İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Asım Yönemli ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/8591)

1. Başvuru, üçüncü kişi tarafından gerçekleştirilen ve

Başvuru No2014/8591Tarih6 Nisan 2017Okuma14 dk · 2.882 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Asım Yönemli Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
6 Nisan 2017
Başvuru Numarası
2014/8591
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.882 kelime·14 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, üçüncü kişi tarafından gerçekleştirilen ve

yakınlarının yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan silahlı saldırı olayının etkili

soruşturulmaması nedeniyle yaşama hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 9/6/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucular Nevşehir'de ikamet etmektedirler. Başvurucular

Asım Yönemli ve Kamile Yönemli'nin

oğlu, diğer başvurunun ise kardeşi olan 1990 doğumlu Ahmet Yönemli

15/1/2012 tarihinde uğradığı silahlı bir saldırı sonucu yaşamını yitirmiştir.

8. Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığı (Cumhuriyet Başsavcılığı)

olay hakkında soruşturma açmış ve 18/4/2012 tarihinde şüpheli E.G. hakkında

tasarlayarak öldürme suçundan Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesinde (Ağır Ceza

Mahkemesi) kamu davası açmıştır.

9. Bu davaya katılan Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki

mütalaasında, her ne kadar sanık hakkında tasarlayarak öldürme suçundan iddianame

düzenlenerek kamu davası açılmış ise de yargılama sırasında toplanan delillere

göre olayda tasarlamanın unsurlarının oluşmadığı, bu nedenle sanığın kasten

öldürme suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Kamu davasına katılan ve bir vekille temsil edilen başvurucular ise sanığın

tasarlayarak öldürme suçundan cezalandırılmasını ve haksız tahrik hükümlerinin

uygulanmamasını talep etmişlerdir.

10. Ağır Ceza Mahkemesi 7/12/2012 tarihinde,sanığınkasten öldürme suçundan neticeten 18

yıl hapis cezası ile mahkûmiyetine karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili

bölümü şöyledir:

"Sanık E... G...Nevşehir

de oturmakta olup, geçimini esnaflık yaparak sağlamaktadır. Maktul Ahmet ile

E... G... olay tarihinden yaklaşık iki ay önce tanışmışlardır.

...

Olay tarihinde, saat 20:35 sıralarında, sanık

E... G... maktul Ahmet Yönemli

ile birlikte Nevşehir D... Oteli'nin arka tarafında kalan boş araziye silahla

atış yapmak için gitmişlerdir. Daha önceden aralarında var olan araç alım

satımından kaynaklanan alacak-verecek ilişkisi ve yaşadıkları maddi

problemlerin de etkisiyle aralarında tartışmaya başlamışlardır. Tartışma

esnasında aralarında küfürleşmeler olmuştur. Ancak önce kimin küfür ettiği

saptanamamıştır. Tartışma sonucunda sanık, ekspertiz raporuna göre6136 sayılı

Yasa kapsamında kalan ve yasak silahlardan olduğu belirtilen tüfek ile ense

kısmından tek ve bitişik atış suretiyle vurarak Ahmet'i öldürmüştür. Sanık,

olay gününün gecesi ve ertesi gün öğleden sonra yeniden olay mahalline

gitmiştir. Maktulü, kazdığı çukurun içine gömmüştür. Sanığın kiraladığı

anlaşılan 50 ...plaka sayılı H... marka beyaz renkli

araca ait GPRS araç takip sistemi kayıtları üzerinden emniyet birimleri

tarafından gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda maktul bulunmuştur.

...

Sanık yargılama aşamasındaki savunmalarında,

kendisini korumak amacıyla ateş ettiğini ve Ahmet'i öldürmek ya da yaralamak

gibi bir amacının bulunmadığını belirterek yüklenen suçlamaları kabul

etmemiştir. Sanığın aşamalardaki savunmalarının birbiriyle çelişkili olması, maktüldeki öldürücü yaranın bulunduğu yer ve niteliği,

yapılan atışın bitişik atış olması, eylemin sonrasında maktülü

gömmek için gösterdiği çaba ve olayın soruşturma görevlilerinin titiz çalışması

sonucunda ortaya çıkarılması karşısında sanığın savunmalarının cezadan

kurtulmak amacına yönelik olduğu kanaatine varılmış ve itibar edilmemiştir

Sanığın eylemini tasarlayarak gerçekleştirdiği

iddiasıyla kamu davası açılmış vekatılan taraf,

sanığın eyleminin canavarca hisle ya da eziyet çektirerek ve tasarlayarak adam

öldürme suçunu oluşturduğunu iddia etmiştir.

