İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ali Bulut ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/2752)

1. Başvuru; kollukça gözaltında tutulan bir kişinin ölmesi ve bu

Başvuru No2015/2752Tarih15 Kasım 2018Okuma17 dk · 3.307 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ali Bulut Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
15 Kasım 2018
Başvuru Numarası
2015/2752
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.307 kelime·17 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; kollukça gözaltında tutulan bir kişinin ölmesi ve bu

olayla ilgili etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam

hakkının; olayın faillerinin yargılanmaması nedeniyle bu kişilerden

yönelebilecek ve yaşam boyu sürecek tehdit, belirsizlik ve endişe sebebiyle

kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/2/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi

(UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. PKK terör örgütünün dağ kadrosunda yer aldığından pişmanlık

duyduğunu ifade edip 18/6/1994 tarihinde kolluk görevlilerine teslim olan A.Ç.

19/7/1994 tarihinde, kendisine gösterilen fotoğraflardan başvurucu Güli Bulut'un eşi, diğer başvurucuların ise babası olan A.B.yi silahlı örgüt elemanı olarak teşhis etmiştir.

9. A.B. 24/7/1994 tarihinde, silahlı terör örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle İdil Emniyet Amirliği

(Emniyet Amirliği) görevlilerince yakalanmıştır.

10. İdil Cumhuriyet Başsavcılığı (Cumhuriyet Başsavcılığı)

25/7/1994 tarihinde, A.B.nin on beş gün süreyle

gözaltında tutulmasını uygun bulmuştur.

11. A.B. 25/7/1994 tarihinde, İdil Merkez Sağlık Ocağı

Tabipliğinde görevli bir hekimce muayene edilmiştir. Muayeneye ilişkin raporda,

darp ve cebir izine rastlanmadığı belirtilmiştir.

12. Kolluk görevlilerince düzenlenen tutanaklara göre Şırnak'ın

İdil ilçesi Oyalı köyü yakınlarında bulunan ve terör örgütü mensuplarınca

kullanılan sığınakları kolluk görevlilerine göstermek maksadıyla 27/7/1994

tarihinde saat 04.30 sıralarında bir mağaraya giren A.B., o esnada meydana

gelen bir patlama sonucu vefat etmiştir. A.B.nin

mağaraya girmesinden önce etrafta emniyet tedbirleri alan kolluk görevlileri,

yeni bir patlamanın meydana gelebileceği düşüncesiyle saat 06.00'ya kadar A.B.nin cesedine ulaşamamışlardır. Daha sonra mağaraya

giren kolluk görevlileri, A.B.nin cesedi yanında

parçalanmış bir sırt çantası içinde terör örgütü propagandasının yapıldığı pek

çok dergi ve bildiri ele geçirmişlerdir.

13. Olay, aynı gün saat 06.30 sıralarında Cumhuriyet

Başsavcılığına bildirilmiştir.

14. Cumhuriyet Başsavcılığı olay hakkında derhâl soruşturma

başlatmıştır.

15. Olay yerinde incelemelerde bulunan Cumhuriyet savcısı, bir

hekim yardımıyla olay yerinde ölü muayenesi işlemini yapmıştır. Söz konusu

işlemlere ilişkin tutanakta; cesedin sığınağın 10-15 metre içinde bulunduğu,

ölü morluğu ve katılığının oluşmadığı, ölüm nedeninin beyin travmasına bağlı

kan yetmezliği olduğu ve kesin ölüm nedeninin saptanması nedeniyle klasik

otopsi işlemine gerek bulunmadığı belirtilmiştir.

16. Bir kolluk görevlisince olay yerinin basit bir krokisi

çizilmiştir.

17. Olay yerini inceleyen iki bomba imha uzmanınca düzenlenen

27/7/1994 tarihli tutanakta; A.B.nin tuzaklı bombaya

bastığı, olay yerinde iki adet antitank mayın

parçası, iki adet kontrplak parçası, bir adet kablo parçası ve kontrplak

üzerine monte edilmiş bir teneke bulunduğu ve bu eşyanın geçici olarak

alıkonulduğu belirtilmiştir. Aynı görevlilerce tanzim edilen 1/8/1994 tarihli

tutanakta ise tuzaklı bombanın nasıl çalıştığına dair açıklamalar yer almıştır.

