İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Alkan Başvurusu (B. No: 2014/18601)

1. Başvuru, itirazın iptali davasında yemin teklif edilen

Başvuru No2014/18601Tarih17 Kasım 2016Okuma16 dk · 3.102 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ahmet Alkan Başvurusu

Karar tarihi
17 Kasım 2016
Başvuru Numarası
2014/18601
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.102 kelime·16 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, itirazın iptali davasında yemin teklif edilen

davalının yemin için davet edildiği günde mahkemede hazır olmadığı ve teklif edilen

yemini eda etmekten kaçındığı hâlde bu durumun dikkate alınmayarak davanın

reddine karar verilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/11/2014 tarihinde Kocaeli 2. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 31/3/2016 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 31/3/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuruya ilişkin görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, vekillik görüşmesi yaptığını iddia ettiği kişi

(borçlu) aleyhine elden verilen 850 TL borç para ve idareye ödenen 730 TL idari

para cezası alacağı olmak üzere toplam 1.580 TL asıl alacak üzerinden ilamsız

icra takibi başlatmıştır.

8. Borçlunun, başvurucuya herhangi bir borcu olmadığını

belirterek ödeme emrine itiraz etmesiyle takip durmuş; bunun üzerine başvurucu,

Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) 17/1/2014 tarihinde itirazın

iptali davası açmıştır.

9. Başvurucu dava dilekçesinde, aralarında vekillik ilişkisi

kurulması konusunda görüştüğü davalı borçlu ile birlikte davalının işi için

Ankara iline gitmek üzere yolculuk yaptıklarını, bu yolculuk sırasındaki

harcamalara karşılık davalıya elden borç para verdiğini, davalının şoförü

tarafından kullanılan araca kesilen idari para cezalarını da kendisinin

ödediğini, bu cezalar için yaptığı ödemeler ile elden verdiği borç paranın

tahsili için başlattığı icra takibine davalının yaptığı itirazın haksız olduğunu

ileri sürerek borçlunun takibe itirazının iptaline ve takibin devamına karar

verilmesini talep etmiştir.

10. Davalı; davaya karşı beyanında dava dilekçesindeki iddiaları

reddederek söz konusu yolculuğun kendi işi için yapılmadığını, yolculuk sırasındaki

harcamaları kendisinin karşılayacağı konusunda başvurucuyla bir anlaşma

yapmadıklarını, bu nedenle başvurucuya herhangi bir borcu bulunmadığını

savunmuştur.

11. Başvurucu; dava dilekçesinde delil olarak tanık beyanına,

ödenen idari para cezalarına ilişkin evrak ve kayıtlara, icra dosyasına ve

yemin deliline dayanmış ancak yargılama sırasında Mahkemeye sunduğu 4/7/2014

tarihli dilekçesiyle, diğer delillerden vazgeçerek sadece yemin deliline

dayandığını, birlikte yaptıkları yolculuk sırasında elden borç para alıp

almadığı, seyahat edilen aracın davalının işi için kiralanıp kiralanmadığı ve

davalının şoförü tarafından kullanılıp kullanılmadığı hususlarında davalıya

yemin teklifinde bulunduğunu bildirmiştir.

12. Mahkeme, anılan dilekçeyi ihtarlı

davetiye ile davalıya tebliğ ederek davalıyı yemin için 9/10/2014 tarihli

duruşmaya davet etmiştir. Söz konusu davetiyedeki ihtar şöyledir:

“Yemine konu hususlar hakkında sorulacak

sorular ile geçerli bir özrünüz olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve

saatte mahkemeye bizzat gelmediğiniz veya gelip de yemini iade etmediğiniz

yahut yemini eda etmekten kaçındığınız takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar

etmiş sayılacağınız ihtar olunur. (H.M.K. 228. Mad.)”

13. Davalı, avukatı aracılığıyla Mahkemeye sunduğu 26/8/2014

havale tarihli dilekçesinde, yemin teklifini kabul etmediğini, senetle ispat

kuralı gereğince somut davada yemin deliline dayanılmasının hukuken mümkün

olmadığını belirtmiş ve davet edildiği duruşmada hazır bulunmamıştır.

