İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Bermal Can ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2021/936)

1. Başvuru, yetkili makamlardan izin alınmaksızın kamu

Başvuru No2021/936Tarih5 Ekim 2023Okuma16 dk · 3.250 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Bermal Can Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
5 Ekim 2023
Başvuru Numarası
2021/936
R.G. Tarih ve Sayı
13/2/2024-32459
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.250 kelime·16 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, yetkili makamlardan izin alınmaksızın kamu

alanlarına afiş asılması dolayısıyla idari para cezası ile cezalandırılma

nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvurular 21/12/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyon,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

vermiştir. 2021/940, 2021/942, 2021/943, 2021/959 numaralı başvurular,

incelenen başvuruyla birleştirilmiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. 21/9/2020 tarihinde Batman Şerzan Kurt Parkı'nda,

Halkların Demokrat Partisi (HDP) Batman İl Örgütü Kadın Meclisinin

organizasyonuyla kadına yönelik şiddete dikkati çekmek için Şerzan Kurt

Parkı'nda afişler asılmıştır. Olay tarihinde HDP üyesi olan başvurucular da bu

organizasyon kapsamında afiş astıklarını ve parkta bulunan kişileri bilinçlendirmek

amacıyla onlarla görüşmeler yaptıklarını ifade etmiştir.

6. Kolluk görevlilerince düzenlenen 21/9/2020 tarihli

tutanağa göre HDP Batman İl Yönetimi üyesi olan başvurucu Gülistan Sönük, HDP

Kadın Meclisi üyesi olan diğer başvurucular ve K.K. isimli şahıs, parkta

bulunan ağaçların üzerine afiş asmıştır. Dosyada afişlerin ağaçların üzerine ne

şekilde iliştirildiğine dair bir bilgi bulunmamaktadır. 80x10 santimetre

ebadındaki afişlerin sayısına ve üzerinde yazılan ifadelere ilişkin bilgiler

şöyledir:

"6284 uygula (4)/ genç kadınlar

egemen akla boyun eğmeyecek(4) / kadın kurumları kapatıldı, aktivistler

hapsedildi (1) / cezasızlığa son [Sayısı okunamamıştır.] / kadın iradesi

yok sayılamaz (5)/ İstanbul Sözleşmesini uygula (12)/ Haziran ayında 21 kadın

katledildi (7) / Yaşasın kadın dayanışması (4)"

7. Polis, afiş asma izinlerinin olmaması nedeniyle

başvuruculardan afişleri toplamalarını istemiştir. Bu talebi yerine

getirilmemeleri üzerine afişler, olay yerine çağrılan zabıta ekiplerince

toplanmıştır.

8. Batman İl Emniyet Müdürlüğü 30/3/2005 tarihli ve 5326

sayılı Kabahatler Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca izinsiz afiş asan her bir

başvurucu hakkında 395 TL idari para cezası uygulamıştır.

9. Başvurucular, parkta oturan insanlara İstanbul

Sözleşmesi'ne dair bilinçlendirme çalışmaları kapsamında bilgi verdiklerini, bu

amaçla ellerinde bulunan kâğıtlara polis tarafından el konulduğunu, mensup

oldukları Partinin düşünce ve görüşlerini yaymaya çalıştıklarını, bunun

22/4/1983 tarihli ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu kapsamında gerçekleşen

bir faaliyet olduğunu, dolayısıyla eylemlerinin ifade hürriyeti ve toplantı

hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek haklarında uygulanan

idari para cezalarına itiraz etmiştir. Söz konusu idari yaptırımın sadece HDP

üyelerine uygulandığını iddia eden başvurucular, bu yaptırımın daha önce kaç

defa uygulandığının ve yaptırım uygulayan polis memurlarının görev yerlerinin

araştırılmasını sulh ceza hâkimliğinden talep etmiştir.

10. Batman 1. Sulh Ceza Hâkimliği, başvurucuların

itirazlarını değişik tarihlerde incelemek suretiyle kesin olarak reddetmiştir.

