanık hakkında ise 5237 sayılı

Kanun’un 279. maddesi uyarınca kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçundan 7

ay 15 gün hapis cezası ve HAGB kararı verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili

kısmı şöyledir:

“...Somut olayda mağdurla sanık

arasında herhangi bir husumet bulunmadığı gibi mağdur hakkında herhangi bir

soruşturma ve dava da bulunmamaktadır. Hatta dosya kapsamında mağdurun daha

önceden emniyetçe yürütülen sosyal amaçlı proje kapsamında karakola gelip giden

çocuklardan birisi olduğu anlaşılmaktadır. Mağdurun başka bir çocukla kavga

ettiğini öğrenen sanık O.D.nin mağduru ikaz etmesi üzerine mağdur çocuğun da

sanık O.D.ye sövdüğü, mağdurun bu davranışı üzerinede sanık O.D.nin bu duruma

sinirlenip mağdura dayak attığı iddia edilmektedir. Olay karakolda değil

sokakta gerçekleşmiştir. Mağdurun olay nedeniyle basit şekilde yaralandığına

dair doktor raporları da dosya içerisindedir. Bu sanığa isnat edilen eylemin bu

haliyle yukarıda açıklanan işkence suçunun maddi manevi suç unsurunu

oluşturmadığı açıktır. Mağdur sanık O.D.ye ters cevap vermesi üzerine ani

olarak gerçekleşen ve bir defa gerçekleşip son bulan basit bir yaralama eylemi

şeklindedir. Sanığın eyleminin işkence olarak değerlendirilmesi mümkün

değildir. Bu nedenle bu sanığın eyleminin iddianamede vasıflandırıldığı gibi

işkence suçunu değil, basit yaralama suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.

Sanık kamu görevlisi olup, mağdurun da yaşının küçük olması nedeniyle somut

olayda basit yaralama eyleminin ağırlaştırılmış hallerinin söz konusu olduğu

kabul edilmelidir. Diğer sanıkların karakolda görevli oldukları, olay

gerçekleştirildikten sonra olayı gördükleri fakat bununla ilgili tutanak

tutmadıkları, herhangi bir işlem yapmadıkları ve suçu üst amirlere

bildirmedikleri anlaşıldığından bu sanıkların eylemi de suçu bildirmeme

kapsamında değerlendirilmesine varılmış ve sanıkların asgari hadden

cezalandırılması yönüne gidilmiştir. Mağdurun somut bir zarara uğramamış

olması, sanıkların bir daha suç işlemeyeceği yönündeki olumlu davranışları

sebebiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması yoluna gidilmiştir.”

16. Başvurucunun bu karara itirazı, Mersin 2. Ağır Ceza

Mahkemesince 25/10/2018 tarihinde reddedilmiştir.

17. 9/11/2018 tarihinde tebliğ edilen karara karşı

başvurucular, 7/12/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

18. 5237 sayılı Kanun'un 94., 86. ve 279. maddelerinin

ilgili kısmı şöyledir:

“İşkence

Madde 94- (1) Bir kişiye karşı insan

onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama

veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları

gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis

cezasına hükmolunur....

(2) Suçun;

a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından

kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,

...

İşlenmesi halinde, sekiz yıldan onbeş

yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

...

Kasten yaralama

Madde 86- (1) Kasten başkasının vücuduna

acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan

kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

…

(3) Kasten yaralama suçunun;

…

b) Beden veya ruh bakımından kendisini

savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

...

e) Silahla,

…

İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın,

verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi

Madde 279- (1) Kamu adına soruşturma ve

kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak

öğrenip de yetkili makamlara bildirimde bulunmayı ihmal eden veya bu hususta

gecikme gösteren kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılır.

(2) Suçun, adlî kolluk görevini yapan

kişi tarafından işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı

oranında artırılır.”

19. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu’nun 161. ve 231. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Cumhuriyet savcısının görev ve

yetkileri

Madde 161- (1) Cumhuriyet savcısı,

doğrudan doğruya veya emrindeki adlî kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü

araştırmayı yapabilir; yukarıdaki maddede yazılı sonuçlara varmak için bütün

kamu görevlilerinden her türlü bilgiyi isteyebilir. Cumhuriyet savcısı, adlî

görevi gereğince nezdinde görev yaptığı mahkemenin yargı çevresi dışında bir

işlem yapmak ihtiyacı ortaya çıkınca, bu hususta o yer Cumhuriyet savcısından

söz konusu işlemi yapmasını ister.

(2) Adlî kolluk görevlileri,

elkoydukları olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri emrinde

çalıştıkları Cumhuriyet savcısına derhâl bildirmek ve bu Cumhuriyet savcısının

adliyeye ilişkin bütün emirlerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür.

(3) Cumhuriyet savcısı, adlî kolluk

görevlilerine emirleri yazılı; acele hâllerde, sözlü olarak verir. Sözlü emir,

en kısa sürede yazılı olarak da bildirilir.

...

Hükmün açıklanması ve hükmün

açıklanmasının geri bırakılması

Madde 231- …

(5)Sanığa yüklenen suçtan dolayı

yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis

veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına

karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının

geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını

ifade eder.

(6) Hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına karar verilebilmesi için;

a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan

mahkûm olmamış bulunması,

b) Mahkemece, sanığın kişilik

özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak

yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,

c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya

kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin

suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir. Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.

…”

B. Uluslararası

Hukuk

20. İlgili uluslararası hukuk için bkz. Hatun Horuz ve

Zemci Horuz, B. No: 2017/17723, 3/11/2020, §§ 33-40.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

21. Anayasa Mahkemesinin 27/7/2022 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Gizlilik

Yönünden

22. Başvuru formunda kamuya açık belgelerde kimliğin

gizli tutulması yönünde bir talep mevcut değildir.

23. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 3. maddesine göre

kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya

yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün

faaliyetlerde temel amaç çocuğun yüksek yararının korunmasıdır.

24. Çocuklar hakkında yürütülen idari ve yargısal

işlemlerde kimliklerinin başkaları tarafından belirlenmemesi çocuğun yüksek

yararı bakımından oldukça önemlidir. Başvurucunun kimliğinin ifşa

edilmesinin küçük yaşta yaşadığı ileri sürülen bazı olaylar nedeniyle hayatının

geri kalan kısmında maddi ve manevi bütünlüğü üzerinde menfi sonuçlar doğurma

potansiyeli olduğundan Anayasa Mahkemesince kamuya açık belgelerde tüm

başvurucuların kimliklerinin gizli tutulmasına resen karar verilmiştir (aynı

yöndeki değerlendirme için bkz. A.S.Y., B. No: 2015/4213, 15/11/2018, §§

36, 37; A.D. B. No: 2014/7967, 23/5/2018, §§ 76-78).

B. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

25. Başvurucular;

i. Polis memuru olan sanıklar hakkındaki soruşturmanın

polis memurlarına yaptırılmasının soruşturmanın bağımsız ve tarafsızlığını

zedelediğini, MOBESE kayıtlarının silinmesinin nedeninin bu olduğunu,

ii. Kamera ve MOBESE kayıtlarının gerektiği gibi

incelenmediğini,

iii. Sanığın tutuksuz olarak yargılanmasının tanıkların

tarafsız olarak ifade vermelerine mâni olduğunu,

iv. Polis tarafından ciddi şekilde darbedilip

yaralanmasına ve ruh sağlığının bozulmasına karşın işkence suçu yerine kasten

yaralama suçundan ceza tatbik edildiğini, üstelik HAGB kararı verilmesinin

yaptırımı caydırıcı olmaktan uzaklaştırdığını belirterek eziyet yasağı ile adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini öne sürmüştür.

26. Bakanlık görüşünde, olayla ilgili yapılan soruşturma

ve kovuşturma süreci özetlenerek Anayasa Mahkemesinin içtihadına yer

verilmiştir.

27. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda başvuru

formundaki iddialarını tekrarlamıştır.

