İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Aydın Oğuz Başvurusu (B. No: 2014/8872)

1. Başvuru, beyanları mahkûmiyete esas alınan gizli tanığın görüntü

Başvuru No2014/8872Tarih7 Mart 2018Okuma25 dk · 4.989 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Aydın Oğuz Başvurusu

Karar tarihi
7 Mart 2018
Başvuru Numarası
2014/8872
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.989 kelime·25 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, beyanları mahkûmiyete esas alınan gizli tanığın görüntü

veya sesi değiştirilmek suretiyle de olsa sorgulanmasına fırsat verilmemesi ve

delillerin takdirinin hatalı şekilde yapılması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/6/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. 11/5/2011 tarihinde Mersin ili Toroslar ilçesi Demirtaş

Mahallesinde bulunan PTT şubesine saat 23.50 sularında bir grup eylemci

tarafından taşlı ve molotof kokteylli saldırı

gerçekleştirilmiş, çıkan yangında işyeri içinde bulunan bir kısım eşya zarar

görmüştür.

10. Olay üzerine kolluk güçleri tarafından yapılan araştırma

sonucunda F.A., F.E., A.A. ve A.A. isimli kişiler 12/5/2011 tarihinde

yakalanarak gözaltına alınmış ancak haklarında delil yetersizliğinden

kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.

11. 9/10/2011 tarihinde saat 7.00 sularında Mersin ili Toroslar

ilçesi Demirtaş Mahallesi 205. Cadde üzerinde bulunan iki ayrı işyeri ve MOBESE

kamerasına yönelik taşlı, molotof kokteylli saldırı

gerçekleşmiştir. Olaya güvenlik güçleri müdahale etmiştir. Eylemcilerin

dağılmasından sonra güvenlik güçleri eylemi gerçekleştirenler arasında olduğu

iddiasıyla başvurucuyu gözaltına almışlardır.

12. Başvurucu 10/10/2011 tarihinde Mersin Emniyet Müdürlüğünde

vermiş olduğu ifadesinde olay tarihinde işe gitmek üzere GMK Bulvarı üzerinde

amcasının oğlu ile birlikte yürümekte iken güvenlik güçleri tarafından

gözaltına alındığını belirterek gerçekleşen eylemlere katılmadığını

savunmuştur.

13. Kolluktaki ifadesinin ardından savcılığa sevkedilen

başvurucu benzer beyanda bulunmuş ve ifadesinin ardından delil yetersizliği

nedeniyle 11/10/2011 tarihinde serbest bırakılmıştır.

14. Kolluğun yürütmüş olduğu soruşturma kapsamında gözaltına

alınan suça sürüklenen çocuk M.T., Demirtaş Mahallesinde gerçekleştirilen

eylemlere ilişkin olarak 19/10/2011 tarihinde Cumhuriyet savcısı huzurunda

fotoğraf üzerinden teşhiste bulunarak 9/10/2011 tarihli MOBESE kamera

kayıtlarından elde edilen (2) numaralı fotoğrafta görülen ve tanınmamak için

yüzünü kar maskesi ile kapatan ve her iki elinde molotof

kokteyli bulunan şahsı mahalleden ve eylemlerden tanıdığını, ismini Aydın Oğuz

olarak kollukta öğrendiğini bildirmiştir. Suça sürüklenen çocuk, Aydın Oğuz'un

9/10/2011 tarihinde gerçekleşen MOBESE kamerası direğinin yakılması ve iki

işyerine molotof atılması eylemlerini bizzat

gerçekleştiren şahıs olduğunu ifade etmiştir. Suça sürüklenen çocuk M.T. Mersin

2. Çocuk Mahkemesinin E.2011/787 sayısıyla yapılan yargılamada kendisine

yönelik isnatlar ve yapmış olduğu teşhise ilişkin olarak kolluk beyanı

sırasında kendisine psikiyatrik sorunları nedeniyle kullanmakta olduğu ilaç

verildiğinden bilincinin yerinde olmadığını iddia etmiştir. Mahkeme bu iddialar

üzerine ilgiliyi Adana Dr. Ekrem Tok Ruh ve Sinir HastalıklarıHastanesine

sevk etmiştir. Hastanede düzenlenen 5/1/2012 tarihli raporda gerek suç tarihi

gerekse de yargılama sırasında davranışlarını yönlendirme yeteneğini kısmen

veya ileri derecede etkileyecek akıl hastalığının bulunmadığı belirtilmiştir.

15. Yine Demirtaş Mahallesinde gerçekleşen olaylara ilişkin

soruşturma kapsamında olaylara iştirak ettiği saptanan şahıslardan "Yeter

Artık'' müstear ismiyle dinlenen gizli tanık başvurucunun ''Demirtaş Apocu

Gençlik'' olarak tanımlanan yasadışı oluşumun çatışma birimi olarak faaliyet

gösteren biriminde yer aldığını ve 9/10/2011 tarihli MOBESE kamerası direğinin

yakılması ve iki ayrı işyerine molotof atılması

eylemlerinin faili olduğunu bildirmiştir. Gizli tanık ayrıca başvurucunun

11/5/2011 tarihli PTT şubesinin yakılması eylemini gerçekleştirenler arasında

olduğunu da bildirmiştir.

16. Başvurucu, aleyhine yönelik beyanlar nedeniyle 24/10/2011

tarihinde yakalanarak gözaltına alınmıştır. Nöbetçi mahkeme kararıyla evinde

yapılan aramada Cumhuriyet Savcılığına göre terör örgütü iledüşünsel

bağını gösteren ''şehit namırın, Zana Hüseyin Mustafa

(11)'' ibareli yazı ve resimler ele geçirilmiştir.

17. Yakılan işyerlerinden alınan bez parçaları, svaplar ile olay mahallinden elde edilen bez parçaları ve

sıvı maddeler ile başvurucunun svapları

karşılaştırılmış ancak herhangi bir bulgu elde edilememiştir.

