İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdurrahman Dündar Başvurusu (B. No: 2014/1681)

1. Başvuru, terör olaylarından dolayı köyün terk edilmeye mecbur

Başvuru No2014/1681Tarih14 Eylül 2017Okuma18 dk · 3.550 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Abdurrahman Dündar Başvurusu

Karar tarihi
14 Eylül 2017
Başvuru Numarası
2014/1681
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.550 kelime·18 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, terör olaylarından dolayı köyün terk edilmeye mecbur

kalınması nedeniyle 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle

Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan

başvurunun kısmen kabul edilmesi ve idare ile sulhname

imzalanması akabinde başvurunun kabul edilmeyen kısmı için açılmış davanın

reddedilmesi nedenleriyle mülkiyet hakkının; ret işlemine karşı açılan davaya

ilişkin yargılama işlemlerinin adil olmaması ve oluştuğu iddia edilen manevi

zararların tazmin edilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının; terör olayları

sebebiyle köyü terke mecbur kalınması nedeniyle eşitlik ilkesinin, özel hayatın

gizliliği ilkesinin ve yerleşme ve seyahat hürriyetinin ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 5/2/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Van ili Başkale ilçesi Beşocak

köyünde ikamet etmekteyken 1991 yılında yaşanan yoğun terör olayları nedeniyle

güvenlik güçleri tarafından göçe zorlandığını iddia etmiştir.

8. Başvurucu 5233 sayılı Kanun kapsamına giren zararlarının

karşılanması talebiyle Van Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon)

başvurmuştur.

9. 4/3/2010 tarihli ve 2010/1-30100 sayılı Komisyon kararında,

başvurucunun sulak ve biçenek cinsi arazilerini üç yıl kullanamaması sonucunda

mal varlığına ulaşamaması nedeniyle başvurucuya toplam 22.200,27 TL tazminat

ödenmesine karar verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

"... Zarar Tespit Komisyonu Alt Çalışma

Grubu, Köy muhtarı ve köy ihtiyar heyetinin katılımıyla 26.09.2009 tarihinde

yapılan keşif sonucu düzenlenen tutanakta Beşocak

köyü Çitgeliş mevkiinin yerleşim yeri olmadığı ancak

tarım arazilerinin bulunduğu beyan edilmiştir. Ayrıca Başkale İlçesi Akçalı

Jandarma Karakol Komutanlığınca 21.06.2008 tarihinde düzenlenen tutanakta Beşocak köyünün 1988 yılında meydana gelen kan davası

nedeniyle boşaltıldığı, … belirtilmiştir.

Mevcut bilgi ve belgelerden Beşocak köy

merkezinin 1988 yılında kan davası (sosyal sebeplerden dolayı) sonucu

terkedildiği, söz konusu bölgede terör olaylarının 1997 tarihinde başladığı ve

bu tarihten itibaren komşu köy ve mezralarda yaşayan vatandaşların yerleşim

birimlerini terk ettikleri anlaşılmaktadır. Beşocak

köy merkezinin 1988 yılında kan davası sonucu tamamen boşalması; köy merkezinde

mevcut yapıların yığma kargir olması; teknik yönden

incelendiğinde binaların 1-2 yıl boş kalması sonucu enkaza dönüştüğü; köyün

terk edilme sebebinin kan davası olması (5233 sayılı kanunda geçen terör ve

terörle mücadeleden doğan zararlardan olmaması) nedeniyle bina zararının

ödenmemesine; ancak civar köy ve mezralarının 1997 tarihinden itibaren güvenlik

endişesi ile yerleşim birimlerini terk ettikleri ve sahip oldukları tarım

arazilerini kullanamadıkları dikkate alınarak Beşocak

köyü merkez ve Çitgeliş mevkiinde bulunan tarım

arazilerinin kullanılamadığı 1997 (dahil) - 1999 (dahil) arasında geçen 3

yıllık süreçte oluşan tarım zararının ödenmesine;

...

