İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ali Akay Başvurusu (B. No: 2017/33784)

1. Başvuru; hak sahipliğinin tespiti açısından idareye

Başvuru No2017/33784Tarih15 Aralık 2020Okuma13 dk · 2.611 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ali Akay Başvurusu

Karar tarihi
15 Aralık 2020
Başvuru Numarası
2017/33784
R.G. Tarih ve Sayı
2/2/2021-31383
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.611 kelime·13 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; hak sahipliğinin tespiti açısından idareye

başvuru tarihinden geriye doğru altmış günü kapsayacak şekilde hüküm

kurulmaması nedeniyle mülkiyet hakkının, diğer personele icap nöbeti ücreti

ödenmesine rağmen bazı uzman doktorlara ödenmemesi nedeniyle de mülkiyet hakkı

bağlamındaki ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 23/8/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi

Beyin ve Sinir Cerrahisi Ana Bilim Dalında 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı

Yükseköğretim Kanunu hükümlerine tabi uzman doktor olarak görev yapmaktadır

(22/2/2018 tarihli ve 7100 sayılı Kanun'un 2., 13. ve 29. maddeleri uyarınca

yükseköğretim kurumlarına tahsis edilen okutman, uzman, çevirici, eğitim-öğretim

planlamacısı kadroları kaldırılarak bunların yerine öğretim görevlisi kadrosu

ihdas edilmiş olup başvurucunun kadrosu da öğretim görevlisi kadrosuna

dönüşmüştür.).

9. Başvurucu, uzman doktor olarak olağan mesaisine ek

olarak tuttuğu nöbetlere ilişkin hak kazandığı nöbet ücretlerinin ödenmesi

(icap nöbeti dâhil) talebiyle 29/2/2016 tarihinde Ege Üniversitesi Rektörlüğüne

(İdare) başvuruda bulunmuştur. İdare, başvuruya cevap vermemiştir.

10. Başvurucu, cevap verilmemek suretiyle zımnen

reddedilen idari işlemin iptali istemiyle 17/5/2016 tarihinde İzmir 1. İdare

Mahkemesinde (Mahkeme) İdare aleyhine dava açmıştır. Bu davada başvurucu

14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında istihdam

edilen uzman hekimlere nöbet ücreti ödenmekteyken 2547 sayılı Kanun'a tabi

uzman hekimlere nöbet ücretinin ödenmemesinin eşitlik ilkesi ile angarya

yasağına aykırı olduğunu ve Danıştay Sekizinci Dairesinin 29/9/2015 tarihli

kararında nöbet ücretinin ödenmesi gerektiğinin ifade edildiğini ileri sürmüş;

ödenmeyen nöbet ücretlerinin yasal faizi ile ödenmesini istemiştir.

11. Mahkeme 1/3/2017 tarihinde davanın kabulüne, dava

konusu işlemin iptaline, ödenmeyen nöbet ücretlerinin İdareye başvuru

tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte başvurucuya ödenmesine

karar vermiştir. Kararın gerekçesinde özetle;

i. Başvurucunun haftalık çalışma saatleri dışında uzman

hekim olarak nöbet tuttuğu ve İdarenin başvurucunun iş gücünden yararlandığı

belirtilmiştir.

ii. Başvurucunun 2547 sayılı Kanun'un 50/d maddesine göre

görev süresi dolduğuna ve hizmetine gerek görülerek aynı Kanun'un 33. maddesine

göre görev süresinin uzatıldığına işaret edilerek 657 sayılı Kanun'un 33.

maddesi uyarınca izin suretiyle kullanılmayan her bir nöbet saati için uzman

tabipler için belirlenen orandaki gösterge rakamının aylık katsayısı ile

çarpılması suretiyle hesaplanacak nöbet ücretinin Anayasa'nın 18. ve 55.

maddeleri uyarınca ödenmesi gerektiği ifade edilmiştir.