18. Olaylara ilişkin 9/10/2011 tarihli MOBESE kamera kayıtları

üzerinde yapılan incelemede gizli tanık ''Yeter

Artık'' ile suça sürüklenen çocuk M.T.nin

görüntülerde başvurucu olduğunu ileri sürdükleri şahsın giydiği ayakkabı ile

başvurucunun yakalandığı anda giymekte olduğu ayakkabının aynı olduğu tespit

edilmiştir.

19. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı yapmış olduğu soruşturma

sonucunda; ''Demirtaş Apocu Gençlik'' adlı

yasadışı oluşumun çatışma biriminde yer aldığı iddia olunanbaşvurucunun

9/10/2011 tarihinde meydana gelen iki ayrı işyerine molotof

atılması, MOBESE kamerasının yakılması ve olaya müdahale eden güvenlik

güçlerine ait araca içinde kamu görevlileri varken molotof

atılması olayına iştirak ettiğinden devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü

bozma, terör örgütü üyesi olma, yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle olası

kastla birden fazla kişiyi öldürmeye kalkışma, mala zarar verme, tehlikeli

maddeleri izinsiz bulundurma ve kullanma ile terör örgütünün propagandasını

yapma suçlarından cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır. Aynı

iddianamede ayrıca 11/5/2010 tarihinde gerçekleşen PTT şubesinin camlarının

kırılıp molotof atılması nedeniyle mala zarar verme,

tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurma ve terör örgütünün propangadasını

yapma suçlarından da cezalandırılması talep edilmiştir.

20. Başvurucu hakkındaki iddianameyi kabul eden ve E.2012/42

sayılı dosya kapsamında yargılamayı yürüten Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK

250. madde ile görevli) 27/2/2012 tarihinde aldığı tensip ara kararında, gizli

tanığın kapalı olarak yapılacak oturumda dinlenilmesine karar vermiştir. Bu doğrultuda

gizli tanık 16/5/2012 tarihli kapalı oturumda dinlenilmiş ve başvurucu

hakkındaki beyanları duruşma tutanağına geçirilmiştir.

21. 29/11/2012 tarihli duruşmada başvurucu, gizli tanığın sanık

ya da müdafiinin yokluğundaki bir oturumda

dinlenilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek gizli tanığın sanık veya müdafiinin de hazır bulunacağı mahkeme huzurunda tekrar

dinlenilmesini talep etmiştir. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi, gizli tanığın daha

önce dinlenmiş olduğu gerekçesiyle aynı tarihli duruşmada başvurucunun bu

talebini reddetmiştir.

22. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi yapmış olduğu yargılama

sonucunda 7/5/2013 tarihli kararla başvurucunun devletin birliğini ve ülke

bütünlüğünü bozma, olası kastla adam öldürmeye teşebbüs, polis aracına molotof atarak zarar verme ve terör örgütünün

propagandasını yapma suçlarından beraatine karar

vermiştir.

23. Mahkeme aynı kararla terör örgütü üyesi olma, 9/10/2011

tarihinde iki ayrı işyerine yönelik mala zarar verme, MOBESE kamerasına zarar

verme, tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurma ve kullanma ile 10/5/2011 tarihli

PTT şubesine zarar verme ve tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurma ve kullanma

suçlarından sırasıylabaşvurucunun 10 yıl hapis, 5 yıl

hapis, 7 yıl hapis, 5 yıl 6 ay hapis, 5 yıl hapis, 10 yıl 5 ay hapis ve 20.800

TL adli para cezası ile 4 yıl 2 ay hapis ve 1.380 TL adli para cezasıyla

cezalandırılmasına karar vermiştir.

24. Mahkeme kararının ilgili kısımları aşağıdaki gibidir:

"Suça sürüklenen çocuk [M.T.] Cumhuriyet Savcısı huzurunda yaptırılan 19/10/2011

tarihli teşhis işlemlerine ilişkin teşhis tutanağının 3. sayfasında:

'09.10.2011 günü MOBESE Kamera direğinin yakılması ile [A.] ve [B.]

isimli iş yerlerine Molotof kokteyli atılmasına ilişkin görüntülerde Molotof

atan şahıs olarak 2 nolu fotoğrafta Aydın Oğuz

olduğunu belirterek şüphelinin eylemlerini anlatıp fotoğrafındanteşhis

ettiği anlaşılmıştır.

Suça sürüklenen çocuk [M.T.] 19/11/2011 tarihli Cumhuriyet savcısı huzurunda

yaptığı teşhis sırasında; Demirtaş Apocu Gençlik

isimli eylem grubunun sorumluluğunu [M.] isimli şahsın yaptığını, Demirtaş Mahallesinde bir çok defa yol

kapama, lastik yakma, molotoflu havai fişekli

saldırı, son olarak 09/10/2011 tarihinde Demirtaş Mahallesinde bulunan mobese direğinin alt kısmında bulunan demir kapağının

çekiçle kırılarak benzin dökülmek sureti ile yakılması, yolun trafiğe

kapatılması, Demirtaş mahallesinde bulunan [A.] ile [B.]

isimli marketlere molotof atmak sureti ile yakılması

eylemlerini gerçekleştirdiklerini, Aydın Oğuz'un fotoğrafından yaptığı teşhise

göre mobese direğinin yakılması, [A.] ile [B.]

isimli marketlere molotof atılması sırasında eylemde

yer aldığını belirtmiştir.

