İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ayten Kardoğan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/1517)

1. Başvuru, gözaltında işkence sonucunda ölüm sebebiyle yapılan

Başvuru No2015/1517Tarih25 Aralık 2018Okuma36 dk · 7.232 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ayten Kardoğan Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
25 Aralık 2018
Başvuru Numarası
2015/1517
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

7.232 kelime·36 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, gözaltında işkence sonucunda ölüm sebebiyle yapılan

kovuşturmanın beraatle sonuçlanmasının kötü muamele

yasağı ile yaşam hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru,23/1/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim

Sistemi’nden (UYAP) elde edilen bilgilere göre olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular 10/4/1994 tarihinde gözaltında iken ölen G.Ö.nün çocuklarıdır.

A. Genel Olarak

9. Yoğurtyemez köyünde PKK terör

örgütüne yardım ve yataklık yapıldığı ihbarı üzerine Ahlat Cumhuriyet

Başsavcılığının (Savcılık) 1994/36 Hazırlık sayılı dosyasında soruşturma

başlatılmıştır. Başvurucuların babası olan G.Ö.nün aynı köydeki meskeninde, kendisinin de hazır

bulunduğu sırada 4/4/1994 günü saat 11.00’de yapılan aramada salon girişindeki

kapının üstündeki poşette patlamaya hazır, tuzaklanmış el bombası bulunmuştur.

Adı geçen köyde oturan S.C., E.C., N.A., H.A. ve M.T.nin

meskenlerinde yapılan aramalarda da bazı suç unsurlarına rastlanmış; PKK terör

örgütüne yardım ve yataklık etmek, ruhsatsız roketatar, el bombası ve mermi

bulundurmak suçlarından haklarında soruşturma başlatılmıştır.

10. Bunun üzerine G.Ö. aynı gün saat 15.00’te Ahlat ilçesi Ovakışla Jandarma Karakol Komutanlığında gözaltına

alınmıştır.

11. 6/4/1994 tarihinde Ahlat İlçe Jandarma Komutanlığı,

Savcılıktan G.Ö.nün de

aralarında bulunduğu on sanık hakkında ek gözaltı süresi verilmesi isteminde

bulunmuştur. Savcılık 6/4/1199 ila 18/4/1994 tarihlerinde on iki gün ek gözetim

süresi vermiştir.

12. 7/4/1994 tarihinde Bitlis İl Jandarma Alay Komutanı

tarafından imzalanan Sorgu İstek Formu'na göre G.Ö.nün Alay Komutanlığı Harekât

Asayiş Şube Müdürlüğü araştırma kısmında sorguya alınması istenmiştir. Bu

belgede; hakkında alınan ihbar ve duyumlara göre başvurucunun terör örgütüne

lojistik destek verdiği, bu kapsamda piyasadan aldığı gıda maddelerini Karataş

mevkiinde örgüt mensuplarına verdiği kayıtlıdır.

13. G.Ö. burada üç gün kaldıktan sonra 7/4/1994 tarihinde

detaylı sorgulanmak üzere Bitlis İl Jandarma Alay Komutanlığına (Alay

Komutanlığı) getirilmiştir.

14. G.Ö. 7/4/1994 tarihinde Alay Komutanlığı nezarethanesine

alınmış; burada sorgu için beklediği sırada 10/4/1994 günü vefat etmiştir. Saat

22.00’de durum Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmiştir. Savcılık,

yapılan otopsinin ardından 11/4/1994 günü saat 00.30’da defin ruhsatı tanzim

etmiştir.

B. G.Ö. ve Gözaltına

Alınan Diğer Sanıklar Hakkında Yapılan Soruşturma

15. S.C., E.C., N.A. ve M.A. Ahlat Sulh Ceza Mahkemesinin

18/4/1994 tarihli kararıyla tutuklanmıştır.

16. Ahlat Devlet Hastanesinin 18/4/1994 tarihli raporuna göre bu

kişilerde darp ve cebir izi bulunmamaktadır. Gerek kollukta gerekse sorgu

sırasında, adı geçen kişilerin gözaltında kötü muamele gördükleri yönünde bir

beyanları da bulunmamaktadır.

17. 18/4/1994 tarihinde Savcılık görevsizlik kararıyla dosyayı

Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Başsavcılığına

göndermiştir.

18. Diyarbakır 4 No.lu DGM'nin E.1994/157, K.1995/576 sayılı

dosyasında sanıklar S.C., E.C., N.A., M.E. ve ölen G.Ö. hakkında kamu davası

açılmıştır. Diyarbakır 4 No.lu DGM 15/11/1995 tarihinde kararını vermiştir.

Sanık G.Ö. hakkında açılan davalar ölüm nedeniyle düşmüş, diğer sanıklarsa

terör örgütüne yardım ve yataklık etme suçundan beraat etmiştir. Sanık S.C.de

bulunan el bombası, E.C. ve M.T.de bulunan roketatar mermisi ve sevk fişeği ile

ilgili açılan davalar yönünden Bitlis Ağır Ceza Mahkemesine, sanık N.A.da ele geçen 20 adet Bixi mermisi ile ilgili olarak Ahlat Asliye Ceza

Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiştir. Görevsizlik kararından sonraki

aşamaya ilişkin olarak başvuru formunda ve UYAP’ta

herhangi bir bilgi mevcut değildir.

C. G.Ö.nün

Ölümüyle İlgili Olarak 1994 Yılında Yapılan Soruşturma

19. Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığının 1994/268 sayılı dosyasında

ölüm olayıyla ilgili olarak G.Ö.nün

sorgusundan sorumlu Jandarma Uzman Çavuş S.Ç. hakkında soruşturma açılmıştır.

20. Savcılık, Ahlat ve Ovakışla

Jandarma Komutanlıklarında görevli personel listesini ve G.Ö.nün Alay Komutanlığındaki soruşturmasında görev

alan kişilerin tespitini istemiştir. Bu kişiler, İl Jandarma Alay Komutanlığı

tarafından Savcılığa bildirilmiştir.

21. Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığı 16/12/1994 tarihli ve

1994/268 Hazırlık sayılı kararla 10/7/1987 tarihli ve 285 sayılı Olağanüstü Hal

Bölge Valiliği İhdası Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 4. maddesinin (i)

bendine göre görev sırasında işlenen suçlardan ötürü 4/2/1913 tarihli Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat’a

göre işlem yapılacağından dosyayı Bitlis İl İdare Kuruluna göndermiştir.

1. Otopsi ve Diğer Adli

Raporlar

22. 11/4/1994 günü saat 23.00’te ölenin bulunduğu Bitlis Devlet

Hastanesinde savcı ve iki hekim huzurunda Ölü Muayene ve Otopsi Tutanağı

düzenlenmiştir. Cesedin ağzından beyaz sıvı akıntısı geldiği, saat 23.00

itibarıyla ölü katılığının oluşmadığı, ölü morluğunun husule gelmediği, koltuk

altı ve karın bölgesinin sıcak, el ve ayaklarının soğuk olduğu, tahminen iki

saat önce öldüğü belirlenmiştir. Yapılan klasik otopside baş, göğüs ve karın

açılmış; yalnız dalak dış zarının devamlılığının yer yer bozulduğu tespit

edilmiştir. Kesin ölüm nedeni hakkında bir kanaat edinilmemiştir. Vücuttan

parça (böbrek, dalak, akciğer, kalp, beyin, karaciğer) ve kan örnekleri

alınmıştır.

23. Adana Adli Tıp Kurumu (ATK) Kimyasal Tahliller İhtisas

Dairesi Başkanlığının 15/6/1994 tarihli toksikolojik

analizinde iç organ parçalarında organik kükürt ve organik fosfor bulunduğu

ifade edilmiştir.

24. Adana ATK Morg İhtisas Dairesi Başkanlığının 23/6/1994

tarihli raporunda, alınan kan ve iç organ parçalarının yapılan toksikolojik analizinde su buharı destilasyonu (damıtma) ile elde

edilen destilat

bileşiminde organik kükürt ve organik fosfat bulunan insektisit (zehirli bir böcek öldürücü) entoksikasyonu

(zehirlenme) etkisiyle ölümün gerçekleştiği bildirilmiştir.

25. Bu rapor üzerine Savcılık 26/7/1994 tarihinde, hangi yolla

alındığında böcek öldürücünün öldürücü etkisinin ortaya çıkacağı, vücuda dâhil

olduktan sonra ne kadar sürede etkisini göstereceği, bu kimyasal maddenin

kişinin yaşantısına bağlı olarak zaman içinde öldürücü etki yapmayacak şekilde

vücutta depolanıp depolanmayacağı, bu durum vaki olduğu takdirde başka bir

etmenle birleşip öldürücü etkinin ortaya çıkıp çıkmayacağı, otopsi raporunda

tespit edilen, karın iç duvarı normal olmasına rağmen dalak zarının

devamlılığının bozulmasının ölüm hadisesine etki edip etmeyeceği konusunda

İstanbul ATK’dan görüş istemiştir.

26. İstanbul ATK 1. İhtisas Kurulu 17/8/1994 tarihli raporunda;

otopside dalak dış zarının devamlılığının yer yer bozulduğu belirtilmişse de

karın boşluğunda kanama olmadığına göre bu tarif edilen değişimin otopsi

sırasında dalak kontrolü yapılırken doğal yapışma yerlerindeki ayrılmalardan

kaynaklanabileceği, dalak dış zarı bozukluğu bulgusunun ölüm sonucunu

doğurabilecek nitelikte veya ölüme katkısı olamayacağı, ölümde haricî travmatik bir etken bulunmadığı, sorulan diğer hususlarda

5. İhtisas Kurulundan görüş alınması gerektiği mütalaa olunmuştur.