2. Değerlendirme

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucuların adil yargılanma hakkını ilgilendiren şikâyetleri, eziyet

yasağının usul yükümlülüğü kapsamında kaldığından adil yargılanma hakkı

bakımından ayrıca inceleme yapılmamıştır.

a. Başvurucular

K.Ö. ve A.Ö. Bakımından

29. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 46. maddesine göre Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulması için başvuruya konu edilen ve ihlale

yol açtığı ileri sürülen kamusal eylem veya işlemden başvurucunun kişisel

olarak ve doğrudan etkilenmiş olması gerekir (Onur Doğanay, B. No:

2013/1977, 9/1/2014, §§ 42-45).

30. Başvuru konusu olayda başvurucular K.Ö. ve A.Ö.ye

karşı doğrudan işlenen bir fiil söz konusu değildir. Başvuru konusu olaydan

kişisel olarak doğrudan nasıl etkilendiklerini açık biçimde ortaya

koyamamaları, kişinin maddi ve manevi varlığını koruyan hakların

devredilmesinin mümkün olmaması nedeniyle başvurucuların mağdur statülerinin bulunmadığı

sonucuna ulaşılmıştır.

31. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin kişi bakımından

yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Başvurucu

D.Ö. Bakımından

i. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan eziyet yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Esas

Yönünden

(1) Genel

İlkeler

33. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında

öngörülen işkence, eziyet ve insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya

muameleye tabi tutulma yasağı mutlak bir nitelik taşımakta olup bu kapsamda

öncelikle kamusal yetkiyle güç kullanan görevlilerin hiçbir şekilde kişilerin

beden ve ruh bütünlüğüne zarar vermemelerini gerektirir (Cezmi Demir ve

diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).

34. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde (Sözleşme)

kötü muamele, kişi üzerindeki etkisi gözetilerek derecelendirilmiş ve farklı

kavramlarla ifade edilmiştir. Bir kötü muameleyi işkence, eziyet

veya insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele olarak nitelendirebilmek

için aralarındaki farklılığın ortaya konması gerekir. Bununla birlikte anılan

kavramların 5237 sayılı Kanun’da düzenlenen işkence, eziyet, yaralama ve

hakaret suçlarından daha geniş ve farklı bir anlam taşıdığı belirtilmelidir (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 84).

35. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında geçen bu

kavramlar arasında nitelik değil yoğunluk farkının bulunduğu görülmektedir.

Buna göre anayasal düzenleme kapsamında kişinin maddi ve manevi varlığına en

fazla zarar veren muamele işkencedir. Muamelenin ağırlığının yanı sıra

İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezaya

Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin 1. maddesinde işkencenin

özellikle bilgi almak, cezalandırmak veya yıldırmak amacıyla ya da ayrımcı bir

nedenle yapıldığı belirtilmiştir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 85).

36. İşkence seviyesine varmayan fakat yine de

önceden tasarlanmış, belirli bir süre devam eden, yaralanmaya, yoğun maddi veya

manevi ızdıraba sebep olan insanlık dışı muameleler eziyet olarak

tanımlanabilir. Bu hâllerde duyulan acı, meşru bir muamele ya da cezada

kaçınılmaz olarak bulunan acının ötesine geçmelidir. İşkenceden farklı olarak eziyette,

ızdırap vermenin belli bir amaç doğrultusunda yapılması şartı aranmaz (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 88).

37. Devletin kötü muamele yasağı kapsamındaki pozitif

yükümlülüklerinin ayrıca usule ilişkin yönü bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü,

her kötü muamele olayının sorumlularının belirlenmesini ve cezalandırılmasını

sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi gerektirir. Bu soruşturmanın

temel amacı, insan onurunu koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını ve

kamu görevlilerinin veya diğer bireylerin kötü muamele niteliğindeki fiilleri

nedeniyle hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir ve diğerleri, §

110).

38. Ceza soruşturmasının amacı, insan onurunu koruyan

hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını ve sorumluların hesap vermelerini

sağlamak olmakla birlikte bu yükümlülük, kesin olarak bir sonuç elde etmeyi

değil uygun araçları kullanmayı gerektirir. Diğer yandan Anayasa'nın 17.

maddesi başvuruculara üçüncü kişileri bir suç nedeniyle yargılatma ya da

cezalandırma hakkı vermediği gibi devlete, tüm yargılamaları mahkûmiyetle ya da

belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma ödevi de yüklemez (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 113).