'Yeter Artık' müstear isimli gizli tanığın

5271 Sayılı CMK'nın 58/2. maddesi ve 5726 Sayılı

Tanık Koruma Kanunu hükümleri gereğince olaylar içerisinde yer alan şahıslar

hakkındaki 19/10/2011 tarihli fotoğraf teşhisi ve beyanlarında: 'Demirtaş Apocu Gençlik’in Vurucu Birim, Asayiş Birimi ve Çatışma

Birimi'nden oluştuğunu, Çatışma Biriminde [B.], [M. S.],

[Ç.], [A.], [B.] isimli

şahısların faaliyet gösterdiğini;

Demirtaş Mahallesi'nde PTT ve [B.] markete Molotoflu saldırı

eylemleri ile 09.10.2011 tarihinde [A.], [B.] ve Mobese Kamerasına yönelik saldırı eylemlerinin Çatışma

Birimi içerisinde faaliyet gösteren sanıklar tarafından gerçekleştirildiğini,

Demirtaş Mahallesi'ndeki PTTşubesini yakan eylemciler

içerisinden sanık Aydın Oğuz’u teşhis ettiğini' belirttiği anlaşılmıştır.

GİZLİ TANIK YETER ARTIK MAHKEMEDE

BEYANINDA

'...Sanık Aydın Oğuz çatışma birimi içerisindedir. İddianamede

birinci olay olarak belirtilen [B.],

[A.] iş yerine ve Mobese kamerasına yönelik yapılan saldırıda Aydın Oğuz da

vardı. Hatırladığım kadarıyla Aydın Oğuz [B.] isimli markete Molotof attı. Bu oluşumun içindekiler

genelde siyah renkte kıyafetler giyerler. Başlarına da kapüşon giyerler.

Yakalanmadan önce kapüşonlarını çıkartırlar. iddianamede

ikinci olay olarak belirtilen Alsancak PTT şubesine yönelik saldırı

gerçekleştiren kişiler arasında Aydın Oğuz da vardı. PTT şubesi yakıldı, camları kırıldı. Bu eylemi yapanlar

arasında Aydın Oğuz da vardı. Ancak PTT şubesine ne attığını kesin olarak

hatırlamıyorum. Demirtaş Apocu gençlik içerisinde

bulunan şahıslar eylemde giydikleri kıyafetleri sadece bir sefer giyerek

atarlar...

Gizli tanık Yeter Artık ve suça sürüklenen

çocuk [M.T.]nin beyanları, teşhisleri, 8/10/2011 tarihinde emniyet

görevlilerince bulunan Demirtaş Apocu Gençlik İnsiyatifine ait bildiri, kamera kaydı görüntüleri, müşteki

beyanları ve yukarıda bahsedilen tüm deliller mahkememizce birlikte değerlendirildiğinde;

Mersin İli Demirtaş mahallesinde Demirtaş Apocu

gençlik insiyatifi isimli bir eylem grubunun

oluşturulduğu, bu eylem grubunda vurucu birimi, asayiş birimi ve çatışma birimi

bulunduğu, her grubun farklı görevlerinin olduğu, insiyatifin

amacının Abdullah Öcalan'ı savunmak olduğu, vurucu birimin eylem sırasında

taşlı, havai fişekli, molotoflu, ses bombalı

saldırılarda bulunduğu, asayiş biriminin çevreyi gözetleyerek eylem yapan

birimin güvenlik tedbirini aldığı, yoldan geçen araçları durdurarak KCK asayiş

diyerek kimlik kontrolü yaptığı, çatışma biriminin ise vurucu birimin kaçmasını

sağlamak için polisi başka bir noktaya saldırı düzenleyerek oyaladığı, sanık

Aydın Oğuz'un bu insiyatif içerisinde vurucu birim

içerisinde yer aldığı, bu eylemci grup tarafından 09/10/2011 günü 07.00

sıralarında Mersin Toroslar ilçesi Demirtaş Mahallesi 205. Cadde üzerinde

bulunan [B.] ve [A.] isimli işyerlerine ve yine aynı mahallede bulunan 38

Nolu MOBESE kamerasına yönelik taşlı, molotof kokteylli saldırı ile zarar verme eylemlerinin

gerçekleştirildiği; failleri yakalamak üzeremüdahale

eden güvenlik güçlerine eylemci grup tarafından direniş gösterildiği,

saldırılarda emniyet görevlilerine ve kullandıkları araçlara molotof kokteylleri atıldığı;araca

molotoflu saldırı sırasında 33 A 0328 plakalı resmi

aracın ön sol camından içeriyefırlatılan molotof kokteyli ile araç içinde yangın çıktığı, bazı araç

aksamının yandığı görevli polis memurları [C.D.] ve [A.K.]'nin yanarak çeşitli yerlerinden yaralandıkları; müşteki

polislerin ve diğer polislerin silahla havaya ateş ederek saldırgan grubu ancak

dağıtabildikleri; sanığın kendisinde bıçak, amcasının oğlu [M.E.O.]da sustalı bıçak ele geçirilerek [Ş.Ş.] isimli kişiyle beraber kaçarken yakalandığı,

10/05/2011 günü Mersin ili Demirtaş Mahallesi Alsancak PTT Şubesine yönelik 7-8

kişilik eylemci grup tarafından 23.50 sıralarında taşlı sopalı ve Molotof

kokteylli saldırı eylemi gerçekleştirilmesi neticesi PTT Şubesinde çıkan

yangında asma tavanda, elektrik tesisatında, 3 adet döner koltukta, bilgisayar

ve elektronik eşyalarda yanmadan mütevellitmaddi

hasar meydana geldiği; bütün bu saldırıları gerçekleştirenlerin yüzleri kapalı

olduğundan tespitlerinin mümkün olmadığı ancak gizli tanık beyanı ve suça

sürüklenen çocuk [M.T.]'ın beyanları, ele geçen Demirtaş Apocu

Gençlik isimli insiyatife ait bildiri ile beraber

değerlendirildiğinde, sanık Aydın Oğuz'un [B.], [A.],

Alsancak PTT şubesi ve mobese kamerasına yönelik

saldırıya bizzat aktif olarak Apocu Gençlik İnsiyatifi içerisinde vurucu grupta yer alarak katıldığı

dolayısı ile 4 defa molotof kokteyli ile yakarak mala

zarar verme suçunu işlediği, işlediği suçların niteliği, içerisinde yer aldığı

Demirtaş Apocu Gençlik İnsiyatifinin

oluşumu, gerçekleştirdiği eylemler ve yapısı dikkate alındığında, PKK terör

örgütü ile sanık arasında gizlilik, süreklilik, devamlılık çizgisinde

hiyerarşik ilişkinin gerçekleşmiş olduğu dolayısı ile sanığın organik olarak

PKK terör örgütü ile arasındaki bağlantının sağlandığı anlaşılmakla terör

örgütü üyeliği suçundan cezalandırılması gerektiği yönünde mahkememizde vicdani

kanaat oluşmuştur."

