İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Asliddin Ahmedali Başvurusu (B. No: 2019/11354)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda infaz görevlilerince

Başvuru No2019/11354Tarih16 Kasım 2021Okuma16 dk · 3.243 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Asliddin Ahmedali Başvurusu

Karar tarihi
16 Kasım 2021
Başvuru Numarası
2019/11354
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.243 kelime·16 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda infaz görevlilerince

hukuka aykırı kuvvet kullanıldığı iddiasına ilişkin şikâyetin etkili

soruşturulmaması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 3/4/2019 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

8. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

9. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim

Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler doğrultusunda tespit

edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

10. 1979 yılı doğumlu olan başvurucu, Keskin T Tipi Ceza

İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) olay tarihinde tutuklu olarak bulunmaktadır.

11. Anlatımına göre başvurucu 20/9/2018 tarihinde

tutulduğu koğuş ile ilgili şikâyetlerini bir infaz koruma memuruna ilettikten

sonra İnfaz Kurumu müdürüyle görüşmek istemesi üzerine yaklaşık 10-15 kadar

infaz koruma memuru tarafından içinde kamera bulunmayan bir odaya zorla

götürülerek burada darbedilmiş; hakaret ve tehdide maruz kalmıştır.

12. Başvurucu hakkında aynı gün İnfaz Kurumu hekimliği

tarafından alınan sağlık raporunda başvurucunun sol yanağında 2 cm'lik bir

çiziğin mevcut olduğu belirtilmiştir. Ek olarak raporda başvurucunun çarpıntı

şikâyetinin olduğu, nabzının yüksek ölçüldüğü ve anjiyo öyküsü nedeniyle

taşikardi tanısıyla Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesine sevk edildiği ifade

edilmiştir. Başvurucunun hastanede bir kısım tetkiklerinin yapıldığı sunduğu

tıbbi belgelerden anlaşılmıştır.

A. Başvurucu

Hakkında Yürütülen Soruşturma

13. İnfaz Kurumu tarafından 21/9/2018 tarihinde,

başvurucunun 20/9/2018 tarihinde Kurum personeline karşı hakaret ve tehditte

bulunduğu, kendi yüzüne çizik atarak Kurum personelinin kendisini darbettiğini

iddia ettiği, dolayısıyla yalan beyanda bulunduğu gerekçesiyle hakkında Keskin

Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) suç ihbarında bulunulmuştur.

14. Söz konusu suç ihbarına ekli Kurum memurları

tarafından imzalanmış olan 20/9/2018 tarihli tutanakta, D29 numaralı koğuşunun

sürekli acil butonuna basılması nedeniyle koğuşa gidildiğinde koğuştakilerin

Kurum müdürüyle görüşmek istedikleri, müdahale ekibine haber verilerek koğuşa

girildiği, başvurucunun koğuş dışına çıkarıldığı belirtilmiştir. Tutanakta

infaz görevlilerine karşı tehdit ve hakarette bulunan başvurucunun müdürle

görüştürülmek üzere hazır kuvvet odasında bekletildiği sırada kalp rahatsızlığı

olduğunu beyan etmesinden dolayı revire götürüldüğü, gerekli müdahale yapılarak

acilen hastaneye sevk edildiği, Kurum güvenliği açısından olaydan sonra

başvurucunun odasının değiştirildiği ifade edilmiştir.

15. Başsavcılıkça başvurucunun hakaret ve tehdit

suçlarını işlediğine dair yeterli şüphe olmadığı gerekçesiyle 27/9/2018 tarihinde

kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

B. İnfaz Koruma

Memurları Hakkında Yürütülen Soruşturma

16. Diğer taraftan başvurucu 21/9/2018 tarihinde infaz

koruma memurları hakkında Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette

bulunmuştur. Sekiz sayfadan oluşan şikâyet dilekçesinde başvurucu özetle

koğuşta yaşanan su sıkıntısı nedeniyle bir infaz görevlisiyle tartışmasının

ardından 10-15 infaz görevlisinin koğuşa gelerek herkesi havalandırma bahçesine

çıkardığını, kendisini de zorla koridora çıkararak bir başka odaya götürdüğünü,

başmemurun kendisine şikâyetini sorduğunu, bu arada diğer görevlilerin

omuzlarına yumruk atmak suretiyle kendisini susturduğunu, boğazını sıktıklarını

ve tırnaklarını yanağına batırdıklarını, kafasını duvara vurduklarını iddia

etmiştir. Başvurucu ayrıca başmemura diğer infaz memurlarının kendisini

darbetmesine engel olmaması nedeniyle suç işlediğini söylediğini, bunun üzerine

hakkında tutanak tutmaya karar verdiklerini, kalp rahatsızlığı olduğu için bu

esnada kalp çarpıntısı yaşadığını ve isteği üzerine daha sonra revire

gittiğini, doktorun kendisini hastaneye sevk ettiğini, hastanede bazı

tetkiklerinin yapıldığını, İnfaz Kurumuna döndüğünde odasının değiştirildiğini

ileri sürmüştür. Başvuru konusu olayların 15.00-16.00 ile 18.20-19.00 saatleri

arasında D29 koğuşu, bahçe ve koridor kameralarından tespit edilebileceğini

belirten başvurucu, kamera görüntülerinin ve kapsamlı adli sağlık raporunun

alınmasını talep etmiş, infaz koruma memurlarından şikâyetçi olduğunu dile

getirmiştir.

17. Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

2/10/2018 tarihinde başvurucunun şikayetiyle ilgili soruşturmada olay yerinin

bağlı olduğu savcılığın Keskin Başsavcılığı olduğu kanaatiyle yetkisizlik

kararı verilmiştir.

18. Başsavcılık yetkisizlik kararı üzerine devraldığı

soruşturmada 14/11/2018 tarihinde şüpheli "Keskin T Tipi Ceza İnfaz

Kurumu Müdürlüğü" hakkında görevi kötüye kullanma suçu ile ilgili mükerrer

şikâyet/soruşturma sebebiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

19. Başvurucunun Başsavcılık kararına itirazı Kırıkkale

Sulh Ceza Hâkimliğinin (Sulh Ceza Hâkimliği) 4/3/2019 tarihli kararıyla

reddedilmiştir. Ret gerekçesi şöyledir:

"...dosya kapsamının incelenmesinde

Şikayetçinin başvurusu üzerine girişilen tahkikat sonucunda, toplanan delil,

bilgi ve belgelerden Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından 2018/681 sayılı

soruşturma numarasıyla müştekinin iddia ettiği hususlarla ilgili cezaevi

personelleriyle ilgili olarak aralarında geçen hususlarla ilgili takipsizlik

kararı verildiğinin anlaşıldığı, Müştekinin iddia ettiği hususlarla ilgili

şikayet ve savunmasının 2018/681 sayılı soruşturmada araştırılıp karara

bağlandığının anlaşıldığı, verilen şikayet dilekçesindeki hususların

incelenmesinde yeni bir durumun olmadığı belirtilerek kovuşturmaya yer

olmadığına dair karar verilmiş ise de, yapılan incelemede müştekinin bir önceki

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda şüpheli sıfatında olduğu, böylece

mükerrer soruşturma olamayacağı, dosyanın esasına girilerek yapılan incelemede

müştekinin Soyut beyanı dışında, şüphelilerin yüklenen Görevi Kötüye Kullanma

suçu işlediğini gösterir, dava açmaya yeter kanıt ve emare bulunmadığından

bahisle verilen Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararda isabetsizlik

olmadığından müştekinin itirazının reddine... "

20. Ret kararı başvurucuya 27/3/2019 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

21. Başvurucu 3/4/2019 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

22. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun

"Kasten yaralama" kenar başlıklı 86. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Kasten başkasının vücuduna acı

veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi,

bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Kasten yaralama fiilinin kişi

üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif

olması halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya

adli para cezasına hükmolunur.