Kararların gerekçesinde; somut olayda afiş asma eyleminin seçim faaliyetleri

kapsamında olmadığını, dolayısıyla 2820 sayılı Kanun'un 3. maddesi kapsamına

girmediğini değerlendirmiştir. 5326 sayılı Kanun'un 42. maddesiyle kamusal

alanlarda afiş asmanın izne bağlandığını vurgulayan Hâkimlik, dosyadaki

tutanaklardan başvurucuların kamusal bir alan olan parkta izin almadan afiş

astığının sabit olduğu sonucuna varmıştır.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

11. 5326 sayılı Kanun’un "İdari para cezası"

kenar başlıklı 17. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İdari para cezası, kanunda alt ve

üst sınırı gösterilmek suretiyle de belirlenebilir. Bu durumda, idari para

cezasının miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin

kusuru ve ekonomik durumu birlikte göz önünde bulundurulur."

12. 5326 sayılı Kanun’un "Afiş asma"

kenar başlıklı 42. maddesi ve anılan düzenlemenin gerekçesi şöyledir:

"[42. madde]

(1) Meydanlara veya parklara, cadde

veya sokak kenarlarındaki kamuya ait duvar veya alanlara, rızası olmaksızın

özel kişilere ait alanlara bez, kâğıt ve benzeri afiş ve ilân asan kişiye, yüz

Türk Lirasından üçbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir. Aynı

içerikteki afiş ve ilânlar, tek fiil sayılır.

(2) Birinci fıkra hükmü, yetkili

makamlardan alınan açık ve yazılı izne dayalı olarak asılan afiş ve ilânlar

açısından uygulanmaz. Bu izinde, afiş ve ilânın asılacağı zaman dilimi açık bir

şekilde gösterilir. Bu afiş ve ilânlar izin verilen gerçek veya tüzel kişi

tarafından bu sürenin dolmasını müteakip derhal toplatılır. Toplatma

yükümlülüğüne aykırı hareket edilmesi halinde birinci fıkra hükmüne göre idarî

para cezası verilir.

(3) Bu afiş ve ilânların kaldırılmasına

ilişkin masraflar da ilgili kişilerden ayrıca tahsil edilir.

(4) Bu kabahatler dolayısıyla idarî

para cezasına, kolluk veya belediye zabıta görevlileri karar verir.

(5) Özel kanunlardaki hükümler

saklıdır"

[42. maddenin gerekçesi]

Toplumun tüm bireylerinin kullanımına

tahsis edilmiş bulunan meydan ve parklara, cadde veya sokak kenarlarındaki

kamuya ait duvar veya alanlara; yetkili makamlardan açık ve yazılı bir izin

alınmadıkça, bez, kağıt ve benzeri afiş veya ilân asılması, bu madde hükmü ile

kabahat olarak tanımlanmıştır. Görüntü kirliliği oluşturan bu şeyler, özel

kişilere ait alanlara da, ilgilisinin rızası bulunmadıkça asılamaz. Doğal

olarak, bu tür afiş ve ilânlar tek nüsha olmayacağından, aynı içerikte olmak

kaydıyla, sayısı ne kadar olursa olsun, bütün afiş ve ilânlar tek fiil olarak

kabul edilmektedir. Böylece, birinci fıkra hükmünde özel bir içtima hükmüne yer

verilmiştir.

Yetkili makamdan verilen izne dayalı

olarak afiş ve ilân asılması durumunda, fiil hukuka uygun olacaktır. Ancak

bunun sağlıklı kontrolü için izin yazısında afiş ve ilânın asılacağı zaman

dilimi açıkça gösterilmelidir. İzinde gösterilen sürenin sonunda afiş ve

ilânların, izin alan kişi tarafından derhal toplatılmaması, kabahat

oluşturmaktadır. İlgilisi tarafından toplanmadığı için, bu afiş ve ilânların

kamu adına toplatılması halinde, ayrıca toplatma masrafı da tahsil edilir.