25. Hüküm temyiz edilmiştir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 6/3/2014

tarihli karar ile hükmün onanmasına karar vermiştir.

26. Nihai kararın ceza infaz kurumunda bulunan başvurucuya

tebliğ edildiğine ilişkin dosya içinde mevcut bir bilgi bulunmamaktadır.

Başvurucu 10/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. Kanun Hükümleri

27. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ''Silahlı örgüt'' kenar başlıklı 314.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"(2)

Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis

cezası verilir. ''

28. 5237 sayılı Kanun'un

''Mala zarar verme'' kenar başlıklı 151. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:

“(1) Başkasının taşınır veya taşınmaz malını

kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hale

getiren veya kirleten kişi, mağdurun şikayeti üzerine,

dört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.”

29. 5237 sayılı Kanun'un

''Mala zarar vermenin nitelikli halleri'' kenar başlıklı 152.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(2) Mala zarar verme

suçunun;

a) Yakarak, yakıcı veya patlayıcı madde

kullanarak

...

İşlenmesi halinde, verilecek ceza iki katına

kadar artırılır.''

30. 5237 sayılı Kanun'un ''Tehlikeli

maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi ''kenar

başlıklı 174. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

''(1)Yetkili

makamlardan gerekli izni almaksızın, patlayıcı, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı,

boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal,

biyolojik maddeyi imal, ithal veya ihraç eden, ülke içinde bir yerden diğer bir

yere nakleden, muhafaza eden, satan, satın alan veya işleyen kişi, üç yıldan

sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para

cezası ile cezalandırılır. Yetkili makamların izni olmaksızın, bu fıkra

kapsamına giren maddelerin imalinde, işlenmesinde veya kullanılmasında gerekli

olan malzeme ve teçhizatı ihraç eden kişi de aynı ceza ile cezalandırılır.

(2) Bu fiillerin suç işlemek için teşkil

edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek ceza

yarı oranında artırılır.''

31. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun

"Cezaların artırılması'' kenar

başlıklı 5. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Suçun, örgütün

faaliyeti çerçevesinde işlenmiş olması dolayısıyla ilgili maddesinde cezasının

artırılması öngörülmüşse; sadece bu madde hükmüne göre cezada artırım yapılır.

Ancak, yapılacak artırım, cezanın üçte ikisinden az olamaz.''

32. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun58. maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:

"(2) Tanık olarak dinlenecek kişilerin

kimliklerinin ortaya çıkması kendileri veya yakınları açısından ağır bir

tehlike oluşturacaksa; kimliklerinin saklı tutulması için gerekli önlemler

alınır. Kimliği saklı tutulan tanık, tanıklık ettiği olayları hangi sebep ve

vesile ile öğrenmiş olduğunu açıklamakla yükümlüdür. Kimliğinin saklı tutulması

için, tanığa ait kişisel bilgiler, Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme

tarafından muhafaza edilir.

(3) Hazır bulunanların huzurunda dinlenmesi,

tanık için ağır bir tehlike teşkil edecek ve bu tehlike başka türlü

önlenemeyecekse ya da maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından tehlike

oluşturacaksa; hâkim, hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan da tanığı

dinleyebilir. Tanığın dinlenmesi sırasında ses ve görüntülü aktarma yapılır.

Soru sorma hakkı saklıdır."

33. 5271 sayılı Kanun'un210. maddesi şöyledir:

"Olayın delili, bir

tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha

önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir

açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez.

(2) Tanıklıktan çekinebilecek olan kişi,

duruşmada tanıklıktan çekindiğinde, önceki ifadesine ilişkin tutanak

okunamaz.''

34. 5271 sayılı Kanun'un211. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) a) Tanık veya sanığın suç ortağı ölmüş veya akıl

hastalığına tutulmuş olur veya bulunduğu yer öğrenilemezse,

b) Tanık veya sanığın suç ortağının duruşmada

hazır bulunması, hastalık, malûllük veya giderilmesi

olanağı bulunmayan başka bir nedenle belli olmayan bir süre için olanaklı

değilse,

c) İfadesinin önem derecesi itibarıyla tanığın

duruşmada hazır bulunması gerekli sayılmıyorsa,

Bu kişilerin dinlenmesi yerine, daha önce

yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanaklar ile kendilerinin yazmış olduğu

belgeler okunabilir."

35. 27/12/2007 tarihli ve 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu’nun “Haklarında koruma tedbiri kararı alınan tanıkların

dinlenmelerinde uygulanacak usuller” kenar başlıklı 9. maddesinin

ilgili kısımları şöyledir:

“(1) Bu Kanun hükümlerine göre, haklarında

tedbir kararı alınan tanıkların duruşmada dinlenmesi sırasında Ceza Muhakemesi

Kanununun 58 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uygulanır.

(2) Ceza Muhakemesi Kanununun 58 inci

maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanmasına mahkemece karar verilmesi hâlinde,

dinleme sırasında tanığın görüntü veya sesi değiştirilerek tanınması

engellenebilir.

(3) Tanığın, duruşma salonunda fiziksel

görünümünü engelleyecek tarzda mahkemece tayin ve tespit edilecek bir usule

göre, dinlenmesine de karar verilebilir.