Canavarca hisle öldürme, sırf öldürmüş olmak

için öldürme ve ölenin acı çekmesinden zevk duymak için öldürmektir. Eziyet

çektirerek öldürmede ise, eylemin ölümü meydana getirme bakımından zorunlu

olmayan ve ölüme takaddüm eden vahşice hareketlerle gerçekleştirilmesi ve

sanığın öldürme kastının yanında işkence ya da eziyet çektirme kastının da

bulunması gerekmektedir. Somut olayda, sanığın canavarca hisle ya da eziyet

çektirerek öldürdüğüne ilişkin şüpheden uzak, kesin delil bulunmamaktadır.

Kasten öldürme suçunun işlenmesinde

tasarlamanın oluşması için dört koşul birlikte gerçekleşmelidir. Bu koşullar;

a-) failin bir kimseye karşı belirli bir suç işlemeye sebatla ve koşulsuz

olarak karar vermesi, b-) bu kararın hemen verilip uygulanmaması, c-) suç

işleme kararı ile fiilin icrası arasında bir süre geçmesi d-) ve bu sürede

failin soğukkanlılık ve sukünetle düşündükten sonra

ulaştığı ruhi sukünete rağmen bu kararından

vazgeçmeyip fiilini işlemekte ısrar etmesidir. Tasarlayarak kasten adam öldürme

suçlarında doktirinde tasarlamayı açıklama bakımından

iki görüş mevcuttur. Soğukkanlılık teorisine göre, tasarlayarak adam öldüren

şahısta anormal bir soğukkanlılık olmalıdır. Bu kişininbaşkasını

öldürürken hiç heyecan duymamış olması, ayrıca fail öldürme kararını önceden

almış olmasına ve araya zaman girmiş olmasına karşı soğukkanlılığını korumuş ve

bu karardan vazgeçmemesi gereklidir. Planlama teorisine göre de;

tasarlama ile işlenen adam öldürme suçlarında suç önceden kararlaştırılmış ve

hazırlanıp planlanmıştır. Bu hazırlık pusu kurmak, mağduru hile ile öldüreceği

yere getirmek, mağduru arayıp bulmak veya mağdur ile arkadaş olmak biçiminde

olabilecektir. Burada fail önceden aldığı suç işleme kararını gerçekleştirmek

için suçta kullanacağı araçları, seçip temin etmekte ve bu suçu nasıl

işleyeceği konusunda plan yapmaktadır. Her iki teoride de ortak olan, faildeki

suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında belirli bir sürenin geçmesi

gerektiğidir. Somut olayda, sanık E... olay günü

arkadaşı olan maktül ile atış yapmak için boş araziye

gitmiştir. Atış sırasında aralarında tartışma geçmiş ve E...

tüfeği ile maktülü ensesinden o anlık karar ile

vurmuştur. Tanıklar S... U... ve H... A..., olay tarih ve saatinde olay yerine yakın bir yerde

kaybolan köpeklerini aradıkları esnada, birkaç el silah sesi ile bağrışma ve

küfürleşme sesleri duyduklarını, ancak olayın oluşunu görmediklerini

belirtmişlerdir. Bu tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere, suça konu

öldürme olayının öncesinde sanık ve maktül arasında

tam olarak bilinemeyen sebepten dolayı tartışma çıkmış ve bu tartışma üzerine

sanık verdiği ani kararla maktulü öldürmüştür.

... Bu yüzden, mahkememizce sanığın eyleminin

kasten insan öldürme suçu kapsamında kaldığı kanaatine varılmıştır.

...

... Sanık savunmalarında, aralarında tartışma

yaşandığını ve maktül tarafından kendisine hakaret

edildiğini belirtmiştir. Bir kısım tanıklar da olay yerinden küfür ve bağrışma

seslerinin geldiğini doğrulamışlardır. Hakaret eyleminin önce kim tarafından

başlatıldığı kanıtlanamadığından ve sanığın ölenin kendisine hakaret ettiğine

ilişkin savunmasının aksine delil bulunmadığından, sanığın Ahmet'ten

kaynaklanan haksız hareketin şiddetli elem ve hiddetinin etkisi altında suçu

işlediğinin kabulünde zorunluluk olmuş ve sanık lehine haksız tahrik hükümleri

uygulanmıştır. Tahrike konu haksız eylemin niteliğine göre 5237 sayılı TCK’nın

29. maddesi uyarınca takdiren alt sınırdan indirim

yapılmıştır.