14. Mahkeme 9/10/2014 tarihli ve E.2014/37, K.2014/575 sayılı

kararı ile başvurucunun iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle davanın

reddine kesin olarak karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Davacı 730 TL radar cezası ödendiğine ilişkin

belge ibraz etmiş, diğer 850 TL için her hangi bir belge ibraz etmemiş, tanık

delili ile ispat edeceğini iddia etmesine rağmen yargılama aşamasında bu

delilden de vazgeçerek doğrudan yemin deliline başvurmuş, davalı vekili yemini

içeriğine göre kabul etmediğini, istemin alacak davası olup belge ile ispat

edilmesi gerektiğini ve müvekkili ile davacı arasında vekalet ilişkisinin

kurulduğuna ve istenilen bedellerin davacı tarafından ödendiğine ilişkin hiçbir

delil olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.

Dosyada bulunan tüm belgeler birlikte

değerlendirildiğinde, davacı radar cezalarının ödendiğine ilişkin ödeme

makbuzlarını ibraz etmiş ise de, bu miktarın davacı tarafından ödendiğine

ilişkin resmi bir belge yoktur. Ayrıca ödediğini beyan ettiği 850 harcama ile

ilgili belge de olmayıp sadece davacının beyanı vardır. Yapılan harcama

miktarları ve bu ödemelerin kendisi tarafından yapıldığı ve iddiada

belirtildiği şekilde vekalet ilişkisi kapsamında yolculuk yapıldığı konusunda

her hangi bir delil ve belge ibraz edilmediğinden davanın reddine karar vermek

gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.”

15. Başvurucu, kesin nitelikli bu kararı gerekçesiyle birlikte

30/10/2014 tarihinde haricen öğrenmiş; 25/11/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

16. 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 67.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Takip talebine itiraz edilen alacaklı,

itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak,

genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın

iptalini dava edebilir.”

17. 12/1/2011 tarihli ve 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 225. maddesi şöyledir:

“(1) Yeminin konusu, davanın çözümü bakımından

önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır.

Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır.”

18. 6100 Sayılı Kanun’un 228. maddesi şöyledir:

“(1) Yemin teklif edilen kimse, duruşmada

bizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisine yemin için bir davetiye çıkarılır.

(2) Yemin davetiyesine, yemine konu hususlar

hakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin

olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini iade

etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları

ikrar etmiş sayılacağı yazılır.”

19. 6100 Sayılı Kanun’un 229. maddesi şöyledir:

“(1) Yemin için davet edilen kimse, tayin

edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır

bulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmez ya da yemini eda etmekten

kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır.

(2) Kendisine yemin iade olunan kimse, yemin

etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır.”

20. 6100 Sayılı Kanun’un 188. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde

ikrar ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez.”

21. 6100 Sayılı Kanun’un 189. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“(1) Taraflar, kanunda belirtilen süre ve

usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir.

...

(4) Bir vakıanın ispatı için gösterilen

delilin caiz olup olmadığına mahkemece karar verilir.”

22. 6100 Sayılı Kanun’un 200. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri,

değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan

hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat

olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan

kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk

Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 17/11/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu, alacaklı olduğu kişi aleyhine açtığı itirazın

iptali davasında dayandığı tüm delillerini kesin delil olan yemin deliline

hasrederek davalıya yemin teklifinde bulunduğunu ancak Mahkemenin davalıya

yemin eda ettirmediğini, davalının yemini eda etmekten kaçınması nedeniyle

davanın kabulü gerekirken bu durum gözardı edilerek

davanın reddine karar verildiğini, teklif edilen yeminin eda edilmekten

kaçınıldığı hususunun hüküm verilirken neden dikkate alınmadığının gerekçeli

kararda izah edilmediğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

26. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi neticesinde

başvurucunun, itirazın iptali davasında yemin teklif ettiği davalının yemini

eda etmekten kaçındığı hususunun Mahkemece dikkate alınmamasından ve hüküm

kurulurken bu hususun neden dikkate alınmadığına ilişkin gerekçe gösterilmemesinden

şikâyet ettiği anlaşılmıştır. Bu çerçevede, davaya bakan mahkemelerin

tarafların delillerini etkili bir biçimde inceleme göreviyle ilişkili görülen

anılan şikâyetlerin adil yargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygun

yargılanma hakkı yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

28. Başvurucu, itirazın iptali davasında yemin teklifinde

bulunduğu davalının yemini eda etmekten kaçındığını, bu nedenle davanın

kabulüne karar verilmesi gerekirken teklif edilen yeminin eda edilmediği

hususunun neden dikkate alınmadığının gerekçesi gösterilmeden davanın reddine

karar verildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

29. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı

mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma

hakkına sahiptir.”

30. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşru

vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya

davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir. Anayasa'da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden

bu hakkın kapsam ve içeriğinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22).

31. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında ilgili hükmü, Sözleşme’nin 6. maddesi ve Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme’nin

lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil edilen silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi gibi

ilke ve haklara Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 38).

32. Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında

kişilerin, davalarının hakkaniyete uygun olarak görülmesini isteme hakları

güvence altına alınmıştır. Sözleşme’deki hakların

etkili bir biçimde korunması için davaya bakan mahkemelerin Sözleşme’nin 6.

maddesine göre “tarafların dayanaklarını,

iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde inceleme görevi” vardır

(Dulaurans/Fransa, B. No: 34553/97, 21/3/2000, §

33).

33. AİHM içtihatlarına göre bir mahkemenin davaya yaklaşımının,

mahkemenin, başvurucunun iddialarına yanıt vermekten ve başvurucunun temel

şikâyetlerini incelemekten kaçınmasına neden olması hâlinde Sözleşme'nin 6.

maddesi davanın düzgün bir biçimde incelenmesi hakkı bakımından ihlal edilmiş

olur (Kuznetsov/Rusya, B. No: 184/02, 11/4/2007, §§ 84,

85).

34. Yapılan yargılama sırasında tanık dinletme hakkı da dâhil

olmak üzere delillerin ibrazı ve değerlendirilmesi adil yargılanma hakkının

unsurlarından biri olarak kabul edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında

kabul edilmekte olup bu hak ve gerekçeli karar hakkı da makul sürede yargılanma

hakkı gibi adil yargılanma hakkının somut görünümleridir (Güher Ergun ve diğerleri, § 38).

35. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın

yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri

ışığında taraflara, tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma ve

inceletme noktasında da uygun imkânların tanınması gerekir (Yüksel Hançer, B. No: 2013/2116,

23/1/2014, § 19).

36. Belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve

gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi

esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada geçerli olan delil sunma

ve inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olup olmadığını

denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Mahkemenin görevi,

başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığının

değerlendirmektir (Muhittin Kaya ve Muhittin

Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd.

Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27). Dolayısıyla Anayasa

Mahkemesi, mevcut başvuruda adil yargılanma hakkı kapsamındaki güvencelerden

başvurucunun şikâyetleriyle bağlantılı görülen davanın düzgün bir biçimde

incelenmesi hakkının yerine getirilip getirilmediğini, bir bütün olarak

yargılamanın hakkaniyete uygun yürütülüp yürütülmediğini inceleyecektir.

37. Somut olayda başvurucu, vekillik görüşmesi yaptığını iddia

ettiği borçlu aleyhine, elden verilen borç para ve idari para cezası ödemeleri

karşılığı toplam 1.580 TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatmış;

borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi üzerine duran takibin devamı için itirazın

iptali davası açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde, yemin delilinin yanı sıra

başka delillere de dayanmakla birlikte yargılama sırasında davalıya yemin

teklifinde bulunarak diğer delillerden vazgeçmiştir.

38. Mahkeme, davalıyı yemin için duruşmaya davet etmiş ancak

davalı, senetle ispat kuralı gereğince somut davada yemin deliline

dayanılmasının hukuken mümkün olmadığını ileri sürerek başvurucunun yemin

teklifini kabul etmediğini Mahkemeye bildirmiş ve davet edildiği duruşmada

hazır bulunmamıştır. Yargılama sonunda Mahkeme, başvurucunun iddialarını ispat

edemediği gerekçesiyle davanın reddine kesin olarak karar vermiştir.

39. Başvurucu, davalının teklif edilen yemini eda etmekten

kaçınması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken bu hususun

Mahkemece dikkate alınmamasından şikâyet etmiştir.