(4) Birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre,

duruşmada hazır bulunma hakkına sahip olanlar bulunmadan tanığın dinlenmesi

hâlinde, tanık tarafından verilen beyanlar, hâkim tarafından Ceza Muhakemesi

Kanununun 58 inci maddesinde belirtilen sınırlamalara uymak koşuluyla,

duruşmada hazır bulunma hakkına sahip olanlara açıklanır.

(5) Tanığın üçüncü fıkra hükmüne göre

dinlenmesi hâlinde, Ceza Muhakemesi Kanununun 201 inci maddesinin

uygulanmasında, tanığa sorulacak soruların bu Kanun kapsamında tanık hakkında

uygulanan tedbirlerle orantılı ve amaca uygun olması gerekir. Bu amaçla, hâkim,

sorulan soruların tanığa sorulmamasına karar verebilir veya tanığı dinlerken

dolaylı dahi olsa tanığın kimliğini ortaya çıkaracak soruların sorulmasına izin

vermez.

(6) Bu madde hükümlerinin naip olunan hâkim

veya istinabe suretiyle uygulanmasına görevli ve yetkili mahkemece karar

verilebilir.

(7) Bu madde hükmüne göre alınan tanık

ifadeleri, Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre duruşma sırasında hazır

bulunanlar huzurunda verilmiş ifade hükmündedir.

(8) Bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci

fıkrasının (a) ve (b) bentlerine göre, hakkında tedbir uygulanan tanığın beyanı

tek başına hükme esas teşkil etmez.

(9) Haklarında tedbir kararı alınan

tanıkların, keşifte dinlenmeleri sırasında da bu madde hükümleri uygulanır.

(10) Bu madde hükümleri, savunma hakkını

kısıtlayacak şekilde uygulanamaz.”

36. 5726 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Bu Kanun hükümlerine göre haklarında tanık koruma tedbiri

uygulanabilecek kişiler şunlardır:

a) Ceza muhakemesinde tanık olarak dinlenenler

ile 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 236 ncı maddesine göretanık olarak dinlenen suç mağdurları...

...

(2) Tanık koruma tedbirleri, birinci fıkrada

sayılanların kendilerinin veya bu Kanunda belirtilen yakınlarının hayatı, beden

bütünlüğü veya mal varlığı ağır ve ciddi bir tehlike içinde bulunması ve

korunmalarının zorunlu olması halinde uygulanabilir."

2. Yargıtay Kararları

37. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 26/4/2017 tarihli ve

E.2016/3450 K.2017/3853 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:

"3- 5726 sayılı Tanık

Koruma Kanununun 9/8. maddesi uyarınca başkaca delillerle desteklenmeyen gizli

tanık beyanının hükme esas alınamayacağı cihetle, gizli tanık N.Ç.nin beyanı dışında atılı suçları işlediğine dair

mahkumiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmayan sanık A.D.nin atılı suçtan beraati

yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, [nedeniyle hükmün

bozulmasına karar verilmiştir.]''

38. Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2/5/2016 tarihli ve E.2016/1090

K.2016/1423 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:

"1- Sanığın, A.S.K.

isimli kişiye uyuşturucu madde vermediğine ilişkin savunması dikkate alınarak;

a) Sanığın suç konusu uyuşturucu maddeyi

sattığı ileri sürülen ve hakkındaki 'kullanmak için uyuşturucu madde

bulundurma' suçundan soruşturması ayrılan A.S.K. hakkında dava açılıp

açılmadığının araştırılması, açılmış ise aşamalardaki ifadelerinin onaylı birer

örneğinin getirtilerek duruşmada okunması,

b) Soruşturma aşamasındaki beyanı hükme esas

alınan adı geçen A.S.K.nınCMK'nın

210. maddesinin 1. fıkrası ile 217. maddesinin 1. fıkrası gereğince duruşmada

tanık olarak dinlenmesi; ifadeleri arasında çelişki oluştuğunda nedeni

sorularak çelişkinin giderilmesi, sonucuna göre tüm deliller birlikte

tartışılarak sanığın hukuki durumun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma

ile hüküm kurulması [nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.]''

B. Uluslararası Hukuk

39. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(3) numaralı fıkrasının (d) bendi şöyledir:

"(3) Bir suç ile itham

edilen herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir:

.....

d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya

çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında

davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını istemek;..."

40. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre gizli tanık

anlatımlarının hükme esas alınmış olması, her koşulda Sözleşme’yle

bağdaşmaz değildir. Sözleşme’nin 6. maddesi her ne kadar tanıkların ve özel

olarak tanıklık için çağrılan mağdurların menfaatlerinin dikkate alınmasını

açıkça gerektirmese de bu kişilerin yaşamları, özgürlük ve güvenlikleri gibi

genel olarak Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamına giren birçok menfaatleri de

tehlikeye girebilir. Tanıkların ve mağdurların bu tür menfaatleri, Sözleşme’nin

maddi hükümleri tarafından korunmaktadır. Bu durumlarda Sözleşme’nin 6.

maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d) bendi ile 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

birlikte ele alınması suretiyle sanık menfaatleri ile tanık menfaatlerinin,

yargı makamları tarafından uygulanan usullerle yeterince dengelenmesi gerekir (Doorson/Hollanda, B. No: 20524/92, 26/03/1996, §§

69-70, 72).

41. AİHM, duruşma salonunda bulunmayan tanıkların durumu ile

gizli tanıkların durumunun benzer olduğunu kabul etmektedir (Marcus Ellis, Rodrigo

Simms ve Nathan Antonio Martin/İngiltere,

B. No: 46099/06 ve 46699/06, 10/4/2012). Bu nedenle mahkeme önünde sözlü olarak

ifade vermesi için çağrılan gizli tanıkların bulunduğu bir yargılamanın

adilliğini değerlendirirken AİHM ilk olarak tanığın kimliğini gizlemek için

makul gerekçelerin olup olmadığını incelemektedir. İkinci olarak gizli tanık

ifadesinin, verilecek hükmün dayandığı tek veya belirleyici temel olup

olmadığını değerlendirmektedir. Üçüncü olarak hükmün büyük ölçüde veya yalnızca

gizli tanığın ifadesine dayanması durumunda, yargılamaları detaylı incelemelere

tabi tutmaktadır (Al-Khawaja

ve Tahery/Birleşik Krallık [BD], B. No:

26766/05, 22228/06, 15/12/201, §§ 119, 147; Pesukic/İsviçre, B. No: 25088/07, 6/12/2012, §

45).

