İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ayla Oran Özgün Başvurusu (B. No: 2019/6676)

1. Başvuru; kendisinden haber alınamayan kişinin devlet

Başvuru No2019/6676Tarih14 Eylül 2022Okuma42 dk · 8.497 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ayla Oran Özgün Başvurusu

Karar tarihi
14 Eylül 2022
Başvuru Numarası
2019/6676
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

8.497 kelime·42 dk okuma·23 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; kendisinden haber alınamayan kişinin devlet

görevlilerince hukuka aykırı olarak hürriyetinden yoksun bırakılması nedeniyle

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, kaybolma hadisesinden devlet

görevlilerinin sorumlu olması, kayıp kişinin yaşamının korunması için gerekli

önlemlerin alınmaması ve kaybolma olayı üzerine yürütülen ceza soruşturmasının

etkisizliği nedeniyle yaşam hakkının, sözü edilen soruşturmanın ayrımcılık

saikiyle etkisiz yürütülmesi nedeniyle yaşam hakkıyla bağlantılı olarak eşitlik

ilkesinin, kayıp kişinin yakınının kaybolma olayından ve bu olay hakkında

yürütülen soruşturmanın etkisizliğinden duyduğu üzüntü nedeniyle kötü muamele

yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 1/3/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyon,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

vermiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla temin edilen belgelere

göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucunun ağabeyi A.O. 2005 yılında Millî

İstihbarat Teşkilatında (MİT) uzman yardımcısı olarak işe başlamıştır.

6. Üçüncü sınıf istihbarat uzmanı olan A.O. Yunanistan’da

görev yapmaktayken hakkında başlatılan idari bir soruşturma nedeniyle 7/6/2016

tarihinde Türkiye’ye çağrılmıştır. Aynı gün Türkiye’ye gelip ilgili evrakı

tebliğ alan A.O. 9/6/2016 tarihinde gittiği Yunanistan’dan 12/6/2016 tarihinde

dönmüştür. Bahsi geçen idari soruşturma, A.O.nun kendi adına olmayan ve MİT’e

bildirilmeyen telefon hatlarını kullanarak Paralel Devlet

Yapılanması/Pensilvanya Örgütü (PDY/PÖ, 15/7/2016 tarihinde yaşanan darbe

teşebbüsü sonrasında Fetullahçı Terör Örgütü -FETÖ-/PDY olarak

adlandırılmıştır.) mensubu olduğu ileri sürülen kişilerle -bu kişilerden birisi

de S.E.dir- iletişim kurduğu ve PDY/PÖ üyesi olduğu iddiasına dayanmaktadır. Bu

konuda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı (Ankara Başsavcılığı) da tespit

edilemeyen bir tarihte soruşturma başlatmıştır. Anılan ceza soruşturması ile

ilgili sürece başvuruyu ilgilendirdiği ölçüde aşağıda yer verilmiştir.

A. A.O.

Hakkında Yürütülen Soruşturmalar ile A.O.nun Kaybolduğu İddiası Hakkında Yürütülen

Soruşturmayla İlgili Süreç

1. Başvuru

Tarihine Kadar Olan Süreç

7. Ankara Başsavcılığının talebi üzerine Ankara 5. Sulh

Ceza Hâkimliği 19/7/2016 tarihinde, başka şüpheliler yanında A.O.nun da yurt

dışına çıkamaması yönünde adli kontrol kararı vermiştir. A.O.nun anılan karara

yaptığı itiraz Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğince reddedilmiştir.

8. MİT 3/10/2016 tarihinde arasında A.O.nun da olduğu 32

eski çalışanı hakkında suç duyurusunda bulunmuştur. Suç duyurusuna ilişkin

dilekçeye sözü edilen kişilerle ilgili soruşturma raporları da eklenmiştir.

9. 1/11/2016 tarihine kadar geçen soruşturma sürecinde

A.O.nun telefon yoluyla kurduğu iletişimlerin tespiti, ByLock kullanıcısı olup

olmadığının belirlenmesi ve FETÖ/PDY örgütüne bağlı olup olmadığının tespitine

yönelik mal varlığı araştırması gibi bazı soruşturma işlemleri yapılmıştır.

Ayrıca gerek anılan tarihe kadar olan süreçte gerekse sonraki soruşturma

sürecinde Ankara Başsavcılığının isteği üzerine Ankara sulh ceza

hâkimliklerince farklı tarihlerde, yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini

içeren tutanak ile bilirkişi raporları ve adı geçenlerin hazır bulunmaya

yetkili oldukları diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar hâriç olmak üzere

şüpheli müdafilerinin dosya içeriğini inceleme ve soruşturma belgelerinden

örnek alma yetkilerinin kısıtlanmasına karar verilmiştir. Burada bahsi geçen

soruşturmalar ile A.O. aleyhinde yürütülen diğer soruşturmalar daha sonra

birleştirilmiştir.

10. A.O.nun eşi Ay.O. eşinden 1/11/2016 tarihinden beri

haber alamadığını ve eşinin hayatından endişe ettiği bildirerek Etimesgut Polis

Merkezi Amirliğine 2/11/2016 tarihinde kayıp başvurusu yapmıştır. Ay.O. kayıp

olan eşi ile eşi adına kayıtlı olup Yunanistan’da diplomatik plaka alınan

aracın bulunmasını, eşinin bulunması için kitle iletişim araçları ve sosyal

medya da dâhil tüm imkânların kullanılmasını istemiştir.

11. Ay.O. 4/11/2016 tarihinde Ankara Batı Cumhuriyet

Başsavcılığına (Batı Başsavcılığı) müracaat etmiş ve kaçırılmış olabileceğini

düşündüğü eşinin bulunmasını talep etmiştir. Ay.O.nun Batı Başsavcılığında

verdiği ifadenin ilgili kısmı şöyledir:

“...Eşim [A.O.] 01/11/2016 tarihinde müşterek

çocuğumuz olan [A.A.O.yı] Etimesgut ilçesi Zırhlı Birlikler Mevkiinde

faaliyet gösteren Mehmetçik Anaokulundan saat 12:10'da alarak kendi üzerine

kayıtlı ▲E.3... (Delta Sigma) 2002 model gri renkli Opel Zafira aracıyla

alarak 12:20'de babam [U.Y.nın] ikametgahı olan ... yere bırakmış.

Oradan da Kızılay'a ismini bilmediğim arkadaşlarıyla buluşmaya gideceğini

söylemişti. Nitekim çocuğu bıraktıktan sonra da Kızılay'a gittiğini

düşünüyordum. Aynı gün saat 18:00 sularında merak edip kendisini kullanmakta

olduğu 0532 ... 00 no'lu hattından aramama rağmen hiç alışkın olmadığım şekilde

cep telefonuna cevap vermedi, daha sonra telefonu kapalı konumdaydı.

Arkadaşlarını cep telefonundan arayıp eşime ulaşamadığım sorunca kendileri bana

hitaben eşimin buluşmaya bile gelmediğini söylediler. Arkadaşları eşim

randevuya gelmeyince ... programından mesaj atmışlar, ancak gelmeyince üzerinde

durmamışlar. Eşimin bulunmasını istiyorum. Eşimin herhangi bir düşmanı,

husumetlisi, sağlık problemi bulunmamaktadır. Adliyeye yansıyan hiçbir vukuatı

yoktur. Özel hayatında şüphelendiğim üçüncü bir kişi yoktur. Eşimin bulunması

için gereğinin yapılmasını talep ederim. Polis merkezine ve hastanelerde

araştırdık ancak eşimin tedavi olduğu veya bulunduğu yönünde bir bilgi

alamadık. Eşimin üzerine G... Bankasının nakit ve kredi kartları

bulunmaktaydı.”

12. A.O.nun kaybolmasına yönelik iddialar nedeniyle

yürütülen soruşturmada Ay.O. kendisini bir vekille temsil ettirmiştir.

13. Batı Başsavcılığı aynı gün Etimesgut Emniyet

Müdürlüğüne gönderdiği bir yazıyla MOBESE kayıtlarının incelenmesini, A.O.nun

bulunabilmesi için etraflıca araştırma yapılmasını, bulunması hâlinde ifadesinin

alınmasını, suç konusu bir olayla karşılaştığını beyan etmesi durumunda

faillerin tespit edilerek beyanlarının tespitini, varsa görgü tanıklarının

beyanına başvurulmasını istemiştir. Yazıdan anlaşıldığına göre işin aciliyet

arz etmesi nedeniyle yazı muhatabına gönderilmek üzere Ay.O.ya teslim

edilmiştir.

14. Batı Başsavcılığı ayrıca A.O.nun 1/11/2016 tarihinden

itibaren mobil telefon yoluyla kurduğu iletişimin tespitine ait kayıtların

celbi için Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna (İletişim Kurumu), A.O.nun

1/11/2016 tarihinden itibaren banka veya kredi kartıyla yaptığı harcamalar ve

para çekimi işlemlerine ait kayıtlar ile bu işlemlerle ilgili kamera

görüntülerinin, banka veya kredi kartlarının internetten harcama için

kullanılmış olması durumunda söz konusu harcamaların kim tarafından, ne zaman

ve hangi işyerinden yapıldığına, harcama yapan kişinin kullandığı bilgisayarın

bulunduğu yere ilişkin kayıtların gönderilmesi için Ay.O.nun bildirdiği

bankanın Etimesgut şubesine, A.O.nun 1/11/2016 tarihinden sonra hastanede

tedavi görüp görmediğine ilişkin kayıtların temini için Türkiye Kamu

Hastaneleri Kurumuna müzekkere yazmıştır.

15. Batı Başsavcılığı sağlık.net sistemi üzerinden

yapılan sorgulamada A.O.nun 1/11/2016 tarihinden sonra hastanede tedavi

gördüğüne dair kayıt bulunmadığı hususunda bilgilendirilmiştir.

16. İletişim Kurumu istenen kayıtları içeren CD’yi Batı

Başsavcılığına göndermiştir. Sözü edilen kayıtlara göre A.O. 1/11/2016

tarihinde en son A.M.Y. adına kayıtlı telefon ile 23 saniye görüşmüştür. A.O.ya

3/11/2016 tarihinde yedi kısa mesaj atılmıştır (Mesajı atan kişinin F.T. olduğu

anlaşılmıştır.). GPRS/WAP kayıtlarına göre A.O.nun telefonu 1/11/2016 tarihinde

saat 13.49’da Ankara-Eskişehir üzerindeki bir baz istasyonundan, saat 14.50’de

Eskişehir'in Sivrihisar ilçesindeki bir baz istasyonundan, 15.32’de

Afyonkarahisar'ın İscehisar ilçesindeki bir baz istasyonundan, saat 15.35’te

ise Afyonkarahisar Organize Sanayi Bölgesi 3. Cadde 1. Sokak civarındaki bir

baz istasyonundan sinyal almıştır.