...

İddia, sanık savunması, tanık anlatımları,

otopsi raporu, diğer ekspertiz raporları, Adli Tıp Kurumu raporu, olay yeri

tespit tutanağı ve diğer tutanaklar, yargılama sırasında toplanan diğer

deliller ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın olay tarihinde, Ahmet Yönemli'den kaynaklanan haksız tahrikin de etkisiyle onu

öldürmek suretiyle 5273 sayılı TCK'nın 81. maddesinde düzenlenen kasten öldürme

suçunu ... işlediği sabit olduğundan cezalandırılması yönüne gidilmiştir. ...

Sanığın kasten adam öldürme eylemini maktülden

kaynaklanan haksız hareketin etkisiyle işlemiş olduğu kabul edildiğinden lehine

haksız tahrik hükümleri uygulanmıştır. Sanığın, hükmün açıklanmasının geri

bırakılması kapsamında kalsa da adli sicil kaydının bulunması, eyleminden sonra

olay yerine tekrar giderek maktülü gömmek suretiyle

suçunu gizlemeye çalışması şeklinde ortaya çıkan fiilden sonraki davranışları

göz önüne alınarak sanık hakkında TCK 62. maddesi uygulanmamıştır.

(...)"

11. Başvurucuların ve sanığın temyizi üzerine söz konusu karar,

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 17/3/2014 tarihli kararı ile onandığından aynı

tarihte kesinleşmiştir. Başvurucular temyiz dilekçelerinde, sanığın tasarlayarak

öldürme suçundan cezalandırılması gerekirken kasten öldürme suçundan

cezalandırıldığını ayrıca olayda haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasının da

mümkün olmadığını ileri sürmüşler; ayrıca temyiz incelemesinin duruşmalı olarak

yapılmasını talep etmişlerdir.

12. 1. Ceza Dairesi, temyiz incelemesini sanığın talebi

nedeniyle duruşmalı olarak gerçekleştirmiştir. Bu duruşmaya sanığın müdafii katılmış, başvurucuların duruşmalı inceleme talebi

ise Daire tarafından hak ve yetkilerinin bulunmadığı gerekçesiyle kabul

edilmemiştir. Onama kararının ilgili bölümü şöyledir:

"1-a) Katılanların hak

ve yetkisi bulunmadığından, katılanlar vekilinin duruşmalı inceleme isteminin CMUK'nun 318. maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.

...

2- Toplanan deliller karar yerinde incelenip,

sanığın 'kasten öldürme ve 6136 sayılı Yasaya muhalefet' suçlarının sübutu

kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suçların niteliği tayin,

kasten öldürme suçu yönünden tahrike ilişen cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve

derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle değerlendirilmiş,

incelenen dosyaya göreverilen hükümlerde isabetsizlik

görülmemiş olduğundan, sanık ve müdafiilerinin temyiz

dilekçesinde ve duruşmalı incelemede, meşru savunmaya, suçun niteliğine,

tahrikin derecesine, TCK'nın 62, 50, 51 ve CMK’nın

231 maddelerinin uygulanması gerektiğine vesaireye, katılanlar vekilinin suçun

niteliğine, haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine vesaireye

yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, kısmen resen de

temyize tabi olan hükümlerin tebliğnamedeki düşünce

gibi [ONANMASINA]"

13. Nihai karar, başvurucular tarafından 15/5/2014 tarihinde

öğrenilmiş olup yasal süresi içinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

14. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Haksız tahrik" kenar başlıklı

29.maddesi şöyledir:

“ (1)

Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında

suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve

müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde

verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.”

15. 5237 sayılı Kanun'un "Kasten

öldürme" kenar başlıklı 81. maddesi şöyledir:

"(1) Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile

cezalandırılır."

16. 5237 sayılı Kanun'un "Nitelikli

hâller" kenar başlıklı 82. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

" (1) Kasten öldürme suçunun;

a) Tasarlayarak,

(...)

İşlenmesi hâlinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile

cezalandırılır."