39. Ceza soruşturmasının etkili olması için soruşturma

makamlarının resen harekete geçerek kötü muamele iddiasını aydınlatabilecek ve

sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmeleri

gerekir. Yetkililer şikâyet yapılır yapılmaz harekete geçmeli, bir şikâyet

olmasa bile işkence veya kötü muamele olduğunu gösteren yeterli belirtiler

olduğunda soruşturma açmalıdır(Cezmi Demir ve diğerleri, §§ 114, 116).

40. Kamu görevlileri tarafından yapıldığı iddia edilen

kötü muameleler hakkında yürütülen soruşturmaların etkili olması için

soruşturmadan sorumlu olan, inceleme ve tetkikleri yapan kişilerin olaylara

karışan kişilerden bağımsız olması gerekir. Soruşturma makamlarının sadece

hiyerarşik ve kurumsal bağımsızlığı yeterli olmayıp aynı zamanda soruşturmanın

da fiilen bağımsız olarak yürütülmesi gerekir (Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 117)

41. Her olayın kendine özgü şartlarında

değerlendirmesinin yapılması koşuluyla yaşamı tehlikeye soktuğu açık olan

eylemler ile maddi ve manevi varlığa yönelik ağır saldırıların cezasız

kalmaması gerekir. Bir kamu görevlisinin işkence veya kötü muameleyle

suçlandığı durumlarda adli sürecin zamanaşımına uğramaması, yargılamanın

muameleyle orantısız bir cezayla sonuçlanmaması ve verilen cezanın yerine

getirilmesi büyük önem taşımaktadır (Cezmi Demir ve diğerleri, §§ 112,

121).

42. Kötü muameleye ilişkin bir soruşturmanın

olabildiğince süratle ve özenle yürütülmesi gerekir. Bazı durumlarda

soruşturmanın ilerlemesine engel olan güçlükler bulunabilir. Ancak böyle bir

durumda dahi yetkililerin süratle hareket etmeleri; olayın aydınlatılabilmesi,

hukukun üstünlüğüne olan inancın korunması ve hukuka aykırı eylemlere müsamaha

gösterildiği veya kayıtsız kalındığı görünümü verilmemesi açısından büyük öneme

sahiptir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 119).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

43. Mahkemenin kabulüne göre Mersin Emniyet Müdürlüğü

ihtiyaç sahibi çocukların internet ve bilgisayar ihtiyacının karşılanması,

ödevlerinin görevli eşliğinde yapılması, çocuklarla polis arasında ilişkinin

tesisi amacıyla toplum destekli bir uygulama başlatmıştır. Sekiz yaşındaki

başvurucu D.Ö. de bu uygulama kapsamında Siteler Polis Merkezine gidip

gelmektedir. 11/9/2013 tarihinde Polis Merkezi yakınlarında başvurucu D.Ö.nün

bir başka çocukla kavga ettiğini gören polis memuru O.D. çocukları ayırmış;

D.Ö.nün kendisine küfretmesine öfkelenen O.D. başvurucuyu önce ekip aracında,

daha sonra karakolda darbetmiştir. O.D. ekip aracında başvurucunun kafasını

demir korkuluklara vurmuş, Polis Merkezinin mutfağında da tokat ve çaydanlıkla

darbetmiştir. Olayı görenlerin çocuğun annesine haber vermesi üzerine anne

Polis Merkezine gelmiştir. O gece kusma ve ateş şikâyetiyle evinde sabahlayan

başvurucuyu ertesi gün annesi Mersin Çocuk Hastalıkları Hastanesine götürmüş,

başvurucu bir hafta hastanede yatarak tedavi gördükten sonra 20/9/2013

tarihinde taburcu edilmiştir.

44. Adli tıp raporuna göre ruh sağlığı bozulan

başvurucunun yaraları basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek niteliktedir.

Mahkemece eylemin sistematik olmaması, sokakta gerçekleşmesi de dikkate

alınarak işkence suçunun unsurları gerçekleşmediğinden sanık O.D.nin kasten

yaralama suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir. Diğer sanıkların ise

kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçundan cezalandırılmasına hükmedilmiştir.