17. Ay.O., Batı Başsavcılığına verdiği 8/11/2016 tarihli

dilekçesinde MOBESE görüntülerinin 1/11/2016-2/11/2016 tarihlerine ilişkin

kısımlarının Batı Başsavcılığı huzurunda incelenmesini, eşinin iletişiminin

tespitine ait kayıtların UYAP üzerinden istenmesini ve söz konusu kayıtların

celbi için elden takip yetkisi verilmesini istemiştir.

18. Ay.O. ifadesine ekleyeceği hususlar olduğunu iddia

ederek 12/11/2016 tarihinde Kayıp Şahıslar Büro Amirliğine müracaat etmiştir.

Bu müracaat nedeniyle Ay.O.nun alınan ifadesinin içeriği saptanamamıştır.

19. Ay.O. Batı Başsavcılığına sunduğu 14/11/2016 tarihli

dilekçesinde kamera kayıtlarına göre eşinin ikamet ettikleri siteden 1/11/2016

tarihinde saat 12.58’de çıktığını, çıkış güzergâhına yakın Etimesgut Belediyesi

Park ve Bahçeler Sera Alanı Temizlik İşleri Garajında kamera olduğunu, kamera

kayıtlarının 15 gün süreyle saklanması gibi bir durum olabileceğini belirterek

12.50-13.50 saatlerini kapsayacak şekilde kamera kayıtlarının bir örneğinin

celbini ve elden takip yetkisi verilmesini talep etmiştir.

20. Batı Başsavcılığı 14/11/2016 tarihinde Etimesgut

Polis Merkezi Amirliğine bir müzekkere yazıp 1/11/2016 tarihinde saat 12.58’den

sonra garajda bulunan kameralara ait kayıtlar ile A.O.nun geçiş güzergâhındaki

kameralara ait kayıtların bir örneğinin temin edilerek incelenmesini, A.O.nun

teşhisi için gerekli araştırmanın yapılmasını istemiştir. Yazıdan anlaşıldığına

göre Ay.O.nun vekiline elden takip yetkisi verilmiştir.

21. Banka, Batı Başsavcılığına gönderdiği 14/11/2016

tarihli yazıda A.O.nun kredi kartı ile 1/11/2016 tarihinde Ankara’daki bir

alışveriş merkezinde bulunan bir işyerinde 56,66 TL’lik harcama yaptığını ancak

banka veya kredi kartıyla para çekme işlemine rastlanmadığını bildirmiştir (Söz

konusu yazının ekindeki belgelerden 1/11/2016 tarihinde yapıldığı söylenen

56,66 TL’lik işlemin aslında daha önceki bir tarihte yapılan taksitli bir

alışveriş olduğu, 1/11/2016 tarihli ve 56,66 TL’lik ikinci taksitin işlem

tarihinin 1/10/2016 olduğu anlaşılmıştır.).

22. Ay.O., Batı Başsavcılığına verdiği 18/11/2016 tarihli

dilekçesinde MOBESE kayıtlarının incelenmesine devam edildiğini ancak henüz

sonuç alınamadığını belirterek söz konusu incelemenin ivedilikle yapılmasını,

sözü edilen kayıtları içeren CD’nin gönderilmesi konusunda kolluğa müzekkere

yazılmasını, kamera kayıtlarını incelemeyen kolluk görevlileri hakkında suç

duyurusunda bulunulmasını talep etmiştir. Ay.O.nun şikâyeti nedeniyle kolluk

görevlileri hakkında yapılan işlemler aşağıda yer almaktadır (bkz. §§ 59-61).

23. Batı Başsavcılığı tarafından 21/11/2016 tarihinde

soruşturmanın ilerlemesinin sağlanması için bazı adımlar atılmıştır:

i. Etimesgut Emniyet Müdürlüğüne gönderilen 4/11/2016

tarihli yazı tekit edilmiştir (Yazıdan anlaşıldığına göre Ay.O.ya veya vekiline

evrakı elden takip yetkisi verilmiştir.).

ii. Ankara Emniyet Müdürlüğünden bazı taleplerde

bulunulmuştur. Söz konusu talep yazısında A.O. hakkında yürütülen soruşturmaya

dikkat çekilip 1/11/2016 tarihinde A.O.nun kendisine ait olan ve Yunanistan’da

diplomatik plaka alınan bir araçla seyahat ettiğinin değerlendirildiği

belirtilerek;

- İl genelindeki Plaka Tanıma Sistemi (PTS), Elektronik

Denetleme Sistemi (EDS) ve MOBESE sistemlerinin taranarak şahsın kaybolduğunun

bildirildiği 1/11/2016 tarihinden müzekkerenin alındığı tarihe kadar geçen süre

içinde aracın hangi güzergâhta seyrettiğinin ve son tespitin nerede

yapıldığının, plakanın başka bir ülkeye ait olması nedeniyle tespit yapılamıyor

ise aracın nerede olduğunun hangi yollarla saptanabileceğinin bildirilmesi,

- İl genelinde ve çevre illerde araştırma yapılarak söz

konusu aracın terk edilip terk edilmediğinin veya herhangi bir yediemin

otoparkına çekilip çekilmediğinin, 1/11/2016 tarihinden müzekkerenin alındığı

tarihe kadar olan sürede kimliği tespit edilemeyen erkek cesedi bulunup

bulunmadığının tespiti istenmiştir.

iii. Bir polis merkezine müzekkere yazılarak A.O.nun

1/11/2016 tarihinde 56,66 TL’lik harcama yaptığı işyerine ve bu işyerinin

bulunduğu alışveriş merkezine ait kamera görüntülerinin temin edilmesi talep

edilmiştir.

24. Alışveriş merkezine ait kameraların kayıtlarının

temini için kolluğun alışveriş merkeziyle yaptığı yazışmaya göre A.O.nun

1/11/2016 tarihinde alışveriş yaptığı işyerinin girişini gören bir kamera

bulunmamaktadır, ayrıca anılan işyerinin olduğu kat ile alışveriş merkezinin

giriş ve çıkışlarını gören kameraların kayıtları sadece beş gün saklanmaktadır.

Bu nedenle alışveriş merkezinin elinde 1/11/2016 tarihine ait kayıt yoktur.

25. Batı Başsavcılığınca 23/11/2016 tarihinde bankaya

10/11/2016 tarihinde yapılan ve kayıtlarda “TX 04, -465,00, Prox. No:032758,

Şubeden Ödeme, işlem tipi Normal, Orjinal Kur 949” şeklinde gözüken işlemin

nerede ve nasıl yapıldığının tespiti, işlem anına ait kamera kayıtlarının

gönderilmesi istenmiştir. Bankanın 23/11/2016 tarihli yazısından A.O.nun banka

hesabının kredili olduğu, hesabın 4/11/2016 tarihinde eksi bakiyede olduğu,

Ay.O.nun 7/11/2016 tarihinde hesaba para gönderdiği, 10/11/2016 tarihinde

hesaptan kredi kartı borcu ödemesi alındığı, 17/11/2016 tarihinde hesaba

Ay.O.nun para gönderdiği, 18/11/2016 tarihinde hesaptan kredi kartı borcu

ödemesi alındığı anlaşılmıştır.

26. Ankara Başsavcılığına MİT tarafından gönderilen

6/12/2016 tarihli yazıdan daha önce kimliği bilinmeyen kişi veya kişilerce

Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığına aralarında

A.O.nun da olduğu bazı eski MİT personelinin darbe teşebbüsünde rol aldığına ve

bu kişilerin yurt dışına kaçmaya çalıştığına dair ihbarda bulunulduğu

anlaşılmıştır.

27. Batı Başsavcılığı 26/12/2016 tarihinde A.O. ile

Ay.O.nun ikamet ettiği dairenin bulunduğu sitenin yöneticisi F.T.nin ifadesine

başvurmuştur. F.T.nin ifadesi şöyledir:

“...03/11/2016 tarihinde saat 20:59'da

bana ait olan kulanmış olduğum 0 533 ... nolu telefondan kaybolan şahsın

kullanmış olduğu telefonuna gönderdiğim mesaj, her ay rutin olarak site

sakinlerine gönderdiğim gider paylaşımı ve aidat bilgilendirme mesajlarıdır. Bu

mesaj içerik olarak uzun olduğundan dolayı kaybolan şahsa bölümler halinde 3-4 kez

gönderilmiş olabilir. Ben olay günü veya öncesinde kaybolan şahsın evinde kavga

gürültü, evine giren çıkan veya olağan bir dışı bir durum görmedim. Zaten bu

şahsı tanımam, ne iş yapar bilmem. Kaybolan şahsın eşi [Ay.O.] eşinin kaybolduğunu

söyleyerek yönetici olmamdan dolayı tarihini tam hatırlamadığım bir zamanda

benim daireme geldi, sonra birlikte kamera görüntülerinin olduğu yere giderek

kamera görüntülerini inceledik, şahsın saat 08:00 sıralarında siteden

ayrıldığını, sonra tekrar saat 11:00 sıralarında siteye giriş yaptığını ve saat

11:43 sıralarında siteden çıkış yaptığını gördük...”

28. Batı Başsavcılığı, A.O.nun 1/11/2016 günü saat 12.15

sıralarında aradığı Ay.O.nun kardeşi A.M.Y. adına kayıtlı telefona 28/12/2016

tarihinde mesaj göndermiş ancak telefonun Ay.O.nun babası U.Y. tarafından

kullanıldığı anlaşılmıştır.

29. Etimesgut Emniyet Müdürlüğünün Batı Başsavcılığına

gönderdiği 1/1/2017 tarihli tahkikat evrakına göre;

- Etimesgut Belediyesinden temin edilen 1/11/2016

tarihine ait kamera kayıtları Ay.O. ile birlikte incelenmiş ancak A.O.ya ait

araç görülmemiştir.

- Ay. O.nun müracaatı üzerine arama kayıtlarına alınan

A.O.nun bulunamadığına dair 13/12/2016 tarihinde tutanak düzenlenmiştir.

- Ankara’da 1/11/2016 Salı günü saat 10.00 ile 4/11/2016

Cuma günü saat 20.00 arasında A.O. adına kayıtlı araç PTS kayıtlarında tespit

edilememiştir.

30. Batı Başsavcılığı Ankara Emniyet Müdürlüğüne

gönderdiği 23/11/2016 tarihli yazının bir benzerini -kimliği tespit edilemeyen

erkek cesedi ile ilgili talep hariç- 11/1/2017 tarihinde Ankara Emniyet

Müdürlüğü Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) Şube Müdürlüğüne göndermiştir.