Kanun ve bağlı Yönetmeliğin ilgili hükümleri

uyarınca müracaatçı, yasal mirasçı veya temsilcisinin ağaçlara, ürünlere,

arazi, ev, ahır, ağıl ve tandır evi ile ve diğer taşınır ve taşınmazlara

verilen zararlar için yapmış olduğu müracaat üzerine Van Valiliğinin

31/10/2005-11/02/2008 tarih ve 727-940 sayılı yazıları ile görevlendirilmesi

istenen, Başkale Kaymakamlığı Komisyon Alt Çalışma Grubunun görevlendirilmesi

üzerine söz konusu heyet tarafından keşif mahalli olan Van İli Başkale İlçesi Beşocak Köyüne 11/07/2009 tarihinde gidilmiş, hazır bulunan

müracaatçı, vekili, mahalli bilirkişiler, köy muhtarı ve köy ihtiyar heyetinin

katılımıyla taşınır ve taşınmazlara ilişkin tespitler yapılmış olup, adı

geçenin uğradığı zarar miktarlarını gösterir bilgiler dosya içinde bulunan EK-1

Zarar Tablosunda (kişi hesap kartı, taahhütname) mevcuttur.

Yapılan tespitler sonucu; Van İli Başkale İlçesi Beşocak

Köyü’ne sınır köy ve mezra sakinlerinin yerleşim birimlerini 1997-1999 yılları

arasında terör ve terörle mücadele kapsamında güvenlik endişesi ile terk

ettikleri tespit edildiğinden, Beşocak köyünden

müracaat eden başvurucuların sahip oldukları tarım arazilerini 1997 yılı

(dahil) ile 1999 yılı (dahil) arasında geçen 3 yıllık süreç içerisinde terör ve

terörle mücadele kapsamında güvenlik endişesi ile kullanamadıkları kanaatine

varılmıştır.

Mevcut bilgi ve belgeler ışığında; İçişleri

Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından 22-24 Kasım 2006 ve 11-14

Şubat 2007 tarihlerinde Ankara ilinde Standardizasyon Oluşturulması’na

yönelik toplantı sonucunda tarım ve hayvancılık zararları ile taşınmazlarla

ilgili zararların hesaplanmasında kullanılacak değer aralıklarına ilişkin

tavsiye niteliğindeki tablolarda belirtilen rakamların dikkate alınmak kaydıyla

ilimiz ürün desenine uygun olarak hazırlanan Van Valiliği Zarar Tespit

Komisyonlarının 26/03/2007 tarih, 2007/128 sayılı kararlarıyla ilimizde

kullanılacak değer aralıkları belirlenmişti. 2009 yılında uygulanan değer

aralıklarına İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü’nün 22/03/2010

tarih ve 1802 sayılı yazısında belirtilen ortalama enflasyon rakamı olan

(%6.53) oranında artırılmasının dikkate alınmasının uygun görüldüğünden, 2010

yılında karara bağlanacak dosyalar için Van Valiliği Zarar Tespit Komisyonları’nın 07/07/2010 tarih ve 5031 sayılı kararında

belirtilen değerlerin esas alınmasına karar verilmiştir. Söz konusu müracaat

sahibinin ortaya çıkan zararlarının yapılan hesaplamalarını gösterir rakamlar

dosya içinde bulunan EK-1 Zarar Tablosunda (kişi hesap kartı-taahhütname)

mevcuttur.

Kanun ve bağlı Yönetmeliğin ilgili hükümleri

uyarınca müracaatçı vekilinin müvekkillerinin yıllardır yaşadığı topraklardan uzak

kalması nedeniyle yaşanılan derin üzüntü ve sıkıntı sonucu oluşan manevi

zararın tazminine yönelik manevi tazminat istemi hususunda yapılan

değerlendirme neticesinde 5233 sayılı yasa ve yasaya bağlı olarak çıkarılan

yönetmeliklerde manevi zarar ödenmesine ilişkin yasal bir düzenleme ve dayanak

bulunmadığı için manevi tazminat talebinin değerlendirilmeyeceği sonucuna

ulaşılmıştır..."