18. Emniyet Amirliği 7/9/1994 tarihinde, Emniyet Amirliğinde

görevli olup A.B. ileolayın meydana geldiği yere

giden polis memurları D.D. ve S.E. ile KomiserM.O.Y.nin

ifadelerini almıştır. Adı geçen şahıslar ifadelerinde; yer gösterme işlemi

nedeniyle olay yerine gittiklerini, terör örgütü mensuplarınca sığınak olarak

kullanılan mağaranın ayrı bir çıkışının olduğunu A.B.den

öğrendiklerini, mağaranın giriş ve çıkışında güvenlik önlemi aldıklarını, A.B.nin bir el feneri ile mağaraya girdiğini, kısa bir süre

sonra patlamanın meydana geldiğini, mağaradan gaz ve duman çıkması ve başka bir

patlama olabileceğini düşünmeleri nedeniyle A.B.yi

kurtarmak amacıyla hemen mağaraya giremediklerini beyan etmişlerdir.

19. Olayı soruşturma görevinin kendisine ait olmadığı

gerekçesiyle 13/9/1994 tarihinde görevsizlik kararı veren Cumhuriyet

Başsavcılığı, soruşturma evrakını Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi

Cumhuriyet Başsavcılığına (DGM Cumhuriyet Başsavcılığı) göndermiştir.

20. DGM Cumhuriyet Başsavcılığı 12/10/1994 tarihinde, olayla

ilgili beyan ve ihbar varsa bildirilmesi, faillerin tespitine çalışılması,

arama ve neticelerinden üç ayda bir haber verilmesi için Cumhuriyet

Başsavcılığına, Şırnak İl Jandarma Komutanlığına ve Şırnak İl Emniyet

Müdürlüğüne müzekkereler yazmıştır. Söz konusu yazılara istinaden faillerin

tespitine çalışıldığı yönünde kolluk görevlilerince belli aralıklarla tutulan

tutanaklar DGM Cumhuriyet Başsavcılığınagönderilmiştir.

21. Başvurucular vekilleri aracılığıyla 13/1/2011 tarihinde

soruşturma evrakının bir örneğini almışlardır.

22. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına 5/8/2011 tarihinde bir

dilekçe veren başvurucuların vekili; A.B.nin ölümü

hakkında yürütülen soruşturmanın etkisiz olduğunu,A.B.nin

herhangi bir belgede imzasının bulunmadığını, A.B.nin

ifadesinin alındığına dair bir tutanağın da mevcut olmadığını, yer gösterme

sırasında herhangi bir güvenlik önlemi alınmadan A.B.nin

bir el feneri ile mağaraya gönderildiğini, patlayıcının türü ve menşei

konusunda araştırma yapılmadığını, A.B.nin

yakınlarının ifadelerinin alınmadığını, M.Ö.Y., S.E., D.D. ve F.D. isimli

kolluk görevlilerinin beyanlarının amirlerince alındığını (F.D. isimli kişinin

ifadesinin alınıp alınmadığı tespit edilememiştir) oysa ifadeyi alan kimselerin

şüpheli olma durumlarının bulunduğunu, ifadesi alınan kolluk görevlilerinin

beyanları ile olay tutanağı arasında çelişkiler bulunduğunu, M.Ö.Y., S.E., D.D.

ve F.D. ile emniyet amirinin en azından ihmal suretiyle görevi kötüye

kullanmaları nedeniyle A.B.nin ölümünden sorumlu

olduklarını öne sürmüştür. Ayrıca başvurucuların vekili; başvurucuların

beyanlarının alınmasını, Emniyet Amiri A.Ö. ilekolluk

görevlileri M.Ö.Y., S.E., D.D. ve F.D.nin şüpheli

sıfatıyla, 24/7/1994 tarihinde gözaltında bulunan kişilerin tanık olarak

ifadelerinin alınmasını, ölüme neden olan patlayıcının türü konusunda rapor

aldırılmasını ve ölüme en azından ihmal suretiyle neden olan kolluk amir ve

memurları hakkında cezai veya idari soruşturma başlatılıp başlatılmadığının

araştırılmasını talep etmiştir.

23. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (TMK 10. madde ile

görevli) 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'la, 12/4/1991 tarihli ve 3713

sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca kurulan mahkemeler ile

Cumhuriyet başsavcılıklarının görevlerine son verildiği ve soruşturma

yetkisinin yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına ait olduğu gerekçesiyle 11/3/2014

tarihinde yetkisizlik kararı vermiş ve soruşturma evrakını Cumhuriyet Başsavcılığına

göndermiştir.

24. 8/5/2014 tarihinde soruşturma evrakının bir örneğini alan

başvurucuların vekili Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 15/5/2014 tarihli

dilekçede, 5/8/2011 tarihli dilekçesinde yazdığı hususları tekrar edip A.B.nin sorguda işkence edilerek öldürüldüğünü ve kolluk

görevlilerinin olay yerini kurguladığını iddia etmiştir. Başvurucuların vekili,

dava zamanaşımı süresinden söz ederek etkin bir soruşturma yapılmasını, A.B.nin cesedinin teslim edildiği S.S.nin

ifadesinin alınmasını, A.Ö., M.Ö.Y., S.E., D.D. ve F.D. hakkında yakalama emri

çıkarılmasını da talep etmiştir. Ayrıca başvurucular vekili 5/8/2011 tarihli

dilekçesindeki taleplerini yinelemiştir.

25. Cumhuriyet Başsavcılığınca emniyet birimlerine yazılan

müzekkerelere verilen cevaplardan, S.S.nin 30/4/2012

tarihinde vefat ettiği, A.Ö., M.Ö.Y., D.D. ve F.D. hakkında herhangi bir

disiplin soruşturması yapılmadığı ve 1994 yılında S.E. isminde bir kişinin

polis olarak görev yapmadığı anlaşılmıştır.

26. Cumhuriyet Başsavcılığı A.Ö., M.Ö.Y., S.E., D.D. ve F.D.

hakkında daha önce herhangi bir soruşturma yürütülmediğini saptamıştır.

27. Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı üzerine kolluk

görevlileri 15/7/2014 tarihinde, başvurucu Güli

Bulut'un müşteki sıfatıyla ifadesini almıştır. Başvurucu Güli

Bulut ifadesinde, eşi A.B.nin gözaltındayken

öldürüldüğünü düşündüğünü, Oyalı köyü muhtarından duyduğuna göre çobanların

polis memurlarını A.B.nin cesedinin üzerine bir el

bombası atarken gördüklerini söylemiştir.

28. Başvurucuların vekili 22/7/2014 tarihinde Cumhuriyet

Başsavcılığına verdiği dilekçede, A.B.nin sorgu

sırasında işkence edilerek öldürüldüğüne yönelik iddiasını yinelemiş ve etkili

bir soruşturma yapılmasına ilişkin talebini tekrar etmiştir.

29. Cumhuriyet Başsavcılığı, A.B.nin

ölmesine neden olan mayını yerleştiren kişinin eyleminin devletin birliğini ve

ülke bütünlüğünü bozma ve kasten öldürme suçlarını

oluşturduğu, olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte olup failin lehine olan

1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda bu suçlar için öngörülen

dava zamanaşımı süresinin yirmi yıl olduğu, polis memurlarının gerekli önlem

almadan A.B.yi mağaraya göndermeleri eyleminin

memuriyete ait vazifeyi suiistimal ile kanun ve nizamın tayin ettiği ahvalden

başka suretle keyfi bir muamele bulunma suçunu oluşturduğu ve bu suç için

kanunda öngörülen dava zamanaşımı süresinin beş yıl olduğu ve tüm suçlar için

zamanaşımı sürelerinin dolduğu gerekçesiyle olay hakkında 19/11/2014 tarihinde

kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir.

30. Başvurucuların vekili;kovuşturmaya

yer olmadığına dair kararda şüpheli olarak yer almayan kolluk amir ve

memurlarının adreslerinin dahi tespit edilmediğini, A.B.nin

kolluk görevlilerince kasten öldürüldüğünü ve soruşturmaya konu suç yönünden

zamanaşımının söz konusu olmadığını ileri sürerek kovuşturmaya yer olmadığına dairkarara itiraz etmiştir.

31. Bu itiraz, Midyat Sulh Ceza Hâkimliğinin (Hâkimlik) 5/1/2015

tarihli kararıyla reddedilmiştir.