31. Batı Başsavcılığı 16/1/2017 tarihinde Ay.O.nun

ifadesini almıştır. Ay.O. daha önce verdiği ifadeyi tekrar ederek, eşi

tarafından yazılıp imzalandığını öne sürdüğü iki sayfalık “Vasiyetname”

başlıklı bir belge ile eşinin, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında MİT’e

verdiğini iddia ettiği altı imzalı 16 sayfalık bir belgenin örneğini Batı

Başsavcılığına sunmuştur. “Vasiyetname” başlıklı 15/8/2016

tarihli belgede A.O. ansızın ortadan kaybolması ve sonrasında tanımadığı

şahıslar ya da meslektaşlarına iftira atmak suretiyle itirafçı olarak ortaya

çıkması veya hayatın akışına aykırı olarak öldürülmesi hâlinde birinci derecede

sorumlunun çalıştığı kurum olduğunu iddia etmiştir.

32. Ankara Batı 1. Sulh Ceza Hâkimliği Batı

Başsavcılığının talebi üzerine 18/1/2017 tarihinde, müdafilerin soruşturma

sayılı dosyasını inceleme ve soruşturma dosyasındaki belgelerden örnek alması

yetkilerinin kısıtlanmasına karar vermiştir.

33. Batı Başsavcılığı MİT’in merkezinin bulunduğu yeri

gerekçe göstererek Ay.O.nun, eşinin MİT tarafından tutulduğuna veya kaybından

MİT’in bilgisi olduğuna yönelik iddiaları yönünden yetkili olmadığı sonucuna

vararak 10/2/2017 tarihinde yetkisizlik kararı vermiş ve soruşturma evrakını

Ankara Başsavcılığına göndermiştir.

34. Ay.O. eşine ait telefonun en son Afyonkarahisar’dan

sinyal verdiğine ilişkin bilginin soruşturma dosyasına yansıdığını belirterek

eşinin telefonunun hangi baz istasyonundan ne zaman sinyal aldığına dair

evrakın gönderilmesi ve aynı baz istasyonundan aynı gün sinyal alan

telefonların tespiti için İletişim Kurumuna müzekkere yazılması için 7/2/2017

ve 1/3/2017 tarihlerinde dilekçeyle Batı Başsavcılığına başvurmuştur.

35. Aynı gün Ankara Başsavcılığı İletişim Kurumuna bir

müzekkere yazarak A.O.nun adına kayıtlı hat ile 1/1/2016 tarihinden

müzekkerenin alındığı tarihe kadar geçen sürede kurduğu iletişimlerin

tespitini, söz konusu hat ile kullanılan telefonların IMEI numaralarının

saptanmasını, bu telefonların anılan tarihte kimin adına kayıtlı hatlar ile

kullanıldığının belirlenmesini istemiştir. Temin edilen kayıtlar inceleme için

Ankara Emniyet Müdürlüğüne gönderilmiştir. Bahse konu kayıtlara göre A.M.Y.

adına kayıtlı telefon ile A.O.nun kullandığı telefona 1/12/2016, 2/12/2016 ve

25/12/2016 tarihlerinde kısa mesajlar atılmıştır.

36. Ay.O.nun Ankara-Afyonkarahisar istikametindeki tüm

MOBESE kameralarına ait kayıtlarının 1/11/2016 tarihine ait bölümlerinin ve A.O.ya

ait araçla ilgili olarak 1/11/2016 tarihine ait MOBESE kayıtlarının

incelemesini talep etmesi üzerine Ankara Başsavcılığı 8/3/2017 tarihinde Ankara

Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünden (TEM Şube);

- A.O.ya ait telefonun en son Afyonkarahisar’da sinyal

vermesi nedeniyle A.O.nun bulunması için Ankara-Afyonkarahisar istikametindeki

tüm MOBESE kayıtlarının incelemesini,

-A.O. ile FETÖ/PDY arasında irtibat ya da iltisak bulunup

bulunmadığının etraflıca araştırılmasını,

- Bulunması için A.O.nun sıkı bir şekilde araştırılmasını

istemiştir.

37. Ankara Emniyet Müdürlüğünce soruşturma dosyasına

gönderilen 24/3/2017 tarihli yazıda 1/11/2016-24/3/2017 tarihleri arası için

yapılan PTS sorgusunda A.O.ya ait araca rastlanmadığı, 80 ilin emniyet

müdürlüğüne A.O. ve A.O.ya araç hakkında yazılan yazıya cevap verilmediği

belirtilmiştir (Ankara Emniyet Müdürlüğü seksen ilin emniyet müdürlüğüne

gönderdiği 20/3/2017 tarihli yazıda ertesi gün mesai bitimine kadar cevap

verilmesini ve konuyla ilgili kayıt yoksa cevap gönderilmemesini isteyip

süresinde cevap verilmediği takdirde herhangi bir kayıt bulunmadığının

anlaşılacağını ifade etmiştir.).

38. Ankara Başsavcılığı 4/4/2017 tarihinde, daha önce

Ay.O. tarafından ibraz edilen “Vasiyetname” başlıklı belgede parmak izi

olup olmadığının tespitini ve parmak izi varsa bu izin kime ait olduğunun

bildirilmesini istemiştir. Yapılan incelemede anılan belgede beş biyolojik veri

elde edilmiştir ancak vücut izlerinde yeterli karakteristik özellikler tespit

edilememiştir. İzler veri tabanına kaydedilmiştir. Ankara Başsavcılığı imza

karşılaştırmasına gerek görmemiştir.

39. Ay.O. Ankara Başsavcılığına verdiği 24/1/2018 tarihli

dilekçesinde özetle bazı genel ağ adreslerinde ve bir video paylaşım sitesinde

yayımlanan yakın tarihli videolarda A.O. hakkında çeşitli ifadelerin yer

aldığını (Ay.O. dilekçesinde sadece bir url adresi vermiş ve 4/2/2022 tarihinde

yapılan kontrolde anılan url adresinin etkin olmadığı görülmüştür.), yapılan

bir habere göre bir terör örgütüne mensup kişilerce MİT’in kaçırılan üst düzey

iki yetkilisinin -E.P. ve A.G.- A.O.nun kaçırılmış olduğunu beyan ettiklerini,

konuyla ilgili MOBESE kayıtlarına ulaşılamadığını, eşine ait aracın hâlâ

bulunamadığını belirterek bahsi geçen haber ve videolarda yer alan iddiaların

araştırılmasını istemiştir. Ay.O. dilekçesine bazı kayıp şahıslarla ilgili

Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) sunulan bir soru önergesiyle ilgili

çıktıyı, video görüntüsü içerdiğini iddia ettiği bir CD’yi, anılan soru

önergesi hakkında yapılan bir haberin ve A.O.nun kaybolması hakkında yazılan

bir köşe yazısının çıktılarını (Bu çıktılarda A.O.nun kaybolması hakkında somut

bir bilgi yer almamaktadır ve haber, köşe yazısı ve soru önergesi Ay.O.nun

iddialarına dayanmaktadır.) ve E.P.nin A.O.nun Ankara’da bulunan ve sorgu için

kullanılan bir yere getirildiğine, onu görmemeleri için kameraların

kapatıldığına ancak A.O.yu gördüğüne çünkü futbol oynaması nedeniyle A.O.nun

bacaklarının çarpık ve dışa doğru açık olduğuna ilişkin sözlerini içeren bir haber

çıktısını eklemiştir. Bahsi geçen habere göre E.P. A.O.yu bacaklarından

tanımıştır. Cumhuriyet savcısı dilekçenin soruşturma dosyasına konulması

yönünde havale işlemi yapmıştır.

40. Başvurucu 1/3/2019 tarihinde bireysel başvuru

yapmıştır.

2. Başvuru

Tarihinden Sonraki Süreç

41. Ankara Başsavcılığı 6/3/2019 tarihinde Ankara Emniyet

Müdürlüğünden A.O. ile FETÖ/PDY arasında irtibat ya da iltisak bulunup

bulunmadığının etraflıca araştırılmasını ve A.O.nun sıkı bir şekilde

araştırılarak bulunmaya çalışılmasını istemiştir. Bu yazıya verilen cevapla

ilgili yazının ekindeki tutanakta A.O. hakkında kayıp şahıs müracaatının olduğu

ve M.Ç. isimli kişinin A.O. ile ilgili beyanlarda bulunup A.O.yu teşhis ettiği

belirtilmiştir.

42. Üzerine atılı anayasal düzeni ortadan kaldırmaya

teşebbüs etme, terör amaçlı tasarlayarak öldürme ve teşebbüs aşamasında kalmış

kasten öldürme ile terör amaçlı korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda

silahla ateş etme suçları nedeniyle Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesince (Ceza

Mahkemesi) yargılanan sanık V.K.A. 26/3/2019 tarihinde yapılan sorgusunda A.O.

ile ilgili bazı beyanlarda bulunmuştur. Bu beyanın ilgili kısmı şöyledir:

“...3 Haziran 2017 tarihinde idari

tahkikat ile ihraç edildim ... ihraçtan 4 ay sonra memleketimde bulunduğum

sırada göz altına alındım, göz altına alındığım dosya bu dosya ilgili

değildi... [B]en bu şekilde 4 ay sonra göz altına alındıktan sonra

TEM'in Ankara Milli Piyango İdaresinde bulunan bölüme götürüldüm, burada

detaylarına girmek istemediğim şekilde kötü muamele ve işkence görerek

sorgulandım, hatta aynı nitelikte kaçırılıp sorguladıklarını belirttikleri eski

MİT personelleri [M.G.] ve [A.O.] ile ilgili videolar gösterildi,

MİT'te illegal olarak sorgulanma yöntemi olarak operasyonel çalışma vardır, bu

illegal sorgulanma yöntemini MİT'in kullanabilmesi için bizzat MİT müsteşarının

genelgeler gereği onayı gerekir ve bu onay verilerek gerçekleştirilen illegal

sorgulamanın başladığı andan son ana kadar her aşaması videoya kaydedilmesi

genelge gereğidir, [M.G.nin] ve [A.O.nun] sorgu videolarının bu

şekilde olduğu kanaatindeyim...”

43. Anılan celsede A.O. ile ilgili beyanlar yönünden

herhangi işlem yapılmamıştır. Öte yandan V.K.A., müdafii huzurunda verdiği

22/9/2017 tarihli ifadesi ile Ankara Başsavcılığında yine müdafii huzurunda

verdiği 25/9/2017 tarihli ifadesinde örgüt bağlantıları ile ilgili ayrıntılı

beyanda bulunup gizli kalması gereken bilgileri başkasıyla paylaştığını kabul

etmiş; kendisinin veya A.O. dâhil bir başkasının gözaltında kötü muameleye uğradığına

ilişkin hiçbir beyanda bulunmamıştır. V.K.A., Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğince

yapılan 26/9/2017 tarihli sorgusunda da benzer beyanlarda bulunup etkin

pişmanlıktan yararlanmak istediğini söylemiştir. Yapılan yargılama sonunda

diğer suçlamalar yönünden beraat kararı verilse de Ceza Mahkemesi 9/3/2021

tarihinde, V.K.A.nın anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçu

yönünden ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla, yardım etmek suretiyle terör

amaçlı tasarlayarak öldürme suçu yönünden ise sonuç olarak 15 yıl hapis

cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Bu karar henüz kesinleşmemiştir.

44. Ay.O. Ankara Başsavcılığına verdiği 18/9/2019 tarihli

dilekçesinde V.K.A.nın beyanına işaret ederek V.K.A.nın ve Sincan T Tipi Kapalı

Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunan M.G.nin ifadesinin alınmasını,

kaçırılan kişilerin tutulduğu iddia edilen yerlere operasyon yapılıp

yapılmadığının, şayet yapılmamış ise nedenin bildirilmesini, ifadesi alındıktan

sonra V.K.A.nın neden polise teslim edilmediğinin MİT’ten sorulmasını ve bu

konudaki istihbarat raporlarının celbini istemiştir (Ay.O. 18/9/2019 tarihli

dilekçesinin aynısını Ankara Başsavcılığına 30/10/2019 tarihinde de

vermiştir.).

45. Başvurucu 21/10/2019 tarihinde Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesine başvuru yapmıştır. Bu başvuru daha sonraki bir tarihte -7/4/2022-

başvurucunun başvuruyu takip etmek istemediği gerekçesiyle kayıttan

düşürülmüştür. Anılan karara göre başvurucu Hükûmet görüşüne karşı beyanda

bulunmamış, süre uzatım talebinde bulunmamış ve bu konuda kendisine yazılan

yazıyı cevapsız bırakmıştır.

46. Ankara Başsavcılığı Ay.O.nun iddialarının

araştırılması için 21/10/2019 tarihinde TEM Şubeye müzekkere yazmıştır. Bu

müzekkere üzerine Ankara Emniyet Müdürlüğü, TEM Şube Müdürlüğünde görevli iki

polis memurunca düzenlenen 22/10/2019 tarihli tutanak ile M.G. hakkında

düzenlenmiş sekiz sayfalık doktor raporunu Ankara Başsavcılığına göndermiştir.

Doktor raporunun içeriği tespit edilememiştir. Bahsi geçen tutanağa göre;

- Ankara Başsavcılığınca yürütülmekte olan bir soruşturma

kapsamında ifadesi alınan M.Ç., B.B.nin söylemesi üzerine A.O.yla kendisinin

ilgilendiğini, eğitimi süresince de A.O. ile görüştüğünü beyan etmiştir. Aynı

soruşturmada ifadesi alınan E.I. ise A.O.yu Ankara’da O... kod adlı S.E. ile

tanıştırdığını, söylediğine göre A.O.nun İzmit’te iken C... kod adlı A.H.P. ile

görüştüğünü, A.O.dan iki veya üç defa himmet parası aldığını, A.O.nun çalıştığı

kişilerin kişisel zaafları ve görevleri sırasında işledikleri kusurlarla ilgili

bilgiler getirdiğini açıklamıştır.

-A.O. polis tarafından gözaltına alınmamıştır.

47. 22/10/2019 tarihinde Ankara Başsavcılığı, A.O.nun

kayıp olduğu iddiasının kendisine isnat edilen terör örgütü üyeliği suçuyla

ilgili olduğu gerekçesiyle A.O.nun kaybolduğu iddiası hakkındaki soruşturmayı

A.O. hakkında yürütülen soruşturmayla birleştirmiştir.

48. 27/10/2019 tarihinde Alo 155 hattını arayan Ay.O.

Çankaya ilçesi Koru Mahallesi Akasya Sokak üzerinde yürürken Açelya Bloklarının

önünde eşine ait, Yunanistan plakalı aracı park hâlinde gördüğünü söylemiştir.

Kollukça alınan beyanına göre Ay.O. çocuğuna tenis dersi aldırmak için çocuğu,

ağabeyi A.M.Y. ve onun çocuklarıyla birlikte sözü edilen yere gitmiştir. Ders

esnasında ağabeyi kortta kalmış, kendisi de onun çocuklarıyla birlikte parka

gitmek istemiştir. Sokakta yürürken aracı görmüş ve bunu ağabeyine söylemiştir.

A.M.Y. aracın resimleri çekmiş ve aracın A.O.ya ait olduğundan emin olduktan

sonra Alo 155’i aramışlardır. A.M.Y. aracın yedek anahtarını almaya gitmiş, o esnada

kendisi de aracın başında beklemiştir. Araç kolluk görevlilerince incelenmiş ve

çekici yardımıyla otoparka çekilmiştir. Bahse konu aracın önünde durduğu sitede

otuz yıldır çalışan A.E. kollukça alınan beyanında aracın iki buçuk yıldır park

hâlinde olduğunu, aracın bulunduğu yerden hiç alınmadığını, yaklaşık iki yıl

önce yapılan asfaltlama sırasında görevlilerin aracı bulunduğu yerden kaldırmak

istediklerini ancak araç sahibine ulaşamadıklarını, bu nedenle aracın

çevresinin asfaltlandığını, aracın sahibini bilen kimsenin olmadığını, kamera

sisteminin bir yıl önce kurulduğunu ancak aracın bulunduğu yeri gören kamera

olmadığını, kamera sisteminin sadece yirmi günlük kayıt yaptığını beyan

etmiştir. Sitede dört aydır güvenlik görevlisi olarak çalışan Ö.S. kollukça

alınan ifadesinde A.E.nin kamera sistemiyle ilgili söylediği hususları

doğrulamıştır. Kollukça düzenlenen tutanaktan aracın sağ arka tekerinin patlak

olduğu anlaşılmıştır. Yapılan incelemede araç üzerinde bir parmak izi bulunduğu

ve bu izin F.K.ya ait olduğu saptanmıştır.

49. Ay.O. Ankara Başsavcılığına verdiği 30/10/2019

tarihli dilekçede Açelya Blokları sakinlerinden öğrendiğine göre eşine ait

aracın site sakinlerince ve hatta asfaltlama çalışması sırasında belediye

yetkililerince polise bildirilmesine rağmen polisin konuyla ilgilenmediğini öne

sürüp A.O.ya ait aracın bulunması nedeniyle düzenlenen tutanaklar ile alınan

beyanları içerir tutanakların örneğini istemiştir. Dilekçenin üzerine, iddia

edilen iddiaların araştırılması için kolluğa müzekkere yazılması yönünde not

yazılmış ve notun altına bir Cumhuriyet savcısının sicil bilgisini içerir kaşe

basılmıştır.

50. Ay.O. Ankara Başsavcılığına verdiği 4/11/2019 havale

tarihli dilekçesinde, MİT’te daha önce daire başkanlığı görevinde bulunmuş M.E.

tarafından kaleme alınan “Deşifre” isimli kitabın bir bölümünün A.O. ile

ilgili olduğunu, kitapta A.O.nun siyah minibüsle kaçırılan insanların tutulduğu

Ankara’daki bir yerde olduğunun belirtildiğini iddia etmiş ve yazarın ifadesine

başvurulmasını istemiştir. Ay.O. kitabın ilgili sayfalarını dilekçesine

eklemiştir. Sözü edilen sayfalarda A.O. ve daha öncesinde irtibatta olduğu

S.E.nin kayıp olduğu belirtilip bir başka terör örgütünün elinde esir olduğu

iddia edilen E.P.nin A.O.nun Ankara’da bulunan ve sorgu için kullanılan bir

yere getirildiğine, A.O.yu bacaklarından tanıdığına ilişkin anlatımı

açıklanmıştır. Bununla birlikte anlatımda zaman bilgisi yer almamaktadır.

51. 4/11/2019 tarihinde Ankara Başsavcılığı, Ay.O.nun

sunduğu üç ayrı dilekçe ve eklerinde yer alan iddiaların (bkz. §§ 44, 49, 50)

araştırılması için TEM Şubeye müzekkere yazmıştır. Bu müzekkere sebebiyle

düzenlenen 4/11/2020 tarihli Kolluk Tutanağı'nda özetle hakkında kayıp kaydı

bulunan A.O. hakkında iki yakalama emrinin olduğu, V.K.A., M.G. ve M.E.nin eski

MİT mensubu olduğu, ayrıca M.G. ile V.K.A.nın tutuklu oldukları belirtilerek

M.Ç. ve E.I.nın A.O. hakkında verdiği ifadeler açıklanmıştır.

52. Ankara Başsavcılığı A.O.ya isnat edilen eylemler

yönünden birçok hususun (ByLock kullanıp kullanmadığı, örgüt üyeleri ile

ankesörlü telefonlardan aranma veya örgüt üyelerini ankesörlü telefonlardan

arama gibi hususun olup olmadığı vs.) araştırılması için 11/12/2019 ve

30/10/2020 tarihlerinde TEM Şubeye müzekkere yazmıştır.

53. Ankara Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube

Müdürlüğünde görevli polis memurunca düzenlenen 24/12/2019 tarihli bir belgede,

A.O. isimli kişilerin sayısının fazlalığı nedeniyle açık kaynaklardan gerekli

incelemenin yapılamadığı belirtilmiştir.

54. Ankara Başsavcılığının Seydişehir Cumhuriyet

Başsavcılığından istinabe talep etmesi üzerine 14/1/2021 tarihinde, A.O.ya ait

araç üzerinde parmak izi tespit edilen F.K.nın kollukça ifadesi alınmıştır.

F.K. ifadesinde A.O.yu tanımadığını, yaşamı boyunca Ankara’da 2008 yılında üç ay,

çalıştığı marketler zincirinin eğitim faaliyeti nedeniyle de 2018 yılında 10-15

gün kaldığını ve parmak izinin A.O.ya ait araç üzerinde neden olduğunu

bilmediğini beyan etmiştir.

55. Başsavcılığın A.O.ya uzun süredir ulaşılamadığı ve

ailesinin A.O.nun kaybolduğu yönünde başvurularının bulunduğu gerekçesiyle

yaptığı talep üzerine Ankara 7. Sulh Ceza Hâkimliği, kendisine isnat edilen

silahlı terör örgütüne üye olma ve devletin gizli kalması gereken bilgilerini

siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme suçları nedeniyle A.O.

hakkında yakalama emri düzenlenmesine 5/6/2020 tarihinde karar vermiştir.

56. Ankara Başsavcılığı 23/9/2020 tarihinde MİT’e bir

müzekkere yazmış ve A.O.nun devlet sırrı mahiyetindeki bilgilere erişim imkânı

olup olmadığının ve bu bilgilere erişebilecek birimlerde görev alıp almadığının

bildirilmesini istemiştir.

57. Kolluk görevlilerince düzenlenen 8/6/2021 tarihli

tutanağına göre A.O. adres kayıt sisteminde Antalya'nın Kepez ilçesindeki bir

adreste ikamet etmektedir ancak bu adreste A.O.ya ulaşılamamıştır.

58. A.O. hakkında verilen adli kontrol tedbirleri farklı

sulh ceza hâkimliklerince farklı tarihlerde gözden geçirilmiş ve bu tedbirlerin

uzatılmasına karar verilmiştir.