27. İstanbul ATK 5. İhtisas Kurulu 12/9/1994 tarihli yazısıyla

müteveffanın histopatolojik raporunun temin

edilmesinden sonra görüş verebileceğini bildirmiştir.

28. Adana Adli Tıp Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesinin

24/12/1994 tarihli raporunda; önceki tespitlere ilaveten iç organ parçalarının histopatolojik incelemesi sonucunda akciğer ve beyin ödemi,

amfizem (akciğerdeki hava

keseciklerinin sayısının azalması sonucu solunum yetmezliğiyle beliren

hastalık), atelektazi (akciğerin bir kısmının veya tamamının

bronşun ya da bronşiolün tıkanması sonucu çökmesi)

bulunduğu yazılıdır. Adli soruşturma, dış muayene ve otopside elde edildiği

bildirilen bulgularla toksikoloji ve histopatoloji

raporlarına göre bileşiminde organik fosfat ve organik kükürt bulunan herhangi

bir insektisit entoksikasyonuna

bağlı olarak gelişen akciğer ve beyin ödemi, amfizem ve atelektazi

etkisiyle G.Ö.nün öldüğü

bildirilmiştir.

29. İstanbul ATK Kimyasal Tahliller İhtisas Dairesinin 29/1/1996

tarihli toksikolojik raporunda akciğer, kalp, böbrek,

beyin, karaciğer parçalarının ince tabaka kromatagrafisi

ve spot testlerle yapılan incelemesi neticesinde klorlandırılmış

hidrokarbonlu, karbamatlı ve bahis konusu organik

fosfat yeterli inteksitlerin varlığını gösterir

müspet reaksiyonlar alınamamıştır.

30. İstanbul ATK 5. İhtisas Kurulunun 26/2/1996 tarihli

raporunda;

i. İstanbul ATK Kimyasal Tahliller İhtisas Dairesinin daha geniş

olanaklara sahip bulunması nedeniyle bu laboratuvarlarda yapılan incelemelerde

saptanan organik fosfat ve kükürt

bileşiğinin tespit edilemediği sonucuna itibar edildiği,

ii. Maktulün gözaltına alındığı 4/4/1994 tarihinden ölü

bulunduğu 10/4/1994’e kadar geçen süre içinde herhangi bir şekilde organik

fosfor zehirlenmesi belirtisi göstermemesine rağmen bu durumun altı gün sonra

aniden ölüme sebebiyet vermesinin tıbben mümkün olmadığı,

iii. Nezarethaneye dışarıdan bir madde alımının olmaması,

maktulün kaldığı süre içinde erlere verilen yiyeceklerden yemesi, bu süre

içinde koğuşların herhangi bir nedenle ilaçlanmamış olması ve başkaca bir ölüm

olmaması bulguları da gözönüne alındığında maktulün

ölüm nedeninin organik fosfor ya da kükürt içeren bir maddeye ya da ilaca

bağlanmasının mümkün görülmediği,

iv. Bu nedenle kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için İstanbul

ATK 1. İhtisas Kurulundan görüş alınmasının uygun olacağı mütalaa edilmiştir.

Ancak bu soruşturma kapsamında 1. İhtisas Kurulundan görüş alındığını gösteren

bir rapor mevcut değildir (2003 yılında yapılan soruşturmada ATK 1. İhtisas

Kurulundan alınan rapor için bkz. § 53).

2. Tanık Beyanları

31. J Uzm. Çvş. Y.M. 27/4/1994 tarihinde Cumhuriyet savcısına,

3/4/1997 tarihinde ise muhakkike ifade vermiştir. İfadesinde; ölenin sorgusunu

J Uzm. Çvş. S.Ç. yapacakkenAlay Komutanlığına beş

altı terörist daha gelince sorguyu diğerlerinin üzerine yoğunlaştırdıklarından G.Ö.nün sorgusuna başlanamadığını,

rahatsızlandığı için olay günü alayda yattığını, gece G.Ö.nün

öldüğünü haber aldıktan sonra hücresine gittiğini, yerde ölü yatarken onu

gördüğünü belirtmiştir.

32. Alay Komutanlığında görevli J Er B.A. 10/6/1994 tarihinde

Bitlis Savcılığında ifade vermiştir. İfadesinde G.Ö.nün tutulduğu nezarethaneyi her on beş dakikada bir

kontrol ettiğini, şahsın darbedildiğini görmediğini

belirtmiştir.

33. Alay Komutanlığında görevli J Er S.H. 27/4/1994 tarihinde

Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığında ifade vermiştir. İfadesinde 10/4/1994 günü

saat 21.00-24.00 arasında Alay Komutanlığında hücreler kısmında nöbete

başladıktan üç dört dakika sonra G.Ö.nün bulunduğu

hücre kapısına birkaç kez vurduğunu, cevap gelmeyince gözetleme penceresinden

içeriyi kontrol ettiğinde şahsı yerde yatar vaziyette gördüğünü, içeri girmeden

durumu komutanlarına haber verdiğini, kontrol edildiğinde G.Ö.nün

öldüğünün anlaşıldığını belirtmiş; G.Ö.nün

sorgulanmadığını, o sırada odasında kimsenin bulunmadığını, nöbeti de B.A.dan devraldığını söylemiştir.

34. J Uzm. Çvş. İ.N. 27/4/1994 tarihinde Bitlis Başsavcılığında

beyanda bulunmuştur. Beyanında 7/4/1994 tarihinde G.Ö. ile birlikte dört

kişinin sorgu amacıyla Alay Komutanlığına getirildiğini, değişik kişilerin

sorguda görev aldığını ancak sorgudan asıl sorumlunun J Uzm. Çvş. S.Ç. olduğunu

söylemiştir. Beyanına göre nöbetçi erler S.H. ve H.K., odasına gelerek G.Ö.nün hücresinde hareketsiz

yattığını söylemiştir. Bunun üzerine durumu N.D.ye haber vermiş, birlikte G.Ö.nün hücresine gidince öldüğünü

anlamışlardır. Daha sonra olayı Savcılığa bildirmişlerdir. Ayrıca ifadesinde

ölenin arıcılık yaptığı için kükürtten zehirlenmiş olabileceğini, yediği

yemeğin askere çıkan yemekle aynı olduğunu söylemiştir.

35. J Asb. Çvş. N.G. 27/4/1994’te savcılıktaki ifadesinde terör

örgütüne yardım ve yataklık eylemlerine ilişkin olarak Ahlat Jandarma

Komutanlığınca tarafından beş kişinin gözaltına alındığını, bunların daha sonra

sorgu için Alay Komutanlığına gönderildiklerini, sorgudan Jan. Uzm. Çvş. S.Ç.nin sorumlu olduğunu açıklamıştır. Olay akşamı Alay

Komutanlığındaki odasında arkadaşlarıyla birlikteyken nöbetçi J Er S.H., G.Ö.nün öldüğünü haber vermiştir.

Olay yerine gidince hücrede ölü vaziyette bulunmuştur. O tarihte başka bir

terörist daha teslim olduğundan henüz S.Ç. tarafından ölenin sorgusu

yapılmamıştır.

36. J Asb. Çvş. N.D. 27/4/1994 tarihinde Savcılıkta anlatımda

bulunmuştur. İfadesinde, o tarihlerde Alay Komutanlığında sorgulama bölümünde

görev yaptığını, Ahlat’tan gelen beş kişinin Alay Komutanlığında ayrı hücrelere

konulduğunu, her birinin sorgusu ayrı görevlilere bırakıldığını, ölenin

sorgusunda S.Ç.nin görevlendirildiğini ancak henüz S.Ç.nin sorguya geçmediğini, J Er S.H. haber verince ölenin

hücresinde yatar vaziyette olduğunu gördüğünü belirtmiştir.

37. Alay Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü A.Ö. 19/7/1994

tarihinde Bitlis Savcılığındaki ifadesinde olay günü alay nezarethanesinde bir

kişinin öldüğü bildirilince evden alaya giderek olaya el koyduğunu, durumu

adliyeye bildirdiğini beyan etmiştir.

3. Sanık J Uzm. Çvş. S.Ç.nin Savunmaları

38. Ölenin sorgulamasından sorumlu olduğu söylenen S.Ç.

19/4/1994 ve 18/7/1994 tarihlerinde Savcılıkta ve 10/3/1997 tarihinde muhakkiklikte savunma yapmıştır. 1992’den bu yana Bitlis’te

görev yaptığını, G.Ö.nün

Ahlat Jandarma Bölük Komutanlığı görevlileri tarafından terör örgütüne yardım

ve yataklık suçlamasıyla 4/4/1994’te Yoğurtyemez

köyünde gözaltına alındığını, 7/4/1994 tarihinde sorgu için Alay Komutanlığına

getirildiğini ifade etmiştir. S.Ç.nin beyanına göre

araştırma ve sorgulama bölümünde görev yapmakla beraber doğrudan sorgulama

görevi bulunmamaktadır. Vazifesi şahısların sorgu için kayıtlarının tutulması

ve raporlarının yazılmasıdır. Ölen, kimliği tespit edilerek nezarethaneye

alınmıştır. Henüz sorgusuna geçilmemiştir. Nezarethanede kalma süresi on beş

gün olduğundan ve bu süre henüz dolmadığından 10/4/1994 tarihinde başka bir

teröristin sorgusunu yapmıştır. Maktulün bulunduğu mahaldeki nöbetçi Er S.H.

