İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Beyza Gümüş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/21003)

1. Başvuru, kırma-eleme tesisi ve kireç fabrikası

Başvuru No2018/21003Tarih19 Kasım 2020Okuma15 dk · 2.961 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Beyza Gümüş Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
19 Kasım 2020
Başvuru Numarası
2018/21003
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.961 kelime·15 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, kırma-eleme tesisi ve kireç fabrikası

kapasite artırımı projesine ilgili idarece verilen çevresel etki

değerlendirmesi raporu ve çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararının

iptali istemiyle açılan davanın süre yönünden reddedilmesi nedeniyle mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 19/6/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Muğla'nın Merkez ilçesi, Orhaniye Mahallesi,

Karabağlar Yolu mevkii civarında kırma-eleme tesisi kapasite artırımı projesi

hakkında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (İdare) tarafından 13/3/2012 tarihinde çevresel

etki değerlendirmesi (ÇED) raporu ve ÇED olumlu kararı

verilmiştir.

9. Karar, Muğla Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü

(İl Müdürlüğü) ilan panosunda 9/4/2012-24/4/2012 tarihleri arasında ilan

edilmiştir.

10. Başvurucular karardan 25/4/2017 tarihinde haberdar

olduklarını ileri sürmüşler ve anılan kararın iptali talebiyle Muğla 1. İdare

Mahkemesinde (Mahkeme) 15/5/2017 tarihinde dava açmışlardır.

11. Mahkeme 22/9/2017 tarihli kararıyla davaya konu

işlemin iptaline karar vermiştir. Karar gerekçesinde, aynı konuda açılan bir

başka davada Mahkemenin 16/12/2016 tarihli kararı ile 26/1/1939 tarihli ve 3573

sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Araştırılması Hakkında Kanun

uyarınca zeytinlik sahalarına 3 km'den daha kısa mesafede kurulması mümkün

olmayan tesislerden olan kireç sanayi ve kırma-eleme tesisi için kapasite

artırımı projesine yönelik verilen dava konusu ÇED olumlu kararında

hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptal kararı verildiği, dolayısıyla

öncesinde hukuka aykırılığı tespit edilen dava konusu ÇED raporu ve ÇED

olumlu kararının iptali gerektiği sonucuna varıldığı belirtilmiştir.

12. Davalı İdarenin temyiz istemi sonucunda Danıştay Ondördüncü

Dairesi (Daire) 19/2/2018 tarihli kararıyla Mahkeme kararının bozulmasına,

davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle reddine kesin olmak üzere karar

vermiştir. Kararın gerekçesinde, dava açma süresinin başlangıcı olarak dava

konusu ÇED olumlu kararının ilan edildiği tarihin esas alınması

gerektiği vurgulanmıştır. Dava konusu işlemin Muğla Valiliği Çevre ve

Şehircilik İl Müdürlüğünce 9/4/2012-24/4/2012 tarihleri arasında ilan edildiği,

24/4/2012 tarihinden itibaren altmış gün içinde en geç 23/6/2012 tarihinde dava

açılması gerekirken 15/5/2017 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle

esasının inceleme olanağı bulunmadığı ifade edilmiştir.

13. Nihai karar başvuruculara 30/5/2018 tarihinde tebliğ

edilmiş, başvurucular 19/6/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ

HUKUK

14. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Demirdöven

Köyü Tüzel Kişiliği ve diğerleri, B. No: 2014/14359, 25/12/2018, §§ 20-24,

28-32.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

15. Mahkemenin 19/11/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

16. Başvurucular; kapasite artırımı yapılan tesis

yakınında mülklerinin olduğunu, tesisin 1969 yılından itibaren faaliyette

bulunduğunu ve kapasite artırımının bir vatandaşın dışarıdan anlayabileceği bir

durum olmadığını belirtmişlerdir. Dava konusu işleme dair ilanın sadece İl

Müdürlüğü panosunda yapıldığını ve başka hiçbir tebligat veya duyuru

yapılmadığını, anılan ilanın dava açma süresi ve yerini göstermemesi sebebiyle

tebligat hükmünde olmadığını, kapasite artırımının çevreye zarar verdiğini ve

davayı işlemden haberdar oldukları tarihten itibaren süresinde açtıklarını

belirtmişlerdir. Başvurucular yukarıda yer verilen sebeplerle adil yargılanma,

sağlıklı bir çevrede yaşama, maddi ve manevi varlığın korunması haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

17. Anayasa’nın "Hak arama hürriyeti"

kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve

yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucuların şikâyetlerinin özü, açtıkları davanın süre aşımından

reddedilmesi nedeniyle uyuşmazlığın esasının incelenmemesidir. Bu itibarla

belirtilen ihlal iddiası adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan

mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

19. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Hakkın

Kapsamı ve Müdahalenin Varlığı

20. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,

herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve

savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim

hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün

bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma

ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme)

yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım

Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156,

20/4/2017, § 34).

21. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak

arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve

özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan

en etkili güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından

görülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden

faydalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının

tanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının

sağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B.

No: 2013/8896, 23/2/2016, § 33).

22. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52).

23. Somut olayda idari işlemin iptali istemiyle açılan

davanın süre aşımından reddedilerek esasının incelenmemesi nedeniyle

başvurucuların mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu

görülmektedir.

b. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

24. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ...

yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve

ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırı

olamaz."

25. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

26. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen kanun tarafından öngörülme, haklı bir

sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup

olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

27. Başvurucuların idari işlemin iptali istemiyle

açtıkları davanın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesine ilişkin derece

mahkemesi kararının 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun 7. ve 8. maddelerine dayandığı görülmektedir. Dolayısıyla somut

olayda başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni

dayanağının mevcut olduğu anlaşılmıştır.

ii. Meşru Amaç

28. Dava açmanın bir süreye bağlanmasının meşru amacının

ne olduğu hususu benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesi tarafından

müteaddit defa incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi bu incelemelerinde, idari işlem

ya da eylemlere karşı açılacak davalarda süre koşulu öngörülmesinin en genel

ifadesiyle idari istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amacı bulunduğuna

işaret etmiştir (ayrıntılı değerlendirme için bkz. Ayşe Yıldırım, B. No:

2014/5, 25/10/2017, §§ 54, 55; Fatma Altuner, B. No: 2014/17714,

26/10/2017, §§ 48, 49; Çölbeyi Lojistik Nakliyat Gümrükleme Denizcilik

İnşaat Turizm Sanayii ve Ticaret Limited Şirketi, B. No: 2014/12354,

9/11/2017, § 52).

iii. Ölçülülük

(1) Genel İlkeler

29. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan

mahkemeye erişim hakkı mutlak olmayıp sınırlamalara konu olabilir. Ancak

Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi uyarınca anılan

sınırlamaların mahkemeye erişimi imkânsız hâle getirmemesi ya da aşırı derecede

zorlaştırmaması gerekir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen hukuki veya

fiilî sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen, §

52).

30. Bu nedenle mahkemelerin usul kurallarını uygularken

yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten

kaçınmaları gerektiği gibi kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan

kalkmasına neden olacak ölçüde aşırı esneklikten de kaçınmaları gerekir (Kamil

Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65). Bu kapsamda mevzuatta öngörülen

dava açma süresine ilişkin kuralların hukuka açıkça aykırı olarak yanlış

uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması nedenleriyle kişilerin dava

açma ya da kanun yollarına başvuru haklarını kullanmasına engel olunması

mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., § 38).

31. Bu bağlamda dava açma süresinin işlemeye başladığı an

da mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında büyük

önem taşımaktadır (Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 66). Dava

açma süresinin hangi tarihte başlayacağını belirlemek ve mevzuatı bu yönüyle

yorumlamak görevi esasen derece mahkemelerine aittir. Bireysel başvurunun

ikincillik ilkesi gereği, dava açma süresinin başlatılacağı tarihin

belirlenmesi noktasında Anayasa Mahkemesinin bir görevi bulunmamaktadır. Anayasa

Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol, dava açma süresinin hangi tarihten

itibaren başlatılması gerektiğiyle ilgili derece mahkemelerinin yorumlarının

mahkemeye erişim hakkına etkisini somut olayın koşulları ışığında incelemektir

(Ahmet Yıldırım, B. No: 2012/144, 2/10/2013, § 46). Bu kapsamda dava açma

süresinin hak sahibinin henüz dava hakkının doğduğundan haberdar olmadığı ve

somut koşullar çerçevesinde haberdar olduğunun kabulünü haklı kılan nedenlerin

bulunmadığı bir dönemde işlemeye başlaması dava hakkının varlığını anlamsız

kılabileceğinden ölçülülük ilkesini zedeleyebilir (Yaşar Çoban, § 66).

(2) İlkelerin Olaya Uygulanması

32. Başvurucular, dava açma süresinin başlangıcı olarak

davaya konu işlemin İl Müdürlüğü ilan panosunda ilan edildiği tarihin

(24/4/2012) esas alınmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğinden şikâyet

etmektedir.

33. 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde belirtilen dava

açma süresinin yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı

belirtilmiştir. Söz konusu hükmün amacı idari işlemlerin idare tarafından

ilgililere açık ve anlaşılır biçimde duyurulması ve bu işlemlere karşı idari

yollara veya dava yoluna başvurmalarına olanak sağlamaktır. Dava açma süresinin

başlangıcı olarak ilgililere yazılı bildirim yapılması esas olsa da bazen

işlemin niteliği veya işlemin muhatabının sayısının çokluğu sebebiyle yazılı

bildirim olmamasına rağmen dava açma süresinin başladığı kabul edilebilir.