32. Hâkimliğin kararı 22/1/2015 tarihinde tebliğ edilmiş ve

11/2/2015 tarihindebireysel başvuru yapılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

33. Konuyla ilgili ulusal ve uluslararası hukuk norm ve

uygulamaları, Anayasa Mahkemesinin Sultani

Acar (B. No: 2014/16344, 22/3/2018, §§ 29-61) başvurusu hakkında verdiği kararda yer

almaktadır.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

34. Mahkemenin 15/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Yaşam Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

35. Başvurucular; yakınlarının ölümünün gözaltındayken

gerçekleştiğini, ölüm olayının mağarada olduğuna ilişkin iddia doğru olsa bile

yakınlarının herhangi bir tedbir alınmadan mağaraya gönderildiğini,

yakınlarının kolluk görevlilerince öldürüldüğüne ve ölümü gizlemek için A.B.nin cesedinin altına mayın konularak patlatıldığına

dair ciddi şüpheler bulunduğunu ileri sürerek yaşam hakkının ihlal edildiğini

iddia etmişlerdir.

36. Öte yandan başvurucular, 2011 yılından itibaren dile

getirdikleri soruşturmaya ilişkin taleplerin yerine getirilmediğini, başvurucu Güli Bulut'un ifadesinin ancak 15/7/2014 tarihinde

alınabildiğini, kolluk amir ve memurları hakkında herhangi bir işlem

yapılmadığını, bu nedenle duydukları korku ve belirsizlik nedeniyle uzun süre

yargı makamlarına başvuramadıklarını, patlamada ele geçtiği iddia edilen

eşyanın kriminal laboratuvarda incelenmediğini ve

failleri bulmaya yönelik etkili bir soruşturma yürütülmediğini belirterek

kendileri yönünden etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini öne sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

a. Hukuki Vasıflandırma

Yönünden

37. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

38. Başvurucuların şikâyetlerinin özü, yakınlarının devletin

gözetimi altına bulunduğu sırada ölmesine ve bu olayla ilgili etkili bir ceza

soruşturması yürütülmediğine ilişkindir. Bu nedenle başvurucuların kendileri

yönünden etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaları da yaşam

hakkı kapsamında incelenmiştir.

39. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın

"Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve

manevî varlığı" kenar başlıklı 17.

maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

" Herkes,

yaşama... hakkına sahiptir."

40. Anayasa’nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

b. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

41. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, bu hakka yönelik bir

başvuru ancak ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013,§ 41). Ölen A.B. başvurucu Güli Bulut'un eşi, diğer başvurucuların ise babasıdır. Bu

nedenle başvuruda başvuru ehliyeti yönünden bir eksiklik bulunmamaktadır.

42. Bununla birlikte başvurunun başvuru

yollarının tüketilmesi ve bu kuralla iç içe girmiş bulunan başvuru süresi kuralı bakımından da ayrı

bir değerlendirmeye tabi tutulması gerekmektedir.

43. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

“...Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

44. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

45. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

46. Anılan Anayasa ve Kanun maddelerinde yer verilen kanun

yollarının tüketilmesi koşulu, bireysel başvurunun temel hak ihlallerini

önlemek için son ve olağanüstü bir çare olmasının doğal sonucudur (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 20).

47. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının

anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak

ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenle

temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece

mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve

bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 16).

48. Tüketilmesi gereken başvuru yolları, başvurucunun

şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek

nitelikteki kullanılabilir ve etkili başvuru yollarıdır. Ayrıca, başvuru

yollarını tüketme kuralı ne kesin ne şeklî olarak uygulanabilir bir kural olup

bu kurala uygunluğun denetlenmesinde somut başvurunun koşullarının dikkate

alınması esastır. Bu anlamda yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuru

yollarının varlığının değil aynı zamanda bunların uygulama şartları ile

başvurucunun kişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde ele alınması

gerekmektedir. Bu nedenle başvurucuların başvuru yollarını tüketmeleri

noktasında kendilerinden beklenebilecek her şeyi yerine getirip

getirmediklerinin başvurunun özelliklerinin dikkate alınarak incelenmesi

gerekir (S.S.A., B. No:

2013/2355, 7/11/2013, § 28).