B. MOBESE

Kayıtlarını İncelemediği İddia Edilen Kolluk Görevlileri Hakkında Yapılan

İşlemler

59. Batı Başsavcılığı 13/12/2016 tarihinde Ay.O.nun

ifadesini almıştır. Ay.O. ifadesinde özetle eşinin kaybolması sonrasında

Başbakanlık İletişim Merkezine (BİMER) başvuru yaptığını, TEM Şubeden

çağrıldığını, görevlerinin gereklerini yapmayan ve MOBESE kayıtlarını zamanında

incelemeyen TEM Şubenin müdürü ile emniyet amirinden şikâyetçi olduğunu beyan

etmiştir. Ay.O.nun söylediğine göre TEM Şube görevlileri kendisine

araştırmaların devam ettiğini, plakanın yabancı bir ülkeye ait olması nedeniyle

MOBESE kayıtlarını tarayamadıklarını, bu nedenle eşi ile aracı bulamadıklarını

söylemiştir.

60. A.O.nun kayıp olduğu iddiası nedeniyle yürütülen

soruşturmayla ilgili evrakı temin eden Batı Başsavcılığı soruşturmayı yapma

yetkisinin Ankara Başsavcılığına ait olduğu gerekçesiyle 13/12/2016 tarihinde

yetkisizlik kararı vermiştir.

61. 9/1/2017 tarihinde Ankara Başsavcılığı A.O.nun

bulunması için araştırmaya devam edildiği, kayıp müracaatının işlemsiz

bırakılması gibi bir durumun olmadığı, Ay.O.nun ifadesinde gerekenlerin

yapıldığının açıkça kabul edildiği, isnatların soyut ve genel olduğu gibi

herhangi bir delile de dayanmadığı ve adli tahkikatı gerektirir bir durumun

olmadığı gerekçesiyle dilekçenin işleme konulmamasına kesin olarak karar

vermiştir.

C. Başvuru

Formunun Ekindeki Bilgi ve Belgeler

62. Başvuru formuna eklenen bir belgeye göre Ay.O. “Meçhul

Kayıkçı” isimli bir sosyal medya kullanıcısının 8/7/2017 tarihli bir

paylaşımında A.O.nun kaçırılması olayının arkasında S.S., V.S., Y.E., G.G. ve

K.E.nin bulunduğuna ilişkin iddia ile A.O.nun tutulduğu yere ilişkin adres

tarifini Ankara Başsavcılığına bildirerek iddiaların araştırılmasını ve sosyal

medya kullanıcısının tespitini istemiştir. Söz konusu dilekçenin üzerinde

herhangi bir havale işlemi ve tarih bilgisi bulunmamaktadır. Ankara

Başsavcılığıyla yapılan yazışmaya göre A.O.nun kaybolması nedeniyle yürütülen

soruşturma kapsamında böyle bir dilekçe verilmemiştir. Ayrıca başvurucu,

Anayasa Mahkemesine bahsi geçen paylaşımla ilgili hiçbir bir belge sunmamıştır.

63. Başvurucu; başvuru formunun ekine, içeriği yukarıda

belirtilen E.P.nin beyanlarını içerir video kaydı örneğini, A.O.nun ailesinin

A.O.nun kaçırıldığı yönündeki iddiaları çerçevesinde yapılan haberlerle ilgili

çıktıları ve A.O.nun kaybolmasından söz eden bir köşe yazısı örneğini de

eklemiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

64. İlgili hukuk için birçok karar arasından bkz.

Hasibe Meşe, B. No: 2015/7748, 7/2/2019, §§ 39-51; Ayşe Rana Özben ve

diğerleri, B. No: 2017/28717, 24/2/2021, § 46.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

65. Anayasa Mahkemesinin 14/9/2022 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi

Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

66. Başvurucu, A.O. hakkında verilmiş kanunlara uygun bir

karar bulunmadığını ve kaybolma hadisesi hakkında etkili bir ceza soruşturması

yürütülmediğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

67. Bakanlık görüşünde; başvuru formu ve eklerinde ihlal

iddiasıyla ilgili olarak somut bilgi ve belge bulunmadığı, başvurunun A.O.nun

devlet görevlilerince kaçırıldığına ilişkin hiçbir unsur ihtiva etmediği,

A.O.nun ne 1/11/2016 tarihinde ne de bu tarih öncesinde kolluk birimleri veya

kamu otoriteleri tarafından gözaltına alınmadığı ifade edilmiştir.

68. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında Bakanlık

görüşünde dile getirilen hususların gerçeği yansıtmadığını belirterek tanık

beyanlarına rağmen A.O.nun tutulduğu yerle ilgili yasal bir işlem yapılmadığını

öne sürmüştür.

2. Değerlendirme

69. Başvurucu, A.O. hakkında verilmiş kanunlara uygun bir

karar bulunmadığını iddia ederek dolaylı da olsa A.O.nun devlet görevlilerince

tutulmasının hukuka uygun olmadığını öne sürmüştür. Bu nedenle sözü edilen

iddia, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmelidir. Bununla

birlikte A.O.nun kaybolması nedeniyle yürütülen ceza soruşturmasının etkisiz

olduğuna ilişkin iddia yaşam hakkı kapsamında inceleneceğinden ve kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında ayrı mesele ortaya çıkmadığından burada

anılan iddia hakkında bir değerlendirme yapılmayacaktır.

70. Başvuru dosyasında hakkındaki suç isnatları nedeniyle

A.O.nun gözaltına alındığına ve/veya tutuklandığına yönelik bir bilgi

bulunmamaktadır. Nitekim başvurucu, A.O.nun hukuka aykırı olarak tutulduğuna

ilişkin iddiasını herhangi bir resmî belgeye değil bazı haberlere, bir köşe

yazısına, kayıp kişilerle ilgili TBMM’ye sunulan soru önergesine, M.E.

tarafından yazılan bir kitapta yer alan iddiaya, E.P.nin beyanlarını içerir

video kaydına, V.K.A.nın yargılandığı davadaki savunması sırasında ortaya

attığı A.O. ile ilgili iddiaya ve içeriği Anayasa Mahkemesince bilinmeyen bir

sosyal medya kullanıcısının paylaşımına dayandırmaktadır. Bu sebeple başvuruda

A.O.nun devlet görevlilerince tutulduğuna dair makul şüphenin ötesinde kanıt

bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir:

i. A.O.nun kaybolması ile ilgili haberlerde, bir köşe

yazısında ve TBMM’ye sunulan soru önergesinde A.O.nun devlet görevlilerince

tutulduğuna dair hiçbir somut bilgi bulunmamaktadır (bkz. § 39).

ii. V.K.A. yargılandığı davadaki sorgusunda

gözaltındayken kötü muameleye maruz kaldığını ve kendisine kaçırılıp

sorgulandığı söylenen A.O. ile ilgili video gösterildiğini iddia etse de A.O.yu

daha önceden tanıyıp tanımadığı, videodaki kişinin nasıl bir hâlde olduğu gibi

konularda ayrıntı vermemiştir. Ayrıca V.K.A. ne müdafi huzurunda kollukta ve

Ankara Başsavcılığındaki ifadelerinde ne de Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğince

yapılan sorgusunda A.O. ile ilgili beyanda bulunmuştur (bkz. §§ 42, 43). Bu

bakımdan V.K.A.nın beyanının A.O.nun devlet görevlilerince tutulduğuna dair

kanıt olamayacağı sonucuna varılmıştır.

iii. M.E., kitabında E.P.nin A.O.yla ilgili iddiasını aktarmış

ancak konuyla ilgili yeni bir bilgi vermemiştir. Bir terör örgütüne mensup

kişilerce kaçırılan E.P.nin beyanının ise hangi koşullar altında (dikte edilen

şeyin söylenmemesi hâlinde öldürüleceği yönünde tehdit gibi) alındığı

bilinmemektedir. Kaldı ki E.P.nin A.O.yu bacaklarından tanıdığına yönelik

beyanı (bkz. § 39) şüphelidir zira futbol oynaması nedeniyle A.O. ile aynı

bacak yapısına sahip birçok kişinin bulunabileceği açıktır. Bu sebeple E.P.nin

beyanları ile bu beyanları aktarmakla yetinen kitabın da A.O.nun devlet

görevlilerince tutulduğunun kanıtı olamayacağı kabul edilmiştir.

iv. Kim olduğu bilinmeyen bir sosyal medya kullanıcısının

A.O.nun devlet görevlilerince hukuka aykırı olarak tutulduğuna ilişkin olduğu

anlaşılan ancak içeriği Anayasa Mahkemesince bilinmediği için somut bir kanıta

dayanıp dayanmadığı tespit edilemeyen paylaşımının A.O.nun devlet

görevlilerince tutulduğunun kanıtı olarak değerlendirilemeyeceği de ortadadır.

O hâlde başvuru, A.O.nun devlet görevlilerince hukuka aykırı olarak tutulduğuna

ilişkin makul şüphenin ötesinde kanıt ihtiva etmemektedir.

71. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasına göre açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebilir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarını

temellendiremediği, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya

müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden

ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet

Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

72. Açıklanan gerekçelerle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Yaşam

Hakkının İhlal Edildiğine İlişin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

73. Başvurucu, yakını A.O.dan 1/11/2016 tarihinden sonra

haber alınamaması, bu kaybolma olayı hakkında yürütülen soruşturmanın

etkisizliği ile bağlantılı olarak birçok iddia ileri sürüp yaşam ve etkili

başvuru haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

74. Başvurucu; yaşam hakkının ihlal edildiği iddiası

kapsamında öncelikle genel ağda yayımlanan bazı haberlere, bir terör örgütüne

mensup kişilerce tutulan E.P.nin hangi koşullarda alındığı bilinmeyen beyanına,

A.O.ya ait aracın bulunamamasına ve A.O.nun mesleğinden ihraç edilmeden önce çalıştığı

kuruma işaret ederek A.O.nun yaşamı için gerçek bir tehdidin mevcut olduğu

koşullar altında kaybolduğunu öne sürmüştür (Bahsi geçen haberler bazı

kişilerin siyah renkli bir minibüsle kaçırıldığıyla ilgilidir ve kaçırıldığı

iddia edilen kişilerin yakınlarının iddiasına dayanmaktadır. Haberlerdeki

iddiaya göre kaçırıldığı ileri sürülen kişilerin hemen hepsi hakkında

FETÖ/PDY'ye üye olma suçlamasıyla soruşturma yürütülmektedir. Ayrıca sözü

edilen haberlerde A.O.nun bir başkasınca kaçırıldığına işaret eden somut hiçbir

veri yer almamaktadır.). Başvurucuya göre darbe teşebbüsü sonrasında başlayan,

her geçen gün sayısı artan ve sonuç alınamayan kaçırma vakaları, kaçırma

eylemlerinin organize şekilde gerçekleştirildiğinin göstergesidir ve kaçırma

olaylarında siyah minibüslerin kullanılması fail veya faillerin aynı kişiler

olduğunun kanıtıdır. Başvurucu, Cumhuriyet başsavcılıklarının ve polisin

olaylardan uzak durduğunu hatta olayların üstünü kapamak için çaba gösterdiğini

öne sürerek bu durumun A.O.nun yaşamı için duyduğu endişeyi artırdığını iddia

etmiştir.

