İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Şahbaz Başvurusu (B. No: 2016/44144)

1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması

Başvuru No2016/44144Tarih23 Haziran 2020Okuma17 dk · 3.306 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ahmet Şahbaz Başvurusu

Karar tarihi
23 Haziran 2020
Başvuru Numarası
2016/44144
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.306 kelime·17 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; gözaltında kötü muameleye maruz

bırakılma nedeniyle de kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 29/9/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca kabul edilebilirlik konusunda oybirliği

sağlanamadığından kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

A. Genel Bilgiler

8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde

olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son

bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu

teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve

son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması

(PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:

2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe

girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile

FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık,

ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik

olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok

sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:

2016/23672, 11/1/2018, § 12).

B. Başvurucuya İlişkin

Süreç

10. Doktor olarak görev yapmakta olan başvurucu, Zonguldak

Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan

yürütülen bir soruşturma kapsamında 16/8/2016 tarihinde Zonguldak Emniyet

Müdürlüğünce gözaltına alınmıştır.

11. Başvurucunun ifadesi 1/9/2016 tarihinde Zonguldak Emniyet

Müdürlüğünde alınmıştır. Başvurucunun ifade alma işlemi sırasında müdafii de

hazır bulunmuştur. Başvurucu ifadesinde FETÖ/PDY ile hiçbir ilişkisi

olmadığını, eğitim ve çalışma hayatı boyunca örgüte hep mesafeli baktığını,

örgütün yayın organlarına abone olmadığını ve örgüt adına toplanan yardımlara

katılmadığını beyan etmiştir.

12. Başsavcılık tutuklanması istemiyle başvurucuyu 2/9/2016

tarihinde Zonguldak Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Başvurucunun sorgusu

aynı tarihte yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafii de hazır

bulunmuştur.

13. Başvurucunun sorgu sırasındaki ifadesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Ben bu terör örgütüyle kurulduğu

tarihten itibaren hiçbir şekilde temas kurmadım. Ne okullarında okudum ne de

dershanelerine gittim. Ne evlerinde ne de yurtlarında kaldım. Sohbetlerine

katılmadım. Propagandasını yapmadım. Sosyal medyadan bunları destekleyici

propaganda da yapmadım. Bankalarına para yatırmadım. Hatta bugün öğrendiğim kadarıyla

üniversiteden yapılan idari soruşturma sonucunda yeniden işe başlayacağım

yönünde karar çıkmıştır. Bu suçlarla anılmak hem sağlığımı hem psikolojimi

bozdu. Emniyetteki ifademde bunlarla herhangi bir bağlantım olmadığını

söyledim. Bir an önce herşeyin açıklığa kavuşmasını istiyorum. Hesaplarım,

telefonum ve bilgisayarım incelendiği takdirde herşey ortaya çıkacaktır."

14. Zonguldak Sulh Ceza Hâkimliği 2/9/2016 tarihinde,

başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan

tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"... [diğerleri] ve Ahmet Şahbaz'ın üzerilerine atılı suçun

vasıf ve mahiyeti, olaya ilişkin tutulan tutanaklar, arama ve el koyma

tutanakları, şüpheli ve tanık beyanları dikkate alındığında kuvvetli suç

şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması, şüphelilere atılı

suçların ve suçlar kapsamında FETÖ/PDY mensupları tarafından 15/7/2016

tarihinde gerçekleştirilmek istenen darbe girişimi esnasında Anayasal

kurumların ateş altına alındığı, 200'ün üzerinde vatandaşımızın ve güvenlik

görevlimizin hayatını kaybettiği, bu hususların bilinen gerçek olduğu, bu

eylemler sonrasında bir kısım örgüt üyelerinin yurt dışına kaçtığı bir kısım

örgüt üyelerinin ise kaçma teşebbüsünde bulunduğu, bir kısım örgüt üyelerinin

halen gizlenerek eylemlere kalkışacağına dair ciddi emarelerin bulunduğu, dosya

kapsamında alınan beyanlar ve şüphelilerin anlatımlarında yaşanan çelişkilerle

birlikte şüphelilerin bir dönem ifa ettikleri görevleri nazara alındığında

tanık ve diğer şüpheliler üzerinde baskı yaratma girişimlerine ilişkin oluşan

şüphe ile birlikte isnat edilen suçların alt ve üst sınırları, suçların CMK

100/3-11 maddesinde belirtilen katalog suçlardan olması, alabileceği muhtemel

cezaya göre kaçma şüphelerinin bulunması ve bunun adli kontrol hükümleri ile

engellenemeyeceği anlaşılmakla, ölçülülük ilkesi de gözönüne bulundurularak

CMK'nun 100 maddesi gereğince takdirenayrı ayrı tutuklanmalarına ... [karar

verildi.]"

