İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Ölker ve Süleyman Ölker Başvurusu (B. No: 2015/3195)

1. Başvuru, bir kişinin kamu görevlilerince kaçırılıp

Başvuru No2015/3195Tarih15 Kasım 2018Okuma14 dk · 2.805 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ahmet Ölker Ve Süleyman Ölker Başvurusu

Karar tarihi
15 Kasım 2018
Başvuru Numarası
2015/3195
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.805 kelime·14 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, bir kişinin kamu görevlilerince kaçırılıp

öldürülmesi ve bu olayla ilgili etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi

nedeniyle yaşam hakkının; olayın faillerinin yargılanmaması nedeniyle bu

kişilerden yönelebilecek ve yaşam boyu sürecek tehdit, belirsizlik ve endişe

sebebiyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/2/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerine göre ilgili olaylar özetle

şöyledir:

8. Şırnak ili İdil ilçesi Ortaköy köyü muhtarı olan Ş.Ş.

17/4/1994 tarihinde, İdil Jandarma Komutanlığını telefonla arayarak

Cizre-Nusaybin kara yolu üzerindeki bir dinlenme tesisi yakınında bir ceset

bulunduğunu söylemiştir.

9. Cesedin bulunduğu yere giden kolluk görevlileri olay yerini

ve cesedi inceleyip cesedin kime ait olduğunu araştırmıştır. Kolluk

görevlilerince düzenlenen söz konusu işlemlere ait tutanakta; olay yerinde sırt

üstü yatar vaziyette duran ve sol şakağında bir kurşun deliği bulunan bir ceset

görüldüğü, ölü morlukları ile ölü katılığının oluştuğu, cesedin yakınlarında

kanlı ve düğümlü bir bez parçası, siyah bir deri cüzdan, kahverengi bir tarak ve

plastik bir kimlik cüzdanı bulunduğu, cüzdanlarda kartvizitler, üzerinde isim

ve telefon numaraları yazılı kâğıt parçaları ile ölü olarak bulunan kişinin

fotoğrafının olduğu bir sınav giriş belgesi bulunduğu, sınav giriş belgesine

göre cesedin Ö.Ö. isimli kişiye ait olduğu, deri cüzdan üzerindeki kanın

kuruduğu, ceset üzerindeki kandan başka çevrede kan izi bulunmadığı, bu nedenle

kişinin muhtemelen başka bir yerde öldürüldüğü, olay yerinde bulunan Ş.Ş. ile

çevrede oturanların ölen kişiyi tanımadığı, olay yerinde boş kovan bulunmadığı,

başka iz ve delil tespit edilemediği belirtilmiştir.

10. Bir kolluk görevlisince olay yerinin basit bir krokisi

çizilmiştir.

11. Kolluk görevlileri, Ş.Ş.nin olay

hakkında ifadesini almıştır. Ş.Ş. ifadesinde, saat 11.30 sıralarında köye

dönerken yol kenarındaki cesedi gördüğünü, aracından inip cesede baktığını ve

köye gidip telefonla karakolu aradığını söylemiştir.

12. İlçe Jandarma Komutanlığı görevlilerinin bildirmesi üzerine

olaydan haberdar olan İdil Cumhuriyet Başsavcılığınca (Cumhuriyet Başsavcılığı)

derhâl soruşturma başlatılmış ve cesedin bulunduğu gün olay yerinde, Cumhuriyet

savcısının huzurunda bir hekim tarafından ölü muayenesi yapılmıştır.

13. Bahse konu işleme ilişkin tutanakta; üzerinden çıkan belgeye

göre cesedin Ö.Ö. isimli kişiye ait olduğu, cesedin sol gözünün altında 0,5x1

cm ebatında bir mermi giriş deliği, cesedin kafasının

arka kısmında ise büyükçe bir mermi çıkış deliği bulunduğu, beynin mermi çıkış

deliğinden dışarı taştığı ve kesin ölüm nedeninin de kafanın arkasının

parçalanarak beynin akması olduğu belirtilmiştir. Ölüm nedeni tespit edildiği

için klasik otopsi işlemine gerek görülmemiştir.

14. Faillerin gizli ve sıkı bir şekilde aranması için 10/5/1994

tarihinde İlçe Jandarma Komutanlığına müzekkere yazan Cumhuriyet Başsavcılığı

19/7/1994 tarihinde, faillerin dava zamanaşımı süresinin sonu olan 17/4/2014

tarihine kadar aranması amacıyla daimî arama kararı vermiştir.

15. Cumhuriyet Başsavcılığı, civardaki Cumhuriyet

başsavcılıklarına yazdığı 3/10/1997 tarihli müzekkereler sonucunda Ö.Ö.nün açık kimlik bilgilerini

tespit etmiştir.

16. Cumhuriyet Başsavcılığı 6/11/1997 tarihinde, istinabe

yoluyla başvurucu Süleyman Ölker'in ifadesini

almıştır. Başvurucu Süleyman Ölker ifadesinde; PTT'de

geçici işçi olarak çalışan ağabeyi Ö.Ö.nün

1994 yılı Nisan ayında kaybolduğunu, bir gün sonra da cesedinin bulunduğunu, Ö.Ö.yü kimin öldürdüğünü bilmediğini ve teşhis etmeleri

üzerine cesedin kendilerine verildiğini söylemiştir.

17. Cumhuriyet Başsavcılığının 26/11/1997 tarihinde istinabe

yoluyla dinlediği D.A., Ö.Ö.nün

kardeşi olduğunu, 1994 yılında cesedi bulunan Ö.Ö.yü

öldüren kişi hakkında bir şey duymadıklarını ve kardeşinin cesedini o

tarihlerde teslim aldıklarını beyan etmiştir.

18. Ö.Ö. hakkındaki Merkezî Nüfus İdare Sistemi (MERNİS) Ölüm

Tutanağı, Cumhuriyet Başsavcılığınca 26/11/1997 tarihinde düzenlenmiştir.

19. Daimî arama kararının verildiği tarihten 11/6/2014 tarihine

kadar geçen sürede, kolluk görevlilerince düzenli olmayan aralıklarla tutulan,

faillerin tespit edilemediğine ve araştırmanın devam ettiğine dair tutanaklar

Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.

20. Cumhuriyet Başsavcılığı 11/6/2014 tarihinde -kasten öldürme suçu için- olayın meydana geldiği tarihte

yürürlükte bulunan 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nda

yazılı dava zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle olay ve fail hakkında

kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

21. Başvurucular, vekilleri aracılığıyla 8/12/2014 tarihinde

soruşturma evrakının bir örneğini almışlardır.

22. Başvurucular; yakınlarının ölümüyle ilgili soruşturmanın

etkin yapılmadığını, daimî arama kararı nedeniyle düzenlenen, faillerin tespit

edilemediğine dair tutanaklar dışında 26/11/1997 tarihinden sonra herhangi bir

soruşturma işlemi yapılmadığını, soruşturma evrakının bir örneğini almaları

üzerine kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan haberdar olduklarını, Ö.Ö.nün Jandarma İstihbarat Terörle Mücadele (JİTEM)

mensuplarınca öldürüldüğünü düşündüklerini, söz konusu birimin bazı mensupları

hakkında başka eylemler nedeniyle dava açıldığı için dava zamanaşımı süresinin

kesildiğini ve esasen yakınlarına karşı işlenen suçun insanlığa karşı işlenen

suçlardan olması nedeniyle olayda dava zamanaşımı süresinin bulunmadığını

belirtip, soruşturmanın etkisiz yürütüldüğüne ilişkin örnekler de vererek

kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz etmişlerdir.

23. Bu itiraz, Midyat Sulh Ceza Hâkimliğinin (Hâkimlik) 6/1/2015

tarihli kararıyla reddedilmiştir.

24. Hâkimliğin kararı 22/1/2015 tarihinde tebliğ edilmiş ve

20/2/2016 tarihinde bireysel başvuru yapılmıştır.

25. Başvurucuların ölenle yakınlıklarına ilişkin resmî bir belge

bireysel başvuru dosyasında bulunmamaktadır. Bununla birlikte başvurucular, Ö.Ö.nün başvurucu Süleyman Ölker'in kardeşi, diğer başvurucu Ahmet Ölker'in

nüfus kaydına göre amcası, gerçekte ise babası olduğunu öne sürmektedirler.

IV. İLGİLİ HUKUK

26. Konuyla ilgili ulusal ve uluslararası hukuka ilişkin

bilgiler Anayasa Mahkemesinin Sultani Acar (B.

No: 2014/16344, 22/3/2018, §§ 29-61) başvurusuhakkında

verdiği kararda yer almaktadır. Bununla birlikte konuyla ilgisi olmadığı için

söz konusu kararda yer almayan birkaç Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

kararına burada yer verilmesi gerekmektedir.

27. AİHM, her hâlükârda kabul edilemez bulduğu bazı başvurularda

her bir kabul edilemezlik kriteri yönünden ayrı bir inceleme yapmamış ve sadece

bulduğu kabul edilemezlik nedeni yönünden değerlendirme yapmıştır (açıkça

dayanaktan yoksun bulunan başvuruda iç hukuk yollarının tüketilmediğine ilişkin

itirazın incelenmediği kararlar için bkz. Kyriacou Tsiakkourmas ve diğerleri /Türkiye, B.

No: 13320/02, 2/6/2015, § 277; Eylem

Kaya/Türkiye, B. No: 26623/07, 13/12/2016, § 55).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Mahkemenin 15/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Yaşam Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

29. Başvurucular; ölüm şekline göre yakınlarının JİTEM

görevlilerince öldürüldüğünü ve ölümün büyük ihtimalle yakınlarının kamu

görevlilerinden korunmaması şeklinde gerçekleştiğini ileri sürerek yaşam hakkının

ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

30. Öte yandan başvurucular, yakınlarının ölümü ile ilgili

soruşturmada daimî arama kararı nedeniyle düzenlenen, faillerin tespit

edilemediğine dair tutanaklar dışında 26/11/1997 tarihinden sonra herhangi bir

soruşturma işlemi yapılmadığından, soruşturma kapsamında müşteki sıfatıyla

ifadelerinin dahi alınmadığından, kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan

soruşturma evrakının bir örneğini almaları üzerine haberdar olduklarından,

yakınlarına karşı işlenen suçun insanlığa karşı işlenen suçlardan olması

nedeniyle olayda dava zamanaşımı süresinin bulunmadığından ve sonuç olarak

başvuruya konu ölüm olayıyla ilgili soruşturmanın etkisiz bir biçimde

yürütüldüğünden yakınarak etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini öne

sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

a. Hukuki Vasıflandırma

ve İncelemenin Kapsamı Yönünden

31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

32. Başvurucuların iddialarının özü, yakınlarının kamu görevlisi

olduğunu ileri sürdükleri kişilerce kaçırılıp öldürüldüğüne ve bu olayla ilgili

etkili bir ceza soruşturması yürütülmediğine ilişkindir. Bu nedenle

başvurucuların kendileri yönünden etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddiaları da yaşam hakkı kapsamında incelenmiştir.

33. Diğer taraftan Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına

alınan yaşam hakkının maddi boyutunun ihlal edilip edilmediği konusunda bir

değerlendirme yapılmasına imkân sağlayacak nitelikte -makul şüphenin ötesinde-

kanıt, Anayasa Mahkemesinin elinde bulunmamaktadır. Olayın gerçekleştiği

koşullar, başka bir ifadeyle ölenin hangi nedenle ve kimler tarafından

öldürüldüğü, bir değerlendirme yapılmasına imkân sağlayacak nitelikte tespit

edilememiştir. Dolayısıyla inceleme, yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğüne

ilişkin usul boyutu ile sınırlı olarak yapılmıştır.

34. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı”

kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, yaşama...

hakkına sahiptir."

35. Anayasa’nın “Devletin

temel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, … kişilerin

ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve

hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak

surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın

maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya

çalışmaktır.”

b. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

36. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, bu hakka yönelik bir

başvuru ancak ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 41).

37. Bireysel başvuru dosyasında, Ö.Ö. ile başvurucuların

yakınlıklarının tespitine imkân verecek resmî bir belge bulunmamaktadır.

Bununla birlikte başvuru aşağıda açıklanan nedenlerle kabul edilemez

bulunduğundan başvurucuların mağdur sıfatı ve bu bağlamda kişi bakımından

yetkiye ilişkin kabul edilebilirlik kriteri yönünden ayrıca bir değerlendirme

yapılmasına gerek görülmemiştir.

38. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

“...Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

40. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

41. Anılan Anayasa ve Kanun maddelerinde yer verilen kanun

yollarının tüketilmesi koşulu, bireysel başvurunun temel hak ihlallerini

önlemek için son ve olağanüstü bir çare olmasının doğal sonucudur (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 20).

42. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının

anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak

ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenle

temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece

mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve

bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 16).

43. Tüketilmesi gereken başvuru yolları, başvurucunun

şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözüm

sağlayabilecek nitelikteki kullanılabilir ve etkilibaşvuru

yollarıdır. Ayrıca, başvuru yollarını tüketme kuralı ne kesin ne şeklî olarak

uygulanabilir bir kural olup bu kurala uygunluğun denetlenmesinde somut

başvurunun koşullarının dikkate alınması esastır. Bu anlamda yalnızca hukuk

sisteminde birtakım başvuru yollarının varlığının değil aynı zamanda bunların

uygulama şartları ile başvurucunun kişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde

ele alınması gerekmektedir. Bu nedenle başvurucuların başvuru yollarını

tüketmeleri noktasında kendilerinden beklenebilecek her şeyi yerine getirip

getirmediklerinin başvurunun özelliklerinin dikkate alınarak incelenmesi

gerekir (S.S.A., B. No:

2013/2355, 7/11/2013, § 28).

44. İhlal iddiasını değerlendirmeye ve ihlal tespiti

yapıldığında yeterli giderimi sağlamaya imkân tanıyan bir başvuru yolunun

bulunmaması hâlinde başvuru yollarının tüketilmesi kuralının uygulanması mümkün

olmayacaktır (Yasin Ağca, B. No:

2014/13163, 11/5/2017, § 121). Böyle bir durumda başvurucuların ihlali

öğrendikleri tarihten itibaren süresi içinde bireysel başvuruda bulunmaları

gerekmektedir.

45. Şikâyetleri konusunda çözüm sağlayabilecek, etkili bir

başvuru yolunun mevcut olması hâlinde öncelikle bireysel başvuruda bulunmak,

dava ve başvurularını takip etmek için gerekli özeni gösterme yükümlülüğü

bulunan başvurucular, en kısa sürede yetkili makamlara başvurmalıdırlar. Zira

zaman geçtikçe delillerin kaybolma veyabozulma

ihtimali artmakta ve gerçeklerin ortaya çıkması zorlaşmaktadır (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu,

B. No: 2014/15732, 24/1/2018, § 84).

46. Öte yandan şikâyeti yetkili makamlara iletmenin imkânsız

veya önemli ölçüde güç olduğu durumlar -ki bu durumların neler olduğu her

başvuruda olay ve olgular ile başvurucunun tutumu nazara alınarak ayrıca değerlendirilmelidir-mevcutsa

başvurucularınözen yükümlülüğünün ancak bahse konu

durumların sona ermesinden itibaren başlayacağı kabul edilmelidir (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu,

§ 85).

47. Yaşam hakkı ile ilgili bir soruşturmanın etkili olup

olmadığı yönünden inceleme yapabilmek için -mutlak surette gerekli olmasa da-

yürütülen soruşturmanın makul bir süreyi aşmaması şartıyla ilgili kamu

makamları tarafından nasıl sonlandırılacağının beklenmesi bireysel başvuru ile

getirilen koruma mekanizmasının ikincil niteliğine uygun olacaktır (Rahil Dink ve diğerleri, B. No: 2012/848,

17/7/2014, § 76; Hüseyin Caruş,

B. No: 2013/7812, 6/10/2015, § 46).

48. Diğer taraftan başvurucuların yetkili makamlara müracaat

etmelerine rağmen doğal olmayan bir ölümle ilgili soruşturma başlatılmamışsa,

başlatılan soruşturmada ilerleme yoksa veya soruşturma artık etkisiz bir hâl

almışsa başvuruculardan soruşturmanın sonucunu beklemelerini istemek makul

olmayacaktır. Böyle bir durumda başvurucular, gerekli özeni göstermeli ve şikâyetlerini

