İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Öztürk Başvurusu (B. No: 2014/4574)

1. Başvuru, işçilik alacaklarından kaynaklanan tazminat

Başvuru No2014/4574Tarih16 Kasım 2016Okuma14 dk · 2.710 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkincibölüm Ahmet Öztürk Başvurusu İkinci Bölüm

Karar tarihi
16 Kasım 2016
Başvuru Numarası
2014/4574
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.710 kelime·14 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, işçilik alacaklarından kaynaklanan tazminat

davasında ispat külfetinin yanlış tarafa yüklenmesi nedeniyle silahların

eşitliği ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 2/4/2014 tarihinde İstanbul Anadolu 4. İş Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 21/7/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

5. 15/2/2005 tarihinden itibaren bir nakliye firmasında tır

şoförü olarak çalışmaya başlayan başvurucunun iş sözleşmesinin 17/8/2006

tarihinde sona ermesiyle başvurucu, Üsküdar 2. İş Mahkemesinin 2006/754 Esas

sayılı dosyasında işçilik alacaklarından kaynaklanan tazminat davası açmıştır.

6. Üsküdar 2. İş Mahkemesi 4/3/2010 tarihli ve E.2006/754,

K.2010/180 sayılı kararı ile talebin kısmen kabulüne karar vermiştir. Gerekçeli

kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...

Davacı taraf iş akdinin haksız feshedildiğini

iddia etmekte olup, davalı taraf ise verilen işi yapmaktan kaçınarak işyerini

terk ettiğini savunmaktadır.

İş akdinin ne şekilde sonlandırıldığı

açısından değerlendirme yapmak gerekirse: davacı 11/8/2006 tarihinde çekmiş

olduğu ihtarname ile 2006 yılı başından itibaren süre gelen harcırah

uygulamasının aleyhine olduğunu, fazla mesai, genel tatil ve hafta tatili

ücretlerinin ödenmediğini ileri sürmekte olup, 17/8/2006 tarihinden itibaren de

işyerini terk edip işyerine gitmediği görülmektedir. Davalı işveren her ne

kadar davacının 17/8/2006 dan itibaren işe gelmediğini ve bu yönde tutanaklar

tutulduğunu savunmuş ise de, esasen davacının 17/8/2006 dan sonra işe gitmediği

anlaşılmakla, 17/8/2006 tarihi itibariyle iş akdinin ne şekilde sona erdirildiğinin

çözümlenmesi gerekmektedir. Dinlenen tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere

1/1/2006 tarihinden itibaren harcırah uygulamasında yeni bir uygulamaya

geçilmiş olup, bu uygulama çalışanların aleyhine olup, harcırah yada prim

miktarlarında düşme olduğu tanık beyanlarınca ifade edilmiştir. Her ne kadar

ilk alınan raporda yapılan bilirkişi değerlendirmesinde bu yönde durulmuş ve

tanık beyanları ile bordroların birbirini doğrulamadığı görüşü mütalaa edilmiş

ise de salt bordrolardaki miktarlara bakılarak prim uygulamasındaki aleyhe

durum anlaşılamayacağından tanık beyanlarınca davacının iddiası doğrulanmakla

uzun süre işyerinde çalışan davacının kendiliğinden işi bırakması da

düşünülemeyeceğindeniş akdini haklı olarak feshettiği bu duruma göre kıdem

tazminatı alacağına hak kazandığı ve fakat ihbar tazminatı alacağının doğmadığı

kanaatine varılmıştır.

Davacı yıllık ücretli izin alacağı talebinde

bulunmuş olup, bu konuda ikinci alınan raporda davacının kullandığı ve

kullanmadığı izinler ile bordrolara yapılan ödemeler dikkate alınarak

çıkartılan hesaplamanın dosya kapsamına uygun olduğu, davacının 5 günlük izin

ücreti alacağı olduğu kanaatine varılmıştır.

Öte yandan davacı harcırah farkı alacağı,

fazla mesai alacağı, hafta tatili alacağı ve genel tatil alacağı talebinde

bulunmuş ise de, her iki bilirkişi raporundaki bu alacak kalemleri yönünden

yapılan değerlendirmelerin usulüne uygun olduğu, davacının bu alacaklar

yönünden hak kazandığına ilişkin yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı

anlaşılmakla, bu alacaklara hak kazanmadığı kanaatine varılmıştır.

..."

7. Bu arada Üsküdar Adliyesi Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu

kararı ile kapatılmış; dosya, İstanbul Anadolu 6. İş Mahkemesine

devredilmiştir.

8. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 22/1/2013

tarihli ve E.2010/3821, K.2013/2347 sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozma

ilamının ilgili kısmı şöyledir:

"...

Davacı

işçi, iş sözleşmesinin işverence haklı bir neden olmaksızın feshedildiğini

ileri sürerek ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinde bulunmuş, mahkemece işçinin

haklı nedenle iş sözleşmesini sonlandırdığı gerekçesiyle ihbar tazminatı isteği

reddedilmiş,kıdem tazminatı hüküm altına alınmıştır.

Davacı işçinin diğer bazı arkadaşlarıyla

birlikte işverene gönderdiği 10.08.2006 tarihli ihtarnamede, 31/12/2005

tarihindeharcırah sisteminin işçi aleyhine değiştirildiği, aylık harcırah

gelirlerinde ortalama 250,00 TL düşüşolduğu, uygulama sebebiyle ödenmeyen

harcırah alacaklarının olduğu,fazla çalışma hafta tatili ile bayramve

geneltatilücretlerinin de ödenmediği belirtilerek, ödemelerin yapılması

aksihalde yasal yollara başvuracağı bildirilmiştir.

Mahkemece davacının harcırahfarkı, fazla

çalışma,hafta tatiliile bayramve geneltatil alacaklarının bulunmadığı

belirlenmiş, istekler bu yönlerden reddedilmiş, ancak harcırahödeme sisteminde

işçi aleyhine değişiklikolduğu gerekçesiyle işçinin feshihaklı kabul edilerek

kıdem tazminatı talebikabul edilmiştir.

Davacıişçi harcırah ödemesiyleilgiliolarak iş

şartlarında esaslı değişiklikyapıldığını kanıtlayabilmiş değildir.

Davacıişçiyeiddia edilen değişiklik öncesi ve sonrası yapılan harcırah

ödemeleri karşılaştırıldığındaharcırah gelirlerinde azalma olmadığı

görülmektedir. Davacının harcırah farkı talebi de reddedilmiştir.Mahkemece bu

tespite rağmen uzun süre işyerinde çalışan birişçinin kendiliğinden

ayrılmayacağı gerekçesiyle işçinin haklı feshiolduğu sonucuna varılmıştır.

Varsayıma dayalı olarak sonuca gidilmesi doğru değildir. Davacının kıdem

tazminatı isteğinin de reddi gerekirken yazılı şekildetalebin kabulüne karar

verilmesi hatalıdır.

Davacı işçi yıllık izinücreti isteklerinde

bulunmuş,davalı işveren imzalı izin belgelerine dayalıolarak isteğin reddini

savunmuştur.

Mahkemece isteğinkısmen kabulüne karar

verilmiştir.

Hükme esas alınan bilirkişiraporundayıllık izinbelgelerinin

bazılarında davacıişçinin imzası olsa da izin kullanma talebini içeren

birbelgeolduğu, sözü edilen iznin kullanıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle

hesaplamaya gidilmiştir. Davacının imzasını taşıyan izin belgelerinde

izinkullanma dönemive süresi belirtilmiş, bölüm müdürü tarafındanonaylanmıştır.

Sözü edilenyıllık izin belgeleri ispat açısından yeterlidir. İzin talep

yazısında izinkullanma dönemive süresinin açıklanması ve belgenin işveren

yetkilisi tarafından onaylanması halinde belirtilen dönem için yıllık izinin

kullandırıldığı kabul edilmelidir. Mahkemece bu esaslar dahilindegerekirse

bilirkişiden ekhesapraporu alınarak işçinin imzasınıiçeren

yıllıkizinbelgelerinintamamı dikkate alınarakbakiye yıllık izinhakkının

olupolmadığıbelirlenmeli, sonucuna göre yıllık izinücreti yönünden bir karar

verilmelidir.

..."

9. Bozma ilamına uyan Mahkeme 26/9/2013 tarihli ve E.2013/112,

K.2013/392 sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Gerekçeli

kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...

Tüm dosya kapsamından hükmüne uyulan Yargıtay

bozma ilamı da gözetilerek davacının harcırah ödemesi ile ilgili olarak iş

şartlarında esaslı değişiklik yapıldığını kanıtlayamadığı, davacı işçiye iddia

edilen değişiklik öncesi ve sonrası yapılan harcırah ödemeleri

karşılaştırıldığında harcırah gelirlerinde azalma olmadığı, belirtilen

nedenlerle davacının kıdem tazminatı isteğinin reddine karar vermek gerektiği

anlaşılmıştır.