15. Başvurucu 6/9/2016 tarihinde tutuklama kararına itiraz

etmiş, Bartın Sulh Ceza Hâkimliği 9/9/2016 tarihinde tutuklama kararının

yerinde olduğu gerekçesiyle itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir.

16. Başvurucu 29/9/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

17. Başsavcılık 17/2/2017 tarihli iddianame ile başvurucunun

terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle

aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava açmıştır. FETÖ/PDY'ye ilişkin genel

açıklamaların yer aldığı iddianamede ilk olarak FETÖ/PDY'nin kuruluşuna ve

tarihçesine, hangi amaç ve saikle kurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet

gösterdiğine, hiyerarşik yapısına ve hukuka aykırı hangi tür eylemlerde

bulunduğuna değinilmiş; sonrasında başvurucuya yöneltilen suçlamaya ilişkin

olgulara yer verilmiştir.

18. İddianamede, başvurucunun örgütsel nitelikli eylemleri

bakımından FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığı ileri sürülmüştür. Bu

suçlamalara esas alınan olguların temel olarak tanık beyanları olduğu

görülmektedir. Bu bağlamda tanık beyanlarının başvurucuya yöneltilen eylemlere

ilişkin kısmı özetle şöyledir:

- T.Ö. ifadesinde, başvurucunun örgüt toplantılarına katıldığını

beyan etmiştir. İfadenin ilgili kısmı şöyledir:

"...2010 yılından 2014 yılına kadar

cemaat toplantılarına katıldığım süre zarfında isimlerini hatırladığım arkadaşlar

ise şunlardır; ... [diğerleri] ve Kadın Doğum Uzmanı Ahmet Şahbazisimli arkadaşlar vardı."

- F.U. ifadesinde, başvurucunun örgüt toplantılarına katıldığını

ve toplantılarda ByLock üzerinden

görüşme yapıldığını beyan etmiştir. İfadenin ilgili kısmı şöyledir:

"... Fetö terör örgütü ile kendisiyle

aynı kurumda görev yapan T.Ö. isimli şahsın sohbet toplantılarına davet

etmesiyle tanıştığını, bu toplantılara aynı hastanede görev yapan ... [diğerleri] ve Ahmet Şahbaz isimli şahısların katıldığını, bu

toplantıların H.S. isimli şahsın imamlık yaptığını, daha sonra imamlığı soy

ismini bilmediği F. isimli muhasebe veya maliye işleriyle uğraşan şahsa

devrettiğini, H.S. isimli şahıs ile cep telefonuyla haberleştiklerini, soy

ismini bilmediği F. isimli şahsın gelmesinden sonra bu şahsın telefonuna

yüklediği ByLock programı üzerinden sesli görüşmeler yaptıklarını, 2015

yılından sonra F.nin yerine Z. isminde bir şahsın geldiğini, bu şahıs ile de ByLock

üzerinden haberleştiklerini ... [beyan etmiştir.]"

- M.D. ifadesinde, başvurucunun örgüt toplantılarına katıldığını

ve toplantılarda Bank Asyaya destek talimatı alındığını beyan etmiştir.

İfadenin ilgili kısmı şöyledir:

"... sohbetlerin genelde isimlerini

saymış olduğu kişilerin evinde sırasıyla yapıldığını, ancak birkaç kez de

Valilik binası karşısında bulunan evde yapıldığını, bu sohbetlerde ilmihal,

cevşen, risale-i nur, okunduğunu, akabinde Fetullah Gülen’in dini içerikli

videosunun izlendiğini, namaz kılındığını, 2013 yılında yapılan 8 ila 10 arası

sohbet toplantısına katıldığını, 2014 yılında Valilik binası karşısındaki

ikamete bir kez gittiğini, bu ikamette ... [diğerleri] ve Ahmet Şahbaz isimli doktorları hatırladığını, bu

toplantının 17-25 Aralık sürecinden sonra yapıldığından emin olduğunu, bu

ikametin kimin olduğunu bilmediğini, aile evine benzemediğini öğrenci evine

daha çok benzediğini, M.I. ve H.S. isimli şahısların sohbet verdiğini ancak

içeriğini hatırlamadığını, bu toplantıda dini bilgiler konuşulduktan sonra Bank

Asya isimli bankaya para yatırılması konusunda bir açıklamanın olduğunu

hatırladığını ... [beyan etmiştir.]"

19. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkin

hukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:

"... şüphelilerin silahlı terör örgütü

FETÖ/PDY'nin üyelerinin örgütün amaçları ve yukarıda anlatıldığı şekildeki

yapılar doğrultusunda örgütün hiyerarşik yapısına dahil oldukları, üyesi

bulundukları silahlı terör örgütünün Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını, cebir ve

şiddet kullanarak değiştirme amacına yönelik vehamet arz eden olayları

gerçekleştirdikleri, şüphelilerin bu eylemlerinin amaç suçların işlenmesi

doğrultusunda örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğe göre

amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu, bu şekilde

şüphelilerin atılı suçları işlediklerine dair kamu davası açılması için yeterli

şüphe oluştuğu dosyada bulunan delillerden anlaşılmakla ... şüphelinin ... [FETÖ/PDY

üyesi olduğu anlaşılmıştır.]"

20. Başvurucu; soruşturma aşamasındaki savunmasında genel olarak

FETÖ/PDY'ye ait ev ve yurtlarda kalmadığını, örgüte himmet ve kurban bağışında

bulunmadığını, örgüt güdümünde yayın yapan dergi ve gazetelere aboneliğinin

olmadığını, Bank Asyada hesabının bulunmadığını ve örgüt mensuplarının

kullandığı şifreli haberleşme programlarını kullanmadığını beyan etmiştir.

21. Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 8/3/2017

tarihinde iddianameyi kabul etmiş ve Mahkemenin E.2017/37 sayılı dosyası

üzerinden kovuşturma aşaması başlanmıştır.

22. Başsavcılık 21/3/2017 tarihinde, başvurucu hakkında ek

iddianame düzenleyerek daha sonra ortaya çıkan tanığın beyanının kovuşturma

aşamasında değerlendirilmesini ve E.2017/37 sayılı dosyada açılan dava ile

birleştirilmesini Mahkemeden talep etmiş; Mahkeme 27/3/2017 tarihinde ek

iddianameyi kabul etmiştir.

23. Başsavcılığın 21/3/2017 tarihli ek iddianamesinde,

başvurucunun görev yaptığı ilçede çalışan bir savcıyı örgüt sohbetlerine davet

ettiği belirtilmiştir. İddianamenin ilgili kısmı şöyledir:

"... şüpheli'nin Kastamonu İli Cide

ilçesinde çalıştığı sırada, bu ilçede Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapan

B.S.yi ziyareti esnasında 'arada akşamları sohbetlerinin olduğunu, arzu ederse

kendisini aralarında görmekten sevineceklerini' söyleyerek tanık B. S.yi

FETÖ/PDY kapsamında sohbet adı altında düzenlenen toplantılarına davet ettiği,

bu tanık beyanı üzerine şüphelinin SEGBİS sistemi aracılığı ile savunmasının

alındığı, şüphelinin atılı suçlamayı kabul etmeyerek kendisine iftira atıldığını

belirttiği, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde anlatılan tanık

beyanının kovuşturma dosyasında bulunması gerektiği ...

[anlaşılmıştır]."

24. Mahkeme 13/6/2017 tarihli duruşmada başvurucunun tahliyesine

karar vermiştir.

25. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk

derece mahkemesinde derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

26. İlgili ulusal hukuk için bkz. Neslihan Aksakal, B. No: 2016/42456, 26/12/2017, §§ 18-27.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 23/6/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Gözaltına Almanın

Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

28. Başvurucu, suç şüphesi olmaksızın gözaltına alınması

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

29. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir hak arama yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil

niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için

öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No:

2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).

30. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresinin

aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarına

ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl dava

sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 4/12/2004

tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülen

tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu

sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve

diğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,

14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK],

B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim

Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).