42. AİHM, gizli tanıkların yer aldığı davalarda kimliklerinin

açıklanmasını istememelerinin nedeni olarak, sanıkların kendilerinden intikam

alacağı korkusunu Al-Khawaja

ve Tahery/İngiltere kararında geçerli bir

neden olarak kabul etmiştir. Ancak AİHM'e göre öznel

bir korku yeterli değildir ve yargılamayı yapan mahkeme tarafından söz konusu

korkunun nesnel dayanakları olup olmadığına dair gerekli araştırmanın

yürütülmesi gerekmektedir (Marcus Ellis, Rodrigo

Simms ve Nathan Antonio Martin/İngiltere,

§ 76).

43. AİHM'e göre “kanıtın tekliği”nden sanık aleyhine tek kanıtın olması,

"kanıtın belirleyiciliği"nden ise davanın

sonucunu ağırlıklı olarak etkileme eğilimi olan belirleyici kanıt olması

anlaşılmalıdır. Bu bağlamda diğer kanıtlar ne kadar güçlü olursa gizli tanığın

ifadesinin belirleyici olma ihtimali de o kadar azalır (Marcus Ellis, Rodrigo Simms ve Nathan Antonio Martin/İngiltere,

§ 77). Bu bakımdan gizli tanığın verdiği ifadenin mahkûmiyet kararının tek

nedeni veya belirleyici unsuru olduğu durumlarda, usul işlemleri en detaylı

incelemelere tabi tutulmalıdır. Verilen ifadenin güvenilirliğinin uygun bir

şekilde değerlendirilebilmesi için, usule ilişkin güçlü teminatlar da dâhil

olmak üzere taraflar arasında dengeleyici unsurların varlığından emin

olunmalıdır (Al-Khawaja

ve Tahery/İngiltere, § 147).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

44. Mahkemenin 7/3/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Tanık Sorgulama

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

45. Başvurucu, mahkûmiyetin temel dayanaklarından birisinin ''Yeter Artık'' müstear ismine sahip gizli

tanığın beyanları olduğunu, tanığın beyanlarının tespit edildiği ara duruşmaya

kendisi ya da müdafisinin katılamadığını, tanığa soru sorma vetanığın

verdiği bilgilerin doğruluğunu sorgulama imkânı elde edemediğini, bu itibarla

-tanımadığı, anlamadığı- kimliği meçhul birinin beyanlarıyla mahkûm edildiğini

ve öte yandan gizli tanığın beyanlarını içerir tutanakta Cumhuriyet savcısının

imzasının bulunmadığını ileri sürmüştür.

46. Bakanlık görüşünde; AİHM içtihatlarında belirtildiği üzere

tanığın kimliğini gizlemek için makul gerekçeler olup olmadığı ve gizli tanık ifadesininverilecek hükmün tek dayanağı veya büyük ölçüde

belirleyicisi olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmiştir.

Bakanlık, misilleme ve gelebilecek tehlikelere karşı ve özellikle çete

bağlantılı suçlarda tanığın güvenliğinin sağlanması amacıyla tedbirler

kapsamında gizli tanık kullanılabileceğini ancak bu hâlde gizli tanığın

beyanının tek başına hükme esas alınamayacağını bildirmiştir.Bakanlık,

somut olayda gizli tanığın ve M.T.nin beyanlarına

ayrı bir önem atfedilerek hüküm kurulup kurulmadığı ve AİHM içtihatlarında

belirtilen hususların gözetilip gözetilmediği hususunun Anayasa Mahkemesinin

takdirinde olduğunu bildirmiştir.

47. Başvurunun esası hakkındaki Bakanlık görüşüne karşı

başvurucu, başvuru dilekçesindeki beyanlarını tekrar etmiştir.

2. Değerlendirme

48. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı

mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma (Değişik ibare:

3.10.2001-4709/14 md.) ile adil yargılanma hakkına

sahiptir."

49. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun gizli tanık beyanına yönelik şikâyetlerinintanık sorgulama hakkı kapsamında incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

50. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan tanık

sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

51. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin yargı

organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak

da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. 3/10/2001

tarihli ve 4709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın Bazı Maddelerinin

Değiştirilmesi Hakkında Kanun'un Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasına

"adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin 14. maddesinin

gerekçesine göre "değişiklikle Türkiye

Cumhuriyeti’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına

alınmış olan adil yargılama hakkı metne dahil" edilmiştir.

Dolayısıyla Anayasa'nın 36. maddesinde herkesin adil yargılanma hakkına sahip

olduğu ibaresinin eklenmesinin amacının Sözleşme'de

düzenlenen adil yargılanma hakkını anayasal güvence altına almak olduğu

anlaşılmaktadır (Yaşar Çoban, B.

No: 2014/6673, 25/7/2017,§ 53).

52. Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d)

bendinde güvence altına alınan haklardan biri, sanığın iddia tanıklarını

sorguya çekme veya çektirme hakkıdır. Kovuşturma sırasında bütün kanıtların

tartışılabilmesi için kural olarak bu kanıtların aleni bir duruşmada ve sanığın

huzurunda ortaya konması gerekir. Bu kural istisnasız olmamakla birlikte eğer

bir mahkûmiyet sadece veya belirleyici ölçüde, sanığın soruşturma veya

yargılama aşamasında sorgulama veya sorgulatma imkânı bulamadığı bir kimse

tarafından verilen ifadelere dayandırılmış ise sanığın hakları Sözleşme'nin 6.

maddesindeki güvencelerle bağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmış olur (Atila Oğuz Boyalı, B. No: 2013/99,

20/3/2014, § 46).