Sanıkların daha önceden kasıtlı suçlardan mahkûm edilmemesi de nazara alınarak

HAGB kararı verilmiştir.

45. Olayın meydana geldiği ilk anda durumu amirlerine ve

savcıya bildirmeyen üç polis memurunun kamu görevlisinin suçu bildirmemesi

suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucuların olaydan bir gün

sonra yaptıkları müracaat üzerine tutanak düzenlenerek kolluk tarafından

soruşturma başlatılmış, savcının talimatı üzerine mağdur çocuğun ebeveyninin

ifadeleri ve adli muayene raporları alınarak ikmal edilen evrak fezlekeye

rapten Mersin Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Olayı adli ve idari

amirlerine bildirmeyen polislerin bu tutumunun soruşturmayı geciktirmemesi ve

delillerin kaybolmasına sebebiyet vermemesi, mağdurun anne ve babasının ertesi

gün yaptıkları şikâyetin karakol tarafından hemen işleme konulması dikkate

alındığında resen ve derhâl soruşturma başlatılması ilkesi açısından bir sorun

bulunmamaktadır.

46. Başvurucu; soruşturmanın polis tarafından yapılmasının

bağımsız ve tarafsız soruşturma ilkesini zedelediğini, MOBESE kayıtlarının

silinmesinin de bu durumu ortaya koyduğunu öne sürmüştür. Müştekilerin şikâyet

dilekçesi üzerine karakolda ifadeleri alınmış, tanık ve sanıklar ise bizzat

Cumhuriyet savcısı tarafından dinlenmiştir. Cumhuriyet savcısı karakolda keşif

yapmış, kamera kayıtları ve olayın gerçekleştiği yerlerde gözlemde bulunmuş,

daha sonra kayıtlarla ilgili bilirkişi raporu aldırmıştır. Cumhuriyet

savcısının faillerin kimliğini tespit etmek, kamera kayıtlarını ve diğer

delilleri toplamak için polislerin bağlı olduğu karakolla yazışma yapmasının

soruşturmanın bağımsızlığını ilgilendiren bir yönü bulunmamaktadır. Kaldı ki

5271 sayılı Kanun'un 161. maddesinin verdiği yetkiye istinaden Cumhuriyet

savcısının kolluğa soruşturma işlemlerini yaptırması mümkündür.

47. Başvurucu; kamera görüntülerinin gerektiği gibi

incelenmediğini, görüntülere müdahale olup olmadığının tespit edilmediğini, bu

yüzden soruşturmanın etkisiz yürütüldüğünü öne sürmüştür. Başsavcılık kamera

kayıtlarının elde edilmesi için olayın en başından itibaren gerekli yazışmaları

yapmış; bununla da yetinmeyerek bizzat olay yerinde keşif icra etmiştir.

Mahkeme, kayıtlar üzerinde tahrifat yapıldığı iddiasını ciddiye alarak

elektronik ve haberleşme mühendisi bilirkişilere inceleme yaptırmıştır. Yapılan

inceleme sonucunda kayıtlarda herhangi bir tahrifat izine rastlanmadığı

sonucuna varılmıştır.

48. Başvurucu, kendisini darbeden şüphelinin tutuksuz

olarak yargılanmasının tanıkların tarafsız beyanda bulunmalarına mâni olduğunu

öne sürmüştür. Kötü muamele soruşturmalarında faillerin tutuklanmalarını

zorunlu kılan bir düzenleme bulunmadığı gibi tutuksuz yargılamanın tanık

beyanlarına tesir ettiği iddiasını varsayımdan öteye taşıyan bir olgu ortaya

konulmamıştır. Ceza yargılamasındaki koruma tedbirlerinden olan tutuklamanın

etkili soruşturma yükümlülüğüyle doğrudan bir irtibatı bulunmamaktadır.

49. Başvurucunun son iddiası, eylemin işkence yerine

kasten yaralama suçu olarak vasıflandırılarak HAGB kararı verilmesinin kötü

muameleye karşı etkisiz bir yaptırım olduğudur.

