İçeriğe geç
AC
Birinci Bölüm Başvuru No: 2017/32206 Tarih:

Ayşen Kayrak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/32206)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

AYŞEN KAYRAK VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2017/32206)

Karar Tarihi: 12/12/2018

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, taşınmazın imar planında kamu hizmeti alanına

ayrılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Ekli tabloda sıralanan başvurulara ait başvuru formu ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemelerinden sonra başvurular

Komisyonlara sunulmuştur.

3. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Konularının aynı olması nedeniyle ekli tabloda numaraları

belirtilen başvuru dosyalarının, 2017/32206 numaralı bireysel başvuru dosyası

ile birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar

verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

(İçtüzük) 71. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın

oluştuğu alana ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden

incelenmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucuların maliki olduğu başvuruya konu taşınmaz 1/1000 ölçekli

revizyon uygulama imar planında kamu hizmeti alanına ayrılmıştır. Başvurucular,

bu taşınmazın kamulaştırılması istemiyle Belediyeye başvurmuş fakat bu yoldan

bir sonuç elde edememişlerdir.

9. Başvurucular, bunun üzerine imar planında kamu hizmeti

alanına ayrılan taşınmazın rayiç bedelinin ödenmesi istemiyle Belediye aleyhine

tam yargı davası açmışlardır.

10. Derece mahkemelerince uyuşmazlığın esası hakkında karar

verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir. Kararda, 20/8/2016 tarihli ve 6745 sayılı

Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde

Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la 4/11/1983 tarihli ve 2942

sayılı Kamulaştırma Kanunu'na birtakım hükümler eklendiği vurgulanmıştır. Bu

bağlamda uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılan

taşınmazların kamulaştırılması için öngörülen beş yıllık sürenin 2942 sayılı

Kanun'a eklenen geçici 11. madde gereğince bu maddenin yürürlüğe girdiği

tarihten itibaren başlayacağı ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce

açılan ancak henüz karara bağlanmayan veya kararı kesinleşmeyen davalara da bu

madde hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

11. Başvurucular, nihai kararın tebliği üzerine bireysel

başvuruda bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

12.Konu ile ilgili hukuk için bkz. Hüseyin Ünal, B. No: 2017/24715, 20/9/2018, §§ 17-29.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

13. Mahkemenin 12/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

14. Başvurucular; taşınmazın imar planında kamu hizmeti alanına

ayrılmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini, bu müdahale sebebiyle

taşınmazını dilediği gibi kullanamadığını belirtmişlerdir. Başvurucular,

taşınmazının kamulaştırılmamasının mülkiyet hakkının ihlaline yol açtığını

ifade etmişlerdir. Başvurucular bunun yanında dava sürecinde yapılan yasal

değişikliklerin geriye yürütülmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı, eşitlik

ilkesi ve hak arama hürriyetinin ihlal edildiğini de ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

15. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

16. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular; mülkiyet hakkı dışında adil

yargılanma hakkı, eşitlik ilkesi ve hak arama özgürlüğünün ihlal edildiğini

ileri sürmektedirler. Ancak somut olayda eşitlik ilkesinin ihlaline yol

açabilecek farklı muamelenin varlığı başvurucular tarafından temellendirilmemiştir.

17. Diğer taraftan başvurucuların asıl şikâyetinin imar

uygulamasında kamu hizmeti alanı olarak ayrılması sebebiyle maliki oldukları

taşınmazdan dilediği gibi yararlanamadıklarına, taşınmazı kullanamadıklarına ve

onu tasarruf edemediklerine yönelik olduğu anlaşılmakla başvurucuların bütün

şikâyetleri mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

18. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

19. Anayasa Mahkemesi aynı konu ile ilgili şikâyetleri daha önce

incelemiş ve uygulanacak ilkeleri ortaya koymuştur (Hüseyin Ünal, §§ 34-62).

20. Hüseyin Ünal

kararında imar uygulamasına konu edilen taşınmazın, başvurucu adına tapuda

kayıtlı olduğundan dolayı Anayasa'nın 35. maddesi bağlamında mülk teşkil ettiği

belirtilmiştir (Hüseyin Ünal, §

37). Bu taşınmazın uygulama imar planında kamu hizmeti alanı olarak

ayrılmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği kabul edilmiş, söz konusu

müdahalenin niteliği sebebiyle mülkiyetten barışçıl yararlanmaya ilişkin genel

kural çerçevesinde incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir (Hüseyin Ünal, §§ 38-41).