ölenin hareketsiz yattığını söyleyince durumdan haberdar olmuştur. Saat 21.00

civarında nezarethaneye girip nabzını kontrol ettiklerinde G.Ö.nün vefat ettiği anlaşılmıştır. Sorguları Asb.

N.D., N.G., uzman çavuşlar İ.N., Y.M. ve o tarihte izinli olan A.M.

yapmaktadır. Adana Adli Tıp Grup Başkanlığının ölümün böcek zehirlenmesinden

kaynaklandığı yönünde rapor vermesi üzerine S.Ç. 18/7/1994 tarihinde ikinci kez

Savcılık tarafından dinlenmiş; olay tarihinde Alay Komutanlığında böcek ilacı

yapılmadığını, diğer nezarethanelerde bulunanların zehirlenmediğini, ölenin

Alay Komutanlığında askere çıkan yemekten yediğini, alayda kimsenin besin

zehirlenmesine maruz kalmadığını söylemiştir.

4. 1994’te Başlayan

Soruşturmanın Sonuçlanması

39. Bitlis İl İdare Kurulu 12/2/1998 tarihinde sanık S.Ç. hakkında

men-i muhakeme kararı vermiştir. Kararın gerekçesinde; ölenin kükürt ve fosfat

bileşimleri bulunan kimyevi maddelerle devamlı temas hâlinde bulunduğu, ayrıca

kişisel biyografisinde daha önce altı ay süreyle iç hastalığından dolayı

hastanede yattığı, G.Ö.nün ölümünden sonra iç

organlarının gönderildiği Adana ATK Morg İhtisas Dairesi Başkanlığından alınan

raporda bileşiminde organik fosfat ve organik kükürt bulunan herhangi bir insektisit entosikasyonuna bağlı

olarak gelişen akciğer ve beyin ödemi, amfizem ve etalektazi

etkisiyle kişinin ölmüş olduğunu bildiren rapor düzenlendiği, dolayısıyla

gözetim altında bulunulan sürede haşere ile ilgili mücadele için herhangi bir

ilaçlamanın yapılmadığı, bu şahısların yemekleri birlik içinde temin

edildiğinden yedikleri yemeklerden herhangi bir zehirlenmenin söz konusu

olamayacağı dikkate alınmıştır.

40. Bu kararın resen yapılan incelenmesi sonucunda Danıştay

İkinci Dairesi 19/12/2000 tarihinde, sanığın üzerine atılı eylemin 1/3/1926

tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun 455. maddesinin birinci

fıkrasına mümas taksirle öldürme suçunu oluşturduğu, bu suça bağlı olarak beş

yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan men-i muhakeme kararını bozarak zamanaşımı

nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

D. Yakınlarını Kaybeden

Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğinin Suç İhbarı Üzerine Yapılan

Soruşturma

41. Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma

Derneği (YAKAY-DER) 3/12/2003 tarihinde başvuru konusu olayın da içinde yer

aldığı 500 faili meçhul cinayet ve kayıp vakasıyla ilgili olarak Fatih

Cumhuriyet Başsavcılığına suç ihbarında bulunmuştur. İhbarın ekinde G.Ö.nün vefatı konusunda Faili

Meçhul Cinayet ve Kayıp Tespit Formu bulunmaktadır. Ölenin çocuklarından

başvurucu Mezher Ölmez bu formda şu bilgilere yer

vermiştir: 14/4/1994 tarihinde Bitlis’in Ahlat ilçesine bağlı Yoğurtyemez köyüne güvenlik güçlerince düzenlenen

operasyonda babası asker tarafından gözaltına alınarak Alay Komutanlığı

nezarethanesinde on yedi gün tutulmuş, gözaltında gördüğü yoğun işkence

sonucunda da yaşamını yitirmiş, otopsi yaptırmalarına izin verilmemiştir.

42. Fatih, Küçükçekmece ve Bitlis Cumhuriyet Başsavcılıklarının

yetkisizlik kararlarından sonra dosya Ahlat Cumhuriyet Başsavcılığına gelmiştir.

1. Toplanan Belge

Niteliğindeki Deliller

43. 12/1/2005 tarihinde Ahlat Savcılığı başvurucunun ölüm

kaydının nüfusa düşülüp düşülmediğini, düşülmüşse neye istinaden yapıldığını

Nüfus Müdürlüğünden sormuştur. Nüfus Müdürlüğü Bitlis Savcılığının 11/4/1994

tarihli yazısına istinaden ölüm kaydının düşüldüğünü söylemiştir. Ölüm tarihi

10/4/1994 olarak belirlenmiştir.

44. Savcılık tarafından ölenin Yoğurtyemez

köyünde ikamet edip etmediği, gözaltına alınıp alınmadığı, alınmışsa hangi suç

nedeniyle kimler tarafından gözaltına alındığı, gözaltı giriş çıkış doktor

raporları, ölene işkence yapılıp yapılmadığı, ölenin Alay Komutanlığına

götürülüp götürülmediği, burada ne şekilde vefat ettiği, hakkında daha önce DGM

Savcılığında bir işlem yapılıp yapılmadığı Ahlat Kaymakamlığından sorulmuştur.

Ayrıca olay günü köy muhtarı ve İhtiyar Heyeti üyelerinin isimleriyle gözaltına

alınmayı gören kişilerin kimlik bilgileri tespit edilmiş, kişinin ölüm tarihi,

mezarının yeri araştırılmış; ölenin eş ve çocuklarının beyanı alınmak üzere

adliyede hazır edilmeleri istenmiştir.

45. Ahlat Kaymakamlığı 4/4/1994 tarihinde Yoğurtyemez

köyünde operasyon yapıldığı yönünde kayda rastlanmadığı, operasyon kayıtlarının

arşivde saklanma süresi olan on yılın dolduğu bilgisini vererek Ovakışla Karakolunda görev yapan Uzm. Çvş. C.A. ile Ahlat

İlçe Jandarma Komutanı J Tğm. E.O.nun kimlik ve adres

bilgilerini göndermiştir.

46. Gözaltına alınan kişilerle ilgili o tarihte verilmiş bir

hekim raporu bulunmadığı Ahlat Sağlık Grup Başkanlığının 10/1/2005 tarihli

yazısıyla bildirilmiştir.

47. Ahlat Cumhuriyet Başsavcılığı 1/2/2005 tarihinde G.Ö.nün ölümü konusunda yapılan

soruşturmayı yetkisizlik kararı verilmek üzere diğer mağdurlarınkinden tefrik

etmiş, 7/2/2005 tarihli yetkisizlik kararıyla dosyayı suç yeri olan Bitlis

Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.

48. Ahlat Cumhuriyet Başsavcılığının 16/3/2005 tarihli kararıyla

Ahlat ilçesinde gerçekleşen işkence iddiaları bakımından 765 sayılı mülga

Kanun'un 243. maddesindeki on yıllık zamanaşımı süresinin dolmasından dolayı

kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Bu kararda G.Ö.nün Bitlis’te ölmesine dair

olayla ilgili soruşturmanın 2005/95 No.lu dosya üzerinden Bitlis Cumhuriyet

Başsavcılığına yetkisizlik kararıyla gönderildiği bildirilmiştir.

49. Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığının 3/2/2006 tarihli ve

2005/166 Soruşturma sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar

verilmiştir. Kararda yargısal süreçte yapılan işlemler ve raporlara yer

verilerek otopsi tutanağında, iddia edilen işkence iz ve emarelerine

rastlanmadığı gerekçe gösterilmiştir.

50. Muş Ağır Ceza Mahkemesi 20/3/2006 tarihinde anılan karara

yapılan itirazı kabul etmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“…

Dosya içerisindeki Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas

Kuruluna muhakkikçe C. Savcılığı aracılığıyla sorulan ve kesin ölüm nedeni ile

ilgili olarak tereddütte kalan hususlar ile ilgili olarak yazı cevabının

bulunmadığı, tüm bunlardan ayrı olarak müşteki iddialarının gerekirse fethi

kabir yapılmak suretiyle kesin, net ve her türlü şüpheden ve kuşkudan uzak

olarak ortaya konulmadığı, tüm bunlardan ayrı olarak Adana Adli Tıp Kurumu

raporunda belirtilen hususla ilgili olarak böcek zehirlenmesi olayının nasıl ve

ne şekilde olduğu, olabileceği hususunun tam bir tıbbi açıklıkla ortaya

konmadığı ve özellikle muhakkik raporunda belirtilen arıcılık ile uğraşması ve

geçmişindeki ameliyat olması ile ilgili hususların da araştırılması gerektiği,

tüm bunların iddia, isnat kapsamında yargılanmayı gerektirir boyutlarda olduğu

anlaşılmakla müştekilerin bu yönleri amaçlayan sonuca yönelik itirazlarının

kabulüne, Danıştay kararında belirtilen kişi hakkında men-i müdahale kararı

verilmiş olup bu kişiye yönelik olarak takipsizlik kararı da verilmediği

anlaşılmakla, verilen takipsizlik kararının bu yönler itibariyle kaldırılmasına

dair aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.”

51. Bitlis İl Jandarma Komutanlığı 15/2/2007 tarihli yazıyla

G.Ö. isimli birinin gözaltına alındığına dair kaydın bulunmadığını ancak

nezaret-emniyet odası defterinin 27. sayfasında 1941 doğumlu G.Ö.nün adının kayıtlı olduğunu

bildirmiştir.