çok uzun süre geçirmeden Anayasa Mahkemesine sunabilmelidir (Rahil Dink ve diğerleri, § 77). Zira

soruşturmanın etkililiğini sağlayacak bir başvuru yolu bulunmamaktadır (Yasin Ağca, § 121). O hâlde anılan ihlal

iddiaları yönünden başvuru yollarının tüketilmesi gerekmemektedir. Böyle bir

durumda başvurucular, etkili bir soruşturma yürütülmediğinin farkına vardıkları

veya varmaları gerektiği andan itibaren süresi içinde bireysel başvuruda

bulunmalıdır. Doğal olarak başvurucuların etkili bir soruşturma

yürütülmediğinin ne zaman farkına varmaları gerektiği, her davanın şartlarına

bağlı olarak değerlendirilecektir (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, §

87).

49. Soruşturmada ilerleme sağlanacağına dair umut verici

gelişmeler ve gerçekçi varsayımlar bulunduğu, soruşturmanın ilerlemesini

sağlayıcı tedbirler alındığı sürece başvuruculardan başvuru yollarını

tüketmeden bireysel başvuruda bulunmaları beklenmemelidir. Ancak bu hâlde dahi

soruşturmanın daha sonra etkisizleştiğini öğrenen başvurucular, durumun farkına

vardıkları veya varmaları gerektiği andan itibaren süresi içinde bireysel

başvuruda bulunmalıdır (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu,

§ 88).

50. Somut olayda resen soruşturma başlatılmış, ölü muayenesi

işlemi yapılmış, olay yerinin bir krokisi çizilmiş, olay yerinin incelenmesine

ilişkin bir tutanak düzenlenmiş ve cesedi ilk gören Ş.Ş. ile başvurucu Süleyman

Ölker ve D.A.nın

ifadeleri alınmıştır. Ancak D.A.nın

ifadesinin alındığı 26/11/1997 tarihinden sonra -başvurucuların da belirttiği

gibi- olayın aydınlatılmasına ve faillerin tespitine yönelik herhangi bir

soruşturma işlemi yapılmamış, yalnızca faillerin tespitine çalışıldığı yönünde

kolluk görevlilerince zaman zaman tutulan ve giderek sıradan hâle gelen

tutanaklar soruşturma evrakı arasına alınmıştır.

51. Yakınlarının öldürülmesi ile ilgili şikâyetlerini yetkili

makamlara iletmede veya

soruşturmanınetkisizliğiyleilgilibireyselbaşvuruyapmadagüçlükçektikleriyönünde herhangi

bir iddiaları bulunmayan başvurucular, olayla ilgili şikâyetlerini yetkili

makamlara iletmemiş ve yetkili makamlardan soruşturmayla ilgili herhangi bir taleptebulunmamışlardır. Soruşturmada ilerleme

sağlanacağına dair umut verici bir gelişme yaşanmamış ve soruşturmanın

ilerlemesini sağlayıcı bir tedbir de alınmamıştır. Buna rağmenetkili

bir soruşturma yürütülmediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair

karara itiraz ederek soruşturmanın etkisizliğinin farkında olduklarını ortaya

koyan başvurucular, bireysel başvuru yapmak için kovuşturmaya yer olmadığına

dair karar verilmesini ve bu karara yaptıkları itirazın sonuçlanmasını

beklemişlerdir.

52. 26/11/1997 tarihinden sonra soruşturmanın etkililiğini

sağlayabilecek nitelikte bir soruşturma işlemi yapılmaması nedeniyle bireysel

başvuruda bulunmak için soruşturmanın sonuçlanmasını beklemesinin gerekmediği

dikkate alındığında, Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başladığı

tarih ile başvuru tarihi arasındaki sürenin makul kabul edilmeyecek ölçüde uzun

olduğu ve 20/2/2015 tarihinde yapılan başvurunun süresinde yapılmış bir başvuru

olarak kabul edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.

53. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Kötü Muamele Yasağının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

54. Başvurucular, yakınlarının hangi sebeple kaçırılıp

öldürüldüğünü bilmeden yaşadıklarından ve yakınlarının ölümünden sorumlu olan

kişilerin yargı önünde hesap vermemeleri nedeniyle olayın faillerinden

kendilerine yönelebilecek ve yaşam boyu sürecek bir tehdit, belirsizlik ve

endişeden söz ederek kötü muameleme yasağının ihlal edildiği iddia etmişlerdir.

2. Değerlendirme

55. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

"Herkes, Anayasada

güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği

iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir..."

56. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek

Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü

tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir."

57.6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkına sahip olanlar" kenar başlıklı 46. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı

doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir."

58.Anayasa Mahkemesi kötü muamele yasağına ilişkin bu tür

şikâyetleri incelediği başvurularda; hakları ihlal edilen kişinin aile

üyelerinin olaydan dolayı ruhsal çöküntü ve üzüntü yaşamalarının kendileri için

kaçınılmaz bir sonuç olduğunu, bu nedenle Anayasa'nın 17. maddesinin bu kişiler

bakımından ihlal edilebilmesi için söz konusu durumun yeterli olmadığını ve

aile bireylerinden birinin mağdur olup olmamasının yaşadıkları üzüntüden farklı

bir boyut kazandıracak özel faktörlerin başvuruda var olup olmadığına bağlı

olduğunu ifade etmiştir (Engin Gök ve

diğerleri, B. No: 2013/3955, 14/4/2016, §§ 49-54).

59. Diğer taraftan bir bireysel başvurunun kabul edilebilmesi

için başvurucunun sadece mağdur olduğunu ileri sürmesi yeterli olmayıp ihlalden

doğrudan veya dolaylı olarak etkilendiğini yani mağdur olduğunu göstermesi veya

mağdur olduğu konusunda Anayasa Mahkemesini ikna etmesi gerekir. Bu itibarla

mağdur olduğu zannı veya şüphesi de mağdurluk statüsünün varlığı için yeterli

değildir (Ayşe Hülya Potur, B.

No: 2013/8479, 6/2/2014, § 24).

60. Buna göre aile bireylerinin kötü muamele yasağı bakımından

mağdur statüsüne sahip olabilmeleri için ölüm olayı nedeni ile kaçınılmaz

olarak yaşanılan üzüntüye farklı bir boyut ve şekil kazandırılmış olmalıdır (Seyfullah Turan ve diğerleri, B. No:

2014/1982, 9/11/2017, § 121).

61. Somut olayın kendine özgü koşulları ve ileri sürülen

şikâyetler dikkate alındığında yakınlarının hangi koşullarda öldüğüne herhangi

bir şekilde tanıklık etmeyen başvurucuların -yakınlarının ölümünden dolayı

duydukları üzüntü haricinde- bu üzüntüye farklı bir boyut kazandırabilecek ve kendileriyle

ilgili olarak kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasını savunabilecekleri

bir durum tespit edilememiştir. Dolayısıyla başvurucuların kötü muamele yasağı

bakımından mağduriyetlerinin söz konusu olmadığı sonucuna varılmıştır.

62. Açıklanan gerekçelerle kötü muamele yasağının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

15/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Murat İlter

DEVECİ

Başvurucular

:

1. Ahmet

ÖLKER

2. Süleyman

ÖLKER

Vekili

:

Av. Veysel

VESEK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/3195, 15 Kasım 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Yaşam Hakkının İhlal
  9. B. Kötü Muamele Yasağının
  10. C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  11. Yıldırım
  12. Topal
  13. M. Emin KUZ
  14. Deveci
  15. Ölker
  16. Ölker
  17. Vesek
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/3195
Tarih
15 Kasım 2018

İlgili Kararlar

  • Zekiye Erol Başvurusu (B. No: 2015/11442)
  • Abdulkerim Barut ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/523)
  • Mahalli İdareler Derneği ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/15411)
  • Ferhat Altın Başvurusu (B. No: 2018/2208)
  • Ferzende Turan Başvurusu (B. No: 2014/19631)
  • Doğcan İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/1759)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.