Seçim döneminde afiş ve ilân asılması

hususu seçim mevzuatında özel olarak düzenlendiğinden, bu hüküm bakımından

kapsam dışı bırakılmıştır."

B. Uluslararası

Hukuk

13. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Akarsubaşı

ve Alçiçek/Türkiye (B. No: 19620/12, 23/1/2018) kararında somut başvuruya

benzer bir başvuruyu ele almıştır.

i. AİHM'in kararına konu olayda Eğitim ve Bilim

Emekçileri Sendikası üyesi başvuruculara, yapılan grev kapsamında bir okul

binasının dış cephesine üzerinde "Bu iş yerinde grev vardır"

yazılı afiş astıkları gerekçesiyle 5326 sayılı Kanun'un 42. maddesi uyarınca

idari para cezası verilmiştir. AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin

(Sözleşme) 11. maddesinde güvence altına alınan barışçıl olarak toplanma

özgürlüğü kapsamında incelediği başvuruda, değerlendirilmesi gereken başlıca

konunun idari para cezasının demokratik toplumda gerekli olup olmadığı hususu

olduğunu ifade etmiştir (Akarsubaşı ve Alçiçek/Türkiye, § 28).

ii. AİHM; gösterinin tamamen barışçıl olarak

sürdürüldüğüne, gösteride idari makamların veya polisin kamu düzenini korumak

için müdahale etmesini gerektirecek taşkınlıklar yaşanmadığına dikkati

çekmiştir (Akarsubaşı ve Akçiçek/Türkiye, § 29). AİHM'e göre başvuranlar

görsel bir kirliliğe sebebiyet veren, şiddet içeren bir afiş asmamış, binanın

dış cephesine veya herhangi bir kamu malına zarar vermemiştir. Söz konusu

afişin asılmasının barışçıl olarak toplanma özgürlüğünün kullanımına bağlı bir

unsur şeklinde değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir (Akarsubaşı ve

Alçiçek/Türkiye, § 33).

iii. AİHM; sulh ceza mahkemesi tarafından yapılan

denetimin çok kısıtlı olduğunu, ilgililere isnat edilen fiillerin gerçekliğini

doğrulamakla sınırlı kaldığını vurgulayarak itiraz incelemesinde bir yandan

barışçıl toplanma hakkının başvurucularca kullanılması, diğer taraftan kamu

düzeninin sağlanması ve başkasının hak ve özgürlüklerinin korunması gibi mevcut

farklı menfaatlerin dengelenmeye çalışıldığını gösteren hiçbir unsur

bulunmadığını belirtmiştir (Akarsubaşı ve Alçiçek/Türkiye, § 34). AİHM,

afişin binada eğitimi herhangi bir şekilde engellediğine dair bir durum

olmadığını söyleyerek ihtilaf konusu para cezalarının barışçıl olarak toplanma

hakkının kullanımı üzerinde caydırıcı bir etkisi olduğu tespitinde bulunmuştur

(Akarsubaşı ve Alçiçek/Türkiye, § 36). Sonuç olarak başvuruculara

verilen idari para cezasının demokratik bir toplumda zorunlu olmadığı kanaatini

açıklamıştır (Akarsubaşı ve Alçiçek/Türkiye, § 37).

14. AHİM Manannikov/Rusya (B. No: 9157/08,

1/2/2022) kararında, bir devlet başkanını destekleme amacıyla düzenlenen halka

açık gösterilerde devlet başkanı karşıtı ifadelerin bulunmasını provokatif

pankart taşıyanlara idari para cezası verilmesini, Sözleşme'nin 10. maddesi

kapsamında incelemiştir. Faber/Macaristan (B. No: 40721/08,24/7/2012)

kararında ise AHİM, polisin uyarısına karşın Árpad çizgili bayrağı taşınması

nedeniyle verilen idari para cezasını Sözleşme'nin 11. maddesi ışığında 10.

maddesi kapsamında incelemiştir.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

15. Anayasa Mahkemesinin 5/10/2023 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım

Talebi Yönünden

16. Başvurucular, bireysel başvuru harç ve masraflarını

karşılayacak gelirleri olmadığını beyan ederek adli yardım talebinde

bulunmuştur.

17. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:

2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini önemli

ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu

anlaşılan başvurucuların adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

B. İfade

Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

18. Somut olaydaki etkinliği HDP Batman Kadın Meclisinin

organize ettiğini ifade eden başvurucular, kadına yönelik şiddete dikkati çekme

ve toplumu bilinçlendirmek amacıyla parkta afiş astıklarını belirterek bu

nedenle cezalandırılmalarının ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme haklarını ihlal ettiğini iddia etmiştir. Ayrıca siyasi parti

çalışmaları kapsamında söz konusu eylemi gerçekleştirdiklerini belirten

başvurucular; eylemin olaysız şekilde sonlandığını, afişi sadece izinsiz

asmalarının yaptırımı haklılaştırmadığını, yaptırım uygulanabilmesi için

astıkları afiş nedeniyle kamu düzeninin bozulduğunun veya bozulma tehlikesi

olduğunun ortaya konulması gerektiğini, idarece bu hususların dikkate

alınmadığını, dolayısıyla kamuya açık alanda başka kişilerle görüşme

yapmalarının ve A4 kâğıdı ebadındaki afişleri asmalarının hukuka uygun olduğunu

ileri sürmüştür. İdare tarafından daha öncesinde de Batman'da eylem ve

etkinliklerin yasaklandığını belirten başvurucular, belirli bir siyasi parti

mensubu olmaları nedeniyle idari para cezası verildiğini ve parti çalışmaları

için yapmak istedikleri etkinliklerin idarece gerekçesiz şekilde

reddedildiğini, bu durumun da eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Başvurucular taleplerine rağmen kanuna aykırı şekilde kendilerini takip eden

polis memurlarının görev yerlerinin vesöz konusu yaptırımın daha öncesinde kaç

defa uygulandığına ilişkin hususların derece mahkemesince araştırılmaması

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

19. Bakanlık görüşünde, somut olayda uygulanan idari para

cezasının miktarının az olması nedeniyle başvurunun anayasal ve kişisel önemden

yoksun olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca görüntü kirliliğinin engellenmesi

amacıyla izinsiz afiş asma eyleminin 5326 sayılı Kanun'da bir yaptırıma

bağlandığı belirtilmiş ve bu hususun gözetilerek bireysel başvurunun

değerlendirilmesi gerektiği açıklanmıştır.

20. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmamıştır.

2. Değerlendirme

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucuların mensup oldukları siyasi partinin

yapmak istediği tüm etkinliklerin idarece gerekçesiz şekilde yasaklandığına ve

yaptırımın sadece HDP siyasi faaliyetlerine uygulandığı iddialarına ilişkin

hiçbir somut bilgi ve belge sunmadıkları, dolayısıyla benzer durumdaki

etkinliklerde idarece farklı uygulamalar yapıldığını ortaya koyamadıkları

anlaşılmıştır. Başvurucuların şikâyetinin özü, izin almadan astıkları afiş

nedeniyle idari para cezası verilmesi olduğu anlaşılmıştır. Bir insan hakkı

ihlali niteliğinde olan ve kadına yönelik şiddet olgusuna dikkati çeken

afişlerin asılması bir düşünce açıklaması mahiyetinde olduğundan başvurucuların

tüm iddialarının ifade özgürlüğü kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir (benzer değerlendirme için bkz. İbrahim Halil Arabulan,

B. No: 2017/29411, 26/5/2021, § 23)

22. Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti”

kenar başlıklı 26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, düşünce ve kanaatlerini

söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve

yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber

veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması, ...kamu

düzeninin, ...korunması ...amaçlarıyla sınırlanabilir.