53. Anayasa Mahkemesi, benzer iddiaların ileri sürüldüğü

başvurulara ilişkin olarak birçok kararında “tanık sorgulama hakkı”yla ilgili ilkeleri belirlemiştir. Buna göre bir ceza

yargılamasında sanığın, aleyhine olan tanıkları sorguya çekme veya çektirme

hakkı vardır. Hakkında gerçekleştirilen ceza yargılaması sürecinde sanığın

tanıklara soru yöneltebilmesi, onlarla yüzleşebilmesi ve tanıkların

beyanlarının doğruluğunu sınama imkânına sahip olması adil bir yargılamanın

yapılabilmesi bakımından gereklidir. Ancak başvurucuların tanık sorgulama

hakları mutlak bir hak değildir. Makul gerekçelerle getirilen kısıtlamalar,

kimi zaman başvurucunun iddia tanıklarına soru sorabilme ve onlarla yüzleşme

imkânını da ortadan kaldırabilmektedir. Diğer yandan bir mahkûmiyet -sadece

veya belirleyici ölçüde- sanığın soruşturma veya yargılama aşamasında sorgulama

veya sorgulatma imkânı bulamadığı bir kimse tarafından verilen ifadelere

dayandırılmış ise sanığın hakları Anayasa'nın 36. maddesindeki güvencelerle

bağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmış olur (Atila

Oğuz Boyalı, §§ 34-56; Az. M.,

B. No: 2013/560, 16/4/2015, §§ 46-67; Levent

Yanlık, B.No:

2013/1189, 18/11/2015, §§ 67-76; İsmet Özkorul, B. No: 2013/7582, 11/12/2014, §§44,

45).

54. Kural olarak tüm delillerin sanığın huzurunda ortaya konması

gerekmekle birlikte bu şart, uyuşmazlık konusu kovuşturmanın öncesinde ya da

haricinde alınan ifadelerin kesinlikle delil olarak kabul edilemeyeceği

şeklinde anlaşılamaz (Aligül Alkaya ve diğerleri [GK], B. No:

2013/1138, 27/10/2015, § 136).

55. Bazı olaylarda tanığın kim olduğunun sanıklar tarafından

bilinmesi, tanığın kendisi veya yakınları için tehlike doğurabilir. Tanıklık

yapacak olanların misillemeye uğramaktan korkmak için haklı sebepleri

bulunabilir. Ayrıca örgütlü suçla mücadelede tanığın kimliğinin gizli tutulması

hafife alınamaz. Örgütlü suçlardaki artış, bazı tedbirlerin alınmasını

gerektirebilir. Bu nedenle bir tanığın kimliği saklı tutulmuşsa, savunma

tarafının ceza yargılamalarında normal koşullarda bulunmayan zorluklarla karşı

karşıya kalabileceği de gözönünde bulundurulmalıdır (Baran Karadağ, B. No: 2014/12906,

7/5/2015, § 57).

56. Bu bağlamda, 5271 sayılı Kanun’un 58. maddesinde iki tür

tanık koruma tedbiri öngörülmüştür. Bunlardan ilki tanığın kimliğinin gizli

tutulması, diğeri ise tanığın hâkim tarafından hazır bulunma hakkına sahip

kişiler olmaksızın dinlenmesidir. 5726 sayılı Kanun’un 5. maddesinde ise

tanığın, kimlik ve adres bilgilerinin kayda alınarak gizli tutulması ve

kendisine yapılacak tebligata ilişkin ayrı bir adres tespit edilmesi, duruşmada

hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan dinlenmesi ya da ses veya

görüntüsünün değiştirilerek özel ortamda dinlenmesi vb. tedbirler de

düzenlenmiştir (Baran Karadağ, §

61).

57. Bu durumda ilk olarak tanığın kimliğini gizlemek için makul

gerekçelerin olup olmadığının ve ikinci olarak gizli tanık ifadesinin,

verilecek hükmün dayandığı tek veya belirleyici temel olup olmadığının

değerlendirilmesi gerekir. Üçüncü olarak hükmün büyük ölçüde veya yalnızca

gizli tanığın ifadesine dayanması durumunda yargılama detaylı incelemelere tabi

tutulmalıdır. Eğer sanık veya müdafii tarafından

güvenilirliğinin ve doğruluğunun saptanması amacıyla sorgulanmamış tanık

delili, mahkeme kararının dayandığı esas veya belirleyici delil ise ve dengeleyici

güvenceler sağlayan bir usul öngörülmemiş ise adil yargılanma hakkının ihlali

söz konusu olabilecektir (Baran Karadağ,

§ 68).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

58. Başvuru formu ve ekli belgelerden başvurucu ile aynı suç

isnadı altında bulunan "Yeter Artık'' müstear ismine sahip tanığın

kimliğinin güvenlik nedeniyle gizlendiği anlaşılmakla birlikte, aynı suç isnadı

ile hakkında soruşturma bulunan gizli tanığın kimliğinin açıklanması hâlinde ne

tür bir güvenlik sorunu oluşabileceği hakkında herhangi bir gerekçe

gösterilmemiştir. Öte yandan aynı suç isnadı altında bulunduğundan başka,

tanığın saygınlığı, sabıka kaydı ve güvenilirliği hususlarında dosyada mevcut

bir bilgi bulunmamaktadır.

59. Somut olayda gizli tanığın beyanları soruşturma aşamasında Cumhuriyet

savcısı tarafından kovuşturma aşamasında ise mahkeme tarafından alınmıştır.

Gizli tanık, celse arasında ve başvurucuya haber verilmeksizin mahkemece

dinlenmiştir. Bununla birlikte başvurucuya gizli tanığın beyanlarına karşı söz

hakkı verilmiş ancak gizli tanığa soru sorma imkânı tanınmamıştır.