75. Başvurucu, yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddiası kapsamında son olarak A.O.nun yaşamının korunması için gerekli

adımların atılmadığını ve ceza soruşturmasının etkisiz olduğunu ileri sürmüştür.

Bu savı kapsamında başvurucu;

i. A.O.nun bulunması için yapılan çalışmalardan A.O.nun

yakınlarının haberdar edilmediğini,

ii. MOBESE kayıtlarını incelemeyen kolluk görevlileri

hakkında yapılan suç duyurusu nedeniyle yürütülen soruşturmada gerekli araştırma

yapılmadan dilekçenin işleme konulmamasına karar verildiğini,

iii. E.P.nin beyanına nedensiz olarak itibar

edilmediğini,

iv. A.O.nun ortadan kaybolmasının medyaya yansıyan

kaçırma olaylarıyla benzerlik gösterdiğinin gözardı edildiğini,

v. “Meçhul Kayıkçı” isimli sosyal medya

kullanıcısının A.O.nun kaçırılmasının arkasındaki kişileri kimlik numaralarıyla

birlikte açıklamasına ve yaptığı paylaşımda A.O.nun bulunduğu yeri açıkça

belirtmesine rağmen bu konuda hiçbir gelişme kaydedilemediğini iddia etmiştir.

76. Başvurucu; etkili başvuru hakkının ihlal edildiği

iddiası kapsamında ise A.O.nun kaybolması nedeniyle yürütülen soruşturmada

hiçbir ilerleme kaydedilemediğini, ortaya çıkan delil ve ipuçlarının

kendileriyle paylaşılmadığını, görevini ihmal eden kolluk görevlileri hakkında

verilen şikâyet dilekçesinin işleme alınmadığını, kaçırma vakalarının eşkâli

belirlenen failleri hakkında hiçbir işlem yapılmadığını öne sürmüştür.

77. Bakanlık görüşünde başvuruya konu edilen soruşturma

kapsamında yapılan işlemlerden bahsedilerek başvurucunun başvuruya konu

soruşturma sürecine hiçbir şekilde katılmadığı ve soruşturmanın sonucunu

beklemeden başvuru yaptığı belirtilmiştir. Bakanlık görüşünde ayrıca

başvurucunun makul bir şüphe oluşturabilecek güvenilir bir iddiada bulunup

bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği, başvurucunun ağabeyinin gözaltı ve

tutukluluk hâli gibi kamu görevlilerinin sorumluluğu altında olduğu bir durumda

iken ortadan kaybolmadığı hatta kaçırıldığı iddia edilen tarihten dört ay kadar

önce hakkında ceza soruşturması başlatılmasına ve gıyabında yurt dışı çıkış

yasağı tedbiri uygulanmasına rağmen henüz savunmasının alınamadığı, kaçırılma

iddiasına yönelik gerekli tüm adımların atılarak etkin bir soruşturmanın

yürütüldüğü ifade edilerek iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olduğu

açıklanmıştır.

78. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru

formunda dile getirdiği iddiaları tekrar edip başvuruya konu soruşturmada dosya

içeriğini inceleme ve soruşturma belgelerinden örnek alma yetkileri

kısıtlandığı için hangi işlemlerin yapıldığını bilmediğini ancak Bakanlık

görüşünden anlaşıldığına göre 1/11/2016 tarihine ait MOBESE kayıtlarının

incelenmediğini, Deşifre isimli kitapta bahsedilen yerle ilgili hiçbir

araştırma yapılmadığını, A.O.ya ait araç hakkında polise yapılan ihbarlar

hakkında herhangi bir çalışma yapılmadığını, V.K.A., M.E., M.G., E.P. ve

A.G.nin tanık olarak dinlenmediğini, MOBESE kayıtlarının incelenip

incelenmediği konusunda dosyada bilgi bulunmadığını, aradan geçen süreye rağmen

bahsi geçen kısıtlama kararının kaldırılmadığını öne sürmüştür. Başvurucu

ayrıca Bakanlık görüşüne karşı beyanını içerir dilekçeye başvuruya konu

soruşturmada görev alan Cumhuriyet savcısını Hâkimler ve Savcılar Kuruluna

şikâyet ettiğine ilişkin olarak üzerinde havale bulunmayan dilekçesinin bir

örneğini, bazı kaçırma iddiaları hakkında bir milletvekilinin TBMM’ye verdiği

soru önergesinin örneğini, genel ağdan E.P.nin beyanları çerçevesinde A.O.nun

kaybolması bağlamında dile getirilen iddialarla ilgili bir çıktıyı ve V.K.A.nın

beyanlarıyla ilgili bir haberden alındığı belirtilen çıktıyı eklemiştir.

2. Değerlendirme

a. Hukuki

Nitelendirme ve İddiaların Yaşam Hakkı Kapsamında İncelenebilirliği

(Uygulanabilirlik) Yönünden

79. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16).

80. Başvurucunun etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddialarının yaşam hakkının ihlal edildiğine yönelik iddialarla aynı

doğrultuda olduğu görülmüştür. Bu nedenle etkili başvuru hakkı yönünden ayrı

bir inceleme yapılmasının gerekli olmadığı değerlendirilmiştir.

81. Uygulanabilirlik meselesine gelince Anayasa Mahkemesi

daha önce ölümün gerçekleşmediği bazı durumlarda yaşam hakkı çerçevesinde

inceleme yapmanın mümkün olduğunu gözeterek zorla kaybetme iddialarını yaşam

hakkı kapsamında incelemiştir (örnek karar için bkz. Alya Demir ve Mehmet

Demir, B. No: 2015/7584, 7/2/2019; Rizgin Birlik, B. No: 2015/19320,

9/5/2019). Yukarıda anılan Ayşe Rana Özben ve diğerleri başvurusunda da

başvurucunun bu başvuruda dile getirdiklerine benzer iddialar yaşam hakkı

kapsamında incelenmiştir. Bu nedenle başvurucunun ihlal iddialarının yaşam hakkı

kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

82. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak

alınacak “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar

başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes, yaşama... hakkına sahiptir.”

83. Anayasa’nın “Devletin temel amaç ve görevleri”

kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri...

kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle

bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri

kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları

hazırlamaya çalışmaktır.”

b. İncelemenin

Kapsamı Yönünden

84. Dayandığı tezler dikkate alındığında başvurucu;

A.O.nun kaybolmasından devlet görevlilerinin sorumlu olduğundan, A.O.nun

bulunması için gerekli adımların atılmamasından ve kaybolma olayı hakkında

etkili bir ceza soruşturması yürütülmediğinden yakınmıştır. Bu şikâyetlerin

birincisi öldürmeme yükümlülüğüne (negatif yükümlülük), ikincisi yaşamı koruma

yükümlülüğüne, sonuncusu ise etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkindir. Bu

nedenle inceleme anılan üç şikâyet doğrultusunda yapılacak ancak kolaylık adına

ikinci ve üçüncü şikâyet aynı başlık altında eş zamanlı olarak

değerlendirilecektir.

c. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

i. Öldürmeme

Yükümlülüğü Yönünden

85. Yaşam hakkını güvence altına alan Anayasa’nın 17.

maddesi, devletin temel amaç ve görevlerini düzenleyen Anayasa’nın 5.

maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete birtakım negatif ve pozitif

yükümlülükler yükler (Fatma Akın ve Mehmet Eren [GK], B. No: 2017/26636,

10/11/2021, § 82).

86. Devletin negatif yükümlülüğü kapsamında kamusal bir

yetkiyle güç kullanan görevlilerin kasıtlı ve hukuka aykırı bir şekilde hiçbir

bireyin yaşamına son vermeme yükümlülüğü bulunmaktadır (Fatma Akın ve Mehmet

Eren, § 83).

87. Gözaltı veya tutukluluk gibi bireyin devletin

kontrolü altında bulunduğu sırada bir ölüm ve yaralanma olayı meydana gelmiş

ise bu ölüm ve yaralanma olayına ilişkin tatmin edici ve inandırıcı bir

açıklama getirme yükümlülüğü yetkili makamların üzerindedir zira bu tür

olaylarda gerçekleşme koşullarına ilişkin bilgiler çoğunlukla yetkili

makamların erişimindedir (S.D. B. No: 2013/3017, 16/12/2015, §§ 89, 91; Cengiz

Kahraman ve Kenan Özyürek, B. No: 2013/8137, 20/4/2016, § 95; İpek Deniz

ve diğerleri, B. No: 2013/1595, 21/4/2016, § 136).

88. Somut başvuruda A.O.nun devlet görevlilerince

kaçırılarak bir yerde tutulduğuna dair makul şüphenin ötesinde bir kanıt

bulunmamaktadır (bkz. § 70) ve bir kaybolma hadisesinden devlet görevlilerinin

sorumlu tutulabilmesi için kayıp olduğu iddia edilen kişinin devlet

görevlilerinin kontrolü altında kaybolduğunun makul şüphenin ötesinde

kanıtlanması şarttır. Bu nedenle A.O.nun kaybolmasının arkasında devlet

görevlilerinin bulunduğuna yönelik iddia açıkça dayanaktan yoksundur.

89. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının öldürmeme

yükümlülüğüne ilişkin maddi boyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddianın diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

ii. Yaşamı

Koruma Yükümlülüğü İle Etkili Soruşturma Yükümlülüğü Yönünden

90. Başvurucu yer almasa da A.O.nun eşi Ay.O. başvuruya

konu soruşturmada yer almış ve söz konusu soruşturma henüz sonuçlanmamıştır. Bu

sebeple başvurucunun da Ay.O.dan ayrı olarak A.O.nun kaybolması nedeniyle

yetkili merciye başvuruda bulunmasının gerekli olmadığı değerlendirilmiştir.