Davacı yıllık ücretli izin alacağı talebinde

bulunmuştur. Davacının imzasını içeren izin istek formları da gözetilerek

davacının toplam 8 gün yıllık ücretli izin kullandığı, 2006 Ağustos ayı

bordrosunda 289,33 TL izin ücreti tahakkuku bulunduğu görülmekte ise de

bordroda davacının imzasının bulunmadığı, aynı şekilde bordroda bulunan tahakkukunun

davacıya ödendiğine dair herhangi bir belge veya banka kaydı da sunulmadığı

gözetilerek yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığının ispat külfetinin davalı

işverenlikte olduğu dikkate alındığında mahkememizce yeterli görülen bilirkişi

raporunda da belirlendiği üzere davacının 6 gün bakiye yıllık izin ücreti

alacağının bulunduğu anlaşılmış ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

..."

10. Başvurucunun temyizi üzerine karar, Yargıtay 9. Hukuk

Dairesinin 22/1/2014 tarihli ve E.2013/17025, K.2014/1251 sayılı ilamı ile

onanmıştır.

11. Onama kararı başvurucuya 6/3/2014 tarihinde tebliğ edilmiş,

2/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili Hukuk

12. 25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı mülga İş Kanunu'nun

yürürlükte olan 14. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Bu Kanuna tabi

işçilerin hizmet akitlerinin:

1.

İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen

sebepler dışında,

2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi

uyarınca,

3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle,

4. Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum

veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme

almak amacıyla;

5. 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin

birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar

dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre

yaşlılık aylığı

bağlanması için öngörülen sigortalılık

süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten

ayrılmaları Nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren

bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle

son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin

devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında

kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden

ödeme yapılır.

..."

13. 1475 sayılı mülga Kanun'un 16. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Süresi belirli olsun veya olmasın,

sürekli hizmet akitlerinde işçi, aşağıda yazılı hallerde, dilerse akti sürenin

bitiminden önce veya bildirimin önelini beklemeksizin feshedebilir.

...

II- Ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan

haller ve benzerleri:

....

d) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun

hükümleri veya iş sözleşmesi şartları gereğince hasep edilmez veya ödenmezse,

e)

Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da

işveren tarafından işçiye, yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği

hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı

ücret karşılanmazsa, yahut iş şartları esaslı bir tarzda değişir, başkalaşır

veya uygulanmazsa; (sözleşmelere bu fıkradaki haller hakkında başka türlü kayıt

konmamak şartı ile)

..."

14. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin

feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir.

İş sözleşmeleri;

a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için,

bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra,

b) İşi altı aydan birbuçuk yıla kadar sürmüş

olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta

sonra,

c) İşi birbuçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş

olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta

sonra,

d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için,

bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra,

Feshedilmiş sayılır.

Bu süreler asgari olup sözleşmeler ile

artırılabilir.

Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim

süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır.

..."

15. 4857 sayılı Kanun'un 25. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Süresi belirli olsun veya olmasın

işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya

bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir:

...

II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan

haller ve benzerleri:

...

g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya

haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki

defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü

işine devam etmemesi.

h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri

kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi.

..."

16. 4857 sayılı Kanun'un 41. maddesinin birinci ve ikinci

fıkrası şöyledir:

"Ülkenin genel yararları yahut işin

niteliği veya üretimin artırılması gibi nedenlerle fazla çalışma yapılabilir.

Fazla çalışma, Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde, haftalık kırkbeş saati

aşan çalışmalardır. 63 üncü madde hükmüne göre denkleştirme esasının

uygulandığı hallerde, işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık

iş süresini aşmamak koşulu ile, bazı haftalarda toplam kırkbeş saati aşsa dahi

bu çalışmalar fazla çalışma sayılmaz.

Her bir saat fazla çalışma için verilecek

ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde elli

yükseltilmesi suretiyle ödenir."

17. 4857 sayılı Kanun'un 53. maddesinin birinci ve ikinci

fıkrası şöyledir:

"İşyerinde işe başladığı günden itibaren,

deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl çalışmış olan işçilere

yıllık ücretli izin verilir.

Yıllık ücretli izin hakkından

vazgeçilemez."

18. 4857 sayılı Kanun'un 120. maddesi şöyledir:

"25.8.1971 tarihli ve 1475 sayılı İş

Kanununun 14 üncü maddesi hariç diğer maddeleri yürürlükten

kaldırılmıştır."