…

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir."

a. Anayasa Mahkemesinin İzinsiz Afiş Asma Eylemlerine

İlişkin Değerlendirmeleri

23. Anayasa Mahkemesi, izinsiz afiş asılması nedeniyle

idari para cezası uygulanmasının anayasal hakları ihlal edip etmediğini

denetlediği önceki kararlarında, afiş asma yoluyla yapılan düşünce

açıklamalarının anayasal güvencelerden yararlanmasının afiş asmanın bazı ön

şartlarına bağlanmasına engel teşkil etmeyeceğini ifade etmiştir (afiş asma

nedeniyle gerçekleştirilen müdahalelere ilişkin farklı bağlamdaki

değerlendirmeler için sendika hakkı kapsamında bkz. Abdulvahap Can ve

diğerleri, B. No: 2014/3793, 8/11/2017, § 53; toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenleme hakkı kapsamında bkz. Sinan Cem Öztürk, B. No:

2016/13477, 9/1/2020, § 43;Burcu Bardakcı ve Erdem Yinanç, B. No:

2016/13475, 11/9/2019, § 44; ifade özgürlüğü kapsamında bkz. Gökçe

Ekin Baran, B. No: 2016/13539, 9/1/2020, § 31).

24. 5326 sayılı Kanun'un 42. maddesinin gerekçesini

gözönünde bulunduran Anayasa Mahkemesi bu kararlarda, kamuya ait alanlarda afiş

asmanın yetkili makamın iznine tabi kılınmasına ilişkin düzenlemeyle görüntü

kirliliğinin engellenmesinin amaçlandığını vurgulamıştır. Dolayısıyla

kamuya ait alanlarda afiş asmanın izne bağlanmasının gerekli bir tedbir

olduğunu ve salt izin şartının hakkın ihlali niteliğinde olmadığını

açıklamıştır (birçok karar arasından bkz. Abdulvahap Can ve diğerleri, §

54; Halil Devrim Ulaş ve diğerleri, B. No: 2015/12590, 6/3/2019, § 42; İbrahim

Hallaç, B. No: 2016/9009, 7/11/2019, § 43; Neslihan Albayrak, B. No:

2015/19611, 13/9/2018, § 21).

25. Öte yandan Anayasa Mahkemesi izinsiz afiş asma

nedeniyle uygulanan idari para cezasını anayasal hak ekseninde değerlendirdiği

birçok kararında, tek başına izin şartının ihlal edilmesinin yaptırım

uygulanması bakımından yeterli görülmeyebileceğini açıklamıştır. Anılan

kararlarda, anayasal hakka yönelik müdahalenin haklı görülebilmesi için izinsiz

afiş asılması nedeniyle kamu düzeninin bozulup bozulmadığına veya bozulma

tehlikesinin bulunup bulunmadığına ya da böyle bir tehlikenin ortaya çıkıp

çıkmadığına ilişkin tespitlerin ve değerlendirmelerin önemine vurgu yapmıştır

(bu yöndeki değerlendirmeler için bkz. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası

ve diğerleri, B. No: 2014/920, 25/5/2017 §§ 88, 89; Abdulvahap Can ve

diğerleri, § 55; Ahmet Özdem, B. No: 2016/13541, 28/5/2019, § 33; Sinan

Cem Öztürk, § 45, Burcu Bardakcı ve Erdem Yinanç, § 46; İbrahim

Hallaç, § 45; Zeynep Gülşah Aksoy, B. No: 2016/50678, 28/5/2019, §

45).

26. Anayasa Mahkemesi Halil Devrim Ulaş ve diğerleri

kararında ise çevre kirliliğini önlemeye ilişkin hukuk normuna uyulmaması

nedeniyle uygulanan yaptırımın hakkın kullanılmasında caydırıcı bir etkiye

neden olmadığı ve zorunlu bir sosyal ihtiyacı karşıladığı sonucuna ulaşmıştır.