52. Ölenin tarım ve arıcılıkla uğraştığı, arı kovanlarının

başındayken yakalanarak gözaltına alındığı anlaşıldıktan sonra Bitlis Başsavcılığı

22/1/2007 tarihinde İstanbul ATK’dan yeniden rapor

istemiştir. Arıcılıkla uğraştığı dikkate alınarak G.Ö.nün

arıcılıkta kullanılan ilaçlardan (perizin solüsyon, kennaz solüsyon, virnitrak vaapımıycin, neo termiycin toz, vitamix formula toz, apivesin toz, fumudil B toz) kaynaklanan bir nedenle ölüp ölmediği, bu

ilaçların hangi yolla alındığında öldürücü olabileceği, vücuda dâhil olduktan

ne kadar zaman sonra etki göstereceği, belirtilen ilaçların kişinin yaşantısına

bağlı olarak vücutta öldürücü etki yapmayacak şekilde doepolanıp

depolanmayacağı, bu durumda belli süre sonra başka faktörle birleşip öldürücü

etkisinin ortaya çıkıp çıkmayacağı, alınan organ parçalarının uygun olmayan

şartlarda saklanma ya da sevkinden dolayı bu tür bir sonucun doğup doğmayacağı

sorulmuştur.

53. Bu karardan sonra İstanbul ATK 1. İhtisas Kurulundan ölüm

nedeni hususunda rapor aldırılmıştır. 4/7/2007 tarihli raporda;

i. Otopside tarif edilen bulgulara göre kişide ölüm meydana

getiren nitelikte travmatik lezyon bulunmadığı,

ii. Her ne kadar 15/6/1994 Adana ATK Kimya İhtisas Dairesinin toksikolojik raporunda organik kükürt ve organik fosfat

tespit edilmişse de İstanbul ATK 5. İhtisas Kurulunun 26/2/1996 tarihli

raporunda kişinin gözaltına alındığı 4/4/1994’ten öldüğü 10/4/1994’e kadar

geçen sürede herhangi bir şekilde organik fosfor zehirlenmesi belirtisinin

görülmemesine rağmen bu durumun altı gün sonra aniden ölüme sebebiyet

vermesinin tıbben mümkün görülmediği belirtildiğinden kişinin organik fosfor ve

kükürt ile öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı, aranan diğer kimyasal

maddelerin bulunamadığı,

iii. Mevcut bulgularla kişinin kesin ölüm nedeninin tespit

edilemediği bildirilmiştir.

54. Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığı 9/11/2007 tarihinde ikinci

kez kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Karar, şüpheliler hakkında

kamu davası açılmasını gerektiren yeterlilikte delil bulunmadığı gerekçesine

dayandırılmıştır.

55. Başvurucular bu karara da itiraz etmiştir. Muş Ağır Ceza

Mahkemesi 30/1/2008 tarihli kararla 20/3/2006 tarihinde kaldırılan ilk

kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan sonra 4/12/2004 tarihli ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 173. maddesinin (4) numaralı fıkrasına göre

iddianame düzenlenerek mahkemeye verilmesi yerine yeniden delil araştırmasına

gidilerek ikinci kez kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesinin yasaya

aykırı olduğunu değerlendirmiştir.

56. Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığı 10/2/2008 tarihli

iddianameyle şüpheliler C.G., E.O., C.A., E.D. ve S.Ç. hakkındaişkence

yaparak öldürme suçundan kamu davası açmıştır.

2. G.Ö. ile Birlikte

Gözaltına Alınan Diğer Sanıkların Olayla İlgili Beyanları

57. S.C. 14/1/2005 ve 3/8/2006 tarihlerinde Ahlat Cumhuriyet

Başsavcılığında ve 29/4/2008 tarihinde Mahkemede ifade vermiştir. İfadelerinin

ilgili kısımları şöyledir:

“Ben

Ahlat ilçesi Yoğurtyemez köyünde ikamet etmekteyim.

04 Nisan 1994 tarihinde Yoğurtyemez köyüne bir

operasyon yapıldı, baskını yapan Jandarmaya bir ihbar yapılmış, Yoğurtyemez köyünde PKK’ya yardım ve yataklıkta

bulunduğumuz ihbar etmişler, bunun üzerine hatırladığım kadarıyla 200-250 kadar

asker köye daldı köyden ben, [E.C., G.Ö., H.A., N.A.] isimli kişileri üzerinde rütbesi olmayan ancak

askeri elbisesi bulunan kim olduğunu da bilemediğim ve tanımadığım kişiler

çağırdılar, hakkımızda ihbar olduğunu bizi götüreceklerini söylediler, gözümüzü

bantladılar, bizi Ovakışla Jandarma Karakoluna

getirdiler, Ovakışla Jandarma Karakolunda 8 gün

boyunca bize işkence yaptılar. Ovakışla Jandarma

Karakolunda [C.] ismindeki uzman

olduğunu biliyorum, başka herhangi bir kimse olduysa da bunların ismini

hatırlamıyorum, gözümüz bağlı olduğu için kim olduklarını tespit edememiştim,

ancak Ovakışla Karakolunda işkence gördüm. Bana

işkence olarak kaba dayakla, jop altıyla, birde

üzerime çıplak vaziyette su sıktılar. Bizi sorgulamalarının işkence

yapmalarının amacı PKK'ya yardım yapıp yapmadığımızda PKK'ya yardım ettiniz mi

yoksa etmediniz mi diye sorarak bu işkenceyi yaptılar. Ovakışla

Jandarma Karakolunda hepimiz 8 gün gözlem altında kaldık, bu süre zarfında da

anlattığım şekilde çeşitli işkenceye maruz kaldık. Ovakışla

Karakolundan bizi Ahlat Adliyesine getirmediler, doğrudan Bitlis Jandarma

Komutanlığı alayına götürdüler. Bitlis Alay Jandarma Komutanlığında ise Ovakışla Jandarma Karakolunda gördüğümüz muamelenin aynını

Bitlis il jandarma komutanılığında gördük, Bitlis il

jandarma komutanlığında ayrıca aç bırakıldık, Bitlis il jandarma alay

komutanlığında PKK'ya yardım ve yataklık yapıp yapmadığımız hususları bize

sorulmuştu, Bitlis İl jandarma Komutanlığında göz altına alındığımızda biz

hepimiz aynı yerdeydik, aynı yerde bize terör örgütüne yardım ve yataklık yapıp

yapmadığımızı soruyorlar, gözlerimiz bağlı olarak bizi konuşturup cevap almak

istiyorlardı. Bitlis İl Jandarma Alay Komutanlığında bu işlemler sırasında

vücudumuz soyulmuş, aç bırakılmış, ayrıca üzerimize su sıkılarak ıslatılmıştık,

yine kollarımızdan yukarıya bağlı bir askıya asarak beklettikleri de olmuştur, [G.Ö.] de bu sırada gözlerimiz bağlı aynı yerde

bulunduğumuz için [G.Ö.]'nün de

bu muameleye maruz kaldığını duydum, çünkü gözümüz bağlı olduğu için [G.Ö.]'nün aynı odada bulunduğumuz sırada sesini duyuyordum,

ayrıca yanımızda Bitlis il jandarma komutanlığında [M.T.] isimli köylümüz de vardı. [M.T.] isimli şahısta Ovakışla

Jandarma komtanlığında da beraberdik, o da Bitlis’e

Alay komutanlığına götürülmüştü. Bitlis il jandarma alay komutanlığında bize

yapılan işkence sırasında [G.Ö.]'nün

ay ben öldüm, vay ben öldüm, bana vurmayın diye seslerini ben duydum bir ara. [G.Ö.] fenalaşınca [E.C.] komutana bir sigara verin kendisine gelsin dedi,

bunun üzerine komutan olan şahıs sinkaflı sözlerle

küfür ederek ölsün gebersin dedi. Zaten gözüm örtülü olduğu için ben sigara

verilip verilmediğini görmedim. [G.Ö.] bizim yanımızdayken fenalaşıp götürmüşlerdi, ancak gözümüz bağlı

olduğu için biz görmedik, sonradan [G.Ö.]'nün öldüğünü öğrendim, benim öğrendiğime göre [G.Ö.]'nün ölümünün esas sebebi Bitlis İl Jandarma

komutanımda gördüğü işkencedir, bilahare bizi Bitlis il jandarmadan aldılar, o

zaman Ahlatta görev yapan [E.O.] isimli

üsteğmen olduğunu bildiğim kişi tekrar Ovakışlaya

getirdi, Ovakışla da Jandarma Karakoluna getirdiler, Ovakışla Jandarma karokulunda

bizi 4 gün tuttular, bizi Ahlat Savcılığına çıkarttılar, Ahlat'ta Savcılıkta

ifade verdiğimizi hatırlıyorum, biz ifadeye [A.C., N.A. ve M.T.] isimli şahıslarla birlikte getirilmiştik, [H.A.] isimli şahıs bayan olduğu için sonradan onu

gelirdiler, biz Ahlat Savcılığında ifade verdik, sonra Ahlat Mahkemesince

tutuklanarak Ahlat Kapalı Cezaevine götürüldük, bir süre Ahlat Kapalı

Cezaevinde kaldık, oradan önce Bitlis Kapalı Cezaevine, Bitlis’ten Muş

Cezaevine, Muş'tan da Diyarbakır Dev. Güv. Mah.

yargılandık, Diyarbakır Dev. Güv. Mah. de [S.C.,

E.C., N.A., ve M.T. ile] yargılandık, bu

yargılamada bizler beraat ettik. Ben bu isnattan dolayı başka bir mahkemede

yargılanmadım. [H.A.] isimli

kişiyi ise Ahlat'la Savcılık serbest bırakmıştı.

Mağdurdan işkence yapanların ayrı ayrı kim

oldukları, nereli oldukları hususu soruldu: Ben gözüm bağlandığı için bu

şahısların kim olduğunu bilemiyorum, ancak Ovakışla

Jandarma karakolunda görev yapan isminin [C.] olduğunu bildiğim uzman işkence yapmıştır. Biz

işkence gördüğümüz sırada orada bulunan Askerler bize [C.] isimli uzman çavuşun emrettiğini, bu nedenle işkence

yapıldığını söylemişlerdi. Ovakışla Jandarma

Karakolunda benim hatırladığım kadarıyla bizi 4 Nisan 1994 tarihinde göz altına

aldıklarından önce Ovakışla Jandarma Karakoluna

getirdiler, burada Ovakışla Jandarma karakolunda 8

gün kaldık, 8 gün boyunca işkence gördük. Burada belirttiğim gibi [C.] isimli uzman çavuşun emriyle o dönemde olan askerle

işkence yapıldı, bunun olaya karışan herhangi bir kimse varsa bilemiyorum,

ayrıca Ovakışla Jandarmadan Ahlat Savcılığına

getirildiğimizde benim herhangi bir doktor raporumu aldırmadılar, ben Savcılığa

çıktığımda da ifade verdiğim sırada da işkence gördüğümü söylemiştim ancak doktor

raporum olduğunu ancak işkence görmediğimi bana izah ettiler. Ben o tarihte

görmüş olduğum işkenceden dolayı şikayetçiyim, Ben

görmüş olduğum işkenceden dolayı herhangi bir yere yazılı şikayet müracaatında

bulunmamıştım ancak bu gün şikayetçiyim. Ben [G.Ö.]'nün yukarıda anlattığım gibi Bitlis İl jandarma

Komutanlığında gördüğü işkenceden öldüğü kanaatindeyim. Zira Bitlis’te öldüğü

zaman gözümüz bağlı olduğu için bizim yanımızdaydı, ayrıca bize neden öldüğünü

söylemediler. Kaldığımız yerde herhangi bir haşere yoktu.”

58. A.C. 14/1/2005 tarihinde Ahlat Savcılığında, 29/4/2008

tarihinde Mahkemede şunları söylemiştir:

“…[H.A.] bayan olduğu için ayrı bir odaya aldılar. Ovakışla Karakolunda [S.] ile beni aynı odaya aldılar. O odada darp, jop sokma vb. işkencelere maruz bırakıldıktan sonra tekrar

nezarethaneye getiriyorlardı. [C.]

isimli uzman çavuş bana bu emri veren [E.] isimli üsteğmendir demiştir. Üç gün üç gece Ovakışla

Karakolunda kaldık. [H.A.] isimli

bayan hariç bizi dördüncü gün Bitlis Jandarma Alay Komutanlığına götürdüler.

Burada bir nezarethanede ayakta ellerimiz duvara dayalı vaziyette durmaya

zorladılar, buna riayet etmeyenleri başka bir odaya alıp dövüyorlardı.

Nezarette aç ve susuz bırakıldık. Nezaretten tek tek çıkararak başka bir odaya

ayrı olarak götürüp konuşmaya zorluyorlardı. Beni orada copla dövdüler. Ayrıca

soğuk suyla ıslatıyorlardı. Sürekli gözüm bağlı olduğu için Bitlis Alay

Komutanlığında diğerlerine ne yapıldığını göremedim. Garip Ölmez’in sesini

duyuyordum. Bitlis Alaydan tekrar Ovakışla Karakoluna

getirildik. Oradan da Ahlat Savcılığına çıkarıldık, ben Ahlat Mahkemesince

tutuklandım. 80 gün tutuklu kaldım. Garip Ölmez’in öldüğünü Ovakışla

Karakoluna geri gelince öğrendim. Neden ve nasıl öldüğünü bilmiyorum.”

59. M.T. 10/1/2005 tarihinde Ahlat Savcılığında, 29/4/2008

tarihinde ise Mahkemede şunları anlatmıştır:

“…Ovakışla Jandarma Karakoluna bağlı asker olmadığını tahmin

ettiğim, öyle kanaat getirdiğim bir kısım asker kişiler Ovakışla

Jandarma Karakolunda tekme tokatla hepimize vurarak işkence yaptılar. Ovakışla Jandarma Karakolunda bize herhangi bir şey

sormadılar, ifade veya herhangi bir sözlü beyanımız alınmadı, yazılıp önümüze

getiriliyordu, bize imzalayın diyorlardı, ben de zor durumda kaldığım için

okumadan belgeleri imzaladım, aynı şeyler Alayda da yapıldı hatta Alayda daha

beter şeyler yapıldı. Bitlis Alay komutanlığında da hazırlanan kağıtlar önüme

getirildi, ben bunları korktuğum için imzaladım, Bitlis Alay komutanlığında da

2 gün boyunca Yoğurtyemez köyünden götürdükleri

hepimiz orada ayakta ellerimiz duvara dayalı vaziyette tuttular, ben 2 gün

sonunda dayanamadım, sonra beni alıp tek hücreye bıraktılar. Bitlis Alay

komutanlığındayken 8 gün kadar tutulduk. Ben [G.Ö.]'ye ne olduğunu görmedim, ancak tekrar Ovakışla jandarma karakoluna getirildiğimizde bizim eşimiz

ve yakınlarımız karakola geldiler, eşim bana [G.Ö.]'nün öldüğünü söyledi, ben [G.Ö.]'nün ölmüş olduğunu orada işittim.”

60. H.A. 2/3/2005 tarihinde Gebze Savcılığında alınan beyanında

şöyle demiştir:

“…Ben 3

gün nezarette kaldım. Gözaltında kaldığım süre içinde gözlerimi bir grup

Jandarma personeli tarafından bantlayıp aralarından biri başıma, ellerime jopla vurmaya başladı. Yanımda gözlerim bantlı olduğu için

kaç kişi olduklarını tam olarak tespit edemedim. Ancak bir kişi tarafından

copla dövüldüğümü anladım. Gözlerim bantlı olduğu için beni döven Jandarma’yı

tanıyamadım. İsmini bilmiyorum…

Bana sorduğunuz [S.C..,

A.C., G.Ö., N.A. ve M.T.] isimli şahıslarda

olay günü göz altına benimle beraber PKK’ya yardım ve yataklık suçundan göz

altına alındılar. Ancak onlar ayrı bir nezarethaneye alındılar. Bu nedenle fena

muameleye tabi tutulup tutulmadıklarını tam olarak bilemiyorum. Ancak ben

tuvalete gittiğim esnada göz altına alınan yukarıda isimleri yazılı şahısların

ağlayıp sızladıklarını, kendilerine bağırıldıklarını duyuyordum. Bunun

haricinde kendilerine fena muamelede bulunulduğuna ilişkin doğrudan bir

görmüşlüğüm olmamıştır.

Aynı köyden aynı gün benimle beraber göz

altına alınan ve daha sonra Bitlis İl Jandarma komutanlığına götürülen [G.Ö.] isimli şahıs burada ölmüştür. Ancak kendisine ne

derece işkence yapıldığını ve bu işkence sonunda mı öldüğünü bilmiyorum. Ancak

benimle beraber göz altına alındıktan 5 gün sonra [G.Ö.]'nün cenazesi Bitlis İl Jandarma Komutanlığından köye

Jandarma tarafından getirildi.”

3. Diğer Tanık Beyanları

61. Ölenin kardeşi A.Ö.nün

Ahlat Savcılığında 4/1/2005 tarihinde verdiği ifadesi şöyledir:

“1994

yılı Nisan ayının 14. gününde Yoğurtyemez

köyündeydim, hatırladığım kadarıyla [isimlerinin C.

ile E.] olduğunu düşündüğüm asker elbisesi

üzerinde olan, ancak herhangi bir rütbesi bulunmayan bu kişiler Yoğurtyemez köyüne bir manga asker ile geldiler. [G.Ö.]'nün herhangi bir suçu ve hatası olmadığı halde alıp

götürdüler. Önce Ovakışla’ya götürmüşler sonra da

Bitlis’e götürmüşler. [G.Ö.]

Bitlis Jandarma Karakol Komutanlığında tutulmuş. Ayrıca [G.Ö.] ile [S.C ve M.T.] isimli 2 kişiyi Yoğurtyemez

köy halkından [G.Ö.]'nün yanında

Bitlis'e götürmüşler. Bu şahıslar halen sağdır, Yoğurtyemez

köyündedirler. Ben [S.C ve M.T.]

isimli kişilerle olaydan sonra konuştuğumda [G.Ö]'yle birlikte kendilerini

Bitlis Jandarmada tutulduklarını, gözlerinin bağlandığını, üzerlerine tazyikli

su sıkıldığını bana anlatmışlardı. Ben bunların ifade verip vermediklerini

Bitlis'te sorgulanıp sorgulanmadıklarını bilmiyorum. [G.Ö.] Bitlis’te Jandarmada göz altında bulunduğu sırada biz

Bitlis’e gitmemiştik, başka herhangi bir kimsenin gittiğini bilmiyorum. Ben bir

gün evimde iken birisi telefon açtı, ismini şu an hatırlamıyorum ismini de

söylememişti, zaten telefonda bana kardeşin [G.Ö.] ölmüş, Bitlis’te cenazesini gel götür dedi. Bende

Bitlis'e gittim, o tarihte [G.Ö.]'nün

çocuklarının küçük olduğu için cenazenin getirilmesi için işlemleri ben yaptım,

önce Bitlis Jandarmaya gittim, bana Bitlis Jandarmadan Bitlis Devlet

Hastanesine gitmemi, [G.Ö.]'nün

cenazesinin Bitlis Devlet Hastanesinde olduğunu söylediler, bende Bitlis Devlet

Hastanesine gittim, [G.Ö.]'nün

cenazesini oradan teslim aldım. Bana Bitlis Devlet Hastanesinden [G.Ö.]'nün cenazesini alırken herhangi bir belge

vermediler. Ayrıca Hastaneden [G.Ö.]'nün

niçin öldüğünü de söylemediler, ben Bitlis’ten aradan çok uzun zaman geçtiği

için bir kamyonetçiyi çağırdım, [G.Ö.]'nün cenazesini bu kamyonete bırakarak Bitlis'ten alıp Ahlat ilçesi Yoğurtyemez köyüne getirdim. Cenazesini şu an Mersin'de

olan ismini hatırlamadığım bir hoca yıkamıştı, ben [G.Ö.]'nün cenazesi yıkanırken vücuduna baktığımda

vücudunda herhangi bir ateşli silah veya bıçak gibi herhangi bir alet yarası

yoktu, ancak bütün vücudu simsiyah olmuştu, vücudunda ayrıca herhangi bir

dövülme yaralanma izi yoktu…”

62. Köy İhtiyar Heyeti Üyesi Y.İ.nin

4/1/2005 tarihinde Ahlat Savcılığındaki, 29/4/2008 tarihinde Mahkemedeki

ifadeleri şöyledir:

“Ben

1994 yılında Nisan ayında Ahlat Yoğurtyemez köyünde

köy muhtar azasıydım, sabah güneş doğmasına yakın bir zamanda köyümüze bir

cemse [askerî kamyon] asker

geldi, köyün etrafını çevirdiler, hiç kimse evinden çıkamamıştı, bir süre sonra

[S.C., E.C., N.A., G.Ö., H.A. ve M.T.] isimli şahısların köy meydanına doğru çıkarıldıklarını ve buradan

arabaya bindirildiklerini gördüm, ancak ben köyden çıkarılırken gözlerinin

bağlı olduğunu görmedim… [G.Ö.]'nün

Nisan ayının 12-15'inde de cenazesinin geldiğini duydum…”

63. Müteveffanın yeğeni ve Köy İhtiyar Heyeti Üyesi F.Ö.

4/1/2005 tarihinde Ahlat Savcılığında, 9/10/2008 tarihinde ise Mahkemede şu

şekilde beyanda bulunmuştur:

“…[G.Ö.]'nün ben de cenazesine bakmıştım,herhangi bir ateşli silah, tabanca veya

bıçak gibi alet yarası yoktu sadece bütün vücudu siyah olmuştu, ayrıca herhangi

bir dövme yaralama veya bereleme izi bende görmedim. Sadece vücudunun siyah bir

renk aldığını görmüştüm…”

64. Müteveffanın komşuları İ.Ç. ve A.A. 4/8/2006 tarihinde Ahlat

Savcılığında, 29/4/2008 tarihinde de Mahkemedeki ifadelerinde ölenin hiçbir

sağlık sorunu olmadığını, ameliyat geçirmediğini, hayvancılık, arıcılık ve

tarımla uğraştığını, 53-54 yaşlarında tırpanla ekinlerini kendisinin biçtiğini,

olaydan sonra bütün ailesinin köyden ayrıldığını söylemişlerdir.

4. Sanıkların Savunmaları

65. Ahlat İlçe Jandarma Komutanı E.O.nun

9/10/2008’te Mahkemede yaptığı savunmaları şu şekildedir:

“Ben

1993-1996 yılları arasında Ahlat ilçe jandarma komutanı olarak görev yaptım,

maktul [G.Ö.]'nün

yakalanmasına ilişkin operasyon Tatvan’da bulunan Tugay Komutanlığı ile Bitlis

İl Jandarma komutanlığına bağlı müştereken yapılan bir operasyondu, eş zamanlı

olarak Ahlat’ın 21 veya 22 köyünde aynı zamanda operasyon yapıldı, operasyondan

sonra yakalanan kişiler önce Ovakışla Jandarma

karakolunun bahçesine getirilmiş,yapılan telsiz

muhaberesi neticesinde bu kişilerin bir kısmı Ahlat İlçe Jandarma komutanlığına

getirilip bize teslim edildi, ben bizzat Ahlat’a bağlı köylerde yapılan

operasyonlara katılmadım, ben ilçe merkezinde bulunuyordum, koordineyi

sağlıyordum, ancak sonradan yakalama ve ev aramalarına ilişkin olarak

düzenlenen tutanakların altına o operasyonlara katılmışçasına zabıt mümzi sıfatıyla imza attım, tam olarak hatırlayamıyorum ama

bir süre maktulün de aralarında bulunduğu 4-5 kişilik bir gurup bir süre Ovakışla jandarma karakol komutanlığında kaldılar, ancak

burada sorguları yapılmadı, ardından bu gurup Ahlat İlçe jandarma komutanlığına

getirildiler, gelir gelmez biz Ahlat’ta bulunan sağlık ocağına götürdük,

raporlarını aldık, bu raporlarda maktul ve diğer kişilere herhangi bir şekilde

kötü muamele yapılmadığı tespit edildi, daha sonra biz bu gurubu Bitlis İl

Jandarma Komutanlığına sorgularının yapılmak üzere teslim ettik, bizzat ben bu

gurubu teslim ettim, hatta Bitlis İl Jandarma Komutanlığında görevli personelidaha sonra sıkıntı yaşanmaması için yeniden sağlık

kuruluşuna sevk ettiler, tamamını yeniden raporları alındı, hatta bununla da

yetinmeyip, benim huzurumda 4-5 kişilik bu gurubu tamamen soyundurdular, gözle

kontrollerini yaptılar, ben bu durumdan rahatsız oldum, daha önce raporlar

alındığı için neden böyle bir şey yaptıklarını sordum, kendileri bana sürekli

bu şekilde çeşitli birliklerden insanların getirildiğini ve bazen sıkıntı

yaşandığını söylediler, bu şekilde ben maktulün de aralarında bulunduğu gurubu

Bitlis İl Jandarma komutanlığına teslim ettim, bu aşamadan sonra ben hiçbir

şekilde maktulün ve yanındaki arkadaşlarının sorgularına iştirak etmedim,

üzerime atılı bulunan suçlamayı kesinlikle kabul etmiyorum, iddialar

asılsızdır, suçsuzum.”

66. Alay Komutanlığında ölenin sorgusunda görevli S.Ç.

savunmasında 1994 yılında yapılan soruşturmadaki beyanlarını tekrar etmiş;

operasyonun koordinasyonunda uzman çavuş olarak görev yaptığını, suçlamaları

kabul etmediğini söylemiştir.

67. Ovakışla Jandarma Karakol Komutanı

C.G. ile aynı karakolda görevli C.A. ve E.D. ifadelerinde eş zamanlı bir

operasyonda bir grup insanın karakola alındığını, burada gerekli muayenelerinin

yapıldıktan sonra Bitlis İl Merkez Jandarma Komutanlığına sevklerinin

yapıldığını, müteveffanın ne şekilde öldüğünü bilmediklerini beyan etmişlerdir.

5. Kovuşturma Sonunda

Verilen Karar

68. Bitlis Ağır Ceza Mahkemesi 23/7/2009 tarihinde, kesin ölüm

nedeninin tespit edilememesi yüzünden sanıkların beraatlerine

karar vermiştir.

69. Başvurucular tarafından yapılan temyiz üzerine Yargıtay 1.

Ceza Dairesi 12/3/2012 tarihli ilamıyla hükmü bozmuştur. Maktulün ölüm nedenine

ilişkin olarak Adana ATK Grup Başkanlığından alınan raporlar ile İstanbul ATK

1. ve 5. İhtisas Kurullarından alınan raporlar arasındaki çelişkinin ATK Genel

Kurulundan rapor alınarak giderilmemesi ve maktulün kesin ölüm sebebinin tespit

edilmemesi bozma nedeni yapılmıştır.

70. Mahkemece bozmaya uyularak ATK Genel Kurulundan 6/9/2012

tarihinde rapor aldırılmıştır. Genel Kurul raporunda; otopside tarif edilen bulgulara

göre kişide ölüm meydana getirir nitelikte travmatik

lezyon bulunmadığı, her ne kadar 15/6/1994 tarihli ATK Adana Kimya İhtisas

Dairesinin toksikolojik raporunda organik kükürt ve

organik fosfat tespit edilmişse de 5. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 26/6/1996

tarihli raporunda kişinin gözaltına alındığı 4/4/1994 tarihinden vefat ettiği

10/4/1994 tarihine kadar geçen sürede herhangi bir şekilde organik fosfat

zehirlenmesi belirtisi görülmemesine rağmen bu durumun altı gün sonra aniden

ölüme sebebiyet vermesinin tıbben mümkün görülmediği belirtildiğinden kişinin

organik fosfat ve kükürt ile öldüğünün tıbbı delillerinin bulunmadığı, aranan

diğer kimyasal maddelerin mevcut olmadığı, eldeki bulgularla kişinin kesin ölüm

nedeninin tespit edilemediği bildirilmiştir.

71. Bitlis Ağır Ceza Mahkemesi 16/5/2013 tarihinde Genel Kurul

raporundaki tespitlere göre ölüm nedeninin belirlenememesine işaret ederek

delil yetersizliğinden sanıkların beraatlerine karar

vermiştir.

72. Katılanların temyiz ettiği bu karar, Yargıtay 1. Ceza

Dairesinin 14/10/2014 tarihli ilamıyla onanarak kesinleşmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

73. 765 sayılı mülga Kanun’un 243. maddesi şöyledir:

“Madde 243

- (Değişik: 235 - 5.1.1961) (Değişik 1. Fıkra: 4449 - 26.8.1999) Bir kimseye

cürümlerini söyletmek, mağdurun, şahsi davacının, davaya katılan kimsenin veya

bir tanığın olayları bildirmesini engellemek, şikayet veya ihbarda bulunmasını

önlemek için yahut şikayet veya ihbarda bulunması veya tanıklık etmesi

sebebiyle veya diğer herhangi bir sebeple işkence eden veya zalimane veya

gayriinsani veya haysiyet kırıcı muamelelere başvuran memur veya diğer kamu

görevlilerine sekiz yıla kadar ağır hapis ve sürekli veya geçici olarak kamu

hizmetlerinden mahrumiyet cezası verilir.

Fiil neticesinde ölüm vukua gelirse 452 nci, sair hallerde 456 ncı maddeye göre tertip olunacak ceza üçte birden yarıya

kadar artırılır.”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

74. Mahkemenin 25/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

75. Başvurucular; babaları G.Ö.nün 4/4/1994 tarihinde gözaltına alındıktan sonra

nezarethanede kötü muamele gördüğünü ve zehirlenerek öldürüldüğünü, Adana ATK

raporlarında zehirlenmenin kanıtlanmasına karşın sanıkların beraat ettiğini

belirterek kötü muamele yasağı, yaşam, kişi hürriyeti ve güvenliği ile adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

76. Anayasa’nın 17. maddesinin ilgili bölümleri ve 5. maddesi

şöyledir:

“Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi

varlığı

Madde 17 - Herkes,

yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

…

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse

insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.

…

Devletin temel amaç ve görevleri

Madde 5 - Devletin

temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin

bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun

refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini,

sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan

siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi

varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

77. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu nedenle başvurucuların iddialarının

tamamı kötü muamele yasağı ile yaşam hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.

78. Yaşam hakkı ile kötü muamele yasağına dair başvuruya konu

olaya uygulanabilir nitelikteki genel ilkeler Birsen

Gülünay (B. No: 2013/2640, 21/4/2016, §§

57-64), Hıdır Öztürk ve Dilif

Öztürk (B. No: 2013/7832, 21/4/2016, §§131-141) ile Esma Çelebi (B. No: 2014/17591, 19/4/2017,

§§ 82-85, 106-110, 127-139) kararlarında açıklanmıştır.

79. Başvurucuların babası G.Ö.nün de aralarında yer aldığı, Yoğurtyemez

köyünde ikamet eden bazı kişilerin terör örgütüne yardım ve yataklık ettiği

ihbarı üzerine G.Ö.nün evinde arama yapılmıştır. Evde

patlamaya hazır, tuzaklanmış el bombası bulunmuştur. Diğer sanıkların evlerinde

de roketatar, el bombası ve ruhsatsız uzun namlulu silah mermileri ele

geçirilmiştir.

80. G.Ö. ve diğer sanıklar, aramanın yapıldığı 4/4/1994 günü

saat 15.00’te yakalanarak Ovakışla Jandarma Karakolu

nezarethanesine alınmışlardır. Bu kişilerin nezarethaneye girmeden önce adli

muayenesinin yaptırıldığını gösteren doktor raporu bulunmamaktadır. Kolluğun

talebi üzerine 6/4/1994 tarihinde Ahlat Cumhuriyet Başsavcılığınca on iki gün

ek gözaltı süresi verilmiştir. Sanıklar üç gün Ovakışla

Karakolunda kaldıktan sonra 7/4/1994 tarihinde sorgu için Bitlis İl Jandarma

Alay Komutanlığına getirilmişlerdir. G.Ö. 10/4/1994 günü saat 22.00 civarında J

Er S.H. tarafından nezarethanede ölü olarak bulunmuş, derhâl Bitlis Devlet

Hastanesine kaldırılarak Savcılık olaydan haberdar edilmiştir.

81. Öncelikle belirtilmelidir ki bir kişinin güvenlik güçleri

tarafından gözaltına alındığının, tutuklandığının veya bu güçlerin kontrolü

altında bulunan bir yerde bulunduğunun tereddütsüz olarak kabul edilmesini

gerektiren koşullarda devlet bu kişilerin yaşamlarının ve vücut bütünlüklerinin

korunmasından sorumlu olduğu gibi gözaltı sırasında meydana geldiği ileri

sürülen ölüm olaylarının nasıl gerçekleştiği hususunda devletin makul bir

açıklama getirme yükümlülüğü de olduğundan (Birsen

Gülünay, § 64) soruşturmanın bu ciddiyette

yürütülüp yürütülmediği ele alınmalıdır.

82. Savcılık bu ilkeye uygun olarak, gözaltında meydana gelen

ölüm olayına dair derhal soruşturma başlatarak ölüm nedenini araştırmaya

koyulmuştur.

83. Hastaneye gelen savcı iki hekimle birlikte aynı gün Ölü

Muayene Ve Otopsi Tutanağı tanzim etmiştir. Yapılan

klasik otopside cesette darp ve cebir izi, ateşli silah yarası ya da boğma izi

tespit edilememiştir. Saat 23.00 itibarıyla ölü katılığı oluşmadığı, karın

bölgesinin sıcak olduğu anlaşıldığından ölümün tahminen iki saat önce

gerçekleştiği otopsi raporunda yazılıdır. Otopsi sırasında tespit edilen bu

bilgiler, kolluğun ölüm vakasını anlar anlamaz durumu adli mercilere bildirerek

resen soruşturma başlatılmasını temin ettiğini ortaya koymaktadır.

84. Otopside cesedin baş, göğüs ve karnı açıldığı hâlde kesin

ölüm nedeni tespit edilemediğinden toksikolojik ve histopatolojik tetkik için organ doku ve parçaları ile kan

numunesi alınmıştır.

85. Öte yandan Savcılık, Ovakışla

Karakolu ve Bitlis Alay Komutanlığında ölenin soruşturmasında görev alan kişilerin

tespiti için bu mercilerle yazışmıştır. Gelen yazı cevaplarına göre ölenin

sorgusundan sorumlu J Uzm. Çvş. S.Ç. soruşturmaya sanık olarak dâhil

edilmiştir. İlki 19 Nisan'da olmak üzere 1994 yılında üç kez sanık S.Ç.nin savunması alınmıştır. S.Ç. yaptığı savunmada, o

tarihlerde terör örgütüne yardım etme suçundan yoğun olarak birçok kişi

gözaltına alındığından on beş günlük gözaltı süresi dolmak üzere olan sanıklara

öncelik verildiği için ölenin savunmasına geçilemediğini söylemiştir.

86. G.Ö.nün gözaltı

sürecinde görevli olan yedi kolluk görevlisi de olayın vuku bulduğu nisan ayı

içinde dinlenmiştir. G.Ö.yü

nezarethanede hareketsiz biçimde yatar vaziyette gören J Er S.H. olay sırasında

ölenin sorgulanmadığını, nezarethanede tek başına bulunduğunu söylemiştir. Bu

kişinin nöbeti devraldığı J Er B.A. da nezarethaneyi on beşer dakikalık

aralıklarla kontrol ettiğini ve öleni kimsenin darbettiğini

görmediğini ifade etmiştir.

87. Adana ATK Kimyasal İhtisas Dairesi ile Morg İhtisas

Dairesinden alınan raporlarda kan ve iç organ parçalarının toksikolojik

analizinde bileşiminde organik kükürt ve organik fosfat bulunan, zehirli böcek

öldürücünün etkisiyle G.Ö.nün

vefat ettiği ifade edilmiştir. Bunun üzerine Savcılık, ölenin hangi işle meşgul

olduğunu araştırmış; arıcılık yapan müteveffanın kovanların başındayken

gözaltına alındığının anlaşılması üzerine böcek ilaçlarının öldürücü etkisini

ne kadar süre içinde göstereceği, bir müddet sonra bu etkinin başlaması

kaydıyla vücutta depolanıp depolanamayacağı, depolandıktan sonra başka bir

etkenle birleşerek ölüm sonucunu doğurup doğurmayacağı konusunda İstanbul ATK

1. İhtisas Kurulundan görüş sormuştur. Otopsi raporunda tespit edilen dalak

zarının devamlılığının bozulmasının ölüme yol açıp açmayacağının da yanıtını

istemiştir. ATK 1. İhtisas Kurulu 17/8/1994 tarihli raporunda; iç organlarda travmatik değişim bulunmaması, dalakta büyüme tarif

edilmemesi, karın boşluğunda kanama bildirilmemesine göre dalak zarındaki

değişimin otopsi sırasında yapılan kontrolden kaynaklanabileceği, ölüm sonucunu

doğurmayacağı, ölümde harici travmatik bir etken

bulunmadığını bildirmiştir. Ancak zehirlenme hususundaki soruların 5. İhtisas

Kurulunun görev alanında kaldığı bildirilmiştir. 5. İhtisas Kurulu 12/9/1994

tarihli raporda histopatolojik incelemeden sonra

görüş bildirebileceğini ifade etmiştir.

88. İstanbul ATK Kimyasal Tahliller İhtisas Dairesinin 29/1/1996

tarihli toksikoloji raporunda organ numunelerinin incelenmesinde organik fosfat

ve kükürt bulunan zehirli böcek öldürücülerin bulunmadığı yönünde görüş

bildirilmiştir. İstanbul ATK 5. İhtisas Kurulu 26/2/1996 tarihinde verdiği

raporda Adana ATK’dan daha geniş olanaklara sahip

olan İstanbul ATK Kimyasal Tahliller Dairesi raporunun daha muteber olduğunu,

böcek zehirlerinin altı gün sonra ölüme yol açmasının tıbben olanaksız

olduğunu, kesin ölüm nedeninin 1. İhtisas Kurulunca belirlenmesi gerektiğini

bildirmiştir.

89. Olay günü Alay Komutanlığında askerlere verilenle aynı

yemekten yediği söylenen G.Ö.nün

dışında besin zehirlenmesine maruz kalan asker ya da gözaltında bulunan sanık

olmadığı yönünde bazı tanıkların bilgisi alınmıştır.

90. Bitlis İl İdare Kurulu anılan raporlara ve tanık beyanlarına

dayanarak sanık S.Ç. hakkında 12/2/1998 tarihinde men-i muhakeme kararı

vermiştir. Danıştay İkinci Dairesi resen yaptığı inceleme neticesinde

19/12/2000 tarihinde zamanaşımı süresi dolduğundan zamanaşımı nedeniyle

kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Nezarethanede vefat ettiği

10/4/1994 tarihinden soruşturmanın neticelendiği 19/12/2000 tarihine kadar G.Ö.

ve onunla birlikte gözaltına alınan diğer kişiler ve/veya yakınları tarafından

herhangi bir yargısal ya da idari mercie kötü muamele konusunda şikâyette

bulunulmadığına da işaret edilmelidir.

91. Başvurucuların iddiaları, yaşam hakkı ile kötü muamele

yasağını ihlal ettiğini ileri sürdükleri kamu görevlisi sanıklar hakkında

açılan davanın beraatle sonuçlanmasına ilişkindir.

92. Ölüm olayıyla ilgili soruşturmanın 2000 yılında

neticelenmesinden üç, ölümün meydana geldiği tarihten dokuz yıl sonra YAKAY-DER’in suç ihbarı üzerine ikinci kez soruşturma

başlatılmıştır.

93. Bu soruşturmada müteveffa G.Ö. ile aynı köyde yaşayan ve

gözaltına alınan tanıkların ayrıntılı ifadeleri alınmıştır. Bu kişiler Ovakışla Karakolunda ve Bitlis Alay Komutanlığında

nezarethanede dayak, makata cop sokma, soğuk suyla ıslatma, aç bırakma, ayakta

durma gibi farklı metotlarla kötü muameleye maruz kaldıklarını, gözleri bağlı

olduğu için bunu yapan kişileri tanımadıklarını söylemişlerdir.

94. Fakat müteveffayla birlikte gözaltına alınan,

gerek kendilerine gerekse G.Ö.ye Ovakışla Karakolu ve

Alay Komutanlığı nezarethanelerinde kötü muamelede bulunulduğunu öne süren ve beyanlarına

başvurulan bu kişilerin gözaltından çıkarıldıkları 18/4/1994’te Ahlat Devlet

Hastanesinden alınan raporlarında darp ve cebir izine rastlanmadığı

belirtilmiştir. Makata cop sokma ve kaba dayak gibi vücutta ve anüste fissür, laserasyon vb. fiziksel

araz bırakmama ihtimali son derece düşük eylemlerin etkileri ölenin cesedinde

de bulunmamaktadır. Dahası bu kişiler sulh ceza mahkemesinde yapılan

sorgularında da kötü muamele konusunda hiçbir anlatımda bulunmamışlardır. Altı

çizilen bu noktalar, müteveffayla birlikte gözaltına alınan kişilerin olayın

neredeyse tek delili olarak elde kalan beyanlarının tutarlılığının sınanması

bakımından önem taşımaktadır.

95. Savcılık YAKAY-DER'in ihbarından

sonra müteveffanın ölüm kaydının ne şekilde yapıldığını nüfus idaresinden

sormuştur. Sanıkların gözaltı giriş ve çıkış raporlarının bulunup bulunmadığı

il ve ilçedeki sağlık kurumlarından sorulmuştur. Araştırılan bu mevzularda

müspet bir sonuç elde edilemediği için Bitlis Savcılığı 3/2/2006 tarihindekovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Bu

karara yapılan itiraz, kesin ölüm nedenine ilişkin ATK 5. İhtisas Kurulu

raporunun dosyada bulunmaması ve diğer bazı sebepler gösterilerek kabul

edildiğinden soruşturmaya kalındığı yerden devam edilmiştir.

96. Kişinin zehirlenme yüzünden vefat ettiğini gösteren bir

belirti bulunmadığı, ölümün kesin kaynağının tespit edilemediği yönünde ATK 1.

İhtisas Kurulundan 22/1/2007 tarihinde rapor aldırılmıştır. Bu rapordan sonra

Savcılık 30/1/2008 tarihinde ikinci kez kovuşturmaya yer olmadığına karar

vermiştir. Bu karara karşı yapılan itiraz, kaldırılan önceki kovuşturmaya yer

olmadığı kararından sonra dava açılması lüzumuna binaen kabul edilmiştir.

97. Mahkemece tanıklar dinlenmiş ve ATK Genel Kurulundan kesin

ölüm nedeninin aydınlatılması için aldırılan raporda bu husus tespit

edilemediğinden delil yetersizliğine dayanılarak sanıkların beraatlerine

karar verilmiştir.

98. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucuların

ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul

edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

99. Yaşam hakkı ve kötü muamele iddiasını ilgilendiren

soruşturmalarda sorumluların tespitine engel olabilecek herhangi bir eksiklik

uygun araçların kullanılması yükümlülüğüne aykırılık oluşturabilirse de ölüm ya

da kötü muamele nedeninin belirlenememesi tek başına soruşturmada böyle bir

eksikliğin mevcut olduğu anlamına gelmemektedir (Soruşturma makamlarının

delillerin toplanması ve soruşturmanın yönlendirilmesi konusunda gerekli

işlemleri yerine getirdiğine kanaat getirilen kasıtlı bir öldürme vakasında

failin bulunamamasının tek başına soruşturmayı etkisiz hale getirmediği yönünde

benzer bir karar için bkz. İsmail Yıldırım

ve diğerleri, B. No: 2013/9332, 20/4/2016, §§ 75-77).

100. Anayasa Mahkemesinin soruşturma ve kovuşturma makamları

tarafından verilen kararları maddi vakıa yönünden inceleyerek bu mercilerin

yaptıkları değerlendirmenin yerine kendisininkini ikame etme görevinin

bulunmamaktadır (Cezmi Demir ve diğerleri,

B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 96). İlk derece yargı mercilerinin ulaştıkları

sonuçlar Anayasa Mahkemesini bağlamamasına rağmen normal şartlar altında bu

mercilerin maddi olaylara ilişkin tespitlerinden ayrılmak için gerekli olan

kuvvetli bir neden gösterilmelidir. Somut olayda başvurucuların babasının ölüm

nedeninin tespit edilememesine dönük bir tenkit nedeni bulunmamaktadır. Bu

durumda ilk derece yargı mercilerinin yorumunun makul olmadığı

söylenemeyecektir. Başvurucuların soruşturmanın makul süratte ikmal

edilmemesine özgü bir şikâyetinin olmaması da dikkate alınarak başvurunun

açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır.

101. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağı ile yaşam hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

25/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Hüseyin

MECEK

Başvurucular

:

1. Ayten

KARDOĞAN

2. İkram

TOPCU

3. Kamuran

ÖLMEZ

4. Mezher ÖLMEZ

5. Muzaffer

ÖLMEZ

6. Nurten

BEDİRHAN

7. Şirin

BAYKAL

Vekili : Av. Abdulselam DURAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/1517, 25 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Genel Olarak
  7. B. G.Ö. ve Gözaltına
  8. C. G.Ö.nün
  9. D. Yakınlarını Kaybeden
  10. IV. İlgili Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucuların
  13. B. Değerlendirme
  14. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  15. Gökcan
  16. Hakyemez
  17. Mecek
  18. Kardoğan
  19. Topcu
  20. Ölmez
  21. Ölmez
  22. Bedirhan
  23. Baykal
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/1517
Tarih
25 Aralık 2018

İlgili Kararlar

  • Yüksel Aydoğdu Başvurusu (B. No: 2015/10428)
  • Aytekin Koçak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/7295)
  • Fatma Yatçı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/30780)
  • Mustafa Mümin Bulun Başvurusu (B. No: 2016/6890)
  • Ali Osman Ünal Başvurusu (B. No: 2018/9517)
  • Aydan Gümügen Tuncay Başvurusu (B. No: 2017/22590)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.