19. 4857 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi şöyledir:

"Diğer mevzuatta 1475 sayılı İş Kanununa

yapılan atıflar bu Kanuna yapılmış sayılır.

Bu Kanunun 120 nci maddesi ile yürürlükte

bırakılan 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci

ve 2 nci bendi ile onbirinci fıkrasında, anılan Kanunun 16, 17 ve 26 ncı

maddelerine yapılan atıflar, bu Kanunun 24, 25 ve 32 nci maddelerine yapılmış

sayılır."

20. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanunu'nun 236. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Dava evrakında veya hakim huzurunda iki

taraftan birinin veya vekilinin sebkeden ikrarı muteberdir. Ve mukir olan taraf

aleyhine delil teşkil eder."

21. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 188. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Tarafların veya vekillerinin mahkeme

önünde ikrar ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı

gerekmez."

22. 6100 sayılı Kanun'un 190. maddesi şöyledir:

"İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme

bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak

çıkaran tarafa aittir.

Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece

karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda

öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat

edebilir."

IV.İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 16/11/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu; işçilik alacağının tahsili için açtığı davada

Mahkemenin taraflarca üzerinde ihtilaf konusu olmayan vakıayı yanlış

değerlendirdiğini, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından feshedildiği

hususunun çekişme konusu olmadığını, tazminatın tespiti açısından ispat

külfetinin davalı işverene ait olduğunu ancak Mahkeme ve Yargıtayın bu

yükümlülüğün kendisine ait olduğu varsayımından hareket ederek değerlendirme

yaptığını, 1086 sayılı mülga Kanun'un 74. maddesine göre Mahkemenin tarafların

beyanı ile bağlı olduğunu ancak davada taleple bağlılık ilkesinin aşıldığını,

bu açıdan yasaya açıkça aykırı olarak uygulanan yöntem nedeniyle talebinin

büyük bir kısmının reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde

tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve

mağduriyetinin giderilmesini istemiştir.

B. Değerlendirme

25. Başvurucu, davada ispat yükümlülüğü davalı işverene ait

olduğu hâlde bu külfetin tersine çevrildiğini, bu durumun yargılama açısından

eşitsizlik meydana getirdiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

26. Başvurucunun yargılamada ispat külfeti davalı alacaklıya ait

olduğu hâlde Mahkeme ve Yargıtayın kanun ve usule aykırı bir değerlendirmeyle

bu yükümlülüğü tersine çevirdiği iddiası, mahkeme önünde sahip olunan hak ve

yükümlülükler bakımından taraflar arasında eşitliğin sağlanması ve bu dengenin

yargılamanın her aşamasında korunması hususu ile ilgili olduğundan silahların

eşitliği ilkesi kapsamında incelenmiştir.

27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasınınilgili kısmı şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

28. 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı

yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal

edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile

sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme

yapılamaz.”

29. Yargılama makamları, yargılamanın taraflarınca ileri sürülen

iddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır. Bununla

birlikte belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve

gösterilmek istenilen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme

yetkisi esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada geçerli olan

delil sunma ve inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olup olmadığını

denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Mahkemenin görevi

başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığının

değerlendirilmektir. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın

yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri

ışığında taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun olanakların sağlanması

şarttır. Taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma ve

inceletme noktasında da uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamda

delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddialarının da

yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi zorunludur (Yüksel Hançer, B. No: 2013/2116, 23/1/2014

§ 22).

30. Taraflar arasında hakkaniyete uygun bir dengenin

sağlanmasını amaçlayan silahların eşitliği ilkesi,mahkeme önünde sahip olunan

hak ve yükümlülükler bakımından taraflar arasında eşitliğin sağlanması ve bu

dengenin yargılamanın her aşamasında korunmasını ifade etmekte olup bu usul

güvencesi gereğince uyuşmazlığın her iki tarafına da savunmasının temel

dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmalıdır (Ramazan Tosun, B. No: 2012/998, 7/11/2013, § 37; Yüksel Hançer, § 21).

31. Başvurucunun İstanbul Anadolu 6. İş Mahkemesine (Üsküdar 2.

İş Mahkemesi) açtığı davada iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından

feshedildiğini, feshin haklı nedenlere dayanmadığını belirterek ihbar, kıdem

tazminatı, fazla mesai, hafta tatili, yıllık izin, bayram ve genel tatil

alacağı ile harcırah alacağı talebinde bulunduğu, davalı işverenin ise iş sözleşmesinin

kendisi tarafından haklı nedenlerle feshedildiğini belirterek davanın reddine

karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.