Anılan kararda idari para cezası verilmesinin hakka yönelik etkisine odaklanan

Anayasa Mahkemesi, kamusal mekânlara ileride yapılacak toplantının duyurusunu

içeren afişleri asmanın toplantı ve gösteri yürüyüşünün yapılmasının ve

duyurulmasının zorunlu şartı olmadığını, çevre kirliliğini önleme amacıyla

getirilen hukuk normunun ihlal edilmeden de hakkın kullanılabileceğini

belirtmiştir. Ayrıca toplantının serbestçe yapılamadığına yönelik bir şikâyetin

bulunmaması, yaptırımın hakkın kullanılmasına ilişkin olmayıp gerekli özenin

gösterilmeyerek çevreye zarar verilmesi nedeniyle uygulanması da hakkın ihlal

edilmediği yönünde sonuca ulaşılmasında etkili olmuştur (Halil Devrim Ulaş

ve diğerleri, §§ 37-45).

27. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi izinsiz afiş asılması

nedeniyle uygulanan idari para cezalarının hakkın ihlaline neden olup

olmadığına ilişkin değerlendirmelerinde afişlerin asılması suretiyle

kullanılmak istenen hak ilesağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı

arasında makul bir denge kurulup kurulmadığına ilişkin hususları gözetmiştir.

28. Açıklanan gerekçelerle mevcut başvuruda izinsiz afiş

asma nedeniyle idari para cezası uygulanması şeklindeki bir müdahalede, çatışan

haklar arasında makul bir denge kurulup kurulmadığı, hakların gerektiği ölçüde

korunup korunmadığı ve müdahalenin orantılı olup olmadığı irdelenecektir. Bu

değerlendirmede; kullanılan afişlerin yeri, sayısı, kalış süresi, hakkın etkin

bir şekilde kullanımı için zorunlu olup olmadığı ile cezanın ağırlığı ve

yaptırımın ifade özgürlüğüne olan etkisi de gözönünde bulundurulacaktır.

b. Başvurunun Değerlendirilmesi

29. Somut olayda başvurucular, bir parkta bulunan

ağaçlara izinsiz afiş astıkları gerekçesiyle idari para cezasıyla

cezalandırılmıştır (bkz. § 6). Başvurucular, kadına şiddet olgusuna yönelik

güncel bir konuda bilgilendirme ve farkındalık oluşturma amacıyla afişleri

astıklarını ifade etmiştir. Anayasa Mahkemesine afişte yer alan düşünceler

nedeniyle başvurucular hakkında kamu makamlarınca herhangi bir adli soruşturma

açıldığına dair bir bilgi sunulmamıştır.

30. Başvuruya konu eylemin toplumsal bir mesele hakkında

afiş asılması olduğu gözetildiğinde Anayasa’nın 26. maddesinin yalnızca ifade

edilen fikir ve bilgilerin içeriğini değil bunların ifade ediliş biçimlerini de

koruma altına aldığı unutulmamalıdır (kıyaslamak için bkz. Fatih Taş [GK],

B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 105; İrfan Sancı (2), B. No:

2018/5652, 30/3/2022, § 58; Meki Katar [GK], B. No: 2015/4916,

3/10/2019, § 58).

31. Öte yandan eldeki meselenin çözümlenmesinde söz

konusu afişin ülkenin en önemli güncel ve toplumsal meselelerinden biri olan

kadına yönelik şiddet olgusuna dikkati çekme amacıyla ağaçlara yapıştırıldığı

da gözetilecektir. Zira Anayasa’nın 26. maddesinde koruma altında bulunan ifade

özgürlüğü kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe

ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanmaması, bunları tek başına

veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi,

anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına

gelir. Anayasa Mahkemesi çok sayıda kararında ifade özgürlüğünün demokrasinin

işleyişi için yaşamsal önemde olduğunu belirtmiştir (Bekir Coşkun [GK],

B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No:

2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,

7/7/2015, §§ 35-38). Bununla birlikte ifade özgürlüğünün mutlak bir hak

olmadığı ve Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci maddesinde öngörülen sebeplerle

sınırlanabileceği de gözetilmelidir (Murat Karayel (5), § 29; Mehmet

Günhan Baysan, B. No: 2018/31084, 26/7/2022, § 25).