10. Zarar Tespit Komisyonu kararı akabinde 5233 sayılı Kanun’un

12. maddesi gereğince davet yazısı ile birlikte sulhname

örneği başvurucu vekiline gönderilmiştir.

11. “Yukarıda ayni/nakdi

olarak belirtilen zararımın/zararlarımın karşılanması sonucunda Komisyonun

tespitine esas olay ile ilgili olarak uğradığım zararımın tamamının karşılanmış

olduğunu kabul ve taahhüt ederim.” beyanını içeren sulhname 27/09/2010 tarihinde başvurucu vekili tarafından

imzalanmıştır.

12. Başvurucunun köyünün on dokuz yıl boş kalmasına karşın

Komisyon kararında üç yıl üzerinden hesaplama yapıldığı, başvurucunun evi ve

ahırları olmasına rağmen bunların tespitinin yapılmadığı, hayvancılıktan

kaynaklanan zararlarının ödenmediği, dolayısıyla Komisyon kararında belirtilen

miktarın başvurucunun zararının tamamını karşılamadığı iddiasıyla başvurucu

tarafından Van 1. İdare Mahkemesinde maddi ve manevi tazminat istemli tam yargı

davası açılmıştır.

13. Van 1. İdare Mahkemesinin 9/3/2012 tarihli ve E.2011/25,

K.2012/253 sayılı kararı ile davanın reddine hükmedilmiştir. Kararın gerekçesi

şöyledir:

"... Dava, Van İli, Başkale İlçesi, Beşocak Köyü'nde ikamet etmekte iken güvenlik kaygısından

ötürü 1991 yılında köyünü boşaltan ve 5233 sayılı Kanun uyarınca idareye yapmış

olduğu başvuru sonucunda 04.03.2010 günlü, 2010/1-30100 sayılı Van Valiliği

Zarar Tespit Komisyonu kararıyla kendisine 22.200,27 TL ödenmesine karar

verilen davacı tarafından, köyünü boşaltması sebebiyle uğradığı ve

karşılanmadığını iddia ettiği zararlarına karşılık olarak 100.000,00 TL maddi

ve 20.000,00 TL manevi tazminatın 5233 sayılı Kanun hükümleri uyarınca davalı

idareden alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan

Zararların Karşılanması Hakkındaki Kanunun Kanun'un 12. maddesinde

"Komisyon, doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten

sonra 8 inci maddeye göre belirlenen zararı, 9 uncu maddeye göre hesaplanan

yaralanma, sakatlanma ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10 uncu

maddeye göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre mahsup edilecek miktarları

dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı

belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname

tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir. Davet

yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak

üzere otuz gün içinde gelmesi veya yetkili bir temsilcisini göndermesi

gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul

etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep

etme hakkının saklı olduğu belirtilir. Davet üzerine gelen hak sahibi veya

yetkili temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği

takdirde, bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı

tarafından imzalanır. Sulhname tasarısının kabul

edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması hâllerinde bir

uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye gönderilir. Sulh yoluyla

çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları

saklıdır." kuralına yer verilmiş bulunmaktadır.

Aktarılan 12. maddenin gerekçesinde ise;

"... Hukukumuzda feragat, kabul ve sulh gibi işlemler, görülmekte olan

davaları sona erdiren işlemlerdir. Sulh işlemi, dava öncesi yapılmışsa dava

açılmasını engelleyici özelliktedir. Sulh işlemine rağmen dava açılırsa bu

durum itiraz olarak ileri sürülebilir ve dava ortadan kaldırılır. Böylece dostane

bir çözüm şekli olan sulh, bağlayıcı niteliktedir." şeklinde açıklamalara

yer verilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, davacının Van İli,