49. İhlal iddiasını değerlendirmeye ve ihlal tespiti

yapıldığında yeterli giderimi sağlamaya imkân tanıyan bir başvuru yolunun

bulunmaması hâlinde başvuru yollarının tüketilmesi kuralının uygulanması mümkün

olmayacaktır (Yasin Ağca, B. No:

2014/13163, 11/5/2017, § 121). Böyle bir durumda başvurucuların ihlali

öğrendikleri tarihten itibaren süresi içinde bireysel başvuruda bulunmaları

gerekmektedir.

50. Şikâyetleri konusunda çözüm sağlayabilecek, etkili bir

başvuru yolunun mevcut olması hâlinde öncelikle bireysel başvuruda bulunmak,

dava ve başvurularını takip etmek için gerekli özeni gösterme yükümlülüğü

bulunan başvurucular, en kısa sürede yetkili makamlara başvurmalıdırlar. Zira

zaman geçtikçe delillerin kaybolma veya bozulma ihtimali artmakta ve

gerçeklerin ortaya çıkması zorlaşmaktadır (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, B.

No: 2014/15732, 24/1/2018, § 84).

51. Öte yandan şikâyeti yetkili makamlara iletmenin imkânsız

veya önemli ölçüde güç olduğu durumlar -ki bu durumların neler olduğu her

başvuruda olay ve olgular ile başvurucunun tutumu nazara alınarak ayrıca

değerlendirilmelidir-mevcutsa başvurucuların özen yükümlülüğünün ancak bahse

konu durumların sona ermesinden itibaren başlayacağı kabul edilmelidir (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu,

§ 85).

52. Yaşam hakkı ile ilgili bir soruşturmanın etkili olup

olmadığı yönünden inceleme yapabilmek için -mutlak surette gerekli olmasa da-

yürütülen soruşturmanın makul bir süreyi aşmaması şartıyla ilgili kamu

makamları tarafından nasıl sonlandırılacağının beklenmesi bireysel başvuru ile

getirilen koruma mekanizmasının ikincil niteliğine uygun olacaktır (Rahil Dink ve diğerleri, B. No: 2012/848,

17/7/2014, § 76; Hüseyin Caruş,

B. No: 2013/7812, 6/10/2015, § 46).

53. Diğer taraftan başvurucuların yetkili makamlara müracaat

etmelerine rağmen doğal olmayan bir ölümle ilgili soruşturma başlatılmamışsa,

başlatılan soruşturmada ilerleme yoksa veya soruşturma artık etkisiz bir hâl

almışsa başvuruculardan soruşturmanın sonucunu beklemelerini istemek makul

olmayacaktır. Böyle bir durumda başvurucular, gerekli özeni göstermeli ve

şikâyetlerini çok uzun süre geçirmeden Anayasa Mahkemesine sunabilmelidir (Rahil Dink ve diğerleri, § 77). Zira

soruşturmanın etkililiğini sağlayacak bir başvuru yolu bulunmamaktadır (Yasin Ağca, § 121). O hâlde anılan ihlal

iddiaları yönünden başvuru yollarının tüketilmesi gerekmemektedir. Böyle bir

durumda başvurucular, etkili bir soruşturma yürütülmediğinin farkına vardıkları

veya varmaları gerektiği andan itibaren süresi içinde bireysel başvuruda

bulunmalıdır. Doğal olarak başvurucuların etkili bir soruşturma

yürütülmediğinin ne zaman farkına varmaları gerektiği, her davanın şartlarına

bağlı olarak değerlendirilecektir (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, §

87).

54. Soruşturmada ilerleme sağlanacağına dair umut verici

gelişmeler ve gerçekçi varsayımlar bulunduğu, soruşturmanın ilerlemesini

sağlayıcı tedbirler alındığı sürece başvuruculardan başvuru yollarını

tüketmeden bireysel başvuruda bulunmaları beklenmemelidir. Ancak bu hâlde dahi

soruşturmanın daha sonra etkisizleştiğini öğrenen başvurucular, durumun farkına

vardıkları veya varmaları gerektiği andan itibaren süresi içinde bireysel

başvuruda bulunmalıdır (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu,

§ 88).