32. Anayasa Mahkemesi norm denetimine ilişkin bir

kararında, kamu düzenine aykırı davranışların önlenmesi ve toplumda

disiplinin sağlanması amacıyla bireylere idari para cezasının

uygulanabileceğini ifade etmiştir (AYM, E.1997/19, K.1997/66, 23/10/1997).

Gerçekten de toplum hâlinde yaşamanın gereği olarak bireylerin kamu düzenini ve

başkalarının hakları ile çatışan faaliyetlerinin belirli kurala bağlanmasının

ve idari düzeni bozan faaliyetlerinin orantılı bir yaptırıma tabi tutulmasının

gerekli olmadığı söylenemez.

33. Anayasa Mahkemesi bir diğer kararında ise-müdahalenin

meşru amacını teşkil eden- kamu düzeni kavramından ne anlaşılması

gerektiğini de ortaya koymuştur. Buna göre toplumun huzur ve sükûnunun

sağlanmasını, devletin ve devlet teşkilâtının korunmasını amaçlayan her şeyin

kamu düzeni kapsamında olduğunu açıklamıştır (AYM, E.1963/128, K.1964/8,

28/1/1964). Anayasa'nın 56. maddesinin birinci fıkrası ise "Herkes,

sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir" denilmek

suretiyle toplumun temiz ve düzenli bir çevrede yaşama hakkını güvence altına

almıştır. Ayrıca aynı maddenin ikinci fıkrasında "... çevre sağlığını

korumak ve çevre kirlenmesi önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir."

şeklindeki düzenlemeyle de devlete ve bireylere çevrenin korunmasına ilişkin

bazı ödevler yüklemiştir. Bu çerçevede düzenli ve sağlıklı bir çevrede

yaşanmasına ilişkin kamu otoritelerinin aldığı tedbirler, toplumun sükûnunu ve

dolayısıylakamu düzenini sağlamak için bir zorunluluktur.

34. Nitekim kanun koyucu, görüntü kirliliğinin

önlenmesi gayesiyle 5326 sayılı Kanun'un 42. maddesinde; kamuya ait alanlarda

afiş asılmasını yetkili makamın, özel alanlarda ise malikinin iznine bağlı

kılmış ve izin şartı yerine getirilmeden afiş asılmasını idari para cezası

yaptırımına tabi tutmuştur. Somut olayda da başvurucuların cezalandırılmasıyla,

izin alınmadan asılan afişler nedeniyle toplumsal düzenin ve çevre kirliliğinin

engellenmesi ve dolayısıyla kamu düzeninin sağlanmasının amaçlandığı

anlaşılmıştır.

35. İlk olarak, herhangi bir izin alınmaksızın kamuya

açık bir alandaki ağaçların üzerine gelişigüzel biçimde çok sayıda afişin

yapıştırılmasının görüntü ve çevre kirliliğine sebebiyet vereceği açıktır. Her

ne kadar bireyler iletmek istedikleri ifadelerin aktarılma şeklini seçmekte

özgür iseler de internetin, sosyal medyanın ve diğer iletişim imkânlarının son

derece geliştiği, topluma erişmek ve fikirleri yaymak için birçok alternatif

yöntemin bulunduğu günümüz şartlarında, üstelik yetkili idari makamlara

başvurarak mevzuata uygun biçimde afişlerin asılması da mümkünken görüntü

kirliliği oluşturacak biçimde kamu alanlarına afiş asılmasının ifade

özgürlüğünün etkin şekilde kullanımı için zorunlu olmadığı değerlendirilmiştir.