12. Taraflar, verilen karara karşı istinaf yoluna

başvurmuştur. İzmir Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesi (Bölge İdare

Mahkemesi) 22/6/2017 tarihinde başvurucunun istinaf isteminin reddine, İdarenin

istinaf isteminin nöbet ücretine ilişkin kısım yönünden reddine, icap nöbetine

ilişkin kısım yönünden kabulüne ve icap nöbet ücretine ilişkin kısım yönünden

davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde özetle;

i. Başvurucunun nöbet ücretinin İdareye başvuru

tarihinden geriye doğru altmış günlük süreyi kapsayacak şekilde ödenmesi

gerektiğini ileri sürdüğü ancak Mahkemenin başvurucunun istemine bağlı kalarak

karar verebileceği ve başvurucunun nöbet ücretinin İdareye başvuru tarihinden

geriye doğru altmış günlük süreyi kapsayacak şekilde ödenmesi yönünde bir

talebinin bulunmadığı belirtilmiştir.

ii. Ödemeleri düzenleyen 11/10/1983 tarihli ve 2914

sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu ve 2547 sayılı Kanun'da söz konusu

personele nöbet ücreti ve icap nöbeti ücreti adı altında bir ödeme yapılacağına

ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği ifade edilmiştir. Ayrıca 2914 sayılı

Kanun'un 20. maddesindeki bu Kanun ve 2547 sayılı Kanun'da hüküm bulunmayan

hâllerde 657 sayılı Kanun'un uygulanacağı şeklindeki düzenlemenin kanunlarda

açıklık bulunmayan verilen hakların kullanılmasıyla ilgili konulara ilişkin

olduğu belirtilerek yükseköğretim elemanlarının tüm parasal hakları 2914 sayılı

kanun ve 2547 sayılı Kanun'da düzenlendiğinden 657 sayılı Kanun veya diğer

kanunlarda verilen parasal haklardan faydalandırılmasının mümkün olmadığına

vurgu yapılmıştır.

iii. 657 sayılı Kanun kapsamında sayılan bir parasal

haktan madde hükmünde açıkça sayılanların yararlanabileceği, 657 sayılı

Kanun'un 5947 sayılı Kanun'la değişik ek 33. maddesinde düzenlenen nöbet ve

icap nöbeti ücretinden ise maddede açıkça sayılan memurlar ile sözleşmeli personel

ve 2547 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (e) bendinde belirtilenlerin (tıpta

uzmanlık eğitimi yapanlar) yararlanabileceği, aynı maddede yer alan gösterge

tablosunda da kimlerin nöbet ve icap nöbeti ücretinden yararlanacaklarının

oranlar itibarıyla sayıldığı vurgulanarak madde kapsamında öğretim elemanları

sayılmadığından yorum yoluyla bu haktan yararlandırılmalarının hukuken mümkün

olmadığı ifade edilmiştir.

13. Nihai karar başvurucu vekiline 3/8/2017 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 23/8/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

15. Konu hakkında ilgili hukuk için bkz. Tevfik İlker

Akçam, B. No: 2018/9074, 3/7/2019, §§ 15-30.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 15/12/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Hak

Sahipliğinin Tespiti Açısından İdareye Başvuru Tarihinden Geriye Doğru Altmış

Günü Kapsayacak Şekilde Hüküm Kurulmaması Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

17. Başvurucu, benzer duruma ilişkin olarak Danıştay

Sekizinci Dairesince verilen 12/4/2016 tarihli kararda İdareye başvuru

tarihinden önceki altmış günü kapsayacak şekilde nöbet ücreti ödenmesi

gerektiğinin hükme bağlandığını ancak açtığı davada bu karara uygun hüküm

kurulmayarak hak sahipliğinin başlangıcının hatalı tespit edildiğini belirtmiş

ve bu nedenle ücrette adaletin sağlanması, adil yargılanma ve mülkiyet hakları

ile eşitlik ilkesi, zorla çalıştırma ve angarya yasağının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

18. Somut olayda başvurucu, mesaisine ek olarak tuttuğu

nöbetlere ilişkin olarak hak kazandığı nöbet ücretlerinin ödenmesi talebiyle

29/2/2016 tarihinde İdareye başvurmuş ve İdare bu başvuruya cevap vermemiştir.

