İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Bahattin Aslancı Başvurusu (B. No: 2021/9950)

1. Başvuru, kamuya açık bir alanda iki grup arasında çıkan kavgada silahtan ateşlenen mermi nedeniyle yaralanılması sonucu zarara uğranıldığından bahisle açılan tam yargı davasının reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği…

Başvuru No2021/9950Tarih29 Ocak 2026Okuma7 dk · 1.436 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Bahattin Aslancı Başvurusu

Karar tarihi
29 Ocak 2026
Başvuru Numarası
2021/9950
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.436 kelime·7 dk okuma·2 bölüm

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, kamuya açık bir alanda iki grup arasında çıkan kavgada silahtan ateşlenen mermi nedeniyle yaralanılması sonucu zarara uğranıldığından bahisle açılan tam yargı davasının reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. 1968 doğumlu olan başvurucu 25/4/2009 tarihinde Siirt il merkezi Aydınlar Caddesi kavşağında yürürken iki grup arasında çıkan silahlı kavgada kullanılan merminin isabet etmesi nedeniyle sol yanağından yaşamını tehlikeye sokacak şekilde yaralanmıştır.

3. Başvurucu; malul hâle geldiğini, yüzünde sabit iz kaldığını ve yaşanan olayda sosyal risk ilkesi gereğince idarenin kusursuz sorumluluğunun bulunduğunu belirterek iş gücü kaybı nedeniyle 100.000 TL maddi ve 150.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedilmesi talebiyle 11/11/2010 tarihinde tam yargı davası açmıştır. Dava dilekçesinde taraflar arasında çıkan silahlı kavgaya kolluk güçlerinin müdahale ettiğini, müdahale neticesinde kimin silahından çıktığı tespit edilemeyen mermi nedeniyle yaralandığını, bu nedenle hayati fonksiyonlarının etkilendiğini, yüzündeki sinirlerde hissizlik, ağız hareketlerinde azalma olduğunu ve yüzünde sabit iz kaldığını vurgulamıştır.

4. Ankara 12. İdare Mahkemesi 1/12/2010 tarihinde davanın yetki yönünden reddine, dava dosyasının da yetkili Diyarbakır İdare Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

5. Yetkisizlik kararı üzerine dosyanın gönderildiği Diyarbakır 3. İdare Mahkemesi de 27/12/2011 tarihinde davanın yetki yönünden reddine, dava dosyasının yetkili Batman İdare Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

6. Batman İdare Mahkemesi (Mahkeme) 2/8/2012 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin, adli tahkikat dosyaları ve Emniyet Müdürlüğünün konu ile ilgili hazırladığı fezlekenin incelendiğini vurgulamıştır.

Bu bağlamda bahse konu olaya karışan bütün şahısların ifadelerinin alındığını, kimlik tespitlerinin yapıldığını ve aralarında herhangi bir kamu görevlisinin bulunmadığını belirten Mahkeme, meydana gelen kavganın kişiler arasında çıktığını ve ateşli silah kullanılması sonucunda da yoldan geçmekte olan başvurucunun yaralandığını ifade etmiştir.

Netice itibarıyla idare ile hiçbir hukuki ilişkisi olmayan, idare ile arasında sözleşmeye dayanan yahut statüsel herhangi bir bağlantısı bulunmayan üçüncü kişilerin eylemi nedeniyle meydana geldiği belirlenen zararla idarece yürütülen hizmet arasında bir illiyet bağının, dolayısıyla idarenin hizmet kusurunun ve yine kusursuz sorumluluk hâlinin somut olayda mevcut olmadığı sonucuna varılmıştır.

7. Başvurucu, bu karara karşı temyiz kanun yolu başvurusunda bulunmuştur. Temyiz dilekçesinde; yaralanmasının kamuya açık bir alanda meydana geldiğini, genel güvenlik ve asayişin sağlanamadığı olayda sosyal risk ilkesi ve sosyal devlet ilkesi gereği meydana gelen zarardan idarenin sorumlu olduğunu belirterek Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

8. Danıştay Onuncu Dairesi (Danıştay) 18/3/2016 tarihinde temyiz isteminin kısmen kabulü ile vekâlet ücreti yönünden hükmün bozulmasına, davanın reddine dair kısmın ise onanmasına karar vermiştir. Kararda, Mahkeme kararının davanın reddine ilişkin kısmında bozma nedenlerinden hiçbirinin bulunmadığını belirtmiştir. Kararda ayrıca reddedilen maddi tazminat miktarı için davalı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu ifade edilmiştir.