50. Adli muayene raporlarında başvurucunun vücudunun

birçok yerinden basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek şekilde yaralanmış

olması, fiziksel istismar olayına bağlı olarak kronik travma sonrası stres

bozukluğu gelişerek ruh sağlığının bozulması, mağdurun olay anında küçük yaşta

olması, hastanede yedi gün yatarak tedavi görmesi, eylemin halkın can ve mal

güvenliğini koruma yükümlülüğü bulunan polis memuru tarafından işlenmesi

dikkate alındığında muamele, eziyet yasağı kapsamında değerlendirilmiştir. Bu

tespite göre derece mahkemesince hükmolunan müeyyidenin orantılı olup olmadığı

ele alınmalıdır.

51. Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtildiği gibi

cezai yaptırımlara ilişkin düzenlemelerde düzenlemelerin -önleme ve iyileştirme

amaçlarına uygun olarak- ölçülü, adil ve orantılı olması gerekir (AYM,

E.2010/104, K.2011/180, 29/12/2011). Orantılılık ilkesi, mağdurun korunması ile

failin cezalandırılması arasında makul bir ilişki olmasını gerektirir. Diğer

bir ifadeyle hak yoksunluğu getiren düzenlemelerde hukuka aykırı eylem ile

yaptırım arasında adalet ve hakkaniyet ilkelerine uygunluk bulunmalıdır. Ayrıca

yaptırımlarda güdülen asıl gaye, işlediği suçtan dolayı kişinin ıslah olmasını

sağlayıp tekrar topluma kazandırmaktır. 5237 sayılı Kanun'un 3. maddesine göre

suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik

tedbirine hükmolunması gerekir (Tahir Canan, § 36).

52. Başvurucu, işkence yerine kasten yaralama suçundan

hüküm kurulmasından şikâyetçi olmuştur. Kötü muamele iddialarında ceza hukuku

sorumluluğunun Anayasa ve uluslararası hukuk sorumluluğundan ayrı tutulması

gerekir. Anayasa Mahkemesinin yetkisi, Anayasa’da güvence altına alınmış temel

hak ve özgürlüklerden Sözleşme ve Türkiye’nin taraf olduğu buna ek protokoller

kapsamında bulunanlarla sınırlıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 96).

Dolayısıyla insan hakları bağlamında kötü muamele oluşturduğu kabul edilen

eylemin ceza hukukunda hangi suçu oluşturduğu Anayasa Mahkemesinin doğrudan

ilgi alanına girmemektedir.

53. Cezasızlık, işlenen bir suçun somut olarak cezasız

kalmasını ifade etmektedir. Cezasızlık; işkence ve kötü muamele fiillerine

yönelik olarak sorumluların adalet önüne çıkarılmaması, işledikleri suçla

orantılı bir biçimde cezalandırılmaması veya mahkûm edildikleri cezanın

infazının sağlanmaması şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Cezasızlığın önlenmesi

durumunda bir yandan mağdurlar açısından gerekli giderim sağlanırken bir yandan

yeni ihlallerin gerçekleşmesini engelleyecek caydırıcı bir etki ortaya çıkması

mümkün olacaktır (S.D. B. No: 2013/3017, 16/12/2015, §§ 100, 101).

54. İşlenen suç ile verilen cezalar arasında orantısızlık

olması ya da hiç ceza verilmemesi durumunda bu tür eylemlerin önlenmesini

sağlayabilecek caydırıcı bir etki ortaya koymaktan oldukça uzak kalınmakta,

kişilerin fiziksel ve ruhsal bütünlüklerinin idari ve yasal mevzuat

aracılığıyla korunması hususundaki pozitif yükümlülüğün yerine getirilememesi

sonucu doğmaktadır (S.D. § 102).

55. Başvuruya konu olayda, devletin negatif yükümlülüğüne

aykırı eylemler nedeniyle yürütülen yargılama sonucunda sanık hakkında HAGB'ye

karar verilmiştir. Maruz kaldığı kötü muamele nedeniyle başvurucu açısından

giderim sağlanabilecek caydırıcı bir yaptırıma hükmedilmediği anlaşılmıştır. Bu

durumda başvurucunun mağdur sıfatının ortadan kalktığından bahsedilemeyecektir.