Başkale İlçesi, Beşocak Köyü'nde ikamet etmekte iken

güvenlik kaygısından ötürü 1991 yılında köyünü boşalttığını ileri sürerek

28.11.2006 tarihinde Van Valiliği Zarar Tespit Komisyonu'na başvuruda bulunduğu

ve malvarlığına ulaşamamasından kaynaklanan zararlarının 5233 sayılı Kanun

hükümleri uyarınca tazmin edilmesini istediği, davacının söz konusu başvuruya

ilişkin dilekçesinde güvenlik kaygısıyla göç etmesinden ötürü "evine,

ahırına, samanlğına, küçükbaş ve büyükbaş hayvanları

ile ağaçlarına ulaşamaması ve kira ödemek zorunda kalması" sebebiyle

280.000,00 TL tutarında maddi tazminat isteminde bulunduğu, davacının bu

isteminin kısmen kabul edildiği ve 04.03.2010 günlü, 2010/1-30100 sayılı Van

Valiliği Zarar Tespit Komisyonu kararıyla davacıya 22.200,27 TL ödenmesine

karar verildiği, davacının bu tutarı kabul ettiği ve "uğradığı zararının

tamamının karşılanmış olduğunu kabul ve taahhüt ederek" 27.09.2010 günlü sulhnameyi imzaladığı, davacının bu kez "idarenin

sadece belirlenen ve ölçülen arazilerinden kaynaklanan tarım zararlarını ödeme

kararı verdiği, köyün 19 yıl boş kalmasına karşın idarece 3 yıl üzerinden

hesaplama yapıldığı, gerekli ölçümlerin yapılmadığı, hayvancılıktan kaynaklanan

zararlarının ödenmediği"ni ileri sürerek

100.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar

verilmesi istemiyle bakılmakta olan tam yargı davasını açtığı anlaşılmaktadır.

5233 sayılı Kanun'la terör eylemleri veya

terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara

uğrayan kişilerin gerçek zararlarının karşılanması esas olup; 5233 sayılı Kanun

hükümleri uyarınca kişilerin daha önce karşılanmış bulunan ya da karşılandığı

kabul edilen zararlarının tekrar uyuşmazlık konusu yapılması ve böylece

mükerrer ödeme yapılmasına neden olacak şekilde tazmin edilmesine olanak

bulunmamaktadır. Nitekim 5233 sayılı Kanun'un 12. maddesinde "Sulh yoluyla

çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları

saklıdır." kuralına yer verilerek, sulhnamenin

imzalanmasından sonra dava açılamayacağı öngörülmüş bulunmaktadır.

Öte yandan davacının 5233 sayılı Kanun

kapsamında idareye başvururken "evine, ahırına, küçükbaş ve büyükbaş

hayvanları ile ağaçlarına ulaşamaması ve kira ödemek zorunda kalması"

nedeniyle uğradığı zararlarının tazminini istediği ve idarece davacının bu

zararlarının değerlendirilmesi sonucunda davacıya 22.200,27 TL ödeme yapılmasına

karar verildiği, sulhnamenin imzalanmasından sonra

açılan bu davada davacının istemine dayanak olarak "ev, ahır ve

hayvanlarından kaynaklanan zararları" gösterdiği ve idareye sunduğu

başvuru dilekçesinde belirttiğinden farklı herhangi bir zarar kalemine yer

vermediği anlaşılmaktadır.

Bu durumda davacının Van İli, Başkale İlçesi, Beşocak Köyü'nde meydana gelen terör olaylarından

kaynaklanan imzalanan sulhname ile daha önce

karşılandığı bizzat davacı tarafından kabul edilen zararlarının uyuşmazlık

konusu edilmesi 5233 sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca mümkün

bulunmadığından, davacının tazminat isteminin reddedilmesi gerektiği sonucuna

ulaşılmıştır.

Ayrıca, 5233 sayılı Yasa kapsamında yalnızca

maddi zararların karşılanması öngörülmüş olup, anılan Yasa'nın manevi

zararların karşılanması hususunda bir düzenleme içermemesi karşısında;

davacının manevi tazminat isteminin reddi gerekmektedir..."

14. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 1/10/2013 tarihli ve E.2012/11730, K.2013/6587 sayılı ilamıyla onama

kararı verilmiştir. Bu karar 31/1/2014 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ

edilmiştir.

15. Başvurucu 5/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

16. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., 12., 13.,

geçici 1. ve geçici 4. maddeleri.

17. 20/10/2004 tarihli ve 25619 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların

Karşılanması Hakkında Yönetmelik’in 11., 16. ve 27. maddeleri.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 14/9/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Eşitlik İlkesinin,

Özel Hayatın Gizliliği İlkesinin, Yerleşme ve Seyahat Hürriyetinin İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu, kendi iradesi dışında yerleşim yerini terk etmeye

mecbur kalması nedeniyle eşitlik ve özel hayatın gizliliği ilkelerinin;

kişilerin meskûn köylerinde yaşama arzusuna uygun olarak hayatlarına devam

edebilmelerinin devlet tarafından sağlanmadığını belirterek yerleşme ve seyahat

hürriyetinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

20. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun, bireysel başvuru konusu şikâyetini

öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak

iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara

sunması ve bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni

göstermiş olması gerekir(İsmail Buğra İşlek,

B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

21. Başvuru konusu olayda başvurucunun Van Valiliğine verdiği

başvuru dilekçesi, dava dilekçesi ve temyiz talebi incelendiğinde başvurucunun

köyü terk etmeye mecbur kalması nedeniyle özel hayatın gizliliği ilkesinin,

köyde yaşama koşullarının sağlanamaması nedeniyle yerleşme ve seyahat

hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin herhangi bir iddia ileri sürmediği

görüldüğünden anılan iddiaların Anayasa Mahkemesince incelenmesi -bireysel

başvurunun ikincillik ilkesi gereği- mümkün değildir.

22. Açıklanan nedenlerle anılan ihlal iddialarının başvuru

yolları usulüne uygun şekilde tüketilmeden bireysel başvuru konusu yapıldığı

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu 5233 sayılı Kanun kapsamında yapmış olduğu

başvurunun kısmen kabul edildiğini, kısmen reddedildiğini; zararının kabul

edilen kısmı için idare ile sulhname imzalanmakla

birlikte kabul edilmeyen kısım için tam yargı davası açtığını, zararının hesabında

birçok zarar kalemi mevcut olduğundan sulhnamenin

kapsamının kabul edilen zararlarla sınırlı olduğunu, dolayısıyla kabul

edilmeyen kısım için mal varlığına ulaşamamaktan kaynaklanan dava açma hakkının

saklı bulunduğunu fakat açtığı davanın reddedildiğini, zararının yirmi üç yıl

üzerinden hesaplanması gerekmesine rağmen üç yıl üzerinden değerlendirme

yapıldığını belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

24. Başvurucu, ayrıca yerleşim yerini terk etmek zorunda kalması

nedeniyle konutunun bakımsızlıktan kullanılamaz hâle gelmesi sonucunda konut

dokunulmazlığının ihlal edildiğini beyan etmiştir.

2. Değerlendirme

25. Başvurucunun konut dokunulmazlığının ihlal edildiğine

ilişkin şikâyetinin mal varlığının zarar görmesi ve bu zararların tazmin

edilmemesi neticesinde mülkiyet hakkına ilişkin olduğu anlaşıldığından

başvurucunun iddiasının Anayasa’nın 35. maddesi kapsamında değerlendirilmesi

uygun görülmüştür.

26. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda idare ile sulhname imzalanması nedeniyle bakiye zarar iddiasına

ilişkin davanın reddedilmesi daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa

Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında idari ve yargısal süreci müteakip

ihlali tespit eden ve makul bir tazminata hükmedilmesini temin eden etkili bir

giderim yolu bulunduğundan hareketle başvurucunun mağdur sıfatının ortadan

kalkmış olması sebebine dayanılarak kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir (Zübeyit Kaya, B. No: 2013/7674, 21/5/2015, §§ 29-43; Faris Arslan, B. No: 2014/1026, 20/5/2015, §§

45-58).

