İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

B.k. Başvurusu (B. No: 2020/21844)

1. Başvuru, müşterek çocuğun velayetinin anneye verilmesi

Başvuru No2020/21844Tarih31 Ocak 2023Okuma13 dk · 2.503 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm B.K. Başvurusu

Karar tarihi
31 Ocak 2023
Başvuru Numarası
2020/21844
R.G. Tarih ve Sayı
20/4/2023 - 32169
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.503 kelime·13 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, müşterek çocuğun velayetinin anneye verilmesi

nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 17/7/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyon,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

vermiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucunun yaptığı evlilikten 2013 yılında bir kız

çocuğu dünyaya gelmiştir. Evlilik birliği 2015 yılında sona ermiş ve çocuğun

velayeti annesine verilmiştir.

6. Anne bir süre sonra başka biriyle evlenmiş, evlendiği

kişi hakkında Anadolu Ağır Ceza Mahkemesinde müşterek çocuğa yönelik hakaret,

tehdit ve çocuğun cinsel istismarı suçlamasıyla kamu davası açılmıştır. Bunun

üzerine anne boşanma davası açmıştır.

7. Başvurucu, dört yaşında olan müşterek çocuğun

velayetinin kendisine verilmesi talebiyle 27/2/2017 tarihinde İstanbul Anadolu

10. Aile Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu,

annenin eşinden ayrılma kararı aldığı için çocuğun kendisinde kalmasını talep

ettiğini ve o günden beri çocuğun babaanne ve kendisiyle birlikte yaşadığını,

annenin evlendiği kişi hakkında müşterek çocuğa yönelik eylemler nedeniyle

hakaret, tehdit ve çocuğun cinsel istismarı suçlamasıyla kamu davası açıldığını

belirtmiş; çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin

sağlanması için velayetinin değiştirilerek kendisine verilmesini talep

etmiştir. Başvurucu; müşterek çocuğa dört aylıktan boşanma sürecine kadar

annesi ve teyzesinin baktığını, çocuğun annenin eşinden ayrılma kararı aldığı

tarihten beri annenin talebiyle babaanne ve kendisiyle birlikte yaşamaya devam

ettiğini, çocuğu kreşe kendisinin bıraktığını ve babaannesinin aldığını, esnek

zamanlı çalışması nedeniyle çocukla uzun ve kaliteli zaman geçirebildiğini,

çocuğun kendisine ait bir odasının bulunduğunu belirtmiştir. Başvurucu ayrıca

annenin boşanma aşamasında olduğunu ve koruma kararı aldırdığını, bunun çocuk

için bir risk oluşturduğunu, çocuğun anne tarafından korunamadığını ve annenin

eşi tarafından istismar edildiğini, annenin kurulu bir düzeninin bulunmadığını

vurgulamıştır.

8. Anne cevap dilekçesinde; eşi ile boşanma davasının

devam ettiğini, cinsel istismar fiilini öğrenir öğrenmez yasal yollara

başvurduğunu, eşinden fiilen ayrıldığını ve koruma kararı aldırdığını, çocuğuna

karşı bakım, özen ve koruma görevini hiçbir şekilde ihmal etmediğini, bu

olaylar nedeniyle kendisine ev tutup düzen kurmak için çocuğu geçici olarak

başvurucuya bıraktığını, yedi yıldır çalıştığı işyerinin başka bir şehre

taşınması nedeniyle işsiz kalacağını ve başka bir şehirde olan ailesinin yanına

taşınacağını başvurucuya anlatması nedeniyle başvurucunun velayet davası

açtığını ifade etmiştir.

9. Mahkeme 2/3/2017 tarihinde verdiği ara kararla çocuğun

geçici velayetini tedbiren başvurucuya bırakarak anne ile kişisel ilişki

kurulmasına karar vermiştir. Yargılama sürecinde velayet hususunda Mahkemece

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Adli Tıp Enstitüsü Müdürlüğünden bilirkişi

raporu alınmıştır. Çocuk ve davanın tarafları ile bire bir görüşmeler yapılarak

hazırlanan 2/11/2018 tarihli raporda; doğrudan doğruya velayet tercihi

sorulduğunda müşterek çocuğun mevcut düzeni sürdürmekten yana görüş bildirmesi,

hâlihazırda süregelen mevcut düzenin işlevsel yapısı dikkate alınarak çocuğun

ihtiyaçları, ebeveynin bakım kapasitesi ve aile dinamikleri bağlamında yeterli

olduğu kanaati bildirilmiştir. Raporda ayrıca çocuğun yaşamış olduğu muhtelif

olayların ardından yaşam şartlarındaki yeni bir değişikliğe hazır olmadığı da

gözönüne alınarak çocuğun velayetinin başvurucuda devam etmesinin uygun olacağı

sonucuna varılmıştır.

10. Mahkeme 19/11/2019 tarihinde davanın kabulüne ve

müşterek çocuğun velayetinin başvurucuya verilmesine, anne ile çocuğu arasında

kişisel ilişki kurulmasına karar vermiştir. Kararda yargılamada dinlenen tanık

beyanları ve velayet hususunda alınan bilirkişi raporu gözönüne alındığında

çocuğun velayetinin başvurucuya verilmesinin küçüğün menfaatine olduğu

kanaatine varılmıştır. Ayrıca anne tarafından bakım görevinin gereği gibi

gerçekleştirilemediği, küçüğün annenin evlendiği şahıs tarafından istismar

edildiğini anlattığında annenin evden ayrıldığı ve bir düzen kurmak amacıyla

çocuğu başvurucuya bıraktığı, çocuğun bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve

duygusal gelişiminin sağlıklı bir ortamda sağlanmasının temini amacıyla çocuğun

yaşadığı ve yargılaması devam eden cinsel istismar vakasının çocukta yaratmış

olduğu travmatik etkiler dikkate alınarak velayeti kendisinden alınmış anne ile

arasındaki güven ilişkisinin aşamalı olarak yeniden tesisi ve çocuğun eğitim

durumu, sosyal hayatının sekteye uğramaması için anne ile belirlenen sürelerde

şahsi ilişki kurulması gerektiği vurgulanmıştır.

11. Çocuğun annesi İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38.

Hukuk Dairesine (Bölge Adliye Mahkemesi) istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi 3/6/2020 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını

kaldırarak velayetin anneye verilmesine ve başvurucu ile çocuğu arasında

kişisel ilişki kurulmasına kesin olarak karar vermiştir. Kararın gerekçesinde;

annenin velayet görevini gereği gibi yerine getirdiği, çocuğun cinsel

istismarına ilişkin davanın beraat ile sonuçlanması nedeniyle bu olayın

velayetin değiştirilmesi sebebi olarak değerlendirilemeyeceği, çocuğun yaşının

küçüklüğü nedeniyle anne bakım ve şefkatine muhtaç olması ve üstün yararı

dikkate alındığında velayetin değiştirilmesi yerine annede kalmasının daha

uygun olduğu belirtilmiştir.

12. Nihai karar başvurucuya 16/7/2020 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

13. İlgili hukuk için bkz. Aysel Aslan, B.No:

2019/12792, 12/1/2021, §§ 16-24.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

14. Anayasa Mahkemesinin 31/1/2023 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

15. Başvurucu; velayetin değiştirilmesi davasında

çocuğunun velayetinin kendisine verilmesine karar verildiğini, annenin istinaf

başvurusunda bulunduğu Bölge Adliye Mahkemesinin velayetin anneden alınmasını

gerektirir bir neden olmadığına karar verdiğini ifade etmiştir. Başvurucu;

Bölge Adliye Mahkemesi kararında, derece mahkemesi kararına dayanak teşkil eden

bilirkişi raporundan bahsedilmediğini, sadece çocuğun yaşının küçüklüğünün

gerekçe gösterildiğini, söz konusu bilirkişi raporuna niçin itibar edilmediğine

dair hiçbir gerekçe ve izahatta bulunulmadığını, çocuğun üstün yararının gözetilmediğini

belirtmiştir. Başvurucu bu nedenlerle Anayasa'nın ailenin korunması ve çocuk

haklarına ilişkin düzenlemelerine aykırı davranıldığını belirterek aile

hayatına saygıile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

16. Bakanlık görüşünde, somut başvurunun bir özeti

yapıldıktan sonra başvurucunun özel hayata saygı hakkının ihlal edilip

edilmediği konusunda inceleme yapılırken Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri,

Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate

alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne verdiği cevapta

önceki beyanlarını tekrar etmiştir.

B. Değerlendirme

17. Anayasa’nın "Özel hayatın gizliliği ve

korunması" kenar başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına

saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının

gizliliğine dokunulamaz.”

18. Anayasa’nın "Ailenin korunması ve çocuk

hakları" kenar başlıklı 41. maddesi şöyledir:

“Aile, Türk toplumunun temelidir ve

eşler arasında eşitliğe dayanır.

Devlet, ailenin huzur ve refahı ile

özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile

uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.

Her çocuk, korunma ve bakımdan

yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel

ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.

Devlet, her türlü istismara ve şiddete

karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.”

19. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16).

20. Velayet hakkına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin

uyuşmazlıklar, adil yargılanma hakkının ihlali iddialarına sıklıkla konu

olmakla birlikte sürecin ivedi olarak yürütülmesi de dâhil olmak üzere -ilgili

prosedürlere ilişkin işlem ve eylemlerin aile hayatına saygı hakkı bağlamında

meydana getirdiği sonuçlar dikkate alındığında- söz konusu iddiaların aile

hayatına saygı hakkı bağlamında ele alınması uygun görülmektedir (Marcus

Frank Cerny [GK], B. No: 2013/5126, 2/7/2015, § 82; M.M.E. ve T.E., B.

No: 2013/2910, 5/11/2015, § 137).

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel

İlkeler

22. Aile hayatına saygı hakkı kapsamında devlet için söz

konusu olan yükümlülük, sadece belirtilen hakka keyfî surette müdahaleden

kaçınmakla sınırlı olmayıp öncelikli olan bu negatif yükümlülüğe ek olarak aile

hayatına etkili bir biçimde saygının sağlanması bağlamında pozitif

yükümlülükleri de içermektedir. Söz konusu pozitif yükümlülükler, bireyler

arası ilişkiler alanında olsa da aile yaşamına saygıyı sağlamaya yönelik

tedbirlerin alınmasını zorunlu kılar (Murat Atılgan, B. No: 2013/9047,

7/5/2015, § 26).

23. Devletin pozitif tedbirler alma yükümlülüğü konusunda

Anayasa’nın 20. ve 41. maddeleri, ebeveynin çocuğuyla bütünleşmesinin

sağlanması amacıyla tedbirler alınmasını isteme hakkını ve kamusal makamların

bu tür tedbirleri alma yükümlülüğünü içermektedir. 41. maddede, her çocuğun

yüksek yararına aykırı olmadıkça anne ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki

kurma ve sürdürme hakkına sahip olduğu açıkça belirtilmektedir (Serpil Toros,

B. No: 2013/6382, 9/3/2016, § 69).

24. Ebeveyn ile çocukların birlikte yaşama istekleri,

aile hayatının vazgeçilmez bir unsuru olup ebeveyn arasında ortak yaşamın

kurulamaması veya hukuken ya da fiilen sona ermiş olması aile hayatını ortadan

kaldırmaz. Ebeveyn ve çocuk arasındaki aile hayatının anne ve babanın birlikte

yaşamamaları veya ortak yaşama son vermelerinin ardından da devam edeceği açık

olup anne, baba ve çocuğun aile hayatlarına saygı hakkı, belirtilen durumlarda

ailenin yeniden birleştirilmesine yönelik tedbirleri de içermektedir. Söz

konusu yükümlülük, ebeveyn veya diğer aile bireyleri arasındaki velayet ve

kişisel ilişki tesisine ilişkin uyuşmazlıklar için de geçerlidir (Murat

Atılgan, § 25).

25. Anayasa'nın 41. maddesinde ifade edilen çocuğun

yüksek yararı; mahkemeler, idari makamlar ve yasama organı tarafından

yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde gözetilmesi gereken bir

ilkedir. Bu bağlamda çocuklar üzerinde etki doğuracak bir işlem yapılacağı

zaman bu işlemin çocuğun yararına uygun olup olmadığı yönünde bir değerlendirme

yapılması aile hayatına saygı hakkının öngördüğü pozitif yükümlülüklerin yerine

getirilmesi açısından oldukça önemlidir (Şükran İrge, B. No: 2016/8660,

7/11/2019, § 33).

26. Öte yandan mevzuatın yorumlanmasıyla ilgili sorunları

çözmek öncelikle derece mahkemelerinin yetkisinde ve sorumluluk alanındadır.

Çocuğun üstün yararı başvuru konusu dava açısından en önemli unsur olup olayın

tüm tarafları ile doğrudan temas hâlinde bulunan derece mahkemelerinin olayın

koşullarını değerlendirmek açısından daha avantajlı konumda bulunduğu da

tartışmasızdır. Anayasa Mahkemesinin rolü ise bu kuralların yorumunun

Anayasa’ya uygun olup olmadığını belirlemekle sınırlıdır.Bu nedenle Anayasa

Mahkemesi, derece mahkemeleri tarafından izlenen usulü denetlemekte; özellikle

mahkemelerin kişisel ilişki kurulmasına ve velayete ilişkin mevzuat hükümlerini

yorumlayıp uygularken Anayasa’nın 20. ve 41. maddelerindeki güvenceleri gözetip

gözetmediğini incelemektedir (M.M.E. ve T.E., § 135).

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

27. Somut olayda tarafların evlilik birliği içinde bir

tane müşterek kız çocuklarının olduğu, annenin boşanmadan sonra evlendiği kişi

hakkında müşterek çocuğa yönelik hakaret, tehdit ve çocuğun cinsel istismarı

suçlamasıyla kamu davası açıldığı, dava açıldıktan sonra annenin çocuğu

başvurucuya bıraktığı ve bakımının başvurucu tarafından yapıldığı

anlaşılmaktadır. Ayrıca başvurucunun velayetin kendisine verilmesi talebiyle

dava açtığı, bu davanın kabul edildiği ve velayetin babaya verildiği, anne

tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince ilk

derece mahkemesi kararının kaldırıldığı, velayetin anneye verilmesine ve

başvurucu ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına kesin olarak karar

verildiği görülmektedir.

28. Başvuru konusu yargısal süreç incelendiğinde ilk

derece mahkemesinin yargılama sürecinde tarafların tanıklarını dinlediği,

konuyla ilgili uzman bilirkişi raporu aldığı, çocuğun babasının yanında kaldığı

ve onun sunduğu yaşam koşullarına alıştığı anılan raporda belirtildiğinden

velayetin babaya verilmesine karar verdiği anlaşılmaktadır. Bölge Adliye

Mahkemesinin ise ilk derece mahkemesi tarafından karara dayanak teşkil eden

deliller hakkında değerlendirme yapmadığı, çocuğun yaşını dikkate alarak bu

yaştaki bir çocuğun annenin bakım ve şefkatine muhtaç olduğunu ve çocuğun

cinsel istismarına ilişkin davanın beraat ile sonuçlandığını dikkate alarak ilk

derece mahkemesinin kararını kaldırdığı, velayeti anneye verdiği görülmektedir.

29. Yargı makamlarınca uyuşmazlığın özenli şekilde

incelenmesi, ilgili tarafların katılım haklarına riayet edilerek iddia, savunma

ve delillerinin gereği gibi değerlendirilmesi ve takdirin gerekçelerinin

ayrıntılı şekilde ortaya konulması zaruridir. Bu kapsamda yargısal makamlar

tarafından ilgili tüm unsurlar incelenmeli ve ilgili menfaatler arasında bir

dengeleme yapılmalıdır (Melahat Karkin, B. No: 2014/17751, 13/10/2016, §

63).

30. Şüphesiz çocuğun üstün yararının ne olduğuna ilişkin

tespit, bu tür davalarda dikkate alınması gereken en önemli unsurdur. Derece

mahkemelerinin takdirlerinin gerekçelerini, ilgili ebeveynin kanun yoluna

müracaat imkânını da etkili şekilde kullanabilmelerini sağlayacak surette

ayrıntılı olarak ortaya koymaları ve ulaşılan sonuçların yeterli açıklıktaki

bilimsel görüş ve raporlar gibi yeterli ve objektif verilere dayandırılması

gerekmektedir (Murat Atılgan, § 45; N.Ö., § 56; Marcus

Frank Cerny, § 84).

31. Bu bağlamda ilk derece mahkemesi tarafından velayet

hususunda bilirkişi raporu alınmıştır. İlk derece mahkemesi çocuk ve davanın

tarafları ile bire bir görüşmeler yapılarak hazırlanan bu raporda belirtilen

tespitlere dayanarak çocuğun velayetinin babaya verilmesine karar vermiştir.

İlk derece mahkemesi çocuğun yaşadığı ve yargılaması devam eden cinsel istismar

vakasının çocukta travmatik etkiler yarattığını vurgulamıştır. İlk derece

mahkemesi söz konusu travmatik etkileri dikkate alarak çocuğun bedensel,

zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelişimlerinin sağlıklı bir ortamda

sağlanmasının temini amacıyla çocuğun velayeti kendisinden alınmış anne ile

arasındaki güven ilişkisinin aşamalı olarak yeniden tesisi ve çocuğun eğitim

durumunun sosyal hayatının sekteye uğramaması için anne ile belirlenen

sürelerde şahsi ilişki kurulması gerektiğini vurgulamıştır. Bununla birlikte

Bölge Adliye Mahkemesi söz konusu karara neden katılmadığı yönünde yeterli bir

açıklama yapmadığı gibi ilk derece mahkemesinin tanık beyanları ile tarafların

ifadelerini ve tarafların özel koşullarını gözeterek ulaştığı sonucun neden

çocuğun üstün yararına uymadığına dair bir değerlendirmede de bulunmamıştır.

32. Anılan kararda sadece çocuğun yaşına vurgu yapılmış

ve bu yaştaki bir çocuğun annenin bakım ve şefkatine muhtaç olduğu, annenin

velayet görevini gereği gibi yerine getirdiği, çocuğun cinsel istismarına

ilişkin davanın beraat ile sonuçlanması nedeniyle bu olayın velayetin

değiştirilmesi sebebi olarak değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir. Velayetin

tespitinde çocuğunun yaşının ve anne bakımına muhtaç olmasının önemli bir unsur

olduğu yadsınamaz. Ancak uzman raporu, tarafların koşulları, çocuğun maruz

kaldığı olaylar/risklergözetilerek çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimine en

uygun çözümün tercih edilmesi vebunun çocuğun yararına olduğunun yeterli

gerekçeyle açıklanması gerekir. Somut olayda istinaf mercii tarafından çocuğun

içinde bulunduğu koşulların ve yaşadıklarının tam olarak ortayakonulmak

suretiyle çocuğun sağlığı ve gelişimi açısından üstün yararına olanın açık bir

şekilde tespit edildiği söylenemez.

33. Velayet davalarında asıl amacın tarafların iddiaları

ile mevcut deliller değerlendirilmek suretiyle çocuğun üstün yararına olanın

belirlenmesi olduğu hatırlatılmalıdır. Bu bağlamda yargılama süreci bir bütün

hâlinde değerlendirildiğinde yukarıda belirtildiği üzere istinaf merciinin velayetin

değiştirilmesiyle ilgili ilk derece mahkemesi yargılaması sırasında alınan

tanık beyanları, bilirkişi raporu gibi velayet davasını etkileyebilecek

nitelikteki incelemelere niçin itibar etmediği yönünde bir gerekçe sunmadığı

gözetildiğinde istinaf merciinin aile hayatına saygı hakkına ilişkin Anayasa'da

belirtilen güvenceleri ve çocuğun üstün yararı ilkesini gözeten özenli bir

yargılama yaptığı söylenemez.

34. Açıklanan gerekçelerle aile hayatına saygı hakkının

öngördüğü pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmediği anlaşıldığından

Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının

ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. Giderim

Yönünden

35. Başvurucu ihlalin tespiti ile yeniden yargılama

talebinde bulunmuştur.

36. Tespit edilen ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılmasına ilişkin usul ve esaslar 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinde

yer almaktadır.

37. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı mercilerince

yapılması gereken iş yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa

Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında

belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (6216 sayılı Kanun'un 50.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen bireysel başvuruya özgü yeniden

yargılama kurumunun özelliklerine ilişkin kapsamlı açıklamalar için bkz. Mehmet

Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve

diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis

Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile

hayatına saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin aile hayatına saygı hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması

amacıyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesine (E.2020/473,

K.2020/579) iletilmek üzere İstanbul Anadolu 10. Aile Mahkemesine (E.2017/128,

K.2019/871) GÖNDERİLMESİNE,

E. 446,90 TL harç ve 9.900 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 10.346,90 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 31/1/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Kenan YAŞAR Raportör : Berrak YILMAZ Başvurucu : B.K. Vekili : Av. Şahrizan TANRIÖVER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2020/21844, 31 Ocak 2023 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli
  16. B. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  17. C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile
  18. D. Kararın bir örneğinin aile hayatına saygı hakkının
  19. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  20. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  21. M. Emin KUZ
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2020/21844
Tarih
31 Ocak 2023

İlgili Kararlar

  • Ahmet Çörekçi Başvurusu (B. No: 2021/30753)
  • Yusuf Sulusaray Başvurusu (B. No: 2020/2316)
  • Cevat Temel Özkaynak Başvurusu (B. No: 2021/32082)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2019/39236
  • Talet Şanlı Başvurusu (B. No: 2017/20526)
  • İbrahim Er ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/33281)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.