9. Başvurucunun bu karara karşı yaptığı karar düzeltme istemi Danıştayın 4/11/2020 tarihli kararıyla reddedilerek karar kesinleşmiştir.

10. Başvurucu, nihai kararı 14/2/2021 tarihinde öğrendikten sonra 5/3/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

11. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

12. Öte yandan başvurucunun silahla yaralanmasına ilişkin olarak Siirt Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından yürütülen soruşturmada 19/8/2009 tarihinde olası kastla adam öldürmeye teşebbüs suçundan faili meçhul şüpheliler hakkında daimi arama kararı verilmiştir.

Kararda; başvurucunun bir kavga sırasında silahtan ateşlenen mermi nedeniyle hayati tehlike geçirecek ve kemik kırığı oluşacak şekilde yüzünden giren bir mermi neticesinde yaralandığı, kavgaya karışmadığı ve ilgisinin olmadığı, olay nedeniyle şikâyette bulunmadığı, yapılan araştırmalara rağmen başvurucuyu yaralayan silahı ateşleyen faili meçhul şüphelinin tespit edilemediği belirtilmiştir.

Başsavcılık 30/1/2026 tarihinde ise faili meçhul şüpheli veya şüphelilerin hakkında zamanaşımı nedeniyle kovuşturma olanağı bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

13. Başvurucu; silahlı kavgaya karışanlarla kavgaya müdahale eden güvenlik güçleri arasında kaldığını, kime ait olduğu tespit edilemeyen silahtan çıkan mermi nedeniyle fonksiyon kaybı yaşayacak şekilde çenesinden yaralandığını, olayda kamu gücünün kendisini koruyamadığını, sosyal risk ilkesi gereği idarenin kusursuz sorumlu olduğunu, buna karşın açtığı tazminat davasının reddedilmesinin maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

14. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvuru konusu olaya ilişkin Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına yer verildikten sonra başvurucunun maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

15. Başvurucunun hayati tehlike geçirecek şekilde ateşli silahla yaralandığı dikkate alındığında ölümcül bir eylemle karşılaştığı açıktır. Bu sebeple olgusal olarak da ileri sürülmüş olması koşuluyla yaşam hakkı kapsamında bir inceleme yapılması mümkündür.

Buna karşın başvurucu, maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı kapsamında başvuru formunda silahlı kavgaya karışanlarla kavgaya müdahale eden güvenlik güçleri arasında kalarak kime ait olduğu tespit edilemeyen silahtan çıkan mermi nedeniyle yaralandığını ve sosyal risk ilkesince idarenin sorumlu olduğunu iddia etmekle yetinmiş, kamu makamlarının olayın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu ve devletin somut olayda negatif veya pozitif yükümlülüklerini ihlal ettiğini olgusal olarak ileri sürmemiştir.

Dolayısıyla devletin kusursuz sorumluluk ilkeleri gereğince sorumlu olduğuna ilişkin iddianın yaşam hakkı kapsamında incelenmesi mümkün değildir (Aziz Biter ve diğerleri [1. B.], B. No: 2015/4603, 19/2/2019, §§ 58, 59).

Bu sebeple başvurucunun tazminat talebinin reddedilmesine yönelik şikâyetleri maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğinin olgusal olarak ileri sürülmediği dikkate alınarak Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkı yönünden incelenmiştir (benzer yönde değerlendirme için bkz. Halil İbrahim Yılmaz [2. B.], B. No: 2021/31592, 1/10/2025, § 40).

16. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı maddi adaleti değil şeklî adaleti temin etmeye yönelik güvenceler içermektedir. Bu bakımdan adil yargılanma hakkı davanın taraflardan biri lehine sonuçlanmasını garanti etmemektedir. Adil yargılanma hakkı, temel olarak yargılama sürecinin ve usulünün hakkaniyete uygun olarak yürütülmesini teminat altına almaktadır (M.B. [GK], B. No: 2018/37392, 23/7/2020, § 80).

17. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz (konuya ilişkin birçok karar arasından bkz. Ahmet Sağlam [2. B.] B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

18. Ancak temel hak ve özgürlüklere müdahalenin söz konusu olduğu durumlarda mahkemelerin takdir ve değerlendirmelerinin Anayasa'daki güvencelere etkisini nihai olarak değerlendirecek merci Anayasa Mahkemesidir. Bu itibarla Anayasa'da öngörülen güvenceler dikkate alınarak bireysel başvuru kapsamındaki temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediğine ilişkin herhangi bir inceleme kanun yolunda gözetilmesi gereken hususun incelenmesi olarak nitelendirilemez (Şahin Alpay (2) [GK], B. No: 2018/3007, 15/3/2018, § 53).

19. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesi, çok istisnai durumlarda temel hak ve özgürlüklerden biri ile doğrudan ilgili olmayan bir şikâyeti kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin yasak kapsamına girmeden inceleyebilir.

Açık bir keyfîlik nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinin temelden sarsıldığı ve adil yargılanma hakkı kapsamındaki usule ilişkin güvencelerin anlamsız hâle geldiği çok istisnai hâllerde, aslında yargılamanın sonucuna ilişkin olan bu durumun bizatihi kendisi usule ilişkin bir güvenceye dönüşmüş olur.

Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin, mahkemelerin değerlendirmelerinin usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getirip getirmediğini ve açık bir keyfîlik nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinin temelden sarsılıp sarsılmadığını incelemesi yargılamanın sonucunu değerlendirdiği anlamına gelmez.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mahkemelerin delillerle ilgili değerlendirmelerine ancak açık bir keyfîlik ve adil yargılanma hakkı kapsamındaki usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getiren bir uygulama varsa müdahale edebilecektir (Ferhat Kara [GK], B. No: 2018/15231, 4/6/2020, § 149. M.B., § 83).

20. Eldeki olayda başvurucu, silahlı kavgaya karışanlarla olaya müdahale eden güvenlik güçleri arasında kalarak kime ait olduğu anlaşılamayan silahtan çıkan mermi nedeniyle yaralandığını iddia etmiş ise de Mahkeme kararından da anlaşılacağı üzere başvurucunun yaralanması sırasında güvenlik güçlerinin olay yerinde bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Nitekim Mahkeme kararında adli tahkikat dosyalarında olaya karışan bütün şahısların ifadelerinin alındığı, kimlik tespitlerinin yapıldığı ve aralarında herhangi bir kamu görevlisinin bulunmadığı belirtilmiştir. Bu bağlamda bahse konu olayın idare ile arasında sözleşmeye dayanan yahut statüsel herhangi bir bağlantısı bulunmayan üçüncü kişilerin eylemi nedeniyle meydana geldiğini ve olayla ilgili idarenin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını vurgulamıştır (bkz. §§ 6-9).

Böylece Mahkemenin gerekli araştırmayı yapmak suretiyle konuyu idarenin sorumluluğu çerçevesinde değerlendirerek bir sonuca vardığını belirtmek gerekir. Mahkemenin bu değerlendirmesinin hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasına yönelik olup bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan bir unsur içermediği görülmüştür.

21. Dolayısıyla başvurucunun ileri sürdüğü iddiaların delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olduğu, yargı mercilerinin kararlarında bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.

22. Açıklanan gerekçelerle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 29/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Basri BAĞCI Üyeler : Engin YILDIRIM Rıdvan GÜLEÇ Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR Raportör : İsmail ŞAHİN Başvurucu : Bahattin ASLANCI Vekili : Av. Mahmut ERTEK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2021/9950, 29 Ocak 2026 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Özeti
  4. II. Değerlendirme
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2021/9950
Tarih
29 Ocak 2026

İlgili Kararlar

  • Bünyami Çağlar Başvurusu (B. No: 2021/20925)
  • A.y. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2021/26370)
  • M.b. Başvurusu (B. No: 2021/29235)
  • Ahmet Altunbaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2021/54014)
  • Cahit Bayram Başvurusu (B. No: 2021/55445)
  • Fatma Mert ve Metin Mert Başvurusu (B. No: 2021/60186)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.