(3) Kasten yaralama suçunun;

...

d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu

nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

...

İşlenmesi hâlinde, şikayet aranmaksızın,

verilecek ceza yarı oranında artırılır."

23. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının

görevi" kenar başlıklı 160. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Cumhuriyet savcısı, ihbar veya

başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir

öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin

gerçeğini araştırmaya başlar."

B. Uluslararası

Hukuk

24. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3.

maddesi şöyledir:

"Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya

işlemlere tabi tutulamaz."

25. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin 3.

maddesi ile ilgili içtihatlarında kötü muamele yasağının demokratik toplumların

en temel değeri olduğunu vurgulamış; terörle ya da organize suçla mücadele gibi

en zor şartlarda dahi mağdurların davranışlarından bağımsız olarak işkence,

insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlerin Sözleşme'yle

yasaklandığını belirtmiştir. AİHM, kötü muamele yasağının Sözleşme'nin 15.

maddesinde belirtilen toplum hayatını tehdit eden kamusal tehlike hâlinde dahi

hiçbir istisnaya yer vermediğini içtihatlarında hatırlatmıştır (Selmouni/Fransa,

B. No: 25803/94, 28/7/1999, § 95; Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95,

6/4/2000, § 119).

26. Öte yandan bir muamele veya cezanın kötü muamele

olduğunu söylenebilmesi için eylemin minimum ağırlık eşiğini aşması

beklenir (Raninen/Finlandiya, B. No: 20972/92, 16/12/1997, § 55; Erdoğan

Yağız/Türkiye, B. No: 27473/02, 6/3/2007 §§ 35-37; Gafgen/Almanya [BD],

B. No: 22978/05, 1/6/2010, §§ 88-90; Costello-Roberts/Birleşik Krallık,

B. No: 13134/87, 25/3/1993, § 30).

27. AİHM'e göre ceza infaz kurumundaki bir kişi üzerinde

fiziksel güce başvurulması -bu kişinin kendi eylemi kesinlikle gerekli

kılmadığı sürece- insan onuruna zarar verir ve prensip olarak Sözleşme'nin 3.

maddesini ihlal eder (Satık ve diğerleri/Türkiye, B. No:

31866/96, 10/10/2000, § 54).

28. AİHM, Sözleşme'nin 3. maddesinin tartışılabilir ve

makul şüphe uyandıran kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturma

yükümlülüğü getirdiğine dikkat çekmektedir (Labita/İtalya, § 131; Tepe/Türkiye,

B. No: 31247/96, 21/12/2004, § 48). AİHM’in içtihadında tanımlanan etkinlik

için minimum standartlar soruşturmanın bağımsız, tarafsız, kamu denetimine açık

olmasını, yetkili makamların titizlikle ve süratli biçimde çalışmasını

gerektirmektedir (Mammadov/Azerbaycan, B. No: 34445/04, 11/1/2007, § 73;

Çelik ve İmret/Türkiye, B. No: 44093/98, 26/10/2004, § 55).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

29. Anayasa Mahkemesinin 16/11/2021 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

30. Başvurucu; infaz koruma memurları tarafından yüzünde

sabit iz kalacak şekilde darbedildiğini, hakaret ve tehdide maruz kaldığını, bu

hususta yaptığı şikâyetinin etkili soruşturulmadığını ve iddiasını ispat

hakkının elinden alınacak şekilde talep ettiği delillerin toplanmadığını

belirterek Anayasa'nın 17. ve 36. maddesinde düzenlenen haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

31. Bakanlık görüşünde; başvurucunun argümanlarının

kapsamlı bir soruşturma yürütülmesi için savunulabilir iddia kriterini

karşılamadığı, meydana geldiği iddia edilen kötü muamele eylemine ilişkin

iddiaların gerçekliğini ortaya çıkarabilecek soruşturma işleminin yerine

getirildiği ancak herhangi bir emareye ulaşılamadığı, bu nedenle Başsavcılık ve

Sulh Ceza Hâkimliği kararındaki gerekçelerden ayrılmayı gerektirir somut bir

dayanak bulunmadığı ifade edilmiştir.

32. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvuru

formunda dile getirdiği hususları yinelemiş; ayrıca en önemli iki delil olan

kamera kayıtları ile adli tıp uzmanından talep ettiği sağlık raporunun

alınmadığını, bu nedenle adil yargılanma ile kötü muamele yasağının usul

boyutunun ihlal edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder(Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16). Somut olayda başvurucunun iddiaları kötü muamele yasağı kapsamında

değerlendirilmiştir.

34. Anayasa’nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve

manevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Kimseye işkence ve eziyet

yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi

tutulamaz.”

35. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve görevleri

" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

36. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel

İlkeler

37. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma

hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüğünün usule ilişkin bir boyutu

bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü fiziksel ve

ruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa

cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek

durumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırıları

önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve karıştıkları

olaylarda kamu görevlilerinin ya da kurumlarının kendi sorumlulukları altında

meydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir ve

diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 110).

38. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi tarafından

hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir

muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması

hâlinde -Anayasa’nın 17. maddesi “Devletin temel amaç ve görevleri”

kenar başlıklı 5. maddesindeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında-

etkili resmî bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Bu soruşturma,

sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişli

olmalıdır. Bu mümkün olmazsa bu madde sahip olduğu öneme rağmen pratikte

etkisiz hâle gelecek ve bazı hâllerde devlet görevlilerinin fiilî

dokunulmazlıktan yararlanarak kontrolleri altında bulunan kişilerin haklarını

istismar etmeleri mümkün olacaktır (Tahir Canan, § 25).

39. Ancak etkili bir soruşturmanın başlatılabilmesi için

öncelikle kötü muamele iddialarının uygun delillerle desteklenmesi gerekir. Bu

nitelikteki bir kanıt yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi

ispat edilemeyen birtakım karinelerden de oluşabilir. Ancak bu uygun koşulların

tespiti hâlinde etkili bir soruşturma yükümlülüğün gerekliliğinden

bahsedilebilir (C.D., B. No: 2013/394, 6/3/2014, § 28).

40. Yürütülecek ceza soruşturmaları, sorumluların

tespitine ve cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterli

olmalıdır. Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edilebilmesi için

soruşturma makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve

sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplamaları gerekir.

Dolayısıyla kötü muamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız bir

şekilde hızlı ve derinlikli yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer, olay

ve olguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı; soruşturmayı sonlandırmak ya da

kararlarını temellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır

(Cezmi Demir ve diğerleri, § 114). Bu bağlamda soruşturmanın derhâl

başlaması, bağımsız biçimde, kamu denetimine tabi olarak özenli ve süratli

yürütülmesi ve bir bütün olarak etkili olması gerekir (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 116).

41. Devletin pozitif yükümlülüğü kapsamında bazen tek

başına soruşturma yapılmamış olması veya yeterli soruşturma yapılmamış olması

da kötü muamele teşkil edebilmektedir. Dolayısıyla şartlar ne olursa olsun

yetkililer, resmî şikâyet yapılır yapılmaz harekete geçmelidir. Şikâyet

yapılmadığında bile işkence veya kötü muamele olduğunu gösteren yeterli, kesin

belirtiler olduğunda soruşturma açılması sağlanmalıdır. Bu bağlamda

soruşturmanın derhâl başlaması, bağımsız biçimde, kamu denetimine tabi olarak

özenli ve süratli yürütülmesi ve bir bütün olarak etkili olması gerekir (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 116).

42. Soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde

edilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması,

bunun yanı sıra söz konusu kararın vücut bütünlüğüne yönelik müdahalenin

Anayasa’nın aradığı zorunlu bir durumdan kaynaklanan ölçülü bir müdahale olup

olmadığına yönelik bir değerlendirme içermesi de gerekmektedir (Cemil

Danışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 99).