17. 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun

Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un "Temyiz ve karar düzeltme" kenar başlıklı 8. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

" (1) Bölge adliye mahkemelerinin,

26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge

Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî

Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna

başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri

Usulü Kanununun 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci

ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326 ncı

maddeleri uygulanır. "

18. 4/4/1929 tarihli ve 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri

Usulü Kanunu'nun"Ağır Ceza Hükümlerinin Tetkikinde Duruşma"

kenar başlıklı 318. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Ağır

cezaya mütaallik hükümlerde Temyiz Mahkemesi

tetkikatını maznunun temyiz istidasındaki talebi üzerine veya dilerse resen

duruşma icrası suretiyle yapar. Duruşma gününden maznuna veya talebi üzerine müdafiine haber verilir. Maznun duruşmada hazır olabileceği

gibi kendisini vekaletnameyi haiz bir müdafi ile de temsil ettirebilir.

(...)."

19. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

"Duruşmalı inceleme"

kenar başlıklı 299. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) On yıl veya daha fazla hapis

cezasına ilişkin hükümlerde, Yargıtay, incelemelerini sanığın veya katılanın

temyiz başvurusundaki istemi üzerine veya re'sen

duruşma yoluyla yapar. Duruşma gününden sanığa, katılana, müdafi ve vekile

haber verilir. Sanık, duruşmada hazır bulunabileceği gibi, kendisini bir müdafi

ile de temsil ettirebilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 6/4/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

21. Başvurucular, yakınlarının yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan

silahlı saldırı olayı hakkında görülen davada;

i. Eylemin birden fazla kişi tarafından gerçekleştirildiğine

ilişkin iddialarının soruşturulmadığını,

ii. Sanık hakkında tasarlayarak öldürme suçundan ve haksız

tahrik hükümleri uygulanmaksızın hüküm kurulması gerekirken suçun niteliğinde

ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasında yanılgıya düşülerek eksik ceza

tayin edildiğini,

iii.Mahkûmiyet ve onama kararlarının gerekçeden

yoksun olduğunu,

iv. Temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması taleplerinin

Yargıtay tarafından reddedilip sadece sanığın hazır bulunduğu duruşma

sonrasında karar verildiğini belirterek Anayasa'nın 10. ve 36. maddelerinde

güvence altına alınan eşitlik ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüş; yargılamanın yenilenmesine karar verilmesi talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

22. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına

sahiptir."

23. Anayasa’nın "Devletin

temel amaç ve ödevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

bölümü şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının özü,

yakınlarının doğal olmayan ölümüyle ilgili olarak yürütülen soruşturmanın

etkili olmadığıdır. Bu nedenle başvurucuların söz konusu iddiaları, Anayasa'nın

17. maddesinde güvence altına alınan yaşama hakkı kapsamında incelenmiştir.

25. Yaşama hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybeden

kişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı nedeniyle

ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 41).

26. Başvuru konusu olayda başvurucular Asım Yönemli

ve Kamile Yönemli, müteveffa Ahmet Yönemli'nin sırasıyla babası ve annesi; başvurucu Cansu Yönemli ise kardeşidir. Bu nedenle başvuru ehliyeti

açısından bir eksiklik bulunmamaktadır. Başvuru ehliyeti bakımından bir

eksiklik bulunmamakla birlikte başvurunun kabul edilebilirlik açısından da

değerlendirilmesi gerekmektedir.

27. Bu noktada devletin yaşama hakkı kapsamındaki pozitif

yükümlülüklerinin usule ilişkinyönünün de bulunduğu

ve bu usul yükümlülüğünün doğal olmayan her ölüm olayının sorumlularının

belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir

soruşturma yürütmeyi gerektirdiği belirtilmelidir. Bu soruşturmanın temel

amacı, yaşam hakkını koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını ve kamu

görevlilerinin müdahalesiyle veya onların sorumlulukları altında meydana gelen

veya diğer bireylerin filleriyle gerçekleşen ölümler nedeniyle ilgililerin

hesap vermelerini sağlamaktır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri,§

54).

28. Diğer taraftan yaşama hakkına ilişkin ceza soruşturmasının

etkililiği için diğer şartların yanında her olayın kendine özgü şartlarında

değerlendirme yapılmak koşuluyla yaşamı tehlikeye soktuğu açık olan eylemler

ile maddi ve manevi varlığa yönelik ağır saldırıların cezasız kalmaması (Filiz Aka, B. No: 2013/8365, 10/6/2015, §

32) ve fiilen hesap verilebilirliği sağlamak için soruşturma sürecinin kamu

denetimine açık olması gerekir. Ayrıca her olayda, ölen kişinin yakınlarının

meşru menfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmaları

sağlanmalıdır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,§

58).