36. Öte yandan içeriği, yapıştırılma amaçları ve olayın

bütünü birlikte değerlendirildiğinde afişlerin küçük ebatlarda kâğıtlardan

oluştuğu da gözetilirse bunların sınırlı bir süre için ağaçlara asıldığını ve

geçici nitelikte olduğunu söylemek de mümkün görünmemektedir. Ayrıca

başvurucular, kadına yönelen şiddet hakkında toplumsal farkındalık oluşturmak

için yürüttükleri diğer faaliyetlerine müdahale edildiğini de iddia etmemiştir.

Somut olayın şartlarında afişlerin izinsiz şekilde asılmasının sağlıklı ve

dengeli bir çevrede yaşama hakkının korunması amacıyla getirilen hukuk normunu

ihlal etmesi nedeniyle başvuruculara uygulanan yaptırımın zorunlu bir sosyal

ihtiyaca karşılık gelmediği söylenemez.

37. Bununla birlikte 2020 yılında başvurucuların her

birine uygulanan 395 TL idari para cezasının mahiyeti ve cezanın hafifliği

gözetildiğinde sınırlamayla ulaşılmak istenen -sağlıklı ve düzenli bir çevrede

yaşama hakkı- amaç ile uygulanan idari para cezası arasında aşırı bir

dengesizlik bulunmadığı görülmüştür. Dolayısıyla hissedilir derecede zarar

veren bir etki yaratmayan para cezası ile somut olayda korunması gereken

menfaat karşılaştırıldığında yaptırımın orantılı olduğu değerlendirilmiştir.

38. Ayrıca başvuruya konu müdahale, başvurucuların

kullanacakları iletişim araçlarını seçme konusunda bir sınırlama da

oluşturmamaktadır. Nitekim başvurucuların düzenli bir çevrede yaşamı koruyan

hukuk normlarını gözeterek afiş asmalarının önünde bir engel bulunmamaktadır.

Sonuç olarak somut olayda başvurucuların sağlıklı ve düzenli bir çevrede yaşama

hakkına ilişkin hukuk normunu ihlal etmeleri nedeniyle uygulanan hafif

nitelikteki idari para cezasının ifadelerin aktarılmasına ilişkin tercih

hakkını aşırı biçimde kısıtlamadığı ve dolayısıyla ifade özgürlüğü üzerinde

caydırıcı bir etki yaratacak nitelikte olmadığı kanaatine ulaşılmıştır.

39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun olan başvuruların Anayasa Mahkemesince

kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda

başvurucunun ihlal iddialarını temellendiremediği, temel haklara yönelik bir

müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile

karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun

kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, §

24).

40. Açıklanan gerekçelerle ifade özgürlüğünün ihlal

edilmediği açık olduğundan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetlerine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen

başvurucuların yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA

5/10/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Kenan YAŞAR Raportör : Hasan HÜZMELİ Başvurucular : 1. Gülüstan SÖNÜK Vekili : Av. Devran YILDIZ 2. Şehriban AYDIN YILMAZ Vekili : Av. Hasan AKKOYUN 3. Zilan KAYA Vekili : Av. Mesut AYDIN 4. Bermal CAN 5. Seher AKSOY Vekili : Av. İlyas TARIM

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2021/936, 5 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Adli Yardım
  16. B. İfade
  17. B. No: 2017/29411, 26/5/2021, § 23)
  18. B. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça
  19. C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2021/936
Tarih
5 Ekim 2023

İlgili Kararlar

  • M.s. Başvurusu (B. No: 2020/15221)
  • Özgen Yalçın Başvurusu (B. No: 2019/16849)
  • Abidin Pişgin Başvurusu (B. No: 2018/16871)
  • International Mihr Foundatıon Başvurusu (B. No: 2016/9302)
  • Akil Nergüz Başvurusu (B. No: 2018/31983)
  • İsmet Karabulut Başvurusu (B. No: 2020/24390)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.