43. AİHM kararlarında, bir kişinin sağlıklı hâldeyken

gözaltına alındığı ancak salıverildiği zaman vücudunda yaralanma tespit

edildiği durumlarda söz konusu yaralanmanın nasıl oluştuğu hususunda makul bir

açıklama getirme ve mağdurun bu yöndeki iddialarını şüphede bırakacak kanıtları

sunma yükümlülüğünün devlete ait olduğu, özellikle ilgili iddiaların doktor

raporları ile doğrulandığı hâllerde Sözleşme'nin 3. maddesi anlamında açık

sorunların ortaya çıkacağı ifade edilmiştir (Cezmi Demir ve diğerleri, §

94).

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

44. Başvuru tarihinde tutuklu olarak İnfaz Kurumunda

tutulan başvurucu, infaz koruma görevlilerince fiziki ve sözlü şiddete maruz

kaldığını iddia etmiştir.

45. Bir devlet görevlisi tarafından Anayasa’nın 17.

maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğuna ilişkin bir

iddianın soruşturma makamına iletilmesi durumunda etkili soruşturma

yükümlülüğünün başlaması için öncelikle gerekli olan husus, söz konusu iddianın

savunulabilir olmasıdır. İddianın savunulabilir olması, açık ve olgulara

ilişkin ayrıntı içermesinin yanında ancak makul kanıtlarla desteklenmesiyle

mümkündür (Cihan Alpyürük, B. No: 2017/37528, 29/9/2020, § 48). Diğer

taraftan devletin denetim ve kontrolü altında tutuklu olarak tutulan

başvurucunun delil sunma olanağı oldukça sınırlı olduğundan toplanmasını talep

ettiği delillerden olayı aydınlatabileceği değerlendirilenlere soruşturma

makamlarınca ulaşılması için çaba gösterilmesi etkili soruşturma yükümlülüğünün

bir parçasıdır (Gökhan Gündüz, B. No: 2017/39507, 3/11/2020, § 44).

46. Başvurucu, isimlerini şikâyet dilekçesinde bildirdiği

infaz görevlilerince yaralandığını iddia etmiş; ayrıca eylemlerin oluş şeklini

ve tarihlerini de açıklayarak şikâyetini detaylandırmıştır. Bu durumda

başvurucunun iddiasının makul delillerle desteklenmesi hâlinde savunulabilir

olarak değerlendirilmesi mümkündür.

47. Başvurucu hakkında aynı gün alınan sağlık raporu ile

olaydan sonra hastaneye sevk edildiğini gösteren evraklar soruşturma makamına

sunulmuştur. Başvurucunun iddiasının savunulabilir olup olmadığının

değerlendirilmesinde en önemli delillerden biri olan kamera kayıtlarının

Başsavcılıkça temin edilmemiş olması başvurucuya atfedilecek bir kusur

olmadığından somut olayda başvurucunun iddialarını destekleyen görüntülerin

bulunmaması nedeniyle etkili soruşturma yükümlülüğünün mevcut olmadığı

söylenemez. Dolayısıyla ayrıntılı şikâyet dilekçesi sunan ve birtakım

delillerin toplanmasını talep eden başvurucunun olay anlatımını kısmen

doğrulayan sağlık raporu ile hastaneye sevk belgeleri dikkate alındığında

etkili soruşturma yapılması yönündeki beklentisinin meşru olduğu kabul

edilmiştir.

48. Başsavcılık başvurucunun şikâyeti üzerine soruşturma

başlatmışsa da araştırma yapılmasına gerek duymaksızın şikâyetin mükerrer

olduğu gerekçesiyle kovuşturma yapılmamasına karar vermiştir. İtiraz üzerine

soruşturmayı inceleyen Sulh Ceza Hâkimliği, şikâyetin mükerrer olmadığını

tespit etmiş ancak mevcut delillere göre şüpheli infaz görevlileri hakkında

kovuşturma yapılmaması yönündeki Başsavcılık kararını hukuka ve usule uygun

bulmuştur.