Öte yandan başvuru soruşturma sona ermeden yapıldığı için bireysel başvuru

yapılmadan önce ceza soruşturmasının sonuçlanmasını beklemenin gerekip

gerekmediğinin ve bu bağlamda başvurunun süresinde yapılıp yapılmadığının

değerlendirilmesi gerekir. Ne var ki söz konusu değerlendirmenin yapılabilmesi

başvurunun esası hakkında inceleme yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu

zorunluluk uyarınca kabul edilebilirlik incelemesi esas incelemesi ile birlikte

yapılacaktır (benzer iddiaların incelendiği bir başvuruda aynı yöndeki değerlendirmeler

için bkz. Ayşe Rana Özben ve diğerleri, § 61).

d. Esas

Yönünden

i. Genel

İlkeler

91. Anayasa’nın 17. maddesinin kendisine yüklediği

pozitif yükümlülükler kapsamında devlet, yetki alanında bulunan tüm bireylerin

yaşam hakkını kamu görevlilerinin, diğer bireylerin hatta kişinin kendi

eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma ödevi altındadır. Sözü

edilen koruma ödevini yerine getirilebilmesi için devletin bir kişinin yaşamına

yönelik gerçek ve yakın bir tehlikenin bulunduğunun kamu makamlarınca bilindiği

ya da bilinmesi gerektiği durumlarda, görevlileri aracılığıyla makul ölçüler

çerçevesinde ve bu tehlikenin gerçekleşmesini önleyebilecek şekilde önlemler

alması gerekir. Bu nedenle kayıp kişinin yaşam hakkının korunması ve bu bağlamda

kayıp kişinin bulunması için gerekli adımların atılması gereklidir (Ayşe

Rana Özben ve diğerleri, § 63).

92. Bununla beraber özellikle insan davranışlarının

öngörülemezliği, öncelikler ve kaynaklar değerlendirilerek yapılacak işlem veya

yürütülecek faaliyet tercihi dikkate alındığında sözü edilen pozitif

yükümlülük, kamu makamları üzerinde aşırı yük oluşturacak şekilde yorumlanamaz

(Ayşe Rana Özben ve diğerleri, § 64). Ayrıca yaşam hakkının gerektirdiği

pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmesi kapsamında alınacak tedbirlerin

belirlenmesi idari ve yargısal makamların takdirinde olan bir husustur. Hak ve

özgürlüklerin güvence altına alınması adına pek çok yöntem benimsenebilir ve

mevzuatta düzenlenmiş herhangi bir tedbirin yerine getirilmesinde başarısız olunsa

bile pozitif yükümlülükler diğer bir tedbirle yerine getirilebilir (Bilal

Turan ve diğerleri (2), B. No: 2013/2075, 4/12/2013, § 59).

93. Sözü edilen pozitif yükümlülüklerin usule ilişkin

yönü ise şüpheli her ölüm olayının tüm yönleriyle ortaya konulmasına, sorumlu

kişilerin belirlenmesine ve gerektiğinde bu kişilerin cezalandırılmasına imkân

tanıyan bağımsız bir soruşturma yürütülmesini gerektirir (Ayşe Rana Özben ve

diğerleri, § 66; Fatma Akın ve Mehmet Eren, § 97).

94. Öte yandan etkili soruşturma yükümlülüğü bir sonuç

yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Anayasa’nın 17.

maddesi başvuruculara üçüncü kişileri bir suç nedeniyle yargılatma ya da

cezalandırma hakkı vermediği gibi devlete tüm yargılamaları mahkûmiyetle sonuçlandırma

ödevi de yüklemez (Fatma Akın ve Mehmet Eren, § 98).

95. Şüpheli bir ölüm olayı hakkında yürütülen ceza

soruşturmasının Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği etkinlikte olduğunun

kabul edilebilmesi için;

- Soruşturma makamlarının olaydan haberdar olur olmaz,

resen harekete geçerek ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların

belirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmeleri,

- Soruşturma sürecinin kamu denetimine açık olması ve

ölen kişinin yakınlarının meşru menfaatlerini korumak için soruşturma sürecine

gerekli olduğu ölçüde katılabilmeleri,

- Soruşturmanın makul bir özen ve süratle yürütülmesi

gerekir (Ayşe Rana Özben ve diğerleri, § 68; Fatma Akın ve Mehmet

Eren, § 99).

96. Ceza soruşturmasının etkililiği konusunda kabul edilen

ilkeler bir kişinin yaşamsal risk taşıyan koşullar altında kaybolduğu durumlar

için de geçerlidir (Ayşe Rana Özben, § 69). Zira şüpheli koşullar

altında kayıp olan bir kişinin yaşamının korunması için atılacak en önemli

adım, kayıp kişinin bulunmasına ve şayet kaybolma olayından başkaları sorumlu

ise sorumluların belirlenerek cezalandırılmasına imkân veren etkili bir ceza

soruşturması yürütmektir.

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

97. Ay.O.nun başvurusu üzerine kolluk A.O.yu arama

kayıtlarına almış, Batı Başsavcılığı da Ay.O.nun müracaatından hemen sonra

A.O.nun kaçırılmış olabileceğine dair iddia nedeniyle derhâl soruşturma

başlatıp Ay.O.nun ifadesini almış ve A.O.nun bulunması için kolluğa birçok

talimat vermiştir (bkz. § 13). Batı Başsavcılığı ayrıca A.O.nun 1/11/2016

tarihinden itibaren mobil telefon yoluyla kurduğu iletişimin tespitine ait

kayıtların celbi, banka ve kredi kartıyla yaptığı işlemlerin tespiti, 1/11/2016

tarihinden sonra hastanede tedavi görüp görmediğine ilişkin kayıtların temini

için gerekli işlemleri yapmıştır. Soruşturmanın sonraki sürecinde Ay.O.nun da

talebi dikkate alınarak garajda bulunan kameralara ait kayıtlar celbedilerek

kollukça Ay.O. huzurunda incelenmiş, A.O.yla 1/11/2016 tarihi sonrasında kısa

mesaj yoluyla iletişim kuran F.T.nin ifadesi alınmış, A.O.nun adına kayıtlı

hattın kullanıldığı telefona takılan hatların tespiti için yazışma yapılmıştır.

İletişimin tespitine ilişkin kayıtlar incelettirilmiştir. İşin

çabuklaştırılması adına bazen Ay.O.ya veya vekiline elden takip yetkisi

verilmiş olması da dikkate şayandır. Ayrıca başvurudaki hiçbir unsur

soruşturmanın bağımsız olmadığına işaret etmemektedir. Ne var ki bireysel

başvurunun yapıldığı tarihe kadar olan soruşturma sürecinde soruşturmanın

etkililiğini zedeleyen bazı önemli eksiklikler göze çarpmaktadır:

i. Batı Başsavcılığının talebine rağmen kolluk sadece PTS

kayıtlarını araştırmış, MOBESE ve EDS kayıtlarına bakmamıştır (bkz. §§ 13, 23,

29). Oysa A.O.nun en son görüldüğü yer dikkate alınıp bu yerin çevresindeki

MOBESE ve EDS kameralarına ait kayıtlar incelenerek A.O.nun nereye gittiği

tespit edilebilecek ve gidilen istikametteki kamera kayıtları elde

edilebilecektir.

ii. GPRS/WAP kayıtları doğrultusunda A.O.nun telefonunun

1/11/2016 tarihinde en son saat 15.35’te Afyonkarahisar Organize Sanayi Bölgesi

3. Cadde 1. Sokak civarındaki bir baz istasyonundan sinyal aldığı saptanmasına

rağmen sözü edilen baz istasyonun çekim çevresi belirlenerek bölgedeki MOBESE

kameralarına ait kayıtların getirtilmesi konusunda gerekli adım atılmamıştır.

iii. İl genelinde ve çevre illerde araştırma yapılarak

A.O.ya ait aracın terk edilmiş veya herhangi bir yediemin otoparkına çekilip

çekilmediğinin ve kimliği tespit edilemeyen erkek cesedi bulunup bulunmadığının

tespiti ve A.O.nun bulunması için Ankara-Afyonkarahisar istikametindeki tüm

MOBESE kayıtlarının incelemesi için ilgili kolluk birimine müzekkereler

yazılmıştır ancak Ankara Emniyet Müdürlüğü sadece PTS sorgusu yapıp seksen ilin

emniyet müdürlüğüne gönderdiği 20/3/2017 tarihli yazıda ilgili kayıt yoksa

cevap gönderilmemesini isteyip süresinde cevap verilmediği takdirde herhangi

bir kayıt bulunmadığının anlaşılacağını ifade etmekle yetinmiştir (bkz. § 37).

Bu bakımdan cevap verilmemesinin sebebinin kaydın bulunmamasından ileri gelip

gelmediğinin öğrenilmesi mümkün olmamıştır.

iv. A.M.Y. adına kayıtlı olup Ay.O.nun babası U.Y.

tarafından kullanıldığı soruşturma makamınca saptanan (bkz. § 28) telefon ile

A.O.nun kullandığı telefona 1/12/2016, 2/12/2016 ve 25/12/2016 tarihlerinde

kısa mesajlar atılmasına karşın kaybolduğu iddia edilen A.O.ya ait telefona

neden kısa mesajlar gönderildiği konusunda U.Y.nin ifadesine başvurulmamıştır.

v. Ay.O., E.P.nin A.O.yla ilgili iddiasını Ankara

Başsavcılığına taşımasına karşın Ankara Başsavcılığı söz konusu iddia ile

ilgili herhangi bir değerlendirme yapmamıştır (bkz. § 39).

98. Bu koşullar altında başvurunun vaktinden önce

yapıldığını söylemenin mümkün olmadığı ve başvuruda başvuru yollarının

tüketilmesi açısından herhangi bir eksiklik bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Tam burada başvurunun vaktinden önce yapılmasında sorun olmasa da 2017 yılı

Nisan ayından başvuru tarihine kadar geçen sürede soruşturmanın ilerlemesini

sağlayan hiçbir işlem yapılmaması nedeniyle başvurunun süresinde olmadığı akla

gelebilir. Nitekim Anayasa Mahkemesi soruşturmanın etkisiz bir hâl aldığı ve

soruşturmada ilerleme sağlanacağına dair umut verici gelişmelerin ve gerçekçi

varsayımların bulunmadığı durumlarda başvurucuların durumun farkına vardıkları

veya varmaları gerektiği andan itibaren süresi içinde bireysel başvuruda

bulunmaları gerektiği kanaatindedir (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, B.

No: 2014/15732, 24/1/2018, § 88) ancak Ay.O.nun bireysel başvuru tarihinden

sonra sunduğu dilekçeler üzerine Ankara Başsavcılığı, soruşturmada ilerleme

sağlamak adına çeşitli adımlar atmıştır. Bu bakımdan başvuru tarihinden sonra

soruşturmada, soruşturmanın artık etkili bir şekilde yürütüleceği yönünde

Ay.O.da haklı bir beklenti oluşmasına imkân veren umut verici gelişmeler

yaşanmıştır. Diğer yandan soruşturmada, 2021 yılı Ocak ayından sonra A.O.nun

bulunması ve kaybolma olayının aydınlatılması adına işlem tesis edilmemiş;

yukarıda bahsi geçen eksikliklerin giderilmesi için çaba gösterilmemiş ve

hakkındaki suçlamalar nedeniyle A.O için çıkarılan yakalama emrinin yerine

getirilmesi beklenmiştir. Bu nedenle başvurunun süresinde yapılmadığı sonucuna

varmak mümkün görülmediğinden başvurucunun yaşam hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddiasının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

99. Esasa ilişkin değerlendirmeye gelince başvuruya konu

soruşturmanın etkisizliğine ilişkin tespitler (bkz. § 97) A.O.nun yaşamının

korunması amacıyla A.O.nunbulunması, A.O.nun kaybolmasından başkaları sorumlu

ise sorumluların belirlenerek cezalandırılmasına imkân veren etkili bir ceza

soruşturması yürütülmediği sonucuna varılması için yeterlidir ancak

soruşturmadaki eksiklikler yukarıda belirtilenlerden ibaret değildir. Başvuru

tarihinden sonra başvurucu, V.K.A.nın A.O. ile ilgili beyanlarını Ankara Başsavcılığına

taşımasına rağmen Ankara Başsavcılığı V.K.A.nın ve V.K.A.nın beyanlarında geçen

M.G.nin ifadesine başvurmamış, Ay.O.nun Açelya Blokları sakinlerinin A.O.ya ait

aracın site sakinlerince ve hatta asfaltlama çalışması sırasında belediye

yetkililerince polise bildirilmesine rağmen polisin konuyla ilgilenmediğine

ilişkin iddiası hakkında araştırma yapmamıştır.