31. Somut olayda, başvurucu yönünden gözaltı tedbirinin hukuki

olmadığına ilişkin iddiayla ilgili olarak yukarıda anılan kararlarda varılan

sonuçlardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

32. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Tutuklamanın Hukuki

Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

33. Başvurucu; eğitim ve çalışma hayatı boyunca örgüt ile hiçbir

irtibatının olmadığını, hakkında somut bir delil olmadan tutuklandığını ve

sonuç olarak hakkında belirtilen delillerin kuvvetli suç şüphesi

oluşturmadığını ileri sürerek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

34. Bakanlık görüşünde özetle başvurucunun örgüt evlerinde

yapılan toplantılara katıldığı ve bu toplantılarda örgütsel faaliyetler için

karar alındığı, ayrıca daha sonra ortaya çıkan tanığın beyanlarından da

başvurucunun görev yaptığı yerdeki kamu görevlilerini bu evlere davet ettiğinin

anlaşıldığı belirtilmiştir.

35. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında genel olarak

başvuru formunda belirttiği iddialarını tekrarlamıştır.

b. Değerlendirme

36. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

37. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesini

önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda

gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

38. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

i. Uygulanabilirlik

Yönünden

39. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenar

başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya

olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl

edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin

kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada

öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da,

savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin

yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din,

vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı

suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile

saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

40. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).

Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olan

suçlama FETÖ/PDY'ye üye olma iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi anılan suçlamanın

olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunu değerlendirmiştir

(Selçuk Özdemir [GK], B. No:

2016/49158, § 57; Aydın Yavuz ve diğerleri,

§§ 237, 238).

41. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi

kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun

tutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer

maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;

Selçuk Özdemir, § 58).

ii. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

(1) Genel İlkeler

42. Genel ilkeler için bkz.

Özcan Güney, B. No: 2017/20709, 15/11/2018, §§ 57-62; Zafer Özer, B. No: 2016/65239, 9/1/2020,

§§ 38-45.

(2) İlkelerin Olaya

Uygulanması

43. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu

belirtilen FETÖ/PDY'nin mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma

kapsamında silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un

100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.

44. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan suçun işlendiğine dair

kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

45. Somut olayda başvurucu hakkında verilen tutuklama ve

tutukluluğa itirazın reddi kararlarında suç şüphesinin varlığına ilişkin olarak

dosyada somut delillerin bulunduğu ifade edilmiş (bkz. § 14) fakat buna ilişkin

herhangi bir bilgiye yer verilmemiştir.

46. Başvurucu hakkında hazırlanan iddianamelerde; şüpheli

sıfatıyla alınan tanık beyanlarında başvurucunun örgüt toplantılarına düzenli

olarak katıldığına ve bir kamu görevlisini örgüt toplantısına davet ettiği

yönündeki ifadeye dayanılmıştır (bkz. §§ 17-19).

47. Soruşturma dosyasında; FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan T.Ö.,

F.U. ve M.D.nin yürütülen soruşturmalar kapsamında verdikleri beyanlarda,

doktor olarak görev yapmakta olan başvurucunun FETÖ/PDY'ye ait evlerde uzun

yıllar toplantılara katıldığı ifade edilmiştir. Ayrıca beyanlarda;

toplantılarda imam adı altında bir yöneticinin bulunduğu, ByLock üzerinden sesli görüşmeler

yapıldığı, örgütün finans kaynağı olduğu tespit edilen Bank Asyaya para

yatırılması yönünde talimat alındığı ve örgüt liderinin videolarının izlendiği

de belirtilmiştir (bkz. § 18).

48. Diğer taraftan sonradan ortaya çıkan bir tanığı beyanında,

başvurucunun görev yaptığı ilçede çalışan bir savcıyı örgüt toplantılarına

davet ettiği ifade edilmiştir(bkz. § 23).

49. FETÖ/PDY'nin geniş bir ağ oluşturmasında ve örgüt liderinin

talimatlarının dinlenilmesinde en çok örgüt evlerinin kullanıldığı birçok yargı

kararında veya soruşturma belgesinde ifade edilmiştir. Öte yandan tanık

beyanlarında gizli haberleşme programı

ByLock ile talimat alınması, örgütün finans merkezinin desteklenmesi

gibi önemli örgütsel faaliyetlerin yine bu evlerde gerçekleştiği ve

başvurucunun da uzun zamandır bu toplantılara katıldığı ifade edilmiştir. Bu

itibarla soruşturma mercilerince gerçekleşen darbe teşebbüsü sonrasında

başvurucu hakkında FETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna dair somut olgu isnadı

barındıran tanık anlatımlarının olayın koşullarına göre kuvvetli belirti olarak

kabul edilmesinin temelsiz ve keyfî olduğu söylenemez.

50. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu

değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardı

edilmemelidir.

51. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle bağlantılı veya

doğrudan teşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkin

soruşturmalarda delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve

soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma

tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ile

bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan

yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesi ihtimali

normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk Özdemir, §§ 78, 79).

52. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terör

örgütüne üye olma suçu Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda

öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir

(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin

Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).

Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında

yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni

varsayılabilen suçlar arasındadır (bkz. § 33; Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,

16/11/2017, § 148).

53. Somut olayda Zonguldak Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun

tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan suçun niteliğine, mevcut

delil durumuna, atılı suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırına ve kaçma

şüphesi nedeniyle adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı hususlarına

dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 14).

54. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel

koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Zonguldak Sulh

Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde

başvurucu yönünden kaçma tehlikesine yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal

temellerinin olmadığı söylenemez.

55. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser

Yıldırım (2), § 151).

56. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını

ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize

olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini

aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı

yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman

Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214; Devran Duran, § 64). Özellikle darbe

teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği

ile FETÖ/PDY'nin özellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda

örgütlenmiş olma, kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde

hareket etme) de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına

göre çok daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).

57. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında Zonguldak Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen

yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak

başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol

uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 14) keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.

58. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

59. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'da (13. ve 19. maddelerde) bu

hakka dairyer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden

Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına

gerek bulunmamaktadır.

B. Kötü Muamele Yasağının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

60. Başvurucu; gözaltında fiziki ve psikolojik baskılara maruz

kaldığını belirterek kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

61. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe

Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16, 17).

62. Somut olayda gözaltı sürecindeki kötü muamele iddiaları

hakkında başvurucu, genel olarak gözaltında iken kamu görevlileri tarafından

kötü muameleye maruz bırakıldığını ve insani olmayan gözaltı koşullarında kasti

bir şekilde tutulduğunu ileri sürmektedir. Bu bölümdeki iddialar bir bütün

olarak değerlendirildiğinde başvurucunun yakalandığı andan itibaren kamu

görevlilerinin kendisine kötü muamelede bulunduğundan şikâyetçi olduğu

görülmektedir. Başvurucu, gözaltında tutma koşullarının yetersizliğinden

bahsetmişse de bu kapsamda maruz kaldığını ileri sürdüğü kötü muamelenin kamu

görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden mi yoksa salt tutulma koşullarından mı

kaynaklandığını açıkça belirtmemiştir. Dolayısıyla söz konusu iddiaların

Anayasa Mahkemesince doğrudan incelenebilmesi için yeterli bilgi ve belge

bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda somut olayın koşullarının başvurucunun

anılan iddialarının kamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden kaynaklanıp

kaynaklanmadığına dair adli ve/veya idari bir soruşturmayla ortaya konması gerekmektedir

(benzer yöndeki bir değerlendirme için bkz. Mehmet

Hasan Altan (2), § 249).

63. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetlerini, varsa bu konudaki

kanıtlarını öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere

iletmeden, hak ihlali iddialarını öncelikle bu makamların değerlendirmesini ve

çözüme kavuşturmasını beklemeden doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.

64. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gözaltının hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

3. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

23/6/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Muammer TOPAL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Murat GÜVEN Başvurucu : Ahmet ŞAHBAZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/44144, 23 Haziran 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Genel Bilgiler
  7. B. Başvurucuya İlişkin
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Kişi Hürriyeti ve
  11. B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim
  12. B. Kötü Muamele Yasağının
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/44144
Tarih
23 Haziran 2020

İlgili Kararlar

  • Hasan Mutlu Altun Başvurusu (B. No: 2016/30823)
  • Cemal Karaca ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2020/1180)
  • Süleymanoğulları Bağırsak Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2015/488)
  • Dilaver Kılıç Başvurusu (B. No: 2018/26733)
  • Ersin Kızılay Başvurusu (B. No: 2016/28555)
  • Ali Çiftçi ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/39050)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.