29. Başvurucular, olay hakkında etkili bir soruşturma

yürütülmediği iddiasına ilişkinolarak delillerin

hatalı değerlendirilmesi nedeniyle suçun niteliğinin belirlenmesinde ve haksız

tahrik hükümlerinin uygulanmasında yanılgıya düşülüp olayın failinin gerektiği

gibi cezalandırılmadığını ve olaya başka kişilerinde karışıp karışmadığının

araştırılmadığını ileri sürmüşlerdir. Başvurucular, Ağır Ceza Mahkemesi ve Yargıtay

ilgili Dairesince verilen kararların bu yönleriyle gerekçeden yoksun olduğundan

da şikâyet etmektedirler.

30. Somut olayda başvurucuların yakını, 15/1/2012 tarihinde

gerçekleştirilen bir silahlı saldırıda yaşamını yitirmiştir. Olay hakkında

yürütülen soruşturma sonucunda fail yakalanmış ve Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından hakkında tasarlayarak öldürme suçundan kamu davası açılmıştır.Bu davaya Cumhuriyet

Başsavcılığını temsilen katılan Cumhuriyet Savcısı, yargılama sonucunda elde

edilen delilere göre eylemin tasarlayarak işlenmediği yönünde görüş bildirmiş;

yargılamayı yürüten Ağır Ceza Mahkemesi de olayda tasarlayarak öldürme suçunun

oluşması için aranan yasal koşulların gerçekleşmediğine karar vermiştir.

Başvurucuların suçun niteliğine ilişkin temyiz itirazları da Yargıtay ilgili

Dairesi tarafından reddedilmiştir (bkz. §§ 10-12).

31. Öte yandan başvurucular, temyiz başvurularında, eylemin

tasarlanarak gerçekleştirildiğini iddiaetmişler, ancaksanık tarafından tek başına gerçekleştirilmediğini,

olaya başka kişilerin de karıştığını ileri sürmemişlerdir (bkz. § 11).

32. Bu noktada Anayasa Mahkemesinin doğrudan ilgili soruşturma

ve yargılama makamlarının yerine geçecek şekilde delillerin değerlendirmesini

kendisinin yapmasının veya yürütülmesi gerekli olan soruşturma işlemlerini

belirlemesinin söz konusu olamayacağı belirtilmelidir. Başka bir ifadeyle

Anayasa Mahkemesinin görevi, bu makamların maddi olaylara ilişkin yaptıkları

değerlendirmenin yerine kendi değerlendirmesini koymak değildir (Hıdır Öztürk ve Dilif

Öztürk, B. No: 2013/7832, 21/4/2014, § 58). Bu konuda asıl sorumlu

ve yetkili olanlar ilk elden olayları inceleyen yetkili adli ve idari

mercilerdir. Bunun aksine bir durum, ancak olaya ilişkin kesin ikna edici

nitelikte bulguların varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Cemil Danışman, B. No: 2013/6319,

16/7/2014, § 58).

33. Bununla birlikte soruşturma makamlarınca olayın sebebinin

objektif analizinin yapılması ve soruşturma sonucunda alınan kararın elde

edilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması

da gerekmektedir (Cemil Danışman,

§ 99).

34. Başvuru bu bağlamda değerlendirildiğinde soruşturmada,

başvurucuların iddiasının aksine olayın sebebinin objektif bir

değerlendirmesinin yapılmadığını ve elde edilen delillerin kapsamlı, nesnel ve

tarafsız bir analizine dayalı olarak sonuca ulaşılmadığını söyleyebilmeyi

mümkün kılan bir durum söz konusu değildir. Bu konuda başvurucuların aksi

yöndeki iddiaları doğrultusunda kesin ikna edici nitelikte bir bulgu elde

edilememiştir.

35. Başvuruya konu soruşturma sonucunda verilen kararda, olayın

gerçekleşme koşullarının, eylemin hukuki niteliğinin ve haksız tahrik

hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağının ayrıntılı bir şekilde tartışıldığı;

Yargıtay incelemesi aşamasında da başvurucuların ileri sürdükleri temyiz

sebeplerinin değerlendirilip bu değerlendirme sonucunda İlk Derece Mahkemesince

suçun niteliğinin soruşturmanın sonuçlarına uygun şekilde tayin edildiğinin ve

haksız tahrike ilişkin cezayı azaltıcı sebebin niteliği ve derecesinintakdir

edildiğinin belirtildiği anlaşılmıştır.