100. Öte yandan;

- Başvurucunun sözünü ettiği sosyal medya kullanıcısının

iddiaları soruşturma makamlarına iletildiği ortaya konulamadığından içeriği tam

olarak bilinmeyen söz konusu iddiaların araştırılmaması,

- A.O.nun kaybolması olayının aydınlatılmasıyla ilgili

olmaması nedeniyle MOBESE kayıtlarını incelemediği iddia edilen kolluk

görevlileri hakkında verilen şikâyet dilekçesinin A.O.nun kaybolması olayının

aydınlatılması için atılan adımlardan da söz edilerek işleme konulmamasına

karar verilmesi eksiklik olarak görülmemiştir.

101. Son olarak başvurucu, A.O.nun bulunması için yapılan

çalışmalardan haberdar edilmediklerini iddia etmiştir ancak başvurucunun bilgi

alma ve soruşturma belgelerinden örnek alma konusunda soruşturma makamlarına

müracaat ettiği tespit edilememiştir. Soruşturmada müdafilerin soruşturma

dosyasını inceleme ve soruşturma dosyasındaki belgelerden örnek alması

yetkilerinin kısıtlanmasına karar verildiği doğrudur ancak bu kısıtlamanın

müşteki olarak soruşturmada yer alan Ay.O. veya A.O.nun kardeşi olan başvurucu

için geçerli olduğu başvurucu tarafından ortaya konulamamıştır. Ayrıca Ay.O.,

eşinin kaybolması olayı ile ilgili iddialarını soruşturma makamlarına sunma

konusunda hiçbir engelle karşılaşmamıştır. Bu nedenle yakınlarının A.O.nun

kaybolması nedeniyle yürütülen soruşturmaya yeterli ölçüde katılamadıkları

sonucuna varılamamıştır.

102. Açıklanan gerekçelerle yaşamı koruma yükümlülüğü ile

etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. Yaşam

Hakkıyla Bağlantılı Olarak Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

103. Başvurucu ayrıca medyaya yansıyan kaçırma olaylarının

mağdurlarının tamamının FETÖ/PDY kapsamında mesleklerinden ihraç edilmiş,

soruşturma geçirmiş, ifadesine başvurulmuş veya hayatının bir döneminde sözü

edilen örgüt ile irtibat kurmuş kişiler olduğunu, kaçırma olaylarında

kullanılan araçların siyah minibüsler olmasının fail veya faillerin aynı

kişiler olduğunun kanıtı olduğunu, faillerin geride delil bırakma korkularının

olmadığını ifade ederek siyasi saikle söz konusu kişilerin kaybedilmesi ve bu

olaylar hakkında yürütülen soruşturmaların etkisizliği nedeniyle ayrımcılık

yasağının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

104. Başvurucunun iddialarının yaşam hakkıyla bağlantılı

olarak eşitlik ilkesi kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

105. Başvurucunun A.O.nun kaybolması nedeniyle yürütülen

soruşturmanın ayrımcılık saikiyle etkisiz yürütüldüğüne yönelik iddiasını

hiçbir bulguyla desteklemediği görülmüştür. Oysa başvurucunun ihlal iddialarını

temellendiremediği şikâyetler Anayasa Mahkemesince açıkça dayanaktan yoksun kabul

edilebilir (Cemal Günsel [GK], B. No: 2016/12900, 21/1/2021, § 21).

106. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkıyla bağlantılı

olarak eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. Kötü Muamele

Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

107. Başvurucu; A.O.nun kaybolması nedeniyle çektikleri

sıkıntının yetkililerin olaya verdikleri tepkilerle katlandığını, yetkili makamlara

müracaat ettiklerinde ya cevap alamadıklarını ya da aşağılanarak teröristlikle

suçlandıklarını öne sürerek kötü muamele yasağının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

108. Bakanlık görüşünde kısaca somut olayın kendine özgü

koşulları ve ileri sürülen şikâyet dikkate alındığında başvurucunun kötü

muamele yasağı bakımından mağduriyetinin olup olmadığının incelenmesi gerektiği

belirtilmiştir.

2. Değerlendirme

109. Başvurucu, hangi makamlara müracaat etmesine rağmen

cevap alamadığı ve hangi kamu görevlilerince aşağılanarak teröristlikle

suçlandığı konusunda hiçbir açıklama yapmamış; herhangi bir kanıt da

sunmamıştır. Bu nedenle bahsi geçen iddianın kötü muamele yasağı veya Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu Sözleşme’ye ek

protokoller ile Anayasa’nın ortak koruma alanındaki herhangi hak, özgürlük ya

da yasak kapsamında incelenmesi mümkün görülmemiştir. Bu durumda kötü muamele

yasağı kapsamında incelenebilecek tek husus A.O.nun kaybolması nedeniyle

başvurucunun çektiği sıkıntının yetkililerin olaya verdikleri tepkilerle

katlandığına ilişkin şikâyettir ama hangi yetkililerin hangi tepkilerinden

yakınıldığı açıklanmadığı için başvurucunun şikâyetinin A.O.nun kaybolması ve

bu olay hakkında yürütülen soruşturmanın etkisizliği nedeniyle duyduğu üzüntüye

ilişkin olduğu değerlendirilmiştir.

110. Konuyla ilgili genel ilkeler şimdiye kadar verilen

birçok kararda yer almıştır (örnek karar için bkz. Funda Akdeniz Geçer ve

diğerleri, B. No: 2018/16685, 11/2/2021, §§ 28-30). Sözü edilen ilkelere

göre yakınları kaybolan başvurucuların kötü muamele yasağı bakımından mağdur

olduklarının kabul edilebilmesi için zorla kaybedilme olayı nedeni ile

kaçınılmaz olarak yaşadıkları üzüntünün farklı bir boyut ve şekil kazanmış

olması gerekir.

111. Başvuru dosyasında A.O.nun devlet görevlilerince

kaçırılarak tutulduğuna ilişkin iddianın doğruluğu ortaya konulamamıştır.

Ayrıca başvuru dosyasındaki bilgiler dikkate alındığından başvurucunun A.O.nun

kaybolması nedeniyle çektiği sıkıntının Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasının kapsamına girebilmesi için gerekli asgari bir ağırlık derecesine

ulaştığının söylenemeyeceği değerlendirilmiştir. Bu sebeple başvurucunun kötü

muamele yasağı yönünden mağduriyetinin söz konusu olmadığı sonucuna varılmıştır.

112. Açıklanan gerekçelerle başvurucu yönünden kötü

muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

E. Özel Hayata

ve Aile Hayatına Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

113. Başvurucu; A.O.nun ortadan kaybolmasıyla birlikte

aile birliğinin bozulması, A.O.nun yakınlarının acı ve endişe içinde A.O.dan

haber beklemeleri, ayrıca kendi kişisel güvenliklerinden endişe eder hâle

gelmeleri nedeniyle özel hayat ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini

öne sürmüştür.

2. Değerlendirme

114. Anayasa Mahkemesine göre başvurudaki ana meseleler

olan A.O.nun devlet görevlilerince hukuka aykırı olarak tutulduğuna,

kaybolmasının ardında devlet görevlilerinin bulunduğuna, yaşamının korunması

için gerekli adımların atılmadığına, kayıp hadisesi hakkında yürütülen

soruşturmanın etkisiz olduğuna ilişkin iddialar incelenmiştir ve eldeki bilgi

ve belgelere göre başvuru özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı yönünden

ayrı bir mesele ortaya çıkarmamaktadır. Bu nedenle sözü edilen iddiaların

ayrıca incelenmesine gerek bulunmamaktadır.

F. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

115. Başvurucu, ihlal tespiti ile manevi tazminata

hükmedilmesini talep etmiştir.

116. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrası uyarınca yapılması gerekenlere hükmedilmesi gerekir (soruşturma

makamının hareketsiz kalmasından dolayı 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesi

uyarınca yapılması gerekenlere hükmedildiği karar için bkz. Sibel Çapraz,

B. No: 2017/19418, 12/1/2021). Bu kapsamda soruşturma makamınca yeniden

yürütülecek soruşturmada Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran

nedenlerin ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun şekilde giderilmesi

gerekir.

117. Öte yandan ihlalin niteliği dikkate alınarak

başvurucuya net 90.000 TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği sonucuna

ulaşılmıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Öldürmeme yükümlülüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Yaşamı koruma yükümlülüğü ile etkili soruşturma

yükümlülüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

4. Yaşam hakkıyla bağlantılı olarak eşitlik ilkesinin

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan

yaşamı koruma yükümlülüğü ile etkili soruşturma yükümlülüğünün İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin yaşam hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için gerekli işlemler yapılmak üzere Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığına (Sor. No: 2016/173583) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 90.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 664,10 TL harç ve 9.900 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 10.564,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 14/9/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Muammer TOPAL Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ İrfan FİDAN Raportör : Murat İlter DEVECİ Başvurucu : Ayla ORAN ÖZGÜN Vekili : Av. Adem KAPLAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2019/6676, 14 Eylül 2022 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. B. Mobese
  10. C. Başvuru
  11. IV. İlgili
  12. Hukuk
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Kişi
  16. B. Yaşam
  17. C. Yaşam
  18. D. Kötü Muamele
  19. E. Özel Hayata
  20. F. 6216 Sayılı
  21. A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal
  22. B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan
  23. C. Kararın bir örneğinin yaşam hakkının ihlalinin
  24. F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun
  25. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  26. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2019/6676
Tarih
14 Eylül 2022

İlgili Kararlar

  • Ertuğrul Terzi Başvurusu (B. No: 2019/6095)
  • A.e. Başvurusu (B. No: 2019/37608)
  • Yusuf Erbil Başvurusu (B. No: 2020/32208)
  • Osman Akgül Başvurusu (B. No: 2019/4912)
  • Karataş Demir Çelik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/15518)
  • Zülküf Kılıç Başvurusu (B. No: 2018/27032)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.