55. Somut olayda faillerin tespitine çalışılması, arama ve

neticelerinden üç ayda bir haber verilmesi için DGM Cumhuriyet Başsavcılığınca

kolluk birimlerine ve Cumhuriyet Başsavcılığına yazılan 12/10/1994 tarihli

müzekkereler sonrasında olayın aydınlatılmasına ve faillerin tespitine yönelik

herhangi bir soruşturma işlemi yapılmamış; yalnızca faillerin tespitine

çalışıldığı yönünde kolluk görevlilerince belli aralıklarla tutulan ve zamanla

sıradan hâle gelen tutanaklar soruşturma evrakı arasına alınmıştır.

56. 13/1/2011 tarihinde soruşturma evrakının bir örneğini alan

başvurucular 5/8/2011 tarihine kadar soruşturma makamlarından herhangi bir

talepte bulunmamışlardır. Başvurucular bu durumun şüpheli kolluk görevlileri

hakkında herhangi bir işlem yapılmamasının verdiği korku ve belirsizlikten

kaynaklandığını açıklamışlardır.

57. Başvurucular vekili 5/8/2011 tarihli bir dilekçeyle

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak soruşturmanın etkisizliğinden

söz edip birtakım taleplerde bulunmuş olsa da söz konusu talepler yerine

getirilmemiştir.

58. Aradan geçen uzunca zamana rağmen talepleri yerine

getirilmeyen başvurucular vekili 15/5/2014 ve 22/7/2014 tarihli dilekçelerle

Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat edip soruşturmanın etkisizliğinden

bahsederek 5/8/2011 tarihli dilekçede yazılı talepleri tekrarlamış, daha önce

ifadesinin alınmasını istediği kolluk amir ve memurları hakkında yakalama emri

çıkarılmasını ve S.S.nin tanık olarak dinlenmesini

talep etmiştir (bkz. §§ 24, 28).

59. Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucular vekilinin talebi

üzerine başvurucu Güli Bulut'un ifadesini alıp A.B.nin cesedini teslim alan S.S.nin

30/4/2012 tarihinde vefat ettiğini, A.Ö., M.Ö.Y., D.D. ve F.D. hakkında

herhangi bir disiplin soruşturması yapılmadığını, 1994 yılında S.E. isminde bir

kişinin polis olarak görev yapmadığını, bahse konu kolluk amiri ve memurları

hakkında daha önce herhangi bir bir soruşturma

yürütülmediğini saptamıştır (bkz. §§ 25, 26, 27). Ne var ki başvurucuların,

yakınlarının gözaltındayken kolluk görevlilerince öldürüldüğü iddiaları

yönünden büyük önemi bulunan A.B. ile aynı zaman diliminde gözaltında

bulunanların ve S.S.nin tanık olarak ifadelerinin

alınmasına ilişkin talepleri hiçbir suretle yerine getirilmemiştir. Bu bakımdan

Anayasa Mahkemesi, verdikleri dilekçelerle soruşturmanın etkisiz yürütüldüğünü

açıkça dile getiren başvurucuların kendilerine göre etkisiz bir biçimde

yürütülen soruşturmanın artık etkili yürütüleceğine, soruşturmada ilerleme

sağlanacağına veya soruşturmanın ilerlemesini sağlayıcı tedbirlerin alınacağına

dair haklı bir beklenti içine girmelerini gerektirecek herhangi bir umut verici

gelişme yaşanmadığı ve soruşturmanın ilerlemesini sağlayıcı herhangi bir tedbir

alınmadığı gibi bu hususlara ilişkin gerçekçi bir varsayımın da bulunmadığı

kanaatindedir.

60. Başvurucuların 5/8/2011 tarihinden itibaren soruşturma

makamlarına şikâyetlerini iletebildikleri, 5/8/2011 tarihli dilekçede yazılı

taleplerinin yerine getirilmemesi, anılan tarihten sonra soruşturmanın

etkililiğini sağlayacak herhangi bir tedbirin alınmaması ve Anayasa

Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başladığı tarihten başvuru tarihine

kadar geçen sürede bireysel başvuruda bulunmalarının imkânsız veya önemli

ölçüde güç olduğuna dair bir iddianın bulunmaması nedeniyle başvurucuların

bireysel başvuruda bulunmak için soruşturmanın sonuçlanmasını beklemelerinin

gerekmediği dikkate alındığında, Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından

yetkisinin başladığı tarih ile başvuru tarihi arasındaki sürenin makul kabul

edilmeyecek ölçüde uzun olduğu ve 11/2/2015 tarihinde yapılan başvurunun

süresinde yapılmış bir başvuru olarak kabul edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.

61. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Kötü Muamele Yasağının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

62. Başvurucular, yakınlarının ölümünden sorumlu olan kişilerin

yargı önünde hesap vermemeleri nedeniyle olayın faillerinden kendilerine

yönelebilecek ve yaşam boyu sürecek bir tehdit, belirsizlik ve endişeden söz

ederek kötü muameleme yasağının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

2. Değerlendirme

63. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

"Herkes, Anayasada

güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği

iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir..."

64. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek

Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü

tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir."

65.6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkına sahip olanlar" kenar başlıklı 46. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı

doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir."

66.Anayasa Mahkemesi kötü muamele yasağına ilişkin bu tür

şikâyetleri incelediği başvurularda; hakları ihlal edilen kişinin aile

üyelerinin olaydan dolayı ruhsal çöküntü ve üzüntü yaşamalarının kendileri için

kaçınılmaz bir sonuç olduğunu, bu nedenle Anayasa'nın 17. maddesinin bu kişiler

bakımından ihlal edilebilmesi için söz konusu durumun yeterli olmadığını ve

aile bireylerinden birinin mağdur olup olmamasının yaşadıkları üzüntüden farklı

bir boyut kazandıracak özel faktörlerin başvuruda var olup olmadığına bağlı

olduğunu ifade etmiştir (Engin Gök ve

diğerleri, B. No: 2013/3955, 14/4/2016, §§ 49-54).

67. Diğer taraftan bir bireysel başvurunun kabul edilebilmesi

için başvurucunun sadece mağdur olduğunu ileri sürmesi yeterli olmayıp ihlalden

doğrudan veya dolaylı olarak etkilendiğini yani mağdur olduğunu göstermesi veya

mağdur olduğu konusunda Anayasa Mahkemesini ikna etmesi gerekir. Bu itibarla

mağdur olduğu zannı veya şüphesi de mağdurluk statüsünün varlığı için yeterli

değildir (Ayşe Hülya Potur, B.

No: 2013/8479, 6/2/2014, § 24).

68. Buna göre aile bireylerinin kötü muamele yasağı bakımından

mağdur statüsüne sahip olabilmeleri için ölüm olayı nedeni ile kaçınılmaz

olarak yaşanılan üzüntüye farklı bir boyut ve şekil kazandırılmış olmalıdır (Seyfullah Turan ve diğerleri, B. No:

2014/1982, 9/11/2017, § 121).

69. Somut olayın kendine özgü koşulları ve ileri sürülen

şikâyetler dikkate alındığında yakınlarının hangi koşullarda öldüğüne herhangi

bir şekilde tanıklık etmeyen başvurucuların -yakınlarının ölümünden dolayı

duydukları üzüntü haricinde- bu üzüntüye farklı bir boyut kazandırabilecek ve

kendileriyle ilgili olarak kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasını

savunabilecekleri bir durum tespit edilememiştir. Dolayısıyla başvurucuların

kötü muamele yasağı bakımından mağduriyetlerinin söz konusu olmadığı sonucuna

varılmıştır.

70. Açıklanan gerekçelerle kötü muamele yasağının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

15/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Murat İlter

DEVECİ

Başvurucular

:

1. Ali BULUT

2. Ceyhan

KAVAK

3. Emine

AKIN

4. Güli BULUT

5. Remziye

BULUT

6. Sait

BULUT

7. Zehra

BULUT

Vekili

:

Av. Veysel

VESEK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/2752, 15 Kasım 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Yaşam Hakkının İhlal
  9. B. Kötü Muamele Yasağının
  10. C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  11. Yıldırım
  12. Topal
  13. M. Emin KUZ
  14. Deveci
  15. Kavak
  16. Akın
  17. Bulut
  18. Bulut
  19. Bulut
  20. Vesek
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/2752
Tarih
15 Kasım 2018

İlgili Kararlar

  • Ayhan Kalaç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/15094)
  • Fatma Dağlıoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/20358)
  • Zilfi Ayhan Başvurusu (B. No: 2017/6263)
  • Mehmet Memduh Gökçen ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/62285)
  • Çetin Okuyaz ve Metin Okuyaz Başvurusu (B. No: 2017/15589)
  • Ayşe Müjgan Yeldan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/6651)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.