32. Başvurucu, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından

feshedildiği hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığını, davalının bu

vakıayı 19/12/2006 ve 17/2/2010 tarihli dilekçelerinde ikrar ettiğini,

Mahkemenin bu kabul ile bağlı olduğunu ve bu duruma göre değerlendirme yaparak

ispat yükümlülüğünü davalı işverene yöneltmesi gerektiği hâlde tersine

çevirdiğini, yapılan uygulamanın yargılamadaki dengeyi aleyhe bozduğunu

belirtmiştir.

33. İş hukuku yargılamasında, hizmet akdinin işveren tarafından

haksız olarak feshedildiğinin iddia edilmesi hâlinde feshin haklı olarak

yapıldığı hususunu ispat yükü davalı işverene düşer. Yıllık ücretli iznin

kullandırıldığı ya da karşılığı ücretin ödendiğinin ispat yükü yine işverene

aittir. Bunun yanında fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını

ispat etmekle yükümlüdür.

34. Sözleşmenin feshedildiği tarihte yürürlükte olan 1475 sayılı

mülga Kanun'un 16. maddesi gereğince hizmet akdinin işçi tarafından haklı

nedenlerle feshedildiğine ilişkin ispat yükümlülüğü ise davacı işçiye aittir.

35. Somut olayda başvurucunun dava dilekçesinde, dava konusu

edilen alacak kalemlerinin tahsili için 10/8/2006 tarihinde iş yerinden

ayrılarak avukata vekâlet verdiğini belirttiği, Mahkemenin gerekçeli kararında

dosyadaki tüm beyan ve delillere göre yapılan değerlendirmede davacının

11/8/2006 tarihinde çekmiş olduğu ihtarname ile 2006 yılı başından itibaren

süre gelen harcırah uygulamasının aleyhine olduğunu, fazla mesai, genel tatil

ve hafta tatili ücretlerinin ödenmediğini ileri sürdüğü, 17/8/2006 tarihinden

itibaren de iş yerini terk edip iş yerine gitmediğinin görüldüğü, davalı

işveren her ne kadar davacının 17/8/2006 tarihinden itibaren işe gelmediğini ve

bu yönde tutanaklar tutulduğunu savunmuş ise de esasen davacının bu tarihten

sonra işe gitmediği belirtilerek 17/8/2006

tarihi itibarıyla iş akdinin işçi tarafından sonlandırıldığının kabul edildiği,

bu açıdan Mahkemenin dava konusu tazminata esas işçilik alacaklarına

yönelik olarak hizmet akdinin işçi tarafından sona erdirildiğini kabul ederek

bu olgu üzerinden ispat yükümlülüğünü belirlediği ve sonuca ulaştığı

anlaşılmıştır.

36. Bu açıdan Mahkeme ve Yargıtayın ispat külfetini tersine

çevirerek taraflar arasında eşitsizlik meydana getirdiğinden bahsedilemeyeceği,

taraf beyanları, iş yeri sicil kayıtları ve tüm delillerin dosya kapsamına

alınarak değerlendirilmesi hususları gözönüne alındığında yapılan uygulamanın

yargılamanın bütününe göre tüm süreci adaletten yoksun kılacak şekilde

etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır.

37. Açıklanan nedenlerle silahların eşitliği ilkesine yönelik

bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V.HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 16/11/2016

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman

Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Recai AKYEL

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucu

:

Ahmet ÖZTÜRK

Vekili

:

Av. Sait

KARAKAYA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/4574, 16 Kasım 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. II- Ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan
  9. II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan
  10. Iv.inceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun İddiaları
  12. B. Değerlendirme
  13. A. Başvurunun açıkça
  14. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 16/11/2016
  15. Yıldırım
  16. Özgüldür
  17. Kömürcü
  18. Karakaya
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/4574
Tarih
16 Kasım 2016

İlgili Kararlar

  • Osman Akgün ve Saadettin Akgün Başvurusu (B. No: 2014/7530)
  • Mehmet Çelik Başvurusu (B. No: 2015/889)
  • Ramazan Ayhan Başvurusu (B. No: 2014/2704)
  • Mehmet Vefa Esmer Başvurusu (B. No: 2014/12753)
  • Hatice Kaya ve Yusuf Özen Başvurusu (B. No: 2014/2015)
  • Abdurrahman Kepenç ve Ahmet Kepenç Başvurusu (B. No: 2014/1590)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.