36.Dolayısıyla soruşturmada başvurucuların, yakınlarına yönelik

eylemin yeterli bir ceza ile yaptırım altına alınmadığı ve olaya başka

kişilerin de karıştığı iddialarına ilişkin yetkili makamlardan kaynaklanan bir

eksiklik bulunmamaktadır. Öte yandan olayın kendine özgü şartlarında

değerlendirme yapıldığında failin benzer yaşama hakkı ihlalleri bakımından

caydırıcı nitelikte olan uzun süreli hürriyeti bağlayıcı ceza ile

cezalandırıldığı görülmektedir bkz. §§ 10, 11).

37. Başvurucular, ikinci olarak temyiz aşamasındaki duruşma

taleplerinin reddedilmesi nedeniyle soruşturmaya etkili katılımlarının

sağlanmadığından şikâyet etmektedirler.

38. Öncelikle ilgili mevzuat hükümlerinde, temyiz incelemesinin

yapıldığı tarihe ilişkin olarak başvurucuların

incelemenin duruşmalı olarak yapılmasını talep edebilmelerine olanak sağlayan

bir düzenlemenin bulunmadığı görülmektedir (bkz. §§ 17-19).

39. Diğer taraftan bu husus bir yana bırakılacak olsa bile

başvurucuların bireysel başvuru formunda; taleplerinin kabul edilmesi ve

duruşmaya katılımlarının sağlanması durumunda sanığın katılımıyla

gerçekleştirilen bu süreçte gerçekleştirilen hangi işleme ne gibi bir

gerekçeyle itiraz edeceklerine, edememeleri nedeniyle soruşturmanın seyrinin ne

şekilde değiştiğine ve Ilk Derece Mahkemesinde

yapılan duruşmalarda talep ettiklerinden farklı olarak hangi taleplerde

bulunacaklarına ilişkin herhangi bir açıklamada bulunmadıkları görülmüştür.

40. Kaldı ki başvurucuların İlk Derece Mahkemesi tarafından

yürütülen yargılamaya etkili katılımlarının sağlanmadığı yönünde bir iddiaları

bulunmamaktadır ve başvuru dosyasında söz konusu aşamada etkili katılımlarının

sağlanmadığının kabul edilmesini gerektirecek bir bilgi veya bulgu da mevcut değildir.Etkili katılımları sağlanarak yürütülen bu

yargılama sonucunda verilen kararın temyiz incelemesinin yapıldığı sırada

gerçekleştirilen duruşmaya katılımlarının yasal düzenleme gereği söz konusu

olamamasının başlı başına başvurucuların aleyhine bir sonucun ortaya çıkmasına

sebep olduğu da -temyiz incelemesinin niteliği dikkate alındığında- söylenemez.

41. Bu nedenle somut olayda, başvurucuların meşru menfaatlerinin

korunması için gerekli olduğu ölçüde soruşturmaya etkili katılımlarının

sağlanmadığının söylenemeyeceği kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla tüm bu

değerlendirmeler ışığında başvuruda açık ve görünür bir ihlalin olmadığı

sonucuna varılmıştır.

42. Açıklanan nedenlerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

6/4/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Nahit GEZGİN

Başvurucular

:

1. Asım

YÖNEMLİ

2. Cansu

YÖNEMLİ

3. Kamile

YÖNEMLİ

Vekili

:

Av. Nedim

ERKUŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/8591, 6 Nisan 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucuların
  9. B. Değerlendirme
  10. A. Başvurunun açıkça
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Necipoğlu
  13. Gökcan
  14. Hakyemez
  15. Yönemli
  16. Yönemli
  17. Yönemli
  18. Erkuş
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/8591
Tarih
6 Nisan 2017

İlgili Kararlar

  • Kamuran Reşit Bekir Başvurusu (B. No: 2014/20000)
  • Mehmet Yetkin Başvurusu (B. No: 2015/3356)
  • S.s. Başvurusu (B. No: 2014/15607)
  • İlbeyi Kemaloğlu ve Meriye Kemaloğlu Başvurusu (B. No: 2014/12078)
  • Dursun Coşkun ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/11377)
  • Rıdvan Döner Başvurusu (B. No: 2014/2278)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.