İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

AYM Bireysel Başvuru B. No: 2021/45376

P.B. ve Z.B. BAŞVURUSU

Başvuru No2021/45376Tarih13 Mart 2025Okuma12 dk · 2.377 kelime

KÜNYE

Resen Gizlilik Kararı Verildi Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm

Başvuru No
2021/45376
Karar tarihi
13 Mart 2025
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.377 kelime·12 dk okuma·9 bölüm

P.B. ve Z.B. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/45376)

Karar Tarihi: 13/3/2025

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

ÖZETİ

1. Başvuru, çocuğun cinsel istismarı suçuyla ilgili

soruşturmanın etkili şekilde yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucuların yasal temsilcisi olan baba 19/1/2021

tarihinde çocuklarının öz teyzelerinin cinsel istismarına maruz kaldığı

iddiasıyla şikâyetçi olmuştur. Yasal temsilci şikâyetinde 2017 yılında da

çocuklarının teyzeleri S.D hakkında cinsel istismar suçundan şikâyetçi

olduğunu, teyze S.D. hakkında dava açıldığını, 19/1/2021 günü kızı P.B.nin

rehber öğretmeni E.V.G. ile görüşmesi üzerine kızları ile aynı evde kalan teyze

S.D.nin kızlarının özel bölgelerine dokunduğunu, bu şekilde cinsel istismarın

devam ettiğini öğrendiğini ileri sürmüştür.

3. Yasal temsilci 12/3/2019 tarihinde eşi Ö.D.den

boşanmış, ortak çocukları olan 2008 doğumlu başvurucu P.B.nin ve 2010 doğumlu

başvurucu Z.B.nin velayetleri 22/11/2022 tarihinde anneden alınarak yasal

temsilci babaya verilmiştir.

4. Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) konuyla

ilgili bir soruşturma başlatmıştır. Bu soruşturma kapsamında başvurucular,

Çocuk Koruma ve İzlem Merkezinde adli görüşmeciyle görüşerek ifade vermiştir.

Başvurucular, ifadelerinde anne ve babalarının boşandıklarını, velayetleri

annelerinde olduğu için annelerinde kaldıklarını, 56 yaşında olan teyzeleri

S.D.nin sık sık annelerine geldiğini ve uzun süre annelerinde kaldığını, bu

süreçte özel bölgelerine dokunduğunu, bundan rahatsız olduklarını, son

dokunuşunun iki hafta önce olduğunu söylemiştir.

5. Başvurucuların annesi Ö.D. eşinden yaklaşık 1,5 yıl

önce boşandığını, kızlarının velayetinin kendisinde olduğunu, başka bir ilde

ikamet eden ablası S.D.nin yılın belli dönemlerinde kendisinde kaldığını,

S.D.nin kızlarına sarılarak ve dokunarak sevdiğini ancak cinsel yaklaşımı

olmadığını, yasal temcilcinin çocuklarının velayetini alabilmek için iftira

attığını beyan etmiştir. Şüpheli S.D. yasal temsilcinin çocuklarının velayetini

alabilmek ve nafaka ödememek için kendisine iftira attığını ifade ederek

suçlamayı kabul etmemiştir.

6. Bilgi sahibi sıfatıyla beyanına başvurulanE.V.G.

başvurucu P.B.nin 19/1/2021 tarihinde saat 10.00 sıralarında kendisini arayarak

"Şu anda babamda kalıyoruz, annemle babam ayrıldılar, ben ve kardeşim

Z.B. annemin yanına dönmek istemiyoruz." dediğini, annesinin yanına

neden dönmek istemediğini sorması üzerine teyzeleri S.D.ninistemedikleri

yerlerine dokunduğunu söyleyerek ağlamaya başladığını, P.B.ye babasıyla

görüşmek istediğini beyan ettiğini, saat 10.15-10.30 sıralarında yasal temsilci

olan babanın kendisini aradığını, onaP.B. ile aralarında geçen görüşmeyi

aktardığını ifade etmiştir.