49. Yapılan soruşturmada başvurucunun şikâyet ve

delillerinin tespitine yönelik ayrıntılı ifadesi alınarak soruşturmaya

katılımının sağlanmadığı, talep edilmesine rağmen kamera görüntüleri ve diğer

delillerin toplanmadığı, tanık dinlenmediği hatta şüpheli infaz görevlilerinin

kimliklerinin dahi tespit edilmediği dikkate alındığında başvurucunun

şikâyetiyle ilgili olayın aslında soruşturulmamasına rağmen Sulh Ceza

Hâkimliğince kovuşturma yapılmaması kararının haklı görüldüğü anlaşılmıştır. Bu

itibarla soruşturma makamlarınca maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla çaba

gösterildiğini söylemek zordur.

50. Soruşturmadaki söz konusu eksiklikler birlikte

değerlendirildiğinde başvurucuya karşı kötü muamele oluşturduğu iddia edilen

eylemlere yönelik olayın aydınlatılması amacıyla etkili bir ceza soruşturması

yürütülmediği açıktır.

51. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun

ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

52. Yukarıda belirtilen tespitler doğrultusunda

soruşturmadaki eksiklikler nedeniyle başvurucunun şikâyetine konu ettiği

olguların gerçekliği konusunda -güç kullanımının gerçekleşme koşulları

bağlamında- kanaat oluşmadığından kötü muamele yasağının maddi boyutu

itibarıyla bir inceleme yapılmasına olanak bulunmadığı değerlendirilmiştir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

53. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

54. Başvurucu, ihlalin tespiti ile yeniden soruşturma

yapılması ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

55. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret

etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

56. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi,

ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet

Doğan, §§ 55, 57).

57. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,

usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan

kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya

özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi

tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde

usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili

mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir

takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine

ulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden

ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet

Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).

58. Başvuruda, infaz görevlileri tarafından orantısız güç

kullanılmasına yönelik etkili soruşturma yapılmaması nedeniyle Anayasa’nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrasının usul boyutuyla ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır. Kötü muamele yasağının usul boyutuna yönelik ihlalin Cumhuriyet

Başsavcılığının işlemlerinden kaynaklandığı anlaşılmıştır.

59. Bu durumda kötü muamele yasağının usul boyutuna

yönelik ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma

yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden soruşturma ise

bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş yeniden soruşturma kararı

verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal

kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir soruşturma yapılmasından

ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden soruşturma yapılmak üzere

Keskin Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

60. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin

başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı

açıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün

sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için kötü muamele yasağının ihlali

nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 27.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

61. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi

için başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence

altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının usule

ilişkin boyutunun ihlalinin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

soruşturma yapılmak üzere Keskin Cumhuriyet Başsavcılığına, (2018/752

soruşturma) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 27.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 16/11/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLEkarar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Basri BAĞCI Raportör : Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI Başvurucu : Asliddin AHMEDALİ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2019/11354, 16 Kasım 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Başvurucu
  10. B. İnfaz Koruma
  11. IV. İlgili
  12. Hukuk
  13. A. Ulusal Hukuk
  14. B. Uluslararası
  15. V. İnceleme Ve
  16. Gerekçe
  17. A. Başvurucunun
  18. B. Değerlendirme
  19. A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin
  20. B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence
  21. C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının usule
  22. E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  23. M. Emin KUZ
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2019/11354
Tarih
16 Kasım 2021

İlgili Kararlar

  • Aliye Yeşil ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/2719)
  • Bedran Sarıboğa ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2021/7811)
  • İsa Kaması ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/20396)
  • Aliye Yeşil ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/2620)
  • Abdulkadir Kalak Başvurusu (B. No: 2019/1649)
  • E.b. Başvurusu (B. No: 2018/5490)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.