56. İlk derece mahkemesinin kötü muamele faili O.D.

hakkında hapis cezasına ilişkin HAGB kararı sonucunda deneme süresi içinde suç

işlememesi hâlinde bu ceza vaki olmamış sayılarak adli ve memuriyet siciline

yansımayacaktır. Verilen bu karar cezanın infazının ertelenmesinden daha güçlü

bir etkiye sahiptir ve sanığın cezadan muaf tutulması ile sonuçlanmaktadır.

Ulaşılan bu sonucun bu tür olaylara karışan kamu görevlilerine hoşgörü ile

yaklaşıldığı izlenimini uyandırdığı ve bu tür fillere eğilimi olan görevlileri

cesaretlendirebileceği gibi bireylerin bu kapsamda devlete ve adalet

mekanizmalarına olan güvenlerini de zedeleyebileceği açıktır.

57. Buna göre somut olayda sanık O.D. hakkında HAGB

kararı verilmesinin eziyet yasağının maddi ve usul boyutunu ihlal ettiğine

karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

58. 6216 sayılıKanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

59. Başvurucu, ihlalin tespiti ve 100.000 TL manevi

tazminat talebinde bulunmuştur.

60. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret

etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

61. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

62. Başvuruda, polis memuru O.D.nin küçük yaştaki

başvurucuyu darbetmesinden ötürü yapılan yargılama sonucunda HAGBkararı

verilmesi nedeniyle eziyet yasağının maddi ve usul boyutunun ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır. İhlalin Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararından

(E.2014/205, K.2018/361) kaynaklandığı anlaşılmıştır.

63. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiğimahkemece yapılması gereken iş

yenidenyargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna

ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir

karar vermektir (6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

düzenlenen bireysel başvuruya özgü yeniden yargılama kurumunun özelliklerine

ilişkin kapsamlı açıklamalar için bkz. Mehmet Doğan, §§ 54-60; Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3)

[GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

64. Öte yandan somut olayda eziyet yasağının ihlal

edildiğinin tespit edilmesinin başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi

bakımından yetersiz kalacağı açıktır. Dolayısıyla ihlalin bütün sonuçlarıyla

ortadan kaldırılabilmesi için eziyet yasağının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net

100.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.,

65. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve

4.500 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 4.794,70 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucuların kimliklerinin

GİZLİ TUTULMASINA,

B. 1. Başvurucular K.Ö. ve A.Ö.nün eziyet yasağının ihlal

edildiği iddiasının kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Başvurucu D.Ö.nün eziyet yasağının ihlal edildiğine

ilişkin iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence

altına alınan eziyet yasağının maddi ve usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin eziyet yasağının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Mersin

1. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2014/205, K.2018/361) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucu D.Ö.ye net 100.000 TL manevi tazminat

ÖDENMESİNE,

F. 294,70 TL harç ve 4.500 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 4.794,70 TL yargılama giderinin başvurucu D.Ö.ye ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 27/7/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Kenan YAŞAR Raportör : Hüseyin MECEK Başvurucular : 1. A.Ö. 2. D.Ö. 3. K.Ö. Vekili : Av. Ali BOZAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2018/37198, 27 Temmuz 2022 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. No
  10. IV. İlgili
  11. Hukuk
  12. A. Ulusal Hukuk
  13. B. Uluslararası
  14. V. İnceleme Ve
  15. Gerekçe
  16. A. Gizlilik
  17. B. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
  18. C. 6216 Sayılı
  19. A. Kamuya açık belgelerde başvurucuların kimliklerinin
  20. C. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence
  21. D. Kararın bir örneğinin eziyet yasağının ihlalinin
  22. E. Başvurucu D.Ö.ye net 100.000 TL manevi tazminat
  23. G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  24. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2018/37198
Tarih
27 Temmuz 2022

İlgili Kararlar

  • Bilal Çebi Başvurusu (B. No: 2019/41092)
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Karar Hakan Özdöl Başvurusu (B. No: 2019/41251)
  • Ali Kutluer Başvurusu (B. No: 2019/8279)
  • Murat Türk Başvurusu (B. No: 2018/16937)
  • Osman Işın Başvurusu (B. No: 2020/27943)
  • Habip Bademci Başvurusu (B. No: 2019/23980)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.