7. Başvurucuların Çocuk Koruma ve İzlem Merkezinde alınan

ifadeleri (bkz. § 4) doğrultusunda adli görüşmeci tarafından adli görüşme

değerlendirme raporu hazırlanmıştır. Adli görüşmeci, başvurucu Z.B. yönünden

teyzesinin dokunuşlarının cinsel amaçlı bir dokunma olduğu yönünde net bir

ifade kullanmadığı, dokunuşlarının cinsel olmayıp kültürel sevme biçimi

olabileceği, başvurucu P.B. yönünden teyzenin ergenlik döneminde olan çocuğun

mahremiyetine saygı göstermeyerek mağdureyi cinsel yönden ihmal ettiği, annenin

de bu duruma göz yumduğu, teyzenin mağdureye yönelik dokunuşlarının cinsel

amaçlı mı yoksa sevme şekli mi olduğu yönünde net bir kanaate varılamadığı

şeklinde görüş bildirilmiştir.

8. Yasal temsilci 2013 yılında teyze S.D.nin P.B.ye

yönelik olarak cinsel istimar suçunu işlediği iddiasıyla şikâyetçi olmuş, S.D.

hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karar 5/6/2014 tarihinde

itirazın reddi ile sonuçlanmıştır. Yasal temsilci bu karar yönünden Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş, başvuru Anayasa Mahkemesinin 2015/5690

numaralı dosyasında süre yönünden idari ret ile sonuçlanmıştır.

9. Yasal temsilci 2014 yılında teyze S.D.nin kızları

P.B.ye ve Z.B.ye yönelik cinsel istimar suçunu işlediği iddiasıyla şikâyetçi

olmuş; S.D. hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karar 21/11/2014

tarihinde itirazın reddi ile sonuçlanmıştır.

10. Yasal temsilci 2017 yılında çocukları P.B. ve Z.B.ye

yönelik cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla teyze S.D.den şikayetçi

olmuştur. Yargılama sonucunda sanığın beraatine kararı verilmiş olup dava

inceleme tarihi itibarıyla temyiz aşamasında derdesttir.

11. Başsavcılık daha önce de şüpheli S.D. hakkında aynı

iddialarda bulunulduğu,yapılan yargılamada şüphelinin beraat ettiği, cinsel

istismar suçunun oluşabilmesi için yapılan hareketlerin cinsel arzuların

tatminine yönelik, failin ulaşmak istediği sonuca uygun ve objektif olarak

şehevi olması gerektiği, somut olayda şüphelinin mağdurelere karşı cinsel

arzularını tatminine yönelik bir eyleminin bulunmadığı gerekçesiyle çocuğun

cinsel istismarı suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

12. Yasal temsilci vekili, şüpheli S.D.nin benzer

eylemleri nedeniyle daha önce hakkında açılan davada beraat ettiğini, şüphelinin

beraat aldığı karardan cesaretle eylemlerine devam ettiğini, anılan kararın

temyiz aşamasında olup kesinleşmediğini, Başsavcılığın eylemin gerçekleştiğini

kabul ettiğini ancak suçun oluşabilmesi için yapılan hareketlerin cinsel

arzuların tatminine yönelik failin ulaşmak istediği sonuca uygun ve objektif

olarak şehevi nitelikte olması gerektiğinden bahisle kovuşturmaya yer

olmadığına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek 29/3/2021

tarihinde karara itiraz etmiştir.

13. Yasal temsilcinin kovuşturmaya yer olmadığına dair

karara yaptığı itiraz, Trabzon 1. Sulh Ceza Hâkimliğince 9/4/2021 tarihinde

kesin olarak reddedilmiştir.

14. Yasal temsilci, nihai kararı 13/4/2021 tarihinde

öğrendikten sonra17/5/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

15. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

16. Yasal temsilci, kızlarının daha önce de teyzeleri

S.D.nin cinsel istismarına maruz kaldığını, şikayetlerinin takipsizlikle

sonuçlandığını, açılan ceza davasında ise S.D.nin ceza almadığını, bu şekilde

kızlarının yıllarca öz teyzeleri S.D.nin cinsel istismarına maruz

bırakıldığını, S.D.nin akıl sağlığının yerinde olup olmadığına dair rapor

alınması gerektiğini ileri sürmüştür. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi

için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir.