Başvurucunun zımnen reddedilen işlemin iptali istemiyle açtığı davaya ilişkin

dilekçesinde idari işlemin iptalini ve ödenmeyen nöbet ücretlerinin yasal faizi

ile ödenmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Mahkeme 1/3/2017 tarihinde davanın

kabulüne, dava konusu işlemin iptaline, ödenmeyen nöbet ücretlerinin İdareye

başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte başvurucuya

ödenmesine karar vermiştir. Başvurucu bu kararı nöbet ücretinin İdareye başvuru

tarihinden geriye doğru altmış günlük süreyi kapsayacak şekilde ödenmesi

gerektiği gerekçesiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Bölge İdare Mahkemesi,

Mahkemenin başvurucunun istemine bağlı kalarak karar verdiğini ve başvurucunun

nöbet ücretinin İdareye başvuru tarihinden geriye doğru altmış günlük süreyi

kapsayacak şekilde ödenmesi yönünde bir talebinin bulunmadığını ifade ederek

istinaf istemini reddetmiştir.

19. Başvurucunun iptalini istediği idari işlemde geriye

yönelik nöbet ücretlerinin ödenmesini talep ettiği açıktır. Mahkeme de bu

talebe uygun olarak ödenmeyen nöbet ücretlerinin İdareye başvuru tarihinden

itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte başvurucuya ödenmesine karar

vermiştir. Bu durumda ödenecek faiz yönünden İdareye başvuru tarihi esas

alınmış ancak alacaklar açısından geriye yönelik bir başlangıç tarihi tespit

edilmemiştir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının başvurucunun aleyhine

olduğu sonucuna varılamayacağı gibi mahkeme kararını icra edecek olan İdarenin

doğrudan 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun

hükümlerini dikkate almayacağı da ileri sürülemez. Bireysel başvuru formunda

ilk derece mahkemesi kararı sonrası kendisine ödeme yapıldığını ifade eden

başvurucu, bu ödemelerin hak sahibi olduğunu ileri sürdüğü dönemden daha kısa

bir dönemi kapsadığına yönelik bir iddia ileri sürmemiş ve buna ilişkin bir

bilgi ya da belge sunmamıştır. Dolayısıyla söz konusu iddiaların

temellendirilmemiş şikâyet kapsamında kabul edilmesi gerekmektedir.

20. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. İcap Nöbeti

Ücretinin Ödenmemesi Nedeniyle Mülkiyet Hakkı İle Bağlantılı Olarak Anayasa'nın

10. Maddesinde Güvence Altına Alınan Ayrımcılık Yasağının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

21. Başvurucu; olağan mesaisi yanında tuttuğu icap nöbeti

ücretlerinin ödenmediğini, 657 sayılı Kanun'a tabi uzman hekimlere bu ödemenin

yapıldığını ve emeğinden karşılıksız yararlanıldığını ifade etmiştir. Başvurucu

657 sayılı Kanun'a tabi personel ile 2547 sayılı Kanun'a tabi tıpta uzmanlık

öğrencilerine nöbet ücreti ödenirken 2547 sayılı Kanun'a tabi olarak çalışan

uzman doktorlara nöbet ücreti ödenmemesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu

iddia etmektedir. Sonuç olarak başvurucu bu gerekçelerle ücrette adaletin

sağlanması, adil yargılanma ve mülkiyet hakları ile eşitlik ilkesi, zorla

çalıştırma ve angarya yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

22. Başvuru konusu ile ilgili ilkeler daha önce Anayasa

Mahkemesi tarafından 3/7/2019 tarihli kararda ortaya konmuştur (Tevfik İlker

Akçam, §§ 34-59). Buna göre her ne kadar başvurucu; ücrette adaletin

sağlanması ve adil yargılanma hakkının, zorla çalıştırma ve angarya yasağının

da ihlal edildiğini ileri sürmüşse de başvurucunun şikâyetleri ilgili olduğu

mülkiyet hakkı bağlamında, ayrımcılık yasağı iddiası kapsamında incelenmiştir.