27. Somut başvuruda başvurucu, terör ve terörle mücadele

kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle oluşan zararlarının karşılanması

amacıyla 5233 sayılı Kanun kapsamında Komisyona başvurmuş; Komisyon tarafından

başvurucu, vekili, mahallî bilirkişiler, köy muhtarı ve köy ihtiyar heyetinin

katılımıyla 26/9/2009 tarihinde yapılan keşif ile gerçekleştirilen araştırma ve

inceleme sonucunda başvurucunun tarım arazileri yönünden tespit edilen

zararları, öngörülen birim fiyatlara tabi tutularak ve başvurucunun mal

varlığına ulaşamaması üç yıl üzerinden hesaplanarak 22.200,27 TL tazminat

miktarı belirlenmiş; başvurucu vekiline kararlaştırılan tazminat miktarını

içerir sulhname örneği ile birlikte sulha davet

yazısı gönderilmiştir. Sulh teklifi başvurucu tarafından kabul edilmiştir.

28. Başvuru formunun incelenmesi neticesinde başvurucunun eksik

hesaplandığını beyan ettiği zarar kalemlerini ve miktarlarını açıkça

belirtmediği tespit edilmiştir. Başvuru formunda "Ev ve ahırları olmasına rağmen bunlar ölçülmemiştir.", "Köyde yaşayan insanların kira giderleri gibi

mevcut bir zarar hiç göz önüne alınmamıştır.", "Hayvancılıktan doğan zararlar ... ödenmemiş",

"Köyün ortak merası vardır. Bu mera

varlığına göre müvekkilimiz koyun veya keçi besleyebilir.",

"Bazı başvurucuların evleri, ahırları

ve hayvan yemlikleri sahipsiz kalmış." gibi genel ifadelerle

başvurucu sulhname kapsamında olmayan zararlarının

bulunduğunu iddia etmiştir. Ayrıca dava ve temyiz dilekçelerinin incelenmesinde

başvurucunun, yerleşim yerinin on dokuz yıl boş kaldığını, zararının on dokuz

yıl üzerinden hesaplanması gerektiğini iddia etmekle birlikte bireysel başvuru

formunda yerleşim yerinin yirmi üç yıl boş kaldığını iddia ettiği; başvurucunun

anılan bu iddialarının başvurucunun soyut beyanına dayalı olduğu tespit

edilmiştir.

29. Başvurucunun değerlendirmeye elverişli zarar iddiaları

dikkate alındığında idareyle anlaşma sağlayarak ve 27/9/2010 tarihli sulhnameyi itirazi kayıt

koymaksızın imzalayarak Komisyonun tespitine esas olan olay ile ilgili

başvurucunun maddi mağduriyetinin açıkça orantısız olmayacak şekilde

giderildiği sonucuna varılmıştır. Başvurucu, Komisyon tarafından ödenmesine

karar verilen tazminat tutarının kendisine ödenmediği ya da eksik ödendiği

yönünde bir iddiada da bulunmamıştır.

30. Açıklanan nedenlerle başvurucunun mülkiyet hakkına yönelik

şikâyet yönünden mağdurluk statüsünü kaybettiği anlaşıldığından başvurunun

diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

31. Başvurucu; Komisyon kararında karşılanmaması nedeniyle sulhname kapsamına dâhil olmayan zarar kalemleri için

açtığı davada tazminata hükmedilmesi gerekirken davasının reddine karar

verildiğini, dolayısıyla zararlarının tazmini konusunda yargılamanın sonuçsuz

kaldığını, bu nedenle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

32. Bir anayasal hakkın ihlali iddiasını içermeyen, yalnızca

derece mahkemelerinin kararlarının yeniden incelenmesi talep edilen

başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ve kanun tarafından Mahkemenin