17. Yasal temsilci, aynı şüpheli hakkında daha önce de

benzer iddialarla şikâyetçi olmuştur (bkz. §§ 8, 9, 10). Yasal temsilci başvuru

formunda daha önceki şikâyetleriyle ilgili açıklamalarda bulunmuş ise de işbu

başvuru 2021 yılında yapılan şikâyet üzerine sonuçlanan soruşturma sürecine

ilişkin olup inceleme bu kapsamda yapılmıştır.

18. İnsan onurunun korunması amacıyla Anayasa’nın 17.

maddesinin ilk fıkrasında maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi

hakkı güvence altına alınmış; aynı maddenin üçüncü fıkrasıyla da kişilere işkence

ve eziyet yapılması, kişilerin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir

cezaya veya muameleye tabi tutulması yasaklanmıştır. Bu yasak için herhangi bir

istisnanın kabul edilmemesi ve Anayasa’nın 15. maddesinde savaş, seferberlik

veya olağanüstü hâllerde de maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne

dokunulamayacağının ifade edilmesi yasağın mutlak niteliğini ortaya

koymaktadır. Bununla birlikte yasak, tüm kötü muamele durumlarını kapsamaz. Bir

muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi,

asgari bir ağırlık derecesine (ciddiyet seviyesine) ulaşmasına bağlıdır. Asgari

ağırlık derecesine ulaşılıp ulaşılmadığı, görecelidir ve somut olayın

koşullarının değerlendirilmesiyle belirlenir. Yapılacak değerlendirmede

muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve

sağlık durumu gibi etkenler önem taşır. Bu etkenlere ardındaki kasıt veya saik

ile birlikte muamelenin amacı da eklenebilir. Ayrıca gerilimin ve duyguların

yükseldiği atmosfer gibi muamelenin yapıldığı bağlam da dikkate alınması

gereken diğer bir etkendir (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293,

17/7/2014, §§ 80, 83; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924,

6/1/2015, §§ 72, 74, 75; K.K. [GK], B. No: 2020/34532, 29/5/2024, § 26).

19. Başvurucuların yaşı, şüpheli ile başvurucular

arasındaki yakınlık ve şüphelinin eylemlerinin süreklilik arz ettiğine yönelik

iddia dikkate alınarak başvurucuların uğradıklarını iddia ettikleri muamelenin

Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi için gerekli

asgari bir ağırlık derecesine ulaştığı değerlendirilmiştir. Bu nedenle başvuru

kötü muamele yasağının usul boyutu kapsamında incelenmiştir.

20. Anayasa’nın 17. maddesi, devletin temel amaç ve

görevlerini düzenleyen Anayasa’nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde

devlete birtakım negatif ve pozitif yükümlülükler yükler (Serpil Kerimoğlu

ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 50; Fatma Akın ve Mehmet

Eren [GK], B. No: 2017/26636, 10/11/2021, § 82). Pozitif yükümlülükleri

kapsamında devlet; bireyleri, diğer bireyler tarafından yapılanlar da dâhil

olmak üzere, kötü muameleye karşı korumak için hukuki ve fiilî tedbirler

almakla ödevlidir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 82; R.K., B. No:

2013/6950, 20/4/2016, §§ 74, 75). Özellikle çocuklar ve savunmasız bireyler

etkili bir şekilde korunmalıdır (Z.C. [GK], B. No: 2013/3262, 11/5/2016,

§ 84). Koruma ödevi en ciddi durumlarda ceza hukuku hükümlerinin

yürürlüğe konulması ve bunların uygulamada da etkili bir şekilde uygulanması

yoluyla bireyleri, maddi ve manevi bütünlüklerinin ihlallerinden yeterli

şekilde korumak için yasal bir çerçeve oluşturulmasını gerektirir (bazı

değişikliklerle birlikte bkz. Z.C. § 56. Yaşam hakkı yönünden yapılan

kısmen benzer değerlendirmeler için bkz. İpek Deniz ve diğerleri, B. No:

2013/1595, 21/4/2016, § 149; T.A. [GK], B. No: 2017/32972, 29/9/2021, §

135). Koruma ödevi ayrıca yetkililerin bir kişiye yönelik gerçek ve yakın bir

kötü muamele tehlikesini bildikleri veya bilmelerinin gerektiği durumlarda bu

tehlikenin gerçekleşmesini engellemek için makul tedbirler almalarını da

gerektirir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 82; R.K., § 74). Bununla

birlikte özellikle insan davranışlarının öngörülemezliği, öncelikler ve

kaynaklar değerlendirilerek yapılacak işlem veya yürütülecek faaliyet tercihi

dikkate alındığında koruma yükümlülüğünün kamu makamları üzerinde aşırı yük

oluşturacak şekilde yorumlanması mümkün değildir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 53; R.K., § 76).

21. Devletin kötü muamele yasağı kapsamındaki pozitif

yükümlülüklerinin usuli bir yönü de vardır. Bu usul yükümlülüğü savunulabilir

nitelikteki her kötü muamele olayınınsorumlularının belirlenmesini ve

gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi

gerektirir. Bu soruşturmanın temel amacı, insan onurunu koruyan hukukun etkili

bir şekilde uygulanmasını ve kamu görevlilerinin veya diğer bireylerin kötü

muamele niteliğindeki filleri nedeniyle hesap vermelerini sağlamaktır. Kötü

muamelenin kasten yapıldığının ileri sürüldüğü durumlarda iddia hakkında

ivedilikle bir ceza soruşturması başlatılmalıdır. Ceza soruşturmasının

Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği şekilde etkili olduğunun kabul

edilebilmesi için soruşturmada olayı aydınlatabilecek ve sorumluların

belirlenmesini sağlayabilecek tüm deliller toplanmalıdır. Dahası soruşturma

süreci gerektiği ölçüde kamu denetimine açık olmalı, mağdur soruşturmaya etkili

şekilde katılabilmeli vesoruşturmada makul bir özen ve süratle hareket

edilmelidir. Yetkililer, soruşturmayı sonlandırmak için aceleci davranmamalı;

temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır (Tahir Canan, B. No: 2012/969,

18/9/2013, § 25; Cezmi Demir ve diğerleri, §§ 110-112, 114-117; Ali

Rıza Özer ve diğerleri, §§ 101-103).

22. Başvuruya konu edilen husus, cinsel istismar iddiası

hakkında yürütülen ceza soruşturmasının etkililiği olduğundan inceleme bu

kapsamda yapılmıştır.

23. Somut olayda yasal temsilcinin şikâyeti üzerine

Başsavcılık derhâl soruşturma başlatmış, başvurucuların Çocuk Koruma ve İzlem

Merkezinde ifadelerini almış, başvurucuların anne ve babası ile başvurucu

P.B.nin rehber öğretmenini dinlemiş, şüpheli S.D.nin savunmasını almıştır.

Başvurucuların ifadeleri doğrultusunda alınan adli görüşme değerlendirme

raporlarında şüpheli S.D.nin başvurucu Z.B.ye dokunmasının cinsel amaçlı

olmayan kültürel sevme olduğu, başvurucu P.B.ye dokunmasının cinsel amaçlı mı

yoksa sevme şeklinde mi olduğu yönünde net bir kanaate varılamadığı görüşü

bildirilmiştir (bkz. § 7).

24. Başsavcılık, yasal temsilcinin şikâyeti üzerine

derhâl başlattığı soruşturmada başvurucuları adli görüşmeciyle görüştürmüş;

adli görüşmeciden adli görüşme değerlendirme raporu almıştır. Şikâyetçi olan

yasal temsilcinin olayı kendisine aktardığını ileri sürdüğü rehber öğretmenini,

şüpheli S.D.yi, olayın gerçekleştiği iddia edilen evde başvurucularla birlikte

kalan anne Ö.D.yi dinlenmiştir. Dolayısıyla Başsavcılık, etkili bir soruşturmanın

gereği olarak makul özenle delilleri toplamış, olayın aydınlatılması bakımından

ciddiyetle araştırma yapmıştır. Bu bağlamda elde edilen delillerin hukuki

olarak yorumlanmasında Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasındaki güvence

altına alınan yasağı ihlal edecek mahiyette bir değerlendirme yapılmadığını ya

da soruşturmanın etkili şekilde yürütülmediğini gösterir herhangi bir bulguya

rastlanmamıştır.

25. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının etkili

soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul boyutuna yönelik bir ihlalin olmadığı

açık olduğundan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

Yusuf Şevki HAKYEMEZ bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucuların kimliğinin

başvurunun niteliği gereği RESEN GİZLİ TUTULMASINA,

B. Kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA Yusuf Şevki HAKYEMEZ'in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde

BIRAKILMASINA 13/3/2025 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Çocuğun cinsel istismarı suçuyla ilgili soruşturmanın

etkili şekilde yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği

iddiasıyla yapılan bireysel başvuruda Mahkeme çoğunluğunca başvurucuların

Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele

yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine dair iddianın açıkça dayanaktan

yoksunluk nedeniyle kabul edilemez bulunması gerektiği şeklindeki kararına

katılmamaktayım.

2. Çocukların yasal temsilcisi olan babanın 19/1/2021

tarihinde çocuklarının öz teyzelerinin cinsel istismarına maruz kaldığı

iddiasıyla yapılan şikayet üzerine başlatılan soruşturmada yapılan tahkikat

neticesinde Başsavcılık tarafından somut olayda şüphelinin iki çocuğa karşı

cinsel arzularını tatmine yönelik bir eyleminin bulunmadığı gerekçesiyle

çocuğun cinsel istismarı suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar

verilmiştir.

3. Mahkememiz çoğunluk kararında; babanın şikayeti

üzerine başlatılan soruşturma sürecinde Başsavcılık tarafından yapılan

işlemleri sıralamış, çocukların ifadeleri doğrultusunda alınan adli

değerlendirme raporlarına da atıf yapılarak Başsavcılık tarafından etkili bir

soruşturmanın gereği olarak makul özenle delilleri toplanmış ve olayın

aydınlatılması bakımından ciddiyetle araştırma yapılmış olduğuna işaret edilmiş

ve buradan hareketle de elde edilen delillerin hukuki olarak yorumlanmasında

Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan yasağı ihlal

edecek mahiyette bir değerlendirme yapılmadığını ya da soruşturmanın etkili

şekilde yürütülmediğini gösterir herhangi bir bulguya rastlanmamış olduğu

gerekçesine yer verilmiştir. (Bkz.: §§ 23-24).

4. Bununla birlikte, dosyadaki diğer deliller yanında

özellikle Başsavcılıkça başlatılan soruşturma sürecinde başvurucuların Çocuk

Koruma ve İzlem Merkezinde adli görüşmeciyle görüşerek verdikleri ifadelere

binaen alınan ifadeleri doğrultusunda adli görüşmeci tarafından hazırlanan adli

görüşme değerlendirme raporu esasında yapılan soruşturma sürecindeki en önemli

delil olarak bazı önemli tespitlerde bulunmaktadır. Adli görüşmeci, başvurucu

Z.B. yönünden teyzesinin dokunuşlarının cinsel amaçlı bir dokunma olduğu

yönünde net bir ifade kullanmadığı, dokunuşlarının cinsel olmayıp kültürel

sevme biçimi olabileceği, başvurucu P.B. yönünden ise teyzenin ergenlik döneminde

olan çocuğun mahremiyetine saygı göstermeyerek mağdureyi cinsel yönden ihmal

ettiği, annenin de bu duruma göz yumduğu, teyzenin mağdureye yönelik

dokunuşlarının cinsel amaçlı mı yoksa sevme şekli mi olduğu yönünde net bir

kanaate varılamadığı şeklinde görüş bildirmiştir (bkz.: § 7).