21. Anayasa Mahkemesi 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar

Kanunu hükümleri ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 11. maddeye dayalı olan

müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığını değerlendirmiş, ayrıca taşınmazın

kamu hizmetine tahsis edilmesine yönelik müdahalenin kamu yararına dayalı meşru

bir amacının bulunduğu açıklanmıştır (Hüseyin

Ünal, §§ 44-50). Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin 28/3/2018

tarihli ve E.2016/196, K.2018/34 sayılı kararı ile anılan madde iptal

edilmiştir. Bu çerçevede ölçülülük yönünden yapılan değerlendirmede uygulama

imar planının onaylanmasından itibaren beş yıldan fazla süre geçmesine rağmen

imar planında kamu hizmetine ayrılan taşınmazın kamulaştırılmaması ve herhangi

bir tazminat da ödenmemesinin başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet

yüklediği kanaatine ulaşılmıştır. Bu sebeple başvurucunun mülkiyet hakkının

korunması ile kamunun yararı arasında olması gereken adil dengenin başvurucu

aleyhine bozulduğu ve müdahalenin ölçülü olmadığı kabul edilmiştir (Hüseyin Ünal, §§ 51-62).

22. Somut başvuruda da başvuruculara ait taşınmazın uygulama

imar planında kamu hizmeti alanına ayrılmasına rağmen beş yılı aşkın bir

süreden beri kamulaştırılmadığı ve kendilerine herhangi bir tazminat da

ödenmediği dikkate alındığında bu ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir durumun

söz konusu olmadığı sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla başvurucuların mülkiyet

hakkına yapılan müdahale ölçülü değildir.

23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

24. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesi'nin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

25. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi

hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.

26. Buna göre bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve

hürriyetin ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca

eski hâle getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır.

Bunun için ise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın

veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa

ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda

uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan, § 55).

27. Anayasa Mahkemesi ihlalin ve sonuçlarının nasıl

giderileceğine hükmederken idarenin, yargısal makamların veya yasama organının

yerine geçerek işlem tesis edemez. Anayasa Mahkemesi, ihlalin ve sonuçlarının

nasıl giderileceğine hükmederek gerekli işlemlerin tesis edilmesi için kararı

ilgili mercilere gönderir (Mehmet Doğan, §

56).

28. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Buna

göre ihlal; idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasama

işlemlerinden kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderim

yolunun belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet Doğan, § 57).

29. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216

sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, § 58).

30. Buna göre Anayasa Mahkemesince ihlalin tespit edildiği

hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir derece

mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesine

bırakılmıştır. Derece mahkemeleri ise Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında

belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yapmakla

yükümlüdür (Mehmet Doğan, § 59).

31. Bu bağlamda derece mahkemesinin öncelikle yapması gereken

şey, bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği veya idari makamlar tarafından

bir temel hak veya özgürlüğe yönelik olarak gerçekleştirilen ihlali gideremediği

tespit edilen önceki kararını kaldırmaktır. Derece mahkemesi, kararın

kaldırılmasından sonraki aşamada ise Anayasa Mahkemesi kararında tespit edilen

ihlalin sonuçlarını gidermek için gereken işlemleri yapmak durumundadır (Mehmet Doğan, § 60).

32. Başvurucular, maddi ve manevi tazminat talebinde

bulunmuşlardır.

33. Somut olayda başvuruculara ait taşınmaz imar planında kamu

hizmeti alanına ayrılmıştır. Başvurucuların açmış olduğu tazminat davasında

derece mahkemeleri, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren kanun maddesini

gerekçe göstererek dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar

vermiştir. Sonuç olarak müdahalenin temeli olan taşınmazın imar planında kamu

hizmetine ayrılması idari bir işlem niteliğindedir. Başvurucuların mülkiyet hakkının

idari bir işlem nedeniyle ihlal edildiği anlaşılmaktadır. Ancak somut olayda

ihlale yol açan idari eylem ve işleme karşı başvurulabilecek kanun yolu

tüketildikten sonra bireysel başvurunun yapıldığı anlaşıldığına göre ilgili

mahkemenin yeniden yargılama yoluyla tespit edilen ihlali ve sonuçlarını

ortadan kaldırma imkânı bulunmaktadır.

34. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Buna

göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2)

numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, ihlal

sonucuna uygun olarak tazminata hükmedilmesinden ibarettir. Tazminat miktarının

belirlenmesi hususu ise bu konuda uzmanlaşmış derece mahkemelerinin

takdirindedir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak

üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

35. Yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın yetkili yargı

merciine gönderilmesine karar verilmesinin ihlal sonucu açısından yeterli bir

giderim sağladığı anlaşıldığından başvurucuların tazminat taleplerinin reddine

karar verilmesi gerekir.

36. Dosyadaki belgelerden tespit edilen ekli tabloda belirtilen

harçların ayrı ayrı olmak üzere; ayrıca 1.980 TL vekâlet ücretinin de başvuruculara

müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ekli

tabloda belirtilen mahkemelere GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. Ekli tabloda belirtilen harçların BAŞVURUCULARA AYRI AYRI

ÖDENMESİNE,

F. 1.980 TL vekâlet

ücretinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

12/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Eşref Uğur

ŞENOL

Başvurucular

:

Ayşen KAYRAK

ve Diğerleri (bkz. ekli tablo)

Vekili

:

Av. Birol

YENCE

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/32206, 12 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası