İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

B.y. Başvurusu (B. No: 2018/30296)

1. Başvuru, etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğünün

Başvuru No2018/30296Tarih7 Eylül 2021Okuma21 dk · 4.220 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm B.Y. Başvurusu

Karar tarihi
7 Eylül 2021
Başvuru Numarası
2018/30296
R.G. Tarih ve Sayı
14/10/2021-31628
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.220 kelime·21 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğünün

yerine getirilmemesi nedeniyle özel hayata saygı hakkı kapsamındaki kişisel

verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 8/10/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu ile eşi arasında Ezine Asliye Hukuk

Mahkemesinde (Hukuk Mahkemesi) devam eden boşanma davasında, başvurucunun eşi 8/6/2016

tarihinde beyan ve delil dilekçesi ibraz etmiştir. Anılan dilekçede;

başvurucunun telefonunda bulunan mesaj içerikleri, ses kayıtları, videolar ve

bir adet fotoğrafını mahkemeye sunmuştur.

10. Başvurucu, kullandığı cep telefonuna eşi tarafından

yüklenen casus yazılım aracılığıyla tüm kişisel verilerinin ele geçirildiğini

ve kullanıldığını ileri sürerek 28/11/2016 tarihinde şikâyetçi olmuştur.

Başvurucu vekili şikâyet dilekçesinde; başvurucunun tüm kişisel verileri,

e-devlet şifresi, banka hesap bilgileri, sosyal medya yazışmaları, arama

kayıtları, GPS yer bildirim kayıtları, fotoğrafları ile videolarının özel

hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması haklarına aykırı olarak ele

geçirilip mahkeme dosyasına sunulduğunu vurgulamıştır. Dilekçede başvurucunun

eşinin bu bilgileri ele geçirmek için bir internet sitesinden satın aldığı

yazılımı başvurucunun telefonuna yüklediği ve zaman içinde elde ettiği bu

verileri hukuka aykırı şekilde depoladığı ifade edilmiştir. Ayrıca başvurucunun

eşi tarafından boşanma davasında delil olarak kullanılması amacıyla bu şekilde

hareket edildiği bildirilmesine karşın dava dilekçesinde bu amacın fazlasıyla

aşıldığı beyan edilerek başvurucunun aile fertlerinin hayatlarının dahi takip

edildiği, boşanma davasındaki tanıkların kimliklerinin ele geçirildiği

belirtilmiştir. Başvurucu, telefonundaki programın ne zaman yüklendiğinin ve

eşi tarafından elde edilen verilerin kapsamının ne olduğunun belirlenmesinin

iddialarının ispatı için önem taşıdığını belirterek eşinin haberleşmenin

gizliliğini ihlal ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından

cezalandırılmasını talep etmiştir.

11. Ceza soruşturmasını yürüten Ezine Cumhuriyet

Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından 11/5/2017 tarihinde iddianame

düzenlenerek başvurucunun eşinin verileri hukuka aykırı olarak verme

veya ele geçirme, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişiler arasındaki

konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçlarından cezalandırılması

istenmiştir. İddianamede başvurucunun eşinin casus program sayesinde başvurucunun

kullandığı telefondan yapılan konuşmalara, kısa mesajlara ve internet üzerinden

kullanılabilen programların içeriğine, e-devlet ve bankacılık şifrelerine,

fotoğraf ve videolara ulaşabildiği belirtilmiştir. Yine başvurucunun eşi

tarafından bu sayede kayıt altına alınan konuşmalar, mesajlar, fotoğraflar ve

videoların boşanma davası dosyasına ibraz edildiği ifade edilerek başvurucunun

eşinin atılı suçlardan cezalandırılması talep edilmiştir.

12. Ezine Asliye Ceza Mahkemesi (Ceza Mahkemesi)

tarafından yapılan yargılama sonucunda başvurucunun eşinin beraatine karar

verilmiştir. Kararın gerekçesinde; sanık olan başvurucunun eşinin başvurucunun

kullandığı telefona program yüklediğini ikrar ettiği ve kayıtları boşanma

davasına delil olarak sunma dışında atılı suçlara vücut verecek şekilde bilerek

ve isteyerek basın, yayın, internet yolu ile veya başkaca herhangi bir yolla

yayıp ifşa etmemesi nedeniyle suç işleme kastının olmadığı belirtilmiştir.

13. Başvurucu vekili; istinaf yoluna müracaat etmiş ve

şikâyet dilekçesindeki hususlara ek olarak Başsavcılığın suçun hukuki

nitelendirmesini yaparken hatalı davrandığını, kişisel verilerin hukuka aykırı

şekilde ele geçirilmesi konusunda bir değerlendirme yapmadığını belirtmiştir.

Bu nedenle sanığın 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 134.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal

suçu ile 132. maddesinin (1) numaralı fıkrasında düzenlenen haberleşmenin

gizliliğini ihlal suçundan cezalandırılması gerektiğini, beraat kararı

nedeniyle Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı

hakkının ve kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlaline neden

olunduğunu beyan etmiştir.

14. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi (Daire)

tarafından 25/5/2018 tarihinde Ceza Mahkemesinin kararının onanmasına karar

verilmiştir. Kararın gerekçesinde; Yargıtay kararlarına ve yerleşik uygulamaya

atıf yapılarak haksız bir saldırıyı önlemek için kaybolma olasılığı bulunan

kanıtları yetkili makamlara sunmak amacıyla kişisel verileri kaydetme, ele

geçirme ve yayma eylemlerinde bulunulabileceği vurgulanmıştır.

15. Nihai karar 8/9/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

16. Başvurucu 8/10/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

17. UYAP üzerinden yapılan inceleme neticesinde Hukuk

Mahkemesinde görülen boşanma davasında başvurucu ve eşi tarafından mahkemeye

anlaşmalı boşanma protokolü sunulduğu görülmüştür. Hukuk Mahkemesi 19/7/2019

tarihinde tarafların anlaşmalı olarak boşanmalarına karar vermiş, karar kesinleşmiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. İlgili Mevzuat

18. 5237 sayılı Kanun'un "Özel hayatın

gizliliğini ihlal" kenar başlıklı 134. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Kişilerin özel hayatının

gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal

edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır"

19. 5237 sayılı Kanun'un "Kişisel verilerin

kaydedilmesi" kenar başlıklı 135. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Hukuka aykırı olarak kişisel

verileri kaydeden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir."

20. 5237 sayılı Kanun'un "Verileri hukuka aykırı

olarak verme veya ele geçirme" kenar başlıklı 136. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Kişisel verileri, hukuka aykırı

olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla

kadar hapis cezası ile cezalandırılır. "

2. İlgili Yargı Kararları

21. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12/3/2019 tarihli ve

E.2018/5100, K.2019/2582sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...Dosyadaki yazılara ve mahkemece

uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davalı-davacı

erkeğin delil olarak dayandığı ses kaydının hukuka aykırı delil olması

nedeniyle hükme esas alınmamasında bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte,

davalı-davacı erkeğin bir kısım tanık beyanlarıyla da ispatladığı üzere

davacı-davalı kadının eşine orospu çocuğu diyerek ağır hakaret ettiği, eşinin bilgisayarına

casus proğram yüklediği, davalı-davacı erkeğin de son olayda eşine ağır şekilde

fiziksel şiddet uyguladığı ve ortak haneye gizli kamera koyduğu, boşanmaya

sebebiyet veren olaylarda eşine fiziksel şiddet uygulayan davalı-davacı erkeğin

fazla kusurlu bulunmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla,

tarafların yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve

kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA..."

22. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 24/5/2017 tarihli ve

E.2016/11851, K.2017/4263sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"....Oluşa ve dosya kapsamına göre;

esnaf olan sanık [E.nin],

kimliği tespit edilemeyen bir kişi tarafından bilgisayarına yüklenen 'Kim

Nerde' adlı ücretli casus yazılım programı sayesinde, bir süre karşılıksız burs

verdiği üniversite öğrencisi katılan mağdur [H] ile onun erkek arkadaşı

olan diğer katılan mağdur [M.T.nin] farklı tarihlerde birbirlerine

gönderdikleri mesajların birer kopyasını elde ederek, mesaj içeriklerini

öğrendiğinin iddia ve kabul edildiği olayda,

Sanık [E.nin], katılan mağdurlar [H.] ve [M.T.nin]

telefon aracılığıyla birbirlerine gönderdikleri mesajların kopyasını

kaydetmesinden dolayı eylemine uyan TCK'nın 132. maddesinin 1. fıkrasının 1.

cümlesindeki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan cezalandırılmasına,

haberleşme içeriklerini kaydeden sanığa hükmedilen cezada aynı madde ve

fıkranın 2. cümlesi gereğince bir kat artırım yapılmasına, katılan mağdurlar [H]

ve [M.T.in] farklı tarihlerde birbirlerine gönderdikleri mesaj

içeriklerini, bilgisayarına yüklettiği tek bir casus yazılım programı sayesinde

ele geçiren sanığın, aynı suçu katılan mağdurlara karşı tek bir fille ve bir

suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla defa

işlemesinden dolayı sanık hakkında tayin olunan cezada, önce TCK'nın 43/1.

maddesi, daha sonra da TCK'nın 43/2. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 43/1.

maddesi gereğince artırım yapılmasına ilişkin yerel mahkemenin kabulünde bir

isabetsizlik görülmemiştir...."

B. Uluslararası

Hukuk

23. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel

ve aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:

"(1) Herkes özel ve aile hayatına,

konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu

makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir

toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin

korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının

hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz

konusu olabilir."

24. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), kişiler arası

ilişkilerde Sözleşme'nin 8. maddesine uyulmasını güvence altına alacak

tedbirlerin seçiminin ulusal makamların takdirinde olduğunu, bu konudaki

yükümlülüğü yerine getirmenin niteliğinin özel hayata yönelik müdahaleye göre

farklılık oluşturabileceğini ifade etmiştir. AİHM, devletlerin Sözleşme’nin 8.

maddesi uyarınca uygun bir yasal koruma çerçevesi oluşturma ve uygulama

yükümlülüğünün her zaman ceza hükümlerinin tatbik edilmesi anlamına

gelmeyeceğini de vurgulamıştır (Söderman/İsveç [BD], B. No: 5786/08,

12/11/2013, § 79; M.P./Portekiz, B. No: 27516/14, 7/9/2021, §§ 40, 41).

AİHM, eşlerin birbirlerinin erişimine rıza gösterdiği bilgilerin hukuk

davasında kullanılması suretiyle ifşa edildiği iddiasının incelendiği bir ceza

davasının akabinde yapılan başvuruda, ifşa edildiği iddia edilen söz konusu

bilgilerin ortak erişime açık olduğuna ve başvuranın özel hayatı üzerindeki

etkilerinin sınırlı olduğuna vurgu yapmış; neticede bu bilgilerin hukuk

davasında kullanılmasının cezai takibatı gerektirmediği yönünde ulaşılan sonucu

özel hayata saygı hakkının öngördüğü pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmediği

anlamına gelmediğini belirterek sonuca ulaşmıştır (M.P./Portekiz, §§

46-51).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

25. Mahkemenin 7/9/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

26. Başvurucu; kullanmakta olduğu telefona eşi tarafından

kendi bilgisi ve rızası dışında yüklenen casus yazılım aracılığıyla konuşma ve

mesaj kayıtları, fotoğrafları, videoları, e-devlet ve bankacılık şifreleri gibi

tüm kişisel verilerine ulaşıldığını belirtmiştir. Başvurucu; eşinin bu veriler

arasında yer alan özel yazışmaları ve ses kayıtlarını boşanma davasında delil

olarak mahkemeye sunduğunu, bu mesaj kayıtlarından bir tanesinin boşanma

davasının açıldığı tarihten beş ay sonraki bir tarihe ait olduğunu ifade ederek

kişisel verilerine ne zamana kadar ulaşıldığını bilemediğini belirtmiştir.

Soruşturma ve kovuşturma sırasında talebine rağmen eşinin hangi tarihler

arasında hangi verilere ulaştığı konusunda bir araştırma yapılmadığını beyan

etmiş, ayrıca Mahkemenin eşlerin diğer eş hakkındaki bilgilere ulaşabileceği

şeklindeki gerekçesinin Anayasa'nın 20. maddesi kapsamında korunamayacağını

ifade etmiştir. Rızası dışında ele geçirilen kişisel verilerinin boşanma

davasında kullanılmasının eşinin eylemini hukuka uygun hâle getirmeyeceğini

belirten başvurucu, özel hayata saygı hakkı ve haberleşme hürriyetinin ihlal

edildiğini ileri sürmüş; ayrıca kamuya açık belgelerde kimlik bilgilerinin

açıklanmamasını talep etmiştir.

27. Bakanlık görüşünde; başvurucunun evlilik birliğinin

yüklediği yükümlülüklere uygun hareket etmediğini ispat etmek amacıyla

başvurucunun eşinin hareket ettiği belirtilerek bu bilgilerin yalnızca boşanma

davasında kullanıldığı, nitekim başvurucunun söz konusu verilerin ifşa

edildiğine dair iddiasının bulunmadığı belirtilmiştir. Bununla birlikte Ceza

Mahkemesi ve Daire tarafından yapılan değerlendirmelerde söz konusu suçların

kanuni unsurlarının tartışılarak sanığın suç işleme kastının bulunmadığı

sonucuna ulaşıldığı ifade edilmiştir. Ayrıca sanığın beraat etmiş olmasının

devletin başvurucu hakkında yargısal koruma sağlama yükümlülüğüne uygun

davranmadığı sonucunu doğurmayacağı da vurgulanmıştır.

B. Değerlendirme

28. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak

alınacak "Özel hayatın gizliliği" kenar başlıklı 20.

maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:

"Herkes, özel hayatına ve aile

hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile

hayatının gizliliğine dokunulamaz.

Herkes, kendisiyle ilgili kişisel

verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle

ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların

düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp

kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen

hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına

ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir."

29. Anayasa'nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında herkesin

kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ayrıca düzenlenmiş

ve güvence altına alınmıştır. Söz konusu anayasal güvence, Sözleşme'nin 8.

maddesinde koruma altına alınan özel hayata saygı hakkına karşılık gelmektedir.

Kişisel verilerin korunması hakkı, kişinin insan onurunun korunmasının ve

kişiliğini serbestçe geliştirebilmesi hakkının özel bir biçimi olarak bireyin

hak ve özgürlüklerini kişisel verilerin işlenmesi sırasında korumayı

amaçlamaktadır (AYM, E.2014/122, K.2015/123, 30/12/2015, §§ 19, 20).

30. Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere

kişisel veri -belirli veya kimliği belirlenebilir olmak şartıyla- bir kişiye

ilişkin bütün bilgileri ifade etmekte olup bireyin adı, soyadı, doğum tarihi ve

doğum yeri gibi sadece kimliğini ortaya koyan bilgileri değil telefon numarası,

motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, öz geçmiş,

resim, görüntü ve ses kayıtları, parmak izleri, sağlık bilgileri, genetik

bilgiler, IP adresi, e-posta adresi, alışveriş alışkanlıkları, hobiler,

tercihler, etkileşimde bulunulan kişiler, grup üyelikleri, aile bilgileri gibi

kişiyi doğrudan veya dolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm veriler kişisel

veri kapsamındadır (AYM, E.2014/74, K.2014/201, 25/12/2014; E.2014/180,

K.2015/30, 19/3/2015).

31. Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence

altına alınan kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı yönünden inceleme

yapılabilmesi için öncelikle anılan hak kapsamında korunması gereken bir

kişisel verinin olup olmadığı belirlenmelidir. Anayasa hükmünün lafzı, konuya

ilişkin uluslararası belgeler ve karşılaştırmalı hukuk dikkate alındığında

belirli ya da belirlenebilir bir gerçek veya tüzel kişi hakkındaki her türlü

bilgi kişisel veri olarak değerlendirilir. Ancak her davada ya da başvuruda

Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrası anlamında bir kişisel veri bulunup

bulunmadığı, davanın ve başvurunun kendine özgü koşulları dikkate alınarak

tespit edilir. Bir kişisel verinin bulunduğu tespit edildiğinde bu veriye

yönelik her türlü sınırlama ve müdahale Anayasa’nın anılan hükmü kapsamındaki

güvenceleri harekete geçirir (Bülent Kaya [GK], B. No: 2013/2941,

11/5/2016, § 49; Fatih Saraman, [GK], B. No: 2014/7256, 27/2/2019, § 57;

E.Ü. [GK], B. No: 2016/1310, 17/9/2020, § 59; Bestami Eroğlu

[GK], B. No: 2018/23077, 17/9/2020, § 102; AYM, E.2014/74, K.2014/201,

25/12/2014; E.2013/122, K.2014/74, 9/4/2014; E.2014/149, K.2014/151, 2/10/2014;

E.2013/84, K.2014/183, 4/12/2014).

32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Somut olayda başvurucunun telefonunda yer alan bilgilerin eşi tarafından

kaydedilerek boşanma davasında delil olarak kullanılması söz konusudur. Bu

bağlamda başvurucunun fotoğrafları, videoları, konuşma ve mesaj kayıtlarının

belirli bir gerçek kişi hakkındaki bilgi kapsamında olduğu gözetildiğinde

bu bilgilere erişilmesinin, bunların kullanılmasının ve işlenmesinin özel

hayata saygı hakkı kapsamındaki kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı

çerçevesinde kaldığı anlaşılmıştır. Somut olayda başvurucunun şikâyetlerinin

özünü; telefonunda yer alan bilgilerin, dolayısıyla kişisel nitelikteki birtakım

verilerinin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesine ilişkin suç duyurusunda

etkili bir yargısal sistem kurma yükümlülüğüne uyulmadığı iddiası

oluşturmaktadır. Bu durumda başvurunun Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü

fıkrasında düzenlenen özel hayata saygı hakkı kapsamındaki kişisel verilerin

korunması hakkı yönünden değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan kişisel verilerin korunması hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

34. Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci

cümlesinde genel olarak herkesin kendisiyle ilgili kişisel verilerin

korunmasını isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiş, ikinci cümlesinde kişisel

veriler bağlamında bazı özel güvenceler sayılmış, üçüncü cümlesinde kişisel

verilerin ancak kanunda öngörülen hâllerde veya kişinin açık rızasıyla

işlenebileceği düzenlenmiş, dördüncü cümlesinde ise kişisel verilerin

korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği hüküm altına

alınmıştır. Buna göre lafzı dikkate alındığında Anayasa’nın 20. maddesinin

üçüncü fıkrasının kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı kapsamında sadece

işleme şeklindeki sınırlama ya da müdahalelere karşı değil, kişisel verilere

yönelik her türlü müdahale ve sınırlamalara karşı güvence getirdiği

anlaşılmaktadır (E.Ü. [GK], B. No: 2016/1310, 17/9/2020, § 63; Bestami

Eroğlu B. No: 2018/23077, 17/9/2020, §101).

35. Yine Anayasa'nın 12. maddesine göre herkes kişiliğine

bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.

Bu genel nitelikteki anayasal düzenleme ile bireylerin kişilik değerlerine

yönelen ve zarar veren olumsuz tutum ve davranışlar dışlanmaktadır. Ayrıca

Anayasa'nın 5. maddesinde bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması,

maddi ve manevi varlıklarının geliştirilmesi için gerekli şartların

hazırlanması devletin temel amaç ve görevlerinden biri olarak sayılmaktadır. Bu

düzenlemeler ışığında devletin bireyin temel hak ve özgürlüklerine keyfî olarak

müdahale etmemenin yanında üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlü

kılındığı, bu bağlamda pozitif yükümlülüklerinin de bulunduğu söylenebilir.

Uyuşmazlıkların özel hukuk kişileri arasında gerçekleştiği durumlarda da temel

hak ve özgürlüklerin sağladığı güvencelerin yerine getirilip getirilmediği

denetlenirken Anayasa’nın kamusal makamlara yüklediği sorumluluklardan doğrudan

özel hukuk kişileri sorumlu tutulamayacağından taşıdığı koşulların

özelliklerine göre bu tür başvuruların devletin pozitif yükümlülükleri

bağlamında ele alınması gerekebilir. Dolayısıyla özel hayatın korunması

kapsamında kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı yönünden de devletin

pozitif bir yükümlülük olarak yetki alanında bulunan tüm bireyleri gerek

kamusal makamların ve diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden

kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (E.Ü.,

§ 65; Ömür Kara ve Onursal Özbek, B. No: 2013/4825, 24/3/2016, §§ 45,

46; Ali Çığır, B. No: 2015/19298, 8/5/2019, §§ 32, 33; Erol Kumcu,

B. No: 2015/18988, 9/5/2019, §§ 32, 33; U.B., B. No: 2015/3175,

10/10/2019, §§ 33, 34).