40. Yemin delili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10/6/2015

tarihli ve E.2014/13-37, K.2015/1525 sayılı kararında şöyle tarif edilmiştir:

“Yemin, taraflardan birinin davanın

çözümlenmesine etkili olan bir vakıanın doğru olup olmadığı hakkında kanunun

belirlediği şekilde mahkeme (hâkim) önünde beyanda bulunmasıdır. Yemin eden

taraf bu beyanın doğruluğunu namus, şeref ve kutsal saydığı bütün inanç ve

değerleri ile teyit etmektedir. Medeni Usul Hukukunda yemin delili kesin delil

niteliğindedir”

41. Yeminin eda edilmemesinin sonuçlarının değerlendirildiği

Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 28/3/2016 tarihli ve E. 2014/44145, K.2016/8732

sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

“Davacı, davalıya elden 240.000,00 TL borç

verdiğini, bu borcun ödenmesi için davalıdan bir adet bono almasına rağmen

bononun zayi olduğunu, yegane geçerli delilinin yemin teklifi olduğunu ileri

sürerek, 240.000,00 TL'nin tahsili için eldeki davayı açmış, dava dilekçesi ve

yemin davetiyesi Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre davalının “Mernis” adresine tebliğ edilmiş, mahkemece; yemin

davetiyesinin Tebligat Kanununa uygun olarak tebliğ edildiği, ancak her davada

ispat yükünün ilk önce davacıya düştüğü, iddianın niteliği itibariyle

toplanacak bir delilin bulunmadığı, davalının davaya cevap vermemesi sebebiyle

ispat yükünün yer değiştirmesinin sözkonusu olmadığı

gerekçesi ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

"Yemin" kurumu HMK 225 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, yemin

teklif edilen kimse, duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisine

yemin için bir davetiye çıkarılır. Yemin davetiyesine, yemine konu hususlar

hakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan

gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini eda etmediği

yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar

etmiş sayılacağı yazılır (6100 sayılı Yasa Md. 227-228). Mahkemenin de

kabulünde olduğu üzere davalı adına çıkarılan yemin davetiyesi Tebligat

Kanunu'na uygun olarak tebliğ edilmiştir. Hal böyle olunca, davalının yemin

için tayin edilen gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği takdirde yemin

konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağından, mahkemece davanın kabulüne karar

verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması,

usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. ”

42. Öte yandan 6100 Sayılı Kanun’un 229. maddesinde, yemin için

davet edilen kimsenin tayin edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü

olmaksızın bizzat hazır bulunmaması yahut hazır bulunup da yemini iade etmemesi

ya da yemini eda etmekten kaçınması hâlinde yemin konusu vakıaları ikrar etmiş

sayılacağı belirtilmiştir. Aynı Kanun’un 188. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında ise tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri

vakıaların çekişmeli olmaktan çıkacağı ve ispatının gerekmeyeceği hüküm altına

alınmıştır.

43. Anılan yargısal içtihatlar ve Kanun hükümlerinden, hukuk

yargılamasında belli bir vakıanın ispatı için teklif edilen yeminin karşı

tarafça eda edilmemesi durumunda yemin konusu olan vakıaların ikrar edilmiş

sayılacağı ve çekişmeli olmaktan çıkacağı, bu nedenle yemin teklif eden tarafın

yemin konusu olan vakıaları ispatlamak için başkaca bir delil sunma

yükümlülüğünün kalmayacağı anlaşılmaktadır. Bu itibarla kesin delil niteliğinde

kabul edilen yeminin, eda edilip edilmemesine göre davanın sonucuna doğrudan

etki eden bir delil olduğu açıktır.

44. Başvuru konusu davada davalı, kendisine teklif edilen yemini

eda etmemesine karşın Mahkeme; başvurucunun iddialarını belge veya herhangi bir

başka delille ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

Anılan kararın gerekçesinde eda edilmeyen yeminin konusu olan vakıaların neden

çekişmeli kabul edildiği, bir başka ifadeyle teklif edilen yemin davalı

tarafından eda edilmediği hâlde bu vakıaların ispat için başvurucuya neden

belge veya herhangi bir başka delil sunma yükümlülüğünün yüklendiği konusunda

bir açıklamaya yer verilmediği gibi davalının teklif edilen yemini eda

etmemesinin neden hükme etkili görülmediği ile ilgili bir değerlendirme de

yapılmadığı görülmektedir (bkz.§ 14).

45. Öte yandan 6100 Sayılı Kanun’un 189. maddesinde, davanın

taraflarının Kanun'da belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahip

oldukları, bir vakıanın ispatı için gösterilen delilin caiz olup olmadığına

mahkemece karar verileceği düzenlenmiştir. Somut olayda başvurucu, davasını

yemin deliliyle ispatlamak istediğini bildirerek davalıya yemin için davetiye

gönderilmesini talep etmiştir. Mahkeme, başvurucunun iddia ettiği vakıaların

yemin deliliyle ispatının mümkün olmadığına ilişkin bir karar vermemiş; aksine

başvurucunun bu talebini kabul edip davalıya ihtarlı

davetiye göndererek davalıyı yemin için duruşmaya davet etmiştir.

46. Davalıya gönderilen söz konusu davetiyede, geçerli bir özrü

olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği

veya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı

takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı ihtar edilmesine karşın

tayin edilen duruşmaya katılmayan ve teklif edilen yemini eda etmeyen davalının

ihtarda belirtilen sonuçtan sorumlu tutulmadığı ve bunun gerekçesinin

gösterilmediği görülmüştür. Mahkeme, başvurucu yemin deliline hiç dayanmamış ve

davalı için yemin prosedürü uygulanmamış gibi değerlendirme yaparak karar

vermiştir.

47. Sonuç olarak başvuru konusu davada iddialarının ispatı için

münhasıran yemin deliline dayanan başvurucunun davalıya yemin teklif etmesi

üzerine Mahkemece; dava konusu vakıaların yemin deliliyle ispatında usul

kurallarına aykırı bir yön tespit edilmeyerek davalının yemin için duruşmaya

davet edildiği, duruşmaya katılmaması ya da yemini eda etmekten kaçınmasının sonuçları

konusunda davalının ihtar edildiği, buna rağmen yemin eda etmeyen ve duruşmada

hazır olmayan davalının ihtar edilen sonuçlardan sorumlu tutulmadığı ve bunun

gerekçesinin de gösterilmediği, bunun yanı sıra kesin delil niteliğinde kabul

edilen ve davanın sonucuna doğrudan etkili bir delil olan yeminin davalı

tarafından eda edilmediği hususunun neden hükme etkili görülmediğinin

gerekçesinin gösterilmediği gözönünde

bulundurulduğunda davayı gören Mahkemenin bu yaklaşımının mahkemelerin

tarafların iddia ve delillerini etkili bir biçimde inceleme göreviyle

bağdaştığı söylenemez.

48. Başvurucu yemin deliline hiç dayanmamış ve davalı için yemin

prosedürü uygulanmamış gibi değerlendirme yapılarak sonuca ulaşılması başvuru

konusu yargılamayı bir bütün olarak adil olmaktan çıkarmıştır. Bu nedenle

mevcut yargılamada başvurucunun hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

49. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

50. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

51. Başvurucu, tazminat talebinde bulunmuştur.

52. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

53. Adil yargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygun

yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden

yargılama yapılmak üzere Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine

karar verilmesi gerekir.

54. Dosyadaki belgelerden tespit edilen ve 206,10 TL harçtan

oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı kapsamında

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Kocaeli 2. Asliye Hukuk

Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

17/11/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör : Kamil KAYA Başvurucu : Ahmet ALKAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/18601, 17 Kasım 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Adil yargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma
  12. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  13. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı kapsamında
  14. D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA
  15. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Necipoğlu
  18. Hakyemez
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/18601
Tarih
17 Kasım 2016

İlgili Kararlar

  • Murat Altunkaynak ve Haydar Şiyar Başvurusu (B. No: 2014/15224)
  • Cahide Savaşci Başvurusu (B. No: 2014/4630)
  • Bülent Karataş Başvurusu (B. No: 2014/13724)
  • Fuat Aydın Başvurusu (B. No: 2014/18449)
  • Adem Kocadağ Başvurusu (B. No: 2014/20335)
  • Abit Demircan Başvurusu (B. No: 2014/2605)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.