5. Görüldüğü üzere adli görüşmeci tarafından hazırlanan

adli görüşme değerlendirme raporunda özellikle büyük çocuk ile ilgili teyzenin

istismar iddiasına yönelik eylemlerinin cinsel amaçlı mı yoksa sevme şekli mi

olduğu yönünde net bir kanaate ulaşılamadığı tespitine yer verilmektedir. Bu

biçimdeki bir tespite rağmen Başsavcılık tarafından somut olayda şüphelinin

mağdurelere karşı cinsel arzularını tatminine yönelik bir eyleminin bulunmadığı

gerekçesiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan kovuşturmaya yer olmadığına

karar verilmiş olması yürütülen soruşturmadaki önemli bir eksikliktir.

6. Bundan dolayıdır ki Mahkememiz çoğunluğunun somut

olayda ulaştığı elde edilen delillerin hukuki olarak yorumlanmasında

Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasındaki güvence altına alınan yasağı

ihlal edecek mahiyette bir değerlendirme yapılmadığını ya da soruşturmanın

etkili şekilde yürütülmediğini gösterir herhangi bir bulguya rastlanmamış

olduğu biçimindeki gerekçeye (bkz.: § 24) katılmak mümkün değildir.

7. Bireysel başvuruya konu olayda adli görüşmeci

tarafından hazırlanan adli görüşme değerlendirme raporunda büyük çocuk ile

ilgili teyzenin istismar iddiasına yönelik eylemlerinin cinsel amaçlı mı yoksa

sevme şekli mi olduğu yönünde net bir kanaate varılamadığı tespitine yer

verilmiş olmasına rağmen soruşturmanın kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin

karar ile sonlandırılması etkili bir soruşturma yürütülmediğini göstermektedir.

8. Özellikle konunun çocuklara yönelik bir cinsel istismar

iddiası olduğu ve yine bu bağlamda adli görüşmeci tarafından hazırlanan adli

görüşme değerlendirme raporunda başvuruculardan birisi ile ilgili olarak

belirtilen “net bir kanaate varılmaması” durumu esasında bu konuda daha ileri

araştırmalar yapılması gerektiğini ortaya çıkarmaktadır. Gerek başvurucu

çocukların her ikisinin birbiriyle uyumlu ve kararlı biçimde ifade ettikleri

beyanları ve gerekse adli görüşme değerlendirme raporundaki tespitler bunu

gerektirmektedir.

9. Soruşturmada ulaşılacak sonuçtan bağımsız olarak ifade

etmek gerekir ki bu biçimdeki bir şikayette Anayasa’nın 17. maddesindeki kötü

muamele yasağının usul boyutuna uygun etkili bir hukuksal sürecin

yürütülebilmesi için somut başvuruda toplanan verilerin herkesi ikna edici,

objektif bir değerlendirmeye dayalı biçimde sonuçlandırılması fevkalade önem

arz etmektedir.

10. Sonuç olarak yukarıda sıralanan gerekçelerle

başvurucuların Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına

alınan kötü muamele yasağının etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul

boyutunun ihlal edildiği gerekçesiyle çoğunluğun başvurunun açıkça dayanaktan

yoksunluk nedeniyle kabul edilemez bulunması gerektiği şeklindeki kararına

katılmamaktayım. Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ İrfan FİDAN Yılmaz AKÇİL Raportör : Merve ARSLANTÜRK Başvurucular : 1. P.B. 2. Z.B. Yasal Temsilcisi : Osman BAYRAK Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2021/45376, 13 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Birinci Bölüm
  4. Karar
  5. I. Başvurunun
  6. Özeti
  7. II. Değerlendirme
  8. A. Kamuya açık belgelerde başvurucuların kimliğinin
  9. B. Kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine
  10. C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde
  11. Karşıoy Gerekçesi
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2021/45376
Tarih
13 Mart 2025

İlgili Kararlar

  • Mehmet Emin Tekin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2021/13258)
  • Cihan Kartal Başvurusu (B. No: 2022/96512)
  • Mahir Rasool Hamid Hamad Başvurusu (B. No: 2021/53794)
  • Eren Yıldız Başvurusu (B. No: 2019/23865)
  • Abuzer Serdar Özlü Başvurusu (B. No: 2021/56372)
  • Gül Aldemir Başvurusu (B. No: 2021/42384)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.