23. Anayasa Mahkemesince 2547 sayılı Kanun hükümlerine

tabi uzman doktor olarak görev yapan başvurucuya tuttuğu acil, yoğun bakım ve

icap nöbetlerine ilişkin olarak 657 sayılı Kanun'un ek 33. maddesinde yer alan

hüküm gerekçe gösterilerek nöbet ücretleri ödenmediği hâlde anılan Kanun hükmü

uyarınca başvurucu ile aynı şekilde yataklı tedavi kurumları, seyyar

hastaneler, ağız ve diş sağlığı merkezleri ve 112 Acil sağlık hizmetlerinde

haftalık çalışma süresi dışında normal, acil veya branş nöbeti tutarak bu nöbet

karşılığında kurumunca izin kullanmasına müsaade edilmeyen 657 sayılı Kanun'a

tabi memurlar ve sözleşmeli personel ile 2547 sayılı Kanun'a tabi tıpta

uzmanlık öğrencilerine nöbet ücreti ödendiği belirtilmiştir. Ayrıca 7/5/1987

tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun ek 9. maddesi

uyarınca Sağlık Bakanlığı ile üniversitelerce birlikte kullanılan sağlık

tesislerinde nöbet tutan öğretim üyelerine de nöbet ücreti ödenmesine ilişkin

bir düzenleme olduğu ifade edilmiştir (Tevfik İlker Akçam, §§ 43, 48).

24. Anayasa Mahkemesi 2547 sayılı Kanun'un 3. maddesinde

öğretim elemanları olarak sayılan öğretim üyeleri, öğretim görevlileri ve

araştırma görevlilerinin nöbet hizmetine tabi olmaları durumunda nöbet ücreti

alıp alamayacaklarına ilişkin bir düzenleme yapılmadığına ve başvurucunun nöbet

tuttuğu, bunun yanı sıra icap nöbeti de tuttuğu yani İdarenin başvurucunun iş

gücünden uzman doktor olarak yararlandığı ancak 657 sayılı Kanun'un ek 33.

maddesinde sayılan kişilerden olmadığı gerekçesiyle nöbet ücretinden

yararlandırılmadığına vurgu yapmış ve aynı sağlık kuruluşlarında nöbet hizmetine

tabi olup nöbet ücretine hak kazanan kişilerin karşılaştırma yapmaya müsait

olacak şekilde benzer durumda olduklarının açık olduğunu tespit ederek

diğer sağlık personeline nöbet ücreti ödenip 2547 sayılı Kanun'a tabi olarak

çalışan uzman doktorlara ödenmemesinin farklı muamele teşkil ettiğine

işaret etmiştir (Tevfik İlker Akçam, §§ 44, 47, 49).

25. Kamu personeli hakkında yerine getirilen hizmetin

şartları ile mali hakların belirlenmesine ilişkin farklı düzenlemelerin

yapılmasının söz konusu olabileceğine değinilen bu kararda; aynı nitelikte kamu

hizmeti veren ve uzman doktorların da dâhil olduğu 657 sayılı Kanun'a tabi

personel ile 2547 sayılı Kanun'a tabi tıpta uzmanlık öğrencilerine, ayrıca

Sağlık Bakanlığı ile üniversitelerce birlikte kullanılan sağlık tesislerinde

nöbet tutan 2547 sayılı Kanun'a tabi öğretim üyelerine nöbet ücreti ödenirken

üniversite hastanelerinde 2547 sayılı Kanun'a tabi olarak çalışan uzman

doktorlara nöbet ücreti ödenmemesinin nesnel ve makul bir gerekçeye

dayandırılmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığı görüldüğüne, ayrıca

müdahalenin nesnel ve makul bir gerekçeye dayandığı yolunda bir tespite

ulaşılmasını gerektiren somut bir verinin bulunmadığına değinilmiştir. Anayasa

Mahkemesi bu gerekçelerle kamu otoritesinin ortaya çıkardığı farklılığın

başvurucunun mülkiyet hakkına yönelik ayrımcı bir muameleye yol açtığı sonucuna

varmıştır (Tevfik İlker Akçam, §§ 56, 57).