60. İlk derece mahkemesi mahkûmiyet hükmünü gizli tanık ve aynı

suç isnadı altında bulunan suça sürüklenen çocuk M.T.nin

beyanlarına dayandırmıştır. Bu hâlde suça sürüklenen çocuk M.T.nin

beyanlarının içeriği ve bu beyanların 5271 sayılı Kanun'da öngörülen usule

ilişkin güvencelere uygun olarak elde edilip edilmediği üzerinde durmak

gereklidir.

61. Başvurucu, gizli tanık gibi M.T.nin

de beyanının esas alınamayacağını ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi birçok

kararında "tanık" kavramını özerk olarak yorumlamış ve tanığın sanığa

isnat edilen fiil hakkında bilgi veren herhangi bir kişi olabileceğini ifade

etmiştir. Bu bağlamda suçun iştirak edeni, olayın mağduru, şikâyetçi (müşteki),

devletin görevlendirdiği gizli/gizli olmayan soruşturmacının tanık

olabileceğini kabul etmiştir (Selçuk Demir,

B. No: 2014/9783, 22/1/2015, § 35). Bu kabul doğrultusunda suça sürüklenen

çocuk M.T.nin başvurucuya isnat edilen eylemler

yönünden tanık sıfatına sahip olmasına bir engel bulunmamaktadır. Suça

sürüklenen çocuk M.T. Mersin 2. Çocuk Mahkemesindeyapılan

yargılamanın 21/12/2011 tarihli duruşmasında kendisine yönelik isnatları

reddetmekle birlikte müdafii ve Cumhuriyet Savcısı

huzurunda yaptırılan 19/10/2011 tarihli teşhisten sonra düzenlenen tutanağın

içeriğini kabul ettiğini bildirmiştir. Anılan hususlar yargılama aşamasında

başvurucu ve müdafiinin bilgisine sunulmuş ve bunlara

karşı beyanda bulunma imkânı tanınmıştır. Öte yandan başvurucu, suça sürüklenen

M.T.nin soruşturma aşamasındaki psikolojik

rahatsızlığı nedeniyle ilaç kullandığını ve beyanlarının bu ilacın etkisi

altında alındığını ileri sürmüşse dealınan adli

raporda M.T.de bu yönde bir hastalığın bulunmadığı belirtilmiştir.

62. Ayrıca, başvurucu hakkındaki mahkûmiyet kararı gizli tanık

"Yeter Artık" ile M.T.nin beyanlarının yanı sıra MOBESE kayıtlarına ve

başvurucunun saldırganların yakalanması için yapılan çalışmalar kapsamında

olaydan hemen sonra kaçanlar arasında bulunduğu iddiasıyla gözaltına alınmış

olmasına da dayandırılmıştır. Gerekçeli karar incelendiğinde gizli tanık

"Yeter Artık"ın anlatımlarının mahkûmiyet

için yegâne veya belirleyici delil niteliğinde olmadığı, birçok delil yanında

anılan beyana dayanıldığı, gizli tanık beyanına dayanılmasının yargılamanın bir

bütün olarak adilliğine zarar vermediği ve bunun tanık sorgulama hakkına

aykırılık oluşturmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

63. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında tanık sorgulama hakkının ihlal

edilmediğine karar verilmesi gerekir.

B. Hakkaniyete Uygun

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

64. Başvurucu, beyanı hükme esas alınan diğer tanık M.T.nin aynı eylemler nedeniyle hakkında soruşturma olup

suça sürüklenen çocuk sıfatına sahip olduğunu, bu kişiye Cumhuriyet savcısı

huzurunda yaptırılan teşhis sırasında beyanı da alındığından bu işleminmüdafii huzurunda yapılması gerektiğini, Mersin 2.

Çocuk Mahkemesinde yapılan yargılamasında polis tarafından verilen ilacın

etkisi altında beyanda bulunduğunu bildirdiğinden beyanlarının delil

niteliğinde kabul edilemeyeceğini belirtmiş ve adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

65. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması

bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013,

§ 42).

66. Somut olayda başvurucu, kendisine isnat edilen eylemlere

iştirak ettiği iddia olunan suça sürüklenen çocuk M.T.nin

tanık olarak kabul edilmesi mümkün olmadığından aleyhine vermiş olduğu

beyanların hükme esas alınamayacağını ileri sürmüş ancak, tanığın yeniden

dinlenmesi hususunda herhangi bir talepte bulunmamıştır. Bu itibarla başvurucu

tarafından ileri sürülen ihlal iddialarının yukarıda belirtilen içtihat

kapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

67. Açıklanan gerekçelerle başvuruların bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Adil yargılanma hakkı kapsamında tanık sorgulama hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Hakkaniyete uygun

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında tanık sorgulama hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

7/3/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Recai AKYEL

Raportör

:

Heysem KOCAÇİNAR

Başvurucu

:

Aydın OĞUZ

Vekili

:

Av. Filiz

SOYLU BOZAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/8872, 7 Mart 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. Gizli Tanık Yeter Artık Mahkemede
  7. Beyanında
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. B. Uluslararası Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Tanık Sorgulama
  13. B. No: 2013/560, 16/4/2015, §§ 46-67; Levent
  14. B. Hakkaniyete Uygun
  15. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  16. Yıldırım
  17. Kömürcü
  18. Akıncı
  19. Topal
  20. Soylu Bozan
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/8872
Tarih
7 Mart 2018

İlgili Kararlar

  • N. T. Başvurusu (B. No: 2017/25761)
  • Ahmet Temiz Başvurusu (B. No: 2015/16566)
  • Latif Oygür Başvurusu (B. No: 2015/6244)
  • Ahmet Temiz ve Musa Şanak Başvurusu (B. No: 2015/13923)
  • S.e. Başvurusu (B. No: 2017/27839)
  • Küçük Hasan Çoban Başvurusu (B. No: 2015/17776)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.