36. Bu anlamda öncelikle devlet, uyuşmazlıkların çözümüne

ilişkin etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğünü yerine getirmelidir. Söz

konusu pozitif yükümlülük; olayın meydana gelme şekli ile etkisi, ağırlığı ve

sonuçları bakımından yapılacak değerlendirmelere ve olayın kim tarafından nasıl

gerçekleştirildiği konusunda aydınlatılmasını gerekli kılan durumların bulunup

bulunmadığına göre her durumda ceza soruşturması/yargılaması yapılmasını

gerekli kılmaz. Nitekim yargısal sistem kurma yükümlülüğü -olayın koşullarına

göre- hukuki ve idari yolların devlet tarafından oluşturulmasıyla da yerine

getirilebilir. Bu bağlamda bazı durumlarda disiplin soruşturması ile de

devletin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmesi mümkün olabilir (Erol

Kumcu, § 34; Ali Çığır, § 34).

37. Öte yandan yargısal sistem kurma yükümlülüğünün ceza

soruşturması/yargılaması yapılmasını gerekli kılması, failler hakkında mutlaka

ceza davası açılmasını ya da onların cezalandırılmasını zorunlu hâle

getirmediği gibi başvuruculara üçüncü tarafları bir suç nedeniyle yargılatma ya

da cezalandırılmalarını talep etme hakkı da vermemektedir. Zira burada

kastedilen sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür.

Ancak her durumda söz konusu yargısal sistemlerin etkili şekilde işletilmesi ve

soruşturmalar ya da yargılamalar neticesinde yargısal makamlarca ulaşılan tüm

sonuçların temel hakların içerdiği güvenceleri koruyacak şekilde ilgili ve

yeterli gerekçelerle açıklanması gerekir (Erol Kumcu, § 35; Ali

Çığır, § 35).

38. Ek olarak ayrıca vurgulamak gerekir ki kişilerin

cezai sorumluluğuna ilişkin hukuki sorunların incelenmesi, ceza

soruşturması/kovuşturması sürecinin mahkûmiyet kararı ile sonuçlanması, bu

hâlde takdir edilecek cezanın miktar ve mahiyetinin belirlenmesi Anayasa

Mahkemesinin görev alanı içinde olmayıp bu husus esasen derece mahkemelerinin

takdirindedir (Erol Kumcu, § 36; Ali Çığır, § 36).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

39. Öncelikle devletin pozitif yükümlülüğünün kişisel

verilerin korunması kapsamında üçüncü kişilerin müdahalelerine karşı yasal

altyapı oluşturulması yanında bu altyapının ihlaline etkili yargısal tepki

vermeyi de içerdiği vurgulanmalıdır. Bu bağlamda devletin kişisel verilerin

korunması kapsamında kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi,

işlenmesi ve açıklanmasına yönelik önleyici tedbirler alması ve benzer

durumların bir daha yaşanmaması için bunu yapanlara karşı caydırıcı yargısal

tepki göstermesi gerekir. Bu yargısal tepkinin adli ceza biçiminde olması

zorunlu değildir. Ancak bu tür müdahalelerin kanunda suç olarak düzenlenmesi

hâlinde ceza soruşturması ve kovuşturmasının etkili bir biçimde yürütülmesinin

sağlanması ve açıklanan gerekçelerin anayasal güvenceleri gözetecek mahiyette

ilgili ve yeterli olması da devletin pozitif yükümlülüklerinin gereğidir.

40. Başvuru konusu olayda başvurucunun kullanımında olan

telefondaki bir adet fotoğraf, çeşitli videolar ile konuşma ve mesaj içerikleri

boşanma davasına delil olarak sunulmuştur. Başvurucunun telefonunda yer alan bu

bilgilerin başvurucuya ilişkin kişisel veri niteliğinde bilgiler olduğu,

kişisel veri mahiyetindeki bilgilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi ve

açıklanmasının da mevzuatta suç olarak düzenlendiği açıktır. Belirtildiği üzere

etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğü, isnat edilen eylemin suç olarak

düzenlendiği her durumda ceza soruşturması yapılmasını gerekli kılmamakla

birlikte somut olayın meydana gelme şekli ile ağırlığı gözönüne alındığında

mevcut başvuruda devletin etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğünün etkili

bir ceza soruşturması ve kovuşturması yapılmasını gerekli kıldığı kanaatine

varılmıştır. Bu durumda başvurucunun şikâyetleri gözetilerek etkili bir ceza

soruşturması yapılması, bu bağlamda öncelikle olayın tüm yönleriyle açıklığa

kavuşturularak ulaşılan sonucun olaya özgü gerekçelerle açıklanması gerektiği

söylenebilir.

41. Bu hâlde bireysel başvuru kapsamında yapılacak

değerlendirmede dikkate alınacak husus; belirtilen çerçeve içinde usule ilişkin

yeterli güvencelerin sunulduğu bir cezai takibatın yürütülüp yürütülmediğine,

soruşturmanın bağımsız, özenli, süratli, etkili şekilde yapılıp yapılmadığına

ve ulaşılan sonuçların temel hakların içerdiği güvenceleri koruyacak şekilde

ilgili ve yeterli gerekçelerle açıklanıp açıklanmadığına ilişkin olacaktır (Ali

Çığır, § 38; Erol Kumcu, § 38).

42. Somut olayda şikâyet dilekçesinde başvurucu; eşinin

yalnızca boşanma davasında delil elde etme amacıyla hareket etmediğini, bu dava

açıldıktan sonra da casus yazılımı kullanmaya devam ettiğini beyan etmiştir.

Yine başvurucu, bu yazılımın hangi tarihte yüklendiğinin, eşi tarafından elde

edilen verilerin kapsamının ne olduğunun araştırılmasını talep etmiş; boşanma

davasına sunulan ses kayıtlarında kesyapıştır şeklinde değişiklikler

yapıldığını ileri sürmüştür. Bu şikâyet üzerine Başsavcılık tarafından

şüphelinin ifadesinin alındığı, Hukuk Mahkemesi ile yazışma yapıldığı ve

boşanma davasının incelendiği görülmüştür. Başsavcılık tarafından yapılan

değerlendirme neticesinde başvurucunun eşinin üzerine atılı fiilleri ikrar

ettiği belirtilerek bu kişinin cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır. Bu

itibarla soruşturmanın etkili bir şekilde yürütüldüğünü, başvurucunun

iddialarının kovuşturma sırasında tartışılıp değerlendirilmesine imkân

sağlayacak şekilde ortaya konulduğunu söylemek mümkündür.

43. Öte yandan yargılama sırasında başvurucu tarafından

aynı iddialar ileri sürülmüş ise de Ceza Mahkemesi gerekçesinde boşanma

davasına atıfta bulunularak sanığın delillerin kaybolmaması amacıyla hareket

ettiği ve elde edilen verilerin yalnızca boşanma davasında delil olarak

kullanıldığı belirtilmiştir. Bu itibarla somut olayda başvurucunun hangi

kişisel verilerinin elde edildiği, bu verilerde değişiklik yapılıp yapılmadığı,

verilere ne kadar süre ile ulaşıldığı hususlarında hiçbir araştırma yapılmadığı

gibi gerekçede başvurucunun bu iddialarının hangi sebeplerle karşılanmadığı

konusunda bir açıklama bulunmadığı da görülmüştür.

44. Başvurucunun özel yaşamının gizli alanına dahil

önemli bir unsur olan telefonuna yazılım programı yüklenerek ulaşılan kişisel

verilerin elde ediliş şekline, kapsamına vekişisel verilere ulaşma amacının

meşru olup olmadığına yönelik olarak derece mahkemelerince bir değerlendirme

yapılmamıştır. Ayrıca başvurucunun eşinin, başvurucunun telefonuna program

yüklediğine, kişisel verilerine ulaştığına ve bunları kullandığına ilişkin açık

ikrarının olduğu gözetildiğinde verilerin hukuka aykırı şekilde ele

geçirilmesine ilişkin suç kastının bulunup bulunmadığının başvurucunun süreç

içinde ileri sürdüğü tüm iddiaları karşılanarak ve gösterilen deliller

araştırılarak ortaya konulması gerekirken, ele geçirme fiilinin unsuru olmadığı

hâlde verilerin ifşa edilmediği gerekçesine dayanılmıştır. Derece

mahkemelerinin eşlerin birbirlerine karşı özel hayat alanlarının bulunmadığı

sonucunu doğuracak mahiyetteki yaklaşımının anayasal güvencelere aykırı olduğu

açıktır. Bu hususlar dikkate alındığında derece mahkemelerince açıklanan

gerekçelerin başvurucunun kişisel verilerinin korunması hakkının güvencelerini

gözetecek şekilde ilgili ve yeterli olduğunun söylenmesi mümkün

görünmemektedir.

45. Dolayısıyla yargılama sürecinde olayın

aydınlatılmasına yönelik esaslı iddiaların araştırılmaması, bu suretle

kovuşturmanın derinleştirilmemesi, yasal dayanağı gösterilmeyen gerekçelerle

sonuca ulaşılması nedeniyle anayasal hakları güvence altına alacak şekilde

etkili bir yargısal sistem kurma yükümlülüğüne uygun hareket edildiği

söylenemeyecektir.

46. Sonuç olarak etkili bir yargısal sistem kurulması

konusunda kamusal makamlarca üstlenilmesi gereken pozitif yükümlülüğün

gerektirdiği şartların somut olayda yerine getirilmediği değerlendirildiğinden

Anayasa’nın 20. maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkı kapsamında

kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

47. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

48. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına ve 1.000.000

TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

49. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret

etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

50. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

51. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,

usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan

kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya

özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi

tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde,

usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili

mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir

takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine

ulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden

ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet

Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).

52. İncelenen başvuruda başvuruya konu dava dosyasında

olayın aydınlatılmasına yönelik esaslı iddiaların Ceza Mahkemesi tarafından

araştırılmaması, bu suretle incelemenin derinleştirilmemesi ve somut olaya

uygun olmayan gerekçelerle sonuca ulaşılması nedeniyle özel hayata saygı hakkı

kapsamındaki kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiğine

karar verilmiştir. Buna göre ihlalin mahkemenin işlemlerinden kaynaklandığı

anlaşılmaktadır. Ayrıca istinaf mercii de ihlali giderememiştir.

53. Bu durumda kişisel verilerin korunmasını isteme

hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yeniden yargılama yapılması, bireysel

başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2)

numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda Ceza Mahkemesi tarafından yapması gereken iş, ihlal

kararında tespit edilen eksiklikleri giderecek şekilde yeni bir yargılama

yapmaktan ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama

yapılmak üzere Ezine Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi

gerekir.

54. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat

talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

55. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve

3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. Kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel

hayata saygı hakkı kapsamında kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının

İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin kişisel verilerin korunmasını

isteme hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapılmak üzere Ezine Asliye Ceza Mahkemesine (E.2017/236, K.2018/34)

GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

F. 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin bilgi için Bursa Bölge Adliye

Mahkemesi 3. Ceza Dairesine ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 7/9/2021 tarihinde

OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Muammer TOPAL Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Çağlar ÖNCEL Başvurucu : B.Y. Vekili : Av. Mert ELEKÇİ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/30296, 7 Eylül 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucunun
  16. B. Değerlendirme
  17. A. Başvurucunun kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli
  18. B. Kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal
  19. C. Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel
  20. D. Kararın bir örneğinin kişisel verilerin korunmasını
  21. G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/30296
Tarih
7 Eylül 2021

İlgili Kararlar

  • Osman Baydemir Başvurusu (B. No: 2018/24509)
  • Ö. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2018/18975)
  • Ali Hizmetçi ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/18232)
  • Mahir Engin Çelik ve Sakine Esen Yılmaz Başvurusu (B. No: 2016/8776)
  • Ercan Demirbaş Başvurusu (B. No: 2018/20608)
  • Metin Bekiroğlu ve Özgür Atagün Başvurusu (B. No: 2018/35266)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.