Yazılı bildirimin yapılmadığı ve dava açma süresinin başladığının kabul

edildiği bu hâllerde de idare tarafından ilgililerin dava açma haklarını kullanabilmeleri

için en uygun vasıtaların kullanılmış olması gerekir. İdare tarafından yapılan

bildirime ilişkin vasıtanın dava açma süresini başlatır nitelikte olup

olmadığını belirlerken kullanılan ölçütün işlem sahibi idareyi de ağır bir

külfet altında bırakır nitelikte olmamasına dikkat edilmelidir.

34. Anayasa Mahkemesi benzer bir başvuruda çevresel etki

değerlendirmesine ilişkin mevzuatta; gerçekleştirilmesi planlanan projenin ÇED

süreci hakkında, projeden etkilenecek veya etkilenmesi muhtemel halkın yaşadığı

yer veya yerlerde ilan yapılmasının öngörüldüğünü, bu ilan ile kararın yöre

halkına duyurularak kişi ve kurumların süreç hakkında bilgilendirilmesinin

amaçlandığını ifade etmiştir (Egeçep Derneği ve diğerleri, B. No:

2015/4453, 3/7/2018, § 40). Dolayısıyla ÇED olumlu kararı verildikten

sonra yöre halkına yapılacak bilgilendirmenin halkın haberdar olmasını

sağlayacak şekilde yapılması gerekmektedir.

35. Olay tarihinde yürürlükte olan Çevresel Etki

Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 14. maddesinde ÇED kararlarının uygun araçlarla

halka duyurulması gerektiği düzenlenmiştir. 25/11/2014 tarihli ve 29186 sayılı

Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 14.

maddesinin (y) bendine göre askıda ilan tanımının valilik, kaymakamlık ve

muhtarlık binaları veya köy odasında bulunan askı ilan yerlerinde yapılan

duyuru olduğunu ifade etmekle halkın idari işlemden haberdar olmasına yönelik

araçların belirlendiği görülmüştür. İdarenin ilan vasıtalarını tercih etmede

halkın daha sık irtibatta bulunduğu ve işlemden haberdar olma kapasitesinin

yüksek olduğu yerleri öncelikle tercih etmesinin işleme karşı dava açma

süresinin başlatılması bakımından önemli olduğu belirtilmelidir.

36. Somut olayda ÇED olumlu kararının İl Müdürlüğü

panosuna asılması ile yetinildiği tespit edilmiştir. Panoya asma yöntemi

dışında kapasite artırımına gidilen tesisin bulunduğu aynı mahallede yaşayan

yöre halkının konudan haberdar olmasını sağlayacak başkaca herhangi bir yönteme

başvurulduğuna ya da başvurucuların karardan bir şekilde haberdar olduklarının

kabulünü haklı kılan bir neden bulunduğuna dair herhangi bir bilgi ya da belge

bulunmamaktadır.

37. Bu bağlamda kapasite artırımı yapılan tesis ile aynı

yörede mülkleri bulunan başvurucuların sadece İl Müdürlüğü ilan panosunda

yayınlanan ÇED raporu ve ÇED olumlu kararını takip ederek ilan

tarihinden itibaren dava açmalarını beklemenin hukuki güvenlik ve belirlilik

ilkeleri bağlamında öngörülebilirlik sınırları içinde olmadığı kanaatine

varılmıştır. Bu bakımdan başvurucuların dava açma süresinin başvurucuların

henüz dava hakkının doğduğundan haberdar olmadığı ve somut koşullar

çerçevesinde haberdar olduğunun kabulünü haklı kılan nedenlerin bulunmadığı bir

dönemde işletilmeye başlaması, mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahaleyi

ölçüsüz kılmaktadır.

38. Bu açıklamalar çerçevesinde Daire tarafından

başvuruya konu somut olayın koşulları çerçevesinde herhangi bir değerlendirme

yapılmaksızın, uygun araçlarla ilân edilmeyen işlemin salt ilan tarihi esas

alınarak 60 gün içinde dava açılmadığı gerekçesiyle davanın süresinde

olmadığına dair yapılan yorumun başvurucuların mahkemeye erişim hakkına yönelik

katı bir yorum olduğu ve bu yorumun başvurucuların mahkemeye erişim hakkını

kullanmasını aşırı derecede güçleştirdiği tespit edilmiştir.

39. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

Yıldız SEFERİNOĞLU bu görüşe katılmamıştır.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

41. Başvurucular, yargılamanın yenilenmesi talebinde

bulunmuşlardır.

42. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

43. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

44. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki

benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla

yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim

yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına

bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden

yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§

58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

45. İncelenen başvuruda idari işlemin iptali istemiyle

açılan davanın süre yönünden reddedilmesi nedeniyle davanın esasının

incelenememesi nedeniyle adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla

ihlalin Daire kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

46. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre

ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere Danıştay Ondördüncü Dairesine gönderilmesine

karar verilmesi gerekir.

47. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve

3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.294,70 TL yargılama giderinin

başvuruculara müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan

mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE Yıldız SEFERİNOĞLU'nun karşıoyu ve

OYÇOKLUĞUYLA,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

Muğla 1. İdare Mahkemesine (22/9/2017 tarihli ve E.2017/760, K.2017/1663)

GÖNDERİLMESİNE,

D. 294,70 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.294,70 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılması

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 19/11/2020 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY

Somut olayda idari işlemin iptali istemiyle açılan

davanın süre aşımından reddedilerek uyuşmazlığın esasının incelenmemesi

nedeniyle başvurucuların mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalenin

bulunduğu görülmektedir.

"Derece mahkemesinin ÇED raporu ve ÇED olumlu

kararının öğrenilmesine ve değerlendirilmesine imkan tanımayan nitelikteki ilan

tarihini esas alarak dava açma sürelerini belirlemesine ilişkin yorumunun

başvurucuların mahkemeye erişim hakkına yönelik katı bir yorum olduğu ve bu

yorumun başvurucuların mahkemeye erişim hakkını kullanmasını aşırı derecede güçleştirdiği

gerekçesiyle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine" dair

çoğunluk görüşüne katılmamaktayım. Şöyle ki;

Olay tarihinde yürürlükte olan Çevresel Etki

Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 14. maddesinde ÇED kararlarının uygun

araçlarla halka duyurulması gerektiği düzenlenmiştir. Somut olayda

İdarenin, ilan vasıtası olarak il müdürlüğü panosuna asılması şeklinde

yapılmasını tercih ettiği anlaşılmaktadır. ÇED olumlu raporunun sadece il

müdürlüğünün divanhanesinde ilan edilmiş olması söz konusu Yönetmelik açısından

yeterlidir. Kaldı ki yetersiz olduğu kabul edilse bile, bu ilandan tam 6,5

yıldan fazla bir süre sonra açılan dava açısından bu ilanın tamamen yok

sayılarak, sınırsız bir dava açma imkanı oluşturulması hukuki belirsizlik ve

güvensizlik oluşturmaktadır.

İlgili işletme sahipleri ÇED raporuna istinaden

işletmelerinde kapasite artırımına gitmek suretiyle ilave yatırım ile değişim

gerçekleştirmişlerdir. Başvurucular, kapasite artırımının dışardan

anlaşılmasının mümkün olmadığını dile getiriyorlar, buna karşın kapasite

artırımının çevreye olumsuz etkilerinin olacağını dile getirmeleri de ayrıca

bir çelişkili durumdur.

İlanın yetersiz olduğu kabul edilse dahi, en geç

23/06/2012 tarihinde açılması gerekirken, 15/05/2017 tarihinde açılan bir

davayı makul gösterecek bir gerekçe ortaya konabilmiş değildir.

Başvurucunun dava açma hakkını kullanabilmesindeki

bireysel yarar ve hukuki güvenlik ve istikrar ilkesinin sağlanmasındaki kamu

yararı arasında dava açmanın süreye bağlanmış olmasını anlamsız kılmayacak

şekilde bir denge kurulmalıdır. Aksi takdirde dava açmak için belirlenen

sürenin öngörülmesi anlamsız hale gelecek ve kamu yararı ile bireysel yarar

arasında gözetilmesi gereken denge kamu yararı aleyhine bozulmuş olacaktır.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Tuğba TUNA IŞIK Başvurucular : 1. Beyza GÜMÜŞ 2. Faysal ÜZEYİROĞLU 3. Kamil ERCAN 4. Mehmet ÜZÜMLÜOĞLU 5. Mustafa BAYKAN 6. Şenal OSKAY 7. Şükrü EVKURAN Başvurucular Vekili : Av. Kenan MUTLU Üye Yıldız SEFERİNOĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2018/21003, 19 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  16. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan
  17. C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının
  18. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların
  19. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  20. Karşıoy
  21. M. Emin KUZ
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2018/21003
Tarih
19 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • Özlem Tar. Nak. San. ve Tic. Ltd Şti. Başvurusu (B. No: 2019/1762)
  • Sunay Aslan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/20381)
  • Dilek Biberoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/18673)
  • E.s.k. Başvurusu (B. No: 2017/20801)
  • Bekir Çelik ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/29520)
  • Goncagül Satı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/17800)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.