yetkisi dışında bırakılan hususlara ilişkin olduğu açıktır. Bu kapsamda

bireysel başvuruya konu davadaki olayların kanıtlanması, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması, yargılama sırasında delillerin kabul

edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile kişisel bir uyuşmazlığa derece

mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas yönünden adil olup olmaması

bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz. Anayasa'da yer

alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece vederece

mahkemelerinin kararları bariz takdir hatası içermedikçe kararlardaki maddi ve

hukuki hatalar bireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede derece

mahkemelerinin delilleri takdirinde bariz takdir hatası bulunmadıkça Anayasa

Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 25-26).

33. Başvurucu tarafından koşulsuz şekilde sulhname

tasarısının kabul edildiği tespitinden ve terör eylemleri veya terörle mücadele

kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle başvurucunun uğramış olduğu

ayni/nakdi tüm zararlarının İlk Derece Mahkemesince karşılandığı kabul

edildiğinden (bkz. § 13) ve 5233 sayılı Kanun’un sulh yoluyla çözülmeyen

uyuşmazlıklar için yargı yolunun saklı olduğu kuralını içeren 12. maddesinin

açık hükmünden hareketle başvurucunun davasının reddiyle sonuçlanan

yargılamada, Mahkemece bariz bir takdir hatası yapıldığı yönünde bir bulguya

rastlanmamıştır.

34. Açıklanan nedenlerle başvurucunun anılan iddialarının kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu, Derece Mahkemesi

kararlarının bariz bir takdir hatası ve açık bir keyfîlik

içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

D. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

35. Başvurucu, yerleşim yerine dönüşüne izin verilmemesi sonucunda

meydana geldiğini iddia ettiği manevi zararlarının karşılanmaması nedeniyle

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuştur.

2. Değerlendirme

36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Anayasa Mahkemesinin Abbas Emre kararında (B. No.2014/5005,

6/1/2016, §§ 66-85) yaptığı değerlendirme dikkate alınarak başvurucunun şikâyetinin

gerekçeli karar hakkı kapsamında değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

37. Başvurucu, Mahkeme kararlarında talep sonucuna etki eden

hususlara dair yeterli gerekçeye yer verilmediğini iddia etmiştir.

38. Gerekçeli karar hakkı adil yargılanma hakkının somut

görünümlerinden biridir (Muhittin Kaya ve

Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret

Limited Şirketi, B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 25).

39. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması, kanun yoluna başvurma

olanağını etkili kullanabilmek ve mahkemelere güveni sağlamak açısından hem

tarafların hem kamunun menfaatini ilgilendirmekte olup kararın gerekçesi

hakkında bilgi sahibi olunmaması, kanun yoluna müracaat imkânını da işlevsiz

hâle getirecektir. Bu nedenle mahkeme kararlarının dayanaklarının yeteri kadar

açık bir biçimde gösterilmesi zorunludur (Tahir

Gökatalay, B.No:

2013/1780, 20/3/2014, § 67).

40. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma

hakkının unsurlarından biri olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklinde

anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın

niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık bir

yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsız

bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır. Bunun yanı sıra kanun yolu

mahkemelerince verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı olmaması da bu hakkın

ihlal edildiği şeklinde yorumlanmamalıdır. Kanun yolu mahkemelerince verilen bu

tür kararların ilk derece mahkemesi kararlarında yer verilen gerekçelerin kabul

edilmiş olduğu şeklinde yorumlanması uygun olup bu durumda üst dereceli mahkeme

tarafından önceki mahkeme kararının gerekçesinin benimsendiği kabul edilmelidir

(Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya Ltd. Şti,

§ 48).

41. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurular akabinde

açılan davalarda manevi tazminat istemlerinin değerlendirilmesine ilişkin

verilen kararlar hakkında Anayasa Mahkemesince yapılan incelemede 5233 sayılı

Kanun'un, maddi zararların özel bir giderim usulü olduğu; bu özel yolun

6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 12. ve

13.maddeleri uyarınca idarenin işlem veya eyleminden kaynaklı olarak hakları

ihlal edildiğini iddia edenlerin tazminat talebinde bulunabilme imkânlarını

engeller mahiyette olmadığı belirtilmiştir (bkz. Abbas Emre, § 81, 82). Bu bakımdan dava ve taleplerini genel

hükümlere de dayandıran 2577 sayılı Kanun'un 12 ve 13. maddeleri uyarınca da

dava açmış olan başvurucuların talep ve davaları yönünden genel hükümler

kapsamında ayrıca inceleme ve değerlendirme yapılması gerekmektedir.

42. Başvuru konusu olayda başvurucunun manevi tazminat isteminin

kabul edilip edilmeyeceği noktasında İlk Derece Mahkemesi, 5233 sayılı Kanun

kapsamında yalnızca maddi zararların karşılanmasının öngörüldüğünü, manevi

zararların karşılanması hususunda anılan Kanun'da bir düzenlemenin yer

almadığını belirterek başvurucunun manevi tazminat isteminin reddine karar

vermiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı kanun yollarında denetlenerek

onanmıştır.

43. Başvurucunun manevi tazminat talebi açısından sunduğu dava

dilekçesinin incelenmesinde dilekçenin sonuç ve istem kısmında "5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan

Zararların Karşılanması Hakkında Kanun uyarınca müvekkilimin zararlarına

karşılık olarak 100.000 (yüz bin) TL maddi ve 20.000 (yirmi bin) TL manevi

tazminat..." ifadesi ile 5233 sayılı Kanun kapsamında manevi

tazminat talebinde bulunduğu anlaşıldığından başvurucunun davasını 5233 sayılı

Kanun kapsamında açtığı ve taleplerini anılan Kanun'a dayandırdığı

görülmektedir.

44. Başvurucunun dava dilekçesindeki talepleri ve dayanakları

bağlamında inceleme yapan Van 1. İdare Mahkemesi, başvurucunun anılan

iddialarına yönelik "5233 sayılı Yasa

kapsamında yalnızca maddi zararların karşılanması öngörülmüş olup, anılan

Yasa'nın manevi zararların karşılanması hususunda bir düzenleme içermemesi

karşısında; davacının manevi tazminat isteminin reddi gerekmektedir." değerlendirmesini

yaparak 5233 sayılı Kanun kapsamına göre talep edilen, 2577 sayılı Kanun'un

genel hükümlerine göre talep edilmeyen manevi tazminat isteminin reddine karar

vermiştir. İlk Derece Mahkemesince oluşturulan karar ve gerekçenin, hukuka

uygun bulunmak suretiyle kanun yolu mahkemelerinin denetiminden geçerek

kesinleştiği anlaşılmaktadır.

45. Açıklanan nedenlerle başvurucunun gerekçeli karar hakkına

yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Eşitlik ilkesinin, özel hayatın gizliliği ilkesinin ve

yerleşme ve seyahat hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

14/9/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Raportör Yrd.

:

Leyla Nur

ODUNCU

Başvurucu

:

Abdurrahman

DÜNDAR

Vekili : Av. Abdurrahman BAYAR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/1681, 14 Eylül 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. B. Mülkiyet Hakkının
  9. C. Adil Yargılanma
  10. D. Gerekçeli Karar
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Necipoğlu
  13. Gökcan
  14. Oduncu
  15. Dündar
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/1681
Tarih
14 Eylül 2017

İlgili Kararlar

  • Zafer Kılıç Başvurusu (B. No: 2014/9756)
  • Abdulkadir Aktaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/1535)
  • Tahir Atlı Başvurusu (B. No: 2014/9774)
  • Oktay Karakaya Başvurusu (B. No: 2014/6272)
  • Nurdan Erkan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/311)
  • Mütha Faydalı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/20435)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.