26. Somut olayda da anılan ilkelerden ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Bu nedenlerle 2547 sayılı Kanun'a tabi

olarak uzman doktor olarak çalışan başvurucuya tuttuğu icap nöbeti ücreti

ödenmeyerek 657 sayılı Kanun'a tabi uzman doktorlar ile 2547 sayılı Kanun'a

tabi uzman doktorlar arasında nöbet ücreti yönünden bir farklılık yaratıldığı

dikkate alındığında bu durumun mülkiyet hakkına yönelik ayrımcı bir muameleye

yol açtığı anlaşılmaktadır. Buna göre olayda objektif ve makul bir gerekçe

gösterilmeden mülkiyet hakkına yapılan ayrımcı müdahale nedeniyle başvurucuya

aşırı bir külfet yüklenmesine yol açılmıştır. Dolayısıyla başvuru konusu olayda

mülkiyet hakkı bağlamında ayrımcılık yasağının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

27. Açıklanan gerekçelerle mülkiyet hakkıyla bağlantılı

olarak Anayasa'nın 10. maddesinde güvence alınan ayrımcılık yasağının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

28. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

29. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 100.000 TL maddi ve

50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

30. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret

etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

31. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

32. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,

usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan

kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya

özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi

tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde

usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili

mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir

takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine

ulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden

ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet

Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).

33. İncelenen başvuruda mülkiyet hakkı bağlamında

ayrımcılık yasağının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin

İdarenin uygulamasından ve mahkeme kararında kanun hükümlerine ilişkin yapılan

yorumdan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

34. Bu durumda mülkiyet hakkı bağlamında ayrımcılık

yasağının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise

bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı

verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal

kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu

sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere İzmir Bölge

İdare Mahkemesi 5. İdare Dava Dairesine gönderilmesine karar verilmesi

gerekmektedir.

35. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat

talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

36. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve

3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.857,50 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Hak sahipliğinin tespiti açısından idareye başvuru

tarihinden geriye doğru altmış günü kapsayacak şekilde hüküm kurulmaması

nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. İcap nöbeti ücretinin ödenmemesi nedeniyle mülkiyet

hakkı ile bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan

mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak Anayasa'nın 10. maddesinde güvence altına

alınan ayrımcılık yasağının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkı ile bağlantılı

olarak ayrımcılık yasağının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılama yapılmak üzere İzmir Bölge İdare Mahkemesi 5. İdare Dava

Dairesine (E.2017/1510 ve K.2017/1366) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 257,50 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.857,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına; ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 15/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Muammer TOPAL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Olcay ÖZCAN Başvurucu : Ali AKAY Vekili : Av. Serdal BAYTAR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/33784, 15 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Hak
  14. B. İcap Nöbeti
  15. C. 6216 Sayılı
  16. A. 1. Hak sahipliğinin tespiti açısından idareye başvuru
  17. B. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan
  18. C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkı ile bağlantılı
  19. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  20. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/33784
Tarih
15 Aralık 2020

İlgili Kararlar

  • Ali Ankara ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/4156)
  • Reşo Kaya ve Seyithan İrkli Başvurusu (B. No: 2019/22130)
  • Bünyamin Çiçek ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/30104)
  • Abdulaziz Daniş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/38018)
  • Hülya Çınar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2020/27741)
  • Çiğdem Özmen Arslan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/23558)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.